·
Okunma
·
Beğeni
·
203612
Gösterim
Adı:
Nutuk
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
560
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052050415
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dokuz Yayınları
“Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.
Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u-zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927
616 syf.
·4 günde·10/10
Nutuk ilk defa mecliste okunmuştur ve Atatürk'ün 1919-1927 yılları arasında yaptıklarını anlattığı eseridir. O dönemin şartlarında neler niçin yapılmış birinci ağızdan okumak için tavsiye ederim hatta okullarda ders kitabı olarak okutulmali. 1927'de siyasi nedenlerden dolayı yazımı son bulmuştur.
Nutuk okyanusu geçenlerin bir çift mavi gözde nasıl boğulduğunu , bir milletin kullerinden nasıl yeniden doğduğunu anlatıyor bize.

Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.
Herkese iyi okumalar..
599 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
1919 yılı Mayıs'ın 19. günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüm:

(...)Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnızca tahtını güvenceye alabileceği alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet zavallı, beceriksiz, onursuz ve korkak; yalnızca padişahın buyruğuna bağlı ve onunla beraber kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma razı (...)

O Sarışın Kurt Samsun'a ayak bastığında bir milletin yazgısı değişti...! Bir millet yeniden doğdu...! Küllerinden doğan bu millet Emperyalizme çelme takıp, Mustafa Kemal'in önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu ve o dedi ki;

"Tarihi yaşadığımız gibi yazdık fakat geleceği Cumhuriyete inananlara, onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet etmek lazımdır..."

Yani; BİZE....!

Unutulmuş, yenilmiş, bir kenara itilmiş, fakir ve yoksul bir halkı ayağa kaldırmış, darmadağınık bir orduyu düzenli hale getirmiş, onları zafere inandırmış; ayaklarında çaput bile olmadan kilometrelerce dağ yolunda düşman kovalamaya ikna etmiş, Türk'ün unutulmuş vasfını tüm cihana göstermiştir...!

Mustafa Kemal Atatürk Dünya Devlet'lerine kafa tutmuştur..! Emperyalizmin göbeği olan İngilizler'in kalpleri'nin tam ortasına hançeri geçirmiştir.!!

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Harbi'ni kaybetmiş, Sevr'e tutsak edilmiş, İstanbul ve İzmir işgal edilmiş, düşman Anadolu'ya girmiş, İngilizler sevr ile birlikte Doğu'da ayrı bir devlet kurma hayalleri türetmiş, o yörenin halkını milli mücadeleye düşman etmek istemiştir..! Ve Ingilizler bunları bizzat içeriden, yani padişah/halife vahdettin ve damat ferit destekli hükumet ile birlikte yapmıştır.! Hilafet ordusu kurulmuş, ayaklanmalar tertiplenmiş, Mustafa Kemal'in vatanı kurtarması engellenmek istenmiş, İngiliz sömürgesi altında kendi kişisel zenginlikleri'nin şatafatın da yaşamak istemişlerdir.....!!!!

Mustafa Kemal, Samsun'a göreve gitmeden 3 4 ay gibi bir süre Istanbul'da sessiz sedasız planlar yapmıştır. Anadolu'da yavaştan hareketlilik başlamış, İngilizler ve Yunanlılar; Vahdettin'in imza ettiği sevr'i bahane etmiş, isyanlar bastırılmaz ise işgalin başlayacağının ultimatom'unu bizzat vahdettin'e bildirmiştir. Mustafa Kemal o zamanlar İsyanların bastırılması için bir komutan'ın Samsun'a gönderileceğinin haberini alır almaz, bunun için tüm arkadaşlarını seferber etmiş, tüm imkanları ile kendisinin gönderilmesi gerektiğinin baskısını yapmıştır. Saray da ve hükumet'te adaylar konuşulmuş, Mustafa Kemal üzerinde mutabık kalınmıştı. Hükümet onayı ve vahdettin imzası ile İSYANI BASTIRMAK için Samsun'a gitmiştir.... Mustafa Kemal bu görev kendisine verildiğin de heyecandan dişlerini sıkmış, elini ovuşturmuş ve yapacaklarını hayaline getirmiştir! Artık istediğini almıştır... Ve tüm yetkileri üzerinde toplamıştır..! Yalnız; Mustafa Kemal ayağını Samsun'a attığı anda amacı olan isyan bastırmak hızlıca bir kenara itilmiş ve Tüm arkadaşları ile görüşüp İSYAN hazırlıklarını başlatmış ve İSYAN'I destekleyerek tüm yurtta girişimlere başlamıştır.. Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerini tertiplemiş, Milli Egemenliği o zamandan benimsemiş, bütün kararları oy birliği ile almıştır. Yani en başından itibaren Demokrasi'yi kullanmış, Millet'in efendisi olmamış, Milleti'ne hizmet etmiştir..! Her şeye rağmen, her zorluğa rağmen vazgeçmemiştir..!

Milleti Onu Çanakkale'den biliyordu artık ve dillerinden düşmüyordu Mustafa Kemal..!

Bu paşa başka paşa, bu paşa ANAFARTALAR KUMANDANI MUSTAFA KEMAL PAŞA diyecekler, Anadolu halkı bağrına basacak ve yanında yürümekten asla geri adım atmayacaktı ve atmadı da..!

Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamak için onun hakkında sınırsızca okumak ve araştırma yapmak gerekmektedir. Yazmış olduğu Nutuk önemli bir mirastır. Onu anlamak ve içeriğinde ki her şeyi araştırmak görevimizdir.

Nutuk başlı başına bir tarih değildir. Lakin; Tarih'in çok önemli bir parçasıdır. Nutuk Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basması ile başlayıp, o zaman ki Osmanlı Devleti hakkında genel düşüncesini belirterek, milli mücadele ile durmadan yola devam eder...

Nutuk'un en güzel yanı her şeyin bir belgeye dayalı olmasıdır. Bu belgeler telgraflar ve tutanaklardır.
Vesikalar: https://archive.org/...lar.%C2%A0#mode/2up

Nutuk bize Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözünü ödev edindirir;

"Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak olan sizsiniz."

Bu görevi iyi anlamak, özümsemek ve ilke edinmek gerekmektedir..!

Nutuk ne anlatır!?

Mustafa Kemal Samsun'a ayak bastığında Osmanlı'nın genel durumu nasıldı?
Cumhuriyet Nasıl kuruldu?
Kimlere rağmen kuruldu?
Milli mücadele nasıl başladı?
Padişaha ve İstanbul hükumetine nasıl kafa tuttu?
Hakkında İdam fermanı verildi mi?
Emperyalizme nasıl çelme taktı?
İlk meclisi nasıl hangi şartlarda kurdu?
ilk meclisten itibaren nasıl bir muhalefet ile karşılaştı?
Verilen kararlar nasıl alındı?
Dönemin meşhur Mandacı taraftarları kimlerdir?
Kimler Cumhuriyet taraftarı, kimler düşmanıdır?
Mustafa Kemal'in silah arkadaşlarına bakış açısı nasıldı?
Bağımsızlık ve demokrasi nedir, ne değildir?
Cumhuriyetin ilanı nasıl karara bağlanmıştır?
İnkılâplar nasıl yapılmıştır?
Yapılan komplolar? Meclis içi ve dışı nelerdir, ne karşılığı olarak neler yapılmıştır?
...

Kısacası Mustafa Kemal'in nasıl Atatürk olduğunu, milleti'nin onu nasıl gönülden Atatürk yaptığını anlamanız için birinci elden acilen okumanız gerekmektedir..!

Nutuk bir kitaptan öte ödevdir..!

Türk evladı, kanma sakın yalana! Kanma sakın Atatürk Düşmanlarına!! Araştır....! Ve Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözüne kulak ver!!!;

"Türk çocuğu, ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır"

Bu Cumhuriyet hepimizin Unutma..!

Kulak ver Gençliğe Hitabe'ye;

"(...)Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
#30737229

~Mustafa Kemal Atatürk


Ey Şanlı Komutan! Ulu Önder! Milli Şef! Mareşal! Başbuğ! Başkomutan! Reis-i Cumhur! Gazi! Mustafa! Kemal! Atatürk.....!

Gösterdiğin YOLDA,

Durmadan ve 'KARARLILIKLA' YÜRÜYECEĞİMİZE,

AND İÇERİZ!!!!!

Yolun; YOLUMUZDUR...!

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE.....!

Ruhun Şad Olsun Büyük Komutan...!
688 syf.
·75 günde·10/10
ATATÜRK! MUSTAFA KEMAL ATATÜRK! GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK! Ağzımızı doldura doldura söylediğimiz, böyle bir atanın evladı olmaktan gurur duyduğumuzu her fırsatta dile getirdiğimiz Büyük İnsan! ... Acaba O da bizimle gurur duyuyor mudur? Hiç sanmam! Kemikleri sızlamasın yeter!

Her Türk'ün okuması, çocuklarına da mutlaka okutması, okutturması gereken büyük bir miras! Belki mutlu yarınlara dair umudumuzu kurtarabiliriz(!)...
599 syf.
·Puan vermedi
Asil, zeki, Osmanlı delikanlısı Mustafa Kemal'in kaleminden harika bir kitap. Modernliği, kalitesi, şıklığı, zekası ile Osmanlının yetiştirdiği örnek bir isim Atatürk.
899 syf.
Ey Türk milleti ! İkinci vazifen Atatürk'ü anlamaktir.

Atatürk hakkında okumalar ve araştırmalar yapıp bunların neticesinde onu daha iyi anladıkça, ona hayran olmamam elde değil. Bu millet için yaptıkları herkesin malumudur. Hayatı boyunca gerek askeri gerek politika alanında tüm dünyanın takdirini ve hayranlığını toplamayı başarmıştır. Yaşadığı yüzyılın hatta tarihin en büyük askeri dehalarindan biri olarak kabul edilen Atatürk'ün çok daha takdir edilesi yanı, en az askeri alanda olduğu kadar politika alanında da sahip olduğu zekasidir. Nitekim, büyük bir başarı olan Kurtuluş Savaşı'ndan sonra aynı başarının çok kısa sürede inkilaplar yoluyla ekonomik, sosyal, yönetimsel vb her alanda bir milletin dönüşümünde de gelmesi Avrupa'da 'Türk Mucizesi' olarak adlandırılmıştir. Peki Atatürk bunu nasıl başardı?

Tabiki tek başına başarmadi. O tartışmaya hiç girmeyeceğim. Veya 'Olmasaydın olmazdik.' polemiğine de girmek istemiyorum ancak şunu de belirtmek isterim ki, eğer Atatürk olmasaydı şu an şuanki şekliyle ve manasıyla bir Cumhuriyet içinde yaşayabilir miydik; bundan emin değilim hatta kendi fikrim, çok başka bir tablo karşımızda olurdu.

Atatürk'ün başarısını anlamak için tabiki sadece bu eser yeterli olmayacaktır. Ancak Nutuk, kendi kaleminden onu anlamak için çok önemli ve okunması elzem bir eserdir. Artık bu eserden bahsedecek olursak, herkesçe bilindik ve İnkılap derslerinden aşina olduğumuz bilgileri yinelemeden birkaç noktaya değinmek istiyorum.

Liderlik, en zor anlarda muhalifinin dahi ilk aklına gelen kurtuluş reçetesi olmaktır. Aynı zamanda herkes telaş içindeyken en zor anlarda sakin kalabilmeyi ve insanları sakinlestirmeyi başarıp yol haritası ortaya koyabilmektir. Bunları gerek Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde gerek mecliste sonu gelmez tartışmalarda insanların çare olarak hep Mustafa Kemal Paşa'ya sarilmalarinda görüyoruz.

M. Kemal Paşa dışında gerek İstanbul hükümetinde yer alanların gerek Ankara'da yer alanların çoğunluğunun kurtuluşa olan inançlarının çok kırılgan olduğunu görüyoruz. Nitekim, kongreler sırasında Mustafa Kemal Paşa'nın en çok uğraştığı konu insanları mandacılık isteğinden vazgeçirmeye çalışmak olmuştur. Ayrıca kazanılan iki İnönü savaşının ardından gelen yenilgiden sonra hemen inanclarini kaybetmeleri veya çok daha ilginç olanı henüz ülke düşmandan tamamen temizlenmemiş olmamasına karşın, insanların İtilaf devletlerinin yumuşatıp yumuşatıp önümüze koydukları sözüm ona anlaşma metinlerine itibar edip savaşı sürdürmemek istemeleri M.Kemal faktörünün neden önemli olduğunu bence çok iyi ortaya koymaktadır. Birçok insan Osmanlı'nın anlayışından kurtulamamış -asırlarca üst üste gelen askeri yenilgilerin ve ekonomik ve sosyal manada içine düşülen perişan durumların yarattığı ozguvensizlik ve eziklik duygusu- ancak M.Kemal Paşa'nın bu çizgiden çok uzakta bir profile sahip olduğunu ozellikle Kurtuluş Savaşı sırasında uyguladığı stratejilerde ve az önce üzerinde durduğum konularda sergilemis olduğu tutumlarla göstermiştir.

Osmanlı anlayışından bahsetmişken, Mustafa Kemal Paşa'nın sadece son dönem Osmanli'sini değil Osmanlı'nın genel olarak uyguladığı politikaları eleştirdiğini görmekteyiz. Milli siyasetin nasıl olması gerektiğini anlattığı kısımlarda, konunun başlangıcında Osmanlı'nın asırlardır ardini düşünmeden giriştiği yayılmaci hareketlerin çok doğal bir şekilde karşı hareket görmesi sonucunda birbir geriye püskürtüldüğünü ve nihayetinde imparatorluğun tabî olarak yıkıldığını dile getirmektedir. Buna ek olarak iç ve dış siyasetin Osmanlı'da çoğunlukla birbirini tutmadigini söylerek, yeni devletin milli siyasetinin nasıl olması gerektiğini şu cümlelerle özetlemektedir:

"Millî siyaset dediğim zaman kastettiğim anlam ve öz şudur: Millî sınırlarımız içinde, her şeyden önce kendi kuvvetimize dayanmakla varlığımızı koruyarak, millet ve memleketin gerçek saadet ve refahına çalışmak… Genellikle milleti uzun emeller peşinde yorarak zarara sokmamak… Medeni dünyadan, medenî insanî ve karşılıklı dostluk beklemektedir."

Bu konuya bağlı olarak Gazi Paşa'nın sözünü sakınmadığını ve kolaya kaçmayıp Osmanlı'yı en güçlü padişahlar üzerinden eleştirdiğini görüyorum: Fatih, Yavuz, Kanuni ve Yıldırım Bayezid... Sarhoş Selim'i herkes eleştirir, mühim olan büyükleri de eleştirebilmektir.

Kurtuluş için çok kısa bir reçete sunuyor Atatürk: Millet, Meclis, Ordu... Bu reçeteyi sadece büyük kriz anlarından çıkışta başvurulacak bir yol olarak görmüyorum. Her daim bir devlette en güçlü olması gereken üç mihenk taşı olarak görüyorum. Kültürlü, rasyonalitesi yüksek, vatansever bir millet, bu milletin temsil edileceği vasıflı ve liyakatli, para için değil millet ve devlet için hizmet verecek olan milletvekillerinden müteşekkir bir Meclis, iç ve dış her türlü düşmana karşı bu iki mihenk taşını korumaya hazır Türk ordusuna sahip bir devlete sahip olduğumuz takdirde bir daha Kurtuluş Savaşı vermemiz gerekmeyecektir.

Vasıflı ve liyakatli milletvekillerinden söz açılmışken Atatürk'ün hepimize bir tavsiyesi var;

"Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!"

Beni özelikle etkileyen bir duruma kısaca değinmek istiyorum; o zor şartlarda dahi o zamanki Meclisteki insanlar tek bir kişiye tüm yetkilerin verilmesi hususunda tedirgin olmuşlar ve tereddüte düşmüsler. Bunların arasında kötü niyetli olanları kenara koyarsak diğerleri de bu konuda tereddüte duşmüşler. Bu tereddüt hepimizin zihninde kalıcı olarak yer etmesi gereken bir husustur.

Atatürk'ün Nutkunda üzerinde en çok durduğu konulardan birisi, hilafet ve hilafet sevdalilaridir diyebiliriz. Bu konuda kendisine en yakın arkadaşlarından hem savaş sırasında hem savaş sonrasında hep uyarıların, eleştirilerin geldiğini görüyoruz. İnsanların çoğunda halifenin içinde bulunacağı bir yönetim hayali var. Ancak Atatürk'te en baştan hakimiyetin sadece millete ait olduğu bir Cumhuriyet anlayışının olduğu açık. Ancak bu emelini aceleci davranmadan fırsatını kolayarak ve fırsat yaratarak gerçekleştirmiştir. Atatürk'ün hilafete karşı olmasında en büyük etken onun gerçekçi bir insan olmasıdır. Çünkü şu an bile ülkemizde başımızda bir halifenin olduğu takdirde yaklasik bir milyar nüfusa sahip İslam aleminin bize tabi olacağını veya bu islam aleminin birlik olacağına inanan insanlar var. Bir kere aşırı hayalci yaklaşıp bir adım kabul ederek, halifenin olduğu zaman müslüman halkların biat ettiğini düşündük ancak o müslüman halkların ülkelerinin yönetimleri bundan rahatsız olmayacaklar mi? Buna müsaade edecekler mi? Bu durumda birlik isterken müslüman dünyasının daha bir iç çekişmelere gömülecegi ortada değil midir? Nitekim Atatürk'ün de bu fikirde olduğunu görüyoruz.

Kitapta Atatürk'ün bir diğer üzerinde çok durduğu konu yakın arkadaşınlarinin içinde bulunduğu kendisine göre hainlige veya en iyi ihtimalle gaflete varan halleridir. Daha yumuşatarak söylersek sık sık arkadaşlarına eleştiride bulunduğunu, onların eleştirilerine yer verip bunlara cevaplar verdiğini görmekteyiz. Bu kişiler Terakkiperver Cumhuriyet Firkasini kuran insanlar. Bu partinin esaslarından olan 'Dini değerlere saygılı olacağız' ilkesini de eleştiren Atatürk, bu ilkenin sonucunda halifelik yanlilarinin, yobazlarin, cumhuriyet düşmanlarının burayı mesken tuttuğunu ve bunların sonucunda isyan çıktığını, devletin bu kritik zamanda bu isyanla uğraşmak zorunda kaldığını yer yer sinirli bir şekilde (bana öyle geldi) anlatmaktadır.

Atatürk'ün ne kadar zeki olduğunu izlediği stratejilerden, en zor olaylar karşısında takindigi tutumdan, gerek yabancı güçlerle yaşadığı gerek yakın arkadaşlarıyla yaşadığı olaylarda gösterdiği tutum ve hazircevaplilikta götürüyoruz. Bu yer yer beni çok güldürdü. Hemen bir örnek vermek istiyorum: Rauf Bey (Orbay), Mustafa Kemal'in halifeligin içinde bulunmadığı bir yönetim istediğinden endişe duyar. Bir gün Mustafa Kemal'e, kendisi hükümetten çekilirken “Devlet Başkanlığı makamını güçlendiriniz.” der. Burada Rauf Bey, devlet başkanligi makamı olarak hilafet makamını düşünüyor ve Mustafa Kemal'den o makama yetki verilmesini istiyor. Mustafa Kemal, devlet başkanlığı makamını guclendireceginden suphesinin olmamasini söylüyor. İlerleyen zamanlarda Mustafa Kemal, Cumhuriyeti ilan ediyor. Sonra da halifeligi kaldırıyor. Kendi kaleminden de şunu diyor:

"Devlet Başkanlığı‘nı, Cumhurbaşkanlığı makamında temsil ederek kuvvetli bir durum yaratmak şarttı. Rauf Bey’e bunu yapacağıma kesin olarak söz vermiştim. Eğer ne demek istediğimi kavrayamamışsa, sanırım ki eksiklik bende değildir."

:)))))

Tabiki, daha birçok konuya değinilebilir. Ancak ben incelememi burada noktalamak istiyorum. Son olarak Atatürk'ün edebi yönünün de kuvvetli olduğunu görmüş oldum. Kalemi gayet sağlam ve üslubu ve konuyu anlatışı halihazırda birçok yazardan çok daha başarılı.

“Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk Bağımsızlığını, Türk Cumhuriyeti’ni, sonsuza dek korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve bağımsızlığının biricik temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. Gelecekte dahi, seni bu hazineden yoksun etmek isteyecek iç ve dış kötülük isteyenler olacaktır.
(...)
Ey Türk geleceğinin evlâdı! İşte, bu durum ve kurallar içinde dahi vazifen, Türk bağımsızlık ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! İhtiyaç duyduğun güç damarlarındaki soylu kanda mevcuttur!"

Keyifli okumalar.
Atatürk ile kalın. (:
599 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Giriş / Teşekkür/ Yorumlama/ Kapanış

Bakmayın orda 4 gün de yazdığına. Kaç tane 4 gün geçtiğini bir ben, bir Murat Ç, bir de Allah bilir :D

Hediye gelen kitabı hemen okumak gibi garip bir huyum var. Aradan zaman geçince ya da uzun sürede okuyunca karşı tarafa ayıp oluyor gibi hissediyorum :/ Kitabı bitirene kadar çektiğim vicdan azabından bahsetmiyorum bile.  ×_×
Her ne kadar hiç başlamayayım sınavdan sonra rahat rahat okurum desem de yine dayanamayıp başladığım için kitap da benimle beraber oda oda dolaşıp test aralarına karıştı. Bazen soru çözerken, bazen kitabı okurken buldum kendimi. İşte böyle böyle o 4'ler arttı hep #_#

Neyse ki Murat Ç hem kitap gönderip, hem not kartı ekleyip, hem de ben kitabı bitirene kadar nerdeyse benimle beraber tekrar okumuş olup, sorduğum sorulara da bıkmadan cevap verecek kadar sabırlı ve minnoş bir kişiliğe sahip  ^_^
Çünkü ben her soru sordukça "üff geldi yine lanet olası, bir kitabı bitiremedi, acaba yine ne soracak, gönderdiğim güne lanet olsun" gibi şeyler düşünüyordur diye korkuyordum :○ :D
Hatta bi kere dayanamayıp içinden bana küfür edip etmediğini de sordum :D (neyseki etmiyormuş. Oh bir rahatlama geldi)
Yani bu uzuuuuunn okuma serüvenime benimle beraber eşlik ettiğin için sabrına ve ilgine ayriyeten kocaman bir teşekkür ediyorum (ve tabiki kitap içinde)
[Şuraya da çiçekler böcekler falan çizelim]

Nutuk Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışı ile başlayıp Gençliğe Hitabe ile son bulan 600 sayfalık dev bir eserdir. İçerisinde aşağıda belirttiğim olayların  detaylı bir şekilde anlatımı mevcuttur.

Yazıların küçüklüğünden dolayı arada bir şaşı olduğunuzu hissedebilirsiniz ama korkmayın dili ve anlatım şekli ile oldukça sade, sıkılmadan ve benim gibi sınav dönemine denk getirmezseniz bir kaç günde bitirebileceğiniz, içerisindekiler ile de gayet doyurucu ve bilgilendirici bir eserdir.

 Bölümlerinden bahsetmek gerekirse
 
* Anadolu'nun durumu ve kurtuluş çareleri
* Milli teşkilatların kurulması ve kongreler
* İstanbul hükumeti ile ilişkiler
* Milli teşkilatın yeniden düzenlenmesi
* Misak-ı Milli ve gelişmeler
* Büyük Millet Meclisi'nin toplanması
* İsyanlar ve Doğu cephesindeki gelişmeler
* Düzenli orduya geçme kararı
* İstanbul hükumetinin Ankara ile temas arayışları
* Batı cephesindeki gelişmeler ve Birinci İnönü Muharebesi
* Londra Konferansı ve İkinci İnönü Muharebesi
* Sakarya Meydan Muharebesi ve müteakip gelişmeler
* Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Savaşı Mudanya Mütarekesi
* Lozan Barış Konferansı ve Saltanatın kaldırılması Hilafet meselesi
* Halk Fırkası'nın kuruluş ve Lozan Barış Anlaşması ve müteakip gelişmeler
* Cumhuriyetin ilanı
* Hilafetin kaldırılması
* Mustafa Kemal'e karşı 'muhalefet' 'Paşalar meselesi' ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
* Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Gençliğe hitabesi

Gibi konulara yer vermiştir. (Bu kısımda yanlış ve eksik bilgi vermemek için konulara tekrar internetten bakıp ekledim. Okurken bölümleri not almamıştım çünkü.)

Dönemin en önemli iletişim aracı olan telgraf konuşmalarının da birebir eklenmesi ve kullanılan dil ve üslup da çok ilgimi çekti.

Atatürk kendi kaleminden çıkan bu eserini Cumhuriyet Halk Partisi’nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara’da toplanan İkinci Kurultayı’nda altı günde okumuş.
Ben okurken bile bazı cümlelerinde karşımdaymış gibi hissettiğime göre bir de orada bulunup kendi sesinden dinleseydim eminim çok daha farklı duygularda olurdum.

Sonuç olarak kitabı özetleyip inceleme yazacak kadar yoğun bir bilgi birikimine sahip olmadığım için aklımda kaldığı kadarıyla ve bana hissettirdiklerini paylaşmak istedim. Diğer kitaplar gibi okuyun ve okutun demek yerine daha iyi anlamak adına bir kaç kez okuyun diyebileceğim bir kitap. İnceleme adı altında benim söyleyeceklerim bu kadar.

Daha detaylı bilgi için #28597997
 #28520111
 #25088797

Daha daha detaylı bilgi için ise
OKUYUNUZ  ^_^

Sevgi, saygı, hoşgörü ve kitap ile kalın <3
314 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Bu ülke iki kitabı okumadığı için bu hale geldi... 1) Kuran-ı Kerim; okuyup anlasaydık dini kullandırmazdık. 2) Nutuk; okuyup anlasaydık düşmanı tanır, vatanı sattırmazdık." Yılmaz Özdil'in sözüyle başlamak istedim 2019'un ilk incelemesine. Bu söze katılanlar olur katılmayanlar olur konumuz burası değil :) Nutuk, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği okuyan ben için fazlasıyla gecikmiş bir kitap. (Son sınıfta okumuş olduğum için üzgünüm.) Atatürk'ü, Milli Mücadele Dönemi'ni, Mondros'un yıkıcı maddelerine olan direnişi ilk kaynaktan, ilk ağızdan okumak ve anlamak herkes için gerekli bir durum. Görüşü her ne olursa olsun Nutuk'un okunması, okutulması ve anlanması taraftarıyım. Henüz birinci cildi bitirebildim ve birinci cilt M. Kemal'in Samsun'a çıkışıyla başlayıp TBMM'nin açılacağı haberiyle son buluyor. Bu zaman çerçevesinde Anadolu'nun durumunu her açıdan (Padişah, Hükümet, Temsilciler Kurulu) genel hatlarıyla görüp anlayabiliyorsunuz. O dönemi yaşamış birinin ağzından okumak sizi daha çok meraka sürükler ve öğrenmenizi kolaylaştırır. Bu yüzden tekrar diyorum her ne görüşte olursanız olun yine de okumanız gereken bir kitaptır. Yalnızca Nutuk gerçekten sabır isteyen bir kitap bunu da burada ekleyeyim. Özellikle söylev niteliğinde olanları okursanız anlamanız daha kolay olur. Onun dışındakilerin dili oldukça ağır. Benim gibi söylevle başlayın derim. Kitabı okumanızı önermem çünkü öneri değil bir zorunluluk bence Nutuk okumak. O yüzden okuyabilirsiniz demiyorum okuyun diyorum : ) Sabrınızı diri, algınızı açık tutun ve başlayın: )
599 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabı okurken çoğu sayfaları sesli bir şekilde okudum. Gözümde Atatürk'ün okuyuşunu canlandırarak. Atatürk'e olan sevgimi,bağlılığımı ve sempatimi bu kitapla tekrar pekiştirmiş oldum.
Ve yine okurken kitabın içindeki,yaşanmışlıklara,kahramanlıklara,fedakarlıklara,bütün zorluklara her şeyini ortaya dökerek göğüs germelere, o yüreklerde oluşan çoşkunluklara hayran kaldım inanın hayran kaldım.

Atatürk kadar naif, zeki, fedakar, düşünceli,ileri görüşlü,muhteşem bir devlet adamına dünyada bir kez rastlanıldı onu da ben göremedim. Ne büyük bir kayıp, ne büyük bir üzüntü anlatamam. Biraz önce Atatürk'ün sigara içerken videosunu izledim. İç çekerek içiyordu.. O nasıl bir zerafettir o nasıl bir güzelliktir.

Kitabın içindeki fotoğraflara hayranlıkla baktım, uzun uzun...
Bu dünyada ölümsüz olmasını isteyebilceğim insanların başını çekiyor Atatürk. Videolarını izlerken canım acıyor,ruhum kanıyor.
Yattığın yer nur olsun biricik kurtarıcımız.

Ve bu kitabı bana hediye eden Murat Ç Bey'e çok teşekkür ederim. Büyük iyilik ettiniz efenim.
688 syf.
·6 günde·10/10
Bir yandan hasta Osmaanlı, bir yanda kurtuluşu manda ve himayede arayan cahiller ve hianler Anadolu zaten anababa gunu devlet kurmak isteyen fırsatçılar millet oyle bir zeka istiyordu iste Fatihin gemileri karadan yuzdurusu gibi batan bir milleti bataklıktan cıkardı ve cumhuruyeti verdi onlara Başkomutan, başöğretmen.
Ne zaman kötü hissetsem, ne zaman içim sıkılsa okuduğum kitaptır. İçeriği bilgi taşısada, hissiyatı yazarından dolayı cesaret ve umut aşılar. Gece gece aklıma düştün, hayatta herşeyimden vazgeçerim ne senden nede emanetinden vazgeçmem, ruhun şad olsun paşam
599 syf.
·54 günde·Beğendi·10/10
Her Türk vatandaşının, özellikle her Türk gencinin okuması gereken bu eseri sonunda okudum. Daha fazla bekletmemeliydim, geç bile kaldığımı düşünüyorum. Mustafa Kemal Atatürk'ün ne zorluklarla karşılaşıp, karşısına çıkan gericilerle nasıl mücadele ettiğini ve bizler için bir saniye bile pes etmeden bugünlere gelmemizi sağladığını onun kaleminden okumak müthişti.
***
Sevgili Atatürk; siz benim bu ülkeden hala vazgeçmemiş olma, hala bu ülke için bir şeyler yapmak isteme sebebimsiniz. Emanetinizin büyüklüğünü anlıyor ve buna sonsuz saygı duyuyorum. Huzur içinde yatın.
688 syf.
·Beğendi·10/10
Kurtuluş Savaşımızı ve Cumhuriyetimizin kuruluş sürecini Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ten öğrenme fırsatını yakalıyoruz Nutuk'la. Birinci ağızdan 1919-1927 tarihleri arasında yaşananları belgeleriyle yazışmalarıyla okumak ayrı bir güzel. Cumhuriyetin nasıl kazanıldığını okumak, okutmak ve unutturmamak gerek!
''Sizler,
Yani yeni Türkiye'nin genç evlatları!
Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz...
Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.
Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.''
'' Müslümanlığın, yüzyıllardan beri yapıla geldiği üzere bir siyaset vasıtası olarak kullanılmaktan kurtarılmasının ve yüceltilmesinin şart olduğu gerçeğini de görmüş bulunuyoruz.''
Mustafa Kemal Atatürk
Sayfa 718 - Siyah Beyaz yayınları - Aralık - 2016
Benim için en büyük barınma yeri ve yardım kaynağı ulusumun kucağıdır.
Mustafa Kemal Atatürk
Sayfa 57 - Türk Dil Kurumu Yayınları
"Tam bağımsızlık demek, elbette siyaset, maliye, ekonomi, adalet, askerlik, kültür gibi her alanda tam bağımsızlık ve özgürlük demektir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nutuk
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
560
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052050415
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dokuz Yayınları
“Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.
Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u-zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927

Kitabı okuyanlar 8.448 okur

  • Anıl Pınarcı
  • İmge
  • Şeyda AKDENİZ
  • Zeynep
  • korkuyorumanne
  • Üvercinka Kitaplığı

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (3)
9
%0
8
%0 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları