Japon klasikleri dizisinden biri olan ‘’Ardından’’ eserinden sonra yazardan okuduğum ikinci kitap Üç Köşeli Dünya oldu. Yazının başında belirtmek isterim ki bir türlü içine giremediğim, uzak ve yorucu bir okuma yolculuğuydu. Yanlış bir zamanda okudum ve beklentilerimi de bir kenara bırakamadım galiba, sonuçta bir tutunamama meselesi oldu ve sevemedim.
Kitabın okunma sayısı ülkemizde pek az olmasına rağmen birçok yoruma denk geldim, acaba ben miyim tek beğenmeyen diye merak etmiştim. Yorumlara baktığımda ise kitabın uç noktalarda bir beğeni durumunu yansıttığını fark ettim. Ya hep ya da hiç! İlginç ki, karşıt görüşler eşitlenmiş ve böylece birbirini de nötrlemiş gibi görünüyor. Artık tercih sizin, okumadan hakkında konuşmanın anlamsız kaldığı, değişik bir eser bu.
Soseki ressamlık ve şairlik gibi sanatın farklı alanlarını ele alıyor ve bu iki elementi edebiyat ile birleştirerek sanat dünyasını üç boyutla birlikte romanında sunuyor. Sanat ve sanatçı, sanat ve toplum ilişkilerinin kimyasını da derinlemesine inceleyen bir kitap olmuş.
Edebiyat benim için her şeydir ve henüz onu geçebilen bir ilgi alanım da olmadı. Edebiyat dışında ise resim sanatı da yakından takip ettiğim bir alandır. Şiir okusam bile, bu roman ve öykü okuduğum kadar sık yaptığım bir eylem değildir. Yazmayı da düşünmedim hiç. Amacım kısa öyküler kaleme almaktır daha çok, belki bir gün de roman…
Neyse, şairlikle ressamlığın detayları ve sanatla ilgili ne varsa üzerinde durulmadık şey kalmamış. Hatta fazlası da var; doğu- batı çatışması, kadın- erkek ilişkileri, savaşlar, eski ve yeninin son bulmayan kültür ayrımı… 170 sayfalık kitaba bu kadar konuyu sığdırabilmesine hayran kaldım, üstelik sayfalar dolusu, bol detaylı betimlemelere rağmen. Betimleme de severim ama sıkıldım birazcık.
Kitaptan istediğim