Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 33 dk.
Sayfa Sayısı:
90
Basım Tarihi:
2011
İlk Yayın Tarihi:
1990
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789757462682
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2020 22:12
Mustafa Kutlu'nun güzide hikayelerinden oluşan hacmi küçük ama tesiri büyük kitaplarından biri. Biraz tasavvufi hikayelerin ağırlıkta olduğu esasen birbirinden farklı ancak özde bir olan hikayeler mevcut. Üslubu da zaten hani yağ gibi kaysın derler ya aynen öyledir. Kitabın nasıl bittiğini anlamazsınız.Sır kitabı Kutlu'nun öteden beri işlemekte olduğu Türkiye'de toplumsal değişme serüveninin bilhassa seksen sonrasındaki görünümüne ışık tutmakta, eleştiriler getirmektedir.Farklı gibi görünen hikayelerin bir noktada birlesmesi. Ölüp gitsede de insan; sürekli bakmalı aynadan kendine. Keyifli okumalar...
SırMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201110,2bin okunma
10/10
·90 syf.··
2021 18. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2021 22:56
Sır..Evet vardır herkesin kendi lisanı haliyle Rabbiyle arasında olan bir sırrı..Bu öyle bir sırdır ki kimselere söylenemez, söylense anlaşılamaz, ancak hal ehline malum olan bir sır.. bu sır ciğer
SırMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201110,2bin okunma
Mustafa Kutlu eserlerine yeni başlayanlara..
Puan vermedi
Öncelikle Mustafa Kutlu okumaya yeni başladığımı belirtmeliyim, hem de Sır kitabıyla! Benim için biraz ağır oldu çünkü diğer kitaplarıyla bütünlük içerisinde olduğunu, kitabı okuyup bitirdikten sonra yapılan birkaç yorumda gördüm. Sır'la başladım ama Sır'ı çözemedim , Sır olarak kaldı. Daha sonra tavsiyeler aramaya başladım . Nereden başlasam'ın tavsiyesini.. Sonra karşıma Nazan Bekiroğlu'nun önerisi çıktı. *** NAZAN BEKİROĞLU:  Ben ana kubbeden başlamayı öneririm. Sır ile. Sonra "beşleme"nin tamamlanması gerekir. Yokuşa Akan Sular, Yoksulluk İçimizde, Ya Tahammül Ya Sefer, Bu Böyledir sırasıyla tekrar Sır kitabına gelinir. Böylece onun hikâyesinin asıl karakteristiğini veren şeyin, Şark hikâyesi ile kurduğu ilişkinin tadı, bilgisi, estetiği oluşur. Bundan sonra Sır sonrası uzun hikâyeler kendi kronolojileri içinde okunabilir. Uzun Hikâye, Beyhude Ömrüm, Mavi Kuş, Tufandan Önce, Menekşeli Mektup, Chef, Huzursuz Bacak, Tahir Sami Beyin Özel Hayatı. Bu eserlerle de onun halk hikâye geleneği ile kurduğu ilişki fark edilir, tadı alınır, bilgisi edinilir. Mustafa Kutlu bir yazar olarak külliyatıyla kavranır. *** Bu tavsiye sonrası önce "beşleme"yi tamamlama kararı aldım daha sonra Sır'ı çözmek için yeniden okuyacağım. Kitabın sonuna kadar okudum, Sır'ı çözerim düşüncesiyle. Ama yarım bıraktıklarım listesine ekleyeceğim. Sır'ı anlamak ümidiyle.. SırSır Mustafa KutluMustafa Kutlu
Edebiyat
SırMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201110,2bin okunma
6/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2022 10:50
Sekiz hikâye var, bunlar bir şekilde ilk hikâyedeki tarikatla bağlantılı. Sekizinci hikâyede ilk hikâyedeki şeyhe dönüyoruz, devriye tamamlanıyor böylece. Sır: Rençberlik yapan, kendi halinde yaşayıp giden bir mürit var, bir gece şeyhi geliyor, emaneti kendisine devrettiğini, usulünce himmet etmesini söyleyerek gidiyor. Rençber yalvarıyor, kendisinden önce nice uluların olduğunu, kendisinden önce onların geldiğini söylüyor ama şeyhin kararının üstüne söz söylenmez, çaresiz kabul ediyor.
Edebiyat
SırMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201110,2bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2021 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 21:07
Üslubu, dili, aktardığı hissiyatları beğendiğim bir yazar. Çayımızın, kahvemizin, hisseden kalbimizin, fikreden zihnimizin yanına misafire gelen bir eser. Genel konusu tasavvuf olmakla birlikte, 8 hikayeden oluşan bu kitabı okumanızı içtenlikle tavsiye ediyorum. Bakıldığında 8 hikaye farklıymış gibi görünse de buluştukları çatı aynı. Aktarılan konular insanı düşünmeye yöneltiyor. Bakıp geçtiğimiz bazı şeyleri görmemize vesile oluyor. Keyifli okumalar...
1000Kitap
SırMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201110,2bin okunma
10/10
·90 syf.·
2024 314. kitabı
SırSır Mustafa KutluMustafa Kutlu Ben normalde çok Mustafa KutluMustafa Kutlu seven biri değilim lakin bu kitabını beğendim yani alışılmış kaleminin çok dışında bir eser gibi geldi bana bu açıdan çok ama çok beğendim. Önceden en beğendiğim kitabı İyiler Ölmezİyiler Ölmez kitabıydı artık SırSır kitabı beğeni olarak o kitabın da önüne geçti... Kitap sekiz tane dini/tasavvufi veya tarihi/siyasi sorgulamaları olan bir kitaptı, gerçekten bana aşırı hitap etti... Kısa ama tesirli, içerisinde güzel sözler ve tespitler olan bir kitaptı... Beğendiğim bazı alıntıları aşağı bırakıyorum 10/10 kitaptı okuduğum 5 tane Mustafa KutluMustafa Kutlu kitabı içerisinde gerçekten en keyif aldığım kitaptı... "bir insanın kalbi diğerine nakledilir olmuştur. Bu sırada iman nakli de vukubulur mu?" "Eğer bir gün bu ülkede hakikatin üzerine çekilen kara perde yırtılıp, gerçekler ortaya çıkabilirse, söylenecek ilk cümle şu olacaktır:...." "Sağ beni anlamıyor, sol da yabancı bana yaklaşmıyor…" "Dil namustur... Kamus, namustur..." "Önce yoldaş, sonra yol. (Evvel Refik Bade'l Târik)" "Taleb şan değildir. Razı ol, şan da senin, nam da senin. Varlığını bilinmezlik toprağına göm. Gömülmeyen şey nabit olmaz." "Öyle bir zaman gelecek ki, insanlar kazançlarının helal mi haram mı olduğuna bakmayacaklar artık. Şeklinde bir hadis-i şerif vardır. bu zaman gelmiş midir?"
Edebiyat
SırMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201110,2bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2020 00:31
(Dikkat ⚠Spoiler içerir) Son derece akıcı bir anlatıma sahip olan Mustafa Kutlu'nun bu eserini beğendim. Birkaç günde kitabı bitirdim. Tasavvufi içerik. Bir şeyhin müritlerinden birini vefat etmeden yerine geçirmesinden ve yeni müridin Şeyh makamına geldikten sonra yaşadıklarını anlatıyor. Birkaç farklı birbirinden bağımsız hikayeler kitabın sonunda özünde bir olduğu anlaşılıyor. Vermek istediği mesaj güzel. Kitapta Hacı Bayram Veli'nin bir dörtlüğü geçiyor : Nagehan ol şara vardım Ol şarı yapılır gördüm Ben dahi bile yapıldım Taş-u toprak arasında Bu muhteşem dörtlük şehir-insan ilişkisini en güzel şekilde dile getiriyor. Şehirler kuru, sıradan yapılar topluluğu değildir. Evet şehri insan yapar ama o şehir aynı zamanda insanı inşa eden canlı bir mekandır. Şehir insanı şekillendirir. Başa geçen Şeyh köydeki kıt kanaat geçiminin ardından şehir hayatına ayak uyduramıyor ve kalbinin de bozulduğunu görüyor. Keyifli okumalar dilerim
SırMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201110,2bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2023 27. kitabı
Mustafa Kutlu hikâyelerini bir solukta okurum her zaman.. "Sır" birbirinden bağımsız tasavvufî hikâyelerden oluşmuş ama aslında bir şekilde de birbiriyle bağlantılı sekiz hikâyeden oluşuyor.. Mustafa Kutlu hikâyelerinde üslup Anadolu insanının konuşma üslubu gibi doğal ve akıcı bir dile sahiptir..Yazılanı okumuyor da konuşulanı dinliyor gibi geçer gider satırlar gözünüzün önünden... Günümüz hikâyeciliğinde Mustafa Kutlu benim için kırmızı çizgimdir bunu da söylemiş olayım...
1000k
SırMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201110,2bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2020 22. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2020 10:55
Birbirinden bağımsız gibi görünen fakat birbiriyle bağlantılı 8 hikayeden oluşan bir kitap. Şeyh’in, bir dergahın başına geçmesi ve gördüğü yanlışlardan sıkılıp ‘sır olması’ ile başlayan güzel bir hikaye.” “ Bu Sarayı halkın parası ile yaptırıyorsan bil ki bu bir zulümdür... Yok kendi paran ile yaptırıyorsan bil ki bu da bir israftır...” dedi.
SırMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201110,2bin okunma
8/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2020 05:30
Ya Tahammül Ya Sefer'i anımsatan bir kitap. O Kitabı okuyup sevenler muhtemelen bu kitabı da seveceklerdir....  Yazar, yaşadığı devirde  fitne ve fesadın zirve olduğunu,  doğru ve temiz  olanın bile bu fitne ve  fesat kaosu karşısında duracak gücü olmadığını işliyor Hikâyelerin karakterleri kendi iç alemi ile ve dış dunya ile sürekli bir kavga ve çelişki içinde Şu kesin ki Yazar ;Cemaat ve Cemiyet hayatının halkası genişledikçe samimiyet ortadan yok olup mekanik hatta kapitalist bir yapıya büründüğü uyarısını gözümüze soka soka yapıyor. Kitabın son kısmında sunduğu reçete ;Sırra vakıf olmak için bir çocuk saflığına bir çocuk kalbine ihtiyacımız var Şehrin çirkefi ve yapaylıği içinde hakikatini kaybetmek üzere olan Mürşit içindeki çocuk ölmeden önce, o çocuğun elinden tutup şehri terkederek, adeta bizi de peşi sıra çağırıyor
Edebiyat
SırMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201110,2bin okunma

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.