İnsan nedir?
İnsan nedir? En büyük mucit mi, sağduyulu mu, iyi mi, kötü mü, yardımsever mi yoksa bencil mi? Hayatımızdaki insanları nasıl tanımlarız? Ya da kendimizi nasıl anlatırız. Biz nasıl bir insanız?
Mark Twain der ki insan hiçbir şeyi üretmemiştir bu hayatta. Her şey insana dışarıdan gelmiştir. İnsanın zihnine bir şeyler dışarıdan yerleşir ve insan da ortaya yeni şeyler çıkarır. Ama bu fikir aslında ona ait bile değildir.
İnsanlar önce kendini düşünür. Bu konuda ona o kadar katılıyorum ki. Vicdanlı bir insan bile yoktur. “Vicdanımız başkalarına yaşattığı acının farkına varmaz, ta ki bize acı çektirene kadar. İstisnasız her durumda, başkasının acısını katiyen umursamayız, çektiği acı bizim rahatımızı bozana dek.” İnsanların yaptıkları iyilikler kendi çıkarlarıyla çelişsin, yine de yaparlar mı? Hiç sanmıyorum.
İnsan önce kendini düşünür, kendi rızasının olduğu şeyleri yapar. Bir hırsız çalarken kendi razıdır buna. O da öyle mutlu eder kendini. Aslında insanın önce kendi mutluluğunu önemsediğini çok güzel anlatıyor Mark Twain.
Yardımların da kötülüklerin de insanın kendini rahatlattığını anlatıyor. Sevgi, nefret, iyilik, kötülük, hırs, öfke.. Bütün duyguların kaynağının insanın kendi içinde olduğunu anlatıyor. İnsan ne ile mutlu oluyorsa, ne ile kendi rızasını alıyorsa o duyguyu seçiyor.
İnsanların yaptığı iyiliklerin tek nedeni sevilme ve taktir edilme isteğidir. İyi insanlar sevilir, bu bir kuraldır. Kötüler sevilmez. Toplum bizi bazı şeyleri yapmaya iter. Mark Twain de bunu anlatıyor aslında.
İnsanların zihni ondan bağımsızdır. İnsan zihnini kontrol edemez, zihin neyi düşünmek isterse neyle meşgul olmak isterse onunla ilgilenir. Bir şeyi düşünmeye kendimizi çok zorlasak bile bunu başaramayız. Aynı şekilde bir şeyi düşünmemeyi de bir yere kadar başarırız.