Sadeleştirilmiş Basım

Sergüzeşt

Samipaşazade Sezai
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·130 syf.··
2022 69. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2022 00:48
Kafkasya’ da başlayıp Nil Nehrinde son bulan hüzünlü bir yaşam ;( Sergüzeşt köleliği, halayıklığı tüm gerçekleriyle bizlere aktarıyor ;( Samipaşazade Sezai teşekkürler... Not: Sadeleştirilmiş olarak okudum. Kesinlikle öneririm.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İletişim Yayınları · 202256,4bin okunma
8/10
·204 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2023 09:35
Osmanlı Devleti'nde tanzimat döneminde, II. Abdülhamit'in istibdad günlerinde geçiyor eser... Kafkasya'dan 8-9 yaşlarında iken köle veya cariye olarak getirilen Dilber isimli çocuğun hikayesi... Yazarın annesinin de aynı topraklardan cariye olarak getirilmiş olması da hikayenin bir diğer enteresan tarafı... Dilber İstanbul'da önce Mustafa Efendi'nin evine, sonra da muhtelif konaklara eşya gibi satılır... Satıldığı yerlerde fiziksel ve psikolojik şiddet görür... Sonrasında ise Asaf Paşa'nın konağında bulur kendini... Burada evin oğlu Celal Bey ile birbirlerini severler, fakat evlilikte, sevgide sınıflar arası eşitlik arayan annesi Dilber'i konaktan gönderir... Güzel bir eser, okunması tavsiye edilir.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İletişim Yayınları · 202256,4bin okunma
Sergüzeşt
9/10
·130 syf.··
2025 13. kitabı
Tanzimat dönemi edebiyatının, romantizmden gerçekçiliğe geçiş yolundaki ilk edebi örneği olan bu roman beni çok etkiledi. Esirlik, insan satışı, cariyelik.. gibi insanlığın alnındaki en kara lekelerden birini en kalbe dokunan hali ile sunmuş bize. Kafkasya’dan ailesinden koparılıp kaçırılan esir bir kız çocuğunun İstanbul’da başlayan acı dolu hayat macerasını okuyacaksınız. İlk satıldığı evde daha küçücük bir çocukken görmediği işkence, eziyet kalmıyor. Hem hanımından hem de Taravet denen siyasi kalfadan dayak, horlanma görerek gücünün üstünde işler yapmak zorunda kalıyor. Öyle ki, dayanamayıp bir gece evden kaçıyor. Neyseki bu korkunç aile görev sebebiyle İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalınca artık kendisine Dilber adı verilen küçük kız yeniden esirciye satılıyor. Esircinin korkunç evinde korku dolu geceler geçiren Dilber bu kez de Asaf paşanın konağına satılır. Burada dayak yoktur ama evin hanımları esir ve cariyelere kibirli tavırlarla, insan muamelesi dışında davranışlarla dövmekten beter ederler. Evin ressam oğlu Celal bey Dilber’i Klopatra’dan dilenciye, köylü kızından akla gelir çeşitli kılıklara sokarak resmetmeye başlar. Dilber kendini bir kukla, oyuncak gibi görüp kırılır. Bir gün dayanamayıp ağlamaya başlar ve Celal Bey kızın nasıl güzel bir genç kıza dönüştüğünü farkeder. Farketmeden, resmini çizerken aşık olmuştur Dilber’e. Her an onu düşünür. Bir gece dayanamayıp odasına girdiğinde Dilberin koynunda bir resimle uyuduğunu görür. Resmin kendi resmi olduğunu görünce sevinçten havalara uçar çünkü Dilber’de ona aşıktır. Ertesi gece birlikte bahçeye çıkarlar ve sabaha kadar birlikte vakit geçirirler. Sabah Celal’in annesi Dilber’i ve Celal’i odalarında bulamayınca durumu anlar. Cemal evde yokken, Dilber’i esirciye satar. Çünkü o, oğlu için bir köle değil asil
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İletişim Yayınları · 202256,4bin okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2025 1. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2025 16:52
Kitapta da yazdığı üzere iletişim yayınının bastığı kitap orijinalinin kısaltılmış hali. Çok aşırı beğendim diyemesem de kötü bir kitap değildi. Kitapta o zamanki esir anlayışını, toplumdaki hiyerarşiyi ve insanların önyargılarını çok ince bir şekilde eleştiren bir yazar vardı. Karakterlere baktığımızda Dilber karakteri çok küçük yaşta Kafkasya'dan kaçırılmış ve duygusal olarak çok zayıf bir çocuk. Celal Bey'e gelince estetik zevkleri olan iyi bir öğrenim görmüş iyi bir ailenin çocuğu. Dilber Celal Bey'in ailesine satılınca orada gördüğü tavır ve Celal Bey'den gördüğü ilgi sayesinde bir nebze de olsa içindeki kırgınlık silinir. Aynı zamanda Celal Bey için de Dilber yaşadığı o sahte insanların arasında nefes alabildiği ve güzelliğiyle içindeki estetik zevki doyuran tek kişidir Dilber yarasına merhem olan bu adamdan zorla ayrılınca Dilber de Celal Bey de büyük bir boşluğa düşer ve işler ikisinin de kafasında gittikçe büyüyen intihar düşüncesi ile son bulur.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İletişim Yayınları · 202256,4bin okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2023 86. kitabı
#sergüzeşt #samipaşazadesezai nin ilk ve tek romanı olma özelliği taşımaktadır. Günümüz Türkçesiyle yazılan bu baskısında konu çok net bir şekilde anlaşılıyor. Anlatım çok akıcı. Köleliğin etrafında şekillenen kitapta Kafkaslardan İstanbul’a kölelik maksadıyla getirilen Dilber’in başından geçenler anlatılmaktadır. Dilber, Mustafa Efendi’ye satıldığında henüz 9 yaşındadır. Mustafa Efendinin karısı Dilber’e hiç iyi davranmaz. Mustafa Efendilerden tekrar köle tacirine satılmak zorunda kalır Dilber bir gün. Köle taciri de önceki sahibinden farksızdır. Ama fazla paraya satmak için de bir yandan eğitim vermektedir Dilber’e. Yeni sahibi Asaf Bey de şansına diğerlerine oranla daha iyi biri çıkmıştır. Asaf Bey’in oğlu Celal ile de gönülleri birbirlerine düşmüştür kısa sürede. Fakat biri cariye biri de beyefendi. Sınıf farklılığı bu kadar uçurum gibiyken bir arada olmaları mümkün de değildir. Dilber sırf bu yüzden yine başkasına satılır. Eh buna hem Dilber hem de Celal nasıl dayanır? Gönül ferman dinlemiyor işte. Peki ne oldu dersiniz Dilber ile Celal’e? Okumanız gerek Cariyelik sistemine bir bakış getirmiştir roman. Tanzimat Döneminden izler taşıyan kitap ilk psikolojik roman özelliği de taşımaktadır. Bunun yanında romantizm de gözle görünmektedir. Türk edebiyatının güzel bir örneği. Tavsiyemdir.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İletişim Yayınları · 202256,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
Sami Paşazade Sezai bir cariyenin hayatını anlatarak esir alım satımını, bunun ne kadar vicdansızca ve insafsızca yapıldığını anlatıyor. Kitabın konusu gelecek olursak; Kafkasya'da yaşayan ve çok güzel bir kız olan Dilber'in vatanından ayrılıp esircilerin eline düşüp İstanbul'a getirilmesi ve bir aileye köle olarak satılması ile başlıyor. Dilber'in gördüğü eziyet ve aşağılanma karşısında daha fazla dayanamayıp kaçması ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk hikayesi anlatılıyor. Romanda her ne kadar esir ticaretinin korkunçluğunu anlatılsa da aşka derince yer verilmiştir. Öncelikle eski dönemde insan ticaretinin olması kesinlikle çok can sıkıcı bir durum. Kitapta geçen Dilber karakteri ise 9 yaşında bir esir hayatı sürmüştür. O kadar çok işkence görüyor ki fiziki ve psikolojik yönden üzüntüyü, çaresizliği derinden hissediyorsunuz. Bu yönüyle bile kitaptan; esaretin her türlüsü her yaşı etkiler mesajını alabilirsiniz. Sami Paşazade Sezai, Sergüzeşt'te ele aldığı kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle, yazıldığı dönemde hükümet tarafından gizlice göz altında tutulmasına ve Paris'e gitmesine neden olduğunu düşünürsek yazarın gerçekleri söylediğini anlayabiliriz Sergüzeşt macera serüven anlamına gelmektedir. İçerisinde aşk konusu çok hassas işlenmiş. Duygu yoğunluğu fazla olan ama insanı yormayan bir kitaptı, okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
Yağıyor! Yağıyor! Aralıksız yağmur yağıyordu!
8/10
·112 syf.··
2026 33. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 23:16
Sergüzeşt Zavallı Dilber'in hikayesi. Akıcı ve sürükleyici. Tanzimat döneminde yazılmış muhteşem eserlerden biri. Olay örgüsü çok güzel. Kelimeler bu kadar mı güzel ve anlamlı kullanılır. Aşk ve çaresizlik müthiş işlenmiş. Betimlemeler fevkalade. Kitapta cariye ticaretinden bahsedilmiş,esaret eleştirilmiş, muhteşem bir özgürlüğe kaçış. Kitaplığınızda yer almayı hakeden bir roman. İnsanın hayatın görev ve sorumluluklarından istifası.. Kesinlikle okunmalı. Okutulmalı. Keyifli okumalar...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Panama Yayıncılık · 201556,4bin okunma
Esaretten kurtulmanın bedeli ölüm mü olmalıydı?
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 19:39
Samipaşazade Sezai tarafından yazılan Sergüzeşt, hem aşk konusunu hem de esaret yani kölelik konusunu işlediği harika bir eserdir. Kafkasya'dan getirilip İstanbul'da esir olarak satılan Dilber'in hikâyesini anlatır. Dilber'in ilk satıldığı evde hem psikolojik hem de fiziksel şiddet görmesinin sonucundan kaçması ama mecbur kalıp tekrar oraya dönem zorunda kalması söz konusudur. Daha sonra buradan ayrılıp Asaf Paşa konağına satılır. Burada Celal Bey ile olan aşkları çok kısa sürer ve roman en son trajedik bir şekilde son bulur. Roman genel olarak esaret yani kölelik üzerinde ilerlemektedir. Yazar burada kölelik sistemini sert bir dille eleştirmektedir. Yaşadığı dönemi ve eserin yazdığı dönem de incelendiğinde Osmanlı devleti böyle durumların söz konusu olduğu görülecektir. Yazar bu yüzden yaşadığı dönemin bir problemini ele alarak eleştiri de bulunmaktadır. Dilber'in yaşadığı kötü muameleler sınıfsal ayrımı net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ben bu eserde günümüzde kölelik sistemini farklı bir şekilde uygulandığını düşünüyorum. Patronların çalışanları üzerinde mumale gibi daha da uzatılabilir. Eserde bir diğer önemli nokta ise aşktır. Dilber ile Celal Bey'in aşkı sınıfsal ayrımdan kaynaklı olarak bir noktadan sonra kırıldığı görülmektedir. Celal Bey'in annesinin durumu öğrenmesi ile hemen Dilber'in Mısır'a sürgün etmesi aslında Zehra Hanım'ın çok katı bir sınıf ayrımı düşüncesine sahip olduğunu ve bunun da o dönemdeki birçok insanın düşüncesinde olduğunu da bilmekteyiz. Bir diğer önemli nokta ise hürriyet konusudur. Dilber'in Mısır'da kilitlendiği yerde Cevher sayesinde kaçmasına rağmen gidecek bir yerinin olmaması ve gerçek özgürlüğü ölümde bulunması trajedik bir sondur. Eser, genel olarak yazıldığı dönemde ele alınarak incelendiğinde çok başarılı buldum. Hem
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
8/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2019 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2019 23:56
Kitabın başındaki Sami Paşazade Sezai'nin hayatında Sergüzeşt romanı ile gözaltına alındığı (Hiç şaşırmadım...) ve bu romanın Türk edebiyatında romantizimden gerçekçiliğe geçiş akımının ilk örneği sayılmakta olduğu yazıyor. Sergüzeşt: Baştan gelen haller, macera. Dilber, 9 yaşlarında Rusya kumpanyasının Batum'dan gelen vapurunda Kafkasya’dan iki kız ile birlikte İstanbul'a getirilmiş Çerkez bir esir. Celal Bey: Paris'te resim öğrenimi görmüş konak sahibinin oğlu bir genç. Oradan oraya satılarak esirlik hayatında cehennemi yaşayan Dilber son olarak Asaf Paşa'nın konağına satılır. Konak sahibinin oğlu Celal Bey ile birbirlerine aşık olurlar. Biri esir, diğeri Avrupa'da eğitim görmüş bir ressam olan varlıklı bir ailenin oğlu. "Batı'nın verdiği bir gösteriş ve asalet sevdası, hırs ve emelin doğurduğu bir ikbal ve servet düşkünlüğü ve Mısır aileleri arasında yaygın olan bedbaht esirleri hakir görme duygusuyla... " (diyor kitapta bence duygusuzluğuyla) annesi bu aşkı duyar duymaz Dilber'i evden gönderir. Ve Dilber için daha da zor olacak bir hayat başlar. Celal Bey ile Dilber aynı acıyı başka şekillerde, başka başka yerlerde çekerler. Batılılaşmış burjuva sınıfının esirlere karşı davranış ve düşüncelerini ve bu sınıfın öncelikle evlilik ile ilgili genç kuşakla çatışmasını #41475853 ve #41497846 görüyoruz.. Sonucunda ise meydana gelen üzücü bir son. Celal Bey'in arayışlarında, Dilber'in eline geçen fırsatta bekledim kavuşacakları anı. İnsanın kendi isteği ile herhangi bir sınıf veya sınır fark etmeden birbirini sevip, aşık olmasını çok güzel bir şekilde anlatılışı. Ah keşke kavuşsalardı da, çok mutlu olsalardı da bu ayrımı yapanların gözüne girseydi bu durum. Dilber en sonunda şu güzel anlatımla gidiyor
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 53. kitabı
Merhaba:)) Bu ilk incelemem olacak. Tanzimat döneminden bir romanla başlamak istedim umarım yapabilmişimdir. Bu roman Tanzimat döneminde romantizmden realizme geçen nadide eserlerden biridir. O dönemin sosyal hayatını cariyelik, kölelik ve esarete dikkat çekmiştir. Lise döneminde okumuştum şimdi tekrar okuma fırsatı bulabildim kitabın benim için tek sıkıntısı fazla betimleme var sizi sıkmıyor ama betimleme sevmeyen için sıkıcı olabilir fakat akıcı bir dille anlattığı için keyifle okursunuz. Türk gençleri tarafından okunması gereken bir eser olarak düşünüyorum ve uzun süre de etkisinde kalacaksınız.. Keyifli okumalar:)
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.