Seçme Hikayeler

·
Okunma
·
Beğeni
·
13,4bin
Gösterim
Adı:
Seçme Hikayeler
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akvaryum Yayınevi
Baskılar:
Seçme Hikayeler
Seçme Hikayeler
Sait Faik Abasıyanık Hikâyeleri
Seçme Hikâyeler
Seçme Hikayeler
Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı Talim ve Terbiye Kuruluşunun 27.5.1986 tarih ve 4429 numaralı yazısıyla, 1739 sayılı kanun gereği, ilk ve ortaokullara tavsiye edilmiştir.

(Tanıtım Yazısından)
136 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Daha önce Sait Faik'in farklı kitaplarında okuduğum hikayelerini tekrar okuma fırsatı veren kitap. Basit bir durum nasıl hisler ortaya çıkarır, nasıl mükemmel bir hikayeye dönüşür bu kitapta bir kez daha görmekteyiz. Yazarın en seçkin hikayelerinden ''Havuz Başı'', ''Son Kuşlar'', ''Açık Hava Oteli'' bu kitabın içerisinde. İşin özü alışık olmayanlar için başlangıçta sıkıcı bulabileceği tarzda hikayeler. Yalnız tadını almaya başladıkça ortada olay aramayı bırakıp o durağanlığın keyfini yaşıyorsunuz. Deniz kokusunu, çocuk seslerini, balıkçı sohbetlerini evimize getiren gerçeğin ta kendisini anlatan hikayeler sizi bekler.
136 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10 puan
İncelemeyi yapmaya karar verdiğimde aklıma ilk gelen yorum Gülten Akın’ın şu dizeleri oldu;

“Âh, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya.”

Sait Faik öyle ince, öyle insan bir yazar ki.. Durup ince şeyleri düşünmek bir yana, üzülen hatta oturup ağlayan bir insan.

Böyle bir insan varmış yani. Herhangi bir masaldaki bir efsane değil.

İşten, güçten, arkadaşlık ilişkilerinden, güncel yaşamdan, hatta kendimden çok bunaldığımda,kötü hissettiğimde hep bir deniz kenarına gider vapurları, gemileri izlerim. İyi gelir bana. Artık hayattan yorulup nefes almaya ihtiyaç duyduğumda Sait Faik’i okuyabileceğim. Aynı etkiyi yaratıyormuş meğerse. Öyle hissettim. Okurken içim o kadar dolup taştı ki, hayata dair umut verici, yaşamakla eşdeğer satırları, ağlattı, güldürdü. İnce ruhunu kitaptan bir alıntıyla aktarmak istiyorum;

“ —Ne oluyorsun be? dedi. Şair misin, ne boksun?
—Martı öldü de... dedim.
—Martı da ölür, dedi. İnsan ölmüyor mu?

..Ben martıya bir mersiye yazmış, ateşin karşısında okumak üzereydim.”

Kitabın sonlarına doğru, yalnızlık içinde kendine yalnızlık eşleri bulup, balıklara, kuşlara, ağaçlara duyduğu üzüntü kadar kendine de acıdığını, ama hala umutlu olduğunu anladığım hikayesinden bir alıntı;

“Nereden gelirse gelsin, dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin!.. Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları..
—Hişt hişt.
—Hişt hişt.
—Hişt hişt. “
136 syf.
İngilizceye ileri derecede hakim arkadaşlara: Shakespeare'i kendi dilinde okuyabilme şansınız var. Ne kadar kıymetli diyordum. Bu kıymetini bilen için bir lütuf...
Sait Faik Abasıyanık'ta bizim şansımız, muazzam bir anlatım,eşsiz derinlikte tüm doğaya bakış...Bu öyküler iyi bir çeviri ile dünyanın diğer ülkelerine ulaşmışsa eğer , bu öyküleri Türkçe okumak hasretini duymuş olabilirler. Sait Faik okumak Türkçe bilenlerin kendini özel hissetmelerini sağlayacak kadar değerlidir.
136 syf.
·4 günde·7/10 puan
Öykücülükte yeni kapılar açan, hiçbir akıma bağlı kalmayan, kendi tarzını oluşturan ve durum öykücülüğünün öncülerinden Sait Faik Abasıyanık'tan Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 100 Temel Eser arasında gösterilen Seçme Hikâyeler.

Eserlerinin yasal temsilcisi olan Darüşşafaka Cemiyeti 2012'den beri Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları işbirliğiyle hem "Sait Faik Hikâye Armağanı"nı veriyor hem de eserlerini okuyucu ile buluşturuyor.

Kitapta 20 tane kısa hikâye bulunuyor ve bazıları birbiriyle bağlantılı. Sait Faik'e verilen "anadan doğma çevreci" sıfatıyla örtüşen hikâyelerinde pek çok hayvana (en çok balıklar, kedi, köpek, tavşan, at, kuşlar...) ve çevre sorunlarına değiniyor. Deniz temasından hiç kopmuyor. Benim gibi bozkır çocuklarının pek de bilmediği balık isimlerinden bahsediyor. (kıraça, istavrit, kolyoz, sinagrit, orkinos, karagöz, çaça...) Bazen bize bilmediğimiz kelimeler de öğretiyor. (menendi, çalak, istikrah, teessür, müselles, füloka...) O kadar iyi bir gözlemci ki konularını tam da hayatın içinden seçiyor. Balıkçılara, çocuklara, belediye işçilerine, kâtiplere, evsizlere yer veriyor hikâyelerinde ve bu insanların hepsi birazdan yolda karşımıza çıkabilirler. Ama yine de net sonları seven, konunun bir sona bağlanmasını isteyenler için çok da tatmin edici olmayabilir. Çünkü gün bitmiş ve orada, o hikâye öylece sonlanmış gibi bir bakıyorsunuz hikâye de bitivermiş.

En çok sevdiğim hikâye ise: Fındık.
Hatta duygusal olarak bağlandığım bir hikâye oldu.
Empati ve çaresizlik. İnce bir çizgi.
136 syf.
·7 günde·9/10 puan
İlk kez Sait Faik ABASIYANIK kitabı okudum.. İlk okuyuşumdan mıdır bilemem ama inanılmaz bir hayal gücünün olduğunu söyleyebilirim. İnsanlığın noktalarını o kadar güzel farklı ve yaratıcı bir şekilde karşımıza sunulmuşki insanın yavaşca, sindire sindire okuması geliyor içinden.. Hiçbirşey atlamamakk için dikkatle çeviriyor cümleleri.. İlk kez okudum ama kesinlikle diğer kitaplarınıda okuyacağım bir yazarr. Hadi sizde okuyun..
136 syf.
Sait Faik Abasıyanık / Seçme Hikâyeler

Güneşi anımsatan renkleriyle , çıplak gibi duran göğü ara ara ince dallarıyla kesen bu ağaçlar, hep bir sükuttu benim için..

Sait Faik'in her betimleyişi bir yağmur gibi üstüme yağdı.. Biraz ıslandım. Islanmayı severim, hele ki böyle havalarda... Böyle havalarda insan kendini dinler bir de yağmuru.

Sait Faik, azgın mavi sularda gezdirdi beni , göğü bulutlu dağ tepelerinde, sisler içinde kaybetti beni.. Bazen bir kalpte umut etti beni bazense bir merhamet.

Şimdi yine sessizlik oluyor gök uyuyor, ağaç uyuyor, vahşice öldürülmek istenen köpek uyuyor, herkes uyuyor..

"Ve denize bir dakika durup bakmaya vakitleri olmadığını söyleyen bu insanlar, ne zevksiz mahluklardı."

Gülsüm Aşkın
17.10.2019
136 syf.
·8/10 puan
Edebiyatımızın yalnız ve özgün çocuğu, O.
Ne zaman bir huzursuzluk hissetsem ne zaman kendimi yalnız düşlesem onun hikayelerine sarılırım.

Denizi, martıları, çocuk seslerini, hüznü ve gülüşü buluyorsunuz onun eserlerinde.

Lütfedip de “100 Temel Eser” arasına aldıkları ve çeşitli kitaplarından derlenmiş 20 hikayesini barındırıyor.

Hakkında uzun cümleler kurmak yerine onun bir alıntısıyla bitirelim incelememizi:

“ ... Gelsin de nereden gelirse gelsin!.. Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları...
— Hişt hişt.
— Hişt hişt.
— Hişt hişt. “
136 syf.
·5 günde·Beğendi
Sait Faik Abasıyanık'ın hikayeleri deniz, olta, kayık, martı, yakamoz ve türlü deniz canlıları kokar. Hikayelerinde detaylı bir olay kurgusundan ziyade bir durumun ele alınması durumu söz konusudur. Dolayısıyla kendinizi bir diyaloğun veya çok detaylı şekilde betimlenen bir mekanın içinde, bir olayın ortasında bulmazsınız. Sait Faik Abasıyanık size bir durumu, bir duyguyu, bir hissi anlaşılır ve detaylı bir biçimde anlatır. Mekandan, olaydan, diyaloglardan küçük kesintiler verir. Siz bütün bu yapboz parçalarını zihninizde birleştirerek olayın detaylarını netleştirmiş olursunuz. Ancak bütün bunları yapmak eseri yorucu hale de getirmez. Kısaca Çehov tarzı hikaye üslubunun temsilcilerindendir.

Hikayelerinde, başta değindiğimiz gibi, bir adada balıkçıların ekmek paralarını kazanma dertlerini işler. Fakat bunu deniz havasını koklatarak, martıları ve balık avını seyrettirerek, hatta suyun içindeki cümbüşü hissettirerek anlatır. Kitabı elimden bıraktıktan sonra denizin ruhu dinginleştirici etkisini hissettim. Dolayısıyla sakinlik, sessizlik ve huzur arayanlar için; okunmaya değer bir eserdir, tavsiye ederim.

"Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım. Oturdum. Ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."
(Sait Faik Abasıyanık - Seçme Hikayeler - s.109)
136 syf.
·12 günde·Beğendi·Puan vermedi
Zaten değerlendirmek haddim değil. Sadece övebilirim. Ele aldığı konular beni çok de çeken şeyler değil açıkçası ama ele alış biçimi... Her hikayede kendinizden ufak bir parça bulabildiğiniz, akıcı anlatımıyla sizi alıp götüren, tam da yerinde hikayelerin seçildiği bir kitap.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Beş altı yaşlarında olsa gerektim. Hayal meyal hatırlıyorum. Dedemin elinden tutmuş alabalık havuzlarının yanında yürüyorduk. Birdenbire bir balık, dolu havuzdan tuttu da yandaki boş havuza atıverdi kendini. O anı ölsem unutamam herhalde. Ben daha intihar kelimesini bilmezken bir balığın intiharına tanık olmuştum. Nasıl ağladığımı, dedemin beni teselli etmek için neler neler yaptığını hatırlıyorum sislerin ardından. Bunu anlattığım herkes bir garip bakıyor yüzüme. Aradan yıllar geçse de ara ara aklıma geldiği ve "Bir balığın intiharı hiç mi kimsenin umrunda değil" diye düşündüğüm zamanlarda tanışmıştım Sait Faik ile. Tam da doğru insanla. Bir balığın ölümünü anlatan, bir kuşun son dakikalarını izledi diye oturup ağlayan bir insan daha var yeryüzünde. Varmış yani. Ne şanslıyım ki onun ruhunu okuyabiliyorum. Kendisi hikâye anlatamadığını söylerse söylesin, ne anlatsa dinlerim ben Sait Faik'i. Her hikayesini okumuşumdur. Ara ara yeniden başlıyorum. Hayattan bir soluk almaya ihtiyacım olduğunda, kaçacak yeşil bir park, bir deniz kenarı bulamadığımda, kuşlar da artık gelmez olduğunda ya da bir köpeğin sevgi arayışı ile dolandığını gördüğümde sığınıyorum Sait Faik öykülerine. Ya da dünyasında. Ben de biraz orada yaşıyorum sanırım.
192 syf.
·Puan vermedi
Sait Faik... Hişt hişt diye sesler duyan aslında bir insan sesi duymak isteyen bir öykücü... Yalnızlığı en güzel anlatan Sait Faik'in iç dünyası... Bir yalnız adamın sesinin renklerini anlattım:
https://hayrettinorhanoglu.wordpress.com/...tem-olarak-okunmasi/
136 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Bir komodinin üstünde sarı bir ilaç... küçük bir külahta iki güllaç var ...

Şimdi ben Sait Faiği nasıl sevmeyeyim ki...
Saf, temiz, özlem kokulu ve sade öyküler yazmakla kalmıyor, yazarken şiiri de araya sıkıştırıveriyor ...
Daha ne olsun, mamafih hemen bitiyor
“küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir.”
Milyonluk şehirde de yaşasa insanoğlunun hayatında bir yalnızlık, bir kendi içine çekilme günleri doludur. İçimizdeki sevinçleri, kederleri paylaşacak insan nerede?
-Ne yemeklerini seversiniz? Herhalde lapa gibi, sütlaç gibi olanlarını.
-Onları bile sevmem. Suyu severim, su gibi şeyler severim. Gülerek ilave ediyor:
- Üzüm suyuna, arpa suyuna,-arada olmak şartıyla- imam suyuna yüzüm yoktur.Ne yaparsın benim dişim de onlara geçiyor.
ihtiyacım olan tek şey, bir deniz kıyısında sabaha kadar oturup olanı biteni gözden geçirdikten sonra kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seçme Hikayeler
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akvaryum Yayınevi
Baskılar:
Seçme Hikayeler
Seçme Hikayeler
Sait Faik Abasıyanık Hikâyeleri
Seçme Hikâyeler
Seçme Hikayeler
Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı Talim ve Terbiye Kuruluşunun 27.5.1986 tarih ve 4429 numaralı yazısıyla, 1739 sayılı kanun gereği, ilk ve ortaokullara tavsiye edilmiştir.

(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 2.996 okur

  • Berivan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları