·
Okunma
·
Beğeni
·
9.937
Gösterim
Adı:
Martı
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059485760
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ema Çocuk Yayınları
Rus yazar olan Çehov, Taganrog kentinde doğdu, Almanya'nın Badenvveiler kentinde öldü. Moskova Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirerek doktor oldu. Yazarlığa, kısa öykülerle başladı. Önceleri takma bir adla güldürü dergilerine yazıyordu. Umduğundan büyük bir ilgiyle karşılaşınca farklı konularda da yazmaya başladı. Tiyatro oyuncularıyla bir arada bulunmaktan çok keyiflenirdi. Turnelere katılır, provalara giderdi. Moskova Sanat Tiyatrosu'nun genç ve güzel oyuncularından Olga Knipper'le evlendi. Yaşamının son yıllarında vereme yakalandığı için, günlerini sıcak memleketlerde geçirmeye başladı. Naaşı Almanya'dan Moskova'ya götürüldü ve büyük bir cenaze törenivle toprağa verildi.
94 syf.
·2 günde·10/10
Edebiyatçılar ve kalem sahibi olma yolunda ilk adımlarını atmak isteyenler için çok faydalı, yön verici, vazgeçilmez bir eser olduğu kanaatindeyim.

Biri genç, diğeri ona nisbeten daha yaşlı olan iki yazarın ana karakter olarak karşılaştırıldığı dört perdelik piyestir. Genç Treplev yazmaya hevesli, yeni biçimler arayışında olan dekadan bir yazardır. Ona göre daha yaşlı olan (tam belli değil 35-40 yaş arası) Trigonov ise dünyaca ünlü, kendini kanıtlamış, hiçbir edebi akımı önemsemeden özgürce yazabilmeyi savunan yazardır. Bu iki yazar karakter üzerinden 19. yüzyılda Avrupada ortaya çıkan Dekadanlık, Sembolizm ve Naturalizm gibi edebi akımlara işaret edilerek genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu akımları eleştirmiş ve Trigonov karakteri üzerinden kendi görüşünü ortaya koymuştur. "Martı" Anton Çehov kaleminden edebiyat ve sanat değerlendirmesidir.

Kısacası Çexov'un "Martı"sından aldığım mesaj şöyle:
Edebiyat(Sanat) biçimlerle, akımlarla sınırlandırılmamalı, özgürlük alanı olmalıdır. Düşünce kalıplaştırılmamalıdır. İçinden geldiği gibi, hangi biçim ve türde yazdığını düşünmeden özgürce yazmalıdır. Zamanın nabzı tutulmalı, bilim takip edilmeli, canlı karakterler oluşturlmalı ve karakterini yaşamalıdır.

"Martı"ya doyamadım; üst üste iki kez okudum, altını çizdiğim yerleri defalarca okudum. İmkanım olsa ezberlerim. Edebiyat nasıl değerlendirilir veya değerlendirilmeli ben bunu Anton Çehov'dan öğrendim.
94 syf.
Merhaba, ben Anton Çehov!


Çehov kendisinden ne istendiğini bilen bir yazar. Bununla birlikte mizahi yönüyle de iyi huylu hiciv tadı da verdiği söylenebilir. Burada asıl garip olan Çehov'un derinden trajik olan olayların içine bu hicvi nasıl ustaca serpiştirdiği oldu. Dudaklarda her zaman bir gülümseme olmasına rağmen, derinde bir acının da içten içe kalbe yerleştiği olgusu. Tabii her eseri için bunu söyleyemeyiz. Ancak okuduğum eserleri için bunu söyleyebilirim. En azından Martı için. Çehov'un eserleri bir ihale bizler ise alıcıyız. Almak istediğimiz iyi bir acı ise doğru yere geldik. Hayır almak istediğimiz bir güldürü ise yine en iyi yerdeyiz. Güler misin? Ağlar mısın? İyi bir empati iyi de bir sempati yapabilmeyi gerektiriyor. Acı çekmeye olan sempatinin sık sık kahkahaları gözyaşlarına yaklaştırdığı bir çıkmaz. Dostoyevski'nin, Hermann Hesse'nin çığlıklarını giydiği eserleri olur. "Deniz-Martı" tanımlaması ise Çehov'un kendi ruhundan bir çığlıktır. Duymak öyle ustalık falan da gerektirmez. Şimdiye kadar okuduğum eserlerinde muhakkak ki bir doktor bulunuyor. Kendisinin de bir doktor olması ben de acaba kendini mi anlatıyor dedirtti.

