Tahmini Okuma Süresi:
1 sa. 18 dk.
Sayfa Sayısı:
46
Basım Tarihi:
Mayıs 2021
İlk Yayın Tarihi:
1865
Yayınevi:
Aperatif Kitap Yayınları
Orijinal Adı:
Rusça: Крокодил. Необыкновенное событие, или пассаж в Пассаже
Orijinal Dil:
Rusça
Orijinal Ülke:
Rusya
ISBN:
9786257693431
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·46 syf.··
Beğendi
·
2021 34. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2021 01:02
çok tuhaf bir kitaptı, en başta gerçek bir olay olduğunu yazıp sonunu yazmayarak beni merakta bıraktı. tamamlanmış hissi vermedi öncelikle.
Fyodor Dostoyevski
Fyodor Dostoyevski
'nin alışılmış uzun düşünce ve konuşmaları timsah'ta yoktu olay hikayesi yazmaya odaklanılmış gibiydi. konusundan da bahsedeyim spoiler vermeden. memur olan İvan Matvetiç ve karısı Elena İvanovna birlikte rusya'ya ilk defa getirilen bir timsahı ziyarete gidiyorlar ve timsah İvan Matvetiç'i yutuyor ve öykü şekilleniyor.
TimsahFyodor Dostoyevski · Aperatif Kitap Yayınları · 20213,125 okunma
Güzel bir eser
8/10
·46 syf.··
2023 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2023 00:00
Timsah tarafından yutulan adamın o halde bile gündelik işlerini düşünmesi dönemin toplumunun düşüncelerini güzel biçimde anlatmış ben beğendim zaten ince bi kitap zamanınız varsa okunabilir. Puanım 8.
Edebiyat
TimsahFyodor Dostoyevski · Aperatif Kitap Yayınları · 20213,125 okunma
DOSTOYEVSKİ & TİMSAH
Puan vermedi·88 syf.··
2023 22. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2023 19:35
Selam arkadaşlar Okuduğum en ilginç Dostoyevski eseri ile geldim. Timsah. Neden ilginç diyorum hemen anlatayım. Kitap kısa bir öyküden oluşuyor. Kitapta yer alan kahramanlar Timsah gösterisi
TimsahFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20243,125 okunma
bir realistin kara mizahı
10/10
·52 syf.··
2019 29. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2019 00:09
Haddim olmadığını düşündüğüm için kitap incelemekten çekiniyorum fakat bu hikaye hakkında yapılan incelemelerde pek bir detay göremediğim için elimden geldiğince bir şeyler yazacağım. Kısa bir
Edebiyat
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,125 okunma
6/10
·48 syf.·
2023 28. kitabı
Timsah, Frodor Dostoyevski tarafından 1865 yılında yazılan kısa öykü. KISACA KONU 1865 yılının Ocak ayının on üçüncü gününde, İvan Matveiç bir timsah tarafından yutulur. Çarşıda sergilenen timsahın içinde yaşamaya devam eden İvan, yakın arkadaşı Semyon Semyoniç’den yardım ister. Semyoniç’de İvan’ı kurtarabilmek için hatırlı kişileri devreye sokmaya çalışır. YORUM VE GÖRÜŞLERİM Dostoyevski Gogol’un Burun öyküsünden esinlenerek Timsah’ı yazmış. Kitabı okuyunca bundan emin oldum. Kitapta Gogolvari bir kara mizah vardı. İlk defa Dostoyevski’den fantastik bir öykü okudum. Baya şaşırdım. Sanki bir Gogol öyküsü okuyormuşum gibi hissettim. Konu farklı ve ilgi çekici gelmişti ama okudukça fikirlerim değişti. Kitabı beğendiğimi söyleyemem. Timsah üzerinden dönemin Rus toplumuna ve ekonomik sisteme ciddi eleştiriler yapılmış. Ana düşünce güzel ama öyküde bir şeyler eksik kalmış. Ortalama bir kitap. Bu öyküyü yazan Dostoyevski olmasa kesinlikle okumazdım.
Timsah
Timsah
Fyodor Dostoyevski
Fyodor Dostoyevski
Edebiyat
TimsahFyodor Dostoyevski · Kapra Yayıncılık · 20213,125 okunma
7/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 19:32
İnsanlık ne ara bu kadar tuhaflaştı? Yazar timsahı ve içindeki adamı kullanarak; paraya tapanları, saçma sapan kuralları ve insanların ne kadar bencil olduğunu yüzümüze vuruyor.
1000Kitap
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,125 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2024 109. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2024 00:00
Timsah ve Nahoş Hikaye
Timsah ve Nahoş Hikaye
, Rus ve dünya edebiyatına sayısız büyük eser kazandıran
Fyodor Dostoyevski
Fyodor Dostoyevski
tarafından 1865 yılında yazılan, yazarın kara mizah anlayışını en çok hissettirdiği öyküsüdür. Sovyet dönemi edebiyat eleştirilerinde, toplum ve bireylerin yaşamında ruhsal ve ahlâksal sınır noktalarına başarılı bir şekilde değinen Dostoyevski, bu öyküsünde de; halkın batı hayranlığını, makam hırsını ve şöhret tutkusunu, özgün bir anlatımla kaleme alıyor. Devleti, bürokrasiyi, basını, yabancı sermaye sevdasını ve kapitalist düzeni; Ivan Matveitch'ı yutan timsah üzerinden baskın bir kara mizah ile eleştiriyor. Söz konusu düzeni, timsah ile sembolize eden yazar; devletin içini tamamen boş bir çuvala benzetiyor. İnsanları yutmak için boşaltılan bir çuvala...
Fyodor Dostoyevski
Timsah ve Nahoş HikayeFyodor Dostoyevski · Pınar Yayınları · 20213,125 okunma
Puan vermedi·52 syf.··
2024 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2024 13:31
"Timsah" absürd öğeler taşıyan bir öykü.. Eşiyle timsah gösterisini izlemeye giden İvan Matyeviç beklenmedik bir şekilde hayvana yem oluverir; ancak belki de bir timsahın içinde yaşamak sanıldığı kadar kötü değildir!.. Yahya Kemal, "her yerde ve her zaman devlet uysal ve uslu bedenler ister" dediğinde kastettiği bu muydu acaba? çünkü Dostoyevski, bu öyküsünde; halkın batı hayranlığını, makam hırsını ve şöhret tutkusunu, özgün bir anlatımla kaleme alıyor. Devleti, bürokrasiyi, basını, yabancı sermaye sevdasını ve kapitalist düzeni; Ivan Matveitch'ı yutan timsah üzerinden baskın bir kara mizah ile eleştiriyor. Söz konusu düzeni, timsah ile sembolize eden yazar; devletin içini tamamen boş bir çuvala benzetiyor. İnsanları yutmak için boşaltılan bir çuvala... Benim için değişik bir tarz oldu... Göndermeler müthişti.. Sonuç olarak... Okuyalım, okutalım, bolca düşünelim... Çünkü; "insanın kafası ne kadar boşsa, bu boşluğu doldurmak için o kadar az istek duyar."
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,125 okunma
8/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2022 183. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2022 20:46
Kitap beni gerçekten çok şaşırttı. O bilindik Dostoyevski realizminden eser yoktu. Dostoyevski bambaşka bir tarzda yazmıştı. Alışılagelmiş tarzından uzaklaşmış olsa da bunu da son derece başarılı bir şekilde ortaya koymuştu bence. Yazarların hayatları boyunca hemen hemen aynı tonlarda eser verdiklerini düşünürsek bu cesurca yazımı takdir etmemek elde değil. Kitabın içeriğine gelirsek; baş karakterimiz Ivan kendini bir timsahın midesinde bulur ve olaylar başlar. Tabii kara mizah olduğu için karakterimiz ölmez ve hikaye burada derinleşmeye başlar. Ivan’ın bu durumu kabullenip o şartlara adapte olmasını eğlenerek okudum. Üstüne üstlük hayatının kalanını o duruma göre tasarlaması da işin absürtlülüğünü bambaşka bir boyuta taşımıştı. İnceden inceye verilen siyasi dokundurmaları da es geçmemek lazım ama. Dostoyevski her ne kadar farklı bir türde eser ortaya koymuşsa da gene de o bilindik tarzından kısa dokunuşlar bırakmayı da ihmal etmemiş. Kitap görünürde yarım kalmış izlenimi verse de böyle bir kitabın sonunu ancak okurun hayal gücüne teslim etmek daha isabetli bir karar olacağından ben bu durumu çok da yadırgamadım. Sonuç olarak okuması oldukça güzel bir eserdi. Dostoyevski seven okurlara da hoş bir sürpriz bu kitap bence. Mutlaka okunmalı. Ayrıca Bulgakov’un eserlerini beğeniyorsanız bu kitap sizin için son derece doyurucu olacaktır.
TimsahFyodor Dostoyevski · Kapra Yayıncılık · 20213,125 okunma
Saçma sapan
6/10
·52 syf.··
2025 100. kitabı
Biri dese ki Dostoyevski böyle bir hikaye yazmış, inanmazdım. Böyle kitaplara acaba ne kullandı yazarken derim:) Edebi olarak belki bir kıymeti vardır ancak hikaye saçma. Ben sevmedim.
1000Kitap
TimsahFyodor Dostoyevski · Karbon Kitaplar · 20173,125 okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.