Adı:
Komünist Manifesto
Alt başlık:
Manga
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055541583
Kitabın türü:
Çeviri:
İnan Öner
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap
Karl Marx'ın temel yapıtı Kapital'in çizgi romanı Kapital Manga'yı 2009 yılında okurlarla buluşturan Yordam Kitap, şimdi de bilimsel sosyalizmin en yaygın belgesi Komünist Manifesto'nun çizgi romanı Komünist Manifesto Manga'yı yayınlıyor.

Karl Marx ile Friedrich Engels tarafından kaleme alınan Komünist Manifesto'nun ilk basımı 1848 Şubatında Londra'da yayınlandı. O tarihten bugüne belli başlı dünya dillerinde sayısız basımı yapıldı; bugün de yaygın bir ilginin konusu olmaya devam ediyor. Bu ünlü tarihsel belgenin özünü, çizgi roman formunda, bir öykü ile iç içe sunan Komünist Manifesto Manga, hem Manifesto'nun içeriğini merak eden okuyuculara hem de çizgi roman-manga tutkunlarına zevkli bir okuma vaat ediyor.
İncelemenin ilk iki paragrafı kitabı okuyan Tarihsel Maddeci nin anlattıklarıdır. Gerisi kitabi okuyamadığımı söylediğim halde tepki gören yazımdan oluşmakta. Yazının amacı sadece kitabı okuyabilecek birine göndermekti.

Bugün tüm Dünya iki temel sınıfa ve iki sınıf arasındaki tabakalara bölünmüş durumda. Birincisi, para babaları, patronlar. İkincisi, işçiler, çalışan ve üretenler... Bir de onların ikisinden de özellikler alan köylüler, aydınlar, memurlar mevcut.

Sosyalizm, işçi sınıfının yani sömürülen, harcadıkları emeğin karşılığı ödenmeyen milyonların söz edindiği yönetim anlamına gelmektedir. Kitap, bu yönetimin nasıl var olacağını, Dünya'da nasıl egemen olacağını (ki bu tamamen egemen oluşa ve sınıfların ortadan kalkışına komünizm diyoruz) anlatıyor. Özet olarak bu hilenin, bu soygunun sona ereceği bir düzeni ortaya koymakta. yine Kapital adlı eser de, bu soygunun nasıl yapıldığını, o süreçte elde edilebilen verilerin en ince detayına kadar ortaya koymaktadır.
------------------------
Küçükken çok aşırı yaramaz oluşumdan dolayı halk arasında lakabım komünistti. Mahallede küçüğünden büyüğüne herkes bana komünist derdi. Komünist onlara göre kötü ve korkunç bir şey demekti. Ve bende böyle biri olmaktan nedense gurur duyardım.

Komünist kelimesini duyunca hala bir aitlik hissederim. Küçüklükten aşılanmışım işte. Sonra dedelerim ki ikisi kardeş olur. Biri annemin babası diğeride amcası. Ben ikisine de dede derim. Biri sosyalisttir diğeri komünisttir. Hızır idi Yunus idi sahnesindeki gibi komünist olacak sosyalist olacak diyerek üzerimden hep iddiaya girerlerdi.

Kitap bir şekilde elime geçince aa kesin beni anlatıyor okuyayım ve gerçek bir komünist olayım dedim. Okumaya başladım ama anlamadım. Hiç tarzım değildir böyle şeyler zaten ağır siyasi düşünceli insanların içinde büyüdüğüm için siyasetten hep uzak durdum. Dolayısıyla kitap ne anlatıyor hiç anlamadım. Üzgünüm dedelerim ne komünist olabildim ne sosyalist. Sadece insan olmaya devam edeyim bu bana yetiyor.

Kitabı sevmedim okumak isteyene gönderebilirim.
Paranın insan canından daha önemli olduğu bir devirde yaşıyoruz. Tabi değeri yüksek olan şeylere taptığımız gibi paraya tapanlarımız da çok oluyor. Tapmayanlar ise onun gücü karşısında dize getiriliyor.