Herkesler herkese aşık!

O gün Çehov'un zihninde bir sahne belirdi. Sahne göl ile evin ortasında idi. Göl gözükmesin diye perdeler çekildi. Sadece çiftlik sakinleri çağrıldı. Soğuk bir sonbaharda gerçekleşti gerçekleşmekte olan. Karakterler de en baştan bizimle tanıştırıldı. Giriş oldukça sanatsal. Toplumun her bir bireyi düşünülmüş. İhanetler, aşklar, dertler, kederler, ikilemler neler neler.. 4 perdelik bir oyun bu! Can alıcı karakterlerden biri olan Nina, bir martı gibi, kanatlarını yaymaya ve özgür olmaya çalışan, fakir, naif, genç bir kız olarak karşımıza çıkıyor. Bir gün ölü martının silüeti ardında bulduğu kaçışını özgürlükle süsleyemedi. İnsanın kaderinin belirlenmesinde yine insanın rolünün kaçınılmazlığı Nina ile sağlam temellere kavuşuyor. Biz ve tercihlerimiz. İçimizde bulunduğumuz durumun da tercihlere olan katkısı elbette yadsınamaz. Hayatın zulümleri karşısında Nina, yaralı bir kuştur ancak sonradan anlar ki göl kıyısından önüne hediye diye sunulan o ölü kuştan hiçbir farkı yoktur. Martı, tüm canlıların güzelliğini temsil etmek adına bizi karşılar, selamlar. Ancak o martının ölü olması da aslında tüm canlıların güzel olmadığını bize fısıldar.

Özel Parantez, Dr. Dorn!

Dobra dobur iyi niyetli Dorn. Yaşamaksa yaşamak. Kitapta ısrarları bir rafa kaldıran, üst akıl denebilecek karakter. Sorin bir ayağı çukurda çiftlik sahibidir, ölmeyi istemez. Dorn, 60'ı bulan yaşı ile hayata bu kadar bağlı olmasındaki anlamsızlığı da yüzümüze vuruyor. 60'ından sonra iyiliği, güzelliği hatırlarız çoğumuz. Ya da vücudumuzun yavaş etmesine istinaden kötülük, fenalık etmeye gücü de yetmez. Herkes herkese aşıktır. Labirent gibi karmakarışık ve döngü halinde ilerleyen bir aşk silsilesi.

Tiyatro okumayı pek sevmiyorum. Shakespeare zirve ise ben o zirveye tırmanmışım gibi hissederim hep. Ancak Çehov'un bu oyunu yeterince doyurucu oldu. Sadece 1,5 saat içinde eridi gitti güzelim kitap. Sizin de okumanızı tavsiye ediyorum ancak bilin ki eksik bitti. Daha çok malzeme çıkardı bu kitaptan. Çehov neden bıraktı diye düşünmeden edemedim.
  • Cimri
    8.3/10 (448 Oy)393 beğeni1.686 okunma249 alıntı7.998 gösterim
  • Othello
    8.6/10 (352 Oy)338 beğeni1.360 okunma426 alıntı9.633 gösterim
  • Bir Delinin Hatıra Defteri
    8.1/10 (681 Oy)656 beğeni2.609 okunma776 alıntı24.789 gösterim
  • Macbeth
    8.7/10 (629 Oy)571 beğeni2.190 okunma838 alıntı16.080 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (919 Oy)866 beğeni3.828 okunma1.076 alıntı17.054 gösterim
  • Dörtlükler
    8.8/10 (821 Oy)790 beğeni2.688 okunma1.669 alıntı15.251 gösterim
  • Mutlu Prens
    8.4/10 (605 Oy)502 beğeni1.919 okunma424 alıntı12.762 gösterim
  • Altıncı Koğuş
    8.5/10 (666 Oy)560 beğeni1.514 okunma961 alıntı10.707 gösterim
  • Romeo ve Juliet
    8.8/10 (1.053 Oy)995 beğeni3.995 okunma1.577 alıntı28.977 gösterim
  • Vişne Bahçesi
    7.5/10 (271 Oy)206 beğeni862 okunma352 alıntı7.018 gösterim
94 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Uzun zaman önce bir internet sitesi testinde "hangisi sizin yazariniz" başlığını görmüştüm ...aramızda kalsın severim testleri ,anketleri :) yılmadan soruları cevapladım ,cevapladım, cevapladım .

Sonuç Anton Çehov..üstelik hiç okumadığı bir yazar ...sonra araya bir kaç mevsim girdi ben hep Çehov 'u görmezden geldim .
Iteledim ,zamanın bilinmeyen yerlerine yolladım ..sonra bir gün yine benzer konulu bir test daha çıktı karşıma ...onuda yaptım bıkmadan ,usanmadan ,ve merakla ..
Sonuç : Anton Çehov :)
Ve artık yazgımdan kacamayacagımı anladim :) ...bir hışımla girdim is/kültüre kaptım 3 adet Çehov kitabını (daha da soyleniyorum ne ara okuyacaksin acaba bunları diye )... .ki öyle etli-butlu kitaplar da değil kısacık öykü kitapları kıvamında .
Bu sabah martı ile Çehov turuna başladım ..martı beni çok etkilemedi sadece bir bölümü akılda kalıcı idi benim için o da Trigorin in "bakın insanın gece gündüz aklından çıkmayan saplantıları vardir" dediği bölümüdür. .ordaki yazarın yazma saplantısının bende okuma saplantısı halinde yaşandığını tespit ettim ...gerçekten bu böyleydi ...gece yatıp o gün ne okuduğum , yarın sabah hangi kitabı alacağım ( hemen hemen her gün kitap almaktayim ve aşağı yukarı 300 adet okunmamis kitaba sahibim ) bir ayı kaç kitap okuyarak geçirdiğim ,bir sonraki ay hangi kitapları okuyacağım diye düşünen ..bir kitap delisine dönüştüğümü fark ettim :)
Bu delirmelerim beni fazlasıyla mutlu etsede ,sinsice evin salonu kitap istilasına uğrarken eşimin ve oğlumun yaşam alanını ele geçirmenin :) bana geri dönüşümünün pek hayırlı olmayacağı kanaatindeyim :)
An itibarı ile Vanya dayı ile Çehov turuma devam ediyorum :) not:Vanya dayı "martı "dan daha iyi :)


Sevgiyle kalın :) hepimize keyifli okumalar dostlarım. ...
94 syf.
Anton Çehov'u tanımak bir harika imiş .^_^Okuduğum ilk tiyatro oyununun Anton Çehov ile olması da benim için ayrı bir değerli oluverdi.
Hakan Hocamıza tekrardan bu güzel etkinlik için teşekkürlerimi sunuyorum^_^
Oyunda ilk sayfadan "ahaaa kişiler arasında iletişimsizlik vurgulanmış,birbirini dinlemeyenler,anlamayanlar mevcut " deyip daha bir heyecanlandım okurken ^_^ çünkü psikolojik tahliller, iletişim problemleri hep ilgimi çekmiştir^^.İlerleyen sayfalarda da devam edince Çehov'un çözümlemelerine hayran kaldım.
Anne~oğul arasındaki diyaloglar kalbimi de acıtıverdi.Annenin paraya,güce,şöhrete,kıyafete verdiği önem kadar oğlunun sanat için uğraş verdiği oyunlarına,yazılarına değer vermeyip bir de küçümseyerek alay etmesi ne kadarda günümüzde de böyle durumlar mevcut dedirtti.
Ah bir de herkes tarafından beğenilip özgünlüğü olmayan,sıradan yazılar yazana olan ilginin üst seviyede olup yenilik peşinde,özgün,toplum için bir şeyler yapmak isteyen yazara ilgi duyulmadığı :( oyunda gözler önünde idi.
Şöyle bi de karakterleri genel olarak analiz edersek ; birbirlerinin farkında olmadan, hırslarıyla,tutkularıyla yoğrulmuş ve en can acıtanı da yalnızlaşmaları söz konusuydu.
Kitabın sonlarındaki şu cümle de oldukça harikulede idi;" Bizim işimiz de -oynuyor olsak da- önemli ün,parlaklık,hayalini kurduğumuz şeyler değil,sabretmeyi bilmektir." ^_^
Hepimiziiin Anton Çehov'la tanışıp anlaması dileğiyle efendim^_^ Bu güzel oyunu da okumanızı tavsiye eder, huzurlu,keyifli okumalar dilerim.^_^
94 syf.
·1 günde·8/10
Son 2,5 yılda geçen gün üçüncü ameliyatımı geçirdim ve yine nekahat evresindeyim. Bu sıralarda okumaya biraz daha ağırlık vereceğim. 1K ile tanışmam da geçen yıl bu zamanlarda olduğum ameliyatım sonrası olmuştu. Bazen dinlenmek iyi geliyor insana.

