·
Okunma
·
Beğeni
·
18,9bin
Gösterim
Adı:
Sır
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757462682
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Baskılar:
Sır
Sır
Gecenin bir vaktinde kapı çalındı, gidip açtım.
Karşımda efendim duruyordu.
Yüzünün nurundan etrafa aydınlık saçılıyordu...
90 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Mustafa Kutlu'nun güzide hikayelerinden oluşan hacmi küçük ama tesiri büyük kitaplarından biri. Biraz tasavvufi hikayelerin ağırlıkta olduğu esasen birbirinden farklı ancak özde bir olan hikayeler mevcut. Üslubu da zaten hani yağ gibi kaysın derler ya aynen öyledir. Kitabın nasıl bittiğini anlamazsınız.Sır kitabı Kutlu'nun öteden beri işlemekte olduğu Türkiye'de toplumsal değişme serüveninin bilhassa seksen sonrasındaki görünümüne ışık tutmakta, eleştiriler getirmektedir.Farklı gibi görünen hikayelerin bir noktada birlesmesi. Ölüp gitsede de insan; sürekli bakmalı aynadan kendine. Keyifli okumalar...
90 syf.
·3 günde
Yine birbirinden bağımsız gibi görünen 8 hikaye var kitapta fakat hepsi bağlantılı ve ilk hikayedeki Şeyh'in, isteksiz olarak dergahın başına geçmesi ve buradaki yanlışlardan, siyasi bağlantılardan sıkılıp ortadan kaybolması ve sırra kadem basması ile başlıyor. İman dolu bir dünyanın yozlaşmasına dayanamıyor şeyh, çekip gidiyor. Herşeyi ardında bırakıp gidebilmek herkesin zaman zaman düşündüğü, istediği ama bir türlü başaramadığı, gerçekleştiremediği bir durum.
Yine hikayelerden biri olan yedinci hikaye Satılık Huzur, Ya Tahammül Ya Sefer kitabındaki İlhan'ın gelecekteki yaşamıyla karşımıza çıkıyor. Kutlu'nun kitaplarında bu tarz bağlantılar vardır. Malesef bu arkadaşta diğer kitapta sisteme, yanlışlara karşı eleştirisini, duruşunu bu kitapta kendisininde bu sistemin içine girdiğini üzülerek görüyoruz.
Kitap siyasi veya bireysel güç kazanmak için yozlaşanları, özünü, davasını unutanları gösteriyor bize, Kutlu bu kitabı yazdığında bu günleri görerek mi yazdı bilmiyorum ama bilmek istediğim Kutlu'da yedinci hikayedeki İlhan'ların ne kadar yanında, 20-30 yıl önce yazdıklarının ne kadar yanında. Kitaptaki gibi amacından saptırılan tekkeler, gruplar, davası olan insanlar, politikaya alet edilip, çıkar dünyaları için, siyasi rant için nasıl yozlaştığını günümüzde görmenin hüznü kaplıyor kitabı bitirdiğinizde.
90 syf.
·8 günde·10/10 puan
Yazarın kitaplarını ilk okuduğumda liseye gidiyordum. O günden bugüne çok şey değişti ve tekrar okumaya karar verdim. Yazdıkları şimdi daha etkileyici geliyor. İnsana okurken bir yandan araştırma isteği veriyor.
Kısaca kitaba değinmek, gerekirse 8 hikayeden oluşuyor. Hikayeler birbiri ile bağlantılıdır. İsraf, çocuk işçi, torpil, kibir, dil meselesi, enflasyon, cahillik, alkol vb. konuları hikayelerinde işlemiş. Bu konulara farklı bir bakış açısıyla da bakabilmiş. Oldukça başarılı.
92 syf.
·Puan vermedi
***
Evvel selam sonra kelam denir bizim kadim kültürümüzde.Satırlarıma gözü değen herkesi en kalbi duygularımla selamlamalıyım ki azıcıkta olsa Mustafa Kutlu'nun SIRrına vakıf olduğumu hissettirebileyim.

Kutlu'nun kutlu hanesinde gezinirken kendimi hep bir kasabada tahayyül ettim, o şehirden bahsetse bile ben hep hayali kasabamda gezindim, o kasabada vay canına dedim, o kasabada nar ağacına sevdamı beledim, o kasabada "efendi" nin sırrında iz sürdüm ve o kasabada Mustafa hocanın sırrında aşikar kıldığı ve sık tekrarladığı iki kelimeye önce gönül verdim sonra gülümsedim :
Kalbimin bir yarısı"kıyıcığında"oldu
Öteki yarısı "bir tutam"la doldu (:

Mustafa Kutlu okurken yepyeni kelimelerin sokağından geçtiğimden "bilinmeyen kelimeler" defteri edinmeye karar verdim.

İlla ki şunu da söyleyeceğim. Kitabı kapatıp kitapla yüz yüze baktığımda birkez daha anladım ki aslında başlangıç ve bitiş diye bir şey yok hakikatte.
Bize göre var ama aslında yok, sonsuz bir döngünün içinde muhteşem bir sarayın odacıklarında bir tutam hayatımızın bizlere selam demesi ve elveda etmesidir bizim başlangıç ve son olarak bildiğimiz şey.

Kıymetli dost,
Gülümse bir tutam kısa hayatın kıyıcığında. Ne de olsa yalan dünya.
Bunu niye mi söylüyorum. Bir kitap insana kendini aşurelik malzeme gibi hissettirir mi. Sırrın ilk üç-beş sayfasında aşurelik malzeme gibi hissettim de kendimi bir türlü ne olduğumu tam anlayamadım
En sonunda aşırı haşlanmaktan kabukları soyulmuş bir adet nohut olabileceğime kanaat ettim,
Bazı bölümlerde de bir tutam kuru üzüm filan olabilme düşüncesiyle hoplaya zıplaya kelimelerden cümlelere sektim.
Neyse kitabın ortalarında aşurenin tam tadını hissedip sırra vakıf oldum derken yine bir kimlik arayışı içine girdim.
Nohut muyum (:
Fasulye mi(:
Kuru üzüm müyüm yoksa(:

ya da aşurenin üstünü renklendiren nar tanesi de olma ihtimalim epey fazla diye diye kitabın sonuna gelmiş bulundum..ki hayatta son diye görünen pek çok şey aslında son değil.
Muhtemelen doksan küsür sayfalık bu kitabın en arka sayfasına ulaşmış olmam sona geldiğim anlamı taşımaz.

Büyüklerden öğrendiğim ve çok sevdiğim bir cümle. Derler ki hayatta hiçbir şey son bulmaz,kapatılmaz.
Mesela lamba söndürülmez sırlanır. Dünyada herşey ama herşey boyut değiştirir biz bitti, gitti sanırız ama o hakikatte tekrar merhaba diyeceği güne kadar sırlanır.

Sırrın sırrına ermek için Sende anahtar vardır diyerek SIRra ve Mustafa Kutlu hocamıza dair hislerimi sırlıyorum.

Ne güzel huzurun sırrına yol açan kelime SIR.
🥀
90 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Yazarın henüz okuduğum ikinci kitabı. İlki ise "Ya Tahammül Ya Sefer" di. Daha önce köşe yazılarını okuyor ve beğeniyordum. Kitaplarında da kendine özgü anlatımını korumuş. Sır, yazarın diğer kitaplarına göre -her ne kadar okumamış olsam da incelemelerinden yola çıkarak- hacmi daha küçük fakat içerik açısından dopdolu bir kitap. Yaklaşık 20 yıl öncesinde yazılmış olmasına rağmen günümüzü birebir yansıtmaktadır. Yazar, meseleyi ufaktan bir çıtlatıyor ve okuyucuya pas veriyor. Üzerinde derin düşünmeyi gerektiren, düşünürken araştırma yapmaya sevk eden ve hayata dönüp bakmamızı sağlayan bir eser. Romanesk özellik taşımakta, tasavvufu işlemekte ve Ya Tahammül Ya Sefer adlı eseriyle ilişki barındırmaktadır. Birbiriyle bağlantılı 8 hikayeden oluşuyor.
Hiç istememesine rağmen şeyhinin zoruyla şeyhlik postuna oturan bir köylünün durumu ile başlıyor. Bu durum bazı ihvanların fitneye düşmesine sebebiyet verir. Bu fitne haliyle başka şeylere de yol açar. Mesela ihvan artık daha farklı, daha rahat, daha konforlu bir dergâh hayatı ister. Dışarıya açılmak lazım ! Daha geniş kitlelere hitap etmek için güya. Şehre taşınmak hatta şehirleşmek... Sonrasında Efendi bu görmemişliğe tahammül edemeyip sır olur. Döndüğünde ise 'Çağdaşlık ve Muhafazakârlık' çatışması içinde bir hayatla karşı karşıya kalır.
Kitapta fitne, enflasyon, dil meselesi, bereket vb. birbirinden alakasız gibi görünen anahtar kelimelerle yazar bu bağlantıyı çok ilginçtir ki ustaca kaleme almıştır.
Kitabı tamamıyla aktarmaya yeltenmeden ilk defa Mustafa Kutlu okuyacaklara naçizane tavsiyem kitabın sayfa sayısının azlığına, inceliğine aldanıp bu eserle başlarsanız ağır gelebilir. Fakat kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu söylemekte tereddüt etmiyorum.
Kitabı bir günde bitirdiğimde bende gerçekten sır olarak kaldı ve tekrar okumaya karar verdim. Bu sefer her güne bir hikâye şeklinde 8 güne yayarak okudum daha etkili oldu. Bu yüzden acele etmeden sindirerek okumanızı tavsiye ederim. Zira düşünülecek çok mesele, alınacak çok ders var... İyi okumalar dilerim
90 syf.
·1 günde
Mustafa Kutlu'nun bu kitabı  oldukça karmaşık ve anlaşılması zor bir kitap oldu benim için. Birkaç hikaye şeklinde yazılmış. Genelde bu tarzı seviyorum ama bu kitap konu ve üslup olarak bana hitap etmedi. Sonradan hikayelerin birbirine bağlantılı olduğunu öğrendim ancak bu bağlantıyı okurken yakalayamadım. 
92 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Ben Mustafa Kutlu'yla "Uzun Hikaye" kitabıyla tanıştım. Onu bir solukta okumuştum. İkinci olarak bu kitabını okuyorum ..
Sekiz hikâye var, bunlar bir şekilde ilk hikâyedeki tarikatla bağlantılı. Sekizinci hikâyede ilk hikâyedeki şeyhe dönüyoruz, hikaye tamamlanıyor böylece..

Sade olmasına rağmen temelde yatanı algılamakta güçlük çektiğim bir eserdi. Belki 2. kez okunduğumda zihnimde daha berrak bir tablo oluşturur bilemiyorum.
92 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
- "Öyle bir zaman gelecek ki, insanlar kazançlarının helal mi, haram mı olduğuna bakmayacaklar artık." şeklinde bir hadis-i şerif vardır. bu zaman gelmiş midir?
- Benim servetim kitaplarım diyordu o.
Kitaplarım, yani hayatım.
- Müslümanın sağcısı solcusu olur mu?
-Medet hey büyük Allahm.
-Yüreğim yerinden çıkacak sanki.
-Kitaplar beni bir yerden aldı, bir yere getirdi.
-Mazi hiçbir vakit bizi büsbütün terk etmiyor. En umulmadık yerde birden karşımıza çıkıveriyor.
92 syf.
·1 günde·8/10 puan
Bir Mustafa Kutlu klasiği. Her kitabın da olduğu gibi bu kitapta aynı şekilde bir solukta okunuyor. Kitap kendi içinde 7 8 bölümden belki de daha fazla bölümden oluşuyor. Ve her bölüm ders niteliğinde birbiriyle bağlantılı bir şekilde sunuluyor. Dinlendirici, sakinleştirici niyetine okunabilecek bir eser.
92 syf.
·Puan vermedi
“Kalabalıkta kimsenin yüzü kendinin değildir “ (syf78)

Kalabalıkta herkes birbirine benziyor. Aynı yüz, aynı el, aynı saç, aynı kıyafet. Hatta aynı düşünce. Kalabalıkta insan tek tip. Renkler yok. Sesler yok. Kimse duymuyor, konuşmuyor. Kalabalıkta sadece asgari sesler çıkıyor. Asgari sesler boşluğu dövmekten öteye gitmiyor, gidemiyor. Kimse görmüyor. Kimse fark etmiyor bir kuşun göğe yükselişini, kelebeğin süzülerek can verişini. Baharın gelişini, kışın bitişini...Zaman akıp gidiyor boşluğa, mevsimler kaçıyor bilincine varmıyor kimse kalabalıkta.

Kalabalıkta kimse kalbini dinlemiyor. Kimse kalbini ısıtmıyor -derin bir sancı bu. Kalp buz, el buz, ev buz.- Kalbinden bihaber insan, kendinden bihaber yürüyor bu yolda...
Yol devadır, yürümek devadır da; hep kalabalığa yürüyen insan, manadan uzaklaşıyor. Sırra giden yolu terk ediyor. Üstelik son dönemeç de kaçmak üzere, kalabalıkta fark etmiyor insan bunu.

Kalabalık bir metadır. İnsan, topraktan bir hazine. Çınar saksıda büyümez. Hazine satılık olmaz. Kalabalıkta unutuyor insan bunu. Kalabalık insana unutturuyor. Oysa unutursak, yitiririz, dalından kopmuş yaprak misali savrulur gider benliğimiz.

Kalabalıkta herkes görünen tabloda yerinde. Görünen tablo hakikat mi? O yer gerçekten bizim mi? Bilen yok. Kalabalık, sürüklediği yeri veriyor insana. İnsanı bilen yok. Sürüklendiği yerde koltuk buldu mu mutlu insan. Koltuk ateşten bir top mu, yoksa karda açan çiçek mi? Kalabalıkta bu sorulara cevap yok.

Kalabalığın karşısında, kapanmayan defter, tüm gücüyle mazi var. Var, var olmasına da mazinin gücü güçsüz artık. Güçsüz gücü emziren analar kalabalıkta kaldı.

Kalabalıkta yakılan ateş; kainatı okuyan ve okutan ne varsa kül etti. Biri çıksa, biri kalabalıktan çıksa ve küle tüm nefesini verse Kül ateş olup aydınlatacak da kalabalıkta, nefesi yok kimsenin.

Kalabalık, uzun bir koridor. Bir kapının yamacında, bir testi var ama kalabalığı yarıp, testiye ulaşan yok. Suyu kana kana içen. İçi köy dolan yok. Kalabalıkta, dağa, taşa, köye izin yok.

Bir varoluş kavgası var, beşer kalmakla kul olmak arasında. Kalabalık kavgadan çok uzakta.
Kalabalıkta, insan ne kadar da uzak kendinden. Yüzünden. Ellerinden. Kalbinden. İnsan sırrından ne kadar da uzak. Oysa, ömrünün cüzüne nakış nakış işlemesi gerek değil mi? Kalabalıktan sıyrılıp, zamandan kopup, tabiatı dinleyip sırrına vakıf olmalı değil mi? Kavgaya girmeli değil mi?
90 syf.
Tasavvufi sayılabilecek bir kitap dili oldukça sade olmakla birlikte akıcı bir anlatımda mevcut. Koşulsuz itaat ve elpençe divane olunan kişiler ve hangi mevki olursa olsun açılan kapılar aranılan gerçekler... Kutlunun tüm eserleri birbiriyle bağlantılı olup her kitap bir birini tamamlayıcı niteliktedir. Keyifli okumalar.
Ben çoktan kapadım o defteri...Lakin defter kapanmıyor...Mazi hiçbir vakit bizi büsbütün terk etmiyor. En umulmadık yerde birden karşımıza çıkıveriyor.
"Öyle bir zaman gelecek ki, insanlar kazançlarının helal mi, haram mı olduğuna bakmayacaklar artık." şeklinde bir hadis-i şerif vardır. bu zaman gelmiş midir?
Mustafa Kutlu
Sayfa 20 - Dergah

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sır
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757462682
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Baskılar:
Sır
Sır
Gecenin bir vaktinde kapı çalındı, gidip açtım.
Karşımda efendim duruyordu.
Yüzünün nurundan etrafa aydınlık saçılıyordu...

Kitabı okuyanlar 3.677 okur

  • Havvanur Erdoğdu
  • Esma
  • Şifâ
  • ebrar
  • hanifi yikilmaz
  • Ayşegül Meral
  • Fatoş
  • Ayşe kılıç altun
  • genç okur
  • vahayfa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.9 (7)
9
%0.9 (7)
8
%1.2 (10)
7
%0.7 (6)
6
%0.2 (2)
5
%0.2 (2)
4
%0
3
%0.2 (2)
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları