·
Okunma
·
Beğeni
·
20,8bin
Gösterim
Adı:
Kral Oidipus
Baskı tarihi:
1941
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Maarif Matbaası (M.E.B.)
56 syf.
·1 günde·10/10 puan
Thebai üçlemesi ya da Oidipus üçlemesi olarak geçen serinin ilk kitabı. Nispeten inceliğiyle tezat oluşturacak kuvvette çarpıcı bir kitap...

Sophokles, Platon'un eserlerinden duymaya alışık olduğum ve aslında Platon sayesinde tanıdığım bir yazar. Yazıldığı tarih göz önüne alındığında konusunun ilginçliği daha da artmaktadır şahsım adına . Bu eseri okumaya başladığımda ana-oğul ensest ilişkisiyle karşılaşacağım hiç gelmemişti aklıma. Platon, Devlet isimli kitabında çocukların nasıl yetiştirilmesi gerektiğine dair düşüncelerini açıklarken, onların şairlerden uzak tutulması gerektiğini çünkü bazı şairlerin Tanrıları yanlış anlattığını, bunların çocuklara okutulmasının doğru olmadığını vurgulamıştır. Şüphesiz ki ne anlatmak istediği bu eseri okuyanlar tarafından daha iyi anlaşılacaktır...

Thebai'nin kralı Oidipus dünyaya adeta bir kehaneti gerçekleştirmek için gelmiştir. Öyle ki kahin, dünyaya gelecek çocuğun, babasının katili olacağını ve annesiyle evlenip, çocuk yapacağını söylemiştir. Bunu duyan kadın çocuğunu doğar doğmaz öldürmesi için sarayın kölesine teslim etmiştir. Ancak köle -aynı zamanda çoban- çocuğu öldürmeye kıyamayıp başka bir çobana, onu başka bir yerde yaşatması için vermiştir.

Başka bir kadınla adamı, annesi ve babası bilerek büyüyen Oidipus kendisine bildirilen bu kehanetten öylesine korkmuş ki, gerçekleşmemesi için memleketinden ve anne-babası sandığı kişilerden kaçmış. Bu aynı zamanda bir kaderinden kaçışmış onun için... Ancak kaçmak mümkün olamamış ve korktuğu şey başına gelmiş Oidipus'un. Yolda karşılaştığı yaşlı adamı yani Thebai kralı olan babasını öldürmüş ve onun yerini alarak Thebai'nin yeni kralı ve annesinin de kocası oluvermiş. İlginç geliyor kulağa!.. Annesiyle ilişkisinden çocukları (ya da kardeşleri) de oluvermiş ve kehanetin iki türlüsü de yerine gelmiş böylece. Talihi kötü yazılmış Oidipus ise ancak yıllar sonra öğrenebilmiş bu gerçeği. Hakikatın ağırlığını kaldıramayan kraliçe ( babasının ve kendisinin karısı,öz annesi, çocuklarının annesi ve babannesi olan kadın!..) kendini öldürmüş, Oidipus ise gözlerine defalarca kez iğne batırarak kendini körlüğe mahkum etmiş. Kötü başlayan masalımızın ilk kısmı da böylece bitivermiş...

İkinci kitaba geçmek için sabırsızlanıyorum. Bakalım Tanrılar Oidipus için daha neler yazmışlar..:)
56 syf.
·3 günde·10/10 puan
Kaderinden kaçamayan, Oidipus..
Oidipus, anne baba bildiği insanlardan kehanet gerçekleşmesin diye kaçarken kaderini yaşamaya mecbur kalır.
Kaderini yenmeye çalışan, Oidipus'un kendini yaşadıklarından dolayı kör etmesi, hikayenin akıcılığı, sözcüklerin sadeliği hepsi çok etkileyiciydi.
Psikolojideki "Oidipus Kompleksi" yani oğlan çocuğunun anneye olan aşkı bağlılığı, adı bu eserden geliyormuş.

Sophokles'in tragedyalarının hepsini çok merak ettim. Tiyatro okumaları yaptığımız grupta hepsini okuyamasak ta bi kaç tanesine yer verebildik.
Gönül rahatlığıyla tavsiye edilebilecek bir kitap.

