·
Okunma
·
Beğeni
·
11288
Gösterim
Adı:
Zehra
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756446614
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Nabizade Nazım, insandaki kıskançlık psikolojisini ve bunun doğurduğu kötü sonuçları anlatır Zehra’da. Bu bakımdan Zehra, Türk romancılığında Mehmet Rauf’un Eylül’ünü müjdeler. Realist bir gözle kaleme alınan roman, entrikalarla örülüdür. Olayların sonunda ise, bir trajedi bekler okuru. Rahatlıkla anlaşılabilecek sade bir dile sahip bu romanı, severek okuyacaksınız.
208 syf.
‘’ Seni bir serçenin göz yaşı kadar seviyorum diyeceksin bir serçenin göz yaşı kadar mı bilmessin serçeler ağlayınca ölüyo ‘’ 27.07.2015 tarihli bir not düşülmüş ve tarafımdan 2 tl ye bit pazarından alınmış bir kitap.
Bu notun sahibinin ismi de yazıyor, her ne kadar kime hitaben yazdığı belirtilmemiş olsa da.
İnsan bir kitaba niye bir not yazar demek yerine, acaba niye yukarıdaki notu yazar ki? Acaba kitabın konusunu biliyordu da umutsuz bir aşk mıydı yaşananlar? Ya da kıskançlık hezeyanları mı ? Bilemedim ve kafamda da herhangi bir kendimce senaryo oluşturamadım.
Ama bit pazarında gezinirken sağolsun Resul Bulama ın , #47049275 paylaşımı sayesinde aklımın bir yerlerinde kalmış işte hemen satın aldım.
Evet hem de 2 tl ye. Satan da genç bir çocuk, ‘’ abla çöplerden topluyoruz çoğunu ‘’ diye anlatmaya başladığında kitaplar niye çöpe atılır ki üzüntüsü yaşarken yaklaşık on adet daha çöplerden satış tezgahına terfi eden kitaplar , şimdi benim kitaplığımda onlar huzurla okunmayı bekliyorlar ben de merakla.
Kitabı çok büyük bir hevesle okumaya başladım. Eeee Resul Bulama beyin listesi tabii ki hevesimin en önemli vesilesi. Kendisine ayrıca teşekkür ediyorum, bilgilendirici, eğitici ve yönlendirici paylaşımları adına.
Kitabı okumaya başlamadan hakkında bilgi edinmek amacıyla internet sitelerinden biraz da araştırdım.

Yazarının , Zehra alı romanını sağlığında yayımlatma imkanı bulamadığını , ölümünden sonra 1894 yılında Servet-i Fünun dergisinde bölüm bölüm yayınlandığını daha sonra 1896 yılında eski yazı ile kitap halinde , harf inkılabından sonra yeni harflerle de basılarak günümüze kadar birçok yayıncı tarafından birçok kez yayınlanmış olduğunu,
Zehra 'nın yazarın ilk romanı olan ve edebiyatımızda ilk köy romanı olarak kabul edilen Karabibik adlı romanından altı yıl sonra, o yıllarda moda olan Namık Kemal’in etkisi ile popüler olan romantizminden uzaklaşan yazarın, eserlerini gerçekçi bir anlayışla yazdığı , edebiyatımızdaki ilk psikolojik roman denemesi olarak kabul edildiğini öğrendim.

Zengin ve iyi eğitimli tüccar Şevki’yi canından bezdiren , kendisinden iki yıl sonra doğan kardeşini öldürmeyi göze alacak kadar , güzel ama bir o kadar da geçimsiz , kıskanç Zehra ve tüccar Şevki’nin yanında çalışan babasını küçük yaşta kaybetmiş annesi Münire ile yaşayan Suphi’nin karakter analizleri ile başlıyor kitap.
Eski İstanbul tasviri bir kadar güzel anlatılırken fonda insanın sanat musikisi dinleyesi geliyor. Tüccarın evine giden Suphi, bir anlık tesadüf ile Zehra ile birbirlerini görüyor ve ilk bakışta aşk başlıyor.
Sonra aşıkların evlenmesi ve yaşadıkları ilişkiyi anlatan sayfalar ile devam ediyor.
Buraya kadar normal bir kitap incelemesi ve emin olun bu kadar ciddiyetle yazmak beni öylesine yordu ki bir türlü devamını getiremiyorum.
Okuduğum çoğu romanda kendimden muhakkak bulduğum ve eşleştirdiğim detaylar oluyor ve kendimi ti’ye almadan akıllı bir okur gibi efendi efendi anlatabilmek ise bana bir kaç beden büyük geliyor.
Ya da çoğu kitapta hiç çekinmeden yazdıklarım çoğu kimseye aykırılık olarak yansıyor olsa da benim için müthiş bir terapi vesilesi :)
Zehra kadar güzel olmasam da ehh işte eline yüzüne bakılır sayılırdım. Babam da tüccar ve zengin değildi ama çok anlayışlıdır Allah uzun ömürler versin.
Ne kıskanıldım hatta nasıl bir duygudur hiç öğrenemedim. Biri tarafından sahiplenilmek ,merak edilmek korunmak nedir bilmiyorum artık öğrenme yaşım geldi geçiyor. Kıskançlık hepimizde azıcık da olsa vardır kimse inkar edemez. Hele de sevdiğimiz ise mevzu bahis ama aklını yiyip delirecek, karşındakini bunaltacak düzeyde olmazsa tatlı bir histir hatta.
Nerede kalmıştım ? Evet Zehra kadar güzel, zengin ve kıskanç değildim de yine de başıma geldi. Suphi benzeri bir adamla Zehra’nın yaşadığı olayı ben de yaşadım.
Zehra kadar kırk ayak oyunlarını becerebilecek bir kadın olarak Zehra’nın kayınvalidesinin genç çifte evde yardım etsin diye aldığı aynı Sırrı Cemal gibi genç taze güzeller güzeli ama evime hizmetçi olarak değil de arkadaşım ve meslektaşım olarak gelen hatundan intikam almak hiç aklıma gelmedi. Bende tepkiler planlı programlı olmuyor maalesef. Direk icraat ; vur adamı sakat kalsın kimse yüzüne bakmasın :))
Gerçi çevrenizden ya da yakınlarınızdan birileri yardım talebinde muhakkak bulunuyor. Rahmetli ninem o dönem sağ idi. İkide bir beni telefonla anneme aratıp ‘’ çok iyi bir hoca buldum, okuyup üfleyince kocan sana valla geri dönecek, o kadın büyü yaptırmış büyü, iki gün izin al da gel kızım gidelim şu hocaya’’ diyerek , aldatılan ve boşanmaya kararlı tüm kadınların yaptığı gibi bir taraftan gelinlik fotoğraflarımı kesmek, bir taraftan da hakkım olan sadakatı hocanın bir okuyuşunda bulacağıma inanan ninemin ısrarlarını dinlemek beni çok güldürmüştü.
Öyle entrika dolu bir kadın ki zavallı Zehra, hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını mahvedecek kadar da umarsız. Son pişmanlık neye yarar be Zehra?
Hep inanmışımdır; birisinin canını acıtırsam yaşadığı acı benim suçumdur diye. Hoş gerçi eden bulur denir meşhur bir rivayettir ama ben edenin bulduğuna şahit olamadım. Edilen edildiği ile yaşıyor.
Ne benim sonum Zehra gibi oldu, ne de bana bunları yaşatan adamın? Ohh mis gibi malına mal, kariyerine kariyer ekleyerek birlikteliği devam eden gencecik hatununun sonu Sırrı Cemal gibi olacak . Herkes mutlu mesut hayata devam :)
İşin şakası bir tarafa; hakikatten eden buldu diyelim, konu kim olursa olsun, seneler sonra başına gelen hiç bir felaket mutlu olma sebebim olmayacak biliyorum.
İnsanların yaşadıkları hayal kırıklıkları, benim başıma gelmez depresyonu kendi çabanızla atlatarak " aldırma deli gönlüm giden gitsin sen şarkılar söyle" modunda yaşamayı başarınca bir kaç yıl içinde hele de çocuklarınız varsa geçiyor geçmek zorunda çünkü , tüm hayat reaksiyonlarınız onların sağlıklı , mutlu ve huzurlu olmaları için işliyor.
Kötü bir adamdan , adam olmayı öğrenmek zorunda kalmayan çocuklarınızı kendi başınıza yetiştirebildiğiniz için sizin de ömrünüz huzurlu , mutlu ve gururlu geçiyor.
Kitabın çöpten alınma sebebi midir yoksa zamanında iyi korunamamış olmasından mıdır nedir son üç sayfası eksikti. Bitirdikten sonra ne oldu acaba diye merakımdan bir de gidip yenisini aldım da sonunu öğrendim.
Okumanızı tavsiye ediyorum şiddetle. Zehra’nın bünyesinde var olan kıskançlığından kaynaklı bastırmadığı intikam duygusunu, yaptığı onca şeyden sonra Suphi’nin başına gelenleri, güzelliğinin sonunu hazırladığının farkında olmayan ettiğini bulan Sırrı Cemal’i hele de tüm yaşanılan sonların aktristi Urani’yi okurken kendinizde olmasa da çevrenizde , duyduklarınızdan, şahit olduklarınızdan benzer hisleri yeniden yaşayacaksınız.
Keyifli okumalar diliyorum.
208 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Zehra; sevmenin ve sevilmenin kıymetini bilmeyen, elindekini de yitirenlerin romanıdır bana göre. Özellikle erkek karakterin, iradesiz oluşu ve kendine rüzgarda savrulan yaprak misali bir yaşantıyı seçmiş olması romandan çıkarabilecek en önemli derslerin başında gelir. Ayrıca kadın karakterlerin de aşk ve evlilik ilişkilerinde bir dengesizlik olmasının, onları yaşamları boyunca mutsuzluğa götüreceği belirtilmektedir.
Zehra, bireyin sağlıksız ve iradesiz duygularının hem kendisine hem de çevresindekilere zarar vereceğinin kanıtı olarak, okunması gereken bir eser olarak ele alınmalıdır.
208 syf.
Zehra zengin bir ailenin kızıdır. Küçük yaşta annesini yitirir. Sevgi ve şefkatten yoksun kalır. Bu yüzden sinirli, kıskanç ve biraz da huysuzdur. Büyüyünce, babası onu iş yerinde katip olarak çalıştırığı Suphi ile evlendirir.(Severek evlenirler) Sonra eski huyları depreşir. Eşini herkesten kıskanır. Bu kıskançlık Suphiyi çileden çıkartmaktadır. Suphinin annesi ev hizmetleri için yardımcı olması için genç ve güzel bir cariye alır bu durum Zehrayı daha da çekilmez hale getirir.

Cariyenin adı Sırrıcemal'dir. Zehradan daha güzel ve daha gençtir.

Zehranın huyunun bunalan Suphi, Sırrıcemalden hoşlanmaya, ve âşık olmaya başlar.
Zehra babasının vefatından sonra tek ve yalnız kalır.
Suphi'de Sırrıcemal'i alarak başka bir eve taşınarak Zehra'dan boşanır. Zehra bu durumdan sonra intikam atesiyle yanmaktadır.
Suphi Zehra'ya ihanet etmiş ve bu yetmezmiş gibi, Sırrıcemale'de ihanet etmesi; onun karakterinin Zehra'nın hırçın tavırlarına göre değiştiğinin en güzel kanıtı.
Zehra intikam alma çabalarına girer fakat o intikamı kendisinden mi yoksa Suph'den mi aldı orası okuyucuya kalmış. Zehra'nın intikamında rol oynayan Ürani ile Suphi'nin birlikte yaşaması sonucu, suçu hala Suphi harici herkeste arayan bir karakterdir.
Suphi'nin 3 farklı kadına olan aşkı ve hepsi için bir diğerini terk etmesi. Ve bu ilişkiler felaketle ölümle sonuçlanır.
Kıskançlığın doğurabileceği felaketleri çok iyi anlatmış.

Türk edebiyatının ilk psikoloji romanı olmasına rağmen, sürükleyici, akıcı ve güzel buldum.
Psikoloji sevenler için tavsiye ederim.
Keyifli okumalar ^ ^
208 syf.
·3 günde·6/10
İlkleri okumayı seviyorum.bu kitapta türk edebiyatının ilk psikolojik romanidir. Kitap bana göre cok akıcı değildi yazar aynı olayı uzattikca uzattı zehrayla suphinin evliligiyle başlayıp zehranin kıskançlıkları suphinin aç gozlulugu diyecegim cnku karakter bende o izlenimi bıraktı bu sebeplerle ilişki bitti ve Suphi evin hizmetkarı sirricemalla yeni bir evliliğe yol aldı. Ne yazık ki bu seruvende kısa sürdü. Zehranin intikamiyla karakterlerin tüm hayatı ellerinden gitti beklendik bi sondu olması gereken bumuydu tartışılır ama roman konu itibariyle hakkını vermiş .
208 syf.
·Beğendi
Kitabı okuduktan sonra ki hayat felsefem; nerde bir Suphi varsa Allah ıslah etsin :))
Sıkılmadan okuyabileceğiniz bir Türk Klasiği. Okumanızı tavsiye ederim :)
208 syf.
·6 günde
Çok sürükleyici olmakla beraber, okuyanın psikoljisini bozan. Sinirlerini altüst eden bir romandı. Ama her şeye rağmen okurun elinden bırakamayacağı ve okuma esnasında kendisininde intikam düşünceleri kuracağı bir roman. Okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap =)))
143 syf.
·3 günde·7/10
Tanzimat dönemi yazarlarından olan Nabızade Nazım, dizginlenemeyen duyguların nasıl felaketlere yol açabileceğini ve ölümün her şeyi önemsiz hale getirdiğini merak uyandırıcı olmakla beraber sıradan bir konuyla ele almış.Romandaki çevre betimlemeleri bana pek anlaşılır gelmedi ve beni sıktı ama kişi tasvir ve tahlilleri tadındaydı. Başlarda dili akıcı olmayıp ortalara doğru akıcı bir hal aldı. Eskileri seven biri olarak kitabı genel olarak beğendim. İlk psikolojik roman denemesi olması, Osmanlı zamanından olması ve kısa olması sebebiyle iyiki okumuş oldum. Güzeldi.Pişman değilim gene olsa gene okurum :) :) Allah Suphi'nin nefsini Zehra'nın intikam hırsını kimseye vermesin.Sevgiler.
208 syf.
·5 günde·Puan vermedi
İlk psikolojik romanımızın sadece denemesi olmasına rağmen psikolojimi büyük bir başarıyla bozan, beni yerden yere vuran, Suphi ismine bile lanet okumama neden olan bu kitap karşında hiç de olumlu bir eleştiri yazacağımı zannetmiyorum.
Suphi'nin patronunun kızı olan zehra'ya aşık olması (!) Ve onunla evlenmesiyle başlayan bu roman her satırında insanı çileden çıkarmakta. Suphi'nin bitmek bilmeyen aşkları (!) her seferinde kendisini başka bir kadının kollarına atması beni Suphi ve onun gibi bütün erkeklerden nefret eder hale getirdi. Yazarın kitapta sürekli Suphi'yi masum göstermesi nedeniyle yazardan da soğudum -eh o da erkek sonuçta- Ayrıca feministler bu kitaptan uzak durmalı. Ülkenin ahvalinin iyiliği açısından bu son derece önemli bi husus. Tamam kadınlar da sütten çıkmış ak kaşık değildi de yine de tüm bunlar Suphi'ye başka omuzlarda teselli arama hakkı vermiyor. Hatta kitaptaki hiç kimse yapması gerekeni yapmıyor. Hiç bir masum şahsiyet bulamadım ben.
Şevket kıskanç kızı Zehra'yı Suphi'ye vermeyecekti!!!
Zehra yok yere kuruntulara kapılıp Suphi'yi kendisinden uzaklaştırmayacaktı!!!
Münire oğlu ve gelinine iyilik için bile olsa Sırrı Cemal gibi güzel bir cariyeyi evine almayacakti!!!
Sırrı Cemal de beyine kuyruk sallamayacakti!!!
Daha var da var yani. Kitap şizofren yetiştiriyor diyebilirim. Amacına da ulaşmış durumda zaten. Sinirden ağlamak üzereyim. Suphi neden ölmedi!!! Herkes öldü ama niye o yaşıyor???? Münire niye bu denli acı çekti? O son bir hayvana bile yakışmazken çöplükte bir annenin can vermesi çok mu mantıklı? Ve ben tüm bunlarla kafayi yemek zorunda mıyım? Kitapta kah Zehra olup Suphi'yi kaybedisimle kahroldum. Sırrı cemal de bırakılınca erkeklere sövmeye başladım. En sonunda kitap elimde sinirden kudurmus bir sekilde aklimdaki onlarca soruyla kalakaldim. Seninle tanışmak isterdim Nabizade Nazım bey.
Son olarak yarattığınız müthiş eser zehraya bir soru;
Soyle bana Zehra insan sevdiği adamı sırf intikam için başka bir kadına yollar mi? Yollarsa bu gerçek sevgi olur mu? Peki ya gerçek sevgi buysa biz hiç sevmesek olur mu?
152 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle kitap gerçekten çok güzel okumanızı tavsiye ederim.Ben bu kitabı okuma kararını ansızın eşimin kütüphanesinde görünce verdim, yıllar yılı edebiyat derslerinde duyduğumuz zehradır, araba sevdadır, eylüldür vs okumaya karar verdim. Bu kitap günümüzün dizilerine çok benzemekte okurken adeta bir dizi izliyor gibi hissedebilirsiniz ama ne yazık ki kitap o kadar uzun sürmüyor :')) Bu kitapta kıskanç huysuz Zehra isimli bir kızın evlendikten sonra düzelmesinden daha sonra kaynanasının eve bir hizmetçi getirmesinden ve hizmetçi çok güzel ve genç olduğu için Zehra'nın içindeki duyguların tekrar ortaya çıkmasından ve eşini bu kadından kıskanmasından daha sonra ayran gönüllü olan eşinin de hizmetçiye aşık olmasından daha sonra da Zehra'yı boşamasından başlıyor. Gelişme kısmında ise Zehra hem eski eşinden hemde hizmetçi den intakam almak istiyor. Ama ne yazık ki kitabın finaline geldiğimiz de hiç kimse mutlu olmuyor...
142 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Bu kitaba başlamadan önce en büyük endişem olay akışının ve karakterlerin bana saçma gelme ihtimaliydi ama satırları geride bıraktıkça o ihtimallerin ortadan neredeyse kalktığını gördüm ama itiraf etmeliyim çok olmamakla birlikte bazı yerlerde olaylar hızlandırılıyor ve beklediğim his oluşmuyordu ama neyseki bu kitaptan sıkılacak dereceye getirmedi.
Ayrıca edebiyatımızda ilk psikolojik roman denemesi olarak bilinen bu romanda Zehra'nın kıskançlığı ve Suphi'nin şıpsevdiliği anlatılıyor. 1890 larda yazılmış olmasına rağmen günümüzdeki çoğu ilişkilere ayna tutuyor diyebilirim. En iyileriniz arasına girme ihtimali belki düşük olabilir ama okumanıza da değecek bir kitaptır. Sağlıcakla kalın. :)
145 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Zehra bir psikolojik roman denemesidir.Romandan bahsedecek olursak ana karakterler Zehra ve Suphi etrafında gerçekleşir.Kitapın ilk bölümlerinde Zehra ve Suphinin nasıl tanışıp evlendiklerini anlatır.Daha sonra evliliklerinin ilk yıllarındaki heyecanı aşkı görürüz ta ki Sırrı Cemal adında bir hizmetçiyi Suphinin annesi Münire getirene kadar olay burdan sonra hayatlarının kabusa dönmesini anlatır.Suphinin hayatına giren kadınları ve ölümü anlatılır.Suphi hayatına giren kadınların sevgisini ve kendi sevgisini sorgular.Kadınlara olan bağlılığını aşk olarak düşünür.Zehra intikam ve aşkı arasında kalır ve sonunda pişman olur ve ölür.. Roman sürükleyici bir roman ve kısa sürede okunacak bir kitaptır.Tavsiye ederim..
144 syf.
·2 günde·7/10
Tekrar okuduğum bu kitap için yine aynı şeyi düşünüyorum bir tane akıllı yok bu kitapta. Hepsi ruh hastası. Zehra, Suphi, Sırrıcemal, Ürani, Muhsin, Münire hiçbiri hariç değil. Suphi aynı zamanda tam bir süzme gerizekalı.

Alınmaya gücenmeye gerek yok bu kitap kadının tehlikeli olmayı seçtiğinde ne kadar tehlikeli olabileceğini de ortaya koyuyor. Evet kadın yaratandır ama yok etmeyi tercih ederse o yaratıcılığından daha büyük bir yok ediciliğe sahip oluyor.

Kıskançlık ilginç bir duygu, bulaşıcı da. Zehra muhtemelen fıtrattan kıskançlık hastası. İnsan bu tiplerden kesinlikle uzak durmalı. Kitapta herkes mahvoluyor. Tabi gerizekalı oldukları için orası ayrı. Neyse önemli değil detaya da girmeyeceğim. İlk okuduğumda kafamda oluşan şu düşünce yine parladı: İnsan, insanı bozar, bozabilir.

Yer yer kitabı sıktım, yer yer kahkaha attım, yer yer dalga geçtim. Nabizâde Nâzım'ı çok mükemmel eserler vermese de seviyorum. -Tabi bunu bu zamandan geriye bakışla söylüyorum. Var olduğu dönem için farklı şeyler söylenebilir.- Ne zaman okusam içine alıyor ve çok iyi hissettiriyor.
Ne bulunduğu yeri fark edebiliyor, ne gittiği yolun sonunu görebiliyordu...
Nabizade Nazım
Sayfa 50 - Sıradışı Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zehra
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756446614
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şule Yayınları
Nabizade Nazım, insandaki kıskançlık psikolojisini ve bunun doğurduğu kötü sonuçları anlatır Zehra’da. Bu bakımdan Zehra, Türk romancılığında Mehmet Rauf’un Eylül’ünü müjdeler. Realist bir gözle kaleme alınan roman, entrikalarla örülüdür. Olayların sonunda ise, bir trajedi bekler okuru. Rahatlıkla anlaşılabilecek sade bir dile sahip bu romanı, severek okuyacaksınız.

Kitabı okuyanlar 1.921 okur

  • Merve ŞIK
  • Saliha Geçgel

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları