Son Dilek (The Witcher Serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8421
Gösterim
Adı:
Son Dilek
Alt başlık:
The Witcher Serisi 1
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052990186
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ostatnie Zyczenie
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Son Dilek
The Last Wish
İngiltere için Tolkien,

Amerika için George R. R. Martin neyse

Doğu Avrupa için Sapkowski odur.



Rivyalı Geralt bir Witcher’dır. Henüz küçük bir çocukken seçilmiş, eğitilmiş, büyülerle donatılmış ve mutasyon geçirmiş bir canavar avcısı. Acımasız, tekinsiz, karanlık ve canavarlarla dolu bir dünyada yaşar.

Onun dünyasında peri masalları hiç de saf değildir. Pamuk Prenses bir haydut çetesinin başındadır. Güzel ve Çirkin’deki roller çok farklıdır. Üç dilek hakkı sunan cinlerle karşılaşmak bile istemezsiniz.

Masumların savunucusu Geralt, kızları canavara dönüşmüş ensest krallarla, intikam hırsıyla yanan cinlerle, âşık vampirlerle ve daha nicesiyle karşılaşıyor. Hepsi çok tehlikeli ve hiçbiri göründüğü gibi değil.



“Mıevılle ve neıl gaıman gibi sapkowskı de eskiyi alıp yeniliyor… Fantastik türde taze bir açılım.”

-Foundation-



“Bu kitabı gerçekten, gerçekten çok beğendim... Sapkowskı’nin dünyasındaki hiçbir karakter siyah-beyaz değil. Geralt ve canavarlar dâhil herkes grinin bir tonu.”

-The Deckled Edge-



“Dünyadan bıkmışlığı ve sayısız savaşta geliştirilmiş güçleri, geralt’ı böylesine ilginç bir karakter yapıyor.”

-Edge-



“Sapkowskı’nin wıtcher evreni, modern fantastik edebiyat dünyasının en detaylılarından biridir ve birçok yenilikçi fikir sunar. Karmaşık karakter ilişkileri bu dünyayı daha da zenginleştirir… Fantastik edebiyat hayranlarının el üstünde tutacağı bir seri.”

-B&N-



“Okuduğum en iyi ve en ilginç fantastik edebiyat serilerinden biri. Sapkowskı hiç kimseye benzemeyen bir tasarımcı.”

-Nerds of a Feather-



“Sapkowskı’nin romanı, karmaşık bir büyü gibi; fantastik malzemeler, entelektüel diskur ve ince bir mizahın karışımı.”

-Time-



“Artık eskimiş bir türde yeni bir soluk. Sakın kaçırmayın.”

-Dreamwatch-



“Sapkowskı’nin müthiş üslubu, sansasyonel olaylar ve ilgi çekici bir atmosfer yaratmadaki bulunmaz yeteneği, gerilimi ve mizahı usta bir harmanda birleştirebilmesi onu eşsiz kılıyor.”

-Polityka-



“Sapkowskı ilginç ve olağanüstü derinlikte karakterler yaratmakta usta. Son dilek melankoli ve mizah dolu bir roman.”

-The Wertzone-



“Polonyalı yazar andrzej sapkowskı’nin karakter bazlı muhteşem yazılmış eseri türünün en önde gelen romanlarından.”

-The Specusphere-



“Tanıdık hikâyelerin böyle farklı ele alınması çok sevindirici. SON DİLEK’in çoğu bir peri masalı gibi.”

-SFX-



“Doğu avrupa folkloru ve efsaneleri ile güzel prensesler ve huysuz şeytanlar bir arada. Son Dilek’te hiçbir şey göründüğü gibi değil. başladığınız zaman bırakamayacaksınız.”

-Waterstones-
400 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Eh dizisi çıkınca, bunca zamandır beklettiğimiz seriler, okuma listelerimizi yıkıp, bodoslama dalıyor hayatımıza :)) ama olsun ;)

Bu kitap serisinin incelemelerinde şuna dikkat etmek lazım.
1.si Witcher oyununu oynamış mı?
2.si dizisini izlemiş mi?
3.sü kitap serisini okumuş mu?

Her kategorideki kişi farklı bir yorum getiriyor, aşırı subjektifler. Ben önyargısız ve aşırı beklentiye girmeden başladım.

Öncelikle oyunlarını oynamadım, bu bir :)
Dizisini 4 bölüm izleyip, kitabına geçtim. Sanırım aldığım en doğru karardı ;)
(Dizi 8 bölüm ve ilk 2 kitabı kapsıyor not düşeyim.)

Serinin ilk 2 kitabı novella şeklinde, 3. Kitap ile seri gerçek anlamda başlıyor.
Dizisini birkaç bölüm izlemiş olmak çok daha kolaylaştırdı. Zira ilk iki kitap, evrenden öyküler şeklinde ilerliyor, ve bir geçmiş zaman bir gelecek zaman şeklinde bir keşmekeş var, duvara boş boş bakabilirsiniz.. Rahat olun sizden çok var :)

Dizisi de keza karmaşık geliyor başta, ama kitapla bir arada giderseniz çok daha iyi olur.
Diziyi de oldukça beğendim, netflix sonunda efektlerin hakkını verdiği bir fantastik dizi yapabildi :) alkış.

Kitabın dili sade, akıcı. Lakin şöyle bir durum var.
Kitabın orjinal dili Lehçe, ve Pegasus bunu çevirirken direkt Türkçeye çevrilmesine müsaade etmemişler.
Almancaya çevrildikten sonra Türkçeye çevrildiği için, (suyunun suyu yani) edebi anlamda pek süslü bir dil beklemeyin. Eminim orjinalinden çevrilse daha lezzetli olurmuş. Bu da eh idare eder..

Vesselam, fantastik severlere öneririm ;)
Rivyalı Geralt karakterine de Henry Cavill cukk oturmuş be (:

Okuyun, izleyin... Tebrikss Andrzej Sapkowski
400 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitabı alıp başlamam zaman aldı dizisinden önce kitaplar okuma listemde vardı fakat bir türlü okumada ön sıralara alamamıştım diziyi izledikten sonra the wıcher ı beğendim ve kitapların daha güzel olacağını düşünüp seriyi hemen öne çektim ilk kitap son dileğe deyincek olursak kitap oldukça akıcı ve hızlı okunan bir kitap ama şöyle bir durum var serinin ilk iki kitabı novella şeklinde asıl roman 3. kitapla başlıyor ilk iki kitap rivyalı geralt ın hikayelerini okuyoruz ama bence asıl konuya bağlanacak hikayeler olduğunu düşünüyorum bunların seriye devam edicem bakalım asıl hikaye başladığında seri ile ilgili düşüncelerim daha belirgin olacağını düşünüyorum şimdilik idare eder diye bilirim bakalım devam kitaplarında düşüncelerin değişicek mi iyi okumalar
400 syf.
·5 günde·10/10
Bu kadar güzel ve iyi yazılmış, severek okuduğum son fantastik roman benim için Salvatore'un Drizzt Do'Urden efsanesini anlatmaya başladığı Anayurt-Sürgün ve Göç üçlemesiydi. Salvatore'un diğer kitaplarında bu ilk üç kitaptaki derinliği bulamadığım için bir kaç kitaptan sonra bıraktım okumayı. Nedenini bilmeden en çok fantastik dünyaları anlatan romanlarda tutunmaya çalışıyorum, Le Guin'in ince ince örülmüş fantastik dünyaları bütün ilgi çekici özellikleriyle beraber yine de tam olarak o klasik havaya uymuyor gibi, onun karakterleri anlama derdindeler ve yaşama derdinde, isimlerinden yaşadıkları dünyaya dek her yerde nakış gibi işlenmiş bir hayal gücü görülüyor. Tolkien gibi yazarları okuyanlar Le Guin'in dünyasını bile ister istemez daha yalın, daha dar bir çaba olarak görüyorlardır, emin değilim, belki de böyle düşünmeyen okurlar da vardır.

Sapkowski'nin dünyası ise son derece eğlenceli, son derece güzel yazılmış, bol bol gülebildiğimiz bir dünya. Canavar avcısı Witcher bizi hikâyeden hikâyeye bu dünyada dolaştırırken insan olmakla insan olamamak arasında kalmış nice canavarın dünyasından bakarak, kötülükle iyilik arasında gelip giden karakterlerle bir bakıma lanetlenmiş, kötülüğe bulaşmış, yolunu şaşırmış, kaybolmuş insanların öyküsünü anlatıyor. Yazarın dili kesinlikle çok eğlenceli. En güzeli ise karakterlerimiz renkli, ilgi çekici ve komik. Nivellen ise hayatta tanıyabileceğiniz en eğlenceli canavar, orası kesin. Günah ve erdem el ele dolaşıyor bu fantastik dünyada, Witcher hayatta kalmak için günlük işlerini yürüterek canavar avına devam ederken politik oyunların, ihanetlerin, kötülüklerin, iyilik ve dostlukların arasında debelenerek hayatını sürdürmeye çalışıyor. Bir gün su elementi cini olan marid, bir gün mağaralarda yaşayan zehirli, ejderimsi bir canavar türü olan basilisk öldürüyor; bir başka gün ise lanetle bir canavara dönüştürülmüş ve yaşayan her canlıya nefret duyan bir strigayı öldürmeye çalışıyor. Eee, ekmek kavgası! Bir kiralık canavar katili olarak Witcher da kendi türünün sahip olduğu özelliklerle yaşıyor, pek sevilmese ve saygı görmese de onun da arkadaşları, dostları ve sevenleri var; ve o da nice yaşayan gibi hayatının anlamını kovalıyor. İşte bu ilk kitap bu arayışın, ararken ve yaşarken eğlenmenin eğlenceli, keyifli, komik öyküsü. Okumayı düşünenlere iyi okumalar :)
400 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Merhabalar.
The Witcher serisini alalı neredeyse bir sene olmuş, kitaplığımda öylece bir gün olunacağı günü bekliyordu. Malum şu aralar diziside yayınlanınca merak ettim ve okumalarımda öne aldım. Kendim özellikle fantastik seven biri olarak Andrzej Sapkowski'nin kalemini beğendim. Bazı fantastik yazarlarında ki ağır üslûp yoktu bana göre. Elbette kendine has bir üslûbu vardı ama okuması kolaydı. Öncelikle bu seriye başlayacak arkadaşlar için belirtmeliyim ki Son Dilek Witcher serisinin birinci kitabı değil, 0.50 olarak geçiyor. Yani Son Dilek için The Witcher serisine başlama novellası diyebiliriz. Hatta ülkemizde de ikinci sırada yayımlanan Kader Kılıcı da The Witcher'ın başlangıç kitabı değil, o da serinin yine başlangıç Novellası, 0.75 olarak geçiyor. Üçüncü kitap yani Elflerin Kanı serinin birinci kitabı. Yani Witcher evrenine girebilmek için hikayelerden oluşmuş; Son Dilek ve Kader Kılıcını okumak gerekiyor. Ama emin olun bir solukta okunabilecek muhteşem kitaplar. En azından Son Dilek'i okumuş biri olarak ona garanti verebilirim. Ha derseniz ki ben direkt birinci kitaptan, yani Elflerin Kanı'ndan başlayayım, pek bir şey anlayabileceğinizi düşünmüyorum. Bu iki kitap seriye bir zemin oluşturuyor adeta. Bu teknik bilgileri verdiğime göre Son Dilek'ten bahsetmem gerekirse; kitap tek kelimeyle muhteşemdi ki ben Novella tarzı yan kitapları pek okumayı sevmeyen biri olarak bayıldım. Yazarın yarattığı dünyada çeşitli canavarlar ve bir mutasyon ve eğitim sonucu gelişmiş yetenekleri ile canavar avcısı Witcherlar var. Bizim ana karakterimiz ise bir Witcher olan Rivyalı Geralt, meşhur Beyaz Kurt... Bu kitapta da ana karakterin başından geçen bazı önemli olayları, tabiri caizse onu yoğurup şekillendiren olayları okuyoruz. Ben çok severek okudum, aksiyonu bol, rahat okunan bir fantastik seri arıyorsanız tavsiye ederim. Önce kitabı okuyup sonra diziyi izlemek isteyen arkadaşlarıma önerim ise ilk iki kitabı yani; Son Dilek ve Kader Kılıcını okumaları. Çünkü dizinin ilk sezonu bu iki kitabı konu alıyor.
400 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Sadece oyunlarını oynadığım için merak edip okuduğum kitap. Kitapta daha çok ana görevleri değil de yan görevleri oynuyormuş gibi hissettim. Kafa dağıtmak veya zaman geçirmek için okunabilir.
400 syf.
·4 günde·5/10
Diziyi izledikten sonra seriye başlama kararı aldım. Bunu neden yaptım bilmiyorum çünkü diziyede çok bayılmamıştım. Sanırım seri 7kitaptan oluşuyor ve ben hepsini aldım. İlk kitap fena değildi. Witcher’ın canavar avcısı olduğunu düşünürsek kitap fazlasıyla fantastik. Şimdi 2. Kitaba başlıyorum umarım o daha başarılıdır.
400 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Bu güzel kitabın kitap yorumunu yapmaya başlayalım.
Kitap genel olarak çok güzeldi.Bazı insanlar ayrı ayrı hikaye okumanın yorucu olduğundan ,kitabın akıcı olmadığından falan söz etmiş ama ben bu fikre kesinlikle katılmıyorum.
Bence ayrı ayrı hikaye olması kitaba güzel bir hava katmış ve kesinlikle akıcıydı .Bir oturuşta rahatlıkla en az 50 syf okursunuz.
Kitabın içeriğine gelirsek ilk sayfaya geldiğinizde direk olayın içerisine giriyosunuz ve bu (pek iç açıcı olmayan bir olay :) İlk sayfayı okuduğunuzda" noluyo ya" diyebilirsiniz normal karşılarım . Kitapta bazı insanlar var onlara o kadar sinir oldum ki .Neymiş witcher bir kiralık katil .Tam tersine o sizi rahatsız eden ,sizi öldürebilecek yaratikları öldürüyo.Sizin uğraşamadığınız yaratıkları.Witcher karakterine gelirsek tek kelime ile BAYILDIM.
Özünde o kadar iyi bir insan ki ,sevdiği insan için yapmayacağı hiç bir şey yok .Bunu kitapta Dandelion için yaptıklarında görebiliriz .Akıllılığı,hazırcevaplığı bide bence gayet kibar. Onda sorun yok valla siz adamın sabrını sınıyosunuz adam ne yapsın hatta iyi bile dayanıyo . Sanırım bide Bedel Meselesi diye bir hikaye vardı içinde ve sonunu tam öğrenecekken hikaye bitiyo ve sonu çözemiyorsunuz .Sırf devamını öğrenmek için 2.kitabada baktım ordada yok. Jennıfer ablamızı da öğrendik ama içimden bir ses onun hikayesi daha bitmedi diyor. Diğer bayıldığım karakterler Nenneke ve Dandelion oldu.Dandelion samimi birazda tuaf bir karakterdi ama sevdim. Nenneke 'yi sevme nedenimi tam olarak bilmesemde onuda sevdim .Bu kitabı okuyanlara şimdiden iyi okumalar(◕ᴗ◕✿)
Bu yorumcağızında sonuna gelmiş bulunmaktayım.
Kitapla kalın sevgili okurlar。◕‿◕。
400 syf.
·10/10
Fantastik kitaplara düşkün biri olarak ve bu tür evrenlere tanıklık eden biri adına konuşacak olursam keyifle okudum ama kitabın genel konusuna hazırlık amacıyla bakacak olursak yazar bölüm bölüm ayrı ayrı hikayeler anlatarak sizi 3. kitaptaki ana hazırlıyor. Haksızlık etmemeniz ve Witcher evreninizi tanımanızı şiddetle öneriyorum.
400 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Uyarlamanın kaynağı olan materyalleri ön sıraya koyma alışkanlığım olduğundan, The Witcher oyunlarını oynamadım, hepsinin Steam kütüphanemde hazır bir şekilde beklemesine rağmen. Çıkan üç oyunun kitaplardan sonrasını anlattığını biliyorum, ayrıca kitabın keyfini kaçıracak spoiler da vermiyor. Fakat önceliğin yine orijinalini ortaya çıkaran zihinden akanlara vermek gerektiğini düşünüyorum. Zaten serinin çevrilecek daha çok kitabı var, bu gidişle oyunları araya sıkıştıracağım.

Sapkowski'nin dünyası ve karakterleri son derece orijinal. Alışılmışın dışında bir fantastik roman okuduğunuzu daha ilk satırlardan fark etmeniz mümkün. Karakterlerin yaratılmasına fazla önem verilmesi aynı zamanda her karakterin de benzer renkler taşıması, eserin derin atmosferini destekler nitelikte.

Ayrıca kitabımız, net bir konu üzerinden ilerlemiyor. Elbette, The Witcher'ın bir hikayesi var ve bu hikaye genel olarak Geralt ve onun karşılaştığı hayatların çevresinde dönüyor. Bu hayatlarla her bölümde karşılaşıyoruz. Her ayrı bölüm bizlere yepyeni ve derinlikli karakterler kazandırıyor. Ne kadar karakter tanırsak, ana karakterimiz Geralt hakkında da o kadar bilgi sahibi oluyoruz. Yan karakterlerin çeşitliliği, ana karakterin tanıtılmasında büyük rol oynuyor.

Birbirinden az da olsa bağımsız olan bölümler kesinlikle kafa karıştırıcı değil. Bölümler hızla akarken bir bakıyorsunuz ki The Witcher dünyasına kendinizi kaptırmışsınız ve çoğu şeyi artık biliyorsunuz. Diyaloglar ve insani ilişkiler kitapta kendine fazlasıyla yer bulduğundan fantastik eserlere yabancılık çekenlerin de işlenen konuya alışmaları rahat oluyor.

Sapkowski'nin yazım tekniği son derece akıcı ve estetik. Karakterlerine kurdurduğu diyaloglarda barındırdığı kaa mizahı oldukça etkileyici. Kısacası Son Dilek -ve muhtemelen serinin tüm kitapları- her daldan okuru kendine bağlayabilecek kapasiteye fazlasıyla sahip. Serinin diğer kitapları çevrilmeye devam ediyor. Dördüncü oyunun gelebileceği haberi verildi. Ayrıca Netflix'in el attığı bir de dizi uyarlaması yolda. Sahi hala Geralt'ı oynayacak birini duyurmadılar. Teklif gelirse hayır demem.
400 syf.
·5 günde·6/10
Oyunu ile varlığını öğrendiğim bir kitap serisi The Witcher, oyununu oynamadım, uyarlamasından önce aslını tanımak istedim.

Fantastik kurguyu çok severim, bu seriden de biraz beklentim vardı, mükemmel konu, mükemmel karakterler olmasa da özgün bir seri beklentisi içindeydim ancak kitap bir çok mit ve eski masalların karışımı ile harmanlanmış, zeki, yetenekli ve biraz da muzip bir baş karakterle bize sunulmuş bir eser.

“İnsanlar, canavar ve canavar hikâyeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler. İçkinin dibine vurduklarında, sahtekârlık, hırsızlık yaptıklarında, karılarını kayışla dövdüklerinde, yaşlı büyükannelerini aç bıraktıklarında, tuzağa düşmüş bir tilkiyi gübre yabasıyla delik deşik ettiklerinde ya da dünyada yaşayan son tekboynuzu ok yağmuruna tuttuklarında gün ağarırken kulübelerin arasında dolanan Bane’in onlardan daha kötü biri olduğunu düşünmek işlerine gelir. Böylece yüreklerine su serpilir. Yani yaşamak kolaylaşır.”

Kitap özgün pek bir şey barındırmasa da okuması zevkli idi, sıkmadan sayfalar ilerliyor. Ancak kitaptaki olayların çoğu birbirinden bağımsız olduğu için bütünlük tam anlamıyla sağlanamamış, bu da eksi yönde etki etmiş kitaba. Giriş kitabı olarak fena değildi ancak diğer kitapların daha güçlü olması ve daha sağlam bir hikaye ile karşımıza çıkması gerekiyor. Şimdilik seriye devam etmek istiyorum ama Kader Kılıcı da böyle zayıf olursa devam etmem muhtemelen.
400 syf.
·1 günde·8/10
Diziye başlamadan önce okuyanlardanım. Çünkü karakterleri kendi hayal dünyamda şekillendirmeyi tercih ederim. 1.kitabı severek okudum, hız kesmeden 2.kitaba geçiyorum
400 syf.
·Beğendi·10/10
Merhaba, öncelikle incelemem bir witcher fanı olarak değil (dizisi ve oyunlarını katmadan), tamamen objektif olarak kitabın değerlendirilmesidir.
Kitaba başladığım vakitte, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım sadece 1 gecede bitti. Anlatımı o kadar akıcı ki yazar sizi alıp kitabin içine sokuyor sanki. Gerald'ın ise yapacakları oldukça tahmin edilebilir fakat yapma şeklini tahmin edemiyoruz. Çünkü o bir Witcher ve işleri kendi yoluyla halleder!
Kısacası fantastik türünü sevenin de sevmeyenin de kesinlikle okuması gereken bir kitap dilin yalınlığı, kitabın akıcılığı muazzam. Bu kalitede eser zor bulursunuz. Herkese iyi okumalar.
İnsanlar, canavar ve canavar hikâyeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler. İçkinin dibine vurduklarında, sahtekârlık, hırsızlık yaptıklarında, karılarını kayışla dövdüklerinde, yaşlı büyükannelerini aç bıraktıklarında, tuzağa düşmüş bir tilkiyi gübre yabasıyla delik deşik ettiklerinde ya da dünyada yaşayan son tekboynuzu ok yağmuruna tuttuklarında gün ağarırken kulübelerin arasında dolanan Bane’in onlardan daha kötü biri olduğunu düşünmek işlerine gelir. Böylece yüreklerine su serpilir. Yani yaşamak kolaylaşır.
“Satın aldığın birisine kendi biçtiğin değer doğrultusunda ödeme yaparsın ancak sana hizmette bulunan kişi kendi fiyatını kendi belirler.”
Dünyanın yazgısı tarıma bağlı, dolayısıyla bu işten anlamaktan zarar gelmez. Tarım bizi doyurur, giydirir, soğuktan korur, eğlendirir ve sanata hizmet eder.
Andrzej Sapkowski
Sayfa 251 - Pegasus Yayınları (5. Baskı)
"Sana yapılmasını istemediğin şeyi,"dedi Witcher soluk soluğa" başkalarına yapma.Oyuna devam etmek ister misin?"
Andrzej Sapkowski
Sayfa 276 - Pegasus
"Gördüğün gibi iki kılıç taşıyorum. Her Witcher'ın iki kılıcı vardır. Kötü niyetli insanlar, gümüş kılıcın canavarlar, demirin ise insanlar için olduğunu söylüyorlar. Bu doğru değil tabii. Sadece gümüş kılıçla yaralayabileceğin insanlar vardır ama öyle canavarlar vardır ki ancak demirle ölürler.
Andrzej Sapkowski
Sayfa 170 - Pegasus Yayınları (5. Baskı)

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Son Dilek
Alt başlık:
The Witcher Serisi 1
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052990186
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ostatnie Zyczenie
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Son Dilek
The Last Wish
İngiltere için Tolkien,

Amerika için George R. R. Martin neyse

Doğu Avrupa için Sapkowski odur.



Rivyalı Geralt bir Witcher’dır. Henüz küçük bir çocukken seçilmiş, eğitilmiş, büyülerle donatılmış ve mutasyon geçirmiş bir canavar avcısı. Acımasız, tekinsiz, karanlık ve canavarlarla dolu bir dünyada yaşar.

Onun dünyasında peri masalları hiç de saf değildir. Pamuk Prenses bir haydut çetesinin başındadır. Güzel ve Çirkin’deki roller çok farklıdır. Üç dilek hakkı sunan cinlerle karşılaşmak bile istemezsiniz.

Masumların savunucusu Geralt, kızları canavara dönüşmüş ensest krallarla, intikam hırsıyla yanan cinlerle, âşık vampirlerle ve daha nicesiyle karşılaşıyor. Hepsi çok tehlikeli ve hiçbiri göründüğü gibi değil.



“Mıevılle ve neıl gaıman gibi sapkowskı de eskiyi alıp yeniliyor… Fantastik türde taze bir açılım.”

-Foundation-



“Bu kitabı gerçekten, gerçekten çok beğendim... Sapkowskı’nin dünyasındaki hiçbir karakter siyah-beyaz değil. Geralt ve canavarlar dâhil herkes grinin bir tonu.”

-The Deckled Edge-



“Dünyadan bıkmışlığı ve sayısız savaşta geliştirilmiş güçleri, geralt’ı böylesine ilginç bir karakter yapıyor.”

-Edge-



“Sapkowskı’nin wıtcher evreni, modern fantastik edebiyat dünyasının en detaylılarından biridir ve birçok yenilikçi fikir sunar. Karmaşık karakter ilişkileri bu dünyayı daha da zenginleştirir… Fantastik edebiyat hayranlarının el üstünde tutacağı bir seri.”

-B&N-



“Okuduğum en iyi ve en ilginç fantastik edebiyat serilerinden biri. Sapkowskı hiç kimseye benzemeyen bir tasarımcı.”

-Nerds of a Feather-



“Sapkowskı’nin romanı, karmaşık bir büyü gibi; fantastik malzemeler, entelektüel diskur ve ince bir mizahın karışımı.”

-Time-



“Artık eskimiş bir türde yeni bir soluk. Sakın kaçırmayın.”

-Dreamwatch-



“Sapkowskı’nin müthiş üslubu, sansasyonel olaylar ve ilgi çekici bir atmosfer yaratmadaki bulunmaz yeteneği, gerilimi ve mizahı usta bir harmanda birleştirebilmesi onu eşsiz kılıyor.”

-Polityka-



“Sapkowskı ilginç ve olağanüstü derinlikte karakterler yaratmakta usta. Son dilek melankoli ve mizah dolu bir roman.”

-The Wertzone-



“Polonyalı yazar andrzej sapkowskı’nin karakter bazlı muhteşem yazılmış eseri türünün en önde gelen romanlarından.”

-The Specusphere-



“Tanıdık hikâyelerin böyle farklı ele alınması çok sevindirici. SON DİLEK’in çoğu bir peri masalı gibi.”

-SFX-



“Doğu avrupa folkloru ve efsaneleri ile güzel prensesler ve huysuz şeytanlar bir arada. Son Dilek’te hiçbir şey göründüğü gibi değil. başladığınız zaman bırakamayacaksınız.”

-Waterstones-

Kitabı okuyanlar 1.091 okur

  • Erdem Günay
  • Zeynur
  • Merve Ormancı
  • Emirhan Çavdar
  • Cihan Yıldırım
  • Hilal çelik
  • Ali Taha Övez
  • FIRAT DOLMA
  • Ebru Mutlu
  • Filizyargan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%15.2
18-24 Yaş
%21.2
25-34 Yaş
%39.4
35-44 Yaş
%12.1
45-54 Yaş
%6.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%21.4
Erkek
%78.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.5 (129)
9
%26.9 (142)
8
%27.9 (147)
7
%13.5 (71)
6
%3.4 (18)
5
%2.1 (11)
4
%1.1 (6)
3
%0
2
%0.4 (2)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları