Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2020 21:32
Iktidar ve sistem karşıtı yazar Sabahattin Ali'nin sistemi eleştiren kısa öykü ve masallarının yer aldığı, kimi eleştirilerini doğru bulsam da kimi için de bazı konularda kendisine katılmadığım aşırı solcu bir düşünce yapısı olduğu kanaatine vardığım, ama yinede severek okuduğum; sorgulatan, düşündüren, güzel, retorik yönü iyi denecek bir eser.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 069,7bin okunma
10/10
·158 syf.··
2019 12. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2019 21:58
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter." Bu kitabın son paragrafıydı, böyle ilk başka biraz anlamsız gelebilir belki ama bu kitaba ismini veren Sırça Köşk masalının özetiydi binevi. Kitapları hakkında bir şeyler söylemekten en çok zorlandığım insandır Sabahattin Ali. Kendisi hakkında tarafsız bir eleştiri yapmam istense onu bile yapamam inanın. Kitaplarını okumaya başladığımdan beri çok büyük bir hayranlık besledim kendisine. Benim de Sabahattin Ali maceram Kürk Mantolu Madonna'yı okumamla başlamıştı ve okuduğum altıncı kitabı ise Sırça Köşk oldu. Pek fazla hikaye okuyan biri olmayarak söylemeliyim ki, bu hikayeleri okurken bir an bile sıkılmadım... Her hikaye altında çok güzel bir ders saklıyor aslında. Benim her zaman hayranlık duyduğum üslubuyla, o kadar güzel eleştiriyor ki her şeyi. İnsanlığın açgözlülüğünü, hilekarlığını, kibrini, kendinden başka bir şeyi gözü görmeyişini... Hikayeleriyle anlatmak istediği şeyi anlayabilmek çok güzel bir duygu. Benim hiçbir zaman tavsiye etmekten bıkmayacağım bir insandır Sabahattin Ali. Bu yüzden okuyun derim ben...
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 069,7bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2020 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2020 14:24
Günlük dilde yazılmış, ilişkiler, toplumsal olaylar, bireyin kendisi ile mücadelesi ve insanın doğasını anlatan; güncel sorunlar ve eleştirilerin yer aldığı bu kitap, öyküler ve masallardan oluşuyor. Son kısımda yer alan ve kitaba ismini veren “Sırça Köşk” masalı kısa olmasına rağmen birçok mesaj veriyor. Sabahattin Ali’nin kitaba neden bu ismi verdiğini okuduktan sonra anlayacaksınız. “Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.”
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 069,7bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2020 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2020 17:40
Kitap 2 bölümden oluşmuş; öykü ve masal. İlk yayınlandıktan sonra kısa sürede yasaklanan bir kitap. Kısa, öz ve akıcı bir anlatım hâkim. Çokça da düşündürücü. Her hikayesi yaşamın içinden bir ses. Bu kitap hem yazıldığı dönemi hem de günümüzü açığa vurmakta. Nokta atışları yapılmış üzerine düşünüldüğünde o kısa anlatımdan birçok mesaj çıkıyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 069,7bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2020 5. kitabı
✓ Sırça Köşk ~ Sabahattin Ali ✓ . Asıl bahtiyar, bir ömür boyunca hasretini çektiği şeye kavuşan değil, ona erişeceğini anladığı anda, saadetinin en yüksek noktasında bir 'Ah!' diyerek düşüp ölebilendir. . Kitap Yorumu; Öykü kitabı olmakla beraber sonuna doğru masallar diye de bir kaç masal şeklinde yazıp önermeler de bulunmuş Sabahattin Ali kitabın adını alan Sırça Köşk de son masal olur. Öykülerden 'Cankurtaran' masallardan da ' Bir Aşk Masalı' nı beğendim bunuda belirtmek istedim. Sabahattin Ali severler ve öykü severler deneyebilir. Kitapla kalın!
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 069,7bin okunma
10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
Değirmen kitabındaki öyküleri sevemedimse tam tersine sırça köşk teki öyküleri çok sevdim... özellikle sonundaki masallar bölümünde dört kısa öykü... kısa ama kocaman şeyler anlatıyor her biri ... Bu kitabı mutlaka okuyun ...
1000Kitap
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 069,7bin okunma
7/10
·158 syf.··
2021 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2021 19:36
Kısa hikayelerden oluşan bu kitap ismini son öykü olan Sırca Köskden almış. Bu öyküyü insana hemen birseyleri hatırlatıyor :) Böbrek, Dekolman (sonu cok güzeldi), Hakkımızı Yedirmeyiz, Cankurtaran (burada insanlıktan utandım), Cirkince (kitap okunmasa bile bu kısma muhakkak bakılmalı), Kurtla Kuzu ve Sırça Kösk hikayelerini cok beğendim Aslında kitapda yer alan tüm hikayeler bize birseyleri acıklıyor gercekleri gösteriyor zaaflarımızı yanlıslarımızı vurguluyor. Kısacası cok zeki ve kutsal olan biz insan yaratıklarının ne kadarda aptal acınası ve acımasız oldugunu anlattigını düsünüyorum bu kitapda yazarın......
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 069,7bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2021 3. kitabı
Sabahattin alinin sevdiğim eserlerinden biridir. Sade ve gündelik diliyle okuyucuyu kendine bir hayli çekmektedir. Kitap(hafif mi ağır mı orasını siz karar verin)iğnelemelerle geçiyor. Kitabın her farklı bölümüne geçildiğinde ' bu kadar da haklı olunmaz ki' veyahut 'bizde mi böyleyiz acaba' diyebileceğim bir eserdi. Keyifli okumalar
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 069,7bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2020 23:00
1947 de yazılıp hala günümüze hitap edecek nitelikte öykü ve masal kitabı . Roller değişmiş ama düzen aynı düzen . En çok etkilendiklerim "böbrek" "çirkince" "cankurtaran" ve "sırça köşk "
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 069,7bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2020 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2020 03:35
Sabahattin Ali'nin bana kalırsa en güzel öykülerinin topladığı kitap bu kitap.. Öyle ki beni etkisi altında bırakan Hakkımızı Yedirmeyiz, Böbrek, Bahtiyar köpek ve Cankurtaran öyküleri olmuştur.. Bu öykü kitabında dolaylı bazen de doğrudan toplumsal yapıyı, sağlık kurumlarının durumunu yazmıştır.. Sırça köşk ve Koyun masalı ise çok şey anlatmıştır anlamak isteyene... okumamış olanlara şiddetle tavsiye ederim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 069,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.