Kröyçer Sonat

Lev Tolstoy
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
Genel olarak dönem zamanında ki olay ve düşünce yapısının yüz küsur yıl geçmesine rağmen bence hala devam ettiği düşüncesi üzerimde hakim olan bir yapıt olay örgüsü itibari ile çok akıcı olmasa da başlangıç kısmı itibari ile beni itkileyen bir eser oldu dönem rusyasi ve şimdi baktığımız zaman sorunlarımızın nede benzer
Kröyçer SonatLev Tolstoy · Varlık Yayınları · 195413,6bin okunma
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Tolstoy dan okuduğum ilk bir kaç kitaptan biri. İnsanların evlilikten beklentileri nelerdir, gerçek niyetleri ve söyledikleri ne kadar tutarlı . Dönemin yaşantısına evlilik konusu üzerinden değerlendirme yapan güzel bir eser. Evlenmeyi düşünenlerin kendi gerçek niyetlerini sorgulaması için okuması faydalı olur.
Kröyçer SonatLev Tolstoy · Varlık Yayınları · 195413,6bin okunma
Tolstoy'un felsefesi
Puan vermedi·96 syf.··
2021 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2021 01:45
Tolstoy'un çoğu kitabını okudum ama ilk kez hayal kırıklığına uğradım neden mi kitap şöyle bir argüman üzerine kurulmus;Kadın erkek iliskileri bedensel hazza dayandirilamaz,aşk yalandır asıl amac bedensel hazzı beslemektir,toplum bunun yuzunden ilme yonelememistir ilmin önündeki engel toplum kadına erkek avlamak,erkeğe cinsel hazzı tatmin etme görevi yüklemiş olduğundan ahlak ilkesi çöpe atılmıştır. Evlilik neslin devamını saglamak sacmaligina dayandirilarak yapılmakta olup kişinin böyle bir gorevi yoktur,zaten bilim insanları insanlığın sonunun geleceğini soylemektedirler. Kisilere düşen görev ahlakli olup,cinselligi kenara iterek ülkü ve ülkenin gelişimi için çalışmaktır. Diyor Tolstoy! Roman okuyalim derken felsefi bir donenin ispatını okudum yani:)
Edebiyat
Kröyçer SonatLev Tolstoy · Varlık Yayınları · 195413,6bin okunma
Uzun lafın kısası yoktu.
Puan vermedi·140 syf.··
2021 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2021 04:56
“Ben ne okudum yahu!” tepkisini hepiniz duymuşsunuzdur. Net olarak şunu söyleyebilirim ki, bu tepkiyi daha çok hak eden başka bir kitap okumamıştım. Hayretler içerisindeyim, özellikle son bölüm beni dehşete düşürmüş durumda ve bu inceleme zor olacak. Daha sonsözü gördüğüm anda Ali Ece çığlıklarımı atarak: “Dalga mı geçiyorsun be!” demiştim, çünkü eserini açıklamaya girişiyordu Tolstoy. Bakın durum o kadar ciddi ki, Kilise bu sonsözü okuyup müthiş yobaz bulmuş ve Tolstoy’u aforoz etmiş! Dalga mı geçiyorum sanıyorsunuz? Gelin size kitabın konusundan ve dokusundan, falanından feşmekanından bahsedeyim önce, daha sonra şu meşhur sonsöz bahsine geliriz. Şimdi, bu büyük edebiyat dâhisi, (dalga geçmiyorum, kalemi muazzam) Rusların İsa’sı (işte şimdi dalga geçiyorum) bu kitabı 1889 yılında yayımlıyor, on yıl sonrasında ise kitabını açıkladığı sonsözünü yayımlıyor. Kitabın konusu; bir tren yolculuğunda ismini bilmediğimiz anlatıcımız ile, “kadın”, “evlilik”, “aşk” vb. konularda tartışan bir grup insanın arasında tanışan ve bir yakınlık kuran Pozdnışev adlı karakterin kısa hayat öyküsünü, yolculuk boyunca anlatıcımıza anlatması ve anlatıcımızın da onu yolculuk boyunca hayretler içerisinde dinlemesiydi. Şu Pozdnışev’den bahsedeyim biraz sizlere. Beyaz kıvırcık saçlı, parlak gözleri etrafta fıldır fıldır dönen, insanlarla konuşmayı ancak bir savaş edasıyla gerçekleştirebilen, büyük bir travması olduğu daha ilk bakışta anlaşılan, klasik bir Rus erkeği. Karısını öldürmüş bu adam. Evet! Ve trende tanıştığı yabancıya yani anlatıcımıza bu olayın nasıl geliştiğini anlatarak günah çıkartıyor bir nevi. Tabii kendi boktan tarzında! Hayatımda ilk defa bu kadar kaliteli bir yobazlık örneği gördüm. Çünkü Tolstoy asla boş atmıyor, söylediği her şeyi İncil’den doğrulayarak ve Rus toplumsal
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
Kıskançlığın ritmi
Puan vermedi·140 syf.·
2026 18. kitabı
Müziğin etkisiyle hissetmediğim bir şeyi hissedebilirmişim, anlamadığım bir şeyi anlayabilirmişim, yapamadığım bir şeyi yapabilirmişim gibi gelir bana (s.85) Lev Tolstoy kitaptaki alıntısıyla müziği insanı kendi zemininden çekip alan, duyguyu hızlandıran, iradeyi esneten bir güç olarak görüyor. Ki öyledir de müzik sadece kulağa gelen bir sesten ziyade insanın içini yerinden oynatan ve olayları hızlandıran görünmez bir dürtü gibi çalışabiliyor. Kitabına ismini veren Kreutzer Sonat’ta arka fonda çalan bir ayrıntı olmuyor, hikayenin nabzını belirleyen bir tetikleyiciye dönüşüyor. Kitabın ismini aldığı eser Beethoven’ın Op.47 keman–piyano sonatından bahsetmek gerekirse, eseri ilk başta kemancısı George Bridgetower’a ithaf ediyor, sonra araları (anlatıldığına göre bir kadın yüzünden) bozulunca ithafını geri çekiliyor ve eseri başka bir müzisyen olan Rodolphe Kreutzer’e ithaf ediyor. Olayın İlginç kısmı Kreutzer bu sonatı seslendirilmeye uygun bulmayıp hiç çalmıyor olsa da ismi sanatta ölümsüzleşiyor. Tolstoy da bu sonatı alıp edebiyatta bir kıvılcıma çeviriyor, ilk olarak 1889’da ilk yayımlandığında sansüre uğrasa da büyük tartışma yaratıyor, Tolstoy’un geç idealist toplumcu dönemindeki yeni ahlak anlayışının güçlü örneklerinden sayılıyor. Hikayesi bir tren yolculuğunda başlıyan eser, kompartımanlı trendeki yolculukta evlilik, aşk, güven ve kadın–erkek ilişkileri üzerine sohbet edilen bir ortamda devam ediyor . Bu konuşmaların içinden Pozdnışev ismindeki karakter kendi evliliğine dair düşüncelerini anlatmaya başlıyor. Başlarda sakin gibi duruyor ama içeride kırgınlıkları anlattıkça, güvensizlik büyüyor, kıskançlık gelip gitmiyor. Olayları ivmelendiren de eve giren müzisyen, karısıyla birlikte çalıyor, Kreutzer Sonatı çalarlarken Pozdnışev’in zihnindeki
Düşünce
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
8/10
·140 syf.··
2018 47. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2018 09:54
Etkinlik kitapları okumaya devam diyelim önce :) "Sen ne yapmışsın be Tolstoy!" diyerek okuyup bitirdiğim bir kitap oldu Kreutzer Sonat. Kitaba yaraşır bir okuma için, kulaklığımı taktım ve Beethoven 9 nolu sonatını dinlemeye başladım. Bir yanda müzik diğer yanda Tolstoy. Bir yanda kemana ve piyanoya giden aklım, diğer yanda kitabın Doris Lessing tarafından yazılan önsözünü okurken düştüğüm dehşet... "Diriliş", "Anna Karenina", "Savaş ve Barış", "Ivan İlyiç'in Ölümü" gibi başyapıtlara imza atan bir Tolstoy var evet. Ama bir de "Kreutzer Sonat" yazan Tolstoy var karşımızda. Cinsellikten nefret eden, insanlığın sonu gelse bile cinsellik konusunda hayli katı olan Tolstoy'un (tabi fanatik bir Hıristiyan olduktan sonrayı kastediyorum) yazdıklarına hayret ederek okudum eseri. Cinselliği "insanın değerini düşüren" daha doğrusu "kadının değerini düşüren" bir olgu olarak görüyor Tolstoy. Bir bireyin dünyaya gelmesi cinselliğin tek iyi tarafıdır Tolstoy'a göre. (13 çocuğunun olmasının açıklaması da budur.) Bunu ve daha birçok düşüncesini zaten kitabı okuyanlar net bir şekilde göreceklerdir. Kısaca konu şöyle; (zaten gerçek bir olaydan esinlenmiş Tolstoy) Pozdnişev adında bir kahramanımız var. Ve yaşadığı hovarda hayattan, yaptığı bir evlilikle elini eteğini çekiyor. Bir tren yolculuğunda da karşısında bulunan kişiye bu evliliğin nasıl kâbusa dönüştüğünü anlatmaya başlıyor. Ama nasıl bir anlatım! Bir durulup bir yükseliyor kitap. Biraz sakin giderken öyle bir cümle söylüyor ki Pozdnişev; hem heyecanlandırıyor hem de sarsıyor okuyucuyu. Tolstoy yapıyor Tolstoyluğunu yani! Kitabın sonunda da Tolstoy tarafından, esere gelen sansürler ve eleştirilere cevap niteliğinde bir Sonsöz var. Ki burada yazdığı bir cümle kitap biterken daha çok sarstı beni. Cümle şu; "İnsanlar çocuklarını
Edebiyat
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
8/10
·140 syf.··
2025 34. kitabı
Klasik Tolstoy eserlerinden farklı bir tarzda yazıldığını düşündüğüm şahane bir eser. Gerçek bir hikayeden esinlenerek yazılan eserde, ikili ilişkiler, aşk, kıskançlık, çocuklar , evlilik konularına toplumun genel kanısının dışında bir bakış açısıyla yorumlar yapılmaktadır. Durum ve olaylar kadın , erkek açısından değerlendirilip her ikisi de eleştirilse de kadınların daha fazla eleştirildiği hatta özellikle kötü giden evliliklerin müsebbibi tutulduğu fikrinin daha fazla vurgulandığı kanısına vardım ve sinirlendim :) Bakınız : “ kadınlar da tıpkı hor görülmenin öcünü parasal egemenlikleriyle alan yahudiler gibiler. Yahudiler ; madem bizim sadece tüccar olmamızı istiyorsunuz, o zaman biz de tüccar olarak size hükmederiz diyorlar. Kadınlar da; madem bizim sadece şehvet aracı olmamızı istiyorsunuz, o zaman biz de şehvet aracı olur, sizi köleleştiririz diyorlar.” Eserde tüm yorumlar baş kahraman Pozdnişev’in kıskançlık krizi sonucu eşini öldürmesiyle sonuçlanan hikayesinin içinde iliştirilmiş şekilde yapılmaktadır. Yazıldığı dönemde içeriğiyle tepki çeken ve hatta sansüre uğrayan bu eseri okumanızı tavsiye ederim
1000Kitap
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
Tolstoy’un katı ahlakçılığı
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2022 15:03
Beethoven’ın kreutzer sonat’ını dinlerken başta hissettiğimiz öfke ve kaosu, ardından gelen durgunluğu ve sonundaki dramı da kitapta sırayla yaşıyoruz. Ki kitap adını tam olarak da Beethoven’ın bu eserinden almış; Tolstoy bu eseri dinlerken çok etkilenmiş ve bunun ardından kitabı yazmaya başlamış. Tolstoy’un bu eseri derin bir ruhsal çöküntü sırasında yazdığı biliniyor. Bunu ilk bakışta bile anlamamak elde değil; Tolstoy incilin öğretilerinden olan İsa’nın tanrının oğlu olduğuna ve birçok kilisenin öğretilerine karşı çıktığı halde hem kitapta hem de kitap çıktıktan sonra yapılan eleştiriler ve kitabın anlaşılmayan kısımlarını açıklamak için 10 yıl sonra paylaştığı son sözünde de incilden alıntılar yapmış (Tolstoy’un bu dönemde dini bir arayış içerisine girdiğini de biliyoruz tabi ki). Aynı zamanda bu dönemde Tolstoy’un karısıyla ve karısının ailesiyle geçinemediğini de aklımıza getirirsek başkarakter olan pozdnişevin sözlerinin Tolstoy’un düşünceleri olduğunu anlamak mümkün (Tolstoy’un katı ahlakçılığının büyük bir örneği olduğunu da okuyunca anlayacaksınız); ki son sözünde de pozdnişevin düşüncelerini savunmuş. Kitapta kadın-erkek ilişkileri, evlilik, din ve ahlak üzerinde çok durulmuş. Kadınların erkekleri etkilemek ve evlenmek için çaba gösterirken kendilerini bir fahişeden bile daha çok alçalttıklarını; bir fahişe gibi vücutlarını sergilemekten geri kalmadıklarını, müziği bilmelerini, okumalarını kısaca her şeyi sadece bir erkeğin kendisini arzulaması için yaptıklarını savunuyor pozdnişev. Kadınların erkeklere, erkekleri baştan çıkarmak için hırsla baktığını o sırada içlerinden ‘hayır o kadını değil beni seç beni’ diye düşündüklerini erkeklerinse bunu bilip evlilik ve çocuk yapma zamanı gelene kadar fahişelerle zaman geçirdiği ardından kendisine kur yapan
Edebiyat
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Can Yayınları · 201813,6bin okunma
9/10
·140 syf.·
2025 576. kitabı
Tolstoy’un Kreutzer Sonatı, aşkın, kıskançlığın ve evlilik kurumunun derinlemesine sorgulandığı sarsıcı bir eser. Bir tren yolculuğunda anlatılan itiraflar üzerinden ilerleyen hikâye, aslında bireysel bir kıskançlık hikâyesi gibi görünse de, arka planda toplumun ahlaki değerlerini ve kadın, erkek ilişkilerindeki çarpıklıkları da gözler önüne seriyor. Tolstoy, karakterinin ağzından hem evliliğe hem de tutkuların insana verdiği zarara karşı oldukça keskin ve rahatsız edici tespitler yapıyor. Kitap boyunca hissedilen yoğun gerilim, müzik ile tutkunun birleştiği o unutulmaz noktada doruğa ulaşıyor. Özellikle Beethoven’ın “Kreutzer Sonat”ının romana kattığı atmosfer, sanatın bir duyguyu nasıl tetikleyebileceğini çarpıcı şekilde gösteriyor. Tolstoy, bu kısa ama etkileyici eserde okuyucusunu huzursuz ederek düşündürmeyi başarıyor; aşkı, sadakati ve kıskançlığı en çıplak halleriyle sorgulatıyor.
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
Tek ricam; okumadan beğenmeyin.
9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2022 116. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2022 17:39
4yıl kadar bundan önce doğum günümde hediye bir kitap aldım. Kitapın orijinal ismi "Крейцерова соната" yani " Kreutzer Sonat " O zamanlar Rusça'ya yeni merak sardığımdan hediye olayı kitabı orijinal haliyle okumama vesile olmuştu. Geçenlerde tesadüfü bir şekilde aynı kitaba denk düştüm. Fakat bu kez sizlerle de paylamak amaçlı Türkçe çevirisini okuma kararı aldım. Gelelim kitaba. Kreutzer Sonat adını Beethoven'ın Kreutzersonate isimli kemanlı bestesinden alan, bir Lev Tolstoy hikayesidir.. Fakat size tavsiyem ismine aldanmamanız. Aslında olay müzikten çok aile yaşamını mercek altına alan bir konu üzerine işlenmektedir. Aşk "kıskançlık" cinayet...ve çok daha fazlası. Hiç sıkılmadan keyifle okuyacağınız güzel bir kitap. Okuyacak arkadaşlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Okumayı düşünen arkadaşlar da düşünmeyi bir kenara bırakıp okumaya başlamalarını tavsiye ediyorum. Umarım okurken en az benim kadar sizler de keyif alırsınız ;)
Edebiyat
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.