Daha 5 yaşında afacan bir çocukken, rahmetli babaannem, kimin rüyasını dinlese mutlaka dizlerinin önüne çöker onu can kulağıyla dinlerdim. Bilge bir kadındı babaannem, o yıllarda gözlerimi fal taşı gibi açtıran yorumlar yapardı. Beni de sıkı sıkıya tembihlerdi. "Rüyanı doğru anlatmazsan günahtır." derdi, hâlâ o sesi her rüya anlatışımda kalbimin üstünde hissederim.
Gördüğüm rüyaları hep ertesi günün fihristi gibi düşünürdüm. Sonra herkesin kendi zihninde oluşturduğu o rüya bahçesine giriverdim, artık hangi çiçeğin nasıl koktuğunu az çok biliyordum, ya da yağmurun, fırtınanın ne demek olduğunu... Zihinlerimizin bir haritası çizilebilseydi, eminim köşe başlarını rüyalarımız tutardı... Tutarlı tutarsız rüyalar, anlamlı anlamsız... 'Anlam' demişken Jung 'Anlam'lar anlamsızdır, zira hiçkimse varlığın gizemine hakiki bir anlam biçemez diyerek, son derece 'anlam' lı bir tespitte bulunuyor :)
Bir gün bir kardeşime telaşla, "anneni gördüm rüyamda" dedim, "hastahaneye götürmüştün, durumu iyidir inşallah." diye de ekledim. "Eylül" dedi "bu rüya benim annemle ilgili değil, senin annenle ilgili, rahatsız olabilir, bir ara istersen." Şaşırmıştım. O kadar emindim ki kendimden, üstüne bir de üzülmüştüm...
Aradım annemi, "iyiyim kızım" dedi, sonra söylemediği bir şey olduğunu anladım ve hemen ablamları aradım. Ve öğrendim ki, dizleri ağrıdığı için iğneler vuruluyormuş. Üzülmeyeyim diye söylemiyormuş.İnsanın böyle aklı selim dostlarının olması tek kelimeyle 'huzur'. Annem elhamdülillah şimdi iyi.
Jung'un rüya tahlilleri elbette, rüya analizinin çok ötesinde, bilgeliğinin en önemli ölçütlerinden. Simyanın ve metafiziğin bütün öğeleriyle zenginlik kazanmış, olağanüstü bir şifa kaynağı. Ve bu yolla sayısız hastasını nevrozun ve psişik hastalıkların pençesinden kurtarmış...
Eserin