·
Okunma
·
Beğeni
·
27589
Gösterim
Adı:
Jane Eyre
Baskı tarihi:
4 Şubat 2003
Sayfa sayısı:
507
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780142437209
Kitabın türü:
Dil:
İngilizce
Fiery love, shocking twists of fate, and tragic mysteries put a lonely governess in jeopardy in JANE EYRE
Orphaned as a child, Jane has felt an outcast her whole young life. Her courage is tested once again when she arrives at Thornfield Hall, where she has been hired by the brooding, proud Edward Rochester to care for his ward Adèle. Jane finds herself drawn to his troubled yet kind spirit. She falls in love. Hard.

But there is a terrifying secret inside the gloomy, forbidding Thornfield Hall. Is Rochester hiding from Jane? Will Jane be left heartbroken and exiled once again?
576 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Charlotte Bronte 'den okuduğum ilk kitap. Zaten yazarın kısa ömründe yazdığı sadece dört eseri var. Bunlardan ''Vilette isimli eserini de aldım ve sırası gelince okuyacağım.Ama diğer iki eseri olan ''Profesör'' ve ''Shirley'' in maalesef Türkçe baskılarını şu anda kitap sitelerinde bulamadım. Eğer baskıları yapılırsa onları da mutlaka okumak isterim.

Jane Eyre, yazarın en ünlü eseri olarak kabul edilmektedir. Kitap, her ne kadar roman özelliğini taşısa da, yazım tekniği olarak direk okuyucuya hitap eden bir günlük veya anı kitabı özelliğine daha yakın görünümde kaleme alınmıştır. Konu itibariyle ise, anne ve babasının ölümüyle yalnız kalan küçük bir çocuğun, dayısının himayesi altına girmesi, ama maalesef dayısının ölümünden sonra ise ailenin onu kabullenmemesi sonucu büyüyüp yetişkin olana kadar ki başına gelenlerin, kendi ağzından anlatımından ibarettir. Tabii ki yetişkinliğinin ilk dönemleri de bu anlatıma dahildir.

Kitapta ayrıca, yazıldığı dönemdeki ve yerdeki sosyal ve çevre yapısı ile ilgili geniş bilgiler verilmektedir. Jane 'nin dünyaya geldiği andan beri süren kadersizliğini okurken, tesadüflerin insan hayatında olumlu veya olumsuz ne kadar etkili olduğunu yazarın bize vurguladığına şahit oluyoruz. Jane Eyre ' nin, temkinli ve mantıklı hareket eden, sağlam ve güçlü bir karaktere sahip olması, olumlu veya olumsuz tüm olaylar karşısında aynı tutumundan taviz vermemesi, bence o dönemde olmayan güçlü kadın imajına bir özlem olarak değerlendirilmelidir. Yazarın bu durumu özellikle bilerek ve isteyerek kurguladığını düşünüyorum.

Dünya Edebiyat Tarihinin bu önemli klasiği hakkında çok daha fazla yazmaya gerek görmüyorum. Kisaca , mutlaka okunması gereken kitaplardan biridir diyorum.
576 syf.
·Puan vermedi
İlk kez kitap incelemesi yapacağım, yanlışlarım veya aksaklıklarım olursa mazur görün. Öncelikle yazardan bahsetmek istiyorum. Kitabın yazarı Charlotte Bronte. Yazar kendi hayatından bazı parçaları bu kurgu yoluyla bizlere aktarmakta. Yazarın kız kardeşi Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeler klasiğini hepiniz duymuşsunuzdur. Bahsettiğim yazarlar üç kız kardeş, hepsi yazar ve o dönemde -yine- erkek egemenliği baskın görüldüğü için kendi kitaplarının okunmayacağı düşüncesiyle, takma erkek isimleriyle eserlerini yayınlamışlar. Kitabın konusuna gelirsek; aşk klasiklerinin baş yapıtlarından biri. Romantizm ve Viktorya Dönemi kendini baskın olarak gösteriyor. Adından da anlaşıldığı üzere baş karakterin ismi Jane Eyre ve bu karakterimiz zorluklarla, öksüz bir çocuk olarak büyüyor. Olayların ayrıntılarına girerek kitabın tadını kaçırmak istemiyorum ama Jane, Bay Rochester'in evine mürebbiyelik yapmak için gittiğinde; zorluklardan sonra gelen mutluluğu, aşkı burada bulur. Kitabın ana fikrine gelecek olursak; erkeklerin kadınlardan üstün olmadığını, kadınların ise gerekli durumlarda seslerinin çıkması gerektiğini, zorlukların üstesinden bazı güzel ve önemli tesadüflerin gelebileceğini, dış görünüşün hiçbir zaman önemli olmadığını, üzgün olduğumuz zamanlarda illa ki mutlu rolü yapmamız gerekmediğini ve duygularımızı gizlemeyip açıklığa kavuşturduğumuzda bir şey kaybetmeyeceğimizi okuyucuya iyi aktarıyor. Benim gibi klasikleri seven biriyseniz, kesinlikle kitabı okumanızı tavsiye ederim.
576 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Evet, nadiren yaptığım incelemelerden biriyle daha sizlerle karşı karşıyayım.

Jane Eyre aslında World Romance Classıcs (Dünya Romantizm Klasikleri) kapsamında bir eser ama kitap yalnızca romantizm içeriğine sahip bir kitap değil.Pek çok klasik gibi anlatmak istediği hadiseler ve vermek isteği mesajlar var.Kitapta bir kadının çocuk yaştan itibaren türlü zorluklardan geçerek,tek başına verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor.
Daha bebekken anne ve babasını kaybeden Jane,verildiği akrabasının yanında da kısa zaman içinde kaybettiği dayısıyla bir kez daha ölümle karşılaşır.Hayata hep kayıplarla başlayan Jane çocuk yaşta sevgisiz büyümenin de ne demek olduğunu yengesi ve bencil kuzenleri sayesinde öğrenir.
Bu kötü şartlar altında hayata tutunmayı bir şekilde başarır ve kendisini o dönemdeki pek çok kadından daha iyi yetiştirir.Zamanla hayat ona,ele avuca sığmaz karakterinin de katkısıyla bambaşka pencereler açar ve farklı insanlarla tanışır. Hayatında iyi bir mürebbiye,çevresi tarafından sevilen, sayılan bir insan ,sevgi dolu anlayışlı eş rollerini üstlenir.Yaşadığı ağır şartlar onu acımasız bir insana değil de tam tersine daha anlayışlı ve olgun bir şahsiyete çevirir.


Roman 1.tekil şahıs ağzından yazıldığı için,benim gibi Mr.Rochester'ın ya da diger karakterlerin duygu ve düşüncelerini öğrenmek isteyebilirsiniz.Ama bu anlatım tarzının faydaları da olmadı diyemem.
Karakteri daha kolay anlamamı sağladı ve onunla empati kurabilmemi kolaylaştırdı.
Victoria döneminin İngilteresi'nin anlatıldığı bu kitapta sınıf farklılıklarıda göze batıyor.Jane Eyre'nin,yazarın kendi hayatından esinlenerek kaleme alınmış bir eser olduğu söyleniyor.Hatta Jane'in okuduğu okulun,yazarın ablalarıyla birlikte öğrenim gördüğü Cowan Bridge'deki gittikleri şartları pekte iyi olmayan okul olabileceği,romandaki ölüm sahnesinin ablasının ölümüyle bire bir olduğuda da söylentiler dahilindedir. (Bronte kız kardeşlerin hayatını anlatan kitapta/The Bronte Sisters) Kadın yazarlar Viktorya döneminde ciddiye alınmadığı için yazar, eseri bir erkek ismi olan "Currer Bell" adıyla yazmış,takma isimle başarı yakalayamayınca kendi ismiyle eseri tekrar basmış ve başarıyı yakalamıştır.Tabi bu başarı diğer Bronte kardeşlere de yaramıştır.

Ayrıca kitabın en hoşuma giden kısımlarından biride yazarın ara ara "Sevgili Okuyucum" diye okura hitap etmesi oldu.Yazar bu şekilde bir deneme havasında okuyucuyla sık sık iletişime geçiyor ve dikkati sürekli kitaba topluyor.

Jane Eyre'yi okumanızı naçizane tavsiye edebileceğim bir eser olarak görüyor ve kendisinden ders alınılabilecek sağlam bir karakter olduğunu düşünüyorum.

Okumak isteyenlere şimdiden,İYİ OKUMALAR DİLERİM...
632 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Herkese merhaba. Lütfen toplanın çünkü hem ilginç bilgiler vereceğim sizlere yani bilgilendirici bir inceleme olacak hem de oldukça eğlenceli...

İşin bilgilendirici kısmından başlayalım. Bu yaz İngiltere Edebiyatı'na bir hayli aşina olmaya başladım, özellikle Victoria Dönemi diye geçen 19.yy kitaplarına. Bu dönemde en göze çarpan özellik, toplumda kadınlara oldukça kötü ve sıradan gözlerle bakılması. Dönemin düşünce anlayışına göre kadınlar sadece yemek yapar, çocuk yapar, iş yapar ama asla kitap falan yazamazlar. Jane Eyre kitabının yazarı Charlotte Bronte ile Uğultulu Tepeler'in yazarı Emily Bronte kardeşler. Bir de Anne Bronte adında kardeşleri var.

3 kız kardeş o dönemde bir şiir kitabı çıkarmışlar ancak kadın oldukları için ve dolayısıyla kimsenin okumayacağını düşündükleri için kitabın yazar kısmına erkek isimleri koymuşlar ve isimlerini baş harfleri aynı kalacak şekilde Currer,Ellis ve Acton olarak değiştirmişler. Bu enteresan durum beni gerçekten çok etkiledi, üstüne şiir kitaplarının da başarıyla yorumlandığını öğrendiğim zaman iki kat mutlu oldum.

Uğultulu Tepeler ile ilgili fikirlerimi zaten kitabın incelemesinde belirtmiştim, hayran olduğum kalemleri Bronte kardeşler arasında genetik sanırım, zira Charlotte olağanüstü hikaye becerisiyle beni benden aldı...

Kitaba gelelim, yazarın yazdıklarını yaşadığı, etkisinde kaldığı çok belli. Jane Eyre isimli bir kız annesiz babasız kaldıktan sonra teyzesinin ve onun 3 şımarık çocuğunun kaldığı eve sığıntı olarak yerleşiyor. Bir süre sonra yatılı okula giderek kendini geliştiriyor ve öğretmen oluyor. Okulda sıkılınca kendisine daha iyi bir iş arıyor ve bir konakta küçük bir kıza eğitim vermek üzere işe başlıyor. Konağın efendisine aşık oluyor ve her şey burada başlıyor...

626 sayfalık bu muhteşem kitabın her sayfasını yaşadım, her satırına gülümsedim. İngiliz Edebiyatı'nın o mükemmel betimleme gücü beni yine etkisi altına aldı ve Bronte'un kaleminin büyüsüne kapıldım. Kitap o kadar akıcı ki eğer bir gün 60 saat olsaydı 60 saatimi ayırıp bitirirdim mutlaka. Kitabın içinde o konakta yaşadım resmen. Ben Mr.Rochester oldum ve bana ait Jane Eyre'i aradım o güzel kasabanın içinde...

Teşekkürler Charlotte Bronte...

''Yakınımda olduğun zamanlar...Sanki sol kaburgamın altında bir yerde bir ip varmış da bu ip senin sol kaburgana sımsıkı bir kördüğümle bağlanmış .''
576 syf.
·Beğendi
Bu kitabı 5 sene önce okumuştum.Okadar güzel bir kitap ki sizleride içine çekeceğine eminim.Zorlukla başlayan bu mücadelede en sonunda zafere ulaşmış bir kızın hikayesi...
632 syf.
·8 günde·10/10
“Hayır, kendi kendini sen çekip ayıracaksın, kimse sana yardım etmeyecek. Kendi elinle sağ gözünü oyacaksın. Kendi elinle sağ elini keseceksin. Kendi yüreğini kendin deşeceksin.”
O kadar guzel bir kitapsin ki bittiğin icin ağlamak istiyorum... Bazen insanların benim delicesine sevdiğim şeylerin farkında olmamaları çok güzel, sanki o şeyle benim aramda kimsenin fark edemediği, hissedemediği bir bağ varmış gibi. Ömür, insanlara adapte olmaya yetmeyecek gibi görmüş olduk, tutunmanın ön koşulu adaptasyonken ve tutmanın arayışına da bir kez girildiyse eğer, insan devrikleşir. Eylemlerini sıraya koyamaz. İnsan, nasıl ayak uyduracağını bilememenin tökezidir artık başka ne söylenebilir..
576 syf.
·Beğendi·10/10
Jane Eyre, belki de benim bu hayatta koşulsuz kalbimi açabildiğim nadir insanlardan biridir. Bakmayın öyle, onu yalnızca bir kitap karakterinin içine sıkıştırmak çok ayıp olur.
Peki kimdir bu Jane? Sahi, insanların ya da benim gönlümde nasıl taht kurmuştur?
Haydin başlayalım.
Romanın ilk cümlesi şöyleydi, yanılmıyorsam 'o gün yürüyüş yapmak olanaksızdı.' Ve işte bu cümle ile bütün bir roman boyunca kolunuz Jane'in kolunda dağları tepeleri aşıp zorluklara göğüs gerip kırık bir çanak misali olan hayatı alabildiğin dolduruyorsunuz.
Jane Eyre için bir aşk romanı demek yasaklanmalı, evet içinde belki de 'ideal koca adayı' ismine hak kazanıp size her fırsatta tebessüm hediye edecek bir Bay Rochester var mamafih Jane Eyre gibi bir romanı aşk teması içerisine sıkıştırmak hem Jane'e hemde onunla birlikte yaşanılan her anıya hakaret niteliği taşır.
Karışık kuruşuk yazımı hafiften şöyle kenara itecek olursak bir de yazım diline değinelim.
Birinci ağızdan yazılmış olması Jane'i dost bellerken çok etkili oluyor, inkar etmeyelim. 'Sevgili okuyucularım' diyerek başlanan cümleler sizi Jane'in hayatında gizli bir gözlemciden ziyade olayları ilk elden öğrenen en önemli kişiye dönüştürüyor. Bur'da yadsınamaz bir şekilde gönlünüze taht kuracak olan yazarımızı unutmamak lazım sanırım.
Charlotte Bronté!
Bir süre sonra olan şey şu, Jane ile çay içerken Charlotte tarafından yapılmış enfes kurabiyeleri tatmak!
Velhasıl kelam, ne Jane Eyre yalnızca bir roman, karakter, genç bir bayan değil, ne de sevgili yazarımız Charlotte Bronté alelade bir yazar değil. İkisi de uzun bir süre, sol omurganızın altında ki o şeyi avuçlarında yüceltip size güzel tebessümler hediye edecek iki harika kişi.
Kalbiniz kadar zarif iki leydi.
632 syf.
·6 günde·Puan vermedi
“Seni -senin gibi garip, başka bir dünyadan gelmiş birini- canımdan çok seviyorum. Sana -senin gibi fakir, içine kapalı, ufak tefek ve basit birine- beni eşin olarak kabul etmen için yalvarıyorum.”

Uzun zamandır okumayı düşündüğüm sonunda okumayı başardığım bir kitap. İyiki de okumuşum diyorum şimdi. Aşk romanlarını çok sevmemekle birlikle bayıla bayıla okudum kitabı. Muazzam sürükleyici ve bir o kadar da acıklı bir aşk hikayesini anlatıyor. Yazarın kendi yaşamından da alıntıların olduğu bu klasik roman, gerçekten yazıldığı çağdan bu yana birçok kişi tarafından takdir görmüş ve hala okunmakta. Yani kitap almış olduğu klasik adının hakkını fazlasıyla veriyor zannımca.

Son olarak şunları söylemeden geçemeyeceğim; eğer ille de bir dünya klasiğinden başlamak istiyorsanız ve sizi gerçekten bambaşka diyarlara götürmesini amaç edindiyseniz Jane Eyre sizin için mükemmel bir tercih olacaktır. Keyifli okumalar dilerim.
576 syf.
·24 günde·8/10
''Jane Eyre'' küçüklüğümde kısaltılmış halini okuduğum klasiklerden biriydi ve okuduğum vakit umduğumu bulamamış, beğenmemiştim. Kardeşim kitabı almamış olsaydı, bir daha da okumak için yelteneceğim eserlerden biri olmayacaktı belki de.

Çocukluğundan yetişkinliğine kadar hayatını okuduğumuz Jane Eyre'i kendi ayakları üstünde durabilen, kararlı, akıllı bir kitap karakteri olarak hatırlayacağım. Tek kusuru fazla iyi yazılmış olmak bence Jane'in, biraz daha gri bir karakter olmasını istedim okurken. Charlotte Bronte'un yarattığı Jane karakterini, ister istemez kardeşi Emily Bronte'un ''Uğultulu Tepeler''inin Catherine Earnshaw karakteri ile karşılaştırdım. Hatta sadece karakterleri değil, kitabın bütününü de birbiri ile mukayese ettim ve Jane Eyre aşağılarda kaldı gözümde. Ancak bunu yaparken belki biraz adil davranamamış olabilirim, çünkü ''Uğultulu Tepeler''e olan sevgim bambaşka. Neyse, zaten kitapları kıyaslamak çok da doğru değil...

Jane'in çocukluğu ve Thornfield'de geçen kısımlar okumaktan keyif aldığım bölümler oldu. Kitabı kendi gözümde bölümlere ayırdım zaten, fakat kitap hakkında sürprizi bozacak herhangi bir ayrıntı vermemek adına bunları paylaşmayacağım. Thornfield'da misafirlerin ağırlandığı bölümlerde de ''Gurur ve Önyargı'' geldi aklıma. Misafirlerin ağırlandığı o bölüm, dönemin sosyal yaşantısını gösteren ufak çaplı bir aynaydı bence. Çoğunluğu kendilerini başkalarından üstün gören asil, zengin ve kibirli insanların; sosyal statüsü düşük fakat kendilerinden çok daha akıllı ve yetenekli olan insanlardan nasıl da üstün tutulduğunu görebiliyoruz bu bölümlerde. Sosyal statü durumu, eserin tamamına yayılmış bir biçimde işleniyor zaten. Özellikle de Bay Brocklehurst karakteri ile bu durumun net bir şekilde gözler önüne serildiğini düşünüyorum. Yetimler okulunun müdürü olan Brocklehurst, okuldaki çocukların kısıtlı imkanlarla yetişmesi gerektiğini, ancak bu şekilde iyi bir eğitimden geçeceklerini söylerken kendi eşi ve kızının kürkler ve mücevherlerle dolaşması keskin bir tezatı gözler önüne seriyordu. Ayrıca Brocklehurst, okurken en sinir olduğum karakter oldu. Bunların dışında din olgusu da kitapta baskın bir şekilde etkisini gösteriyor.

Kitapta Jane Eyre, Edward Rochester, St. John belli bir profil çizilmiş ve başarılı şekilde anlatılmış karakterler. Kitap aslında akıcı, fakat bazen aşırıya kaçan detaylar okumama ket vurdu. Kurgu konusunda ufak tefek zayıflıklar olduğunu düşünsem de okumaktan keyif aldım.

Evet, ''sevgili okuyucu'' (burada Jane Eyre'e selamlar...) hepinize keyifli okumalar diliyorum...
576 syf.
·Beğendi·10/10
Yazıldığı dönem göz önüne alındığında feminizm öğelerinin böylesine yoğun olduğunu görmek insanı şaşırtıyor.
Güçlü bir kadın karakterini, onun çocukluğundan başlayan zorlu hayat hikayesini ve her zaman ahlaklı kararlar verdiği aşkını okuyoruz.
Kitap boyunca tüm yaşadıklarını, hissettiklerini Jane ile beraber yaşıyoruz okuyucu olarak.
Hiç yorucu olmayan aynı zamanda çok içten, güzel bir dili var yazarın diğer kitapları gibi.
Karakterimiz bağımsız bir kadın her açıdan.
Bu da benim kitabı daha fazla sevmemi sağladı.
Karşılaştığı gerçeği, sevdiği adamın ona yalan söylemesini sineye çekmiyor.
Belki yaşadığımız bu çağa rağmen bazılarımızın cesaret edemeyeceği kararlar alıyor.
Kitaptaki aşk da sade ama etkileyiciydi.
Okumanızı tavsiye ederim.
632 syf.
·Puan vermedi
Sırf arka kapak değil, bugüne değin kaynak alınıp uyarlanmış, kitap ve film sayısının çokluğuyla “Jane Eyre”, konusunun bilinirliği, evrensel seviyede bir eser. Bu yüzden ben de, muhteviyatı sakınmak hususunda, eli rahat bi haldeyim. Yine de yakın zamanda, okuma listenizde bulunuyorsa, eseri okumayı bitirdikten sonra, yazdıklarıma göz atarsanız daha sağlıklı olur.
Bir kısım Türk okur ya da okura dışarıdan bakıp yorumlayan kimselerce “Historical Romance /Tarihi Aşk” tür olarak, aman canım sende “okuduğu da kitap olsa, aşk romanı işte” şeklinde, enteresan bir üst perdeden değerlendirmeye tabi tutuluyor. Bunu yapabilmek için nice eseri hatmetmiş olmalılar elbet, ben yine de gereksiz bir tahakküm olduğu kanısındayım. O türü küçük görenlere müjdelerim, klasik olması onu tür dışı bırakmıyor, Jane Eyre bir historical romance:)
Akrabalarının yanında yaşayan kimsesiz bir kızın hikayesi. Sığıntı olarak geçirdiği yıllar, akabinde yatılı okul günleri ve Thornfield (Diken Tarlası / bu isim, kardeşinin Uğultulu Tepeler’i ile benzer bir mantıktan) Malikanesine varan mürebbiyelik günleri. On sekiz yaşında, hayat fukarası, fiziksel özellikleriyle asla dikkat çekmeyen bir genç kız, feleğin çemberinden geçmiş, kırk yaşında namlı bir hovardayı kendine aşık eder. Gidişat içinde böylesi bir yakınlaşma masalsı bulunabilir. Yine aşka nerden bakıldığına göre değişen bir içe sindirip sindirmeme meselesi (sindiremedim).
Tek kafa sesi, tek ağız, başkarakterden okuduğumuz hikaye, kendi hariç, diğer karakterlerin de; davranış düşünce ya da his olarak aktarımını , genel geçer değil, kişisel gözlem ve değerlendirmeleriyle nakşettiğinden, her daim bir yanlı hal söz konusu. Zira birçok noktada, kişilerin kişilik özelliklerini alın, burun, ağız gibi uzuvlarına bakıp bilen, esas kızımız, bu minvalde Freud’a pabucunu ters giydirir:)
Çeşitli olayların sonucunda, Eyre sevdiği adam ve işinden yani malikaneden, bir yok hiç yok beş kuruşsuz ayrılmak zorunda kalır. Birkaç gün sürünür bla bla, nihayetinde dilenecek kadar düşer. Dilenip sığındığı kapıda, kendine geldiğinde evin emektar hizmetçisi sorar;
“Yoksa terzilik mi yapıyordun?”
Yanıt şahane bence :)
“Yok, terzi değildim. Yalnız, sen bana aldırma. Kafanı benim için yorma da burasının neresi olduğunu söyle.”
Evin sahibine de benzer bir üslupla yanıtlar verir, kurtarıldı, ağırlandı, müteşekkir..:)
Aradan zaman geçer, ki bu zaman aralığı teolojik argümanlar silsilesidir. Alt metin filan değil, direkt direkt din propagandası bolca yapılır. Dere tepe düz gidilerek, varılıp sığınılmış yer, meğer kuzenlerinin evi olmasın mı:) Bu güzel sürpriz, yine bir görev aşkı ile kuzen yakınlaşması (döneme has diyor geçiyoruz) olarak taçlanır.
ve kilometrelerce öteye varan, üç günlük mesafeden duyulan sevgilinin sesi. Burada da “yüce Tanrı istedi” oldu, aşkın üzerini mucizelerle bezedi hali devam.
Artık sona giderken, duyduğu sese kayıtsız kalamayan Eyre, sevdiği adama geri döner vs vs. Erkek egemen toplumda, kadının güçlü duruşunu gerçeklikle harmanlayıp ... diye gidiyor değerlendirmeler. Bana ilginç gelen bazı noktalar var.
Anne babasız kaldığında, yaşamak zorunda kaldığı ev zengin. Gönderildiği okul, paralı yatılı. Aldığı eğitim neticesinde, öğretmenlik yaparken, tercihini özel ders vermekten yana kullanıp gittiği yer malikane. Aşk yaşadığı adam malikanenin sahibi. Kaçıp süründüğü dönem kapısına vardıkları, hiç haberi olmadığı kuzenleri, arada hiç tanışmadığı amcadan kalan miras (yani temelde paranın ona sağladığı imkanlara dolaylı ya da dolaysız sahip) ve gaipten ulaşan sesler. Ne kadar rasyonel ne kadar irrasyonel, karakterimiz size göre ne kadar güçlü, okuyun konuşalım:)
Çeviriye gelince, tembihlemek yerine sıkılamak derken, beni de bi sıkıladı, bilhassa belirteçlerde sıkıntı olduğunu düşünüyorum, güncellenmeli.
Saygılarımla..
664 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Brontë kardeşleri okumaya Charlotte Brontë ile devam ediyorum. Jane Eyre çok değerli bir kitap oldu benim için. Aslına daha ilk sayfasından kitabı çok seveceğimi tahmin etmiştim ve tahminlerimde yanılmamış olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Roman, Jane Eyre on yaşındayken başlıyor ve kitapta bu güçlü karakterin yaşam öyküsünü okuyoruz. Kitap Jane'in ağzından anlatılıyor. Charlotte Brontë kitabın sonunu öyle güzel bir biçimde bitirmişti ki okurken gerçekten çok duygulandım. Yazar ingiliz edebiyatının öncülerinden biri ve onu o dönemde Jane Eyre gibi bir kadın karakter yarattığı için içten içe takdir ettim.

Kitabın sonu çok güzeldi, resmen ruhuma dokundu. Karakterler arasındaki ilişki çok sağlamdı, çok özeldi ve çok değerliydi. Aynı zamanda şunu da söylemek istiyorum, eğer böyle güzel bir kitabı harcamamak için "hangi yayından okusam acaba?" diye düşünüyorsanız sizlere ithaki yayınlarını öneririm. Çünkü ben Arzu Altınanıt'ın çevirisine ve kitabı bitirdikten sonra okunması gerektiğini düşündüğüm Nil Sakman'ın önsözüyle ithaki yayınlarının yaptığı işi oldukça başarılı buldum. Mutlaka okuyun, okutun. Keyifli okumalar:):)

"Sizi öyle özlüyordum ki Jane. Hem ruhen hem bedenen sizi öyle özlüyordum ki."
"Bütün dünya senden nefret etse ve hepsi yalancı olduğunu inansa bile eğer senin Vicdanın rahatsa başını dik tutmalisin."
Ben bir kuş değilim ve hiçbir ağ beni kapana kıstıramaz: Ben kendi bağımsız iradesine sahip, özgür bir bireyim!
Yerime dönerken aynanın önünden geçtim. İstemeyerek derinliklerine baktım; orada aslında her şey daha soğuk, daha karanlıktı. Beyaz yüzü, beyaz kollarıyla, bir nokta gibi görünen küçücük garip bir yaratık, korkudan parlayan gözlerle bana bakıyordu.
"Bir kadın, geleneklerin kendisi için yeterli saydığı şeylerden daha fazlasını yapmak, öğrenmek isterse onu kınamak, alaya almak düşüncesizliktir. "
Charlotte Brontë
Sayfa 135 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Jane Eyre
Baskı tarihi:
4 Şubat 2003
Sayfa sayısı:
507
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780142437209
Kitabın türü:
Dil:
İngilizce
Fiery love, shocking twists of fate, and tragic mysteries put a lonely governess in jeopardy in JANE EYRE
Orphaned as a child, Jane has felt an outcast her whole young life. Her courage is tested once again when she arrives at Thornfield Hall, where she has been hired by the brooding, proud Edward Rochester to care for his ward Adèle. Jane finds herself drawn to his troubled yet kind spirit. She falls in love. Hard.

But there is a terrifying secret inside the gloomy, forbidding Thornfield Hall. Is Rochester hiding from Jane? Will Jane be left heartbroken and exiled once again?

Kitabı okuyanlar 3.620 okur

  • Aytuğ Selçuk
  • Güler talay
  • şule uzundere

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları