Son Dilek (The Witcher Serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.878
Gösterim
Adı:
Son Dilek
Alt başlık:
The Witcher Serisi 1
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052990186
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ostatnie Zyczenie
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
İngiltere için Tolkien,

Amerika için George R. R. Martin neyse

Doğu Avrupa için Sapkowski odur.



Rivyalı Geralt bir Witcher’dır. Henüz küçük bir çocukken seçilmiş, eğitilmiş, büyülerle donatılmış ve mutasyon geçirmiş bir canavar avcısı. Acımasız, tekinsiz, karanlık ve canavarlarla dolu bir dünyada yaşar.

Onun dünyasında peri masalları hiç de saf değildir. Pamuk Prenses bir haydut çetesinin başındadır. Güzel ve Çirkin’deki roller çok farklıdır. Üç dilek hakkı sunan cinlerle karşılaşmak bile istemezsiniz.

Masumların savunucusu Geralt, kızları canavara dönüşmüş ensest krallarla, intikam hırsıyla yanan cinlerle, âşık vampirlerle ve daha nicesiyle karşılaşıyor. Hepsi çok tehlikeli ve hiçbiri göründüğü gibi değil.



“Mıevılle ve neıl gaıman gibi sapkowskı de eskiyi alıp yeniliyor… Fantastik türde taze bir açılım.”

-Foundation-



“Bu kitabı gerçekten, gerçekten çok beğendim... Sapkowskı’nin dünyasındaki hiçbir karakter siyah-beyaz değil. Geralt ve canavarlar dâhil herkes grinin bir tonu.”

-The Deckled Edge-



“Dünyadan bıkmışlığı ve sayısız savaşta geliştirilmiş güçleri, geralt’ı böylesine ilginç bir karakter yapıyor.”

-Edge-



“Sapkowskı’nin wıtcher evreni, modern fantastik edebiyat dünyasının en detaylılarından biridir ve birçok yenilikçi fikir sunar. Karmaşık karakter ilişkileri bu dünyayı daha da zenginleştirir… Fantastik edebiyat hayranlarının el üstünde tutacağı bir seri.”

-B&N-



“Okuduğum en iyi ve en ilginç fantastik edebiyat serilerinden biri. Sapkowskı hiç kimseye benzemeyen bir tasarımcı.”

-Nerds of a Feather-



“Sapkowskı’nin romanı, karmaşık bir büyü gibi; fantastik malzemeler, entelektüel diskur ve ince bir mizahın karışımı.”

-Time-



“Artık eskimiş bir türde yeni bir soluk. Sakın kaçırmayın.”

-Dreamwatch-



“Sapkowskı’nin müthiş üslubu, sansasyonel olaylar ve ilgi çekici bir atmosfer yaratmadaki bulunmaz yeteneği, gerilimi ve mizahı usta bir harmanda birleştirebilmesi onu eşsiz kılıyor.”

-Polityka-



“Sapkowskı ilginç ve olağanüstü derinlikte karakterler yaratmakta usta. Son dilek melankoli ve mizah dolu bir roman.”

-The Wertzone-



“Polonyalı yazar andrzej sapkowskı’nin karakter bazlı muhteşem yazılmış eseri türünün en önde gelen romanlarından.”

-The Specusphere-



“Tanıdık hikâyelerin böyle farklı ele alınması çok sevindirici. SON DİLEK’in çoğu bir peri masalı gibi.”

-SFX-



“Doğu avrupa folkloru ve efsaneleri ile güzel prensesler ve huysuz şeytanlar bir arada. Son Dilek’te hiçbir şey göründüğü gibi değil. başladığınız zaman bırakamayacaksınız.”

