Tembellik Hakkı

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.601
Gösterim
Adı:
Tembellik Hakkı
Baskı tarihi:
7 Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054849413
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Ah tembellik! Merhamet et bizim bu bitmek bilmeyen sefaletimize! Ah tembellik! Sanatın, soylu erdemlerin anası, insanoğlunun sıkıntılarına bir teselli ol!”

Paul Lafargue, ne çalışmanın yadsınması ne de kendi içinde boş zamanın kutsanması olarak kaleme aldığı Tembellik Hakkı’nda, yaşamın bir tür kutsanmasını gerçekleştiriyor. Sadece “sermaye dinini” ifşa etmekle kalmıyor, teker teker bireylerin üzerinde karar kıldıkları bir toplumsal değer olarak çalışmaya dayalı tüm toplumsal sistemlerin geçersizliğini savunuyor. Aynı zamanda hem gülünç hem ciddi, hem esprili hem de derinlikli bir metin olarak 19. yy’ın klasikleri arasındaki yerini almış Tembellik Hakkı, sekiz saatlik iş günü ve cinsiyet ayrımcılığı olmadan eşit işe eşit ücret gibi taleplerin de sistematik bir biçimde ilk defa dile getirmiş olmasıyla önem kazanıyor.
112 syf.
Kapitalist düzenin sert bir eleştirisi niteliğinde olan kitabımız, çalışma saatlerinin insanlık dışı bir noktaya getirildiği anda kaleme alınmış, birçok dile çevrilmiştir.

Kitap sanıldığı gibi tembelliği savunmuyor. Tembellik hakkından bahsedilirken vurgulanmak istenen asıl konu işçinin dinlenme hakkıdır. Kitabın yazıldığı dönem, işçiye hiçbir değerin verilmediği, 10 yaşındaki çocukların 13 saat çalıştırıldığı, kadınların -hamile ya da yeni doğum yapmış olanlar dahil- ağır koşullarda çalıştırıldığı, düzenin din adamları ve dönemin filozofları tarafından desteklendiği bir dönem.

İnsanların aylaklık etmeleri için yalnızca 2 günleri var. Bunun dışındaki zaman diliminde işçiler uyumak, erken saatte kalkıp uzunca bir yolun ardından -2 fersah yani 5 kilometre- yine uzun bir süre -13 saat- çalışmanın ardından evlerine dönmekten başka bir şey yapamıyor. Çalışma saatinin bu kadar çok olmasının yanında işçinin kazandığı kendisini yoksulluktan kurtaramıyor.

İşçiler için o dönemin ne kadar zor olduğunu anlayabilmek içinkitabın 28.sayfasındaki tespit yeterlidir sanırım:
"Haut-Rhin ilinde pamuk sanayi işçilerinin içinde yaşadıkları aşırı yoksulluk, şu yürekler acısı sonucu doğruruyordu: Üretici tüccarların, kumaşçıların, fabrika müdürlerinin ailelerinde yaşayan çocukların yarısı 21 yaşına basarken, dokumacı ve pamuk iplikçisi işçi ailelerde, aynı çağdaki çocukların yarısı iki yıl önce ölüp gidiyordu."

1789 Devrimi' ni gerçekleştirmiş ve İnsan Hakları' nı ilan etmiş olan Fransa' da, bir buçuk saat yemek molasıyla birlikte, işçilerin 16 saat çalıştırıldıkları bilinmektedir.

Kitabı anlayabilmek için dönem hakkında biraz bilgi sahibi olunması gerektiğini düşünüyorum. Tembellik Hakkı kitabından hemen önce okuduğum Ana-Maksim Gorki kitabı o dönemi anlamama epey yardımcı oldu.
112 syf.
·2 günde·8/10
Orijinal adı le droit a la paresse olan paul lafargue denemesi...

Tembellik Hakki kapitalist düzenin kiyasiya elestirisi devrimci yazinin basyapiti sosyalizmin klasigi niteligiyle Komünist Manifesto'dan sonra tüm Avrupa dillerine en çok çevrilmis olma onurunu tasiyor

1880'de Egalité dergisinde bölüm bölüm yayimlanan sonra da 1883 te kitaplasan bu saldiri yapiti 1905-1907 arasinda Çarlik Rusyasinda 17 baski yapmis ve Lenin e bakilirsa 1917 Ekim Devriminin kotarilmasinda büyük etkisi olmustur

Fransa da sosyalist düsünce ve eylemin önderlerinden biri olan Paul Lafargue Marxin damadi olarakta bilinir

Paul Lafargue neden tembelligi savunma geregi duymus ?
1848 de çalisma saati Paris için günde 10, tasra için 11 saat.
Yasama Meclisi 1848 de fabrika ve yapimevlerinde toplu çalisma saatini 12 olarak
sonralari bu 17 saate kadar çikacakti.

Komünizm zihniyetini benimsememiş bir kişinin bunu okuması zor
kitabı okuyan kişi '' vay be gerçekten haklıymış , yazar ...'' der

beğendiğim gönderiler
#26194739

#26195264


iyi okumalar =))
112 syf.
·Beğendi·8/10
70 yaşından sonra yaşamanın bir anlamı yoktur deyip karısı ile birlikte tam yetmiş yaşında intihar etmiştir.Beni baya derinden etkileyen bir durum olmuştu kendisini araştırdığımda.Kitaba gelirsek ; savunduğu tembellik boş adam aylaklığı değil, iş hayatı dışında insanın kendine ayırabileceği yeterli bir zamanın faydalı şekilde değerlendirilmesi ironisidir.Kapitalizme karşı güçlü bir eleştiri söz konusu.
112 syf.
·3 günde·8/10
Günde 12-14 saat çalışarak insanın bedenen ve ruhen kendini tüketmesine karşı çıkan, 3 saat sevdiğiniz bir işte çalışarak çok daha kaliteli şeyler ortaya koyabileceğinizi ve daha üretken olabileceğinizi anlatan bir eser. Bence haklı mı, haklı. Kişilerin daha insanî şartlar altında çalışmalarını, işçilerin tatil ve dinlenme haklarını savunması yönünden kapitalist düzene aykırı bir yazı. Fazla sosyalist ama fazla da doğru fikirler içermekte. Herkese iyi okumalar diliyorum.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Lafargue ismini Zamanın Melodisi kitabında görmüştüm. Karl Marx'ın damadıydı ve eşiyle birlikte intihar ederek hayatına son vermişti. Tembellik Hakkı aslında tembel olmayı öven bir kitap değil. Sanayi devrimi sırasında ortaya çıkan işçi topluluğunun zorlu iş koşullarına bir eleştiri. Bu eleştiriyi de zaman zaman hicivle sunuyor. Birkaç bin yıl önce insanların başkasının yanında çalışmasının küçümsendiği, günümüzde ise çalışacak bir işi olmayanlara acıyarak bakıldığı süreçte sanayi devrimindeki durumu ele alınıyor. Kendi adıma, dünyaya çalışmak için gelmediğimize inanıyorum. Bununla birlikte, çalışan insanlar olmasaydı da bugünkü gelişmişlik seviyesine ulaşamayacaktık.
112 syf.
·2 günde
Kitabın yazarının Karl Marx'ın damadı olduğunu okurken öğrenmiş oldum.

Paul Lafargue'den okuduğum ilk kitap. Yazarı bu kitap ile tanıdığım için mutluyum. Kitap, diğer eserleri okumam için bir kapı oldu. Fransız kapitalizmi ve dönemin çalışma koşullarını yererek anlatan mükemmel bir eserdi. Dili gayet sade ve anlaşılırdı. Okurken bir zorluk çekmeyeceğinizi garanti ederim. Bana çok şey kattığını düşünüyorum. Birçok bilgiyi de içinde barındıran, kısa zamanda severek okuyacağınız bir eserdir.
67 syf.
·2 günde·Beğendi
Tembellik Hakkı bölümleri Önsöz , Felaket Bir Dogma , Çalışmanın Kutsanması , Aşırı Üretimin Sonuçları , Yeni Besteye Yeni Güfte ve Ek olarak 6 bölümden oluşuyor.
Lafargue anlatısında toplumu zenginleştirmek için çalışmanın eleştirisini yapıyor. Aslında savunduğu ve övdüğü şey tembellik etmek değil, gereksiz ve fazla çalışmanın önüne geçmek. Günlük on iki hatta on dört saati bulan çalışma sürelerimiz ne kadar verimli ? Aynı işi on saatte de tamamlayabiliyorsak eğer ( ki bu İngilizler tarafından kanıtlanmış ve kendileri çalışma sürelerini kısaltmalarına rağmen hala dünyanın birinci sanayi ulusu) neden günde on dört saat çalışıyoruz. Teknolojinin gelişimiyle üretilen makinelerin insan gücünün yerini alarak işçilerin çalışma sürelerini kısaltması gerekirken işçi kesimi adeta makinelerle rekabete girerek onları geçmeye çabalıyor.
'İyi bir işçi kadın, iğle dakikada beş ilmik atarken, bazı değirmi dokuma tezgâhları aynı süre içinde otuz bin ilmik atmaktadır. Bu durumda, makinenin her dakikası, işçi kadının yüz saatlik çalışmasına denktir; yahut, makinenin çalıştığı her dakika işçi kadına on gün dinlenme sağlamaktadır. Dokuma sanayisi için doğru olan şey, modern mekaniğin yenilediği aşağı yukarı bütün sanayiler için de doğrudur. Ama ne görüyoruz? Makine mükemmelleştikçe ve insanın çalışmasını giderek büyüyen bir sürat ve kesinlikle yere serdikçe, işçi, dinlenme süresini aynı ölçüde uzatmak yerine, sanki makineyle rekabet etmek istiyormuş gibi, daha büyük coşkuyla çalışıyor. Ey saçma ve cani rekabet!'
Ülke refahı için çalışan işçiler, tüketmeyi bilmiyor, kendi ürettiklerini dahi tüketemiyor. Ülke zengin ancak halkı fakir. Aşırı üretimin en olumsuz sonucu olarak hayatlarımız aynı eksen etrafında dönüyor ve biz sevdiğimiz şey uğruna çalışmak yerine bizi makinelerle yarışmak zorunda bırakan bir sistemin köleleri olarak yavaş yavaş yok oluyoruz.
" Çalışma yöntemlerinde devrim genellikle el emeğinin koşullarına göre yapılır. El emeği düşük fiyata hizmet sağladığı sürece israf edilir; hizmetleri pahalılaştığında ise uzak durulur. "
112 syf.
·15 günde·Beğendi·7/10
Çalışma hayatının zorlayıcılığında "Tembellik Hakkı" başlıklı bir kitap sanırım herkesin dikkatini çeker. Çok çalışmaktan bizi kurtaracak formüller hep umudumuzdur.

Paul Lafargue formüller sunmasa da bu pek çok dile çevrilen, en çok okunan kitaplardan biri olan eserinde, 19. yüzyıl Avrupa'sında kapitalizmin vahşi emek sömürüsünü gerçekleştirdiği ilk dönemlerinde, çalışmanın bir dogma olarak emekçi halkın hayatına girmesini sorguluyor.

Kapitalizm sermaye birikimi ve kar için, burjuva devrimi sırasındaki özgürlük, adalet ve laiklik taleplerini zafere ulaştıktan sonra bir kenara bırakıp işçi sınıfına çalışmanın en kutsal eylem olduğunu benimsetmeye çalışmıştır. Din adamları, burjuva ekonomist ve ahlakçıları bunu sürekli empoze ederken işçi sınıfı da 12-14 saati bulan çalışma süreleri içerisinde büyük bir sömürüye hedef olmuştur.

Lafargue en büyük öfkeyi bu çalışma şartlarına karşı direnmeyip, taşkın ve gönüllü çalışıp ayrıca bunu karılarına ve çocuklarına da dayatan işçilere yöneltiyor. Bu çalışma aşkını insanoğlunu inim inim inleten, bireysel ve toplumsal yoksunluklara neden olan bir çılgınlık olarak görüyor.

Lafargue, anamalcı toplumda çalışmanın, zihinsel yozlaşma ile organik bozulmanın nedeni olduğunu belirtirken tarım ve çiftçiliğin köleliğe ve aşırı çalışmaya neden olduğuna işaret ediyor.

Bu durumun doğamıza aykırı olduğunu belirten Lafargue verdiği örnekler ve kısa çözümlemelerle, kendimiz için değil başkaları için çalıştığımızı ve hayatımızın hemen hemen tümünü dünyanın güzellik ve zevklerinden mahrum kalarak yaşadığımız gerçeğiyle bizi yüz yüze bırakıyor. Ve anlıyoruz ki benliğimize kazılmış bir görev olarak çocuklarımızı bu sisteme kah feda edilecek, kah çok çalışıp iyi bir hizmetkar olacak köleler olarak yetiştiriyoruz.

İyi çalışmalar...
https://yazarvar.blogspot.com.tr/...k-paul-lafargue.html
72 syf.
·3 günde·8/10
Lafargue, bu kitabında Marksist düşünce ışığında insanların daha az çalışmalarını savunuyor, bunu temellendirirken Antik Yunan ve Roma felsefelerinin çalışmayı hor gören düşünceleriyle konuyu işliyor.

Kitap başlarda Kapitalist üretim tekniklerinin zaman içerisinde gelişimi ve insanları nasıl köleliğe sürüklediğini açıklıyor, kitabın bu kısımlarında birçok yabancı isimler geçmesinin de etkisiyle akıcılık zedelenmiş. Ancak anlatımda üretim ve çalışma ilişkilerinin gelişimi güzel bir şekilde yansıtılmış, insana konu üzerine düşünce kazandırabilecek bir metin.

Kapitalist Batı ve Marksist düşünceleri arasında yetişen bir insan eserinde de tabi olarak doğallıktan dem vurarak tez hazırlama gereği duymuş, insanların günde 3 saat çalışmaları gerektiği temellendirilmeye çalışılmış, bu durumu ise Kapitalist sistemlerde yetişenlerin anlamayacağını söylemiş Lafargue.

Antik Yunan'ı örnek almış, biz de alalım, çok sınırlı bir yurttaşlar kesimi bunu uyguladı ve Lafargue de bunu anlatıyor ve Antik dönem kölesi yerine de makineleri koyuyor. Böylece herkes gününü boş geçirebilecekmiş. Yunan'da küçük yurttaş kesimi boş zamanlarını müzik, eğlence ve beden terbiyesine ayırıyorlardı peki bu dönem insanları, Proleterya diye adlandırdığı kesim, altı milyarlık nüfus günde üç saat çalışarak kalan zamanını bir Yunanlı yurttaş gibi mi harcayacak? O dönemden bugüne nasıl insan köle yerine makineyi koyduysa eğlencenin uğradığı değişikliği de saptamalı Lafargue ve boş zamanları şarap içip eğlenmekle doldurmamalı çünkü bu nüfus şarap içip eğlenmeye kalkarsa dünyada üzüm kalmaz...

Lafargue ayrıca Kapitalist düzenin getirdiği İnsan Hakları düşüncesini de kabul etmiyor, bunu tembellik hakkıyla birleştirdiğimde ise Kapitalistlerin tam bir Lafargue felsefesiyle hareket ettiklerini düşünüyorum. Diğer insanları boş verip, kendi tembellik hakkını kullanıp hayatını eğlenmeye adayan bu kesim neden suçlu o zaman, daha çok insanın tembellik hakkını engellediği için mi? O zaman Platon (Köleliği meşrulaştıran bir düşüne sahipti.) neden suçlu değildi diye sorunca, zamanın şartlarının Yunanların, bazı insanları çalıştırarak kendilerinin tembellik etmeyi başardıklarını söylüyor. Buna dayandığımızda bile belki şu an Kapitalist sömürücüler de zorunda olduklarını düşünerek bu sömürülerini sürdürerek tembellik haklarını kullanıyorlar...

Söylemek istediğim şey şu ki aynı köklerden beslenen bu iki ideolojinin çatışması bana körler döğüşü gibi geliyor, insanın doğal hali ile ilgisi olmayan, uyuşukluğa alışmış bu bedenler ve zihinler hep aynı düşünceleri hortlatarak kendilerini haklı göstermeye çalışıyorlar oysa bizim topraklarımızda işleyen demirin pas tutmayacağı bilinir, çalışmak demek, yaşamak demektir.
80 syf.
·Beğendi·7/10
Kitap isminden ilk planda çıkardığınız anlamdan çok daha fazlasını içeriyor. Kapitalist dünyada 12 saate bulan çalışma saatlerinin, insanları düşünme, sanat yapma haklarından alıkoyduğunu biliyoruz. Peki makineleşmenin, robotik alanların çoğalmasına rağmen insanlar neden o kadar saatler çalışmaya mahkum oluyorlar? Bu çarpık düzen, marksist ideler aracılığıyla eleştiriye tabi tutuluyor. Kitap bir nevi kapitalizm eleştirisidir.
112 syf.
·1 günde·Puan vermedi
"Çalışma bütün zamanı alır; devlet ve dostlar için zaman kalmaz" diye ekliyor Xenophon.
12 saat gibi uzun bir süre çalışan işçilerin çektiği zorluklar , daha kısa süre çalışan işçilerin verimliliği, ücret politikaları ve cinsiyet ayrımcılığı üstüne yazılmış başarılı bir eleştiri.
Çağımız çalışma çağıdır diyorlar; oysaki çağımız acının, ızdırabın ahlâksızlığın çağıdır.
Çalışın, çalışın, proleterler, toplumsal serveti büyütmek ve bireysel sefaletinizi arttırmak için çalışın; çalışın ki, daha da yoksullaşarak, çalışmak ve sefil düşmek için daha fazla gerekçeniz olsun.
Paul Lafargue
Sayfa 24 - kırmızı kedi
Çağımız, çalışma yüzyılıdır, diyorlar; aslında acının, yoksulluğun, kokuşmuşluğun yüzyılıdır.
"Çalışın, çalışın işçiler, toplumsal serveti ve kendi yoksulluğunuzu artırmak için çalışın. Çalışın ki, daha da yoksullaşarak daha çok çalışmak ve yoksullaşmak için birtakım nedenleriniz olsun."

Kapitalist üretimin acımasız yasası budur işte.
Modern atölyeler, işçi kitlelerinin kapatıldığı, yalnızca erkeklerin değil, kadınların ve çocukların da saatlerce zorunlu çalışmaya mahkûm edildiği ideal ıslah evleri oldular!
Paul Lafargue
Sayfa 17 - Kırmızı Kedi Yayınevi, 8. baskı, 2016.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tembellik Hakkı
Baskı tarihi:
7 Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054849413
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Ah tembellik! Merhamet et bizim bu bitmek bilmeyen sefaletimize! Ah tembellik! Sanatın, soylu erdemlerin anası, insanoğlunun sıkıntılarına bir teselli ol!”

Paul Lafargue, ne çalışmanın yadsınması ne de kendi içinde boş zamanın kutsanması olarak kaleme aldığı Tembellik Hakkı’nda, yaşamın bir tür kutsanmasını gerçekleştiriyor. Sadece “sermaye dinini” ifşa etmekle kalmıyor, teker teker bireylerin üzerinde karar kıldıkları bir toplumsal değer olarak çalışmaya dayalı tüm toplumsal sistemlerin geçersizliğini savunuyor. Aynı zamanda hem gülünç hem ciddi, hem esprili hem de derinlikli bir metin olarak 19. yy’ın klasikleri arasındaki yerini almış Tembellik Hakkı, sekiz saatlik iş günü ve cinsiyet ayrımcılığı olmadan eşit işe eşit ücret gibi taleplerin de sistematik bir biçimde ilk defa dile getirmiş olmasıyla önem kazanıyor.

Kitabı okuyanlar 967 okur

  • ANY
  • Rıza Uludoğan
  • Büşra Öztürk
  • Sibel Per
  • Esra Yılmaz
  • Yavuz Yıldırım
  • Karaca
  • İmge
  • Merve Uzunoğlu
  • Emine

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları