NİKOLAY GOGOL - PALTO
Öncelikle hepinize merhabalar, kitap dostlarım. Bugün sizlere Dostoyevski' nin " Hepimiz Gogol 'un paltosundan çıktık." sözündeki Palto kitabının incelenmesini yapacağım.
Öncelikle kitabımızın konusunu bakacak olursak; kitabımız baş karakter olan Akaki Akakiyeviç' in bir palto almaya karar vermesi üzerine başlar.
Baş karakterimiz Akaki Akakiyeviç, hayatı monoton olan, işinden başka hiç bir şeyden zevk almayan bir memurdur. Kışın zor şartlarına karşın eski paltosunun onu soğuktan korumdığına karar verir ve terziye yeni bir palto yaptırmaya
Yaptırdığı yeni palto o kadar büyük bir söz konusu olur ki olaylar bu çerçevede gerçekleşir.
Kitabı dili, konusu ve konunun işleyişi bakımından inceleyecek olursam, farklı bir konusununun olması, Rus edebiyatına ışık tutması, akıcı bir dile ve açık bir anlatıma sahip olmasıyla hacminin de az olması nedeniyle tek solukta okunabilecek bir eser haline geliyor.
Anlatılanlar, oldukça güzel biçimde, hatta biraz da hayret uyandırıcı biçimde anlatıldığı için ben bu eseri büyük bir zevkle okudum.
Rus edebiyatını merak edip de başlayamamış, hacim olarak az fakat içerik olarak dolu bir klasik kitap okumak isteyen tüm kitap dostlarıma tavsiyemdir.
Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
-Çarpık bir buruna değil, sakat ve sahte bir ruha gülelim.
Kitap içerisinde kısa iki öykü bulunmaktadır. Bunlardan birincisi palto diğeri ise burun hikayesidir.
“Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık” -Dostoyevski.
Rus edebiyatının gerçekten bende hayranlık uyandırdığını bu eserle tekrar tekrar söyleyebilirim. İçindeki iki hikayenin de birbirinden kıymetli olduğu yadsınamaz bir gerçek. İlk hikaye, ezilen ve kendi halinde basit bir memurun palto alma yolundaki mücadelesi ve paltosunun başına gelenlerin anlatıldığı bir hikaye. İnsanların sessiz ve kendi halinde bir insanın çaresizliğine kayıtsız kalışı, umursamayışı yüzümüze yüzümüze çarpıtılıyor. Burun adlı hikaye ise, fantastik bir kurguyla bürokrasinin aksayan yönlerini bize anlatıyor.
St.Petersburg'da bakanlıkta çalışan işine aşık bir memur olan Akakiy Akakiyeviç'in giydiği paltosunun eskimesi ile yeni diktirdiği bir paltosunun olmasıyla yaşadıkları, duyguları anlatılıyor. Akakiy Akakiyeviç birgün yıllardır giydiği paltosunu tamir ettirmek (yama yaptırmak) için terzi Petroviç'e gider lakin terzi paltonun onarılamayacağını yenisini diktirmesini söyler. Akakiyeviç yeni bir palto diktirmeye gücünün olmamasına rağmen bir şekilde harcamalarında kısıtlamalar yaparak yeni bir palto diktirmeyi başarır. Fakat yeni paltonun sevinci uzun sürmez. Bir gece vakti evine dönerken hırsızlar paltosunu çalar.Bunun üzerine paltonun bulunması için bir üst memura başvurmak için gider ama Akakiyeviç'in üstü olan memur tarafından sertçe azarlanır. Ve bu durum üzerine Akakiyeviç hastalanır ve ölür. Akakiyeviç ölmesine rağmen şehirde bir hortlak gibi dolaşmaya ve insanların giydikleri paltoları almaya başlar. Ta ki kendini azarlayan memurun paltosunu alana kadar bu durum böyle devam eder.
Okumak isteyenlere tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar...
Öncelikle Gogol amcanın insan betimlemelerine hayranım, direkt önümde dikiliyor karakter! Bu arada sizleri bilmem ama, ben her yazarın yarattığı o tüm karakterlerin ücra bir ütopyada olduğunu hayal ederim. Gogol'ün bu öyküsünü okurken, Çiçikov bu Akakiy Akakiyeviç'e ne edebiyat parçalamıştır ama diye düşündüm:). Şaka bir yana üzüldüm de adamcağıza, yürek burkan bir öykü denebilir..
Palto ve Burun olmak üzere iki öyküden oluşan bu kitap, ilk öyküsünde fakir yaşamın olaylar karşısındaki tepkilerini gün yüzüne çıkarırken,ikinci öyküsünde üst rütbeli,tanınan ve zengin bir adamın başına gelen olaylar silsilesinde bununla nasıl başa çıktığını(çıkamadığını) ortaya seriyor. Dışlanmışlık ve toplumsal yaşamın zorluklarını iki şekilde ele alan Gogol karşımıza sürükleyici ve sorgulayıcı iki öykü çıkarıyor.
Beni bu kadar etkileyeceğini düşünmemiştim. Sadece bi palto neler yazılmış acaba diye merak edip okumaya başladım ve beni tek kelimeyle etkisi altına aldı. Genelde Sabahattin Ali okuduğumda böyle etkilenirim. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve anlatımı detaylandırılması tek kelimeyle müthişti.
Gogol’un paltosu!
Oldukça akıcı rahat okunabilecek bir kitap kesinlikle herkesin okuması gereken bir eser.
Akakiyeviç toplum dışına itilmiş biridir.giyimine dikkat etmez, çok konuşmaz ,maddi durumuda iyi değildir. etrafında ki herkes onunla dalga geçer kimseye cevap veremez
Akakiyeviç karakteri beni çok üzüp içimi burktu hele ki arkadaşlarının onunla uğraşırken “rahat bırakın , ne diye üzüyorsunuz beni ? Bende sizin kardeşinizin”dizileri eserin en hüzünlü satırları olabilir.
Ayrıca akakiyeviç ölüm haberini çalışma arkadaşlarının duymasın bir haftayı alıyor buna çok üzücü bir olaydı
Spoiler İçerir!
Kitapla ilgili düşüncelerimi size iletmeden önce bir şey paylaşmak istiyorum. Dijital ortamı, sosyal medya uygulamalarını yararınıza kullandığınızda çok kıymetli şeyler olduğunu fark ettim bugün. Bu platformda yaptığım yorumları tekrar tekrar okuyabiliyorum. O an onunla alakalı ne hissetmişim görebiliyorum ve bu çok güzel bir şey. Olabildiğince uygulamalarınızı kendi yararınıza kullanmaya çalışın.
Gelelim kitapla ilgili düşünceme. Açıkçası kitabı okurken "Ee ben buradan ne gibi bir şey algılamalıyım?" dedim sürekli. Kapağın arkasındaki açıklama yazısını okuduktan sonra bir şeyler şekillendi. Palto kitabı iki bölümden oluşuyor: Palto ve Burun.
Palto bölümünde çıkarılacak mesaj şu:
Eski bir paltoya sahip olan adam, kendi içinde huzurlu bir hayat yaşıyordu. Etraftaki insanlar eskimiş paltosuna laf ediyor ve o palto eskisi gibi ısıtmamaya başlıyor. Ve bir gün daha kaliteli bir palto almaya karar veriyor ve alıyor. Paltoyu aldıktan sonra o huzurlu hayatı bir anda kayboluyor.
Burun bölümünde ise şu ifade ediliyor:
Bir sabah uyandığında adam aynaya bakıyor ve burnunun olmadığını görüyor. Saygıdeğer gören ve belli bir rütbeye sahip bu adam, burnu olmadan dışarı çıkamıyor, yapması gereken işleri yapamıyor. Çünkü insanların onunla alay edeceğini düşünüyor ve sahip olduğu rütbeye burunsuz bir görüntü ile devam etmenin hoş olmayacağını düşünüyor. Aradan zaman geçiyor ve burnunun tekrar yerinde olduğunu görüyor ve eski düzenine geri dönüyor.
İki bölümde de ele alınan temel şey toplumdan dışlanma. İnsanların düşünceleri yüzünden yaşadıkları huzursuzlukları ele alıyor Gogol. Kitabın ana konusunu en başta dediğim gibi arkadaki açıklama ile daha iyi anladım. Tekrar okuyacağımı pek düşünmüyorum.
Palto ve burun... İki hikayeden oluşuyor. Palto hikayesinde akaki Akakiyeviç başmaçkin karekteri sakin, silik, toplumda var olmayan, kimsenin dikkate değer görmediği bir profiline sahip. Zaten kim sahip değil ki. Eskimiş paltosu yerine yenisi alır ama gel gör ki o palto çalınır. Bu olaydan sonra hikaye garipleşir. Sonu tuhaf bitse de imgeler, vurgulamalar güzeldi. Burun hikayesine gelince "Her şeye burnunu sokarsan" olacağı bu niteliğinde bir konusu olmuş
Nikolay Vasilyeviç Gogol (Rusça: Николай Васильевич Гоголь) (31 Mart 1809 - 4 Mart 1852), Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı. En çok tanınan eserleri Palto, Bir Delinin Hatıra Defteri ve Ölü Canlar’dır.
Gogol orta hâlli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna’da Soroçinski köyünde dünyaya gelir. Gogol’ün çocukluğu köy hayatı ile ve yoğun Kazak kültürü etkisinde geçer. Bu hayatın etkisi ileride yazacağı eserlere de yansıyacaktır.
Gogol, gençlik yıllarında şiir ve edebiyata ilgi duyar. 1828'de Petersburg’a gider. Orada memur olmayı ve bir şekilde geçinmeyi umar ancak işler umduğu gibi gitmez. Gogol, Petersburg’dan Almanya’ya gider ancak orada da parası bitene kadar kalabilir. Tekrar Petersburg’a dönüp iş arayan Gogol bu sefer çok düşük bir maaşla da olsa devlet memuru olarak çalışmaya başlar. Bu görevden de bir sene sonra ayrılır.
1809 yılında günümüz Ukrayna topraklarında yer alan Veliki Soroçintsi’de doğmuştur. Gogol, 1836’da Puşkin’in çıkardığı Sovremennik adlı dergide, yergili öykülerinin en neşelilerinden biri olan Araba’yı ve eğlenceli ve iğneleyici bir üslûpla yazılmış gerçeküstücü öyküsü Burun’u yayınlar.
Yazar, yazı sanatında büyük ölçüde Puşkin’in etkisi altındadır. Öyle ki, onun eleştirileri ve telkinleri olmadan yazamayacağını düşünür. Yazarın Puşkin’le olan arkadaşlığı, onu aldığı acımasız eleştirilerden de koruyan en büyük güçtür.
Gogol’un ilk ciddi ve dikkat çeken eserleri Ukrayna hayatı ile, halk deyişleri ile süslü halk hikâyeleridir.
Gogol 1831 – 1832 yıllarında yazdığı bu hikâyeleri, Dilanka Yakınlarındaki Çiftlikte Akşam Toplantıları adlı kitapta toplar. Bu öyküler Rus edebiyat dünyasında Gogol’ün bir anda parlamasına yol açar. 1835 yılında Mirgorod ve Arabeski adlı eserlerini de yayımladı. Bu kitaplarında da halk hikâyeleri, özellikle Kazak geçmişi işlenmiştir.
Hikâyelerinde günlük hayatı ve bayağı kişilikleri zaman zaman mizahi zaman zaman öfkeye varan bir şekilde yeriyordu.
Eski Zaman Beyleri, Arabeski bu yergi kitaplarının ilkleridir. Arabeski kitabındaki hikâyelerinden biri olan Bir Delinin Hatıra Defteri bir memurun rutin hayatını ve işi yüzünden nasıl sıkıldığını anlatır. Hikayenin sonunda memur akıl hastanesine yatırılır. Portre adlı eseri ise dünyanın kötülüklerden kurtulamayacağı vurgusu ile sonlanır.
Büyük komedisi Müfettiş adlı eseri ile bürokrasiyi alay derecesinde yeren Gogol, eserinin sahnelenmesi ile tüm şimşekleri üzerine çeker. Tepkiler yüzünden Rusya’dan ayrılmak zorunda kalır. Roma’da Puşkin’in tavsiyesi ile en büyük eseri olan Ölü Canlar’ı yazarken Puşkin’in öldüğü haberini alır. Bu haber onun için “Rusya’dan gelebilecek en kötü haber”dir. O zamana kadar Puşkin’i düşünmeden dikkate almadan hiçbir şey yazmayan Gogol için bu haber gerçekten bir yıkım olmuştur. Puşkin’in ölümünün yıkıcı etkisine karşın 1842 yılında iki önemli eseri olan Ölü Canlar’ın 1. cildi ve uzun hikâyesi Palto’yu bitirir ve yayınlar. Ölü Canlar dönemin Rusya’sının çürümüşlüğünü gerçekçi bir biçimde gözler önüne sererken Palto’da sıradan insanların yaşadıkları acılar, maruz kaldıkları haksızlıklar, ve yaşadıkları yoksulluk tüm gerçeklikleriyle, okuyucuyu sarsacak bir ustalıkla gözler önüne serilmektedir. Bu eser de dönemin en büyük eserlerinden biri olarak nitelendirilecektir. Rus edebiyatına sıradan insanların gerçekçi bir girişi olarak da nitelendirilebilir Palto. Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir. Ancak öykü yayınlaması ile soylu kesimin tepkisini tekrar Gogol üzerine çeker. Dönem aydınlar üzerinde büyük baskıların uygulandığı karanlık I.Nikola dönemidir. Gogol düzen savunucuları tarafından Rus insanını aşağılamakla onun kötü yönlerini göstermekle, halkına ihanetle suçlanır. Ancak onun yapmak istediği halkını aşağılamak değil onu bu hale sokan yozlaşmış düzeni tüm gerçekliği ile gözler önüne sermektir. Maruz kaldığı bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığına da ciddi zararlar vermiştir.
Puşkin’in ölümünden sonra Gogol’ün popülaritesi daha da artar. Bu ilgi Gogol’da bir öncülük hissi yaratır ve kendine toplumu değiştirmek, insanlara yol göstermek gibi misyonlar edinir. Bu dönemde eski yaratıcılığını kaybettiği söylenebilir. Dine karşı ilgisi artar ve daha önce eleştirdiği kiliseyi dahi övmeye başlar. Bu davranış hayranlarının tepkisini çeker ancak o bu tepkilere dinsel yorumlar katar ve Tanrı’nın gönlünü almak için ona daha da yakınlaşır. 1848’de kutsal toprakları ziyaret etmek için Filistin'e gider. Moskova’ya geri dönen Gogol, orada Matvey Konstantinovski adlı gerici bir rahibin etkisi ile 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha eder. Bu davranışından 10 gün sonra 42 yaşında Moskova’da ölür.
Eserleri
İki Soylu Kişinin Öyküsü
Masallar
Müfettiş
Palto
Ölü Canlar
Burun
Bir Delinin Hatıra Defteri
Portre
Eski Zaman Beyleri
Taras Bulba
Fayton
Kumarbazlar
Dava
Evlenme
Petersburg Hikayeleri
Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları