Zeytindağı

Falih Rıfkı Atay
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Dinen istenen fakat olunamayan Anti-Arabesk nedenler: FARKLIYIZ
9/10
·179 syf.··
2021 205. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2021 08:46
Kitabı bitirdikten sonra; zamanında Osmanlı tarafından kollanıp neredeyse özerk yaşamış çöl bedevi gürühunun en ünlülerinden günümüz kapital bloğunun gözde finansörü Suud kralının ülkemize gelişinde kapatılan oteldeki koltuğunda otururken dönemin cumhurbaskanı ve başbakanının yanında ayakta dekor oluşlarını, ironi dahil her türlü edebiyat akımı ile anlamlandırmak ne kadar zor, bilseniz? 1.Dünya savaşı Hicaz ve Kanal cephelerinde çöl kumlarında yitip giden ve esir edilen Anadolu çocuklarını bu eserden okuyunca, daha da zor. Bitik ve Enver Paşanın oldu bittisiyle savaşa sokulmuş Osmanlı ve Ittihat-Terakki'nin üç güçlü paşasından güney cephesi 4.ordu kumandanı Cemal paşa nezdinde sonradan Kurtuluş savaşı gazisi yaveri Falih Rıfkı tarafından anlatılır bu anılar. Savaşta bulunmuş Osmanlı zabitleri gözünden oluşuyla bir o kadar da katıksız gerçek ve tarihi değer taşır. İçeriğinde can çekişen bir devletin son çırpınışları yatar ve bazı din bezirganları bundan ziyade Arap düşmanlığı yapıldığını zanneder. Anadolu'ya yapılmayan imarların bulunduğu (ki günümüzde çoğu yok edilmiştir) bölgedeki aşietlerin para ve altın hırsı (hem İngiliz hem de bizden aldıkları), kutsal toprakların (Kudus-Medine) müdafası için yapılan ümitsiz savaşlar ve isyanlar, bölge sosyolojisi içinde tarihi kesitlerle verilmiş. Merkez üs, Kudüs'e bakan dağın adı ve karargahın bulunduğu Zeytindağı. Aralarda ise, dönemin paşalarının (Enver,Talat, Cemal) güç çekişmeleri ve aslında İngilizlere karşı Almanları rahatlamak uğruna açılmış cephelerde kaybedilen mehmetçikler bulacaksınız, mezarları olmayan ve çölün kumlarına karışan. Ama binlerce esir bulamayacaksınız, ta ki cumhuriyetten sonra Atatürk'ün gayretiyle peşlerine ancak düşülebilen. Kitabın 100 temel eserden çıkarılmış olması günümüz aymazlığında
Edebiyat
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 200114,8bin okunma
Puan vermedi·179 syf.·
2021 3. kitabı
Ah Falih Rıfkı! Kitabın Zeytindağı bölümüne öyle bir son yazmışsın ki; senin verdiğin öğütün tam tersi olarak ne kadar "ilim ve vatan adamı" olduğun belli. İmkân olsa da sorulsaydı Falih Bey'e: Yirmi yaşında bir Osmanlı subayı iken de böyle acımasız, böyle vicdânsız hükümler vermiş midir? Yoksa bu yazılanlar bir devre yaranmak için mi? Ben vereyim cevabını; şüphesiz Cumhuriyet rejimini yüceltmek için... Keşke bir yanı yüceltirken diğer yanı yekûnu ile "tu, kaka" yapmasak! Ama ne yazık ki düzen böyle... (Falih Bey'in 1944 Olaylarında Turancılara nasıl saldırdığını da iyi biliyoruz. Mustafa Kemâl'in ölümünden sonra da katıksız bir "millî şef"çi olmuştur.) Neyse... Kitap bir "hatıra" olması bakımından içerisinde değerli hâdiseler, tarihî veriler barındırıyor. Araplar için verdiği birçok hükme katılmamak elde değil. Her şeye rağmen devletinin yanında yüzünün akıyla mücâdele etmiş olanlara da hakkını teslim etmek gerek. Diğer yandan, yazıldığı dönemin siyasî ikliminden etkilenilerek verilmiş sert ve asılsız hükümler de mevcut. Yazar her şeye rağmen, altı yüz yıllık ulu çınarın yürek yangını varolma gayretini tatlı(!) bir üslûp ile yazmış, edebiyatımız açısından nadide bir eser. Tarihî bir kaynak mıdır? Orası tartışılır...
1000Kitap
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 200114,8bin okunma
Zeytindağı
10/10
·179 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2024 09:44
Hicaz, Yemen, Medine, Filistin doğu cephesinin her bölgesinde çölün verdiği şartlar yoksulluk. Askerimizin ne çetin badirelerden geçtiği bir savaş. Saldırının nereden kimden geldiğini bile bilmenin imkansız olduğu. Sürekli sırtımızdan darbe yediğimiz bir yer. Türk askerinin insafsızca kıyıma uğraması ve bunları olanca berraklığı ile dile getiren bir eser. Okuduklarımdan farklı bir bakış açısı ve yaşananlar çok güzel bir eser bence de gençlerimizin okuması gereken temel eserlerden biri. Kitapta öyle can alıcı cümleler var ki insan okurken aklınız tutuluyor. ANADOLU AHMET'İNİ SORUYOR. Ahmet'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek onunla ne kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... Fakat biz Ahmet'i kumarda kaybettik ! Anadolu'nun kimsesiz evlatları Türkler her zaman garipti.
Edebiyat
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 200114,8bin okunma
10/10
·179 syf.··
Beğendi
·
2017 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2017 00:00
Osmanlı İmparatorluğ'nun uçsuz bucaksız topraklarını ve o topraklarda verilen mücadeleleri anlatır bizlere Falih Rıfkı Beğ. "Her tarafta bir neslin kahramanları var, kahramanlar için iklimler, düşmanlar, denizler ve karalar birdir" Ve bu sözlerle son bulur kitap...
Tarih-Araştırma
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 200114,8bin okunma
9/10
·179 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2024 10:35
Zeytin Dağı, 100 yıl önceki orta doğunun portresidir. Birinci dünya savaşında İttihat ve Terakkinin üç büyük liderinden biri olan Cemal Paşanın yaveri olarak Falih Rıfkı Atay görevlendirilir. Zeytin Dağı Osmanlı Devleti’nin Kudüs’teki karargahının bulunduğu tepenin ismidir. Bu nedenle Falih Rıfkı burada yaşadığı anılarını ve gözlemlerini bu başlık altında toplar. Zira trenle üç gün üç gece anca gidilen bu topraklara, Anadolu’dan yürüyerek gelen Türk askeri canı pahasına savunur. Kimi kime karşı koruduğu belli olmayan bu savaşta Ortadoğuyu anlatmak da Falih Rıfkı’ya düşer. Üzülerek gördüm ki 100 yılda hiç bir şey değişmemiş. Osmanlı toprağıyken tarım, ticaret, zanaat Arap, Yahudi ve Hristiyanların elindeyken Türkler bölgenin jandarmalığını yapmış. Araplar İngilizleri ve Osmanlıyı rüşvete bağlamış. Halk açlıktan sürünürken şeyhler tantanalı bir hayat sürmüş. Osmanlı parası, emeği, insan gücü Anadolu’ya akıtılacağına heba edilmiş; hem de siyasi liderlerin ülke çekişmelerine kurban edilmiş. Bölgedeki Türk düşmanlığı değişmemiş. Altını çize çize okudum. 6. Sınıftan itibaren orta okul ve lise öğrencilerimiz okumalı. Dil akıcı, anlatım çok sürükleyici. Yazar kendi görüşlerine de yer vermiş. Kitaptan alıntı bir cümle ile incelemeyi bitirmek istiyorum. “Osmanlı saltanatı som bürokrat iken, bürokrasi bile tam-Arap, yahut yarı-Araptır.Türkleşmiş hiç bir Arap görmedikten başka, Araplaşmamış Türk’e az rast geliyordum.” sy 37 “Mustafa Kemal Kurtuluş Harbini bırakmak fikrinde asla bulunmadı: Vatan adamı olduğu için! İşte size bütün kitabın özü: İlim ve vatan adamı olunuz. Hiç biri yalnız başına, ne sizi, ne de milletini kurtarabilir!” sy116
Anı-Mektup-Günlük
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 200114,8bin okunma
8/10
·179 syf.··
2019 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2019 15:31
bu kitaptan aklımda kalan en güzel tespit koca koca paşaların savaşa, ingiliz'e, alman'a bakış açılarının düzeyidir. alman yenilmez, fransız teslim olmaz'dan öteye gitmeyen öngörülere sahip paşalarımızın koca devleti 10 senede nasıl darmadağın ettiklerini bu kitabı okuyarak daha iyi anlayabilirsiniz.yine falih rıfkı'ya göre cemal paşa'nın fransızlara, enver paşa'nın almanlara olan yakınlığının altında çok karmaşık ilişkiler ya da süreçler yoktur. enver paşa'nın almanlara yakın olmasının sebebi almanca bilmesidir! aynı şey cemal paşa için de geçerlidir. almanca bilmeyen, fransızca bilen cemal paşa fransızlara yakındır.açıkçası bu kitap meşrutiyetin, 31 mart vakasının, babıali baskınının, ittihat ve terakki'nin başa getirilmesinin tamamen dış destekle yapıldığına dair düşüncelerimi pekiştirdi. tıpkı cumhuriyet dönemi darbelerinde işaretin amerika'dan gelmesi gibi. o zaman da almanlar devreye girmiş ve olan olmuş. istibdat, bağımsızlık hikaye. ingilizlerin osmanlı'dan bir beklentisi olsa eminim ingilizce bilen bir paşa bulurlardı ve enver paşa diye birini tarihler yazmazdı. ama onların beklentisi, ihtiyacı olmadığı için meydan almanlara kaldı ve enver paşa kalibresinde biri koca devleti ele geçirebildi.türkiye'nin darbeler tarihine baktığımızda yanlış algılamaların en büyük sıkıntımız olduğu açık. tarihi 1923'ü milat alarak değerlendirdiğimiz sürece de bu yanlışlar devam edecek. devrim sandığımız mı karşı devrim, yoksa karşı devrim dediğimiz mi devrim? bunları netleştiremediğimiz için kafamız karışık, anlayamadığımız için sağcı niye sağcı, solcu niye solcu bilmiyor. bu tabloda sevindirici olan tek şey arap baharını 103 sene önce yaşamamız belki de. iyi ya da kötü 100 küsür sene önce biz de hürriyet sosuna bandırılmış bir darbe yaşamışız. en azından bu konuda şark'tan önde
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 200114,8bin okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2018 14. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2018 00:44
Kitabın 150. Sayfasından sonra oturdum ve hüngür, hüngür, hüngür ağladım. Buraya da tüm zehrimi dökmeden içim soğumayacak. Öncelikle şöyle alakasız bir şekilde başlayacağım.. Biz Yunanlilarla düşmandik. Karşımızda kim olduğunu, kiminle savaştığımızı biliyorduk. Hunharca birbirimizin boğazını sıktık, onlar bizim köylerimizi yaktı. İnsanlarımızı camilerde kurşuna dizdi.... Biz de onları yüzme branşında olimpiyatlara hazırladık... onlar esas düşmanın aslinda ingilizler olduğunu ıngiliz gemilerine binmeye çalisirken ıngiliz askerleri tarafindan süngülendiklerinde anladılar da bizim çok muhterem din kardeşlerimiz sene olmuş 2018 hala anlamadılar... Arap gibi dostum olacağına, Yunan gibi düşmanim olsun da cacik, baklava kavgasi yapalim. Kardak kayalıklari için birbirimizi tepelim. En azindan adamlar açik yani. Kosova, priştina, Selanik ve musulun kaybedilmesine ne kadar üzülüyosam. Hicaz için aynı seyi söylemek maalesef mümkün değil. Tasi, taragı ha bide kutsal emanetleri ;))) toplayip döndük işte. Bi düşün yakamızdan artık. Kutsal emanetlerin İstanbula getirilmesine atarlanan abdullahl bin zayed midir nerenin bedevisiyse... Ataları ingilizlerle bir olup yüce peygamberimizin kabrini ve onu savunan Türk askerini kurşunlamadı mi. Bunu yapabilen zihniyetteki adam kutsal emanetlere mi sahip çıkar. Görgüsüz arap saraylarinda mona lisa gibi duvara asacaklari eserlerin olduğu şu anki oda da en azindan 24 saat kuran okunuyo. Bir gün petrol biticek, o zaman pilavda bitecek. İşte ben o zaman bu suudlarin birbirini boğazlamasini zevkle dokato çekirdek eşliğinde izleyeceğim. Anadolu açlıktan kıvranirken, küçücük bebeler babaları kanal cephesinde olduğundan annelerinin açlıktan sütü kesildiğinden taş yalıyodu bu memlekette ama işte o insanlar son zamana kadar kutsal topraklara sürre
Siyaset
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Zeytindağı - Batan Geminin Malları Bunlar! (Yarışma Kitabı)
8/10
·176 syf.··
2022 23. kitabı
Devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölürler, der İbn Haldun. Osmanlı Devleti, büyük bir coğrafyaya hüküm sürmüş, 600 yıldan fazla varlığını devam ettirmiş bir devlet. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi Osmanlı da o sona çok yaklaşmıştır. Girilmemesi gereken bir savaşa girilmiş, yapılmaması gereken hatalar yapılmış ve çöküş kaçınılmaz olmuştur. Eser, saltanatın Suriye, Filistin ve Hicaz'da son yıllarını ele almaktadır. Tarihe ilgisi olanlar Cemal Paşa, Enver Paşa ve Talat Paşa'yı bilirler. Falih Rıfkı'nın Cemal Paşa'nın yanında uzun süre yer almasından dolayı eserin büyük bölümü Cemal Paşa merkezli geçer. Bunun nedeni Cemal Paşa'yı övmek ya da kötülemek değil, o yıllarda onun yanında yer alması ve Cemal Paşa'nın o bölgede ekin olmasıdır. "Ümit, hayal ve iyimserlikten yoğrulan bu altın çağ, bir dede başı kadar yıpranmış, çileden geçmiş ve ağır­laşmış, onu omuzlarımın üstünde güç tutuyordum." (s. 18) Bir savaş... Neden o savaşın içindeyiz? Ve o savaşı kim kazanacak? Fransız taraftarı Cemal Paşa Alman hayranı Enver Paşa Kim sürükledi bizi bu savaşa? Neden kullandırdık kendimizi Almanlara? Yerimiz neydi o savaşta? Savaşı daha çok cepheye yayıp Almanlara avantaj sağlamak... Bir nevi yem olarak savaştayız. Başımızda Alman komutanları... Anadolu çocukları Anadolu dışında her yerde savaşta. Kimi soğuktan donarken kimi sıcaktan heba olmakta... Ve o savaşa girilmesinin yanlış olduğunu ifade eden yegane lider Mustafa Kemal Paşa: "Mustafa Kemal, Büyük Harbe girmek aleyhinde idi: Kafa ve sanat adamı olduğu için!" (s. 110) "Mustafa Kemal Kurtuluş Harbini bırakmak fikrinde asla bulunmadı: Vatan adamı olduğu için!" (s. 110) Ama daha tarih sahnesinde yerini alamamış.
Tarih
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201814,8bin okunma
10/10
·192 syf.··
2023 7. kitabı
"Zeytindağı," Falih Rıfkı Atay tarafından yazılan tarihsel bir kesiti anlatan hatırat olarak Türk edebiyatının önemli eserlerinden biridir. Eser, Filistin'de bulunan Zeytindağı’ndan ismini alarak dönemin tarihsel olaylarını ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin siyasi etkisini anlatır. Kitap, özellikle Birinci Dünya Savaşı dönemini ve sonrasındaki siyasi olayları anlamak isteyen okuyucular için değerli bir kaynaktır. Eserde, Filistin ve Türkler arasındaki ilişkiyi ele alarak, günümüzde hala devam eden Kudüs meselesi ile yakından ilişkilendirilebilir. Aynı zamanda, dönemin siyasi olaylarını ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin etkisini anlamak için önemli bir kaynaktır. Yazar, dönemin atmosferini ve olaylarını detaylı bir şekilde işlemiş ve karakterlerini derinlemesine geliştirmiştir. Tarihsel gerçeklerle kurgusal öğeleri başarılı bir şekilde harmanlayarak okuyuculara tarihi bir perspektif sunar. Sonuç olarak, "Zeytindağı" kitabı, günümüzde yaşanan acı olayları değerlendirmek için tarih ve kültür meraklılarına değerli bir okuma sunar. Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri olan bu roman, dönemin siyasi ve tarihsel bağlamını anlamak isteyen okuyucular için elzem Türkçe eserlerden biridir. İyi okumalar..
Anı-Mektup-Günlük
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Bir imparatorluğun çölde kaybolan nefesi...
Puan vermedi·192 syf.··
2025 185. kitabı
Zeytindağı , Falih Rıfkı Atay ’ın yalnızca bir anı kitabı değil; bir çöküşün, bir tükenişin ve insanın kendi vicdanına tuttuğu aynanın adıdır.Biz Okurlarını sıcaklığı yakıcı, sessizliği iç acıtıcı bir çöle götürür; fakat asıl kavurucu olan çöl değil, bir imparatorluğun gölgesinde yaşanan heba edilmiş kaderlerdir. Falih Rıfkı Atay cephe gerisindeki çürümeyi, hiyerarşinin körleşmiş gözünü ve milletin “yorgun nefesini” öyle bir anlatır ki, okurken sadece bir dönemi değil, insanlığın hatalarını da duyarsın. Her sayfa, tarihin unutturmaya çalıştığı bir acıyı yeniden ayağa kaldırır: büyük bir ülkenin sessizce eriyişini… Kitap, savaşın tozuna bulanmış askerleri değil, savaşın sırtına yüklediği adaletsizliği anlatıyor. Bir çadırda verilen emirlerin binlerce insanın kaderine nasıl dokunduğunu, bürokrasinin nasıl bir canavara dönüştüğünü gösteriyor. “Vatanı sevmek” ile “vatanın yönetilmesi” arasındaki uçurumu, yalın ama bir o kadar sarsıcı cümlelerle önümüze koyuyor. Falih Rıfkı Atay okuruna yalnızca tanık olma hakkı tanımıyor ona soru sorma cesaretini de veriyor; “Bir imparatorluk neden çöker? İhanet nedir? Körlük nedir? Suç kimdedir?” Her satır, yazanın yüreğinde biriken acının bir kırıntısı gibiydi. Bu yüzden kitap, yalnızca tarihçilerin değil; insan kalbini anlamak isteyen herkesin dokunduğunda sarsılacağı bir miras. Zeytindağı , geçmişi anlatırken bugünü de yüzümüze çarpıyor: Güç, adalet, inanç, sadakat… Hepsi, çöl güneşi altında yeniden sorgulanıyor. Zeytindağı bir imparatorluğun çöküş hikâyesi değil yalnızca; insanın hatırladıkça utandığı, unuttukça tekrar ettiği yanılgıların kitabı. Falih Rıfkı Atay 'ın kalemi, tarihin kırık aynasını önümüze bırakıyor; bakmak cesaret istiyor, anlamak ise daha büyük bir cesaret… Ama belki de en büyük cesaret, o aynada kendimizi bulabilmektir. İyi okumalar dilerim
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma

Yazar Hakkında

Falih Rıfkı AtayYazar · 40 kitap
Falih Rıfkı Atay (1894, İstanbul - 20 Mart 1971, İstanbul), Türk gazeteci, yazar, milletvekili. Cumhuriyet döneminin en etkin gazetecilerindendi. İzmir'in kurtuluşundan sonra Mustafa Kemal ile tanışıp dostluğunu kazanan Falih Rıfkı, özellikle Atatürk'ü yakından tanıtan anılarıyla ünlendi. 1923-1950 yılları arasında milletvekili olarak siyasette yer aldı. Cumhuriyetin kurucusu Atatürk'e yakınlığı nedeniyle çok önemli olaylara tanıklık etmiş ve kişisel tarihi cumhuriyet tarihi ile özdeşleşmiştir. Sakarya ili Kaynarca ilçesi Büyükkaynarca köyünden İstanbul'a yerleşmiş bir ailenin çocuğu olan Falih Rıfkı Atay 1894 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Hoca Hilmi Efendi, annesi Huriye Cemil Hanım idi. Ortaokulu Mekteb-i Tahsil Mektebi'nde lise öğrenimini Mercan İdadisi'nde tamamladı. İdadide edebiyat öğretmeni olan Celal Sahir Bey (Erozan) ile kendisinden bir ileri sınıfta okuyan Orhan Seyfi (Orhon), edebiyat zevkinin gelişmesine yardımcı oldu. II. Meşrutiyet'in ilanı edildiği 1908 yılında girdiği Darülfünun Edebiyat Fakültesi'ni 1912'de bitirdi. 1911'de ilk yazıları, Servet-i Fünun dergisinin genç yazarlara ayrılan ek sayfalarında yayımlandı. Tecelli (1911) dergisi ile Süleyman Bahri'nin yönettiği Kadın (1912) dergisinde Cenap Şahabettin ile Ahmet Haşim'in eserlerini hatırlatan şiirleri çıktı. 1912'den itibaren Tanin gazetesinde düz yazılar yayımladı. 1913'te memuriyet hayatına başlayan Falih Rıfkı, Sadaret ve Dahiliye Nazırlığı kalemlerinde çalıştı. Dahiliye Vekili Talat Paşa ile birlikte resmi görevle Bükreş'e gittiğinde Tanin Gazetesi'ne röportajlar gönderdi. Bu dönemdeki yazıları, Türkçülük ve Türkçecilik akımlarının etkisini taşıyordu. I. Dünya Savaşı'nda yedek subay olarak Suriye'ye gitti ve Cemal Paşa'nın özel katipliğini yaptı. Suriye ve Filistin'deki savaş anılarını Ateş ve Güneş (1918) kitabında topladı. Cemal Paşa'nın Bahriye Nazırı olması üzerine Kalemi Mahsusa müdür yardımcılığına getirildi (1917). 1918'de Ali Naci (Karacan), Necmettin Sadık (Sadak) ve Kazım Şinasi (Dersan) ile birlikte Akşam Gazetesi'ni kurdu. Gazetede, Kurtuluş Savaşı'nı destekleyen yazılar yazdı. Damat Ferit Paşa hükümetinin vatanseverleri yargılamak üzere kurduğu, halk arasında "Kürt Nemrut Mustafa Divanı" diye anılan mahkemede Kurtuluş Savaşı'nı destekleyen yazıları nedeniyle idamı istenerek yargılandı. İkinci İnönü Muharebesi'nin kazanılması üzerine Divan-ı Harp tutumunu değiştirince idamdan kurtuldu. 10 Eylül 1922'de Anadolu'ya geçti. Kurtuluş Savaşı'nı destekleyen yazılarını Tanin ve Hakimiyet-i Milliye gazetelerinde sürdürdü. Savaşın ardından Tetkik-i Mezalim Heyeti'nde görevlendirilen Falih Rıfkı, Halide Edip, Yakup Kadri, Mehmet Asım ile birlikte Yunan ordusunun yakıp yıktığı yerleri saptamak üzere tüm Batı Anadolu'yu dolaştı. 1923'ten TBMM'ye girdi ve aralıksız 27 yıl milletvekilliği yaptı. 1923-1927 arasında Bolu , 1927-1950 arasında Ankara milletvekili olarak mecliste yer aldı. Bir yandan da çeşitli tarihlerde Hakimiyet-i Milliye, Ulus, Milliyet gazetelerinde başyazarlık yaptı. Köşe yazılarında Atatürk devrimlerini ve batılılaşmayı savundu. Yeni Türk Alfabesinin hazırlanması ve uygulanması sırasında Dil Encümeninde görev aldı. Ulus gazetesinin başyazarlığını yaptığı dönemde Ankara şehir planı jürisinde üyelik ve İmar Komisyonunda başkanlık yaptı. Bu dönemde 1937 yılındaki Trakya Manevraları'na katılmıştır. İzmir'in kurtuluşundan sonra tanıştığı Mustafa Kemal'in dostluğunu kazandı ve bu döneme an ilişkin anılarını Atatürk'ün Bana Anlattıkları (1955), Çankaya (1961) ve Atatürk Ne İdi? (1968) adlı kitaplarda topladı. Atatürk'ün çok yakınında bulunması ve önemli olaylara tanıklık etmesi yapıtlarına ayrı bir önem kazandırdı. Demokrat Parti'nin 1950'de iktidara geçmesinden sonra Dünya gazetesini kurarak (1952) muhalefete geçti; yeni iktidara karşı Atatürk devrimlerini savundu. Ölünceye dek bu gazetenin başyazarlığını sürdürdü. 20 Mart 1971'de kalp krizi sonucu İstanbul'da hayatını yitirdi. Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Falih Rıfkı Atay, gezi yazılarını ve anılarını topladığı kitaplarıyla Cumhuriyet döneminde bu türlerin ilk özgün örneklerini verdi. Zeytindağı (anı-1932, 1964), Faşist Roma, Kemalist Tiran, Kaybolmuş Makedonya (gezi-1930) ve Pazar Konuşmaları (fıkra-1966) başlıca yapıtlarıdır. Atay, sağlam, çekici anlatımı ve duru Türkçesiyle basının en usta kalemlerinden biriydi. Türkçeyi süssüz, sanatsız ama etkin kullanmayı amaçladı. Siyasi konuları işleyen fıkra ve başyazılarıyla tanınan Atay gezi, anı, makale ve sohbet türlerinde birçok kitap yayımlamıştı; Cumhuriyet döneminin en etkin gazetecilerindendi. Eserleri ANI : Ateş ve Güneş (Suriye ve Filistin savaş anılan, 1918), -Zeytindağı (1932), -Atatürk'ün Bana Anlattıkları (1955), -Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri (1955), -Çankaya (1961), -Batış Yılları (1963), -Atatürk'ün Hatıraları (1914-1919) -Atatürk Ne İdi? (1968) Gezi : Faşist Roma, Kemalist Tiran, -Kaybolmuş Makedonya (1930), -Deniz Aşırı (1931), -Yeni Rusya (1931), -Moskova-Roma (1932), -Bizim Akdeniz (1934), -Taymis Kıyılan (1934), -Tuna Kıyıları (1938), -Hind (1944), -Yolcu Defteri , (1946), -Gezerek Gördüklerim (1970). Fıkra: Eski Saat (1933), -Niçin Kurtulmamak (1953), -Çile (1955), -İnanç (1965), -Kurtuluş (1966), -Pazar Konuşmaları (1966) İnceleme: -Başveren İnkılapçı (Ali Suavi Üzerine, 1954), -Atatürkçülük Nedir (1966), -Londra Konferansı Mektupları (1933), -Türk Kanadı (1941), -Kanat Vuruşu (1945) Monografi: Babamız Atatürk (çocuklar için, 1955)