*Görecek güzel bir şey olmadıktan sonra görmek neye yarar?.
56 syf.
·2 günde
Zaman: 2500 yıl öncesi
Yer: Yunanistan

Düşünelim birlikte...
Bir kraliyetiniz var. Kral ve kraliçe olarak çocuğunuz olsun istiyorsunuz ama olmuyor. - Günümüzde çocuğu olmadığı için ayrılma noktasına gelen nice güzel çifte gizli mesaj içerir bu destan- Bir gün bir oğlunuz oluyor ama bir kehanet de onunla birlikte hayatınıza giriyor. Kehanete göre yeni doğan oğul büyüyünce babasını öldürecek, annesiyle evlenecek ve ondan çocukları olacak. Ne yapardınız?

Kaderin gerçekleşmemesi için bebeğinizin ayak bileklerini delerek iplerle bağlayıp bir dağa mı atardınız yoksa kadere karşı durup geleceğinize iradenizle sahip mi çıkmak isterdiniz?

İşkenceyi normalleştirerek öz oğlunuzu kendi hayatınız uğruna Kithairon dağına atıp kurda kuşa yem mi ederdiniz yoksa ölümünüz pahasına Tanrı'lara karşı mı gelirdiniz?

Ahlaki ikilemler...

Düşünmeye devam edelim....
Adınız Oidipus ve anlamı "şiş, su toplamış ayak". Neden? Düşündüğünüzde anlam veremeseniz de mutlusunuz. Çünkü insan mutluysa irdelemez nice şeyi.

Kraliyetin bir başkasına geçelim. Bu kral ve kraliçenin de çocukları olmuyor ama bir gün çobanın biri onlara bir bebek getiriyor. Öyle bir sahipleniyorlar ki bu bebeği, büyüdüğünde duyduğu uğursuz kehanetin karşısında onlara zarar vermemek için tüm sevdiklerini ve yuvasını terk etmek zorunda kalıyor. İşkencelerle terk edilen bebek ile sevgiyle büyütülen bu bebek aynı kişi ise kötülük inanmak zorunda hissettiğimizde midir inanmayı seçtiğimizde midir? Oidipus iyi midir kötü müdür?
Oidipus kehanetin gerçek olmaması için Tanrı'lara ve kehanete isyan ederek sevdiklerini korumayı seçer öz ana babasının aksine. Kimdir kötü olan?

Yurdunu terkeden Oidipus Thebai yakınlarındaki üçyol kavşağına gelir ve karşıdan gelen arabanın sürücüsü ona kırbacıyla vurur. oidipus sürücüyü ve korumalarıyla birlikte kralı öldürür. kurtulan tek kişi thebai'ye dönüp olanları kraliçeye anlatır ve uzaklara gitmek için izin ister. Gücün sarhoşluğuyla yoldan geçen Oidipus'a vurma hakkını kendinde gören arabacı tetiklemeseydi hayatta olur muydu? Büyük ihtimalle. Hayatımızdan pek çok örnek verilebilir bunun gibi. Gücün ediciliğine boyun eğmeyen ve onların dilini daha sert konuşanlar...

oidipus thebai kentine ulaştığında bir canavar kentin girişini kapatmış ve bir bilmece sorarak bilemeyenlerin canını almaktadır. Soru "Sabah dört, öğle iki, akşam üç ayaklı yaratık nedir?"dir. Cevabın insan olması ve insanın ömrü boyunca durumlarına işaret etmesi düşündürücüdür. Kimse bilemez çünkü insan kendini tanıyamamaktadır. Kendini tanımayan insan hayatı hak etmemektedir ve canavar onu yemektedir. Metaforik olarak düşünürsek canavar zamandır ve insanları avlamaktadır. Cevabı bulan ise hayatla bebekliğinden itibaren kumar oynayan ve zamana isyankar Oidipus'tur. Krallığı hak eder ama Sophokles kral olmaktansa kral gibi yaşamayı över eserde. Manidar...

Oidipus krallığı ve kraliçeyi sahiplendikten sonra bir kurtarıcı olarak yıllarca sevilerek yaşar. Bir gün thebai'de felaketler başlar ve ahlaksız bir durumu bunun sebebi görürler. insanlar sarayın önüne gelirler. oidipus onları dinler, çözümler arar. Detaylar detayları çorap söküğü gibi getirir ve kaderinin acı kehanetini öğrenir. Felaketlerin sebebini bulsa onu sadece sürgün edecekken kendisinin olduğunu öğrenince kendi gözlerini kör eder. Kendini öldürmez ama ölmekten beter eder. Belki de Tanrı'lara öyle öfkelidir ki onların huzuruna çıkmamak için bir acı seçimdir bu. İstemeden öldürdüğü babasına, sevdiği annesinin kendi canına kıyması da eklenir. Başkasına merhametli bir liderken kendisine bu kadar acımasız olması, insanın en adaletsiz yargılamayı kendisine yaptığının göstergesi sayılamaz mı?

Politik bir yorum olarak da Oidipus'un adaletsiz bir buyruğu olunca " Adaletsiz krala boyun eğilmez!" diyebilen bir yurttaşın (amca Kreon'un) varlığı ile güce boyun eğilmesinin temelinin sadece adaletli olunması şartına bağlanması binlerce yıl öncesinde Yunanistan'daki yönetim ve adalet anlayışına bakış açısı İle bugüne bakıldığındaki insanın değişimini görmek üzücü.

Kader belki değişemez ama kadere karşı çıkmak elimizde!
56 syf.
·1 günde·9/10 puan
Oidipus efsanesiyle ilk kez Orhan Pamuk'un Kırmızı Saçlı Kadın kitabında karşılaşmıştım, kendisi bende epey merak uyandırdığı için ve zaten mitolojiler ilgimi çektiği için tragedyalara sarmış oldum.

Sophokles Yunan tragedyası denildiğinde Aiskhylos'tan sonra akla gelen ilk isimmiş. Kral Oidipus da tragedya sanatının en başarılı örneklerinden.

Kara kader ve kadercilikle savaşı temsil eden bir eser.

Oidipus kendi babasını öldürüp, öz annesiyle evleneceğine dair kehaneti duyduğunda kaderinden kaçmak için yaşadığı Korinthos şehrini terk edip yollara düşer. Yolda karşılaştığı araba ile aralarında çıkan arbede sonucu arabadakilerin hepsini öldürüp Thebai şehrine varır, şehre musallat olmuş canavarın bilmecesini çözer, şehri canavardan kurtarır, şehrin kralı olur ve eski kralın karısıyla evlenip dört çocuk yapar. Gel zaman git zaman şehir felaketten felakate koşar gidip bir bilene danışırlar o da eski kralın katilinin şehirde yaşadığını, kanını yerde koduklarından başlarına bunların geldiğini söyler.

Tabi Oidipus kendinden emin olanca kibrini saçar etrafına. Kral olarak davayı çözeceğine and içer. Önce kahini ihanetle suçlar sonra karısının erkek kardeşinin tahtta gözü olduğunu iddia eder ama şüphe içine düşmüştür bir kere ve baaaamm gerçeği öğrenir ki aslında kehanet gerçekleşmesin diye şimdiki karısı olan annesi ve babası onu dağ bayır bir yere atarlar, çobanın teki de onu alıp evlatlık verir.

Gerçeği öğrenince kaderine lanet eder, bunları göreceğime kör olsaydım der ve gözlerine iğne batırarak kendisini kör eder. :) Burada aklıma yine Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı'daki nakkaşların daha iyi resmetmek için gözlerini iğneyle kör etmeleri geldi.

Neyse efenim lafı yine çok uzattım az biraz da spoiler verdim gibi oldu ama hem Laios hem Oidipus kaderlerinden kaçmaya savaşsalar da nafile çabalardır bunlar. İnsan kaderinden kaçamaz demek ister Sophokles ya da Pamuk'un dediği gibi inandıkları için kaderlerine dönüşür kehanetler.
56 syf.
·1 günde·9/10 puan
Gerçek(tam) bir trajedi!
Sophokles; yalın, kafiyeli diliyle asırları bir bir aşarak bugüne kadar gelecek bir eser yazmış ve kuşkusuz bu eser, dünyanın ömrü oldukça da nice asırlar aşacaktır. Sophokles'in evrensel diliyle kuşatamayacağı hiçbir zihin yok denilebilir. Özellikle eserde, Korobaşı'nın söylediği şiirler, Sheakespeare ve Ömer Hayyam karışımı denebilecek düzeyde kaliteliydi. Velhasıl, eseri okumanızı tavsiye ediyorum.
56 syf.
·3 günde·Beğendi
Kral Oidipus, M.Ö 495 - 406 yılları arasında yaşayan, Sophokles tarafından yazılan bir Yunan Tragedyasıdır. Sophokles'in günümüze kalan yedi oyunundan biridir. 

Laios, Thebai ülkesinde kraldır. Karısı ile bir erkek çocukları olur. Tanrı olan Apollon, yeni doğan çocuğun ileride babasını öldüreceğini ve annesi ile evleneceğini söyler. Bunu öğrenen annesi ve babası onu bebekken ayaklarından bağlayıp, ondan kurtulması için bir çobana verirler ama çoban bebeğe kıyamaz. Bebeği çocukları olmayan Kral ve Kraliçeye verir. Herkes için bunun daha iyi olduğunu düşünür. Kral ve kraliçe evlat edindikleri bebeğin ayaklarının bağlanıp şişmesinden dolayı ona Oidipus adını koyarlar. Oidipus yeni ailesi ile Korinthos'ta bolluk ve zenginlik içinde büyür. Çocuk büyüdüğünde Apollo'nun kahininden babasını öldürüp dul kalan annesi ile evleneceğini öğrenir. Bunun üzerine Oidipus  bunların önüne geçmek için saraydan kaçar. 

Ama kim kaderin önüne geçebilmiştir ki?


* Kuvveti, imkânları ölçüsünde bir insanın başkalarına yardım etmesi kadar güzel şey var mı?

* Adaletsiz krala boyun eğilmez.

* Yersiz de olsa şüphe insanı yaralar. 

* Ne acıdır ki, başıma lanetler yağdıran kendim oldum. 

* Kim ermiş bu dünyada
 Özlenen mutluluğa?

*  Ruhun acılardan kurtulması huzur doğurur.
56 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Kral Oidipus; Kral Oidipus, Oidipus Kolonosta ve Antigone kitaplarından oluşan Thebai Üçlemesi'nin ilk kitabı. Kitabı almadan önce bir üçlemenin parçası olduğundan habersizdim, okumaya başlamadan önce araştırma yaparken öğrendim, diğer iki kitapta ne anlatıldığı üzerine bir fikrim yok ve okumak için heyecanla bekliyorum. Oidipus efsanesini az çok duymayan yoktur ve genel hatlarıyla konusu herkes tarafından bilinir. Ben üniversite eğitimimde Freud'un oidipus kompleksi teorisi ile tanıdım efsaneyi. Ve tam metni okuyarak anlamaya çalışmak istedim.

Tragedya bir kahramanın kendi çevresinde gelişen olaylarla savaşıp kendinden daha büyük ve anlamlı olduklarını anlayıp bu olaylar karşısında yenik düşmesini anlatır. Kitabı okumadan önce tragedya hakkında daha detaylı bilgi edinmek faydalı olacaktır, böylece kitap daha fazla anlam kazanıp okurken anlatım ögeleri, üslup, yazım şekilleri, konu daha iyi yerli yerine oturacaktır diye düşünüyorum.

Şimdi konusuna gelecek olursak: Kral Oidipus Apollo tarafından lanetlenen bir kraldır. Babasını öldürüp annesiyle evlenmek ve annesinden çocukları olmak onun kaderidir. Bunu öğrenen annesi babası bebekken Oidipus'tan kurtulmaya çalışırlar ancak Oidipus ne babasını öldürmekten ne annesiyle evlenmekten kurtulamaz. Kader Oidipus'u yine bir şekilde bu felaketi yaşamaktan alıkoyamayacaktır.

Kral Oidipus kader üzerine düşünmeye yöneltiyor bizi. Annesi babasının uğraşları, Oidipus'un yaşadıkları ve yine bir şekilde kehanetin gerçekleşmesi... Bizim duygularımız, düşüncelerimiz, bir hayatımız var. Ve bizim için çizilmiş bir yol, kader.. Seçimlerimizle yön verdiğimiz bir hayatımız... Sonu mutlu veya hüzünlü yaşantılar.. Değiştirmek istediklerimiz, çaresizce kabullenişlerimiz, hayatın ucundan tutma çabalarımız.. her şey... Bu hassas konu -kader- hakkında kesin yargılar içeren yorumlarda bulunmayacağım ancak Kral Oidipus'u okuyanların pişman olmayacağına eminim. Kitabın son cümlelerini oluşturan koronun sözleriyle bitirmek istiyorum:

"Ey Thebaililer, yurttaşlarım! O zorlu bilmeceleri çözen Oidipus'un haline bakın! Çok kudretli bir insandı. Onun mutluluğu bu kentte hangi vatandaşı imrendirmemişti? Şimdi ne kadar korkunç bir felaket kasırgasıyla sürüklendiğini görün! Onun için, son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa ermiş demeyin!.."
56 syf.
·1 günde
Freud'un meşhur oidipus kompleksinin adını nereden aldığını kitabı okuyarak anlayabilirsiniz. Yunan mitolojisine ilgisi olanların kitabı okurken daha farklı tatlar alacağından eminim. Sophokles tiyatronun gelişmesine katkı sağlamış bir tragedya yazarıdır. Bu kitapta karşımıza kaderciliğe karşı başlatılan savaş çıkıyor. Oidipus kaderinden ne kadar kaçmaya çalışsa da yazgısına boyun eğmek durumunda kalmıştır. Kaderini yaşadığını fark ettiğinde ise kendini kör etmiş ve karanlıkta dahi görmek istememiştir. Çok beğenerek okudum, tavsiye edilir :)
56 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Kısa ve dili oldukça güzel, dünyaca bilinen tiyatro eserlerinin arasında yer alıyor. Ve ben çok beğendim.Yalnız yunan mitolojisi hakkında bilginiz olması gerekecek yoksa hiç bir tat alamazsınız.

Kral oidipus
Öyle bir yaşantı ki kaderin sağdan soldan sillesini eksik etmediği bir yaşam sürüyor eserimizin kahramanı cidden cok üzüldüm

Okumakla bir şey kaybetmezsiniz ama dediğim gibi ilyadayi filan okuduysanız yada yunan mitolojisi hakkında bir kaç araştırma yapıp fikir edindiyseniz hoşunuza gidecektir.Şimdiden keyifli okumalar.
56 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Freud’un ünlü Oidipus karmaşasına veren Oidipusla nihayet tanıştık. Elbette çok duydunuz çok yerden okudunuz. Ne diyordu Freud; çocuğumuz öyle bir yaşa gelir ki karşı cins ebeveynine duyduğu büyük sevgi sonucunda aynı cins ebeveynini saf dışı etmeye çalışır. Bunun için çeşitli durumlar sergiler, krizler geçirir. En nihayetinde süreci iyi yöneten ebeveynleri sayesinde bu kompleksi başarıyla atlatır. (şimdi burada bu durumu korkunç saçma vs. bulanlarınız olabilir ama annesinin saçını çekip babasına yapışan bebekleri gördüğünüz videoları düşünün işte bu o dönem :) )

Çevirmenin notuyla ünlü Oidipus için şöyle bir cümle kurulmuş. ‘’en sonunda psikanaliz meraklılarının eline düşmüştür.’’ Yanlı mı? , Sophokles’in hak savunucusu mu?, sitemli mi? Yorumsuz. (Ama bu karmaşaya aşırı yakışıyor, zira bence Freud yeni Oidipusların doğmasını bile engellemiş olabilir:) )