-Waterstones-
Bu kadar güzel ve iyi yazılmış, severek okuduğum son fantastik roman benim için Salvatore'un Drizzt Do'Urden efsanesini anlatmaya başladığı Anayurt-Sürgün ve Göç üçlemesiydi. Salvatore'un diğer kitaplarında bu ilk üç kitaptaki derinliği bulamadığım için bir kaç kitaptan sonra bıraktım okumayı. Nedenini bilmeden en çok fantastik dünyaları anlatan romanlarda tutunmaya çalışıyorum, Le Guin'in ince ince örülmüş fantastik dünyaları bütün ilgi çekici özellikleriyle beraber yine de tam olarak o klasik havaya uymuyor gibi, onun karakterleri anlama derdindeler ve yaşama derdinde, isimlerinden yaşadıkları dünyaya dek her yerde nakış gibi işlenmiş bir hayal gücü görülüyor. Tolkien gibi yazarları okuyanlar Le Guin'in dünyasını bile ister istemez daha yalın, daha dar bir çaba olarak görüyorlardır, emin değilim, belki de böyle düşünmeyen okurlar da vardır.

Sapkowski'nin dünyası ise son derece eğlenceli, son derece güzel yazılmış, bol bol gülebildiğimiz bir dünya. Canavar avcısı Witcher bizi hikâyeden hikâyeye bu dünyada dolaştırırken insan olmakla insan olamamak arasında kalmış nice canavarın dünyasından bakarak, kötülükle iyilik arasında gelip giden karakterlerle bir bakıma lanetlenmiş, kötülüğe bulaşmış, yolunu şaşırmış, kaybolmuş insanların öyküsünü anlatıyor. Yazarın dili kesinlikle çok eğlenceli. En güzeli ise karakterlerimiz renkli, ilgi çekici ve komik. Nivellen ise hayatta tanıyabileceğiniz en eğlenceli canavar, orası kesin. Günah ve erdem el ele dolaşıyor bu fantastik dünyada, Witcher hayatta kalmak için günlük işlerini yürüterek canavar avına devam ederken politik oyunların, ihanetlerin, kötülüklerin, iyilik ve dostlukların arasında debelenerek hayatını sürdürmeye çalışıyor. Bir gün su elementi cini olan marid, bir gün mağaralarda yaşayan zehirli, ejderimsi bir canavar türü olan basilisk öldürüyor; bir başka gün ise lanetle bir canavara dönüştürülmüş ve yaşayan her canlıya nefret duyan bir strigayı öldürmeye çalışıyor. Eee, ekmek kavgası! Bir kiralık canavar katili olarak Witcher da kendi türünün sahip olduğu özelliklerle yaşıyor, pek sevilmese ve saygı görmese de onun da arkadaşları, dostları ve sevenleri var; ve o da nice yaşayan gibi hayatının anlamını kovalıyor. İşte bu ilk kitap bu arayışın, ararken ve yaşarken eğlenmenin eğlenceli, keyifli, komik öyküsü. Okumayı düşünenlere iyi okumalar :)
Oyunu ile varlığını öğrendiğim bir kitap serisi The Witcher, oyununu oynamadım, uyarlamasından önce aslını tanımak istedim.

Fantastik kurguyu çok severim, bu seriden de biraz beklentim vardı, mükemmel konu, mükemmel karakterler olmasa da özgün bir seri beklentisi içindeydim ancak kitap bir çok mit ve eski masalların karışımı ile harmanlanmış, zeki, yetenekli ve biraz da muzip bir baş karakterle bize sunulmuş bir eser.

“İnsanlar, canavar ve canavar hikâyeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler. İçkinin dibine vurduklarında, sahtekârlık, hırsızlık yaptıklarında, karılarını kayışla dövdüklerinde, yaşlı büyükannelerini aç bıraktıklarında, tuzağa düşmüş bir tilkiyi gübre yabasıyla delik deşik ettiklerinde ya da dünyada yaşayan son tekboynuzu ok yağmuruna tuttuklarında gün ağarırken kulübelerin arasında dolanan Bane’in onlardan daha kötü biri olduğunu düşünmek işlerine gelir. Böylece yüreklerine su serpilir. Yani yaşamak kolaylaşır.”

Kitap özgün pek bir şey barındırmasa da okuması zevkli idi, sıkmadan sayfalar ilerliyor. Ancak kitaptaki olayların çoğu birbirinden bağımsız olduğu için bütünlük tam anlamıyla sağlanamamış, bu da eksi yönde etki etmiş kitaba. Giriş kitabı olarak fena değildi ancak diğer kitapların daha güçlü olması ve daha sağlam bir hikaye ile karşımıza çıkması gerekiyor. Şimdilik seriye devam etmek istiyorum ama Kader Kılıcı da böyle zayıf olursa devam etmem muhtemelen.
Sadece oyunlarını oynadığım için merak edip okuduğum kitap. Kitapta daha çok ana görevleri değil de yan görevleri oynuyormuş gibi hissettim. Kafa dağıtmak veya zaman geçirmek için okunabilir.
Büyük ihtimalle erkek arkadaşlar ve de oyun dünyası ile yakın teması bulunan arkadaşlar bu ismi çok yakından tanıyacaklar. Witcher(efsunger) ; uzun bir eğitim süreci, acımasız bir fiziksel ve zihinsel şartlandırma ve gizemli ritüeller sonrası yeteneklerine kavuşan kiralık canavar avcısıdır. Karakterimiz Rivialı Geralt ile ilk maceramıza başlıyoruz. Fantastik severlerin görmek isteyecekleri, efsungerimizin ekmek parası olan; ejderhalar, vampirler ve türevleri, kurt adamlar, böceksi yaratıklar, hayaletler gibi envai çeşit yaratık, büyücüler ve ilginç efsaneler bulunmakta. Gayet akıcı bir kitap olmuş. Ama ilk kitap olması nedeniyle biraz durgun gibi gelebilir size. Ben karakterleri ve dünyayı oyunlarından bildiğim için ağzım sulana sulana okudum. Bence bir şans verin, pişman olmazsınız :)
Uyarlamanın kaynağı olan materyalleri ön sıraya koyma alışkanlığım olduğundan, The Witcher oyunlarını oynamadım, hepsinin Steam kütüphanemde hazır bir şekilde beklemesine rağmen. Çıkan üç oyunun kitaplardan sonrasını anlattığını biliyorum, ayrıca kitabın keyfini kaçıracak spoiler da vermiyor. Fakat önceliğin yine orijinalini ortaya çıkaran zihinden akanlara vermek gerektiğini düşünüyorum. Zaten serinin çevrilecek daha çok kitabı var, bu gidişle oyunları araya sıkıştıracağım.

Sapkowski'nin dünyası ve karakterleri son derece orijinal. Alışılmışın dışında bir fantastik roman okuduğunuzu daha ilk satırlardan fark etmeniz mümkün. Karakterlerin yaratılmasına fazla önem verilmesi aynı zamanda her karakterin de benzer renkler taşıması, eserin derin atmosferini destekler nitelikte.

Ayrıca kitabımız, net bir konu üzerinden ilerlemiyor. Elbette, The Witcher'ın bir hikayesi var ve bu hikaye genel olarak Geralt ve onun karşılaştığı hayatların çevresinde dönüyor. Bu hayatlarla her bölümde karşılaşıyoruz. Her ayrı bölüm bizlere yepyeni ve derinlikli karakterler kazandırıyor. Ne kadar karakter tanırsak, ana karakterimiz Geralt hakkında da o kadar bilgi sahibi oluyoruz. Yan karakterlerin çeşitliliği, ana karakterin tanıtılmasında büyük rol oynuyor.

Birbirinden az da olsa bağımsız olan bölümler kesinlikle kafa karıştırıcı değil. Bölümler hızla akarken bir bakıyorsunuz ki The Witcher dünyasına kendinizi kaptırmışsınız ve çoğu şeyi artık biliyorsunuz. Diyaloglar ve insani ilişkiler kitapta kendine fazlasıyla yer bulduğundan fantastik eserlere yabancılık çekenlerin de işlenen konuya alışmaları rahat oluyor.

Sapkowski'nin yazım tekniği son derece akıcı ve estetik. Karakterlerine kurdurduğu diyaloglarda barındırdığı kaa mizahı oldukça etkileyici. Kısacası Son Dilek -ve muhtemelen serinin tüm kitapları- her daldan okuru kendine bağlayabilecek kapasiteye fazlasıyla sahip. Serinin diğer kitapları çevrilmeye devam ediyor. Dördüncü oyunun gelebileceği haberi verildi. Ayrıca Netflix'in el attığı bir de dizi uyarlaması yolda. Sahi hala Geralt'ı oynayacak birini duyurmadılar. Teklif gelirse hayır demem.
Sizi içine çekmeyi başaran fantastik öğeler ile bezeli bir kitap. Kitabın ince noktası çocukluk masallarının karanlık yönlerinide görmesi. Ayrıca kitap da ötekiler de fark ayrışmalar insan korkuları kavgalar. İyi bir okuyucu iseniz kitap daki beylik paşajlardan çok zevk alırsınız. Sıradan fantazya değil insan doğasına inen yeterli bir ürün
Genel olarak kitap üzerinde konuşacak, tartışacak pek bir şey yok. Temposu hızlı, sürükleyici, Gerald’ın arada bir ettiği beylik lafları saymazsak felsefi derinlikten uzak. Klasik kurt adam, vampir, ejderha ve onları avlayanları konu alan kitap ve filmlerden ayrılan bir özelliği yok.

Yazılan ilk Witcher kitabı olmamakla birlikte, kronolojik olarak en geriden başlayan kitap olması nedeni ile ülkemizde ilk olarak serinin Son Dilek isimli kitabı basılmış. Anlatım iki farklı koldan ilerliyor. Bir kolda bir striga avında yaralanan Gerald’ın tedavi sürecini “Mantığın Sesi” isimli bölümlerle takip ederken, bu bölümlerin aralarında Gerald’ın maceralarını konu alan bölümler eklenmiş. Son Dilek bu maceralardan sonuncusu. Gerald’ın başından geçen doğa üstü olaylarda Güzel Çirkin, Pamuk Prenses ve Alaattin’in Sihirli Lambası gibi masallardan esinlenilmiş. (Bu gece insan gündüz kirpi olan çocuğun masalını tam çıkaramadım) saydığım masallar Witcher evrenine uyarlanmış. http://www.umutcalisan.com/...drzej-sapkowski.html
Efsungerleri başrole alan hikayeler dizisine ,bu evrene daha önce uğramış iseniz okumak için çok daha itici güç hissedeceksiniz.Lakin evren ile yeni tanışanlar için mükemmel bir giriş.
400 sayfa olmasına rağmen bir kaç seferde cihad edeceğiniz türden bir eser olmuş.Az biraz felsefe,ironi ve karakterlerin aforizması dışında soluk aldırmayan ilerleyiş söz konusu...Ve bu temponun sizi 2. kitabı okumaya ikna edeceğine bahse girebilirim :) iyi okumalar !
Öncelikle The Witcher dünyası hakkında fikir sahibi olmak için şu kısa videoyu izleyebilirsiniz.
http://www.youtube.com/watch?v=c0i88t0Kacs&t

- CD Projekt RED adında bir oyun şirketi The Witcher adı altında 3 oyunluk bir seri yapıyor ve bu seri dünyada 25 milyondan fazla satıyor.
- Serinin sadece son oyunu bir buçuk yılda Polonyalı şirkete 254 milyon dolarlık gelir getiriyor.
- Şirketin resmi finansal raporundan alınan bilgilere göre CD Projekt RED'in piyasa değerinin de 1.6 milyar doları geçtiği biliniyor.
- Bu şirket ve The Witcher serisi Polonya için o kadar büyük bir gurur kaynağı ki Barack Obama Polonya'yı ziyaret ettiğinde Polonya Devlet Başkanı Donald Tusk ona The Witcher 2: Assassin's of Kings oyununu hediye ediyor.
- Serinin oyunları yüzlerce ödül alıp çoğu insan için gelmiş geçmiş en iyi oyun serisi olarak kabul ediliyor.

Bu bilgileri belirtme sebebim bu kadar büyük bir ün ve başarının çıkış noktasının Polonyalı yazar Andrzej Sapkowski'nin bu kitapları olmasıdır. Yazar açısından ise şöyle dramatik bir durum var: Oyun yapımı için şirket, serinin haklarını satın almak istediğinde yazara iki seçenek sunuyor. Bunlar cüzi miktar bir para veya şirketin gelirlerinden pay vermek. Yazar cüzi miktardaki parayı seçiyor ve sonra tahmin edeceğiniz üzere kahroluyor :) Kendi ülkesi Polonya'da oldukça popüler olan ve diğer dillere de çevrilip yüksek satış rakamlarına ulaşmış bu kitap serisinin bizim ülkemize gelişi bahsettiğim oyunların başarısından sonra gerçekleşiyor. Ben açıkçası İthaki Yayınları ülkemize getirir diye düşünüyordum ama Pegasus önce davranmış. Sanıyorum satışlardan da memnundurlar.

Kitaba gelirsek, Son Dilek aslında serinin ilk kitabı değil. Ana kahramanımız Geralt'ın yaşadığı kısa maceraların anlatıldığı bir ara kitap diye nitelendirebiliriz. Ancak yayınevi ilk olarak bu kitabı yayımlamayı uygun görmüş. Asıl hikayenin yayınevinin üçüncü sırada bastığı Elflerin Kanı ile başladığını belirtmek gerekir. Bu kitapta bir witcher yani kaba tabiriyle canavar avcısı olan Geralt'ın geçmişindeki bazı olayları görüyoruz. Açıkçası hoş hikayeler var, özellikle oyunları oynayanların iyi bildiği kişiler ve olayların ayrıntılarını öğrenme şansımız oluyor. Seriyi merak edenler okumaya bu kitapla başlayabilir ya da dediğim gibi Elflerin Kanı ile asıl hikayeye başlayıp arada bunları okuyabilir.

Nedir bu witcher?
Witcherlar küçük yaşta mutasyonlara maruz bırakılıp sıkı bir eğitimden geçen - ve çok azı sağ kalıp bu aşamayı atlatabilen- profesyonel canavar avcılarıdır. Ancak bu işi hayır için yapmıyorlar. Para karşılığı köylere, kasabalara, saraylara vs musallat olmuş canavarları avlıyorlar. Witcher evreni fantastik türü seven okuyucular için tanıdık bir evren aslında. Büyücüler, cüceler, elfler gibi aşina olunan kavramlar var. Serinin en kuvvetli yönü ise gerçekçi yanı. Klasik bir tanım vardır karakterler sadece siyah veya beyaz değil gri diye. Bu da öyle bir evren işte. Canavarlar her zaman kötüdür, insanlar mağdurdur bile diyemiyorsunuz. Zaten Geralt da mesleğinde ilk karşılaştığı canavarların insanlar olduğunu söylüyor :)

Sonuç olarak fantastik türü seven okurların kaçırmaması gereken bir seri olduğunu düşünüyorum. Pegasus Yayınları bu ay dördüncü kitabı da yayımlıyor. Diğer kitaplar da yavaş yavaş gelecektir.

* Bu arada Netflix The Witcher dizisi için çalışmalara başlamış durumda. Yakında bu seriyi çok daha sık duyacağınızı söyleyebilirim.
Açıkcası ben Witcher serisini hikayesini oyunlarıyla tanımış sevmiş biri olarak kitabı aldım okumaya başladım. 3 kitabı set olarak aldıktan sonra ilk iki kitabın hikayelerden oluştuğunu öğrenince biraz mutsuz oldum ama hiç de düşündüğüm gibi olmadı tam aksine tek bir bütün olarak bir hikayeyi anlatmasa da ayrı ayrı hikayeler olarak da kendi içerisinde her bir hikaye ayrı bi cevher. Çok severek okudum bir günde bitti bazen durağanlaştığı olsada genel olarak akıcı bir kitaptı. Bu arada şunu söylemek gerekirse evren hakkında hiç bilginiz olmadan direk bu kitaptan başlıyacaksanız kafanız biraz karışabilir anlamakta zorlanabilirsiniz çünkü kitap size evreni karakterleri anlatmakla uğraşmıyor sizi direk maceranın ortasına bırakıyor ama okudukça kendini açıklıyor daha fazla detay veriyor zamanla. Okuyun tavsiye ederim.
Andrej Sapkowski bu kitabında:
Oyun olan witcher serisinin hikayesini değil,oyundan önce geçen hikayeyi anlatmıştır Witcherlar:
Çeşitli yaratıkları para karşılığında öldürüp, daha önceden müthiş bir savaş eğitimi almış,birçok büyüyü kullanabilen topluluklardır.
Kitap güzel lotr okuyanlar bu kitaptan da zevk alacaktır 3 leme gerçekten güzel fantastik bir hikaye ayrıca oyunu da çok zevkli.Bu kadar iyi bir kitabın türkiyeye geç gelmesi kötü oldu ama
"Sana yapılmasını istemediğin şeyi,"dedi Witcher soluk soluğa" başkalarına yapma.Oyuna devam etmek ister misin?"
Andrzej Sapkowski
Sayfa 276 - Pegasus
İnsanlar, canavar ve canavar hikâyeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler. İçkinin dibine vurduklarında, sahtekârlık, hırsızlık yaptıklarında, karılarını kayışla dövdüklerinde, yaşlı büyükannelerini aç bıraktıklarında, tuzağa düşmüş bir tilkiyi gübre yabasıyla delik deşik ettiklerinde ya da dünyada yaşayan son tekboynuzu ok yağmuruna tuttuklarında gün ağarırken kulübelerin arasında dolanan Bane’in onlardan daha kötü biri olduğunu düşünmek işlerine gelir. Böylece yüreklerine su serpilir. Yani yaşamak kolaylaşır.
...Bütün kibriniz ve küçümsemenizle canınız cehenneme!Bizlerle birlikte yaşamak istemiyorsanız,kendinizi yok olmaya mahkûm ettiniz demektir.Birlikte yaşamak ve uzlaşmak,tek şansınız bu!"
..."Sizin koşullarınıza uymak mı?...Sizin üstünlüğünüzü kabul ederek öyle mi?Kendi kimliğimizi yitirerek?...Sende çevrendekilerden farklı biri olarak onlarla birlikte yaşamayı nasıl başarıyorsun?"
"Üstesinden geliyorum....Çünkü buna mecburum...Farklılığımdan doğan kibri alt ettim...kibir ve büyüklük farklılığa karşı sefil bir korunma şekli olduğunu kavradım çünkü....."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Son Dilek
Alt başlık:
The Witcher Serisi 1
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052990186
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ostatnie Zyczenie
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
İngiltere için Tolkien,

Amerika için George R. R. Martin neyse

Doğu Avrupa için Sapkowski odur.



Rivyalı Geralt bir Witcher’dır. Henüz küçük bir çocukken seçilmiş, eğitilmiş, büyülerle donatılmış ve mutasyon geçirmiş bir canavar avcısı. Acımasız, tekinsiz, karanlık ve canavarlarla dolu bir dünyada yaşar.

Onun dünyasında peri masalları hiç de saf değildir. Pamuk Prenses bir haydut çetesinin başındadır. Güzel ve Çirkin’deki roller çok farklıdır. Üç dilek hakkı sunan cinlerle karşılaşmak bile istemezsiniz.

Masumların savunucusu Geralt, kızları canavara dönüşmüş ensest krallarla, intikam hırsıyla yanan cinlerle, âşık vampirlerle ve daha nicesiyle karşılaşıyor. Hepsi çok tehlikeli ve hiçbiri göründüğü gibi değil.



“Mıevılle ve neıl gaıman gibi sapkowskı de eskiyi alıp yeniliyor… Fantastik türde taze bir açılım.”

-Foundation-



“Bu kitabı gerçekten, gerçekten çok beğendim... Sapkowskı’nin dünyasındaki hiçbir karakter siyah-beyaz değil. Geralt ve canavarlar dâhil herkes grinin bir tonu.”

-The Deckled Edge-



“Dünyadan bıkmışlığı ve sayısız savaşta geliştirilmiş güçleri, geralt’ı böylesine ilginç bir karakter yapıyor.”

-Edge-



“Sapkowskı’nin wıtcher evreni, modern fantastik edebiyat dünyasının en detaylılarından biridir ve birçok yenilikçi fikir sunar. Karmaşık karakter ilişkileri bu dünyayı daha da zenginleştirir… Fantastik edebiyat hayranlarının el üstünde tutacağı bir seri.”

-B&N-



“Okuduğum en iyi ve en ilginç fantastik edebiyat serilerinden biri. Sapkowskı hiç kimseye benzemeyen bir tasarımcı.”

-Nerds of a Feather-



“Sapkowskı’nin romanı, karmaşık bir büyü gibi; fantastik malzemeler, entelektüel diskur ve ince bir mizahın karışımı.”

-Time-



“Artık eskimiş bir türde yeni bir soluk. Sakın kaçırmayın.”

-Dreamwatch-



“Sapkowskı’nin müthiş üslubu, sansasyonel olaylar ve ilgi çekici bir atmosfer yaratmadaki bulunmaz yeteneği, gerilimi ve mizahı usta bir harmanda birleştirebilmesi onu eşsiz kılıyor.”

-Polityka-



“Sapkowskı ilginç ve olağanüstü derinlikte karakterler yaratmakta usta. Son dilek melankoli ve mizah dolu bir roman.”

-The Wertzone-



“Polonyalı yazar andrzej sapkowskı’nin karakter bazlı muhteşem yazılmış eseri türünün en önde gelen romanlarından.”

-The Specusphere-



“Tanıdık hikâyelerin böyle farklı ele alınması çok sevindirici. SON DİLEK’in çoğu bir peri masalı gibi.”

-SFX-



“Doğu avrupa folkloru ve efsaneleri ile güzel prensesler ve huysuz şeytanlar bir arada. Son Dilek’te hiçbir şey göründüğü gibi değil. başladığınız zaman bırakamayacaksınız.”

-Waterstones-

Kitabı okuyanlar 179 okur

  • Sena T
  • Ali Aytuğ Hadımlı
  • Gürcan
  • Orhan Erdoğan
  • Ayfesa
  • Alican Erhan Nebioğlu
  • Talha Özmen
  • Kaan Sevindik
  • Efe Oybak
  • Samet Yılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%15.2
18-24 Yaş
%21.2
25-34 Yaş
%39.4
35-44 Yaş
%12.1
45-54 Yaş
%6.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%21.4
Erkek
%78.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.3 (28)
9
%27 (31)
8
%23.5 (27)
7
%18.3 (21)
6
%3.5 (4)
5
%0.9 (1)
4
%1.7 (2)
3
%0
2
%0
1
%0.9 (1)

Kitabın sıralamaları