Yol Ayrımı

9,0/10  (2 Oy) · 
6 okunma  · 
3 beğeni  · 
550 gösterim
Eskiden rahmet yağardı, şimdi yağmur yağıyor. Eskiden kazancın öncelikle bereketli olması istenirdi, şimdi kazancın sadece bol olması isteniyor. Eskiden israftan kaçınılırdı, şimdi sınırsızca ve sorumsuzca harcamak yüceltilen ve özlenen bir hayat tarzı oldu. Eskiden mahrem olan şeyler örtülür ve orta malı olması önlenirdi, şimdilerde ise teşhir ediliyor, herkesin ilgi ve arzusuna sunuluyor. Eskiden çocukların iyi insan olması istenir ve çocuklar buna göre yetiştirilirdi. O zamanlar iyi insan olmak, hayırlı bir evlat, insanlara yararlı kişi, çevresine faydalı bir insan, Allah'a karşı sorumlu bir kul olmak... anlamlarına gelirdi. Şimdi maaşı yüksek bir iş sahibi olmak, güzel veya yakışıklı olmak anlamına geliyor. Kariyer sahipleri ise el üstünde tutuluyor.

Eskiden çocuklara Rabbin kim? Kimin ümmetisin? Ne zamandan beri Müslümansın?... diye sorulur ve böylelikle hayatlarını anlamlı ve değerli kılacak en önemli bilgilere sahip olmaları sağlanırdı. Şimdilerde futbolcuların şarkıcıların,mankenlerin isimleri, vücut ölçüleri, sevgilileri... soruluyor.Eskiden alın teri önemliydi, değerliydi. Şimdi en kısa zamanda köşe dönmek için çabalanıyor.Eskiden hak, adalet, iyilik her yerde ve her işte idi, şimdi ise menfaat, bencillik, sorumsuzluk en itibarlı ölçüler oldu.Eskiden iyiliği emredip kötülükten sakındırmak Müslüman olmanın gerektirdiği bir sorumluluktu, şimdi ise haddi aşmak, üstüne vazife olmayan işe karışmak anlamına geliyor.Eskiden Allah her yerde ve her işteydi; hiçbir şey Allah'tan gizlenemezdi. Şimdi ise...
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2015
  • Sayfa Sayısı:
    332
  • ISBN:
    9789753524117
  • Yayınevi:
    Pınar Yayınları
  • Kitabın Türü:
... 
 30 Oca 17:37 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Yol Ayrımı, yazarın genelde dünyadaki özelde Türkiye’ deki müslümanların İslam dinine, Kuran’a, ve Hz. Peygamber’e yaklaşım ve algılama biçimlerini ele almıştır. Bazı insanların İslam dinini geleneksel, törensel, davranışlara dönüştürdüklerini, bundan dolayı Kuran’ı kültürün unsuru haline getirdiklerini zengin örneklerle açıklamıştır. Bu davranışlara kitaptan örnek verecek olursak; müslümanların isimlerinin Ayşe, Fatma, Ali, Ömer... olması ya da kimliklerinde dini islam ibaresinin geçmesinden dolayı cenneti kendi tekellerinde sanacak ve ahiret hayatını garantileyecek kadar basit ve zavallı düşüncelere düşmeleri yer almıştır. Yazar bunun sebebini ise başta özne konumundayken kendimizi nesne konumuna getirmemiz ve bunun doğal sonucu olarak Kuran’ ı nesneleştirmemiz olduğunu söylemektedir. Ayrıca yazar Peygamber tasavvurunun yanlışlıklarına , peygamberi anmanın belirli ay ve haftalara yayılmasının içi boşaltılmış bir sevgi olduğuna, Hz. Peygamber’e yapılan çirkin saldırılarda aklı selim davranışlar sergileyemeyişimiz, Türkiye’ deki tesettür algısı ve dönüşümü, Batının islam düşmanlığı... gibi birçok konu hakkında kendi perspektifinde yorumlar yapmıştır. Tabi bu yorumları yaparken Kuran ve hadisten de örneklere bolca yer vermiştir. Son 30 sayfada ise Hz. Peygamber’e ve Kuran’a dair bir dergi ile yaptığı söyleşiye yer verip kitabı sonlandırmıştır. Türkiye tarihinde müslümanların yaşadığı sıkıntı, dönüşüm ve İslam’ı algılamadaki “yol ayrımına” değindiğinden dolayı okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ben kitap sayesinde bazı yanlış algılarımızın değişeceğini umuyorum ki benim bazı algılarım değişti. Olumsuz tarafına gelecek olursak; kitapta bazı konularda gereğinden fazla örnek verilmiştir bu da haliyle yer yer sıkılmalara sebep olabiliyor. İyi okumalar dilerim...