İnsanlar ikiye ayrılır; parası olanlar ve olmayanlar, ezenler ve ezilenler, soylular ve köleler... Daha farklı isimlerde koyabilirsiniz bu iki ayrı gruba ama göreceksiniz ki değişmeyen tek şey “Çalışanların hep yoksul, çalışmayanların ise zenginleşmesi.” olacaktır.

Kitap bir komünizm bildirisi minvalinde. Kitabı okurken size iki hayalet eşlik ediyor; Marx ve Engels. Dünya işçi tarihine şöyle kısa bir yolculuk yapıyoruz. Keşifler çağından, buhar ve makinanın icadına, bireysel üretimden seri üretime varan süreçleri çok basit bir dille okuyucuya nakşediyor bu sevimli hayaletlerimiz. Sevimli dediğime bakmayın, çok sinirliler. Sinirli olmaları bir anlamda çaresiz olmalarından kaynaklanıyor gibi, dertlerini insan gibi anlatıp, hak talep ettiklerinde şiddet gördüklerinden onlar da çözümü şiddete karşı şiddette bulmuşlar gibi geldi bana. Yoksa aklı başında insanlar şiddete başvuracaklarını zannetmiyorum.

Sonra yavaş yavaş bazı izmleri tanıyoruz; Kapitalizm gibi Sosyalizm gibi. Bu izmlerden ne farkı var Komünizmin onu anlatmaya çalışıyor hayaletlerimiz. Hayalet diyorum çünkü okuru bilinçlendirirken uçuyorlar falan ama biraz da bu durumu metafor gibi algıladım ben; “Herkes bizi göremez” minvalinde.

Yahu ezilenleri destekliyorsunuz iyi hoşta ezilenlerin ezen fanatikliğine ne demeli? Onların mallarını onlardan daha çok sahiplenmelerini yahut onlardan daha acımasız olmalarını nasıl izah edeceksiniz bana?

Şu yaşıma geldim ve anladığım (hatta anlamanın da bir adım ötesi olan kavramaktır der BK) daha doğrusu kavradığım bir gerçek varsa o da çürümüş bir düzeni, tekrardan toparlamak için ilahi bir desteğe ihtiyaç olduğudur.

Bundan yüzyıllar öncesinde bir devrimci dünyaya geldi Mısır topraklarında. Adeta çölde bir vaha edasında... Mısır azizi köle olarak yanına almıştı onu hatta sarayda çok da sevilmişti. Onlar gibi yaşamasını, alt sınıfı hor görmesini hatta acımasız olmasını salık vermişlerdi. Tabi o zamanlar taşımacılık çok farklı; dört köle omuzlarında bir tahta ve onun üzerine de yolcu konumlanarak seyahat edilirdi. Ona bu araca bin dediklerinde; “İnsanların sırtına binmeyi sevmiyorum” diyerek reddediyordu onları.

Gel zaman git zaman sahiplerine itaat etmediği için hapse düşüyordu büyük devrimcimiz. Öylesine idealist öylesine akılı ki gelecekteki devlet kadrosunu zindandaki suçlulardan kuruyordu. Marx Reisin yaptığı gibi tabandan güç topluyordu da diyebiliriz. Kendisi aynı zamanda bir rüya yorumcusudur. Bir gün Mısır Kralı bir rüya görür ve yorumunu doğru yapan çıkmaz koskoca Mısır’da. Dedim ya ilahi bir el müdahale etmedikçe çürüme sona ermez diye. O elin etkisiyle devrimcimizin doğru yorumu krala ulaşır ve kral, böylesine bir değeri kaçırmaz ve onu Mısır azizi yapar.

Kral’ın rüyasına göre 7 yıllık bir bolluk sonrasında 7 yıllık bir kıtlık olacağını göz önünde bulundurarak bolluk zamanı mahsullerini ileri teknoloji araçlar olmaksızın ambarlarda yöntemine uygun bir vaziyette kıtlık dönemi için saklanmasını sağlamıştır. İleri düşünceli olmayan ve mahsullerin nasıl depo edileceğini bilmeyen zengin tayfa bu dönemde servetlerini bir şekilde boşa harcamıştır. 7 yılın ardından devrimcimize güvenen halk zenginleşmiş, zengin tayfa ise fakirleşmiştir. Mal mülk sahibi olanlar kaybetmiş olmayanlarsa mal mülk sahibi olmuşlardır.

There is no şiddet, there is no kan.

Evet siz kimden bahsettiğimi anladınız. Nereye varacağım Tanrı’nın kelamı sahipsiz kalınca günümüzdeki gibi bazı şeylere alet oluyor. Şey diyorum, kelime dağarcığımın dar olmasından değil yalnızca o "şey"in içini siz doldurasınız diye. İşte son alıntımla bu yazımı burada noktalayayım da cılkı çıkmasın. Okuyan herkese teşekkür ederim.

“Hepiniz farkındasınız; Para da toprak da kanun da fikir de din de bu ülkede her şey sermayedarlara hizmet ediyor.”
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.956 Oy)9.226 beğeni30.317 okunma918 alıntı146.937 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.027 Oy)19.957 beğeni45.747 okunma3.605 alıntı193.260 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.804 Oy)8.416 beğeni24.096 okunma960 alıntı96.126 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.308 Oy)6.674 beğeni17.746 okunma3.011 alıntı90.608 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.168 Oy)13.991 beğeni36.284 okunma3.798 alıntı154.103 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.759 Oy)8.221 beğeni22.381 okunma4.640 alıntı137.395 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.767 Oy)9.729 beğeni27.339 okunma2.008 alıntı126.465 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.635 Oy)4.121 beğeni13.703 okunma1.548 alıntı56.615 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.269 Oy)9.268 beğeni27.678 okunma2.938 alıntı121.990 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.927 Oy)6.042 beğeni20.705 okunma928 alıntı107.603 gösterim
İncelemeye ciddi bir başlangıç yapalım. Çünkü kırmızı yağan kardan değil katran gibi bir konudan bahsedeceğiz.
Komünist Manifesto yada yayınlandığı adıyla Komünist Parti Manifestosu; uzun ve eserin anlaşılması için elzem olan 'sunu' kısmıyla başlıyor, 4 ana başlık üzerinden devam edip Marx ve Engels'in çeşitli ülkeler ve sonraki basımları için yazdıkları önsözlerle sona eriyor.
Proleterya ile burjuvazi savaşı üzerinden kendi devrinin çoğu olayına geniş bir bakış açısı sunuyor. Tarihin tekerrür ettiğini göz önünde bulundurarak kitabın 'şimdi'yi hatta' geleceği' de anlattığını söyleyebiliriz. Burada Burjuva tabakasını hepimiz biliyoruz,
Proleter ile komünist arasındaki farkı ise geçen gün yaşadığım bir olaydan örnekle anlatayım:
Serin bir öğlen sabahında yemek kuyruğunda düşüncelere dalmış olan Samet, arkasındakilerin yanına kaynak yapan birisini görür. Aldırmaz, önüne bakar. Sonra önüne kaynak yapıldığını fark eden bir vatandaş hakkını aramak için car car konuşmaya başlar. Kaynak yapan kişi, hakkını arayan vatandaşa "Benim sıramı al, yeter ki sus" diyerek tekrar önüne geçirir ve susturur. Arkadakiler ise bunu görür ve hiç sesini dahi çıkarmaz, haklarının ihlal edilmesi onları rahatsız etmez.
Burada 'sadece kendi hakkını' arayan vatandaş proleteryayı temsil eder. Eğer ben yada arkadakilerden birisi "Sıraya kaynamak saygısızlıktır, görgüsüzlüktür" diyerek herkesin, özellikle de ezilenlerin hakkını arasaydı biz de komünistleri temsil etmiş olurduk.

Peki komünistler ne yapmaya çalışıyor? Mülkiyetin topluma egemen olmasını, işçinin(emekçinin) emeğinin ve işgücünün sömürülmesinin engellenmesini ve bunu ülke yada sendika genelinde değil de 'evrensel' olarak sağlamaya çalışıyorlar.

Türkiye ise okuma konusunda o kadar geride bırakılmış ki komünistlerin bir çoğu proleter kesimde değil de orta-üst kesimde yer buluyor. İşçinin en fazla ezildiği ülkelerden biriyiz ne yazık ki. Lafargue, Tembellik hakkı isimli öncü kitabında bunun sebeplerine iyi değinir. İşçi kesimi zaten asgari ücret denen ölümcül miktarla hayatta kalma savaşı verirken okumak, sanat yapmak, zihnini çalıştırmak için ne gerekli zamana ne de paraya sahip değildir. Bizde komünist kelimesinin ne anlama geldiği dahi bilinmez. Kötü çağrışımlar yapmasının da birilerinin işine gelmemesinin bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kadar atıp tuttun iyi güzel de dayanağın nedir diye soran şüpheci beyinler olacak tabii. Asgari ücretle geçinen bir aileden geldiğim ve bizzat tecrübe ettiklerim yanında aşağıdaki rakamlar da bu beyinlere yol gösterecektir:

-Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.615 TL, *
- Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 5.262 TL imiş.*
- Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.999 TL(düz 2 bin deseydiniz bari) olarak hesaplanmış.*
Burada dikkati çeken hususlardan birkaçı:
- Asgari ücretin yine 'açlık' sınırının altında olduğu gerçeği
- Türkiyede memurların dahi yoksulluk sınırının altında yaşadığı gerçeği
- Türkiyenin yıllık büyüme oranının borsayla sınırlı kalıp halkı hiç mi hiç alakadar etmediği gerçeği
Ayrıca Türkiye OECD ülkeleri içerisinde %19.2' luk yoksulluk oranıyla en yoksul 2.ülke ! **
İncelemeyi kısa tutmayı düşündüğümden
daha bunun gibi milyon tane hususu saymadan geçiyorum. Ama biliyorum ki bu halk komünistleri hep öcü bilecek, emeğinin sömürüldüğünü görmezden gelecektir.(en azından şu sıralar başımızda olan kimselerden dolayı)
Sebebini ise Kitle psikolojisinin babası Gustave Le Bon'dan nokta atışı bir alıntıyla bitireyim;

"Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen mantıksızlıklar karşısında, gerçekdışı eğer kendilerini çekerse, bunu ilahlaştırarak buna yönelmeyi daha üstün tutarlar. Onları hayallere çekmesini bilenler onlara hakim olurlar ve hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olur."

Sizi uyanışa geçiren kitaplar okumanızı temenni eder, iyi okumalar dilerim. Benzine de yine mi zam geldi ne!

*Rakamlar, 2018 Ocak Türk-iş sendikası resmi rakamlarıdır. Dolayısıyla şuanda daha da artmış/artacak olmaları kuvvetle muhtemeldir.
**OECD 2013 verileri kaynak alınmıştır.
Gölgesini satamadığı ağacı kesen bu sistemi eleştirdiği açıkça belli olan iki düşünür: Marx ve Engels.
Dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir sözünün anlamını verebilmiş bir eser yaratmış Marx, Engels' in de destekleri ile.
Korkulan heyulayı anlayabilmeye başlamanız için okunması gereken bir klasiktir Komünist Manifesto. Bugüne kadar onu klasikler dışında değerlendirmiş olanların Tarihi de bilim olarak ele almadığına eminim.
Kimdir bu Komünistler? Neyi amaçlamışlardır? Ve türevi bütün sorularınıza cevap verecek kadar geniş bir kitap değil.
Bundan önce çok sert kalemler tarafından, okurlar tarafından acımasızca eleştirilmiş bir kitap. Hangi görüşe ait olursa olsun bir kitabı okurken önyargılarımızı hoşgeldiniz paspasının altına bırakmamız gerektiği düşüncesindeyim.
Kitabın başında da belirtildiği gibi, propaganda amacı taşımaksızın klasikler içerisinde nitelendirilen bir kitap olarak okumanız gerekiyor Manifestoyu. Bir insanı anlamak için bir kitabın yeterli olmayacağı gibi, bir ideolojiyi anlamak için de bir kitap yeterli bir sayı arz etmez.
Sempati besleyin beslemeyin, yakın tarihimizi etkisi altına alan bu eseri ve yankılarını okuma eşsizliğine ulaşmak isteyenlere tavsiye edebileceğim SADE bir eser.
"Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır, oysa sorun onu değiştirmektir."
"Abi komünistim ben ya.d"
"Zincirlerimizden başka neyimiz kaldı kaybedecek!!!!"
"İki fotoğraf çekineyim de anarşist olayım."
"Karl Marx babamız yaaaa"
Evet Yukarıdaki cümlelerden herhangi birini kurmuşsanız bu yaşınıza kadar, tebrik ederim. Ne demiş Nazım Hikmet "Artık sende herkes gibisin". (Kendisini saygıyla anıyorum.)
Evet, siz de herkes gibisiniz. Neden mi??
Hayatta benimsediğim fikirlerden birisi de bilmediğim konu hakkında konuşmamak olmuştur. Ve bilmediğimi de utanmadan söylerim çünkü "bilmemek değil öğrenmemek ayıp :)"
Neyse çok uzatıyorum, Komünizm bana göre insanlar tarafından en çok yıpratılan kavram olmuştur. (Buradan da Karl Marx, Engels ve Lenine saygılar :D)
Neden mi yıpratıldı?
Hayatında kaç defa Komünist Manifesto'yu, Kapital'i okudun?
Bu sistemin arkasında yatan felsefeyi kaç defa araştırdın?
Kaç kitabın arasına gömüldün?
Ya da Komünizm senin için en iyi sistemse, bütün sistemleri inceledin mi ki bu sonuca vardın?
(Aynı durum dinler için de geçerlidir.Hiçbir dini incelemeden doğrusu bu diyenlere de buradan saygılar :))
Ama yok, hiçbirini yapma ama git ben komünistim de...
Evet bu yüzden siz de herkes gibisiniz...
Herkes okumadan popüler kültürün etkisine girerek bir şeyleri benimsiyor. Tamam biz de benimseyelim benimseyeceksek ama okuyup araştırdıktan sonra :)
Bu yüzden demem o ki, siz yukarıdaki cümleleri kuranlar gibi olmayın.
Ben de kurmuyorum ama yine de sempatik geliyor bana, neden?
Çünkü güzel bir şey bu. İşçinin yanında olmak, toplumun iyileşmesini istemek, bütün insanlığı adaletli ve eşit bir sistemde yaşatmak...
Bunlar çok güzel şeyler hele ki "Zincirlerimizden başka neyimiz kaldı kaybedecek!!!!" demek çok havalı beee :D
Ama bunları demeden önce durun ve biraz araştırın. Buradaki çoğu arkadaşım ve takip edenim çok iyi okurlar ve araştırmacılar :)
Ben sistem eleştirileri yapmayı seven birisiyim ama araştırmalarım çok az :D
Yıllardır yeterli seviyeye gelmemin ardından Felsefe,Sosyoloji, Politika ve Ekonomi konularında araştırma ve kitap okumaya başlamak istiyordum. O zaman geldi artık birkaç kitapla giriş yaptım :)
Siz de bu tarz kitaplar okumak isterseniz Komünist Manifesto Manga çok iyi bir tercih olacaktır. Güzel bir manga ve ben okurken çok beğendim.
Buradan beni bu manga ile tanışmamı sağlayan Anıl Beye ve incelemesine teşekkür ediyorum :)
Kendisinin hesabı: Anıl
Okumak isteyenler için link:https://docviewer.yandex.com.tr/...DQyNX0%3D&page=1
HERKESE İYİ OKUMALAR DİLERİM :)
Biraz tarihi kazı yapmak istiyorum.
İngiltere'de coğrafi keşiflerle birlikte yeni ham madde ve zenginlikleri keşfeden, keşfettikçe büyüyen bir tüccar kesimi vardı. İngiltere'deki kral ve kraliçe bu tüccarlara maddi anlamda destek vererek kumpanyaların/şirketlerin kurulmasını sağladı. Ve bu şekilde izlenen eşitsiz politikayla İngiltere'de gittikçe artan bi' büyüme yakalandı.

Eşitsiz büyümenin gittikçe yayılması, tüccarların gittikçe büyümesi, zenginleşmesi sonucunda ise gittikçe altta kalan bir serf kesimi oluştu. Bu, dünyaya pazarlamanın emek gücü ile olduğu dönemde kendini serf, toprağa bağlı kölelik diyebileceğimiz bir kesimle baş gösterdi. Üretimin gittikçe fabrikalaşması aşamasında ise işçilerle ortaya çıktı. Niteliksiz, salt emek gücü olan serf/işçi aynı işi görüyordu. Değişmeyen tek şey gittikçe zenginleşen, sivrilen tüccarlar/sermayedar kesimi ve gittikçe ezilen,sömürülen serf/işçi kesimin varlığı arasındaki eşitsizlikti!
Eşitsizlik ki tarihte çılgın bir olgu, farkındalık yaratacak kadar gerçek, her zaman anılacak kadar önemli; pek çok ülkeyi ayaklandıracak kadar büyük!

Karl Marx'ın ve Engels'in yazmış olduğu Komünist Manifesto aslında bu eşitsizliğin geldiği uç noktadaki zihniyeti anlatıyor. Yani izlenen eşitsiz politika sonucu toplumun resmen iki farklı tarafa kutuplaşması, bu makasın ''kapitalist'' kısmının gittikçe güçlenmesiyle aranın gittikçe açılması ve artık bu duruma bir dur demek isteyen işçi sınıfını, onun güçlerini birleştirme çabasını anlatıyor.

Sermayedar dediğimiz sömürgeden beslenip kralla bir nevi ''köprüyü geçene kadar ayıya dayı de'' modunda yakın olan bu tüccar kesimin gittikçe zenginleşmesi, kendini insan üstü görmesine, ''para bunların gözünü boyamış''ı tam manasıyla yaşayarak adeta kendilerini tanrılaştırmalarına bir dur demek istemelerini anlatıyor aslında manifesto. Dönemdeki iktidarın sessizliği ve tüccara verdiği destek aslında bize büyümenin karşılığında halkların eşitliğinin, haklarının ne kadar mübadele edilebilir bir şey olarak gördüklerini gösteriyor. ''Hak''kın zenginleşmeyle değiştirilmesi, hakkın acımasızca ''meta''laştırılması...
Komünist Manifesto tarihin sürtüne sürtüne yaşadığı, yaşattığı bir gerçeği ele alıyor.


Günümüze baktığımda gittikçe artan gelir eşitsizliğini, adaletsizliği gördükçe acaba böyle bir hareketlenme günümüzde olsaydı nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyorum.Tarihe baktığımdaysa her noktada, her aşamada zenginle fakirin, sömürenle sömürülenin var olageldiğini görüyorum. O halde tarihte yaşayan tek şeyin, sömüren ve sömürülen arasında sömürülenin içinden ''dur'' demek fikri olduğunu düşünüyorum. Zaman geçtikçe zenginlik ve fakirlik çok değişik noktalara evriliyor, dur demek fikri de evriliyor ama. Hep var olacak...
Sözün özü: Komünist Manifesto'yu okumanızı tavsiye ederim!


Not: Kapitalizmin tarihi bir tutanağı niteliğinde olan, 1929 krizinde nasıl bir sosyoekonomik çöküş yaşandığını görmek istiyorsanız Jack Lonon'ın Uçurum İnsanları'nı kesinlikle okumalısınız!

Not: ''Kapitalist düzen içinde komünizm için birleşmeye çalışan işçilerin iktidarla mücadelesi'' konulu bir distopya okumak istiyorsanız Jack London'ın Demir Ökçe'sini tavsiye ederim!
Kitap ile ilgili herhangi bir yorum yapmayacağım. Paylaştığım alıntılar tamamen fikirlerime hitap ettiği için ne düşündüğümü yeterince belli ettim. Sadece şunu söylemek istiyorum; fikriniz, düşünceniz ve inandığınız ideoloji ne yönde olursa olsun bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Sosyolog eşimden o ders çalışırken hep ismini duyduğum Karl Marx ve Friedrich Engels'i hep merak etmiştim. Onlarla tanışmak bu kitaba nasipmiş.
Bundan tam 170 yıl önce 1848 yılında yazılmış olan bu manifestoyu okumaya başlayınca şunu hissetmeye başladım. Adamlar o yıllarda öyle düşünceler içerisine girmişler ki birçok konuda halen güncelliklerini kaybetmemiş. Bu kitabı okumak için ille de komünist olmak gerekmiyor, farklı görüşleri de irdeleyip öğrenmemiz gereklidir. Okuduğum kitap "YazılAma" yayınevinden çıkmış ve çeviri yapan G. Doğan GÖRSEV'in orjinalinden çeviri yapmak için uğraşması ve 80 ihtilali sonrası bu sebeplerden dolayı 3 yılı aşkın süre tutuklu kalmasını sağlamış fakat yılmamış 70 yaşına geldikten sonra bile "Komünist Manifesto" üzerinde tüm bilgilerini arşivlemiş.

Genel olarak güncel hayatta kullanmadığımız, yada kullanamadığımız kelimeler fazlasıyla var. Anlamak zor değil ama. Bu kitapla ilgili V.İ.LENİN'in yazmış olduğu yazıyı paylaşayım.

"Bu yapıtta, yeni bir dünya görüşü, toplumsal yaşamı da kucaklayan tutarlı maddecilik, evrimin en kapsamlı ve en derinlikli bilimi olarak diyalektik, sınıf mücadelesi ve dünya tarihinde yeni bir toplumun yaratıcısı olarak proleteryaya düşen devrimci rol teorisi dahiyane bir açıklıkla ve netlikle sergilenmiştir."

Bilgi edinmek anlamında okumak lazım.
Manifest der Kommunistischen Partei bi Kurdî
Di serî de, helbet wergereke pewîstê. Lê ez nikarim binirxînim çêbûye an ji çênebûye. Bi rastî, hin cihên ji min re cuda hat.
Ji aliyê din, ji bo min xwendineke westîner û berhemdar bû.
Ez dikarim bibêjim ku; ji bo li têgînnasîye Marksîzm bi Kurdî hîn bûn û li pergala kapitalîst bi Kurdî fehm kirin destpêteke baş e.
Salix didim.
Kürtçe Manifest der Kommunistischen Partei
İlkin, elbette gerekli bir çeviri. Ancak olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapamam. Açıkçası bazı yerler bana farklı geldi.
Diğer taraftan benim için yorucu ve verimli bir okuma oldu.
Diyebilirim ki; Marksist terminolojiyi Kürtçe öğrenmek ve kapitalist sistemi Kürtçe anlamak için iyi bir başlangıç.
Tavsiye ederim.
Kişi ister komünist, ister faşist, isterse başka bir görüşe sahip olsun; mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm eserlerden sadece bir tanesi.
"Filozoflar şimdiye kadar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar, oysa aslolan dünyayı değiştirmektir."

Marx'a kadar pekçok filozof yaşamı yorumladı, çalışmalar yaptı, ama hiçbiri dünya tarihinde bu kadar derin izler bırakmadı. Bu da onun tezini doğruluyor. ''Dünya tarihi sınıf savaşlarından ibarettir''. Sadece felsefi anlamda sınıf savaşımlarını, diyalektik materyalizm olarak değerlendirmekle kalmadı, aynı zamanda proletaryayı umutlandırarak harekete geçirdi. Hegel'in diyalektiği bence felsefi yaklaşımlar içerisinde en ilgi çekici olanlardan biridir. Yani tarihsel gelişim, olayların birbirine zincir gibi bağlı olması vs.
Düşünün ki, bir insanın yayınladığı bir makale bütün dünyayı harekete geçiriyor. Tabi ki fransı ihtilali vs. önemli ama Marx adeta fitili ateşliyor.. Muazzam bir olay.. Kapitalizm insanın kendine yabancılaşmasıdır diyor. Ki bunu yaşamlarımızla deneyimliyoruz.
Komünist hareketin tam anlamıyla hayata geçirilmesi mümkün olmadı belki, marx tan etkilenen, Lenin, Stalin, Mao gibi liderler sosyalist yönetimler kurmuş olsalar da, başarılı olamadılar.
Komünizm neden başarılı olamadı ?
Çünkü insan mülkiyet duygusuyla tanıştı, özünde bencil olan insan için sahip olma duygusu paha biçilmezdir. Elbette SSCB düşmanları, kapitalist toplumlar insanın bu acziyetinden fayadalanarak sürekli tahrik ettiler. Birleşmek, belli idealler doğrultusunda hareket etmek , bencilleşmiş insan için ütopyadır.
Marx ve Engels dostluğu olağanüstü etkileyici bir dostluk ilişkisidir. Hayran olduğum bir arkadaşlık.
Bu kitap birçok mecrada dayanak olarak gosterildiği için her zaman okunması gerektiğini düşündüğüm bir eserdi.

Kapitalist ekonomiye bu zamana kadar ki en korkulu anları yaşatan ideolojilerin temeline inip oradan öğrenmek gerekir bence. Bu zamana kadar hakkında fikir sahibi olmaya çalıssam da, Manifestoyu okumadan Komünizm hakkında bir şeyler biliyorum demek doğru olmazdı.
Komünizme eskisi gibi kapitalizme karşı gelebilen bir görüş olarak bakılmıyor, o yüzden sonradan basımına izin veriliyor hatta bu kitabın ülkemizde de.
Bugun kitabı okudum, ama acıkcası beklentimi karsılamadı, günümüzde devir cok farklı, bunu Engels sonradan yazdığı önsözlerde de belirtiyor. Belki de önceden fikir sahibi olmasam daha çok hoşuma gidebilirdi, ancak dediğim gibi umduğumu bulamadım.
Dili zor değil, sade bir kitap. Açıklamalarla zenginleştirilmiş, ancak ne kadar objektif oluyor bilemiyorum tabi. İdeoloji adı altında savunuculuk yapmak, güzel fikirleri bile maskeliyor.

Herkesin okuyup, öyle fikir belirtmesi iyi olucaktır.
İyi okumalar :)
Toplumun çalışan üyeleri hiçbir şey elde edemezken, her şeyi elde edebilen üyeleri hiç çalışmamamaktadır.
İnsanlık tarihinin ortak noktası, çalışanların hep yoksul olması, çalışmayanların zenginleşmesidir.
Karl Marx
Sayfa 110 - Yordam Kitap, 1. Basım 2009
İnsanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde, bir ulusun başka bir ulus tarafından sömürülmesi de ortadan kaldırılmış olacaktır.
Karl Marx
Sayfa 73 - Can Yayınları
Hepiniz farkındasınız; Para da toprak da kanun da fikir de din de bu ülkede her şey sermayedarlara hizmet ediyor.
Karl Marx
Sayfa 145 - Yordam Kitap, 1. Basım 2009
Proleterlerin zincirlerinden başka yitirecekleri bir şey yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır.
Burjuvazi, tüm ulusları, eğer yerle bir olmak istemiyorlarsa burjuva üretim tarzına yaşamaya zorluyor; uygarlık diye kendi uygarlığını ithal etmeye, yani burjuva olmaya zorluyor. Tek kelimeyle, kendi istediği gibi bir dünya yaratıyor kendine

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Komünist Manifesto
Alt başlık:
Manga
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055541583
Kitabın türü:
Çeviri:
İnan Öner
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap
Karl Marx'ın temel yapıtı Kapital'in çizgi romanı Kapital Manga'yı 2009 yılında okurlarla buluşturan Yordam Kitap, şimdi de bilimsel sosyalizmin en yaygın belgesi Komünist Manifesto'nun çizgi romanı Komünist Manifesto Manga'yı yayınlıyor.

Karl Marx ile Friedrich Engels tarafından kaleme alınan Komünist Manifesto'nun ilk basımı 1848 Şubatında Londra'da yayınlandı. O tarihten bugüne belli başlı dünya dillerinde sayısız basımı yapıldı; bugün de yaygın bir ilginin konusu olmaya devam ediyor. Bu ünlü tarihsel belgenin özünü, çizgi roman formunda, bir öykü ile iç içe sunan Komünist Manifesto Manga, hem Manifesto'nun içeriğini merak eden okuyuculara hem de çizgi roman-manga tutkunlarına zevkli bir okuma vaat ediyor.

Kitabı okuyanlar 1.845 okur

  • Rumeysa Kugucak
  • DEVRAN
  • Ali Latif
  • Bekir Kaya
  • Başaran Aslan
  • Wicapi Wakan
  • Zamanın Zeynebi
  • Sarya
  • zelodux
  • Eslem Büyükarslan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.5 (7)
9
%0.9 (4)
8
%0.6 (3)
7
%0.6 (3)
6
%0.2 (1)
5
%0.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları