Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

“Özgürlüğün Kanatları”
Puan vermedi·568 syf.·
2025 141. kitabı
Evet, çürüme, bozulma yolundayım ve ikide bir suyla dolan hücrede yaşasam da yine kaçıyorum, yine özgürlük yolundayım. Kimse bu gerçeği inkar edemez ya.” (s.206) 26 Ekim 1931 tarihinde Henri Charrière, haksız yere aldığı kürek cezası günlerini yalın, içten ve sürükleyici bir dille otobiyografik romanı, Kelebek ‘te anlatıyor. Kelebek sanki karşısında oturup onu dinliyormuş hissi veriyor. Yayımlandığı dönem kitabın yayıncısı Kelebek’teki metnin yalnızca küçük düzeltmelerle yayımlandığını ve anlatılanların gerçekliğine kefil olduğunu açıklıyor. Zira kitabı okuyan gerçekliğini sorgulayacaktır. Kelebek öyle bir hayat kaleme alıyor ki okurken hikayenin vuruculuğu karşısında böyle bir hayat yaşanamaz dedirtiyor. Yine de satırlarında özgürlüğün yakıcı nefesini derinden hissettiriyor. Paris’te ağır ceza yargılamasıyla başlayan eserde Kelebek haksız yere cinayetle suçlanıyor, delil yetersizliğine rağmen jüri müebbet kürek kararı veriyor. Charriere yani Kelebek ömür boyu cezasını çekmek için Fransa’nın denizaşırı sömürgesi olan Guyana’ya doğru yola çıkarılıyor. Yolculuktan itibaren macerası da başlıyor. Akabinde defterler boyunca kaçış teşebbüsleri sahneye çıkıyor, yolculuklar, tüpler, sığınaklar, adalar ve limanlar eşliğinde özgürlük arzusunu sürekli diri tutuyor. Bu soluksuz serüveni edebi süslerden uzak, yalın ama çarpıcı bir dille aktarıyor. Hayat hikayesinde hapishane yaşamının acımasız koşullarına tanık olurken, diğer yandan insan iradesinin sınırlarını keşfe çıkarıyor. Böylece Kelebek kararlılıkla ayakta duran bir insanın portresini bütün sadeliğiyle çiziyor. Kelebek özgürlüğü için mütemadiyen kanat çırpıyor, zincirlerden kurtulmak istiyor. Mahlası olan Kelebek ana temasındaki özgürlük arzusunun hakkını veriyor. Anlatısı da defterler
Düşünce
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20246,5bin okunma
Hayal Yıkan Lokanta...
4/10
·568 syf.·
2025 7. kitabı
Damak zevkini bilemediğin bir çok kişinin aşırı övgüsünü almış lüks değil ama iyi halli bir lokantaya gittin. Baktın çorba...eh. Dedin ki...ben alamamış olabilirim, ana yemek ile devam ettin; tırto. Dedin ki kesin tatlı çok iyi çıkacak...tatlı da cort. Derin bir edebiyat beklemeyin. Hikayemiz şu, kahramanımız kaçıyor, kaçıyor, kaçıyor ve kaçıyor. Bu. Zaten bu otobiyografinin başında anlamalıydım. Yayınevine giden kitap; yahu ben çok acayip kaçış öyküleri okudum, benimkinin de kalır yanı yok...icabında kalem tutan elimiz var...ne yapalım, kitap yapalım mı? Dilemma şu ki; neden bu derece yüksek puanlı. Hikaye tırt, edebiyat arama, güzel öykü ve onlarca tekrar...sır şurada; acayip sürükleyici. Doğal olarak, e şimdi n'olacak mevsimindesin sürekli. Bir insan beşyüzyirmi sayfanın dörtyüzyetmişinde kaçmış olabilir mi ya. Bazı tavsiyeleri; hı hı bir ara okurum...demeyi öğrenemeden hemen atlamak huyum...Neyse. Kendime de acayip kızgınım bu arada. Tavsiye aldığın insanlar belli sanki bilmiyorsun huyunu be adam.
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20246,5bin okunma
Puan vermedi·568 syf.··
2025 40. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 23:50
Oldukça yoğun bir dönemde olduğum için bir çırpıda bitiremediğim bir kitaptı. Ne yazık ki bazen istediğim zamanı ayıramıyorum kitaplarıma. Özel hayatımdaki yoğunluk bir yana kitabın elimde sürünmesinin başka sebepleri de olduğunu düşünüyorum. Olaylar gerçekten yaşandığı için ilgi çekiciydi. Ancak benim kitaplarda görmeyi çok sevdiğim kalem oyunlarını bu eserde bulamadım. Çünkü eserin yazarı anılarını benim nazarımda “amatörce” dile getirmişti. Elbette bunun sebebi onca macerayı yaşayan Kelebek’in asıl mesleğinin yazarlık olmaması olabilir. Kelebek’in başından geçenleri sürükleyici ve heyecanlı bulduğum halde Kelebek’in ağzından henüz olayları okuyamadan, olayların sonuçlarını okumak benim merakımın önünü tıkadı. Tekrar okuyacağımı sanmıyorum. Ama unutabileceğim bir eser de değil kesinlikle. Şans verilebilir. Özgürlüğün peşinde hiç yorulmadan koşan savaşçı Kelebek’i tanıdığınıza en az benim kadar memnun olacağınızı düşünüyorum.
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20246,5bin okunma
Puan vermedi·568 syf.··
2025 5. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2025 15:51
Kelebek bir otobiyografik romandır ve gerçek bir yaşam hikayesidir. İşlemediği bir cinayetten yargılanıp müebbet kürek cezasına çarptırılan Henri Charriere’nin 13 yıl süren özgürlük mücadelesi anlatılıyor. Henri namıdiğer Kelebek, ilk kaçma girişimi başarı ile sonuçlansa da kaçışından 10 ay sonra yakalanır. Ancak özgürlüğe ulaşana kadar kaçma girişimlerine devam eder. Cesareti, azmi, mücadelesi, sabrı hayranlık uyandırıcı… Kitabı etkileyici kılan da gerçekten yaşanmış olması. Bazı yerleri çok merakla okudum elimden bırakmak istemedim. Ancak kitabın ortalarında sıkıldığımı da belirtmek isterim. Ben kitabı çok ara vererek okudum. Karakter ve mekan bakımından çok yoğun olduğu için ara vermek odaklanmamı zorlaştırdı. Ayrıca kitabın başında harita var oraya bakarak okumanız daha keyifli ve anlaşılır bir okuma yapmanızı sağlayabilir.
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20246,5bin okunma
9/10
·568 syf.··
Beğendi
·
2025 84. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 00:00
Kelebek ~ Henri Charriere Kitabın yarısı on günde bitti, ikinci yarısıysa bir günde. Ben bile şaşırdım. Uzun soluklu okumaları severim ama bir kitaptan uzaklaşınca aradaki mesafe hızla açılır. Kelebek ise tam tersini yaptı, beni içine çekti. Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir hikâye okumuyor, sanki Kelebek’le birlikte firar edenlerden biri oldum sanki. Bu kitap, özgürlüğün bedelini iliklerine kadar hissettiren, yarı otobiyografik bir başkaldırı hikâyesi. Henri, namıdiğer Kelebek, işlemediği bir cinayet nedeniyle müebbet kürek cezasına mahkûm edildiğinde, itiraz edecek gücü bile kalmamış, toplumun çoktan gözden çıkardığı bir adam. Uğradığı haksızlığı, içindeki öfkeyi bileyleyen bir iradeye dönüştürerek, çok az kişinin sağ çıkabildiği kürek cehenneminden kurtulmak için insan sınırlarını zorlayan bir yolculuğa atılır. Bu yolculuk, on üç yıl boyunca sürecek.. kaçış, yakalanış ve yeniden kaçışlarla örülü amansız bir hayatta kalma mücadelesine dönüşür. Roman boyunca hapishane yalnızca dört duvar değildir… sistemin, adaletsizliğin ve insanı insanlıktan çıkaran düzenin somut hâlidir. Buna rağmen Kelebek’in en çarpıcı tarafı karanlık değil, inatla sönmeyen umududur. Kaçış denemeleri, dostluklar, ihanetler ve yalnızlık… hepsi özgürlük arzusunun etrafında döner. Charriere’in dili yer yer sade, yer yer sert ama her zaman samimi. Bu da hikâyeyi romantize etmekten çok, yaşanmışlık hissiyle güçlü kılmış. Kitap bana şunu düşündürdü; Özgürlük bazen bir ülke, bazen bir deniz, bazen de yalnızca kendi iradene sahip çıkabilmek. Ve insan, elinden alınan şeyi geri istemekte ne kadar haklıysa, ona ulaşmak için göze aldıklarıyla da o kadar yalnız… Gerçek bir yaşam öyküsüne, insanın sınırlarını zorlayan bir özgürlük mücadelesine ortak olmak isteyenlere gönülden tavsiyemdir.
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20246,5bin okunma
Özgürlük o kadar güzel ki!
Puan vermedi·568 syf.··
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2025 19:13
Bir insan, nereye kadar çabalayabilir? Üst üste başarısız olmak, nasıl olur da insanı bir nebze bile olsa ümitsizliğe düşürmez? "Kelebek", yazarımız Henri Charrière'nin kendi hayatını kaleme aldığı otobiyografik bir eser. Bir yazarın cezaevi deneyimlerini anlatmasından oluşan ve çokça satılan bir kitap gören yazarımız, "O yazmış, ben niye yazmayayım?" diye düşünerek yazmaya başlıyor eserini ve on üç defterden meydana gelen "Kelebek" çıkıyor ortaya. Yazarımız, cinayet suçuyla yargılanıyor ve müebbet hapis cezası alarak Fransız Guyana'sına gönderiliyor ama esaretin prangasını asla kabul etmeyerek gittiği her yerde kaçma girişimlerinde bulunuyor ve maceradan maceraya atılıyor. Kitapta Fransa'nın o dönemdeki yargı sistemine ve hapishanelerine yönelik çok ciddi bir eleştiri var çünkü mahkumlara çok insanlık dışı muamele edildiği çok net görülebiliyor. Bu açıdan kitabın eleştirel tutumunu sevdim açıkçası. Mahkumların kendi aralarında kurduğu dostluklar ya da çıkarlar için birbirlerinin - tabiri caizse- kuyularını kazmaları da kitabın üzerinde çokça durduğu konulardan. Aynı kaderi paylaştığın insanla dost da olabiliyorsun düşman da, gerçekten çok tuhaf... Ama kitaptaki asıl vurgu kesinlikle "özgürlük" üzerine... Kitaba "özgürlük manifestosu" da deniyor zaten. Esareti kabul etmektense, özgür olmak için mücadele ettiği sırada ölmeyi göze alan bir karakterimiz var. Kitabın edebi ve etik yönüne gelecek olursak; edebi bakımdan bence çok da etkileyici ve edebi hissi yüksek olan bir kitap değil, bu nedenle okurken ara ara sıkıldığım da oldu. Etik açıdan da "Bunu yazmaya ne gerek vardı? Kitabın ve olayların gelişimine ne katkısı var şimdi bunun?" dediğim noktalar oldu, o ahlak dışı kısımlar olmasaydı da kitabın akışında eksiklik hissedilmezdi diye düşünüyorum.
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20246,5bin okunma
Puan vermedi·568 syf.··
2025 2. kitabı
·
307 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 18:42
Bir insanın hem kendisi hem de arkadaşları için verdiği adalet mücadelesine tanıklık ediyoruz. Bu savaşta, kahramanımız olan “Kelebek”in zaman zaman özgürce uçabildiğine, zaman zamansa kanatlarının kırıldığına şahit oluyoruz. Ancak onu asıl özel kılan, asla pes etmemesi ve ne olursa olsun mücadelesinden vazgeçmemesidir.
1000Kitap
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20246,5bin okunma
10/10
·568 syf.··
Beğendi
·
2024 42. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2024 02:12
Tek kelimeyle soluksuz anlatıma sahip bir kitap . Anlatılan olayların gerçek olması da her ilginç olayın daha da ilginçleşmesini sağlıyor. Kitap yine insanların insanlara sunmuş olduğu vahşeti en yakın soluktan anlatıyor serinin ikincisini de sabırsızlıkla okuyacağım ayrıca kitap adli sosyal hizmet alanında okunabilecek bir kitap cezaevi kuralları hükümlü insanların derinleşmesine incelenebileceği bir kitap kitabı bitirmenin rahatlığı ile filmini izleyeceğim
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20246,5bin okunma
Kafamda Çektiğim Kelebek
10/10
·565 syf.··
Beğendi
·
2025 69. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2025 17:07
Servetini sıfıra indiren, altmış yaşlarına yaklaşmış bir adamın kulağına bir isim çalınır: Albertine Sarrazin . Oysa bu ismi duymasa, belki de hiçbir zaman kaleme sarılmayacak, dünyanın en çok konuşulan kaçış hikâyelerinden biri de hiç doğmayacaktı. Bu adam Henri Charrière , nam-ı diğer Kelebekti. 1930’larda işlemediği bir cinayet yüzünden kürek cehennemine mahkûm edilir. Ama onun hikâyesi bir suçlunun değil, özgürlüğe inanan bir ruhun hikâyesidir. On üç yıl süren bu bitmeyen kaçış, yalnızca geçmişten kurtulmanın değil, insanın kendi geleceğini yeniden yazma cesaretinin de sembolü olur. Ve belki de her şeyin arkasındaki en büyük etken, Kelebek’in paraya olan ihtiyacıdır. Charrière, Sarrazin’in kitabını okuduktan sonra kendi kendine şöyle der: “İyi be, dedi bu yavru kırık bacağıyla zulalı yerlere gizlenip 123.000 kitap sattıysa ben, otuz yıllık serüvenlerimle üç katını satarım.” (s:2 ePub) Kitabı okudukça fark ediyorsunuz ki, Kelebek bir şekilde o parayı hep buluyor. Kelebek , ilk sayfalarından itibaren gerçek bir hikâyenin sınırlarını zorlayan bir anlatı sunuyor. Okur, olayların akışı içinde yalnızca bir mahkûmun kaçışlarını değil, insanın özgürlük arayışını, yaşamla ve ölümle kurduğu o ince bağı da izliyor. Kitap normal seyrinde, oldukça akıcı bir şekilde ilerlerken bir anda gelecekte olacak bir olayı söyler gibi yapıyor; o küçük kırılmalar “nasıl oldu da öyle oldu” diye daha çok merak ettiriyor. Bu geçişlerin doğallığı, yazarın anlatımındaki ustalığı hissettiriyor. Gerçek bir yaşam öyküsünü okuduğumuzu bilmemize rağmen, bazı sahnelerdeki gerçekçilik neredeyse dayanılmaz bir yoğunlukta. “Yok artık” dedirten anlar, Kelebek’in yaşadıklarını bir masaldan çok bir belgesel gibi algılamamıza neden oluyor. Ve belki de kitabın asıl çekiciliği burada: ne kadar inanılmaz olursa olsun,
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20196,5bin okunma
7/10
·565 syf.··
2017 86. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2017 08:44
Nihayet! Ben bu kitabı belki on yıl olmuştur Kurtlar Vadisinde Halo Dayı hapiste okurken gördüm o zamandan beri aklımda, geçen yıl Ezel'i izlerken yine karşıma çıktı, dedim okucam bu kitabı ama 35 lira olduğunu görünce almak istemedim ta ki sahafın birinde 1973 baskısı 2. elini 5 tl'ye satıldığını görene kadar. Aldım aldığım gibi de okumaya başladım ama uzun sürdü baya. Kitabın çok ilginç bir hikayesi var, nasıl Esaretin Bedeli ya da Cesur Yürek için sinemanın özgürlük manifestosu denir, bu kitap içinde kitapların özgürlük manifestosu deniliyor. Nedenini konusunu anlattığımda anlayacaksınız. Öncelikle kitap gerçek bir hayattan doğrudan yaşayanı tarafından aktarılmış bir nevi otobiyografi, zaten ben gerçek hayattan esinlenilen kitap ve filmleri daha çok severim. Denzel Wastington'dır bu sebeple en sevdiğim aktör. Adamımız bir gün bir kitap okurken bakıyor kitap 200 bin küsur satılmış, diyor ki "ulan bu kitap bile bu kadar satıldıysa ben hayatımı yazsam milyon satar, köşeyi dönerim.", dönüyor da. Kitap ilk senesinde Amerika'da 5.5 milyon, Fransa'da 1 milyon, İngiltere ve Almanya'da da 1 milyon satıyor. Peki ne var bu adamın hayatında? Hırs var, azim var, mücadele var, acı var, kan var, dehşet var, şakak kemiğinden girmiş levye var... Olay tam olarak şöyle oluyor. Adamımız işlemediği bir şuçtan dolayı kürek cezası alıyor dediğine göre (ben pek inanmadım gerçi, çünkü adamda adam öldürme potansiyeli ve içgüdüsü var) sonra güney amerika'da bir hapse gönderiliyor ama adam sürekli kaçma peşinde başarısız denemelere rağmen vazgeçmiyor tam bir Micheal Scofield. Hatta bir kaçısında kızılderililerle 8-10 ay yaşayıp yuva falan kuruyor. Sonra tekrar yakalanıp adaya sürülüyor ama adam yine planlar, entrikalar Lost'lar yine kaçıyor. Tabi böyle kolay yazdığıma bakmayın okursanız
Edebiyat
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20196,5bin okunma

Yazar Hakkında

Henri CharrièreYazar · 4 kitap
Fransız yazardır. "Papillon" (Kelebek) isimli kitabı ile ünlüdür. 1906da Fransanın Ardeche şehrinde doğmuştur.Annesi 10 yaşındayken ölmüş,çocukluğu iki kız kardeşiyle öğretmen olan babasının yanında geçmiştir.1923 yılında 17 yaşındayken Fransız Deniz Kuvvetlerine yazılmış,burada 2 yıl çalışmıştır.Buradan ayrıldıktan sonra Pariste suç örgütlerine katılmış,yasadışı işler yapmaya başlamıştır.rnrnMahkumiyetirnrn26 Ekim 1931 yılında Pariste cinayet suçundan tutuklanmış,bu suçtan Fransız Guyanasında ömür boyu kürek mahkumiyetine çarptırılmıştır.Ve 13 yıllık kaçış mücadelelerinden sonra özgürlüğüne kavuşmuştur.Kaçış Ayrıntıları Daha sonra Venezuela vatandaşı olmuş orada da tüm mahkumluk hikâyesini kendi lakabını taşıyan "Kelebek" adlı kitapta yazmıştır. Banko adlı kitabında da özgürlüğe kavuştuktan sonraki yaşamını anlatmıştır.rnrn13 yıllık kaçışını anlattığı kitabı Papillon, Türkiyede e Yayınları tarafından Aydil Baltanın çevirisiyle, Kelebek adıyla 1969 yılında yayınlanmıştır.Yine aynı kitap, 1973 yılında Franklin J. Schaffnerin yönettiği ve Steve McQueenin başrölünü oynadığı, Papillon isimli filme çekilmiştir.