MAVİ DÜŞ - OKURGEZER, bir alıntı ekledi.
23 May 13:19 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Ağlayan bir kadın sana dünyayı yaktırabilir. Bir an önce gözyaşlarını dindirmek, titreyen ellerini tutup o'na şöyle demek istersin: Korkma ben varım!

OT Dergi Sayı: 60, KolektifOT Dergi Sayı: 60, Kolektif
MAVİ DÜŞ - OKURGEZER, bir alıntı ekledi.
23 May 13:14 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Ağlayan bir kadın sana dünyayı yaktırabilir. Bir an önce gözyaşlarını dindirmek, titreyen ellerini tutup ona şöyle demek istersin:

Korkma, ben varım!

OT Dergi Sayı: 60, KolektifOT Dergi Sayı: 60, Kolektif
Şeyma Şakalar, bir alıntı ekledi.
23 May 03:39 · Kitabı okuyor

Bir Tibet nasihati şöyle başlar: "Hepimizin içinde bir çocuk, bir de hayvan vardır..."
İçimdeki hayvan, çocuğu yemişti.

Korkma Ben Varım, Murat Menteş (Sayfa 67)Korkma Ben Varım, Murat Menteş (Sayfa 67)
Onur Kanık, bir alıntı ekledi.
21 May 21:11 · Kitabı okudu

Bir kovucu Mısır halifesine Musul padişahının: huri gibi bir cariyesi olduğunu söyleyip dedi ki: Onun bir cariyesi var ki âlemde onun gibi güzel yok. Güzelliğinin haddi yok söze sığmaz anlatılmaz ki. İşte resmi şu kâğıtta bir bak! O ulu halife kâğıttaki resmi görünce hayran oldu elindeki kadeh düştü.

3835. Derhal Musul'a büyük bir orduyla bir er gönderdi. Eğer o ay parçasını sana teslim etmezse orasını tamamiyle yak yık. Verirse bir şey yapma bırak yalnız o ay parçasını getir de yeryüzündeyken ayı kucaklayayım dedi. Er binlerce Rüstem'le davul ve bayraklarla yola düştü Musul'a yollandı. Sayısız asker şehri mahvetmek üzere tarlama çevresine üşüşen çekirgeler gibi oraya üşüştüler.

3850. Elçi gelip maksadı söyleyince o erkek padişah dedi ki: Bu suret eksik olsun tez götür. Ben iman ahdında puta tapanlardan değilim. Putun puta tapanda olması daha doğru. Elçi kızı getirince o yiğit er derhal âşık oldu. Aşk bir denizdir gökyüzü bu denizde bir köpük. Aşk Yusuf'un havasına kapılan Zeliha gibi insanı hayran eder. Gönüllerin dönüşünü aşktan bil. Aşk olmasaydı dünya donar kalırdı.

3860. O yiğit er de kuyuyu yol sanmış çorak yerden hoşlanmış oraya tohum ekmeye kalkışmıştı. O yatıp uyuyan rüyada bir hayal görür onunla buluşur düşü azar. Uyanıp kendine gelince görür ki o oyunbazlık uyanıkken olmamış. Vah der beyhude yere erlik suyumu zayi ettim o işveli hayalin işvesine kapıldım. O yiğit er de beden yiğidiydi asıl erliği yoktu. O yüzden erlik tohumunu öyle bir kuma saçtı gitti.

3865. Aşk bineği yüzlerce gemi atmış ölümden bile korkmam diye nara atmaktaydı. Aşk ve sevdada Halifeden pervam bile yok. Varlığımla ölümüm birdir bence diyordu. Fakat böyle ateşli ateşli ekmeye kalkışma. Bir iş eriyle danış. Fakat meşveret nerde akıl nerde? Hırs seli adama yıkık yerleri kazdırır tırnaklarını uzatır. Bir güzele âşık olanın önünde de sed vardır ardında da. öyle adam artık önünü ardını az görür.

3875. O yiğit er de Musul'dan döndü yola düştü. Yolda bir ormana bir yeşilliğe geldi. Aşk ateşi öyle bir parlamıştı ki yerle göğü fark etmiyordu. Çadır içinde o ay parçasına kasdetti. Akıl nerde Halifeden korkma nerde? Şehvet bu ovada davul dövdü mü akıl dediğin ne oluyor ki a turpoğlu turp: Yüzlerce halife o anda o erin ateşli gözüne bir sinekten aşağı görünür.

3880. O kadına tapan er şalvarını çıkarıp cariyenin ayak ucuna oturdu.
Aleti dosdoğru gideceği yere giderken orduda bir gürültü bir kızılca kıyamettir koptu. Er sıçradı götü başı açık bir halde ateş gibi Zülfikar elinde dışarı çıktı. Birde ne görsün ormandan kara bir erkek aslan kendisini ordunun içine kapmış koy vermiş. Atlar ürküp köpürmüşler her çadır ve ahır yeri yıkılmış herkes birbirine girmiş.

3885. Erkek aslan ormanın gizli bir yerinden fırlamış havaya deniz dalgası gibi tam yirmi arşın sıçramıştı. Er pek yiğitti aldırış bile etmeden sarhoş bir erkek aslan gibi aslanın önünü kesti. Kılıçla bir vurdu başını ikiye böldü. Derhal o ay yüzlü dilberin bulunduğu çadıra koştu. O hurinin yanına gelince aleti hâlâ dimdikti. Öyle bir aslanla savaştı da erliği yine sönmedi hâlâ ayaktaydı.

3890. O tatlı ve ay yüzlü güzel onun erliğine şaşıp kaldı. istekle ona kendisini teslim etti. O anda o iki can birleştiler. Bu iki canın birbirleriyle birleşmesi yüzünden gayıptan bir başka can gelir erişir. Kadının rahminde meniyi kabule mâni bir şey yoksa bu can doğuş yoliyle gelir yüz gösterir. Her nerde iki adam sevgiyle yahut kinle birleşseler bir üçüncü can mutlaka doğar.

3900. Kadının canı da kıyamet gününü bekler erkeğin canı da. Bu âlemde emeklemen nedir ki? Daha çabuk adım at. O er o yalancı sabah yüzünden yolunu kaybetti de sinek gibi ayran kabına. düştü işte. Birkaç gün murat alıp murat verdiler. Fakat sonra o büyük suçtan pişman oldu. Ey güneş yüzlü bu işe dair Halifeye bir şey söyleme diye cariyeye yemin verdi. Halife cariyeyi görünce sarhoş oldu onun tası da damdan düştü. Halife buluşmayı diledi bu maksatla o cariyenin yanına gitti. Onu andı aletini kaldırdı. O cana canlar katan o sevgisini gittikçe artıran güzelle buluşmaya niyetlendi. Kadının ayakları arasına oturdu. Oturdu ama takdir zevkinin yolunu bağladı.

3945. Farenin catırdısı kulağına değdi. Aleti indi uyudu şehveti tamamiyle kaçtı. Bu ıslık yılan ıslığı olmasın çünkü hasır kuvvetle oynamakta dedi. Cariyeciğin Halifenin şehvetinin zayıflığını görüp o beyin kuvvetini hatırına getirerek gülmeye başlaması ve Halifenin bu gülüşten bir şey anlaması.. Cariye Halifenin gevşekliğini görünce kahkahalarla gülmeğe başladı. O erin aslanı öldürüp geldiği halde hâlâ aletinin inmediğini hatırladı. Kahkahası arttıkça arttı uzadıkça uzadı. Kendini tutmaya çalışıyordu ama bir türlü dudaklarını kapatamıyordu ki.

3950. Esrara alışık olanlar gibi boyuna gülüyordu. Kahkaha kârına da üstün gelmişti ziyanına da. Ne düşündü aklına ne getirdiyse fayda vermedi; aklına getirdiği şeyler de gülmesini artırıyordu. Sanki bir selin bendi birden yıkılmıştı. Ağlayış gülüş gönlün gamı neşesi.. Bu ki her birinin ayrı bir madeni vardır. Her birinin bir ayrı mahzeni vardır ve o mahzenin anahtarı kapalı kapılan açan Tanrı'nın elindedir. Bir türlü gülmesi dinmiyordu. Nihayet Halife alındı huysuzlandı.

3955. Hemencecik kılıcını kınından sıyırdı. Habis dedi neden gülüyorsun? Söyle. Bu gülüşten gönlüme bir şüphe düştü. Hileye kalkışma doğru söyle.Yalanla beni kandırmaya kalkışırsan yahut boş bir bahane icat edersen Ben bunu anlarım gönlümde bunu anlayan bir nur vardır. Doğruyu söylemek gerek vesselam.' Bil ki padişahların gönüllerinde ulu bir ay vardır. Bazı bazı gaflet yüzünden bulut altına girer ama ehemmiyeti yok.

3965. Cariye âciz kalınca ahvali anlattı. O yüz Zâl'e bedel olan Rüstem'in erliğini söyledi.Yoldaki gerdeği o sırada vukua gelen halleri bîr bir nakletti. Erin kılıcını çekip gidişini aslanı öldürdükten sonra gelişini aletinin hâlâ gergedan boynuzu gibi ayakta olduğunu söyledi. Ondan sonra namuslu Halifenin gevşekliğini ve farenin bir çıtırtısından aletinin söndüğünü görünce dayanamayıp güldüğünü bildirdi. Tanrı sırları meydana çıkarır. Mademki sonunda bitecek kötü tohum ekme. Padişahın işi anlayınca o hıyaneti örtüp affetmeyi ve kendisinin Musul padişahına zulmettiği için "Kim kötülük ederse kendine eder" ve "Şüphe yok rabbin gözetleme yerindedir seni görür" âyetleri mucibince bu kötülüğe uğradığını anlayıp intikam almaya kalkışırsa bu zulüm ve tamahın cezasını çektiği gibi o intikamın cezasına da uğrayacağını kestirerek cariyeyi o beye vermeyi kurması

3995. Padişah kendi kendisine suçunu kabahatini kızı ele geçirmek için ettiği ısrarı anıp tövbe etti Tanrı'dan yarlıganmak diledi. Dedi ki: Başkalarına yaptığım şeyler ceza haline geldi bana gelip çattı. Mevkiime güvenip başkalarının eşine kasdettim. Bu kasıt bana döndü kuyuya düştüm. Başkasının kapısını dövdüm o da tuttu benim kapımı dövdü. Kim başkalarının karısına kötülük ederse bil ki kendi karısına pezevenklik eder.

4010. Rabbimiz biz nefsimize zulmettik bir hatada bulunduk. Ey merhameti büyük Tanrı bize acı! Ben onu affettim sen de yeni suçumu da affet eski suçlarımı da. Sonra cariyeye sakın dedi bu senden duyduğum sözü kimseye söyleme. Seni beyinle evlendireceğim. Tanrı hakkı için sakın bu hikâyeyi bir daha anma. Anma da o benden utanmasın. Çünkü o bir kötülükte bulundu ama yüz binlerce de iyilik etti.

4015. Ben onu defalarca sınadım ona senden de güzel kadınları emniyet ettim. Hiç dokunmadı. Bu olan şey benim yaptığımın cezası. Bundan sonra o beyi huzuruna çağırdı. Âlemi: kahretmeyi düşünen hışmını yendi. Ona kabul edilecek bir bahane buldu. Dedi ki: Ben bu cariyeden soğudum. Sebebi de şu: Çocuğumun anası bu cariyeyi kıskanmada âdeta bir tencere gibi kaynayıp durmada yüzlerce sıkıntılara uğradı.

4020. Oğlumun anasıdır onun nice hakları vardır. Böylece cevir ve cefalara lâyık değildir o. Kıskançlığa başladı kanlar yutmada. Bu cariye yüzünden pek şiddetli acılara düştü. Hâsılı bu cariyeyi birine vereceğim. Buna karar verdikten sonra azizim efendim senden daha iyisini bulacak değilim ya. Sen onun için canınla oynadın. Artık onu senden başkasına vermek doğru değil. Onu o beye nikahlayıp verdi öfkesini hırsını kırdı geçirdi.

Mesnevi, Mevlana Celaleddin-i RumiMesnevi, Mevlana Celaleddin-i Rumi
Fırat Mişe, bir alıntı ekledi.
20 May 15:44 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Çaresizleri ve mahrumları sev, onlarla birlikte ol. Elinin altında olan kişiye bak, üstünde olana değil...Zira Allah'ın sana verdiği nimeti küçümsememen gerekir.
Senden uzaklaşmış olsalar bile akrabalarınla yakınlaş.
Allah yolunda kimsenin kınanmasından korkma. Acı da olsa hakkı söyle. Kendinde olduğunu bildiğin bir şeyden dolayı diğerlerini ayıplama! Kendinin de yaptığı işlerden dolayı başkalarını eleştirme. Çünkü KENDİNDEKİ AYIBI GÖRMEYİP BAŞKALARINDAKİNİ GÖRMEN YA DA KENDİ YAPTIKLARINI BAŞKALARINDA GÖRMEN SANA AYIP OLARAK YETER.
Ardından elleriyle Ebuzer'in göğsüne vurup şöyle buyurdu:
— Ey Ebuzer! Tedbir gibi bir akıllılık, sakınma gibi bir züht ve güzel ahlak gibi bir iyi huyluluk yoktur.

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 78)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 78)
Beyza Gökgöz, bir alıntı ekledi.
17 May 23:52 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Andrew’den Camryn’e mektup
Beni hatırlamanı umuyorum, ama unutmak senin için daha kolay olacaksa buna da katlanabilirim.
Asla kendini tutma Camryn Bennet, hayatta yapmak istediklerini yap ne hissediyorsan onu söyle ve kendin olmaktan sakın korkma. Başkalarının ne düşündüğünü siktir et. Onlar için değil kendin için yaşa.

Hiçliğin Kıyısında, J. A. Redmerski (Sayfa 343)Hiçliğin Kıyısında, J. A. Redmerski (Sayfa 343)
Bennu Akay, bir alıntı ekledi.
13 May 20:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Canısı söyle bakayım sen bana bi’ yaşını. 20 mi? Yoksa 22 mi? Her neyse işte; o yirmi yılı onsuz nasıl yaşadıysan bir o kadarını daha rahat yaşarsın. Ölmezsin korkma, hangi cehenneme gitmek istiyorsa bırak gitsin Allah aşkına!

Kendimden Biliyorum Benim Dünyam Frida, Ercan AkarsuKendimden Biliyorum Benim Dünyam Frida, Ercan Akarsu
Ceyda BİLEN, Herkes Seni Terk Etse Aşk Terk Etmez'i inceledi.
09 May 12:51 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 9/10 puan

Abdülkadir Geylani Hazretleri imtihan konusunda şunu söyler .
" "İmtihan olmazsa olmaz! Mutlaka gereklidir. İmtihan olmasaydı herkes kendini evliya zannederdi." İmtihan sapla samanı birbirinden ayırır,unutulan elest sözünü kullara yeniden hatırlatır.
.
Şunu da bir kez daha önemli belirtmek gerekir ki aslında Cenab-ı Hakk'ın kulunu imtihan etmesine hiç gerek yoktur. O, yarattığı kulun ne olacağını daha ruhlar alemindeyken bilir. Bu imtihan kulların kendisini bilmesi , görmesi için gereklidir. Kendi küfrü isyanımıza karşılık Cenab-ı Allah'ın kullarına gösterdiği vefa ve dostluk başka türlü bilinip görülemez . .
.
Mesnevi'de şöyle geçer . İnsan tıpkı hali gibidir. Zamanla toz top toplar. Bazen elinde sopa halıyı döven insanlar görürsün. İşin hakikatini bilmeyenler bu davranışla halıya eziyet edildiğini düşünebilir . Fakat asıl gayeden haberdar olanlar bunun halıya eziyet değil, onu toz ve topraktan arındırmak olduğunu bilirler . “
.
İnsan da zamanı toz toplamış bir halaya benzer ; hilkati ne yakışır bir şekilde yaşaması için tozlardan, kir ve pastan temizlenmesi gerekir. İnsanın başına gelen çeşitli sıkıntılar acılı ıstıraplar , temizlenmesi için halıya vurulan sopaya benzer . İnsan bu acılar sayesinde , “ Ben nerede hata yaptım ki başıma bunlar geldi ? “ diye düşünmeye başlar. Günlük Hay huy içinde düştüğü uykudan uyanır. Kendini baştan ele alır . Maksat adına imtihan denilen devenin iğnenin deliğinden geçme halinde , sessiz sakin fakat Rabbim şevkat ve merhametinden emin bir şekilde yolumuza devam etmektir.
.
"""
Korkma, herkes seni terk etse O terk etmez!
Herkes seni yalnız bıraksa O bırakmaz!
O yokluktadır, O yokluktan doğandır.
O her şeyi bilir.
O Latif'tir, Emin'dir, Mülk ve Saltanat sahibi bir Emir'dir.
O sığınaktır, cümle günahkârın sığınağıdır.
Eşi ve benzeri olmayan bir Nur'dur.
Gönüldeki her türlü acıyı, ıstırabı teskin edendir.
Sen gizlesen de O senin bütün derdini bilendir.
Herkes seni terk etse de O terk etmez.
Hiçbir yerde seni yalnız, çaresiz bırakmaz.
Gel, O'nun yüce gölgesine gir.
Korkma, herkes seni terk etse AŞK terk etmez. ""
'
--Hz. Mevlânâ--

...iki kişiye bir dünya...
Sen bu ayrılıklar için mi yaratıldın söyle 
Bu zehir zemberek kederler için mi 
Bak bütün orkestralar sustu 
Bütün ışıkları söndü dünyanın 
Korkma 
Haydi uzat ellerini 
Geçmiş yılları yeniden yaşayalım bir bir 
Bak dinle 
Bir seslenen var uzaklardan 
Bak dinle 
Kader kapıyı çalıyor 
Gelme diyorsun 
Gelme diyorsun 
Bu gel demektir

Biray, bir alıntı ekledi.
05 May 22:34 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

35. Servisten Ş.B/ Bahçemdeki Ağaçlar
Kış kar fırtına soğuk
Ağaçlarım çırılçıplak
Üzerinde ne bir yeşil yaprak
Ne de bir çiçek var
Fakat o yine dimdik ve mağrur
Sanki bana şöyle diyor
Korkma yine yeşereceğim
Gölgemde dinleneceksin
Sana dost elimi uzatacağım
En büyük dostlarım ağaçlardır benim
İnsanlara denize rüzgara
Güvenemem
Belki bir gün gelir
Döner boğar öldürür
Fakat en güvendiğim
Dostlar ağaçlardır
Benim.

İnilti, Bedia Tuncerİnilti, Bedia Tuncer