·
Okunma
·
Beğeni
·
74,2bin
Gösterim
Adı:
Ölü Canlar
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753850544
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
"Ölü Canlar", XIX. yüzyılın roman anıtlarından biridir. Rus edebiyatında romantizm kurallarını bırakıp, konularını yaşamdan almaya başlayan ilk yazar Gogol’dür. Gogol, taşra kasabalarındaki halkın yaşantısını ince bir ironiyle yansıtırken egemen güçlerin nasırına basmayı çok iyi becerir. "Ölü Canlar", bu yüzden eleştirmenleri çileden çıkaran ve Gogol’ün "iğrenç bir gerçeklikle" suçlanmasına neden olan bir başyapıttır. "Kalemimden öyle canavarlar fırlıyor ki, ben de şaşıyorum. Bunu kim görse korkudan titrer."
479 syf.
·Ne Okusam'dan
Ekselansları! Hangimiz gerektiğince iyiyiz? Dürüstüz? Doğruyuz?

Gogol'ün biyografisini okurken Ukrayna'da doğmuş olsa da soyunun Türklere dayandığına dair bir varsayım okumuştum. Açıkçası Türk mü, Ukraynalı mı, Rus mu bunun peşine düşemeyecek kadar dünyalı bir yazar. Her ülkeden vatandaş kalkıp Gogol benim hemşehrim diyebilir. Mezarından kaldırıp sorsalar onun da buna itirazı olacağını sanmam. Gogol Rus yaşamı üzerinden aslında evrensel sorunlara değinmiştir, tam da bu yüzden evrenselliği kaçınılmazdır.

Ölü Canlar'ın yarım olduğunu, yakıldığını duymayanınız kalmadı. Lisede farklı bir yayınevinde ilk kez okuduğumda şaşırmış, üzülmüş, kendi hayalimde eksik kalan parçaları tamamlamıştım. Pirince giderken elindeki bulgurdan olan Çiçikov'un yaşamı 1842'li yılların Rusya'sında her insanın ''California Dream''iydi şüphesiz: KISA YOLDAN ZENGİN OLMAK... Biraz daha açarsak az çalışıp zengin olmak, eğer seçme şansı varsa hiç çalışmadan zengin olmak...

Çiçikov'u kahraman yapan Gogol'ün onu alıp başrole koyması mı yoksa ''kahraman'' sıfatının yalnızca olumlu anlamda kullanılmayacağından mı ileri geliyor? Çiçikov aslında bir simge. Tüm yaşamını adadığı zenginlik hayali tüm insanlığın hayallerini süslerken ''yarını düşünmekten bugünü yaşayamama'' sorunsalının da tam merkezine düşürüyor. Çünkü hayallerden yaşama yer kalmıyor. O kadar çok hayal var ki bir ip olsa çekilecek, bir adım olsa atılacak, kaç versta olursa olsun yürünecek. Ama yok, insan hayalleriyle birlikte gömülmeye razı.

O kadar çok karakter gelip geçiyor ki ''Ölü Canlar'' temalı romanımızın içinde. Her biri apayrı ders. Biri başıboşluğun (domuz gibi yaşamanın) bedelini bizlere öğretiyor, diğeri çalışkanlığıyla (özellikle toprak konusunda) nasıl saygın bir insan olabileceğimizi öğretiyor. Her telden insan var. Bu haliyle didaktik bir eserdir Ölü Canlar. Yaşamın ta kendisidir.

En başta Gogol'ün Türk olduğundan dem vurduk. En önemli noktalardan biri de Gogol - Puşkin ortaklığıdır. Ukrayna'daki yaşamını bırakıp St. Petersburg'a orta sınıf bir memur olma hayaliyle gelen Gogol başarılı olamayınca içindeki şairane adamı durduramamış Puşkin'in ocağında bulmuş kendsini. Rus Edebiyatı'nın iki temel taşının yolu burada kesişmiş. Gogol için everest Puşkin'dir. Müfettiş adlı kitabını yazıp sürgüne yollandığında yine Puşkin'in yol göstericiliğinde başlar bu esere. Roma'da iş bu eserini yazarken acı haberi alır: Puşkin düelloda yaşamını yitirmiştir. Bu acı ve hayal kırıklığının perdelediği bir ortamda bitirir eserini Gogol. Belki de ilk büyük yıkımını ustasının ölümünde yaşamıştır.

Şimdi hazır konu Müfettiş'ten açıldı. İyi bir yazar iseniz, ya da buluşunuzla iyi şeyler başarmışsanız tebaanın sizi ceza ile ödüllendirmesi kaçınılmazdır. Evet belki Müfettiş kitabında Gogol bürokrasi sınıfını hicivlemiş, kimsenin cüret edemediği noktalara değinmiş olabilir ancak tarihin her noktasında yazarlar, filozoflar, bilim - ilim adamları bunu yaşamış. Dünyada birtakım gelişmeler yaşanıyor olabilir ama düşünce tarihi karanlık kalmaya devam ediyor.

Son olarak Dostoyevski'nin o meşhur ''Hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık'' pasajından yola çıkarak üşüdüğümüzü belirtmeliyim. Edebiyat dünyası kendini daima yeniliyor. Akımlar, yazarlar, değerli romanlar. Gelgelelim şu da bir gerçek ki dünyamızın bir Gogol'ü daha olmayacak.
484 syf.
·5 günde·9/10 puan
Nikolay Vasilyeviç Gogol'ün "Ölü Canlar" isimli bu kitabı, edebiyat otoritelerince onun en önemli eseri olarak kabul edilmektedir. Gogol bu eseri üzerinde on yıldan fazla süre çalışmıştır; fakat geçirmiş olduğu psikolojik bir kriz (manik depresif psikoz) neticesinde eseri tamamlayamamıştır. 1852 yılının 11-12 Şubat tarihlerinde Gogol geçirmiş olduğu son ve en büyük kriz esnasında eserinin ikinci cildine ait el yazmalarını ateşe atarak yakmıştır. Eser böylece yarım kalmıştır; ancak ateşten kurtarılan bir takım sayfalarla Rus basım editörlerince eserin ikinci cildi de "tamamlanmıştır."

Gogol'ün uzun süre üzerinde çalıştığı bu romanını yazmasında elbette bir amacı ve vermek istediği bir mesajı vardır. Zaten daha kitabın hemen başında amacını açık bir şekilde bizlere söylemektedir. Onun amacı, yaratmış olduğu bir kahramanı (Pavel İvanoviç Çiçikov), Rus topraklarında dolaştırarak Rus insanının eksiklerini, ayıplarını göstermektir. Yani Gogol, Ölü Canlar isimli bu kitabında Rus toplumunu anlatmaktadır. Fakat "Rus toplumunu anlatıyor, bizi ilgilendirmez," diyemeyiz. Çünkü fazlasıyla bizi de ilgilendirmektedir. Peki yazarın vermek istediği mesaj nedir? Yazar Rus toplumu nezdinde Dünya'ya neyi öğütlemektedir? Anlamaya çalışalım bakalım:

Öncelikle her yazar, mesajını okuyucuya iletirken farklı teknikler kullanmaktadır. Kimi yazar semboller kullanır, kimi yazar net ifadeler kullanarak açıkça mesajını ortaya koyar, kimi yazar ise yarattığı karakterlerin kişiliğinde mesajı verir... Tabii ki yazarların kullanmış oldukları teknikleri çoğaltmak mümkün. Gogol ise seçtiği karakterler nezdinde mesajını vermeyi seçen bir yazardır. Bugüne kadar 4 kitabını okudum, hepsinde de Gogol'ün seçtiği karakterler mesajın ta kendisiydi. Bu sebeple onun eserlerinde detaylı karakter analizleri büyük önem taşımaktadır...

Romanın konusu, Pavel İvanoviç Çiçikov isimli bir dolandırıcının, Rusya'daki son nüfus sayımdan sonra ölmüş olan ama resmiyette hala yaşıyor gibi görünen köleleri, onların sahiplerinden canlıymış gibi satın alarak bunları devlete ipotek etmek, devletten de ipotek karşılığında para almaktır. Esasında Rus halkı ölmüş köleleri sattığının farkındadır; ama yine de Çiçikov onlara para teklif ettiği için seslerini çıkarmamaktadırlar. Böylece devletin dolandırılmasında dolaylı yoldan yardımcı olmaktadırlar.

Pavel İvanoviç Çiçikov ortalama bir Rus insanıdır. Gogol kasıtlı olarak böyle seçmiştir. Çünkü amacı Çiçikov'u veya dolandırıcılığın kötü yönlerini anlatmak değildir. Yukarıda da belirttiğim gibi, onun amacı, Çiçikov'u karşılaştırdığı diğer Rus karakterleri nezdinde Rus insanının eksiklerini ve ayıplarını göstermektir. Gogol bu yöntemle, yaşadığı dönemin Rusya'sını, toprak ağalarını, soyluları, rüşveti, memuriyeti, bürokrasiyi, Rus halkını adeta bir tablo gibi resmederek önümüze koymuştur.

Peki yazar neden erdemli ve mükemmel bir karakter seçerek Rus insanının eksik yönlerini göstermemiştir? Sonuçta en kolay yol bu olurdu. Zira dönemin diğer yazarları genelde mükemmel karakterler seçerek mesajını vermektedir. Gogol bu duruma kitapta şöyle cevap veriyor:

"Evet, her şeye karşın romanımıza kahraman olarak erdemli bir insan seçilmemiştir. Bunun nedenini de açıklayabilirim. Çünkü bırakalım da şu zavallı erdemli insan bir rahat soluk alsın artık. Çünkü olur olmaz herkesin ağzında bir erdemli insandır gidiyor. Çünkü adeta bir beygire döndürüldü erdemli insan: Üzerine binip, kıçına sopayı basmayan yazar kalmadı. Çünkü erdemli insanın anasından emdiği süt burnundan getirildi ve ondan artık ne erdemin e’si, ne de kemik üzerine gerilmiş bir deriden başka bir beden kaldı. Çünkü erdemli insana hep ikiyüzlü davranıldı. Çünkü erdemli insana hiç saygı duyulmadı. Yeter artık! Sıra alçakları arabaya koşmada! Öyleyse biz de bizim alçağımızı koşalım arabaya!."

Peki erdemli olmayan, hatta yazarın tabiriyle "alçak" olan Çiçikov mu suçludur, onu böyle yetiştiren anne-babası mı, yoksa Rus halkı mı? İşte yazarın mesajı, Çiçikov'un babasının onu yatılı okula bırakırken verdiği öğütlerde saklıdır. Çiçikov'un babası onu yatılı okula bırakırken şu şekilde öğütler vermiştir:

"Bak Pavelciğim, derslerine çalış, yaramazlık yapma, en önemlisi de öğretmenlerinin ve okul yönetiminin gözüne gir. Yönetimin gözüne girdin mi derslerinde başarısız da olsan, Tanrı akıldan, bilimden yana yüzüne gülmemiş de olsa, işlerin yine de yolunda gider. Sınıf arkadaşlarınla pek düşüp kalkma, onlardan sana hayır gelmez; ille arkadaş olacaksan zengin çocuklarıyla arkadaş ol, gerektiğinde sana bir yardımı dokunsun. Kimseye bir şeyini verme, öyle bir tutum içinde ol ki başkaları sana bir şeylerini versinler; paranın değerini bil, her meteliğin üzerine titre: Para dünyada en güvenilir şeydir."

Yani Gogol diyor ki, sen çocuğuna böyle öğütler verirsen, onun da erdemli ve düzgün bir insan olmasını bekleyemezsin. Sen erdemli ve düzgün bir vatandaş olmazsan ve çocuğunu bu şekilde yetiştirmezsen, memurun rüşvet alması da devlet büyüklerinin zulüm etmesi de gayet doğaldır. Zira onlar da senin gibi biri tarafından yetiştirilmiştir ve kendisinden önce giden kişilerin aynı davranışlarını sergilemektedir. Önce sen kendini, dolayısıyla çocuğunu düzelt, sonra devlet ve kurumlar düzelecektir...

Katılırsınız veya katılmazsınız; ama Gogol'ün düşüncesi ve mesajı budur. Ben bu görüşe çoğunlukla katılmıyorum. Acaba bizi bu kadar ahlaksız ve alçak yapan nedir? Sadece yetiştirilme şeklimiz ve çevremizden gördüklerimiz mi? Yoksa ahlaklı ve düzgün biri olmanın değer görmemesi mi? Eğer sen devlet olarak seçimlerinde liyakatsizliği ve her türlü "olumsuz muameleyi" meşru kılarsan, vatandaş da liyakatsizliği ve olumsuz davranışları benimser...

Gogol'ün beni en etkileyen yönü, yönetim sistemlerinin açıklarını ve eksiklerini muazzam bir şekilde tespit edip acımasızca eleştirmesiydi. Hatta bu sebeple onu Dostoyevski'den daha fazla sevebileceğimi düşünmüştüm. Oysaki Gogol'ün sisteme karşı gelen bir yazar olmadığını, onun eleştirdiğinin halk olduğunu bu kitapla daha net gördüm. Biraz hayal kırıklığına uğradım; ama Gogol tamamıyla haksız sayılmaz. Elbette düşüncesinin tutarlı yönleri var. Sonuçta çözülemeyen bir kısır döngü bu. "Halk iyi olursa yönetim iyi olur diyenler" ve "yönetim iyi olursa halk iyi olur" diyenler tarih boyunca çatışmıştır.

Son olarak, Gogol'ün zaman zaman romanı yarıda kesip biz okurlarla sohbet havasında derdini anlatmaya çalışması benim adıma güzeldi. Sevdiğiniz bir yazarın bizzat sizinle iletişime girmesi bence hoş bir şeydir. Eleştirenler olmuş; ama onlara katılmıyorum. Ayrıca bu durumun Gogol'ün aslında bir öykü ve senaryo yazarı olması ile yakından ilgili olduğunu da düşünüyorum. Romanı okurken onun bir öykü yazarı olduğunu hissediyorsunuz.

Peş peşe okuduğum 4 Gogol kitabından oldukça olumlu izlenimlerle ayrıldım. Herkese keyifli okumalar dilerken Gogol okumaları yapmam konusunda beni sıkça uyaran ve tüm Gogol kitaplarımı bana hediye eden https://1000kitap.com/MadameAdeline 'e teşekkürlerimi iletiyorum.
484 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Gogol, Gogol.. Dostum nasıl anlatmalı seni.. Yaptığın muzipliklerden mı bahsetmeli yoksa ince zekandan mı? Bu arada şundan da sitem etmeden geçemeyeceğim, sırf tasarladığın gibi olmadı diye yakmak zorunda mıydın bu güzel eserin ikinci cildini?

Ben Gogol okurken her zaman kendimi çok sevdiğim bir arkadaşımla vakit geçiriyormuşum gibi hissederim. Hani neredeyse hepimizin çevresinde bir arkadaş tipi vardır; size ağzına geleni söyler ama kızamazsınız, aksine o bunları söylerken gülmekten karnınıza ağrılar girer. Tabi ne demek istediğini anlarsınız ama söyleyişi o kadar komiktir ki, kızamazsanız. İşte benim için Gogol o dur.

Gogol’un her eseri ince bir zekanın ürünüdür. Sizi doyasıya eğlendirir, eğlendirirken de bir o kadar eleştirir. Eleştirinin de en kayda değeri budur herhalde. Kimseyi üzmeden, kızdırmadan, kimseyle tartışmaya girmeden yapılan. Ayrıca Gogol’un eserlerinde bir diğer unsurda; Dostoyevski, Tolstoy gibi tanınmış diğer Rus yazarlarından daha gerçekçi daha toplumsal olmasıdır. Örneğin Dostoyevski genel de düşünce üzerine yazar, eserlerinde işlediği alt tabakadan kişilerse Petersburg’un sarhoşları, ayyaşları ve faişeleridir, yer mekan genelde Petersburg’dur. Gogol ise Petersburg dışına da çıkmıştır eserlerinde. Mujikleri, memurları, toprak sahiplerini, subayları kısacası neredeyse tüm rus insanın işlemiş, adeta yaşadığı dönemin fotoğrafını çekmiştir.

Esere geçecek olursak, eser İlahi Komedya’ dan esinlenerek üç cilt olarak tasarlanmıştır. İlk ciltte Rusya’nın kötü yanları yazılmış ve yayımlanmıştır. İkinci ciltteyse olması gerekenler, iyiler düşünülmesine rağmen yazar bir türlü istediği karakterleri oluşturamamış ve geçirdiği bir bunalım esnasında ikinci cildini yakmıştır. Elimizde kalan ise birinci cilt ile ikinci cildin bazı parçalarıdır. Yani bu kitap tamamlanmış değildir. Yaklaşık 350. Sayfadan sonra eksikler başlar, bazı bölümler yarıda kesilirken bazı bölümler hiç yoktur. Eserde baş karakter Rus çiftlik sahiplerinin çiftliklerini gezerek onlardan ölü canlar satın almaktadır. Yazar böylece Rus toprak sahiplerini, köylülerini ve yaşadığı dönemin feodal sistemini tüm açıklığıyla anlatmış ve eleştirilerini yapmıştır. Ayrıca bütün eserlerinde olduğu gibi dönem memurlarının yozlaşmışlığını işlemeyi de eksik etmemiştir.

Eseri, benim gibi Gogol okumaktan hoşlananlar ve dönem Rusya’sının feodal yapısını görmek isteyenlere tavsiye ediyorum. İlk defa okuyacaklar içinse Gogol’a bu eserinden başlamamalarını öneririm. Öncelikle birkaç hikayesini okuyup tarzını görmeleri faydalarına olacaktır.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
384 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Nikolay Gogol Dünyaca ünlü başyapıtlarından birisi olan Ölü Canlar kitabında Dönemin Rusyasini ve yaşadığı zorlukları akıcı bir şekilde okuyucuya aktarmaya çalışmıştır.
402 syf.
Ne kadar duru bir anlatımı var Gogol'un. Uzun uzadıya tasvirler kullanmadan hikaye denizinin içine bir balık gibi süzüldüğünüz hissini yaşatıyor. Çok eğlenceli başlayan eserin sonuna doğru ölüm sonrasına hazırlık yapan dindar bir bakış açısı seziliyor. Yazık ki, yarım kalan, eksik sayfaları bulunan bu eseri hayal gücümüzle tamamlamamız gerekiyor. İnsan karakterinin değişemeyeceğini de vurgulamış satır aralarında.
İyi okumalar...
479 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Üç cilt olarak planlanan bu eserin sadece birinci cildini net olarak okuyorsunuz,devamı toparlama olmuş ona rağmen güzel!tabii aa demek böyle bir şey de yaşanmış gibi boşlukları meraka itiyor..Bu kadar okumaya isteksiz olduğum dönemde bile elime aldığımda bırakamadım ..benim için gogol çok ayrı ah o sayfaları yakmayacaktın gogol :(
479 syf.
·8 günde·Beğendi·4/10 puan
Kolay yoldan zengin olmaya çalışan romanın baş kahramanı Çiçikov'un öyküsünü anlatan, yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol'un bu kitabının dilini inanılmaz akici,sade ve kitabın kurgusunu çok ilginç buldum. Okunmaya değer bir eser...
464 syf.
·15 günde·6/10 puan
@okuyan_kadinlar_kulubü nün bu ay ki #heraybirdünyaklasiği etkinliğinde neden bilmiyorum, yarım kalan bir kitap olan #ölücanlar kitabını seçmişiz.
Kitap baş karakteri Çiçikov'un, hiç bilmediği bir kasabaya deyim yerindeyse kapağı atarak, çiftlik sahiplerinin ölmüş ama hala kayıttan silinmemiş çalışanlarını satın almasını ve çiftlik sahipleri üzerinde bıraktığı etkileri anlatıyor. Kitaba da adını veren #ölücanlar ı Çiçikov'un neden aldığı kitap boyunca gizemini koruyarak, okuyucunun merak ederek okuma şevkini arttırıyor. Yazar Çiçikov'un tanıştığı, alışveriş yaptığı her karakteri çok iyi betimleyerek, yan karakterlerin genel geçer karakterler değil, kalıcı olmasını sağlamış. Nikolay Vasilyeviç Gogol bu kitapta kendince hem toprak sahiplerini hem de devletin düzenini eleştirmiş. Kitap bittiğinde Çiçikov'a karşı ne sempati ne de antipati hissetim. Bir rivayete göre yazar bunalım anında ikinci cildin sonunu ve üçüncü cildi yakarak imha etmiş, bu durumdan mütevellit kitabın sonunun havada kaldığını bilmenizi isterim.
479 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Ölü Canlar, Ukrayna asıllı Rus yazar Gogol'un aslında üç cilt olarak Dante nin İlahi Komedya sından örnek alarak tasarladığı ama 1842 de sadece birinci cildi adam akıllı bir şekilde basılmış bir roman serisidir.İkinci ciltte de ne yazık ki yazarımız Gogol, hem Puşkin'in ölümü hemde yaşadığı o dönem için tedavisi ya da ilacı olmayan psikolojik rahatsızlığının neticesi olarak yakmıştır.Kitabın büyük bir çoğunluğu ve sonu eksik olarak Rus Editörler tarafından basılmıştır.Gogol, fanatik bir Hristiyan olduğu için intihar yolunu seçmemiş ve yemek yemiyerek kendini ölüme sürüklemiştir.Birinci cilt kitabın başkahramanı Çiçikov'un kötü bir profil olarak yani aynı İlahi Komedya daki Cehennem serisi gibi insanların iyi niyetlerini süslü cümlelerle suistimal edip onlardan aldığı ölü canları kullanmasını anlatıyor.Ki bu kısımda ölü canlar neden aldığını ve kullanma amacının ne olduğunu anlamaya çalışmanız güzel bir merak duygusu uyandırıyor.İkinci ciltte ise İlahi Komedya nın Cennet denilebilecek bir serisi gibi adeta ahlak ve vicdan sahibi olmaya geçiş sürecini ve yaptıklarından pişman olmasını anlatıyor.Kitapta çok mesaj var.Bunlardan en önemlisi asıl hayatın amacının para, şan, şöhret, makam, soyluluk gibi düşünceler olmaması gerektiğini bizlere anlatıyor yazarımız.Kitapta ilk kısım kesinlikle 10 puanlık idi ama gel görelim ikinci kısımda aralarda yırtılmış, yakılmış kısımlar olsun, yazarın kitabı yazdığı dönem ile ilk kitabı yazdığı dönem arasındaki hem düşüncesel farklılıkları olsun, hemde psikolojik rahatsızlığı olsun kitaba net bir biçimde yansımış.Bu nedenle kitabın sonununda tam bağlanamadığından da dolayı kitaba puanım 9.
479 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
"Gogol tuhaf bir yaratıktı, ama zaten deha hep tuhaftır." -Vladimir Nabokov

Gogol'ün Hayatı Hakkında Kısaca:

Rus edebiyatının en iyi yazarlarından biri olarak anılan ve bu unvanı haklı bir şekilde taşıyan Nikolay Vasilyeviç Gogol, 1809'da Ukrayna'da doğuyor. Orta halli, geçimini toprakla uğraşarak sağlayan bir ailenin çocuğu olarak köy yaşantısı içinde büyüyen Gogol eserlerinde de kendi sosyal statüsündeki Rus insanını sıklıkla anlatıyor ve bu durum onu Rus edebiyatının eşsiz bir yazarı haline getiriyor.

Kendisinden sonra ülke edebiyatından çıkan Fyodor Dostoyevski, Lev Tolstoy, Anton Çehov, Maksim Gorki, Mihail Bulgakov, Vladimir Nabokov gibi yazarlar da Gogol'den bir hayli etkileniyorlar ve eserlerinde ona gereken saygıyı gösteriyorlar.

1828'de ünlü bir edebiyatçı olma hayaliyle Petersburg'a gelen ve önemli Rus yazarlarından Aleksandr Puşkin'in de desteğiyle hedeflerine bir bir ulaşan Gogol, Müfettiş oyununa gelen sert tepkilerin ardından 1836'da Rusya'dan ayrıldı ve 1848'e kadar çoğunlukla Roma'da olmak üzere Avrupa'da yaşamını sürdürdü. Rusya'ya döndükten birkaç yıl sonra, 1852'de kendisini aç bırakarak intihar eden Gogol, ne yazık ki genç sayılabilecek bir yaşta ayrıldı bu dünyadan.

Öyküleri ve Yazdığı Temalar Üzerine:

Ukrayna halk kültürünü eserlerine taşıyan Gogol, köy yaşamı, Rus bürokrasisi, halk ve devlet ilişkileri gibi konularda kalem oynatmış ve kendine has mizahıyla olayları ele aldığı öyküleriyle günümüzde hâlâ ilgiyle okunan eserleri ardında bırakmıştır. En meşhur öyküsü "Palto"dur Gogol'ün ve artık bir klasik hâline gelen Dostoyevski'nin sözü ise şöyledir: "Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık!" 1850 yılı sonrası Rus edebiyatını özetleyen kısa ve doğru bir cümledir bu.

Palto'ya ek olarak, Burun, Fayton, Neva Bulvarı gibi diğer Petersburg Öyküleri ve Taras Bulba ve Mirgorod Öyküleri ile Gogol hayatı boyunca ince bir kara mizahla örülü öyküler kaleme almış ve eşsiz bir edebi birikimle yoğurarak biz edebiyatseverlere inanılmaz hikâyeler armağan etmiştir. 200 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen günümüzde okuduğumuzda dahi güncelliğini yitirmeyen bu kısa ama büyük öyküler, onun yazarlığını daha ileriye taşıyacağının sinyalleridir adeta.

Öykülere ek olarak oyunlar da kaleme alır Gogol, Müfettiş ise bu oyunlar içindeki en meşhurudur şüphesiz. Yozlaşmış Rus bürokrasisi ve o yozlaşmış sisteme hizmet eden değer yargılarını yitirmiş Rus bürokratlarını acımasızca eleştiren Gogol bu tavrını Ölü Canlar ismindeki hayatı boyunca yazdığı tek romanda da sürdürür. Fakat Ölü Canlar yarım kalmış bir romandır. Buna rağmen dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır zira yazıldığı yere kadar da oldukça başarılıdır.

Gogol, hayatı boyunca kendisine musallat olan manik depresif bir hastalıkla boğuştu. O dönemde böyle bir hastalığa isim dahi verilmemişti ve tedavisi de mümkün değildi. Bu sebeple sürekli karamsarlığa düşen ve bunu eserlerinde de gözlemleme fırsatını bulduğumuz Gogol, yine böyle şiddetli atakların birinde Ölü Canlar'ın yıllarca uğraşarak yazdığı devam ciltlerini yakmıştır. Kurtarılan sayfalarla roman bir yere kadar ilerlese de, aslında daha yazmayı düşündüğü yüzlerce sayfa vardır. Gogol'ün zihninden romanın sonrasına dair neler geçtiğini tam olarak bilemiyoruz elbette.

"Ölü Canlar" Hakkında:

"Küçük Rus insanı"nı anlatır Gogol, Ölü Canlar isimli bu romanında. Çiçikov karakteri ekseninde bütün bir Rus toplumunu masaya yatırır ve geniş bir şekilde analiz eder. Kendisinden sonra Dostoyevski, Tolstoy ve Çehov gibi ustaların elinde çok daha ileri bir seviyeye taşınacak olan bu küçük, sıradan Rus insanı modelini ustaca ele alır. Geleneksel Rus halkı ile feodal Rusya devletinin arasındaki ilişkiye odaklanan Gogol, bu kesişimi ince mizahıyla ilmek ilmek örer ve son derece başarılı bir gözlem yeteneği sonucunda ortaya iyi bir roman çıkarır.

Toprak sahibi halkı, halkın sorunlarını, birbirleriyle olan ilişkilerini, para, mal, mülk gibi konulara bakışlarını ve hayatın içinde kendilerini konumladıkları düzeyi net ve gerçekçi bir şekilde ortaya koyar. Kendisi de toprak sahibi bir aileden geldiği için yazdıklarında abartılı tek bir satır bulunmaz ve romanın ilk cildi yayımlanır yayımlanmaz ülke edebiyatı içinde büyük bir coşkuyla karşılanarak bir öncü olur Gogol.

Cesur bir şekilde halkı ve devleti eleştirmekten çekinmez Gogol. Daha öyküleriyle mizahi bir kişiliğe sahip olduğunu ve eserlerini hicivle bezediğini gördüğümüz yazar Ölü Canlar'la bunun zirvesine ulaşır ve yarattığı Çiçikov karakteriyle sıra dışı bir fikir üzerinden kurgular romanını. Çiçikov, atı ve hizmetkârındaki Selifan'la birlikte çiftlik çiftlik gezer ve toprak sahipleriyle birer anlaşma yapmayı amaçlar.

O dönemin Rusya'sında ne kadar çok köleye sahip olunursa o ölçüde saygı duyulup önemseniyordur insanlar. Sayımlar yalnızca nüfus sayımlarında yapıldığı için, bir sonraki nüfus sayımına dek ölen kişilerin vergilerini devlet toprak sahiplerinden tahsis etmeye devam ediyordur. Kurnaz bir kişiliğe sahip olan Çiçikov'sa bu durumu lehine çevirmek için kolları sıvar ve "ölü canlar" ismini verdiği bu değersiz canları düşük ücretler karşılığında satın almaya başlar. Bu macera uzun bir süre devam eder ve Çiçikov, geniş çevrelerce saygı duyulan, şöhret sahibi bir insan haline gelir.

Bu durum çok sürmeyecektir elbette çünkü Gogol bir realisttir ve bu şekilde bir yükselişe izin vermeyecektir. Çiçikov'un içine düştüğü durumu acıklı bir güldürü olarak ele alır yazar ve çevresindeki insanların müdahaleleriyle yeniden başladığı yere dönmesini hicivsel bir yaklaşımla anlatır.

"Ölü can" ismiyle bir kelime mizahına da imza atan Gogol'ün bu kavramla gerçek ölüleri mi yoksa romanda uzun uzum bahsettiği, rüşvet yiyen, niteliksiz, liyakat sahibi olmayan Rus bürokrasisi içinde yer alan insanları mı kast ettiği hâlâ tartışma konusudur. Karar ise okura aittir.

Romanını Dante Alighieri'nin İlahi Komedya'sından yola çıkarak 3 ana bölüm ekseninde yazmak isteyen Gogol, böylelikle "Cehennem" ayağını bitirip "Araf" ayağına geçtiği sırada güçlü bir buhrana kapılmış, iyi şeyler anlatmayı amaçladığı fakat insanlarda ve ülkesinde bunu gözlemleyemediği ve kendisini bunu yazmaya zorladığını düşünerek içinde bulunduğu umutsuzlukla yazdıklarını yok etmiş, ardından da intihar etmiştir.

Böylece biz 21. yüzyıl okurları da yarım kalmış dev bir romanı bitirmenin hüznüyle yaşamımıza devam ediyoruz... Gönül isterdi ki Gogol zihnindekileri tümüyle kağıda dökebilmiş olsun, o durumda çok daha ihtişamlı bir romanı bitirmenin hazzıyla hayatımıza devam ediyor olurduk.

Buna rağmen her edebiyatseverin, özellikle de Rus edebiyatıyla ilgilenenlerin bu büyük yazar ve eserleriyle tanışması gerekir.
479 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Bu hayata ne olursa olsun yanlış yollarla, düzenbazlık, yalanla geldiğiniz yeri birgün doğru kişiler tarafından yerimizi kaybedeceğimiz anlatan ve Çiçikov da bunu sonunda anladıyıp herşeyi bir karlı günde bırakıp başka diyarlara gitmesi ile biter. Yolun açık olsun Çiçikov.
#Gogol sipariş üzerine yazdığı #kitabın 1. cildi ve kısmen 2. cildi elimize geçmiş. 3. Cilt yazılamamış. Can "köle" demek. #Çicerov bir dolandırıcı ama aslolan Rusya zenginlerini elestirilmesi. #Yazar okuyucuyla konuşur gibi bir üslup benimsemiş. Bu da samimiyet doğuruyor... 1800lü yıllarda bile Avrupa'da köleliğin devam ettiğini, köylerdeki yaşamın Islâm coğrafyalarına göre ne kadar geri olduğunu fark etmemizi sağlayan bir kitap. O kadar gerçekçi yazmış ki #Gogol, zamanında aşırı derecede eleştirilmiş. Mesela ayakkabısı bile olmayan halk, iğrenç yemeklerle besleniyormuş. Okurken betimlerlerdeki manzaraya motive olmalısınız....

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölü Canlar
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
416
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753850544
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
"Ölü Canlar", XIX. yüzyılın roman anıtlarından biridir. Rus edebiyatında romantizm kurallarını bırakıp, konularını yaşamdan almaya başlayan ilk yazar Gogol’dür. Gogol, taşra kasabalarındaki halkın yaşantısını ince bir ironiyle yansıtırken egemen güçlerin nasırına basmayı çok iyi becerir. "Ölü Canlar", bu yüzden eleştirmenleri çileden çıkaran ve Gogol’ün "iğrenç bir gerçeklikle" suçlanmasına neden olan bir başyapıttır. "Kalemimden öyle canavarlar fırlıyor ki, ben de şaşıyorum. Bunu kim görse korkudan titrer."

Kitabı okuyanlar 13bin okur

  • aras eser
  • Attagos
  • Dilara Zayıf
  • Ahmet Gürlük
  • Ali Hüseyin Çelik
  • Özgür Oyanık
  • Musa önen
  • Tuba
  • Hakan Yiğit
  • Melek Öncel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.1 (2)
8
%0.2 (5)
7
%0 (1)
6
%0.1 (2)
5
%0 (1)
4
%0 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları