Zəif ürək

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·312 syf.··
2021 23. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2021 15:13
Mutluluktan delirmek diye son gunlerde bir söz duymuştum. Ama insan mutluluktan havalara uçardi o havaya uçmayı kafa olarakta uçmak anladık herhalde artık. Evet bu kitap mutluluktan deliren bir adamın ve onu bu sıkıntıdan kurtarmaya çalışan dostunun hikâyesi... Kitabın özünü kendi içindeki cümle ile anlatayım; "sen mutlusun diye herkesin, birdenbire mutluluğa boğulmasını istiyorsun. tek başına mutlu olmak sana azap veriyor, zor geliyor! bu mutluluğu son zerresine kadar hak etmiş olmak için, belki de vicdanını rahatlatmak için didinmeye başlıyor, kendini yiyip bitiriyorsun! çabanı, becerini, işte ne bileyim, senin sözlerinle kadirşinaslığını göstermen gerektiğinde aniden başarısızlığa uğrayacaksın diye nasıl kendine eziyet etmeye hazır olduğunu görüyorum." Bu cümleleri 20 li yaşlarda Dostoyevski yazmış. İlk romanlarından birisi... O günlerden zaten gösteriyor büyük bir yazar olacağını. Dostoyevski kitapları kendinden izler taşır derler. Sürgün edilen,hapse atılan,kumarbaz olan,borç batağına batan bir adamın romanı yani. Bu kişi böyle bir konuyu kendi içinde ancak bu kadar icsellestirebilir ve yazar diyorum. O kişi de Dostoyevski olur zaten. Bir birinden ayrılmayan iki sadık dost, Arkadi İvanoviç ve Vasya Şumkof ikisi de memur bir evde gecinip duruyorlar. Bir gün Vasya arkadaşına nişanlandığını söyler ivanoviç şaşırir ama çok mutlu olur Vasyanin bu nisanlandiktan sonra ki mutluluğuna. Bu mutluluğu kaldıramayan genç adam, arkadaşın yardımlarına rağmen kendini kaybedip deliriyor. Yani kitap da açıkça Dotoyevski mutluluğu kaldıramayan bir gencin hazin öyküsünü anlatıyor... İnsan son derece mutluyken nasıl olur da intihara suruklenebilirdi ki? Bu yufka yüreklilik biraz da temiz saf kalbi temsil ediyor bu kişinin karakterini su sözlerden
Yufka YürekFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20115,4bin okunma
7/10
·80 syf.··
2026 11. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 23:31
Kitap kısa olmasına rağmen insanın içini ağırlaştıran eserlerden biri. Yazar burada büyük olaylardan çok, insanın kendi içine sıkışmasını, suskunluklarını ve bastırdığı duygularını anlatıyor. Okurken “asıl mesele söylenmeyenler” hissi sürekli diri kalıyor. Karakterlerin iç dünyası, Dostoyevski’ye özgü o psikolojik derinlikle verilmiş. Özellikle güç, merhamet ve vicdan arasındaki o ince çizgi, rahatsız edici ama bir o kadar da düşündürücü. Kitap ilerledikçe karakterleri yargılamaktan çok, anlamaya çalışırken buluyor insan kendini. Akıcı olmasına rağmen duygusal olarak kolay bir metin değil. Sessiz ama yoğun bir anlatımı var. Büyük beklentiyle değil, ruh hâline uygun bir zamanda okunursa çok daha etkili olacağını düşünüyorum.
Bir Yufka YürekliFyodor Dostoyevski · Kızıl Panda Yayınevi · 20235,4bin okunma
Aşk mı? Dostluk mu? Minnettarlık mı?
Puan vermedi·80 syf.··
2023 3. kitabı
Bu kitabın ana konusu hakkında kendimle dahi çelişiyorum. Başlangıçta iki dostun hikayesi diye başlayan bu değerli yapıt. Arkady ve vasya arasında geçmektedir Vasya ve arkady aynı odada kalan iki memurlardır. Vasya liza ile kendi aralarında nişan yaparlar tabi lizanın annesinin onayı ile bu durumu arkady’e anlatan vasya çok heyecanlıdır. Bu heyecanın ve sevincin onu delirteceğini nerden bilebilirlerdi ki vasya aynı zamanda çok iyi yazı yazma yeteneğine Sahiptir ve patronu tarafından verilen yüzlerce sayfalık yazıları yazma görevini bu heyecan ve sevinçten unutmuştur anlayacağınız aşk’a ve hayallere dalmıştır hayallerinin hayatının sonu olacağını bilmeden tabi evlenme hayalleri kuran vasya kendisine verilen görevi son günlerde hatırlamıştır ve yetiştirmek için elinden geleni yapmaya çalışmıştır lakin bu görev haftalarca sürmesi gerekirken vasya onu bir iki geceye sığdırmaya çalışmış ve bu konuda kendisinin limitlerini fazlasıyla zorlamıştır. Uykusuz geçen geceler onun artık sadece bir beden olarak ortada kaldığını gösteriyor değişik tavırlar edinmiş ve arkady ise bu durum karşısında çaresiz kalmıştır uykusuz geçen günlerin sonu karanlıktı vasya ruhunu kaybetmiş ve dönüşü olmayan yola girmiştir o artık bir delidir arkady ise tek başına kalmıştır. Liza’ya gelince yaklaşık iki yıl sonra kilisede karşılaşan liza ve arkady lizanın yanında bir süt nine ve kucağında çocukla liza evlenmiş hayatını düzene oturtmuş ve mutlu mu bilinmez ama yoluna devam etmiş. Çok severek okuduğum bu kitabı bir kere daha okuyacağım o zaman ki düşüncelerim ne olur bilinmez ama artık onu da o zaman düşünürüz. Ve bu incelemeyi kimse sonuna kadar okumaz diye düşünüyorum ama yine de sormak istiyorum bu hikaye bir aşk hikayesi mi dostluk hikayesi mi yoksa maaş aldığı adama olan sadıklığının sonucu
1000Kitap
Bir Yufka YürekliFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 20045,4bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2024 123. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2024 13:46
Sadece ince düşünceli olduğu için, delirir mi insan? Evet evet delirir... Hep birine yaranmak için çapa içine girmek, birilerinin üzülmesini istememek de bir süre sonra delirtir insani. İyi bir haber, güzel bir mutluluk da etki yapar aklını kaçırmaya... Tam tersi olumsuz şeylerde... Teşekkürler DOSTO
Bir Yufka YürekliFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 20045,4bin okunma
Hassas Kalpler İçin Yaşamak Zor
7/10
·84 syf.·
2026 23. kitabı
Bir Yufka Yürekli Dostoyevski’nin erken dönem eserlerinden biri. İki öyküden oluşan eserde, kitaba ismini veren öykü, yazarın her zamanki gibi insan ruhunu çözümleme konusundaki becerisini, bu sefer daha duygusal, yoğun, kısa bir anlatı içinde gösteriyor. Öykü, sıradan, yoksul bir memur olan Vasya Şumkov'un karakterini merkeze alarak ilerliyor. Vasya, aşırı hassas, çok iyi yürekli bir karakter. Amiri Yulyan Mastakoviç Vasya'ya bir yazı işi veriyor ve Vasya bu işi zamanında yetiştirmek için yoğun çaba sarfediyor. Aynı zamanda sevdiği kadınla nişanlanmış; bu da, ilk kez gerçek bir mutluluk duygusuyla karşılaştığı hayatının en önemli anı. Bu mutluluğu birlikte yaşadığı ve kendisi gibi memur olan en yakın dostu Arkadi'yle paylaşıyor. Ancak bu mutluluk, onun ruhuna başta çocuksu bir heyecan ve telaş getirse de, zamanla ferahlıktan çok, giderek ağırlaşmaya başlayan bir sorumluluk hissi yaşatmaya başlıyor. Nedeni ise, kendisine karşı iyi olan amirinin verdiği işi zamanında ve kusursuz şekilde tamamlayamama endişesi. Bu endişesi gerçekleşirse, hem amirine karşı nankörlük edeceğini, hem de aldığı sorumluluğu layık olduğu şekilde yerine getiremeyeceğini düşünüyor. Daha da ilerisi, hayatın getirdiği mutluluğa da nankörlük etmiş olacağını düşünüyor. Bu süreçte en yakın dostu Arkadi -ki o nasıl güzel bir dosttur öyle:) - ona öylesine destek olmaya çalışıyor ki, hassas, yufka yürekli Vasya incinecek diye adeta diken üstünde duruyor. Onu idare etmeye, ferahlatmaya çalışıyor. Gözleri doluyor, ağlıyor dostuyla birlikte :( Hey Allah'ım, ne diyeyim şimdi :) Vasya hayata karşı adeta yabancı ve öyle duyarlı ki, her şeyi olduğundan çok daha fazla bir sorumluluk bilinciyle kendine yük ediyor. Amiri bile şaşırıyor durumuna, çünkü verdiği iş o denli yük hissedeceği ve tamamlamak için acele edeceği
Edebiyat
Bir Yufka YürekliFyodor Dostoyevski · Ketebe Yayınevi · 20265,4bin okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2024 144. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2024 02:41
Dostoyevski'nin kısa bir romanı. vasya'nın iyi bir işi, çok yakın ve iyi yürekli bir arkadaşı vardır. son olarak vasya liza isimli bir kızla da nişanlanmaya karar vermiştir. sadece patronunun verdiği işi biraz aksatmıştır. bunun dışında hayatta hiç sorunu yoktur. hatta lizaya ve arkadaşı arkadiy'e sahip olduğu için mutluluktan uçmaktadır. ancak bu uçma olayı, sonradan biraz fazla olmuş ve zavallı vasya mutlu olduğu için delirmiştir. roman hayatında her şeyin yolunda gitmesine rağmen, bir insanın delirebileceğini gözler önüne serer. insanı düşündürüyor gerçekten. "hayatta gerçekten her şeyi olan bir insan neden hala mutsuzdur, neden mutlu olmayı becerememektedir?" sorusunu soruyorsunuz kitabın sonunda. mutlu olunca mutsuzluğun kıymetini anlatıyor..
Yufka YürekFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20115,4bin okunma
8/10
·80 syf.··
2018 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2018 14:34
Esasen ne kadar tuhaf bir ülkede yaşadığımın ayırdına varalı çok olmadı. Her şey o kadar hızlı gerçekleşiyor ki durup düşünmeye dahi vakit bulamadığım çok oluyor. Baylar tüm samimiyetimle itiraf etmek zorundayım ki bütün uyuşukluğum, olayların ardına geçip acımasızca ittiren zamanın suçudur. Tuhaf ülkem işte, hangi hassas yerine değinecek olursam olayım biliyorum ki sayfalarca cümle, sayfalarca paragraf o dikkatin tümüyle o yere yoğunlaşmasına yetmeyecek hatta o hassasiyetin sağlanmayacağını da biliyor gibiyim. Bundan yıllar sonrasında bile muzdarip olduğum hadiseler yine yeniden gerçekleşecekmiş gibi geliyor bana. Vatan nedir? Anne nedir? Toprak, asker, kahraman, bayrak…? Bu kelimeler zihnimize düştüğünde muhakkak bir çağrışıma yol açıyordur ama gerçekten dolu mu içleri ya da şöyle mi sormalıyım bilmiyorum içlerindeki var olan anlam bizlere ne ifade ediyor… Benim nazarımda en tehlikeli kelimelerdir bu saydıklarım ve şu an aklıma gelmeyen birtakım kelimeler. Hani denir ya “Anahtar Kelimeler” diye. İşte bu "Anahtar Kelimeler". Anahtar Kelimeler sözcüğünün aklımdaki anlamını sıfırlıyor ve şu vaziyetiyle burada doldurduğum anlamı ile kaydediyorum hafızama. Fark ettiniz mi bilmiyorum ama dikkat buyurmanızı rica edeceğim; bir kelimeye anlam yüklemek ne kadar da kolay değil mi? O kelimelere anlam yükleyip ardından kutsallaştırıp sorgulanamaz hale gelene değin bekleyecek miyiz, sanırım bekleyeceğiz. Belki de Estragon ve Vladimir’in Godot’yu beklediği gibi. Şüpheye düşeceğiz, ne zaman bu kelimelere bu anlamlar yüklendi de biz fark etmedik diye... Şimdi asıl meseleye gelelim, böylesine uzun bir (saydım tam dört paragraf) girizgâhı yalnızca Dostoyevski için yapabilirdim. Usta yazarımız da, dünyanın bekası için bazı anahtar kelimelerin içini çok güzel doldurmuştur. Soyluluk,
Yufka YürekFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20115,4bin okunma
8/10
·80 syf.··
2019 136. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2019 14:51
Merhaba sevgili okurlar, kitabın ana temasına değinmek amacıyla, incelememe ilk önce mutluluk korkusuna bağlı olarak br Ruh bozukluğu olan çerofobi'ye değinmekle başlamak istiyorum: Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durumun rahatsızlık derecesinde şüphe uyandırmasidir. Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür. Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir. Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur. İşte böyle bir duruma, kitabin baş karakterlerinden olan Vasya ile şahit olacağız. Haydi başlayalım.. [not: eser miktarda kimyasal spoiler içerir ((; ] Belki biraz tuhaf olacak ancak, bu kitaptaki iki ana karakteri bizim Türk Sinemasının Zeki ve Metin ikilisine benzettim. Bir birinden ayrılmayan iki sadık dost; Arkadi İvanoviç ve Vasya Şumkof. Onları okurken şu görüntüler canlandı gözümde: youtu.be/opgt5GFGO6I Bu ikili aynı dairede çalışan iki memur, aynı apartmanin aynı dairesinde oturan ev arkadaşlarıdır. Yedikleri içtikleri ayrı gitmez derler ya, işte öyle. Bunlardan Vasya Sumkof, tuhaftır, bir gün heyecanla eve gelir ve arkadaşı Arkadi'nin merakı üzerine nişanlandığını açıklar. Ama bu öyle aniden olan bişey değildir, sonradan öğrenir Arkadi. Zira, bizim yufka yürekli Vasya, nişanlısı olan kızın bir zamanlar sevdiği adam tarafından terkediliş hikayesine şahit olduktan sonra ona içten bir acıma hissi
Edebiyat
Bir Yufka YürekliFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 20045,4bin okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2023 21. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2023 18:07
Dostoyevski'nin 1848 yılında yayınlanan kısa öykü kategorisine dahil edilebilecek eseridir. Aynı odayı paylaşan iki meslektaş ve iyi dost olan Vasya ile Arkadiy hikayenin ana kahramanlarıdır. Olaylar Vasya'nın ani nişan haberini Arkadiy'e vermesiyle başlar. Nişanlısı ve ailesiyle tanışma yemeği, hediye almak gibi olaylar gerçekleşirken Vasya, çok kıymet verdiği ve kendisine yeni ödeme yapan patronunun ona verdiği işi ihmal ediyor. Bunu fark eder etmez işe koyulan Vasya, asla bu işi süresinde teslim edemeyeceğini yavaş yavaş fark ediyor. Bazen sabaha kadar masada oturup yazıyor bazense kaçıp kendini dışarı atıyor ancak işi beklendiği gibi yetiştiremiyor. Tüm bu süreçler esnasında arkadaşını yalnız bırakmayan Arkadiy, onun bu süreçte yaşadığı değişimi endişe ile izliyor. Minnettar olduğu insanları hayal kırıklığına uğratmaktan oldukça korkan Vasya, işi bitiremeyince deliriyor ve patronunun güvenini, işini, aşkını, arkadaşını kaybedeceğinden korktuğu için onu askere alacaklarını söylüyor. Mutlu olmayı kendisine yakıştıramayan insanların temsilcisi Vasta hastaneye kapatılırken her zaman sadık dost olanların temsilcisi Arkadiy, arkadaşının gidişine dayanamayıp o odadan kaçıyor ve bu kısa öykü mutsuz bir sonla bitiyor. Başlangıcı savruk ve odaklanmada güçlük yaşatan eser, ilerledikçe odağı artırıyor, okuru içine çekiyor ve kuvvetli bir sonla taçlanıyor. Romanlarına göre kısa öykülerini daha zayıf bulsam da her eserini olduğu gibi bu öyküyü de şiddetle tavsiye ederim Dostoyevski'nin. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Yufka YürekFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20115,4bin okunma
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2021 28. kitabı
Başlangıçta güzel ve sevimli bir hikayeye sahipken sonlara doğru bir tükenmişlik sendromu olayıyla işler karışıyor. Çok fazla etkileyici bir hikaye olmasa da psikolojik olarak iyi bir kitap. İşin içinde yufka yürekli bir adam oluncada kelebek etkisi misali onunda hayatı etkileniyor. Sırf yazar için okudum diyebilirim ama çok beğenmedim.
Yufka YürekFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20205,4bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.