Diğer okuduğum oyun kitaplarındaki gibi giriş sayfasında kişileri tanıtan sayfa , özellikle Rus edebiyatında çok işe yarıyor. 4 perdelik bu oyunu okurken dönemin tiyatroya bakışını ve aslında uygun ortamlar olduğunda insanda yazma isteği duyması şeklinde görüyoruz. Okurken anlatılanları zihnimde sanki ordaymışım gibi canlandırmasını sağlaması güzel bir eser olduğunu düşündürüyor. Kısa ama etkileyici bir kitap. Herkese iyi okumalar.
94 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Ah Çehov ah ömrümü çürüttün :(

Ne güzel okumuşum işte Altıncı Koğuş'u sonra da baya sevmişim. Gitsene aynı seviye neden bozuyorsun karizmanı...

Altıncı Koğuş'u baya övdükten sonra bu kitaba direkt geçmeseydim aslında bu kitabı da sevebilirdim. Ki 7 puan verdiğim için yine anlayabilirsiniz ki sevdim. Ama diğerinin yanında sönük kaldı :(
Altıncı Koğuş için yaptığım inceleme:#31263736

Bu kitap için fazla şey söylemeye gerek yok galiba. Kitabın isminin neden Martı olduğu sonlara doğru fark ediliyor. Kitap güzel bir kitap ama beni ahım şahım etkilemedi...
Ayriyeten Vanya Dayı'yı zamanında tiyatroda izlemiştim. Tahminimce bu kitap da oynanırsa Efsaneeee olur. Umarım denk gelirim diyelim :D

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
94 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Önceleri roman zannederek aldığım Rus edebiyatının kendine has üslubuyla tanınan öykü ve tiyatro yazarı Anton Pavloviç Çehov'un, bu Martı adlı oyununu merak ederek kısa bir sürede okuyup bitirdim. En son ne zaman bir oyun okudum gerçekten hatırlamıyorum, fakat böyle önemli bir yazardan yanlışlıkla da olsa okumuş olmak güzel bir deneyimdi. Okurken tiyatro sahnesi gözünüzün önüne geliyor, oldukça gerçekçi bir anlatım ve hoş diyaloglara sahip kitap. Dört perdelik kısa bir oyuna rağmen dolu bir içeriği var Martı'nın, oyuncu sayısı az olsa her birinde farklı kişilikler ve detaylar mevcut. Rus olduklarından isimler biraz uzun ve karmaşık oluyor bu yüzden kim kimdi diye karakter listesine baktığım oldu ara sıra. Hikaye yazar olmak isteyen Treplev adlı bir gençle onun kendini zirvede gören Arkadina adındaki aktris annesinin yakın çevresiyle olan ilişkilerini konu alıyor. Treplev bir gün sevdiği kadın olan Nina'nın başrol oynadığı bir oyun yazmış ve oynatmaktadır ancak izleyen annesi Arkadina bunu beğenmemiştir, çünkü sevgilisi olan ünlü yazar Trigorin onun hayranı olduğu isimdir. Bir yandan köy yerinde sıkılan Sorin, Treplev'in dayısı, oldukça yaşlı ve hastadır ve Arkadina ile birlikte Moskova'ya giderek son yıllarını insan gibi yaşamak ister. Dorn adında bir doktor vardır ama kendisinin filozofluğu doktorluğunu geçmiştir. Oldukça kısa bir öyküsü var oyunun fakat ders alınması gereken yerleri görmek mümkün. Genel olarak baktığımızda insanların aşka ve hayata dair oluşan kararsızlıkları, çekinceleri ve insan ilişkilerindeki iletişim sorunlarının nasıl etkileri olduğu yer alıyor. Yazıldığı dönemin Rus toplumunda yer alan üst kademeli kişilerin az çok nasıl bir yapıya sahip olduğunu okuduğumuz bir eser ayrıca. Sonu iyi bir şekilde bitmemekte fakat aniden gelen dramatik final size bir şeyleri düşündürtüyor aslında. Yani o noktaya gelene kadar pek çok şeyin döndüğünü anlamaya başlıyorsunuz. Kısa bir oyun ama düşündüren pek çok nokta olduğunu söylemeliyim. Daha önce Çehov okumamıştım fakat bundan sonra daha fazla okuma düşüncesindeyim.
94 syf.
·1 günde·8/10
İkili insan ilişkilerindeki olumsuzlukları açığa çıkarmakta konusunun uzmanı olan Anton Çehov, bu duygu yüklü oyunundaki yığılı edebiyat ve tiyatro analizleri; bir söylentiye göre dönemin sanatçılarına getirilen eleştirilerdir, diğer bir söylentiye göre ise yazarın kendi sanatına getirdiği özeleştirilerdir. Belirtilen ikinci söylentiye katılmak istiyorum, bu oyunu okudum ve beğendim. Sizler de okuyunuz veya izleyiniz. Tavsiye olunur...
94 syf.
·Beğendi·6/10
Bir kadın ve bir erkek ana karakterinde geçen ve aslen bir fikir akımına sahip bir kitap.
Yazarlığın hayata kattığı ve size ve çevrenize etkileri kapalı bir dille veriliyor ..
94 syf.
·Beğendi·10/10
Hayat ve Bilim ileriye doğru gitmekteyken ,hep geri,geri kaldığımı hissediyorum,tıpkı istasyona geldiğinde az önce kalkmış olan trene yetişmenin olanaksız olduğunu gören bir köylü gibi...
111 syf.
·1 günde·8/10
Tiyatro şeklindeki kitaplara karşı önyargılarım vardı ama Bir Yaz Gecesi Rüyası ve tabii ki de Martı'dan sonra önyargılarım yıkıldı. Martı'yı da çok beğendim, tavsiye ederim. Bundan sonra Vanya Dayı'yı okuyacağım.
(3 yıl amatör tiyatro gösterileri yaptım ama hiç tiyatro izlememiştim.)
97 syf.
·3 günde·6/10
Yayınevi: Çağdaş Matbaacılık Yayıncılık  Sayfa: 97
Çeviri: Ataol Behramoğlu   Baskı yılı: Kasım 1998
Anton Çehov'dan okuduğum ilk kitap. Bendeki kitapta hem 'Martı' hem de 'Vişne Bahçesi' kitapları yer almakta. Kitabın içinde de tiyatronun oynandığı ve yazarın edebiyat üzerine ve insan ilişkilerine yaptığı eleştirileri dönemin şartları ile birlikte ele aldığı olaylar silsilesinden oluşan dört perdelik tiyatro.
Öyle konuşma isteğiyle dolu ki içim..
Acı çekiyorum.
Hiç kimse, hiç kimse farkında değil!
Anton Çehov
Sayfa 26 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 7.Basım
Doğa yasalarına göre her yaşam bir yerde sona ermek zorundadır.
Anton Çehov
Sayfa 73 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Öyle konuşma isteğiyle dolu ki içim..
Acı çekiyorum.
Hiç kimse, hiç kimse farkında değil!
Evrende sürekli ve değişmez olarak sadece ruh kalır.
Anton Çehov
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İnsanlar ayakta uyurlar bazen. Şimdi seninle konuşuyorum ya aslında uykudayım sanki ve düşümde onu görüyorum... Tatlı, olağanüstü düşler kapladı beni...
Birkaç saatliğine de olsa şu durgun hayattan kurtulmak istiyor insan.
Anton Çehov
Sayfa 51 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 7.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Martı
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059485760
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ema Çocuk Yayınları
Rus yazar olan Çehov, Taganrog kentinde doğdu, Almanya'nın Badenvveiler kentinde öldü. Moskova Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirerek doktor oldu. Yazarlığa, kısa öykülerle başladı. Önceleri takma bir adla güldürü dergilerine yazıyordu. Umduğundan büyük bir ilgiyle karşılaşınca farklı konularda da yazmaya başladı. Tiyatro oyuncularıyla bir arada bulunmaktan çok keyiflenirdi. Turnelere katılır, provalara giderdi. Moskova Sanat Tiyatrosu'nun genç ve güzel oyuncularından Olga Knipper'le evlendi. Yaşamının son yıllarında vereme yakalandığı için, günlerini sıcak memleketlerde geçirmeye başladı. Naaşı Almanya'dan Moskova'ya götürüldü ve büyük bir cenaze törenivle toprağa verildi.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 4 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları