Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·175 syf.··
2024 62. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 23:07
Bir çocuğun yüreğine, büyüklere ait acılar ne kadar ağır gelir; bazen kalbinin küçük olmasına rağmen, dünya kadar dertle büyür. Ah canım Dilber, küçücük yaşında, küçük kalbine ne büyük dertler yüklenmiş. Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai'nin 1888 yılında yayımlanan, toplumsal eleştiri ve insan ruhunu derinlemesine işleyen bir romanıdır. Roman, Kafkasya’dan İstanbul’a esir olarak getirilen Dilber'in, özgürlük hayalleri kurarken, toplumsal ve bireysel engellerle mücadelesini ve yaşadığı dramı anlatır. Dilber’in yaşadığı acı, sadece bir kölelik öyküsü değil, aynı zamanda dönemin toplumsal yapılarına ve kadınların toplumdaki yerinin eleştirisidir. Samipaşazade Sezai, eserin her sayfasında, esaretin insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini ve özgürlük arayışının zorluklarını derinlemesine işler. Dilber, içsel dünyasında büyürken, dışarıda her şey ona karşıdır. O, kalbiyle özgürlüğü ararken, bir yandan da toplumun dayattığı katı sınırlarla yüzleşir. Bu dramatik çatışma, romanın yalnızca bir bireyi değil, tüm bir toplumu ve dönemin adaletsiz yapısını sorgulayan güçlü bir eleştiri niteliğindedir.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ren Kitap · 202056,4bin okunma
9/10
·144 syf.··
2020 53. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2020 19:47
Kafkasya'dan 7-8 yaşlarında 3 kız ile birlikte ailesinden alı konulup esir getirilen Dilber'in hayatını anlatan kitap ilk Türk klasiklerinden biridir. İlk başlarda bir eve esir verilip daha sonrasında ikinci ve üçüncü eve esir verilen eve gidişinin ardından zengin Asaf Paşa ve Zehra Hanımlar'ın İstanbul'da ki evine esir verilen Dilber ile evin iyi eğitim gören ressam Celal Bey aşk yaşamaya başlar fakat sonrasında bunu anlayan Zehra Hanım kuşak çatışması nedeniyle Dilber'i Mısıra gönderir fakat bu çare değildir. Zehra Hanım'ın Dilberi Mısır'a yollamasından sonra ona aşık olan Celal Bey aklını yitirir ve bunun üzerinde annesi Zehra'yı geri getirtmeyi düşünür fakat Zehra'da aşk acısına dayanamıyordur. Mısır'da harem kurulan evden kaçar ve kendini Nil Nehrine atar.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ren Kitap · 202056,4bin okunma
Puan vermedi·175 syf.··
2020 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2020 06:44
Küçük ve zayıf çerkes kızı Dilber esir olarak getirilir, zalim bir kadına satılır. Orda binbir türlü hakaret ve eziyet gördükten sonra kadın paraya ihtiyacı olduğu için Dilber'i satar. Dilber bu sefer asil bir ailenin yanına verilir. Ressam oğlan Celal Bey, Dilber'e aşık olur. Dilber de onun resmiyle uyur geceleri. İki aşık bir gece dolaşmaya çıkarlar. Sabaha kadar dönmediklerini gören Celal Bey'in annesi olanları anlar ve Celal evde değilken Dilber'i satar. Bunu öğrenen Celal, hastalanır, deliye döner. Çok güzel anlatılmış bir aşk hikayesi, saf aşk. Sergüzeşt kelime anlamı macera, serüven demek. Sürükleyici bir kitap. Tavsiye ederim.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ren Kitap · 202056,4bin okunma
10/10
·144 syf.·
2020 19. kitabı
SERGÜZEŞT-SAMİ PAŞAZADE SEZAİ Henüz 9 yaşındayken İstanbula getirilip esir pazarında halayık olarak satılan Çerkez kızın hazin öyküsü. Kendisi "paşa-zade" olan yazarımız bir halayiğin duygularını müthiş bir empatiyle ustaca ortaya koyuyor. Bu kitap bundan 130 yıl önce yazılmış, bu insanlık için çok da eski uzun bir süre değil. O dönemde köle pazarlarının olması ve insanların eşya gibi alınıp satılması insana ne kadar tuhaf geliyor değil mi.. (İstanbul Esir Pazarı 1847’de kaldırıldı) Spoiler: Dilber in hayata tutunamama sebebi, Celal'in aşkından mahrum oluşu degil; kimsesizlik, çaresizlik, sevgisizlik, ümitsizlikti. Celal'den aldığı bir damla sevgi kırıntısı ve çabucak bu sevgiyi de kaybetmesi, Dilber' i çok daha kötü etkiledi. Diğer yandan Celalin ailesi oğullarına layık olmayan esir (halayık) kızdan kurtuldular, fakat oğullarının akibetini de bilemiyoruz. Çünkü Sezai, Celalin menenjit olduğundan bahsetmiş, iyileşip iyilesemediginden bahsetmiyor. Ucu açık bırakılmış. Maalesef efendi köle aşkı kısacık tatlı bir sergüzeşt(macera) olmaktan öte geçemiyor. Sonrası iki genç için de felaket oluyor. Klasiklerden şaşmamak gerekiyor. Özellikle genç okurlara Türk ve Dünya Klasiklerini mutlaka okumalarını öneriyorum. Bu eser de mutlaka kitaplıklarınızda yer alması gereken eserlerden...
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ren Kitap · 202056,4bin okunma
Sergüzeşt
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2021 10:32
Sergüzeşt’i kıymetli kılan birkaç özelliği mevcuttur. bunlardan ilki,romantizim etkisinde olan ve roman türünde neredeyse hiç eseri bulunmayan Tanzimat edebiyatında ilk realist eser denemesi olmasıdır. “sanat sanat içindir.”fikrini düstur edinmelerine rağmen,yazar, bireysel bir konuyu ele alır. yazar zengin ve itibarlı bir ailede her türlü imkana sahip olarak yetişmesine rağmen,esirlerin,halayıkların ve işçilerin ruh halinden anlayan, insani hallere saygı duyup insani eşitlik yanlısı olduğunu belli eden ince ruhlu bir kişidir.kitabın olay örgüsü iyi olduğu gibi sürükleyiciliği de ziyadedir. Türk roman edebiyatının ilk ve nadide örneklerinden biri olan bu eserin okunması faydalı olacaktır. 
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ren Kitap · 202056,4bin okunma
Tavsiye edilir
10/10
·120 syf.··
2020 15. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2020 22:49
Böylesine güzel bir roman okumayalı uzun zaman olmuştu. Sayfaların su gibi akıp gittiğini kitap bittiğinde anladım. Bu güzel romanın Türk Edebiyatındaki yerine ve içeriğine değinmeden geçiyorum. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ren Kitap · 202056,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.·
Beğendi
·
2020 41. kitabı
kitabın adı: Sergüzeşt yazarı: Samipaşazade Sezai konusu: Esaret konularını ele alan ve de bir paşazadeyle cariyenin hiç uygun görülmeyen aşklarını anlatan kitabın kahramanı aslında Kafkasya'dan getirilmiş konaklarda halayık şeklinde çalıştırılan Dilber adlı kişidir. Bu roman; halkı eğitmek, köhnemiş kurumları ve de düşünceleri değiştirmeyi hedefleyen Tanzimat dönemine ait olan düşünce sistemlerinin kölelik kurumlarına yönelttiği toplumsal olan bir eleştiridir. Ne yazık! Esaretin ezdiği, insaniyetin terk ettiği, ümidin arasıra okşadığı bu zayıf mahluk gecenin unutkan kollarında uyuyordu.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ren Kitap · 202056,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2020 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2020 14:12
Kitap Sami Paşazade Sezai'nin romantizm'den realizme geçiş eseridir. Türk klasiklerimizden bir eser.2.Abdülhamit Tanzimat döneminde kölelerin, cariyelerin, esirlerin hüzünlü hayatlarına değinilmiş, toplumsal bir eleştiridir.. Daha çocuk yaşta ailesinden ,evinden yurdundan acımasızca koparılarak getirilmiş ve esir pazarında satılan Dilber'in hayatını konu ediniyor. Beni derinden etkiledi. Herkesin okumasını tavsiye ederim. "Kalp susunca insanı toprağın altına koyuyorlar." "Gönül sevgiye karşı her zaman çocuktur."
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ren Kitap · 202056,4bin okunma
8/10
·144 syf.··
2020 21. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2020 18:33
Kitap, Türk edebiyatındaki güzel eserlerden bir tanesi. Sergüzeşt, küçük bir kızın bir eve halayık yani köle olarak gitmesiyle başlıyor. Kitap sürükleyici, bazı yerlerinde üzülüp bazı yerlerinde mutlu oluyorsunuz. Fakat önemli olan soru şu; küçük kız esaretten kurtulabilecek mi?
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ren Kitap · 202056,4bin okunma
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
Bir Kafkas cariyesinin İstanbul'a geldikten sonra bir evin beyi ile arasında yaşamış olduğu aşka ve sonrasındaki acı bir ayrılığa işaret eden güzel bir roman.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Ren Kitap · 202056,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.