Satranç

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·88 syf.··
2021 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2021 13:51
Dr. B'nin kendi satranç macerasını anlattığı kısmı okurken kendimi öyle bir kaptırdım ki, psikolojik olarak onun yerine geçmiş gibiydim okurken. Czentovic ile olan oyununda da bir miktar üzüldüm ona, neler yaşamış onca zaman. Hoşuma gitti etkileyici yazmış. Ayrıca okuduğum ilk kitabıydı, onunsa yazdığı son kitap. Ruhu şad olsun ustanın. Yeni bir kitabını okumak için sabırsızlanıyorum gerçekten.
SatrançStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2017279,2bin okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2019 01:53
Satranç, Stefan Zweig'in intihar etmeden önceki son kitabıdır.Bu kitapta aslında o dönemde yaşanan savaş yüzünden ruhsal sıkıntılar, bunalımlar,işkenceler yansıtılmıştır. Bunu da siyah ve beyaz taşı sembolize ederek iyi ve kötünün mücadelesini göstererek anlattığını düşünüyorum.En başta köyde hiçbir şeyi anlamayan bir çocuğun zamanla satranç şampiyonu olması, başarısı arttığı için paraya önem veren ukala Mirko Czentovic adlı kahramanı görürüz. Dr.B. ise sorgulamalar, işkenceler, içsel sıkıntılar yaşayan ama aklını yitirmemek için kafasında bu oyunu oynayan, satranç zehirlenmesi yaşayan bir karakterdir. Kitap oldukça akıcı anlaşılır ve içeriği dolu olan bir hikayedir. Hikayenin en güzel tarafı da karakterlerle o dönemde yaşanan sosyal ve psikolojik etkileri,iyi ile kötüyü,rakibin zayıf yönlerini nasıl anlayacağımızı okuyucuya yansıtmasıdır. Okurunu tamamen etkisi altına alan,bir solukta okunup bitirilen psikolojik derinlikli bir eser olduğunu için okumanızı tavsiye ederim.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2017279,2bin okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2019 1. kitabı
Hep düşünürüm; Dostoyevski, mahpushanesine ortamında sürgün hayatıyla, bir yandan duygularıyla, düşünceleriyle didişmiş olsaydı iki yıl içinde Suç ve Ceza, Kumarbaz, Budala gibi üzerinde 150 yıl geçmesine karşın dünya edebiyatı başyapıt olarak kalacak romanları yazabilir miydi? Stefan Zweing 'inin okuduğum ilk kitabi; Satranç ta insan ruhunda uzun bir yolculuğa çıkarır okuru. Öyküde ne gelirimli sahneler abartiliyor ne oyun tutkusunu insandaki etkileri irdeleniyor ne de kazanma yüceltilip, yenilmişliğin yarattığı düş kırıklığı kötüleniyor. Kanımca öykünün temel amacı, baskıcı iktidarların yalnızlığa ittiği kişileri, Dr. B' de olduğu gibi, yaşarken nasıl yaşayan ölüye dönüştürdüğünü düşündürmektir şu incelemede kendi başına satranç oynamanın Dr. B' nin ruhunda nasıl bir sarsıntı yarattığını tanık oluyorum. Güzel bir yolculuktu
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2017279,2bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2019 9. kitabı
Mükemmel bir şekilde betimlenmiş karakterleri, çok sevdiğim bir oyunla birleşmiş. Dünyaca ünlü satranç şampiyonunu, gemide, hiç beklenmedik davetsiz bir misafir tarafından gelecek bir sürpriz bekliyor :) okumak için çok geç kalmışım.
SatrançStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2017279,2bin okunma
9/10
·88 syf.··
2019 41. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2019 04:59
·
Kitap, sıradan bir olay öyküsü gibi başlar ve yazar Stefan Zweig’in olağanüstü anlatım yeteneği ile kahramanları, özellikle Dr. B.’nin ruh halini harika aktarımı ile yeteneğini gözler önüne serer.. Ana tema olarak baskıcı hükümete bir eleştiri yapılmaktadır. Zweig, son kitabı olan Satranç’ı yazdıktan kısa bir süre sonra eşi ile birlikte intihar etmiştir. Kendisini bir solukta okutan bu kitap kesin tavsiyedir..
SatrançStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2017279,2bin okunma
8/10
·88 syf.··
2020 32. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 18:16
Yolculukta dinlemeyi tercih ettiğim bir eser daha... ZWEIG eserlerini, sesli kitaptan dinlemek bende bir alışkanlık haline geldi. Bunun nedeni belki de, ZWEIG'ın, kişilerin ruh hallerini başarılı bir şekilde yansıtmasının, bir de tonlamalarla daha etkili hale gelmesinden kaynaklanmakta... Pek çok kişide, ZWEIG'ın eserlerinden en çok SATRANÇ iz bırakmış olsa da kendi adıma aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Pandemi koşullarında yaşlılarımızın hislerine ilişkin empati kurmamızı saylayacak güzel bir eser diyerek sonlandırayım :) "Çünkü ağzımızdan gerekli kanıtı almalarını sağlayacak baskı, kaba dayaktan ya da bedensel işkenceden daha incelikle uygulanmalıydı: Akla gelebilecek en zekice soyutlama yoluyla. Bize hiçbir şey yapmadılar, bizi tümüyle hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz. Her birimizi tam bir boşluğa, dış dünyaya sıkı sıkıya kapalı bir odaya hapsetmekle, eninde sonunda dilimizi çözecek olan baskı, dayak ve soğuk yoluyla dışarıdan değil içeriden yaratılacaktı."
SatrançStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2017279,2bin okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2022 1. kitabı
Bugüne kadar hep ertelediğim, sonra okurum dediğim, kitaplarında 'sıkılırım' hissi veren bir yazar Stefan zweig benim için. Ama ön yargımı yıkmayı başardı. Zweig'in son kitabı benimse yazarın okuduğum ilk kitabı ve çok beğendim   Satranc'ı sadece oyun olarak görmeyeceğiniz, yazarın bir veda mektubu, belki de son dersi diyebileceğimiz bu güzel eseri kesinlikle okuyun. Zweig, Satranç'ta, olay yeri olarak New York' dan Buenos Aires'e gitmekte olan bir yolcu gemisini seçmiştir. Bu gemide tamamen rastlantı sonucu karşılaşan üç kişi: yeni dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcı ve bir zamanlar çok usta bir satranç oyuncusu olan ama hayli zamandır satrançtan uzak kalmış bulunan Dr. B öykünün aktörleridir.
SatrançStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2017279,2bin okunma
Satranç
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2019 11:48
Kitabın adına ilk baktığımda, olayın sadece iki kişinin amansız satranç mücadelesi olduğunu düşünmüştüm. Evet kitabın sonlarına doğru iki kişinin amansız satranç mücadelesi var ama kitabı ilgi çekici kılan, bu iki kişinin hayatındaki satrancın yeri. Her ne kadar mutsuz son da olsa, bu kitabı bitirdiğinizde keşke çok daha uzun bir kitap olsaydı diye hayıflanacaksınız.
SatrançStefan Zweig · Eksik Parça Yayınları · 2017279,2bin okunma
10/10
·
Beğendi
Nasıl anlatmalıyım? Okumayı duru bir su kenarında, tahta bir masanın başında yazarlarla buluşmaya benzetirim derim ya hep; işte Stefan Sweig o masanın başına geldi, tuttu omuzlarımdan beni sarstıkça sarstı, sarstıkça sarstı. Bir heyecan, bir sabırsızlanma; kitabın sonuna yaklaştıkça içim içime sığmadı. Acaba neler olacaktı? İyi ki dedim yalnızca 85 sayfa. Ya 500 sayfa olsaydı? Olay örgüsünün verdiği heyecan bir yana, beni asıl evrenine çeken şey Dr. B. Ve Nazi döneminde yaşadıkları. Kaba, kültürsüz, yalnızca paraya önem veren Satranç ustası Czentoviç’e hiç mi hiç değinmeye niyetim yok. Karakterlerin simgeledikleri şeylere, Nazi rejiminin temellerine, yazılanların yazarın hayatı ile ilişkisine girmeye de niyetim yok. Avukat Dr. B nazi rejimi tarafından tutuklanır ve sorgulanmak üzere aylarca alıkoyulur. Diğer tutuklular gibi nazi kampına gönderilmez fakat kendisininde deyimiyle, kendini daha büyük bir işkence bekler: hiçliğe mahkum edilmek. Kalemin, kağıdın, kitabın, yatağı dışında hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasında düşünceleri ile baş başa bırakılır Dr. B. İşte şimdi düşüncelerinin hapishanesindedir ve belki de işkencelerin en ağırı sayılabilecek psikolojik şiddet başlar onun için. Düşüncelerinizin içine hapsolmak esaretlerin en büyüğüdür, özgür gökyüzünün altında alabildiğine koşabilseniz bile. Hele yazamamak, hele suskunluğun esiri olmak… Kimisi bunu kalabalığın içinde yaşar, kimisi bir hapishanede, kimisi bir ilişkinin içinde. Dr. B.ninki dışardan gayet iyi görünen bir otel odasında olmuştu. Hatta muhtemelen nazi kampından birileri onu görse; haline şükret bak biz neler çekiyoruz derdi. İşte tam da bu noktada çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya Dr. B. Esaretin belki en çetinini; dokunamadığımız, söküp atamadığımız, elimizle alıp görmeyeceğimiz başka
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
Satran(k)
6/10
·83 syf.··
2026 2. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 15:56
Kitap, anlatıcının dünyaca ünlü bir satranç şampiyonunun hikayesini anlatması ile başlıyor. “Yolcu gemisinde satranç şampiyonu Mirko Czentovic var!” Aslında olay örgüsünün bu karakter üzerine kurgulanacağı düşünülse de asıl kurgu, Czentovic’e karşı satranç oynayan yarım düzine adama dahil olup, inanılmaz taktikler vererek beraberlik duygusunu tattıran Dr. B ile şekilleniyor. Bu beraberliği kendine yediremeyen Czentovic aniden çıkan bu Bey’e bir rövanş teklif ediyor. Hikayenin bundan sonraki kısmında anlatıcının Dr. B’ yi ikna çabaları sonucunda Dr. B hikayesini anlatmaya koyuluyor. Açıkçası kitapta basit bir anlatım var ve pek ilgi çekici değil ama bir solukta okunabilecek 62 sayfalık(bendeki basım 62 sayfa) bir kitap için yeterli sayılabilecek bir olay örgüsü mevcut. Kitap üzerine anlatılacak pek bir şey yok ama kitapta geçen “Ben satrancı sadece oynuyordum.” Cümlesine benzer bir cümle kurup “Ben kitabı sadece okudum.” dememek adına kitaptan birkaç alıntı çıkardım ve en azından karakterin bu cümleler üzerine ne düşündüğünü kendi açımdan sizlere aktaracağım. Dr. B, bu cümleleri bir hücrede tutuklu (tam anlamıyla hücre sayılamaz) kaldığı süreci anlatırken kullanıyor. Not: tam olarak hücre sayılmaz çünkü psikolojik bir etki yaratmak adına Dr. B diğer tutuklular gibi bir hücreye değilde daha temiz şahsi bir odaya kapatılıyor burada amaç kimseyle ve hiçbir şeyle etkileşim kurmayıp tutukluyu yalnız bırakmak ve bir süre sonra bu “kendi ile baş başa kalma” hâline dayanamayacak boyuta getirip itirafı sağlamak. Dr. B tutukluluk sürecinde devamlı sorguya götürülüyor ve bilinçli olarak sorguya alınmadan önce saatlerce bekletiliyor. Ve bu bekleyişi şöyle ifade ediyor; “Beklemek korkunçtu. Anlamsızca, bir saat, iki saat, üç saat bekletiyorlardı.” Normal bir insan için
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.