Puan vermedi·376 syf.··
2026 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Sahnenin Dışındakiler anlatıcısı olan Cemal ile 1920 yıllarının İstanbul’u ve Anadolusu arasında bir kontrast oluşturup; sahneyi ve sahne dışını tarihi bağlam içinde belirleyip okura sunuyor. Biz çoğunlukla İstanbul’u okuruz ama sahne Anadolu’dur. Anadolu’da mücadele ve vatan müdaafası can siperane bir halde yaşanmaktadır. Anadolu’da o kutlu ve şerefli mücadele sürerken İstanbul olan sahnenin dışına geldiğimizde; tablonun o kasvetli yanına gelmiş oluyoruz. Bu dönemde üniversite tahlilini İstanbul’dan uman Cemal, dönemin kadın ve kadın dönüşümünü tiyatroyu da içine alarak temsil eden Sabiha, ben Aydın ve akademisyen kimliğini temsil eden İhsan etrafında kemikleşen kurgu okuyoruz. Cemal aslında çocukluğunun geçtiği İstanbul’u umarken işgal altında bir İstanbul görmekte. Bu işgalin kapsamını okuyoruz sayfalar boyu: Etrafta işgal kuvvetleri bayrakları, halkın ihbarlarına gelen yabancı subaylar, mahalle kültürü, ahlaki çürümüşlük, değerlerin yitirilişi.. burada ifadesine muktedir olmadığım ama tam Tanpınar ‘ın ustalıkla betimlediği bir İstanbul var. Mahur Beste’de şark mı iyidir batı mı iyidir, Şark ve batı neyden peydadır diyen sorgu hali burada yozlaşmanın fikri, ahlaki, mimari, siyasi, toplumsal pekçok boyutuyla telafisi olmayan bir cevap alıyor. İşgal yalnızca askerî bir durum olarak değil, gündelik hayatın içine sızan bir atmosferdir kaplıyor hayatı. Bu nokta aynı zamanda İstanbul’un neden “sahne” olamadığını da gösterir. İstanbul’a adeta bir ölü toprağı serpilmiş gibidir; çünkü asıl sahne Anadolu’dadır. Mukavemet, direniş ve canlı tarih oradadır. Cemal’in döndüğü İstanbul’da ise bunların karşılığı yoktur; o canlılık ve hareketlilik Anadolu’da kalmıştır. Sahnenin Dışındakiler Ahmet Hamdi Tanpınar
Ahmet Hamdi Tanpınar
Sahnenin DışındakilerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20243,547 okunma
Brave New World - Aldous Huxley
7/10
·315 syf.··
2026 9. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 00:12
Kitap / Book: Brave New World/Schöne neue Welt/Cesur Yeni Dünya — Aldous Huxley, 1932 Tür / Genre: Distopya, bilimkurgu, toplumsal eleştiri/Dystopian fiction, science fiction, social criticism Dönem / Period: 20th Century British Literature – United Kingdom/20. yüzyıl İngiliz edebiyatı - Birleşik Krallık Kısa Özet / Short Summary: Cesur Yeni Dünya, genetik mühendislik, koşullandırma ve haz odaklı bir düzen üzerine kurulu totaliter bir geleceği anlatır. İnsanlar sınıflara ayrılmış, bireysellik bastırılmış ve “mutluluk” kimyasal yollarla garanti altına alınmıştır. Sistemin dışında yetişmiş bir karakterin bu yapay dünyayla karşılaşması, değerler ve insan doğası üzerine sert bir çatışma yaratır. Brave New World portrays a totalitarian future built on genetic engineering, conditioning, and pleasure-driven control. Society is divided into rigid classes, individuality is suppressed, and happiness is chemically enforced. The encounter between this artificial world and someone raised outside it exposes a powerful clash of values and human nature. Yorum / Review: Kontrol sıkılaştıkça insanlığın ne hale gelebileceğini, “normal” kavramının nasıl bambaşka bir boyuta taşınabileceğini gösteren bir başyapıt. Eski dünya ile yeni dünyanın çarpışmasından doğan o keskin kontrast kesinlikle okumaya değer. İnsan özgürlüğü, konfor ve bilinç arasındaki gerilim çok çarpıcı bir şekilde işlenmiş. A masterpiece that reveals what humanity can become as control intensifies and how the concept of “normality” can shift dramatically. The sharp contrast born from the collision between the old and the new world makes it absolutely worth reading. The tension between freedom, comfort, and consciousness is portrayed in a striking way. #düsseldorf #BraveNewWorld #SchöneNeueWelt
Brave New WorldAldous Huxley · Sun Dial Press · 193673,4bin okunma
Puan vermedi
Roman, Jerome’un kuzeni Alissa’ya duyduğu derin, platonik ve idealize edilmiş aşkı anlatır. Çocukluktan başlayan bu bağ, yıllara yayılır. Jerome mutluluğu Alissa’yla bir arada görmek isterken, Alissa giderek daha katı bir dindarlığa ve çileci bir erdeme yönelir. İncil’deki “Dar kapıdan girmeye çabalayınız” (Matta 7:13-14) motifi, romanın hem başlığı hem de merkezî metaforudur: Kurtuluşa veya Tanrı’ya giden yol dar, zor ve çoğunlukla yalnızdır. Anlatım büyük ölçüde Jerome’un geriye dönük bakış açısıyla ilerler; mektuplar ve özellikle Alissa’nın günlüğüyle zenginleşir. Bu yapı, olayları tek taraflı değil, çok katmanlı gösterir. Kısa olmasına rağmen yoğun ve şiirsel bir metindir. Ana Temalar Beşeri Aşk vs. İlahi Aşk / Erdem ve Fedakârlık: Alissa, dünyevi mutluluğu (evlilik, mutluluk) reddederek “daha yüce” bir ruha ulaşmaya çalışır. Aşkı, Tanrı’ya giden yolda bir engel olarak görür. Jerome ise aşkını erdemle birleştirerek mutluluğu arar. Roman, aşırı idealizmin ve puritanizmin trajediye dönüşmesini sorgular. Mutluluk ile Erdem Arasındaki Çatışma: Gerçek erdem, mutluluktan vazgeçmeyi mi gerektirir? Aşırı fedakârlık özgür iradeyi yok eder mi, yoksa yüceltir mi? Bireysel Özgürlük ve Ahlak: Gide, bireyin mutluluğunu ve özgürlüğünü ahlaki/ dini tabularla sınırlamanın sonuçlarını inceler. Alissa’nın yolu, kendini yok saymaya varır. Kurban ve Kurban Eden: Hem Alissa hem Jerome birbirini (ve kendilerini) bir tür manevi yükseliş için araçsallaştırır. Bu, romantik aşkın mistik bir boyuta evrilmesidir. Karakter Analizi Jerome: Hassas, idealist, biraz pasif bir anlatıcı. Aşkı hayatının merkezi haline getirir; Alissa’nın peşinden koşar, erdemli olmaya çalışır ama dünyevi mutluluğu da ister. Alissa: Romanın en çarpıcı karakteri. Saf, entelektüel, giderek azizeleşen bir genç
Dar KapıAndré Gide · Timaş Yayınları · 20214,538 okunma
Puan vermedi
Erol Güngör’ün işte bu kelami sahada yapmış olduğu organizasyonunda, sanat eserlerindeki yaptığı çalışmalarda vardığı sonuç “Bu nevi kelami yapılarda organizasyonun yek diğerine nispetle bir yenilik, sürpriz veya kontrast(tezat) teşkil eden unsurlardan meydana geldiğini göstermektedir.” Şüphesiz ki bir sanat eserini cazip kılan, okuyucu ve dinleyici de haz ve elem duygularını uyandıran pek çok iş ve dış sebep vardır. Bu sebeplerin en önemlileri “tezat” ve “beklenmeyen neticedir”. Mesela bir polis romanında şüpheli kişiler aşağı-yukarı eşit derecede cinayet zanlısıdır. Sonra eser önceden tahmin edilemeyen bir şekilde sona erer. Okuyucu bu sonucu eğer baştan fark ederse eserin bütün güzelliği sona erer. Kelami sahada bir eserin, ürünün meydana gelişi belli başlı yolları takip ederek gelişir. Ürünün içindeki olay , mizah, unsurları onu meydana getiren en önemli elemanlardır. Bugüne kadar oluşturulan; halkın bizzat katılımıyla meydana getirilmiş eserler içlerinde taşıdıkları ince zeka ,derin acı ,yoğun duyguları zaman geçtikçe daha basit bir yapıya doğru yönelmiş ya da yöneltilmiştir. Nasrettin Hocanın güldüren ,güldürdüğü zamanda da düşündüren fıkraları nüktedan yaklaşımı yerini belden aşağı, ucuz,boş alt yapısız komedi unsurlarına bırakmıştır. Sanat şüphesiz ki estetikten yoksun bir şekilde kendini bulmaya çalışması ve insanları etkisine alacak bir şekilde organize edilmediği sürece yapıt değerliğini de kaybeder. Çünkü bir sanat eseri oluşturulurken; kişi, hissettiği bir duyguyu yada arzulayıp göremediği bir hissedişi sunmak ister. Ne yazık ki günümüzde bu amansız, ve kapitalist ruhun getirmiş olduğu pazarlama tutkusu sanatçıyıda ele geçirmiştir. Popüler sanatçıların birçoğu piyasada bulunan mevcut eserini daha iyi pazalayabilmenin yolunu tutmuş ve kendisinin üretmiş
Kelâmî Sahada Estetik Yapı OrganizasyonuErol Güngör · Ötüken Neşriyat · 19992 okunma
Puan vermedi·583 syf.··
2026 4. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 15:33
Muhteşem bir kitaptı. Yazar, aşkın farklı yüzlerini anatomik bir titizlikle incelemiş. Stendhal’in kadın karakterleri yaratmadaki ustalığı hayranlık verici. Madame de Rênal’in şefkatli, suçluluk duygusuyla kavrulan ama bir o kadar da saf aşkı ile Mathilde de la Mole’ün aristokratik, gururlu, bir tiyatro sahnesini andıran entelektüel tutkusu arasındaki kontrast muhteşemdi. Veee  Julien Sorel, yükselmek için dünyanın en ikiyüzlü insanı olmaya çalışan ama ruhunun derinliklerindeki gurur, saflık ve tutku yüzünden bu ikiyüzlülüğü sonuna kadar götüremeyen trajik bir kahraman. Tam da bu kusurları ve yenilgisi, onu edebiyat tarihinin en kusursuz karakteri yapar. Kırmızı ve Siyah", sadece 19. yüzyıl Fransa’sının bir eleştirisi değil; insanın sınıf atlama çabasının, güç arzusunun ve sevgiye olan açlığının zamansız bir destanı. Stendhal’in ironik, mesafeli ama bir o kadar da keskin üslubu, bu romanı bir kez bitirdikten sonra bile zihnimizde yaşatmaya devam edecek. Edebiyatın insanı dönüştürme gücüne inanan herkesin, bu şehesere hayran kalmaması imkansızdır.
Kırmızı ve SiyahStendhal · Kum Saati Yayıncılık · 201812,7bin okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2022 44. kitabı
Gurur ve Önyargı (Pride and Prejudice), Jane Austen’in 1813 yılında yayımlanan en ünlü ve en sevilen romanıdır. Austen’in eserleri arasında hem en popüler olanı hem de edebiyat tarihinin en önemli klasiklerinden biridir. Roman, 19. yüzyıl başı İngiltere’sinin taşra sosyetesinde geçer. Beş kız kardeşten oluşan Bennet ailesinin en büyük sorunu, mal varlıklarının (entail yüzünden) erkek varise kalmasıdır. Bu yüzden kızların “iyi bir evlilik” yapması hayati önem taşır. Hikâye, zeki, canlı, ironik ve güçlü karakteri Elizabeth Bennet ile zengin, gururlu ve görünüşte soğuk Mr. Fitzwilliam Darcy’nin ilişkisi etrafında döner. Başlıkta belirtilen “gurur” ve “önyargı”, sadece Darcy ve Elizabeth’in kişisel kusurları değil, dönemin hemen hemen tüm karakterlerini etkileyen toplumsal ve psikolojik engellerdir. Temalar Evlenme ve Maddi Güvence: Austen, dönemin kadınlarının en önemli “mesleğinin” evlilik olduğunu acımasız bir gerçekçilikle gösterir. Charlotte Lucas’un evliliği ile Lydia Bennet’in evliliği, bu konunun iki farklı ucunu temsil eder. Sınıf ve Statü: Austen, aristokrasi ile alt-orta sınıf arasındaki gerilimi ustaca işler. Darcy’nin ilk teklifi, sınıf farkının yarattığı önyargıyı çarpıcı biçimde ortaya koyar. Gurur ve Önyargı: Romanın asıl derinliği buradadır. Darcy’nin gururu (kibir), Elizabeth’in önyargısı (yanlış ilk izlenim) ve ikisinin de zamanla bunları aşma süreci, romanın duygusal ve entelektüel omurgasını oluşturur. Kadın Aklı ve Bağımsızlık: Elizabeth Bennet, Austen’in yarattığı en unutulmaz kadın karakterlerden biridir. Evlilik tekliflerini maddi nedenlerle reddedebilen, zekâsıyla ve ahlaki duruşuyla var olan bir kadındır. Bu açıdan 19. yüzyıl edebiyatında devrimci bir figürdür. Karakter Analizi Elizabeth Bennet: Zeki, esprili, dürüst, bazen fazla keskin dilli.
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202598,1bin okunma