Sefiller, Paris ve romanın baş kahramanı Jean Valjean’dan ibarettir özünde. Uzun bir kurgu, ara ara tarihsel bir perde ile bölünüp karşımıza Fransa yahut Paris çıkıverir. Tam sıkılmaya başlanırken -meraklısı değilseniz- birden bir bakıverirsiniz tüm bu tarihsel anlatım ana kurgu ile son derece başarılı bir şekilde bağlanmış. En sonunda ise kurgu boyunca romana dahil olan tüm karakterlerin yazgısı Jean Valjean’a bağlanır. Bu örümcek ağı şeklini anımsatan dâhiyane kurgu Victor Hugo’nun ne denli eşsiz bir yazar olduğunun açık bir kanıtı olarak çıkar karşımıza.
Sefiller hacmi büyük bir eser. Okuma yolculuğu bu büyük hacimden nasibini alıyor haliyle. Eseri okurken kurgunun kesilip Hugo’nun şahsi fikirlerini ateşli bir şekilde dile getirdiğini görebiliyoruz. Bu kesintiler için Hugo’ya kızma hakkımız var elbette. Gel gelelim Hugo’nun yalnızca Sefiller’i anlatmakla kalmayıp onların kurtuluşuna dair bir fikir de sunması açısından bakıldığında Hugo’nun yaptığı kesintileri daha anlamlı kılmak mümkün. Toplumsal, tarihsel, siyasi… Neredeyse her konuda bir şeyler söylüyor Hugo. Kaldı ki romanda bizzat yaşamı anlatıyor. “Sefiller”in yaşamını. 19. yüzyılın en önemli eserlerinden biri olan Sefiller her okurun okudukları arasına girmeyi mutlaka hak ediyor.