Adı:
Hüsn-ü Aşk
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
172
ISBN:
9786055205980
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Araf Yayınları
Kendisi bu eseri, 1782’de girdiği bir iddia üzerine 6 ayda yazmıştır. Son dönem divan edebiyatının en önemli örneklerinden biri olmasının yanı sıra, tasavvufi alt yapısı ve sembolizmi ile genel olarak edebiyat ve spiritüalizm açısından çok önemli bir eserdir. Eserin kahramanları güzellik (hüsn) ve güzelliğe yönelişin sonucu olan aşk’tır. Eserin her bir satırında tasavvufi simgeler bulunur; kişi isimlerinden, yer isimlerine ve benzetmelere kadar. Sebk-i Hindî (Hint üslûbu) ile kaleme alınmıştır.
464 syf.
·10/10
Kitabımız bir şiir gibi kitabı içinde çok güzel şiirler var ancak biraz zor bir şiir kitabı. Sindire sindire okumak gerekiyor. Bende henüz bitiremedim ama kitap hakkında biraz bilgi vermek istedim.

''Dil hayret-i gamla lal kaldı Galib gibi bi mecal kaldı
Gönderdiğim arz-ı hal kaldı El an bir ihtimal kaldı.''

Böyle bir şiirden, bilmeyenler pek bir şey anlayamaz. Ben de pek anlamadım zaten. Bilinen kelimelerle bilinmeyen kelimelere tahmin yürüterek anlamaya çalıştım.

''Gönül gam hayretiyle dilsiz kesildi. Galib gibi mecalsiz kaldı;
Gönderdiğim arzıhale cevap gelmedi. Şimdi bir tek ihtimal kaldı''

Anlamı böyleymiş. İçinde açıklamaları var ancak keşke şiirin akabinde bu açıklama verilse daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Habire kitabın başında sonunda dolaşmam sonucu biraz kas yaptığım söylenebilir. Kitabın sonunda mini bir sözlük var sözcük dağarcığını genişletmek isteyenler içini yararlı. Ben kitaba kaldığım yerden devam edeyim. Yeni kelimeler öğretmesi açısından güzel bir kitap.
464 syf.
·3 günde·8/10
Arkadaşlar öncelikle belirteyim ki oldukça okuması zor bir kitap. Osmanlıca, arapça ve farsça kelime hazinem yeteri olmasına rağmen bir çok yerinde takıldım diyebilirim. Bu yüzden terimlere aşina değilseniz sıkılabilirsiniz.

Şeyh Galib'in Mesnevi'sidir bu eser. 2041 beyitten oluşur ve 6 ay gibi kısa bir sürede yazılmıştır. Aslında Şeyh Galib'in bu eseri, Nabi'nin Hayrabat adlı eserinin aldığı övgülere inat daha güzel bir eser meydana getirmek için yazdığı söylenir. Asıl konu Allah aşkıdır ve muntazam işlenmiştir. Ancak dediğim gibi alıntılarımdan da göreceğiniz üzere anlaşılması için lügat kullanmanız gereken bir eserdir ve bu tarz eserlere ilgi duymayan kesim malesef sıkılabilir.

Okumak isteyenlere yine de tavsiyemdir.

Saygılarımla...
464 syf.
·
Eski şairlerin en yenisi: Şeyh Galip


Mayakovski, "dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük şairi kimdir" diye sorunca Nâzım Hikmet hiç duraksamadan "Şeyh Galip'tir" demiş.(Nazım Hikmet'e katılıyorum)

Şeyh Galib eserini 26 yaşındayken, Divan’ını yazdıktan iki yıl sonra sadece altı ay gibi kısa bir sürede meydana getirmiştir. Bu eser onun en önemli eseridir. Klasik Türk Edebiyatı’nda Şeyh Galib’e ayrı bir önem verilmesine neden olmuştur.

Eser aruzun mef’ulü fe’ilatün fe’ulün kalıbıyla yazılan 2101 beyitten oluşmaktadır. Mesnevi şeklinde düzenlenmiştir.

Hüsn ü Aşk tasavvuf felsefesini anlatan alegorik bir mesnevidir. Eser “mecaz hakikatin köprüsüdür.” felsefesi üzerine kurulmuştur. Tasavvuftaki dervişin vahdete ulaşabilmek için çıktığı yolculuk, bu yolculuktaki tüm engellerle mücadele ederek sonunda vuslata ulaşması, bu yolculuğun sonunda kendini olgunlaştırması ve vahdete kavuşması, alegorik bir tarzda, Hüsn’ün Aşk’a kavuşmak için çıktığı yolculukla anlatılmıştır.

Bu açıdan Hüsn ü Aşk, tüm kahramanlarıyla, tüm nesneleriyle ve de tüm mekanlarıyla tasavvufi birer semboldür.

Hüsn, Hüsn-i Mutlak’ın yani Allah’ın sembolüdür. Allah, Hüsn’de tecelli etmiştir. Güzelliktir. Bu güzelliğe yönelişin ifadesi Aşk’tır. Aşk saliktir. “Seyr ü süluk”a çıkmıştır. Hüsn’ün güzelliğine kapılan Aşk, ona ulaşabilmek için türlü zorlukları göze alır. Dervişin vahtede ulaşabilmek için çıktığı seyr ü sülukta karşılaştığı zorlukları göze alması ve masivadan kurtulması Aşk’ın yolculuğu ile sembolize edilmiştir.

Tasavvuf bilgisine sahip olmayan biri, eserin sonunu okuduğu zaman, mesnevinin asıl manasını ve sonunu dahi anlayamaz. Eserin tamamine hakim olan sembolizm, son kısımda daha yoğunlaşmış; hatta okuyucuyu asıl manaya ulaştıran mecazi hikaye dahi anlaşılmaz duruma gelmiştir. Bu nedenle bu gibi alegorik hikayeleri tasavvuf felsefesine dayandığı için öncelikle bu konu hakkında bilgi edinilmesi gereklidir. Bu açıdan eserin son kısmı daha dikkatle incelenmelidir.
464 syf.
Yalnızca bizim ya da doğunun değil, dünya edebiyatının baş yapıtlarından biri. Ne yazık ki dünyayı bırakın ülkemizde bile neredeyse tanınmıyor. Böyle eserleri okuyunca edebiyatın sanat olduğu anlaşılıyor. Kötü yanı, şimdi yazılanlar için edebiyat demek güçleşiyor. Eğer şair Şeyh Galip' se şimdikiler ne? Şimdi şair varsa Şeyh Galip ne idi sorusu cevapsız kalıyor. Sadece aşkı, ilahi aşkı, tasavvufu anlatmıyor. Tüm bir felsefeyi, zihniyeti, yaşam biçimini anlatıyor. Okumak hem zahmetli, hem çok zevkli. Okuma eyleminin kendisini zevk hâline getiren müthiş bir ahenk, dil ve üslup. İçeriğini kavrayabilmek için defalarca okumak yetmez bir de üzerine yapılmış şerhleri, çalışmaları incelemek gerek. Klasik edebiyatımızı ve dili zirveye taşıyan eserlerden. Her kitaplıkta bulunmalı. Okullarda ders konusu olmalı. Yunanistan' da sadece İlyada ayrı bir ders. Bizde de hiç değilse böyle eserlerin birkaçı bir araya getirilip ayrıca bir ders olmalı. Eminim çok daha zarif ve düşünceli insanlar oluruz.
464 syf.
·Puan vermedi
Klâsik Türk edebiyatının son usta şairi Şeyh Galib, Nâbî'nin mesnevisinin üstüne kimse daha iyi yazamaz sözü üzerine tasavvufî alegorik mesnevi şeklinde yazar bu eseri.
464 syf.
Harika bir tasavvufi bir eser... Ikinci okuyusum benim. Ilki universite yıllarında bir edebiyat fakültesinden bir arkadasim tavsiye etmisti. O gün bugündur begenirim bu tarz mesnevi/ ilahi asklara.

Gerçek bir yolculuga çıkmıştım her okudugumda, dolu dolu bir o kadar da agdali kelimeler; ancak alisiyorsun o duyguya, baglaniyorsun.

Keyifli okumalar...
464 syf.
·6955 günde·Puan vermedi
Lise yıllarında çok bilgili bir öğretmenimiz vardı ve o zamanlar mesneviyi çok severdim ama bu kadar zorlanacağımı düşünmemiştim. Neyse ki kitabın içinde Şeyh Galibin hem el yazması, hem açıklaması, hem de anlamamız için oluşturulmuş bir sözlük vardı.
464 syf.
·Beğendi·10/10
Yıllar sonra, yine Kara Kitap'ı okumadan önce, Orhan Pamuk'un esinlendiği Şeyh Galip'in Hüsn ü Aşk'ını okudum.

Ben-i muhabbet (sevgi oğulları) kabilesinde aynı günde bir kız bir erkek çocuğu dünyaya gelir. Kıza Hüsn(güzellik), erkeğe Aşk(seven) adı verilir. Aynı okula gider aynı yerlerde gezerler. Gençlik çağına geldiklerinde, Hüsn güzel bir genç kız, Aşk yakışıklı bir delikanlı olur. Hüsn, Aşk'a vurulur, yataklara düşer. Kabile onları daha çocukken birbirlerine sözlemiştir ama kabile kurallarına göre erkeğin kızı istemesi gerekir. Aşk ise Hüsn'e karşı tepkisizdir.Aralarındaki mektupları Suhan taşır. Zamanla Hüsn'e karşı duyarsız olan Aşk, hem Suhan hem de arkadaşı Gayret'in teşvikleri ile Hüsn'e sevdalandığını farkeder.Aşk, kabileden Hüsn'ü ister. Kabiledekiler, uzak diyarlardan, kalp kalesinden kimyayı getirirse Hüsn ile evlenebileceğini söylerler.Aşk, arkadaşı Gayret ile yola koyulur; dipsiz kuyulara düşer, cadıların tuzağı ile karşılaşır, devlerle gulyabanilerle savaşır, kale zindanlarında esir olur. Her seferinde, Suhan farklı kılıklara girerek onları kurtarır. Sonunda kalp kalesinde kimyayı bulurlar. Aşk, Hüsn'üne kavuşur.

Ne güzel bir öykü değil mi? Ama.

Şeyh Galip Mevlevi Şeyhidir.  Anlattığı sembolleri çözerek hikâyeyi bir de şöyle okuyalım.

Mevlevi dergahına(kabile) biri gelir. Burada eğitimler dersler alır. Başta Hüsn(mutlak güzellik, Allah) Aşk'a(kul) sevgi gösterir. Allah'ın sevgisine yeterli kıymeti vermeyen kul, gayret ve Suhan ile bunun farkına varır. Dergahtakilere Allah'a varmak istediğini söyler. Çileli yolculuğa çıkar. Her zorluk, kendi nefsiyle mücadelesidir. Her pes ettiğinde Suhan gelir onu kurtarır. Suhan,Mevlana Celaleddin Rumi'dir.Tüm çileler aşılınca, Allah ve kul kalpte buluşur.

Evet, hissettiğiniz aynısını ben de yaşadım okurken. 2-3 günlük hızlı bir okumaydı ama kitaptaki açıklamalar ve benim yaptığım araştırmalar ile büyük bir okuma keyfi olduğunu söylemeliyim. Neler öğrendim neler. Tavsiyemdir.
266 syf.
·25 günde
Kitabın yazılış hikâyesini şöyle izah ediyor Şeyh Galip.Bir gün bir mecliste Nabi'nin Hayriye adlı eserinden bahis açılır.Meclistekiler Hayriye'yi övgüde aşırıya kaçarlar.Kimse bu esere nazire yazamaz derler.Şeyh Galib'in zoruna gider bu iddialı sözler ve Hüsn ile Aşkın bu güzel hikâyesini yazmaya başlar.Altı ayda tamamlar.Aruzla aksiyon filmlerine taş çıkaracak bir eser yazmak her babayiğidin harcı değil.Hele o cadı tarifi unutulmaz.
Bu eserin hem orijinalinin hem de çevirisinin beraber bulunması çok güzel.Niye daha önceden okumamışım diye hayıflanıyor insan...
464 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Hayftır şah iken alemde geda olmayasın
(Korkarım mü'min nefsine uyup da alemde şah iken mahluk olmayasın)
Keder-alude-i ümmid u reca olmayasın
(şu şöyle olacaktı bu böyle olacaktı diye ömrün böyle dedikodu ile geçmesin)
Vadi-i ye'se düşüp hiç ü heba olmayasın
(artık bu iş olmaz diye ye's içirisinde boşa giden bir kul olmayasın)
Yanılıp reh-rev-i sahray-ı veha olmayasın
(sakın ola ki yolunu kaybedip vehayı nefsi peşinden mahluk olarak ölen bir hayvan olmayasın)
Ademe muttasıl ol , taki cuda olmayasın
(bir insan-ı kamil ara bir mürşid-i kamil bul gerçek bir delil ve rehbere gönül ver ki topyekün boşa gitmeyesin)
Secdeler eyle ki merdud-i Huda olmayasın
(hoca ol ,hacı ol ,zengin ol, fakir ol ,imam ol ,müezzin ol , ol , ol , oll fakat bir insan-ı kamile dost ol)
Şeyh Galib
464 syf.
·23 günde·Beğendi·Puan vermedi
Muhabbetoğullarından yeni bir kurgusal dünya inşa edilebilir. Hüsn ü Aşk öyle bir umman, fakat aynı zamanda bir sahra da. Görüş menzili, susuzluk ve daha başka dikenler pusuda.
464 syf.
·Puan vermedi
Şeyh Galib 2041beyitten oluşan, aruz ölçüsüyle mesnevisini altı ayda yazmıştır. Edebiyatımızın bu baş yapıtında beşeri aşk, ilahi aşk ve  tasavvufi konular yer alıyor. Bunların yanında eser felsefik bir anlatıma da sahip.
Üzücü olan böyle bir eseri malesef sözlük veya çevirisi olmadan anlayamıyoruz. Zengin bir dile sahipken şu anda kelime haznemiz malesef çok fakir. @işban  basımında orjinal metin, çevirisi, sözlük, açıklama, biyografi ve Şeyh Galib'in kendi el yazısıyla yazmış olduğu metin var. Yani Türk Divan Edebiyatımızın  bu eşsiz eserini anlamamız adına güzel bir çalışma olmuş.
Şair demek, gönül ehli demektir; hoş meşrepli, aşırı varmayan bir tabiata sahip oluş demektir.
Şeyh Galip
Sayfa 194 - İş Bank. Yay.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hüsn-ü Aşk
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
172
ISBN:
9786055205980
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Araf Yayınları
Kendisi bu eseri, 1782’de girdiği bir iddia üzerine 6 ayda yazmıştır. Son dönem divan edebiyatının en önemli örneklerinden biri olmasının yanı sıra, tasavvufi alt yapısı ve sembolizmi ile genel olarak edebiyat ve spiritüalizm açısından çok önemli bir eserdir. Eserin kahramanları güzellik (hüsn) ve güzelliğe yönelişin sonucu olan aşk’tır. Eserin her bir satırında tasavvufi simgeler bulunur; kişi isimlerinden, yer isimlerine ve benzetmelere kadar. Sebk-i Hindî (Hint üslûbu) ile kaleme alınmıştır.

Kitabı okuyanlar 255 okur

  • Harun sağlık

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0