Sophokles yazdığı tragedyalarla tragedya dünyasına bambaşka bir ses getirmiştir. Sonunun çok net bilindiği böylesi bir konuyu yeniden ele aldığında bile değişmeyeceğini bilerek aynı his ve heyecanla okumak/ izlemek bu işte nasıl da usta olduğunu göstermektedir. (gözümde Godot’yu Beklemek ile aynı yerlerde)

Tanrı Apollon, günümüzün güneşi olarak nitelendirebileceğimiz bir görev görür mitolojide. Her yeri görür, aydınlatır, her şeyi bilir ve yaşamın temel kaynağıdır. Doğmamışların kaderinin biçimlendirilmesi gibi bir misyonu da vardır. Tanrı Apollon’u kehanetleri gün yüzüne çıkarken Oidipus’u kendine kurban seçmesiyle başlar her şey. Her kişi yazılan kaderinin de bir çeşit kurbanı mıdır? Değiştirilemez kaderine başkaldırır, aslında başkaldırısı bile kaderin çarkının yalnızca bir dişidir. Oidipus’un öz babasını öldürüp annesiyle evleneceğini öğrenir öğrenmez önce terkedilmiş bir bebek olarak yazgısını yeniden yazma deneyimi elde eder sonra başkalarını öz anne babası olarak bilirken ikinci kez kehanetleriyle rahat bırakmayan Apollon’a karşı kaderini eline almak ister. İşte kader çarkının ilkinde bozulan dişlisi Oidipus gerçeği öğrenip harekete geçtiğinde yeniden şekillenir ve kehanet gerçekleşir.
Oidipus’un cezası ona kral olma ödülüyle gelir. Thebai şehrine girişinde kaderi yüzüne güler ve bir canavar tarafından sorulan bilmeceyi bilerek kral olur. Bazen ödül diye verildi sanılanın en büyük ceza olması durumunu yaşarız. Hayatta başımıza kral tacı olarak takılmasa da ödüller bazen böyle kolay bulur bizi. Oidipus kehanetleri unutur. Aslolan tehlikeyi atlattığını düşünür. Kaderini yenmiştir. Mümkün mü?

Kaderciliğe trajik bir bakış açısı sunar Oidipus. İyi ve kötü olma durumu üzerine düşündürür. Gerçeğin apaçık ortada olma halini unutturur. Sorgulatır. Basite indirgenmiş hayatlarımızda değiştiremeyeceğimiz şeylerin kabulü üzerine dikkat çeker. Konu ilginçtir. Çok kişiye ilham olmuştur. Çok fazla yeniden doğmuştur. Kadercilik anlayışı hala gündem olabildiğine göre Sophokles daha çok tam gaz okunur.
İkinci kitapla Oidipus’un kaderinin perdesini aralamaya devam edeceğim. Bakalım kara bahtı ödül mü yoksa gerçek bir ceza mı?

Çok güzel çok, okunsun

Kitap üzerine: İş Bankası Kültür Yayınlarından Bedrettin Tuncel çevirini okudum. Giriş kısmını sonsöz olarak koymasını tercih ederdim. Zira tüm detayları önceden öğrenmek istemezdim. Bu çeviriyi okuyacaklar için özellikle II. Bölüm’ü sonra okumalarını tavsiye ederim. Teknik kısımların anlatımından sonra konuyu detaylıca anlatmasına bu ufak bir eleştiri olsun.
Bir insan için en iyi hizmet, elinde neyi varsa, sahip olduğu her şeyle, diğerlerinin yardımına koşmak değil midir?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kral Oidipus
Baskı tarihi:
1941
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Maarif Matbaası (M.E.B.)

Kitabı okuyanlar 3.435 okur

  • Hazal Suludağ
  • Mine Kartal
  • Hüseyin Dengiz
  • Şahin Akkuş
  • s
  • Élûriel
  • selin
  • Rodion Romanoviç Raskolnikov

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0
8
%0.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları