• Üslup akıcı ve güzel bir eser. Kısa olduğu için kolaylıkla okunabiliyor. Çok çabuk bitirmek, sayfaları hızlıca çevirmek, Sadece bir solukta okumak yerine, tam bir konsantrasyon ile okuyup kitaptaki mesajı alabilmek çok önemli. Bu açıdan bir günde de bitirebilirsiniz beş gün de de. Size bağlı. 
  • Sahsiniza karşı oynanan bilincaltini etkileyen oyunlari farkedebilmek icin, bol bol ornekle zenginlestirilmiş, bir kac saat icerisinde okuyup bitirebilecegimiz eglenceli bir kitap olmuş. Ben begendim. Hatta okurken ogrendigim ufak tefek teknikleri is hayatimda kullanmayi bile düşündüm. Algıda seçicilikle ilgili eksiklerinizi gorebilirsiniz ve detaya konsantrasyon acisindan insani yonlendirdigini farkedebilirsiniz...
  • #Okuduklarımdan
    #Trevanıan
    #Şibumi
    Şibumi; sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır...
    Şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek,ifade dolu bir sessizlik, kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllülük demek.Zarif bir basitlik,ruhsal rahatlama demektir...
    Kitapta Şibumi felsefesinden, Go-ke oyununa, mağaracılık ve dağcılık sporlarından diğer tehlikeli sporlara kadar birçok konu ele alınmıştır. Bunları okurken bir anda gözlerinizin önüne geldiği birçok sahne oluyor ve inanılmaz heyecan ve merak uyandırıyor .
    Karakterimiz Nicholai Hel,dünyanın en yüksek ücreti alan katili.Eee şimdi Şibumi felsefesiyle bu katilin ne işi var diye düşünüyorsunuz tabiki.Bu bizim katil bildiğimiz vurdulu kırdılı karate-kit filmlerinden fırlamış bir tip değil .Çok zeki,üstün yetenekleri olan,7 dil bilen,mistisizm yeteneğine (astral seyehat te deniyor diye biliyorum ) sahip ,güçlü ve gururlu biridir.Ayrıcaaa Amerika düşmanı, japonlara,kültürüne ve felsefesine canı pahasına bağlıdır. Çünkü onların yanında büyümüştür. Onlarla birlikte savaşlara, acılara,açlıklara katlanmıştır.
    Kitap her konuda ama her konuda ilgi çekici...
    Okuyucuya yüksek konsantrasyon sunarak başlıyor ve her bölümdeki kurguya çok bağlayarak ilgiyle devam ettiriyor.
    Bir taraftan Amerika, Araplar ve diğer işgalci kuvvetlerin çarkları etrafındaki çıkar ilişkileri, diğer taraftan Hel'in bu çark 'ın dişlileriyle tanışma maceraları (Bu burdan kolay gibi görünüyor ama öyle değil!!! yazmakla da bitmez).Kitabın daha devamı var mı diye son sayfasında donup kalıyorsunuz yani.
    Maceramızın evlat olsa sevilmezkarakterleri
    Diamond,Starr ve Haman.
    Hel'in baba gibi sevdiği, hocaları, hayatının mihenk taşları Kishikawa-San ve Otake-San.
    Dostları da var tabiki en güç işlerde beraber olduğu, kardeş gibi gördüğü can dostları, ölümüne beraberler.
    Le Cagot ve Bay de Lhandes ( bu ikiliye dikkat lütfen!!!)esprileriyle,sağlam karakterleriyle tam bir stan-up gösterisi sunuyorlar kitap boyunca
    Gülmekten alıkoyamıyorsunuz kendinizi.
    Haa bu arada ilginç yemek isimleri de vardı
    (VII.Edward usulü kuzu reca ediciiimm lütfen
    Herhalde bizim Hünkar beğendi Ali nazik gibilerine denk düşüyor .
    Son olarak; yazarın diğer kitabında müze soygunu kurgusunun birebir aynısı gerçek bir soygunda kullanıldığı için, bu kitabında "Çıplak elle öldürme " tekniğini ayrıntılarına girmeden bahsediyor.Eee ne yapsın adamın yazdıkları uygulanıyorsa korkmustur tabiki
    Her sayfasında ayrı bir heyecan merak,ayrı bir aksiyon ve adrenalin yüklü müthiş zevkliydi.
    Kesinlikle tavsiye ederim.
    NOT: Dünyaya az meyletki hür yaşayasın.
    Teşekkür ediyorum...
  • Hepimiz zihnimizi hokkabazlık yapmaya zorluyoruz. Çoklu ekrana ve internet tarayıcılarına sahip olma becerisi aynı zamanda çoklu görevler yapmak, yalnız ve tek odaklı konsantrasyon gerektiren entelektüel geleneği reddettiğimiz anlamına geliyor. Bu da aslında hatırladığımız içerik miktarını azaltıyor. Kütüphanelerde çalışma saatleri azaldığı gibi, odaklanmanın ve dikkat dağınıklığı olma­dan çalışmanın bu geleneksel lokasyonu yavaşça işlevini yitiriyor...
  • Erkeklerde depresyon şu şekilde kendini gösteriyor

    ◊ Kızgınlık, sinirlilik, saldırganlık
    ◊ Kaygı, huzursuzluk
    ◊ İşe, aileye, eskiden keyif veren aktivitelere karşı ilgisizlik
    ◊ Cinsel isteksizlik ve performans sorunları
    ◊ Hüzün ve umutsuzluk
    ◊ Konsantrasyon sıkıntıları, unutkanlık
    ◊ Sürekli yorgun olmak, uyuyamamak ya da çok uyumak
    ◊ Çok yemek ya da iştahsızlık
    ◊ İntihar düşünceleri ya da denemeleri
    ◊ Fiziksel ağrı ya da acılar, baş ağrısı, sindirim sistemi problemleri
    ◊ İşle, aile ile veya diğer önemli aktivitelerle ilgili sorumlulukları yerine getirememe
    ◊ Riski yüksek olan aktiviteler ile uğraşma
    ◊ Alkol veya diğer ilaç ve uyuşturuculara ihtiyaç duyma
    ◊ Arkadaş ve aileden elini eteğini çekme, yalnızlığı tercih etme
  • Ahmet Emin Seyhan'ın Hadislerde Kutsiyet Atfedilen Fenomenlerin Din Değeri (Hacerülesved Örneği)
    kitabında Hacerülesve ile ilgili olarak yapmış olduğu öneri hakkında fikirlerini merak ediyorum.

    Malum olduğu üzere Kabe'de bulunan Hacerülesved haskkında çok çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Ahmet Emin Seyhan - Hadislerde Kutsiyet Atfedilen Fenomenlerin Din Değeri (Hacerülesved Örneği) adlı 300 sayfalık değrli çalışmasında bu rivayetleri ayrınlarıyla inceliyor.
    Ben sadece İçindekiler bölümünden bir kaç ana başlık vermekle yetineceğim.
    - Haceriülesved'in cennetten geldiğine dair iddialar
    - Hacerülesved'e dokunmanın günahları sileceği ve hastalar şifa vereceği ile ilgili rivayetler
    - Hacerülesved'in yeryüzünde Allah'ın ağ eli olduğuna dair rivayetler
    - Hacerülesved'in kıyamet günü bir dili ve iki dudağı olacağı ve şahitlik edeceğine dair rivayetler.

    Seyhan'ın bu yanlış rivayetlere karşı yapmış olduğu öneri(Sayfa 261-263)

    "
    Hacerülesved’in mahşer günü “şahitlik veya şefaat etmesinin”
    söz konusu olamayacağı, zira Kur’ân-ı Kerîm’e göre kıyâmet günü şahitlik yapacak kimselerin “görevli melekler, peygamberler, sıddıklar ve kendilerine zulmeden kimseler” olduğu, Kirâmen Kâtibîn’in her insanın yaptıklarını en güzel şekilde kaydettiği, bu nedenle uydurma rivâyetlere bakarak Hacerülesved’e olağanüstü anlamlar yüklemenin isabetli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle hac aylarında Hacerülesved’in etrafında yaşanan izdihama son vermek ve doğru bir Hacerülesved algısı oluşturmak için mevzû rivâyetler konusunda tüm müslümanların bilgilendirilmeleri / bilinçlendirilmeleri şarttır. Bize göre bu bilgilendirmeye ilave olarak Kâbe’nin etrafında da bazı fizikî düzenlemelerin yapılması elzemdir. Kanaatimizce Hacerülesved, şimdiki bulunduğu yerden beş ya da altı metre kadar daha yukarıya kaldırılıp yükseltilebilir ve herkesin gö-
    rebileceği o yere monte edilebilir. Hacerülesved, yine Kâbe’nin aynı köşesinde kalacağından Kâbe’nin örtüsü de buna uygun hâle getirilebilir. Böylece herkesin Hacerülesved’i o yüksek seviyeden rahatça görmesine imkân sağlanabilir. Hiçbir kimsenin ona el sürmesi söz konusu olamayacağından izdiham da son bulur; müslümanlar da tavaf esnasında sadece uzaktan istilâmla yetinir; ona dokunmak ve öp-
    mek için yaşanan sıkıntılar da ortadan kaldırılmış olur.
    Rüknülyemânî de “dikdörtgen şeklinde yapılacak sembolik bir
    taşla” aynı köşe üzerinde Hacerülesved ile aynı seviyeye çıkartılır ve buraya monte edilir. Kâbe’nin örtüsü “sembolik Rüknülyemânî’ye” uygun hâle getirilip düzenlenir. Böylece her iki köşenin de sadece uzaktan selamlanılması ve huzur içinde tavafın yapılması sağlanmış olur. Kaldı ki böyle bir düzenleme, tavaf yapan müslümanları da dolaylı olarak rahatlatır. Şöyle ki; bu ibadeti yapan mü’minler, her iki köşeye dokunma ve el sürme telaşından kurtulacakları için kendilerini ibadete daha iyi verme ve tam bir konsantrasyon hâlinde kulluk vazifesini yerine getirme imkânına sahip olur. Bu itibarla, ihtiyaç
    nedeniyle nasıl “Cemerât’taki büyük, orta ve küçük şeytan” fizîken büyütülmüş ve şimdiki hâline getirilmişse, “dikdörtgen şeklinde tasarlanacak Rüknülyemânî’nin” de söz konusu yere görünecek şekilde monte edilmesinde herhangi bir sakınca olmasa gerektir.
    Burada şu hususu tekrar vurgulamakta yarar olduğu kanaatindeyiz: Hem Hacerülesved hem de sembolik olarak yapılacak Rüknülyemânî, o yüksek seviyeye çıkartılacağı için artık hiçbir kimsenin o ikisine dokunması veya öpmesi söz konusu olamayacaktır. Hacerülesved, sadece tavafa başlangıç işareti olarak görevini aynı köşede ifa
    etmeye devam edecek, onunla aynı seviyeye yükseltilen “dikdörtgen şeklindeki sembolik Rüknülyemânî köşesi” de aynı yerde uzaktan selamlanılacaktır. Bilinçlenen mü’minlerin zamanla her iki köşeye de ilgisi azalacak ve böylece her iki köşe sadece uzaktan istilâm edilecektir. Bu düzenlemeyi yapmak hiç de zor değildir ve bu tarz küçük bir değişiklikle pek çok sıkıntının da ortadan kaldırılması söz konusu
    olabilecektir. Nitekim bu sade düzenlemeyle Kâbe’nin yanında yaşanan ve müslümanlara yakışmayan kargaşa, itiş-kakış ve sıkışmalar da, bu durumun gayr-i müslimler nezdinde oluşturduğu olumsuz imaj da ortadan kalkacak, üstelik tavafın ahengi de bozulmamış olacaktır.
    Ayrıca müslümanların kitlesel organizasyonlarda başarısız oldukları yönünde kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan menfî algı da “kısmen” düzeltilebilecektir.
    "
    Ahmet Emin Seyhan (s. 261-263)
  • Bir kitapta neler olduğunu hatırlamak için uğraşmam.
    Bir kitaptan tek istediğim bana cesaret ve enerji vermesi, sandığımdan daha fazla bir yaşamın olduğunu bana göstermesi ve hareket etme ihtiyacını bana hatırlatmasıdır.
    Evdeki tek kitaptı. Oraya nasıl geldi,hiç merak etmedim.
    Kalındı. Sözcükler tıkış tıkıştı...
    sırlarını çözmek için çok fazla enerji ve konsantrasyon gerekiyordu.
    Evde yazan ya da okuyan birini hiç görmemiştim. Televizyon ve reklam panoları aklımı karmakarışık etmişti.
    Başlangıçta,hiçbir şey anlamadan altı çizgili yerleri okudum.

    '' Tek gerçek hazzı yalnızlıkta buldum.''
    '' Yalnızlık benim kalemimdir.''
    '' Orası sandalyemin,masamın,yatağımın, imbatımın ve güneşimin olduğu yerdir.''
    '' Sürgündeydim.''
    '' Sahte bir diyardayım.''
    '' Düşlediğim için,ben ben değilim. ''

    Léolo (1992) Jean-Claude Lauzon