Svana Doğru

Marcel Proust
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

KAVRAMLAR – KELİMELER
Puan vermedi·404 syf.··
2021 2. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2021 16:29
Bir çocuğun anne özlemi etrafında hayatı izleyişinden nereye varabiliriz ki? Proust, Swann’ların tarafı veya Guarmantes tarafından bakarak bize ne söyleyebilir? Aslında anlatılan hikâyelerin hangi tarafta olduğunun bir önemi yok. İnsana, davranış biçimlerine, davranışın özündeki tutarsızlıklara dair bir sorgulama izleyeceğiz birlikte. Hangi taraftan okursak okuyalım kendi davranışlarımızın kökenine inmiş olacağız. Karşı tarafta olduğunuzu düşünerek rahatça okuyabileceğinizi söyleyemem. Şimdiye kadar çok büyük anlamlar yüklediğiniz tutumlarınızı irdeleyince rahatınız kaçabilir. Doğrudan size yönelmeden, bir edebi metin aracılığıyla size ayna tutulacağı için bir nebze rahat olabilirsiniz. Oğuz Atay’ın kelimelere bir anlamı olmadığını vurgulayarak yüklediği anlam gibi, kavramlar üzerinde düşünmemizi istiyor Proust. Kayıp Zamanın İzinde serisinin yazarının neden birçok yazara ilham verdiğini daha iyi anlıyorum şimdi. Proust, bizim sıradan gördüğümüz birçok detay üzerinde düşünmüş ve bunu tanımlamış. Ve bu tanımlamayı yaparken o kadar yalın bir anlatımla bunu bize aktarıyor ki, sanki daha önceden bunu biliyormuşuz gibi geliyor bize... Hikâyeyle birlikte ısrarla vurgulanan resim, müzik sanatı ve zevki hep ön planda olmaya devam edecek. Tanpınar gibi musiki eşliğinde hikâyenin devam ettiğine şahit olacağız. Tanpınar dediğimizde, Yahya Kemal ve Proust mutlaka aklımıza gelecektir. Proust dediğimizde de Bergson ve “zaman teorisi”. Bu açıdan değerlendirdiğimizde Tanpınar anlatımlarındaki müzikal akışın kaynağını da burada görmüş oluyoruz. Özellikle yazarın, eserin tüm aşamalarında ısrarla yer vermiş olduğu Vinteuil’ in sonatını incelemenin sonuna bırakarak Proust ile birlikte Kayıp zamanın izindeki yolculuğumuza devam ediyoruz. Şimdi yazarın hangi kavramlar üzerinde bizi
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
10/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2016 98. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2016 21:48
Yedi kitaplık Kayıp Zamanın İzinde'nin ilk kitabı Swann'ların Tarafı, oldukça zor bir eser. Çoğu eserin ağırlaşmasına ve zorlaşmasına yol açan "anlatımda yoğunluk" dediğimiz kavram bu kitapta genelgeçer olarak pek fazla yok. Anlatım yalın; yazarın ne dediği anlaşılıyor. Ne dediği anlaşılıyor ama nasıl anlaşılıyor? İşte burada Proust farkını ortaya koyuyor. İnsanın hayalleri karmakarışık bir yapıda olduğu için Proust da anlatımı uzun cümlelerle yapmış. Böyle bir türü ilk defa okuyacaklar için (ben gibi) başlarda oldukça zorlayan bir eser Swann'ların Tarafı. Sayfalar yavaş yavaş çevrildikçe (dikkat edin sayfalar aktıkça demiyorum) anlatıcının cümlelerine alışılmıyor değil elbette ama hayallerle ilgili tasvirler geldiğinde oldukça dikkatli okumak şart. Kitap üç bölüm içermesinin yanı sıra (kitaba o denli dalıyorsunuz ki üçüncü bir bölüm olduğunu ancak o bölüme gelince fark ediyorsunuz) basit olay dizilerini de içeriyor. İlk bölümde anlatıcımız çocukluğu ile ilgili anıları rastgele bir rastlantı dolayısıyla anlatmaya başlıyor. Bu da aslında hayatın değişmez ama bir o kadar da bilinmez bir kanunudur. Kimi zaman en alakasız şeylerden (üstünde düşünsek dahi alaka kuramayacağımız şeyler) bazı yolculuklara çıkarız hayatta. Bu yolculukları oldukça fazla yaşayan anlatıcı hayata dair de bir o kadar yerinde tespitlerde bulunuyor. Eşyaların görünen yüzlerini değil, onların bizde; bizim zihnimizde oluşturduğu anlamı gördüğümüzü, eşyaların da varlığının buna göre değerlendirilebileceğinden bahsediyor. Sokakta yürürken rastgele yanımızdan geçen biri bize bir şey anımsatmıyor ve bizim ona bir anlam yüklememizi gerektirmiyor ise o yanımızdan geçen kişi bizim için aslında yoktur. Çünkü zihnimizde yer etmez. Bu cümleyi okuduktan sonra bir düşünmenizi isterim: "Sokakta yürürken yanımızdan
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Dünya edebiyatının zirvelerinden bir roman
10/10
·400 syf.··
2024 39. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2024 14:20
7 ciltlik Kayıp/Yitik Zamanın İzinde serisinin ilk kitabı. Ömrüm tamama ermeden bitirmek istediğim tek seri; aceleyle değil, özümseyerek tabi ki. Çok büyük kısmından zevk almasam da tüm zamanların en etkili serisine kişisel ve genel okuyucunun tahammülsüzlüğüne bu kitabı heba etmek istemedim. O yüzden 10 dışında puan vermek düşünmüyorum. Edebiyat literatürünü bilenlenler seriyi iki şekilde anarlar. İlki dünyanın en başarılı edebî metinlerinden biri olmasıyla diğeri ise eserin dünyanın okunması en zor romanlar arasında yer almasıyla. Bu iki sorunun yanıtını vermek seriyi okumayanlar için gayet yeterli olacaktır. Eserin edebî değeri yalnızca üslubundan meydana gelmez evet bu roman bizlere okuyacağımız romanların çok büyük kısmından daha üslupçu gelecek fakat unutmayalım ki klasik eserlerin bir vasfı da kendinden sonraki roman yazımını ne yönde etkilediğidir. Tarihte nasıl ki Fransız İhtilali yeni bir çağ açtıysa Proust 'ta yüzyıllardır olay merkezinde ilerleyen klasik, romantik ve realist roman anlayışlarının yerini belli ölçüde modernist romana devretmesini sağlamıştır. Fransız edebiyatının Türk edebiyatına etkisi herkesçe malumdur. Balzac'ın, Hugo'nun Flaubert'in Türk romancılığına etkisi neyse Proust'un etkisi inanın ki 1940 sonrası Türk modernist romanına etkisi çok daha fazla olmuştur. Pek çok okurun hayran olduğu Tanpınar, bariz bir şekilde Proust hayranıdır. Okuduğumda hayran olduğum 'Fahim Bey ve Biz' romanı yazarı Abdülhak Şinasi Hisar kesinlikle Proust'tan etkilenmiştir. Türk edebiyatında bir Dostoyevski kıyaslaması yapılacak tek kişi olan Peyami Safa yine ondan etkilenmiştir. Bu etkilenmeler sadece olayı merkeze almayan bireyin iç dünyasına yönelik roman yazmalarında değil, Bergsoncu zaman anlayışını (Zamanı; gün, ay, dönem, çağ gibi ayırmak yaşanılan
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Kayıp Zamanın Sisinde
Puan vermedi·400 syf.·
2025 209. kitabı
Eskiden bildiğimiz yerler, kendilerini kolaylık olsun diye yerleştirdiğimiz mekânlar âlemine ait değildirler sadece. O zamanlarki hayatımızı oluşturan, birbirine bitişik izlenimlerin ince bir dilimidirler; belirli bir görüntünün hatırası, belirli bir ânın özleminden ibarettir; ve evler, yollar, caddeler de, heyhat, seneler gibi uçup giderler.(son cümle) Kayıp Zamanın İzinde uzun zamandır okuma listemin en nazlı konuğu:) serinin görkeminden ötürü her defasında yarının atlasına sığınıp erteliyordum. Oysa sayfaları açıldığında belleğin kıvrımlarından yükselen o incecik koku çay bardağında şekerin çözülüşü kadar sakin, (çay içerken yazıyorum) sisli bir akşam kadar derin beni zamanın koridorlarında gezdireceğinden habersizdim. Nihayet, ertelenmiş bir buluşmanın bütün ışıltısıyla Proust’un derin dehlizlerine adım attım. Kayıp Zamanın İzinde Proust’un dev nehir roman dizisi, otobiyografik öğelerle bütünleşen zaman, bellek, sanat, toplumsal sınıflar ve aşk gibi evrensel temaları işleyen bir başyapıtı, Swann’ların Tarafı kitabı da serinin birİnci eseri olarak, anlatıcının çocukluk ve gençlik anılarından yola çıkarak küçük ayrıntılardan büyük duygulara uzanan eşsiz bir dünya kuruyor. Swann'ların TarafıSwann'ların Tarafı üç ana bölümden oluşuyor. Romanın anlatıcısı birinci bölümde çocukluğunun Combray kasabasına, eve, ailesine ve anılarına geri dönüyor. Uykuya dalma ritüelleri, annesinin iyi geceler öpücüğü, büyükannesiyle yürüyüşler, Swann’ın eve gelişleri ve ev içi dengeler bu bölümün duygusal arka planını oluşturuyor. Aşkımız, kıskançlığımız dediğimiz şey, sürekli, bölünmez ve tek bir tutku değildir. Birbirini izleyen sayısız aşktan, farklı kıskançlıklardan oluşur; bunların her biri gelip geçicidir, ama kesintisiz bollukları nedeniyle, devamlılık, bütünlük izlenimi uyandırırlar. Bu
Düşünce
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
10/10
·430 syf.·
2019 2. kitabı
Somut bir varlık, en küçük bir nesne, sıradan bir hayal ve kaybolmaya yüz tutmuş bir anı Proust’un aynasında öyle bir başkalaşım geçirir ki, dağılan parçacıkların bir araya gelmesiyle kendini yenileyen düş gücü ve onu oluşturan halet-i ruhiye, tek kelimeyle hayran kalınası bir incelik kazanır. Bu olağanüstü ayna, adeta bir sihirli değnek etkisi yaratarak modern edebiyatın ‘zaman kavramı’na Proustvari bir nitelik bahşederken, paragrafların arasında zamanı bir süre dondurur, iç ve dış seslere kapalı durumda bırakıldığımızda bu parlak zihnin labirentlerinde yolculuğa çıkmaya başlamışızdır artık… Geçmiş dediğimiz, yaşadığımız şu anın ürünüdür. Şu an yazmakta olduğum bu satırlar ve geçmekte olan her saniye artık geçmiş haline gelir ve her zaman şu anın yaratısı halinde kalırız… Ya geçmişin sınırları? Bu soruyu en detayıyla yakın merceğe alan isim -ve belki de en büyük isim- Proust’un ta kendisi. Roman boyunca çeşitli norm ve tarihi olayların silsilesini isteyen satırlar, buna hazırlıksız yakalananlar için büyük bir handikap, bunu net bir şekilde görmek mümkün. Bilinç akışı anlatısının içine girmek, tekrar anlamlandırmaya çalışmak nasıl abes kaçıyorsa, dış ortamın ve hatta kendi iç sesimize kulak vermemiz de o derece sönük kalacaktır. Tıpkı Proust gibi anlatılanları bir gözlemci edasıyla görmek, Proust’un aynasıyla bağ kurabilmek için gözden kaçırılmaması gereken bir düstur olduğunu söylemeliyim… Bir karakter ki annesine “iyi geceler” demek yerine bunu satırlarca uzatarak ifade etmeyi yeğliyor. Bir kadına olan tutku, bir tabloya olan hayranlık da aynı düzlemde yer bularak uzun uzun cümlelere dökülen abartılı bir anlatıya sahne almış oluyor. Romanda belirli bir zaman, olay ve karakter döngüsünün bulunmaması da tamamen bununla bağlantılı bir durum. Ancak tabii ki bu
Edebiyat
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Kendi zamanını yakalamak mümkün mü?
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2022 150. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2022 12:50
Bir seriyi okurken kitaplar üzerine ayrı ayrı yazmak ne kadar doğru bilmiyorum. Ama sanırım Kayıp Zamanın İzinde için bir istisna yapabilirim. Yolculuk uzun. Ve sanırım ilk adımlara dair birkaç not düşmek, sonra dönüp bakmak iyi bir fikir. Uzun süredir okumayı istediğim ama cesaretimi toplayamadığım bir seri. Bu kitap için yapılan onca övgünün yakamadığı fitili başka bir kitabın satırlarında yakaladım. İdeal Defter’de geçiyordu: “Gerçekten gurur duyduğum şey. Kayıp Zamanın İzinde’nin yedi cildini de okumuş olmak.” diyordu. Niye okumalı ki bu kitabı: Bilmem kaç yıl önce yazılmış, ayrıntılarla, bilsek de olur bilmesek de denecek olaylarla, ilgimizi belki de asla çekmeyecek karakterlerle dolu, bazen sıkılıp bize ne Swann efendiden dediğimiz satırlar. Ama başka bir şey daha var işte. Bakmakla görmek, hissetmekle ifade etmek, bilmek ve anlam kazandırmak arasında bir yerlerde dolaşıyor Proust. Derine iniyor, kazıp çıkarıyor. Dingin, huzurlu. Zihninizin esneyip genişlediğini duyarak okuma keyfi. Çaya batırılan madlen kurabiyesi üzerine düşünüyorum. Benim madlen kurabiyem ne diye soruyorum. Sahi ne? Daha bunu sorarken bugüne kadar keşfetmemiş olmam büyük bir eksiklik gibi görünüyor gözüme. Sonra başlıyorum tüm kokulara, akıp giden tüm görüntülere daha dikkatli bakmaya. Bu bana Annie Ernaux’un Seneler’de yazdığı şu satırları hatırlatıyor: “Bir daha göremeyeceğimiz yüzlere vuran ışığı yakalamak...Artık asla olmayacağımız bir zamandan bir şey kurtarmak” Bunu kendimizin bir daha göremeyeceğimiz yüzüne bir ışık tutmak, bir daha asla geri dönemeyeceğimiz kendi zamanımızdan bir şey kurtarmak olarak okuyorum. Hiçbir kitabın satırlarına yazılmayacak bile olsa, kendi hikayemize sahip çıkmak olarak biraz da. Madlen kurabiyesini kilide takıp çevirdiğim için kendime, açılan kapının
Edebiyat
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2023 49. kitabı
·
70 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2023 14:23
Bu inceleme 1. Marcel Proust’un Hayatı 2. Kitabın Yayın Süreci ve Proust’a Gelen Eleştiriler 3. Kitabın Teması ve Anlatım Özellikleri 4. Bellek ve Zaman 5. Swann ve Odette Arasındaki İlişki 6. Sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Serinin ilk kitabı olduğu için daha çok Proust’un hayatı ve eserin yayınlanma sürecine yönelik bir değerlendirmeyi daha uygun buldum. 1. Marcel Proust’un Hayatı Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de Paris'te doğdu. Babası, ünlü bir doktordu ve annesi zengin bir Yahudi ailedendi. Çocukluğu sağlık sorunlarıyla geçti; 9 yaşından itibaren astım hastalığıyla mücadele etti. Eğitimine odaklı bir öğrenci olan Proust, Sorbonne'da hukuk okudu ve edebiyat diplomasını aldı. 1903'te babasını, birkaç yıl sonra da annesini kaybetmesi, yazı hayatına farklı bir yön verdi. Bu dönem, onun edebi çalışmalarına derinlik katan bir dönem oldu. Aynı zamanda, bu süreçte eşcinselliğini daha açık bir şekilde yaşamaya başladı ve toplumdan uzaklaşmaya başladı. Proust, 1907 civarında büyük eseri olan "Kayıp Zamanın İzinde" üzerine çalışmaya başladı. Kitabın ilk cildi yayınevleri tarafından reddedildiği için Proust kendi parasıyla yayınladı. Ancak, ikinci kitap olan "Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde" büyük bir başarı elde ederek Goncourt Ödülü'nü kazandı. Yazar 1922'de zatürre nedeniyle vefat etti. 2. Kayıp Zaman İzinde Serisi ve Proust’a Gelen Eleştiriler Proust'un "Swanlar’ın Tarafı" adlı eseri, dönemindeki yayınevleri tarafından reddedilmiştir. 1913'te J. Madeleine, eserin 712 sayfalık elyazmasını okuduğunu ancak metni anlayamadığını belirterek basımı kabul etmemiştir. Aynı dönemde La Nouvelle Revue Française ve Ollendorf gibi yayınevleri de eseri reddetmiştir. Bu süreçte, ünlü yazar Andre Gide de eseri reddederek Proust'un eserine ön yargılı bir bakış sergilemiştir.
Edebiyat
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2023 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2023 16:10
2023 yılına başlarken bu yıl Kayıp Zamanların İzinde serisini okuma hedefini koymuştum kendime. 1 Ocak 2023 tarihinde serinin ilk kitabı olan Swann’ların Tarafı’nı okumaya başladım. Niyetim her ay bir kitabı okumaktı ancak hesapta olmayan bir zaman girdi araya. Ne yazık ki kitaplarım depremde kaldı. Çok sonra büyük bir kısmını kurtarabildim. Kitabı bitirmiş olmama rağmen incelemeyi de geciktirmiş oldum. Yine aynı sebeple ikinci kitaba başlayamadım. Çünkü Proust tertemiz bir zihinle okunması gereken bir yazar. Arka planda sekmeler açıkken bu güzelim kitaba çok yazık edersiniz. Bu seri otobiyografik bir seri. Ancak biz bunu kronolojik olarak okumuyoruz. Tarihle, çizgisel zamanla, kişi ve olaylarla işimiz yok. Yalnızca ve yalnızca hisler, Marcel Proust’un duygu dünyası önemli olan. Burada kişiler ve olaylar Proust’un duygu dünyasına girmemizi sağlayan birer araç. Proust’un zihninde yer edinmiş olan anıları, onların kendisine hissettirdikleri yani aslında onun bilincini okuyoruz. Kişi ve olayların yaptığı serbest çağrışımlar önemli. Proust deyince okuyan okumayan hepimizin aklına gelen bir parça madleni çaya batırması ve onunla birlikte çocukluğuna dönmesi bunun en önemli ve en güzel örneği bana göre. Tatların ve kokuların hafızası var, o aşina olduğumuz tadı aldığımızda ya da kokuyu duyduğumuzda nasıl da o an’a gidiyoruz, hem de hiç hesapta yokken. Kitap üç bölümden oluşuyor. Birinci bölüm: Combray. Anlatıcının çocukluğunun geçtiği kasaba. Aslında böyle bir yer gerçekte yok, Proust çocukluğunun geçtiği Illiers kasabasından esinlenerek Combray’i yaratıyor ancak sonra kitap o kadar çok beğeniliyor ki kasabanın adı Illiers-Combray olarak değiştiriliyor. Bu bölümde çocukluk yıllarına dair detayları görüyoruz. Çocukluğunun geçtiği çevreyi, okumaya olan düşkünlüğünü, annesini
Edebiyat
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 117. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2025 01:39
Değineceğim ilk konu seriyi bitirmenin iç burukluğunu yaşıyorum, neden devamı niteliğinde kitap yok diye ama neyse ki her şeyi tadında bırakmış diyorum ve incelememe başlıyorum. 1.Anne: Bir insan ki annesine “iyi uykular ” demek yerine bunu satırlarca uzatarak ifade etmeyi tercih ediyor. Bir kadına olan tutkusunu, hiç üşenmeden uzun uzun, süslü, içi dolu, müthiş bir aheng ile anlatışına şahit olduk. Romanda belirli bir zaman, olay ve karakter döngüsünün bulunmaması da tamamen bununla bağlantılı bir durum. Ve bu döngünün olmayışı kitaba inanılmaz bir tonlama vermiş. 2. Daha güzel bir çiçek elde etmek için birçok başka çiçeği feda eden Japon bahçıvanları gibi…. “ Hayat akışımızı daha iyi hiç bir cümle anlatamazdı. 3.Tabiat olaylarından ne farkımız var ki… Gerçek hayatta kalbimizin geçirdiği değişimler, tıpkı bazı tabiat olayları gibi, o kadar yavaş gerçekleşir ki, kalbimizin içinde bulunduğu farklı durumların her birini saptar, buna karşılık, değişim duygusu yaşamayız.” Değişim hayatımızın her alanı için şart değip son sayfayı çevirip, kapağı kapatıyorum. Güzel okumalar.
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
Sanat Kokan Kitap
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 07:56
Harflerin hecelere, hecelerin kelimelere, kelimelerin cümlelere dönüştüğü büyülü bir metin bu. Marcel Proust cümleleri adeta ahenkle dans ettirmiş. O cümlelerin içinden aşk, tutku, sanat, müzik, vazgeçiş, kabulleniş ve geçmişe yapılan yolculuk akıp gidiyor. Combray’i öyle bir anlatıyor ki okur olarak büyülü bir gerçekliğin içine giriyorsun. Swann’ların Tarafı’ndayken bir yandan diğer tarafta dolaşıyor, tabloların içinde geziyor, bir müzik cümlesinin titreşimini duyuyor, balolarda ve sohbetlerde sen de var oluyorsun. Bu kitap sadece okunmuyor; içine giriliyor. Ama kolay bir metin değil. Zorlayıcı. Odak isteyen. Bazen tek bir cümle bir sayfa sürüyor. Anlatıcıyla birlikte biz de geçmişe dönüyoruz; bir koku, bir dokunuş, bir tını bizi kendi geçmişimize götürüyor. Kendi aşklarımızı, hatalarımızı, kırgınlıklarımızı sorguluyoruz. Kıskançlığın en gizli delhizlerinde geçmişimizle yüzleşiyoruz. Swann’ı o karanlık kuyudan çıkarmaya çalışırken aslında kendi içimize bakıyoruz. Swann’ın Odette’e aşkı da bu büyünün içinde doğuyor. Sevdiği bir tablodaki ayrıntıyı Odette’in yüzünde gördüğü an, zihninde bir bağ kuruyor. O ana kadar güçlü bir duygu hissetmeyen Swann, estetik hayranlığını Odette’le eşleştirdiği anda âşık oluyor. Peki bu gerçekten aşk mı? Yoksa kendi zihninde canlandırdığı bir imgeye, yaşamak istediği başka bir rüyaya mı tutuluyor? Odette’i olduğu gibi sevmiyor; onu sevdiği tabloların, bir müzik cümleciğinin içine yerleştirerek seviyor. Belki de âşık olduğu kadın değil, kendi kurduğu aşk fikri. Onu elinde tutma çabası, hiçbir zaman tam olarak kendisine ait olmayan bir kadını değil; kendi zihninde yarattığı duyguyu kaybetmeme çabası. Bir kitap sanat kokar mı? Swann'ların Tarafı sanat kokuyor. Bayağı görülebilecek bir aşk hikâyesini sanat eserine dönüştürüyor. Belki
Edebiyat
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma

Yazar Hakkında

Marcel ProustYazar · 33 kitap
Fransız modern edebiyatının temsilcilerinden Marcel Proust, 10 Temmuz 1871'de, Paris yakınlarındaki Auteuil'de doğdu. Babası varlıklı bir profesör olan Adrien Proust ile annesi Jaenne Weil tarafından Paris'te büyütülen Marcel Proust, 10 yaşına geldiğinde bir astım krizi geçirdi ve bundan sonraki yaşamında hastalıkların pençesinden kurtulamadı. Hastalığına rağmen okulunu başarılı bir öğrenci olarak tamamladı ve askeri hizmetinden sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan üniversiteye devam eden Proust bir yandan da Sorbonne'da felsefeci Henri Bergson'un derslerine katılıyordu. Ailesinin maddi varlığı nedeniyle rahat yaşamı garanti altına alındığından, mesleki bir eğitime gerek duymayan Marcel Proust, tüm zamanını küçüklükten beri ilgi duyduğu yazarlığa ayırmaya karar verdi. Düzyazıları ve makaleleri 1892 yılından itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmaya başladı. 1895'ten itibaren Eğitim Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Marcel Proust, Bakanlık'ta kaldığı beş yıl içinde Hazlar ve Günler adlı öykü kitabını yazdı. Gerek eleştirmenler gerekse okur tarafından pek başarılı bulunmayan bu eser bir anlamda yazarın bundan sonra ele alacağı konuların açıklanması açısından önem taşıyordu: Yabancılık çekilen bir dünyadaki yalnızlık ile kendi kimliğinin arayışı içindeyken aşk, hastalık ve zamanın etkileri. Proust, ilk kitabının ardından sekiz yıl boyunca bir kitap üzerinde çalıştı. Kitabı tamamlamasına çok az bir zaman kala uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sekiz yıllık uğraşının ürünü kitabını yırttı ancak onu atamadı. 1952'de Jean Santeuil adı altında yayınlanan bu kitap yazarın başyapıtı olarak değerlendirilen Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Kayıp Zaman İzinde adlı romanın bir tür hazırlık çalışması olarak değerlendirildi. Jean Santeuil'in odak noktasının anlatıcının subjektif öyküsü oluşturmuştur. Yazar bu eseriyle geçmiş olaylarla ilgili duyguların içinde bulunulan anda yaşanılanlardan daha kuvvetli olduklarını kanıtlamak istiyordu. Düşüncelerini vurgulamak için her şeyin tekrarlandığı bir anlatım biçimi uyguladı. İlk anlatılanda olayların gerçekten olup bittiği zamanı diğerinde ise akılda kalanları anlatıyordu. 1903 yılında babasını kaybeden ve annesiyle birlikte yaşayan Marcel Proust'un yaşamındaki en önemli olaylardan biri 1905'te annesi Jaenne Weil'i kaybetmesidir. O tarihte 34 yaşına giren eşcinsel yazar için annesi hayatının en önemli kadınıydı. Geçirdiği sinir buhranlarından ve gördüğü tedavilerin ardından Proust, deneme yazılarında önemli edebiyatçıları ve felsefecileri inceledi. Bunların başında çalışmalarını Fransızca'ya çevirdiği John Ruskin ve eleştirilerinin hedefi olan Charleb Augustin Sainte-Beuve geliyordu. Aynı dönemde üzerinde çalıştığı Bergson'un bilgi kuramı, Proust'un anlatım tekniğini düzeltmesindeki en önemli etkendir. 1908'de kaleme almaya başladığı ancak 11 yıl sonra yayınlanan Taklitler ve Seçmeler adlı yapıtı başyapıtı için ön çalışma oldu. 1908'den sonra tamamen inzivaya çekilerek hiç ara vermeksizin yedi bölüme ayırdığı Geçmiş Zaman Peşinde adlı dizi romanı üzerinde çalıştı. Bu roman 1927'ye kadar 15 cilt ve yedi bölüme ayrılmış olarak yayınlandı. 1913 Swannların Semtinde çıktıktan sonra onu izleyen diğer bölümler; Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde, Guermanteslerin Semtinde, Sodom ve Gomorra, Mahpus Kadın, Kaybolan Albertine, Yeniden Kazanılan Zaman yayınlandı. Otobiyografik bir havanın estiği bu roman dizisinde birbirine paralel iki düzlem bulunmaktadır. Proust'un yaşantısından alınan tek tek epizotlar, burjuvazinin tam bir tablosu ve en ince ayrıntılara kadar araştırıp anlattığı aristokrasinin çöküşü olarak yoğunlaşır. Proust bunu yaparken şimdiki zamana ve geçmişe ait bilinç içindekileri çağrışımlı olarak birleştirmek amacıyla olayları kronolojik bir sıraya koymadı. Geçmiş zaman anımsama yoluyla ve birinci şahıs olarak öyküyü anlatan kişinin içsel birliğine uyan kayboluşu zaman yeniden kazanılmaktadır. Sürekli geriye bakışlarla yaşam daimi bir dolaşım halindedir. Roman dizisinin sonunda şair yani Proust, kendi yaşantısını anlatan romanı yeniden yazmaya karar verir. Yazar anlattığı düşünceleri doğrudan doğruya yansıtabilmek için edebi teknik olarak iç monoloğu kullanmıştır. Benliğin zaman içindeki psikolojik değişimi ile güncel ve eski olayları bir bütün haline getirerek insanın ruhsal yaşantısını işleyen Marcel Proust, 18 Kasım 1922'de, Paris'te yaşamanı yitirdi. Eserleri Roman: Swannların Semtinde (Du cote de chez Swann, 1913), Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde/Geçmiş Zaman İzinde (A la recherche du temps perdu,1918), Guermanteslerin Semtinde (Le cote du Guermantes, 1920), Sodom ve Gomorra (Sodome et Gomorrhe, 1921), Mahpus Kadın (La prisonniere, 1923), Kaybolan Albertine (Albertine disparue, 1925), Yeniden Kazanılan Zaman (Le temps retrouve, 1927), Taklitler ve Seçmeler (Pastiches et melanges, 1919) Öykü: Hazlar ve Günler (Les plaisirs et les jours, 1896)