·
Okunma
·
Beğeni
·
9146
Gösterim
Adı:
Kırık Kanatlar
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
125
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054683819
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınevi
Aşk, büyülü ışınlarıyla gözlerimi açtığı, yakıcı parmak uçlarıyla ilk defa ruhuma dokunduğu zaman on yedi yaşındaydım ve Selma Kerami de, güzelliğiyle ruhumu ilk defa uykudan uyandırıp da beni, gündüzlerin düş gibi, gecelerin de şenlik, şölen gibi geçtiği latif duyguların bahçesine sokan ilk kadın oldu.

Selma Kerami, ruh ve beden bütünlüğü içinde varlık bulan yüce güzellikleri keşfetmeyi, böyle güzelliklere hayran olmayı, tapınmayı, kendi güzelliğiyle örneklendirerek bana öğreten ve sevgisiyle aşkın sırlanın ifşa eden kadın oldu. Hayatın gerçek şarkısını ve gerçek hayatın şarkısını bana ilk söyleyen de oydu.
78 syf.
Sizde yapar mısınız? Kitaplarınızı okurken aralarında menekşe, gül, papatya, sümbül ya da kopardığınız bir yaprağı kurutur musunuz?

Ben çok yaparım, özellikle baharda ve güzün okuduğum kitapları, kitaplarımı şöyle bir karıştırsanız anlarsınız hangisini ne zaman okumuşum. Ya bir dal papatya, ya sararmış bir çınar yağrağı...

Baharda özellikle akasya çiçekleri kurutmayı severim kitaplarımda. Baharın en sevdiğim kokularından biridir akasya kokusu... Diğeri de yağmur sonrası toprak kokusu.
Bu zamanda gördüğüm her akasya ağacının altında bekler, deriinn bir nefes alırım, hele de yağmur yağmış yaprakları çiliyse...
Bazen ufak muziplikler yaparım, gücümün yeteceği kadar olan ağacın altına geçer ağacı sallarım. Sallanan ağaçtan hem yağmur gibi damlalar, hem de kopan akasya çiçekleri düşer, o an her şeyden uzaklaşırım... (Küçüklüğümden beri yaptığım en tatlı çılgınlığımdır bu..)

Kuruyan çiçekler, kitaba hoş bir koku verir aynı zamanda... Ara ara da çiçeğin yerini değiştirince kokulu bir kitap olur elimizde...
(En güzel kokuyu veren çiçeklerse menekşe, sümbül, şeftali (ama onu çok koparmam çünkü şeftaliyi kokusundan daha çok seviyorum ;)) ve akasyadır..)
...
Böyle bir girişim olsun dedim. Neden mi? Çünkü...
Cibran'ın bu kitabının her sayfası miss gibi akasya kokacak, mor, beyaz...

Kitap çabuk bitiyor ama cümlelerin güzelliği ebedi... Bir de düşüncem ki tam zamanında ve yerinde okudum bu kitabı... Cibran'ın doğa sevgisini, doğa tabirlerini her kitabında ayrı ayrı görüyorum ve etkileniyorum... Şöyle bir ortamda kitabın kapağını kapatmak düşünün ki nasıl bütünleşti bende..
https://i.hizliresim.com/9mk44o.jpg

https://i.hizliresim.com/2JGggL.jpg

Kitapla kalın, mutlu kalın...
78 syf.
·Beğendi
Dün yazmıştım güncelemede silinmiş Tek kelime ile harika. Cibran gerçekten bir uzaylı. Bir yerde şeytanın avukatında al paçinonun şeytan adına yaptığı konuşmaya benzer bir monolog geçiyor. Aşkın tanrıya masum başkaldırısı mazzamdı. Ermiş kadar olmasa da başı sonu bambaşka güzellikteki bu eser de tam bir başyapıt.
88 syf.
·3 günde·10/10
“...kanatları kırık kuş kayaların arasında güçlükle hareket eder ve uçamaz gökyüzünde. Hasta gözler ancak cılız ışıklara bakabilir ve parlak ışıkları olsa olsa sezebilir sadece... Bana mutluluktan söz etme, bu sözcük mutsuzluk kadar canımı yakıyor...”

Her daim içinde sızım sızım sızı, hiç bir zaman unutamadığın gençlik aşkı... Cibran bu kitapta ilk aşkını anlatıyor...Sonu hüzünle biten bir aşkın hikâyesi...

“Adem’in başına gelen benim de başıma geldi.” der Cibran. O henüz iyilik ve kötülük meyvesini bile tadamadan aşk cennetinden kovuldu. Bütün umutları, arzuları ve sevinçleri hepsi Selma ile birlikte o mezara gömüldü...Son beş sayfayı okumak işkence oldu, yutkunamadım resmen.

Lübnan’da tanıdığı ilk aşkı, gençlik aşkı olan genç kızı kitapta Selma karakteri ile özdeşleştirmiştir.

Kitabın aslı Arapçadır ki bu sebeple o toplumlarda doğu kültürü egemen olduğu için kadının toplumdaki değeri sorgulanmıştır.Kitaptan bununla ilgili bir alıntı paylaşayım hemen:

“Ama bu zayıf kadın ezilmiş ulusların simgesi değil mi? Ruhunun onuru ile bedeninin hakları arasında bölünmüş bu kadın, yöneticileri ve papazları tarafından ezilen şu ulusu temsil etmiyor mu? Genç bir kızı mezara getiren o saklı duygular, halkların hayatını tozla kaplayan şiddetli fırtınalar ve devrimler gibi değil mi? Lamba için ışık neyse, ulus için de kadın odur. Kandildeki yağ ne kadar az olursa, ışık da o kadar zayıf olmaz mı?”
***
Cibranın mektuplaşmalarını çoğunuz biliyorsunuzdur.Bu daha çok bir bayanla aşk mektupları..(Paulo Coelho’yu bile hayran bırakmıştır.) Yüzünü görmediği sesini dahi duymadığı bir kadına aşık olur Cibran ve asıl hikâye bu kitaptan doğar...

Arap edebiyatının ilk kadın yazarlarından olan May Ziade (Mey Ziyade), Cibranın bu eserini okumuş ve çok etkilenmiştir. Bunun üzerine Cibrana duygularını belirten bir mektup yollamıştır ve Cibran geç de olsa ona cevap yollamıştır. Bu mektuplaşmalar böyle sürüp gitmiş ve Cibran ilk aşkından sonra bu kadına gönlünü kaptırmıştır. Ve Cibran ölene kadar bu mektuplaşma böyle devam etmiştir, on dokuz yıl boyunca...

Ve Cibran ölür...
(“Ermiş” kitabıyla her zaman kalplerimizde)

Mey onun mektupları ve aşkı olmadan yaşayamayacığını anlar ve intihar etmeye kalkışır, intihar girişimi başarısız olur. Ve aslında Mey sadece Cibrana olan aşkından intihar etmeye kalkışmaz... 1929’da babasını kaybeder, bir yıl sonra Annesini ve bir yıl sonra da mektup arkadaşı, dostu, sevdiği Cibranı kaybeder.... Böyle bir acı böylesi kayıplar çok ama çok ağır...
Daha sonra yakınları Mey’i Lübnan’a getirir ve akıl hastanesine yatar...Tedavi görür, delirdiğini düşünenlere cevap olarak konferans verir ve doğru olmadığını söyler.

Kitapta ilk aşk anlatılıyor ben son aşkla konuyu kapatayım.

Cibranın Mey’e mektuplarından bir tanesi:

“Mary, taptığım Mary, bana mutluluktan çok hüzün getirdiğini nasıl düşünebilirsin? Acı ve zevk arasındaki çizginin nerede çizildiğini kimse tam olarak bilmez; bana göre ikisini birbirinden ayırmak çoğu zaman imkânsızdır. Bana öyle büyük bir sevinç veriyorsun ki neredeyse canımı acıtıyor ve bana öyle çok acı veriyorsun ki bu beni gülümsetiyor. 24 Mayıs 1914 Düşün tatlım, güzel bir günde, güzel kırların içinden yürürken birdenbire başımızdan aşağı bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığını. Ne harika! Doğanın vahşi gücü ve enerjisini ortaya koyuşuna tanık olmanın verdiği o duygudan daha yoğun bir şey var mı? Haydi kırlara gidelim Mary, ve beklenmedik şeylerin peşine düşelim.”


Acaba ne yazıyor bu kadar insanı sarsan... Haydi okuyun...

Söylemeden geçemeyeceğim kapak tasarımını ve renk uyumunu (hiç) beğenmedim daha soft daha sade bir kapak olmalıydı böyle bir öyküye...
https://i.hizliresim.com/V9y0py.jpg
78 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Her insan yoğun duygular taşır fakat bunları kelimelere dökmekte zorlanır. Oysa Halil Cibran kelimelerin derinliğiyle öyle cümleler kuruyor ki, duygularını tam olarak okura aktarabiliyor...

İlk aşk kıvılcımlarını kim hatırlamıyor ki? Eğer hatırlamayan varsa bu eseri okuduğunda geçmişe yapacağı yolculukta tüm hislerini tekrar yüreğinin derinliklerinden gün yüzüne çıkaracaktır...

Eserin konusu her ne kadar "Aşk" olsa da toplumda kadının sosyal konumu, ataerkil topluluklarda söz hakkının olmamasını irdeliyor...

Yazar, aşık olduğu Selma'yı yüreğinde öyle bir yere koyuyor ki, insanın içi sızlıyor okurken. Aşkı karşılık bulsa da, sosyal statü ve babasının kızı adına verdiği karar, iki aşığın birbirine hasret ama bir o kadarda yakın olmalarına sebep oluyor...

Kitabı okurken imkansız bir aşk hikayesinin yanı sıra hala günümüzde bile süregelen kız çocuklarının istemese de, zorla yaptırılan evliliklerinden dolayı yaşadıkları mutsuzluğun yanı sıra var olan umutlarının da kuş kanatları misali nasıl kırılıp yok olduklarını üzülerek okuyacaksınız...

Halil Cibran'ın kesinlikle okunması gereken eserlerinden bir tanesi. Edebi bir şçlen olan bu eseri herkese tavsiye ederim...
88 syf.
·9/10
"Üç insan yazgının eliyle bir araya gelmiştik: Sağanakla yerle bir olmuş eski bir barınağı temsil eden yaşlı bir adam, orakla başı gövdesinden ayrılmış bir zambağa benzeyen genç bir kadın ve kar altında eğilmiş bir fidan gibi genç bir adam; aynı yazgının ellerinde bir oyuncak gibi mahvedilmiş üç varlık."

Yaşlı adam - Faris Karami
Genç kadın - Selma Karami
Genç adam - Halil Cibran olduğu düşünülüyor.

Ortadoğuda kadını ezik bir varlık olarak görenler pek boldur. Fakat aynı zamanda bunun tam tersini düşünenler de yok değildir.

Genç adamın ilk görüşte etkilendiği Selma ile ilişkisi zamanla imkansız bir aşka dönüşür. Bu imkansızlığın sebebi de, bir piskoposun, Selma'nın babası Faris'in mirasında gözü olduğu için, Selma'yı yeğeniyle evlendirmek istemesidir. Baba Faris, geleneklere boyun eğerek bunun yolunu açmıştır.

Gönülsüzce evlenen Selma'nın aklında hep o genç adam vardır ve ölene kadar hep aklında kalacaktır. Genç adam da çaresizlik içinde direniş sinyalleri yaksa da etkili bir başkaldırı ortaya koymadığı sürece gelenekleri değiştiremeyecektir.

"Her erkeğin hayatında apansız ortaya çıkan, yalnızlığına şiirsel bir anlam kazandıran, günlerinin boşluğunu hoş bir arkadaşlıkla, gecelerinin sessizliğini uzayan ezgilerle dolduran bir Selma'sı vardır."

İşte bu saf düşüncelere karşılık, madalyonun öteki yüzünde sadece ilkel dürtüleriyle yaşayan birtakım insanlar da maalesef ki yaşayışın bir koşulu olarak mutlaka var olacaklardır.

Halil Cibran'ın mistik diliyle karşılaştığımız bu eseri, girdaba kapılan bir aşkın hikayesi, kadın haklarının savunması ve insanların hayatlarını çukura atan bazı geleneklerin ciddi bir eleştirisidir.
78 syf.
·1 günde·10/10
Cibran ' ın 1912 ' de yayımlanan romanı " Kırık Kanatlar " , Arap dilinde yazılmış ilk romanlardan biri olma özelliğini taşıyor olup Selma Karami ' yle Cibran olduğu tahmin edilen genç adamın imkansız aşkının hikayesini gözler önüne seriyor .
Kitabın da doğulu kadının yüzyıllar boyu gelenek karşısındaki âcizligine , eşya gibi oradan oraya sürüklenmesine yönelik eleştirel bir tavır ortaya koyuyor .
Cibran yine usta kalemini bu konu üzerinde ustalıkla gösteriyor , okunmasını tavsiye ediyorum .
İyi okumalar .
88 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Bana mutluluktan söz etme; anısı beni mutsuz ediyor. Bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor; ama bak bana, sana, Cennet'in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim; seni bir annenin yegane çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. Aşk seni kendimden dahi korumayı öğretti bana. Beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temizlenmiş o Aşk'tır. Aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için, içimdeki arzuyu öldürüyor."

Okuduğum ilk Halil Cibran eseri . Soluksuz okunacak harika bir kitap. Altı çizilecek öyle çok satır var ki ,tadı damağımda kaldı diyebilirim. Her ne kadar klasik bir konuya sahip olsa da , Cibran'ın kaleminden dökülen inci gibi sözler ok gibi saplanıyor insanın yüreğine. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
Keyifli okumalar :)
80 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Aşkın ruhlardan açığa çıkma savaşı. Aşk ilk görüşte olur sonradan olan birşey asla değildir. Yıllarca dokunmadan, görmeden sadece ruhlarda yaşanan efsane bir ask hikayesi. 3 ruh da yandı. Ruhlarının soruları sustu. Konuşmadan da anlaştılar. Bakışları her şeyi anlatmalarına yetti. Nasıl gidebilirdi? Onun menekşe bahçelerini tomurcuktan çiçek açarken nasıl solmasına izin verebilirdi?
88 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
1912 de yayımlanan bu kısa roman aynı zamanda Arap dilinde yazılan ilk romanlardandır.
Birbirlerinin ilk aşkı olan ama kavuşamayan iki gencin mutsuz hikayesi. Bu romanın hikayesini
Osmanlıca harflerle basılmış ilk Türkçe roman örneği olan Taaşuk ı Talat ve Fıtnat a benzettim çünkü orada da Fıtnat istemediği biriyle evlendirilmiş, sevdiğine kavuşmamış ve ölümle sonuçlanmıştı. Selma da sevmediği bir adamla evlendi,sevdiği adama kavuşamadı, hep toplumsal yargıların altında ezildi ve bebeğiyle birlikte ölümüyle sonuçlandı hikaye...
Kırık Kanatlar,insan varlığının anlamını sorgulayan dokunaklı bir aşk hikayesi olmasının yanında, gerçek aşkın yeşermesine engel olan toplumsal ve bireysel riyakârlığın, toplum baskılarından, yargılarından  ve koyduğu kurallardan  sıyrılamamızın eleştirisidir. Değerli yazarın bu eserini çoğu cümlenin altını çizerek, her ne kadar üzülsem de severek okudum. Okumayanlara tavsiye eder,güzel okumalar dilerim. ;)
88 syf.
·2 günde·Beğendi
Ah be Cibran'ım! Gencecik yaşında ne derin, ne yakıcı bir sevda yaşamışsın? Boşuna değilmiş o kaleminden dökülen yürek dağlayan, iç sızlatan, zihni yoran kelimeler. 
Ve Selma ile olan aşkınız ne kadar da tükenmez ve ruhunuza işlenen bir sevdaymış. 

Selma Cibran aşkını daha önce duymuş ve okumuştum. Üzülmüş ama bu kitapta okuyana kadar bu denli sarsılmamıştım. Cibran'ın hem  şiirsel dilini okumak hem de yaşanılanın iç yüzünü onun kaleminden öğrenmek müthişti. Bir o kadar da üzücü... 

Burada Halil Cibran ve Selma Karami'nin kavuşmaları imkamsız olmasına rağmen, her geçen gün büyüyen aşklarını anlatmayacağım. Daha da iyisini yapıp bu kitabı mutlaka okuyun diyeceğim. Çünkü Cibran'ın bana göre herkes okumalı, tanımalı. Ondan çok kitap okudum hâlâ da okuyacaklarım var. Ama keşke bu kitabı ilk okumuş olsaydım. O kitapların nasıl bir yürekten çıktığını daha iyi anlardım. 

Bir de Mary konusuna değinmek istiyorum ki, yazar bu kitabı ona adamış. İlk başta anlamamıştım: neden bir erkek kadına olan sevdasını yazdığı kitabı, bir diğer dillere destan sevdasına adamış olsun? Ama sonra düşündüm ki, o da bir incelik göstergesi. Yıllar önce yaşadığı ve ölümüne de tanık olduğu imkansız bir aşkı var, onu yazmalı. Ama birlikte olduğu kadına da verdiği değeri göstermeli... Harikulade bir davranış bence. Hele ki ithaf cümleleri şunlarsa;

"Bu kitabı
gözlerini kırpmadan güneşe bakıp,
elleri titremeden ateşi tutabilene;
bu kör dünyanın çığlıkları ötesinden
Evrensel Ruh'un ezgisine
kulak vermeyi bilene;
Mary Elizabeth Haskell'a
adıyorum!

Cibran" 
78 syf.
·2 günde·7/10
Halil Cibran'ı okumaya kült eseri olan Ermiş ile başlayışımı, O'nun bendeki yeri açısından olumluyken, bu kitabı okurken ki beklentilerim açısından olumsuz bir tecrübe olarak söyleyebilirim.

Bu kitap,
yazarın hayatının bir kısmının otobiyografisi şeklinde kaleme alınan,
Yer yer Ermiş'in o derin düşünüşünden esintileri olan
Toplumda kadının yeri ve önemini geçmişten günümüze isim değiştiren, şekil değiştiren haller dışında hep aynı kaldığını gösteren bir yazı...

Yazar bunu sevdiği kadın ile bizlere sunuyor,
akıcı, derin ve hüzünlendirici bir tadı var kitabın.

Güzel okumalar...
80 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Bu eserin yazarını kısaca tanıtmak gerekirse ;Halil Cibran, Lübnanlı daha sonraları  Amerika'ya göç eden, Arap Göç Edebiyatının önde gelen yazarıdır. Kendisi adeta sanat adamı olan Halil Cibran yazar, şair ve ressamdır.
Halil Cibran Arap Edebiyatının usta ismidir, kurucusudur bir nevi. Arı ve sanatsal bir dili vardır.

Halil Cibran'ın Kırık Kanatlar eseri ise Arapça yazılan ilk romanlardan biridir.

Bu eserinde Selma Karami'yle olan imkansız aşkları konusu altında, kanatları kırık bir kuş olan "Doğulu Kadınları "ve onları bir avcı gibi tuzağına alan piskoposu ele alır.
  Halil Cibran' ın bu eserini okurken aşkı en güzel tanımlayan yazar olduğunu farkettim. İmgeleri, anlatım tarzı her yazardan oldukça farklı. Kalemini konuşturmuş adeta.

 Eserin olay örgüsüne girip de okuyucu için büyüyü bozmak istemiyorum. Anlatacak çok şey var lakin en güzelini Halil Cibran zaten yazmış. Keyifli okumalar.
" Sana bakmaktan usanmam mümkün değil , çünkü gözlerimin ışığısın sen ! "
Halil Cibran
Sayfa 66 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
" Aşk , gözyaşlarıyla yıkandığında , saftır , güzeldir ve sonsuzdur ! "
Halil Cibran
Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
" Bir nefesle bile kırılabilecek kadar incelmiş olan kalplerimizin bağları kopacak diye korktuğumuzdan , ikimiz de konuşmak istemiyorduk "
Halil Cibran
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
" ... mutlu ol , çünkü ölümden sonra sende yaşayacağım . "
Halil Cibran
Sayfa 53 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırık Kanatlar
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
125
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054683819
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınevi
Aşk, büyülü ışınlarıyla gözlerimi açtığı, yakıcı parmak uçlarıyla ilk defa ruhuma dokunduğu zaman on yedi yaşındaydım ve Selma Kerami de, güzelliğiyle ruhumu ilk defa uykudan uyandırıp da beni, gündüzlerin düş gibi, gecelerin de şenlik, şölen gibi geçtiği latif duyguların bahçesine sokan ilk kadın oldu.

Selma Kerami, ruh ve beden bütünlüğü içinde varlık bulan yüce güzellikleri keşfetmeyi, böyle güzelliklere hayran olmayı, tapınmayı, kendi güzelliğiyle örneklendirerek bana öğreten ve sevgisiyle aşkın sırlanın ifşa eden kadın oldu. Hayatın gerçek şarkısını ve gerçek hayatın şarkısını bana ilk söyleyen de oydu.

Kitabı okuyanlar 1.249 okur

  • Zeynep Melike ASLAN
  • Yıldız Taşdemir
  • Seymani güler
  • Kadir
  • Bulut Atlası
  • Xezal Eken
  • İrem
  • M. K
  • Seyit Esen
  • Paragrafnbasi

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.5 (2)
9
%1 (4)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları