• Bazılarının kanun koyucu rabler olarak ortaya çıktığı ve diğer insanların da onlara kulluk ederek itaat ettiği bir toplumda, gerçek anlamda insan özgürlüğünden ve onurundan bahsetmek mümkün değildir.
  • Anladık ki bizim taleblerimizin de,ettiğimiz duaların da âhirete bakması bir kulluk vazifesi. Peki, âhirete bakıyor mu? İşte bunu gece sessiz bir ortamda seccadenizi sermişken baş başa Rabbinize konuşun.
  • "İnanmak fıtratta/yaratılışta vardır. İnanma ve yüce bir kudrete kulluk yapma ve ona tapma; yüce bir güçten yardım isteme ihtiyacı bütün insanlarda vardır. İnsanın fıtratı böyledir. Yaşamak için suya, yemeğe, havaya muhtaç olan insan, inanmaya ve inandığı ilâhın önünde eğilmeye de muhtaçtır. Bu ihtiyacı bilen, insanların yaratılışına bu ihtiyacı koyan âlemlerin Rabbi, ilk insandan itibaren toplumlara peygamberler/elçiler göndermiş ve nasıl hareket etmeleri gerektiğini onlara göstermiştir. Dünyaya imtihan için gelen insan, bu elçilerin gösterdiği gibi yani Tevhid dini üzerinde yaşadığı zaman, hem sınavı kazanır hem de dünya hayatını fıtratına uygun olarak yaşamış olur. Üstelik Tevhid’in ilkeleri, insana gerçek saâdeti ve kurtuluşu getirmektedir. İnsana ait hakları ona vermekte, insanlar ve toplumlar arasındaki adâleti sağlamakta, azgın kimselerin hevâ ve heveslerinin getirdiği fitne ve zulümden insanları korumaktadır."
    - - Ahmed KALKAN Şirk İtikadi Kavramlar Serisi 11 - -
  • Güç insanını güç yıkar, para insanını para; köle ruhlu insanı başkalarına kulluk etme, zevk insanını zevk çökertir. Bozkırkurdu'nu da bağımsızlığı yıkmıştı.
  • ..Allah Teâlâ'nın kulu üzerinde hem afiyetteyken hem de sıkıntı anında kulluk edilme hakkı vardır.Dolayısıyla kula düşen, dostluğunu,afiyette iken şükürle,imtihan zamanında ise sabır ile güzel bir şekilde yerine getirmesidir.
  • BEN KADINIM;
    Ben doğurdum hepinizi! Kız, erkek ayrımı yapmaksızın!.. Aynı sürelerde taşıdım karnımda!.. Uçan kuştan sakındım, kendi canımdan fazla korudum!.. Ki, zarar gelmesin hiç birinize karnımda!.. Bir şey olsa bir yerinize, sizden fazla yandı canım…
    BEN KADINIM; TANRI’DAN SONRAKİ YARATICINIZIM!..


    BEN KADINIM!..
    Doğurdum sizi!.. Doğurdum!.. Kız, erkek fark etmedi, aynı sevdim, aynı acıyı çektim. Can koptu canımdan, sizi canımdan aziz bildim… Güneşe de, yağmura da bedenimi siper ettim!.. Süt verdim mememden, aldırmadan kendi açlığımda!.. Tarlada, kreşte, okulda, her yerde ama her yerde hep sizinleydim… BEN KADINIM; TANRI’DAN SONRA SİZİ İLK KOLLAYANDIM…


    BEN KADINIM;
    Okullara gittiniz, okul önlerinde bekledim sizi, kar, yağmur, fırtına demeksizin… Asker oldunuz, nöbet tuttum sizinle, geceler boyu!.. Hiç haberiniz yoktu, uyuyordunuz, üstünüzü örttüm kış gecelerinde… Başarın, siz başarın diye, yapmadığımı bırakmadım!.. Dualar ettim, yatırlara gittim!.. BEN KADINIM; HİÇ BİRİNİZİ AYIRMADIM; AMA, BEN HEP AYRILDIM!..


    BEN KADINIM;
    Çoğu kez ayrıldım erkek kardeşimden, daha az sevilendim!.. Hep, gidici gözüyle bakıldı bana, miras paylaşımlarınızda harcandım!.. Ki, parçalanmasın toprağınız, akraba evliliğine zorlandım… Ben kadınım, yaşanan her olumsuzluğun başkahramanı yaptınız, unuttunuz yüreğimi!.. BEN KADINIM; TANRI’DAN SONRA EN ÇOK ŞEFKAT TAŞIYANIM!..


    BEN KADINIM;
    Eğitimde uzak tuttunuz, yanlış törelerde, Berdel’lerde soldurdunuz!.. Pazarladınız beni, kirli evliliklerin aktörleri yaptınız!.. Erkek egemenliğinde sizin, hep en sonda gelen oldum, ama, en çok yıpranan yaptınız!.. BEN KADINIM; TANRI’DAN SONRA EN ÇOK DAYANANIM!..


    BEN KADINIM;
    Okulda, çarşıda, pazarda, metroda, tarlada, gözlerinizle soydunuz, hep cinselliğimde takılıydı aklınız!.. Küfürlerinizi, yakıştırmalarınızı bile cinsellik üzerine kurdunuz, sizi de doğuran bir kadındı unuttunuz!.. BEN KADINIM; TANRI’NIN VAAD ETTİĞİ CENNETİM BEN, GÖREMEDİNİZ!..


    BEN KADINIM;
    Kazanana kadar, her yolu denediniz, uykusuz kaldınız sabahlara kadar, mesken tuttunuz köşe başlarını, sokak çeşmelerini… Uğruma ölümlerden söz ettiniz, büyüklüğünden sevdanızın!.. İntiharlar ettiniz uğruma, öldünüz, öldürdünüz!.. Cezalar yattınız uzun yıllar, sözde, hep benim namusumdan sorumlu oldunuz!.. BEN KADINIM; TANRI’DAN SONRA EN AK YARATIK BENDİM!.. KİRLETTİNİZ!..


    BEN KADINIM;
    Tacizlere uğradım, tecavüzler yaşadım… Yataklarda zorlanıldığım oldu, tarafınızdan başkalarına sunulduğum da…


    BEN KADINIM;
    Öküzünüzden sonra geldim çoğu kez, yoktum, yok sayıldım!.. hep, tarafınızdan alındı kararlar, uymak zorunda bırakıldım… Toplumda da, siyasette de, kurumlarda da, yoktum… Bir yok gibi yaşadım… BEN KADINIM; TANRI’DAN SONRAKİ EN BÜYÜK GERÇEĞİNİZİM SİZİN!..


    BEN KADINIM;
    İşsiz kaldınız, çalıştım… Sakat kaldınız, baktım… Kumar oynadınız, yutkundum… Alkollere sığındınız, katlandım… İşyerimde, sokakta, yaşamın her alanında, her an saldırılmaya hazır, stresli yaşadım, aldırmadınız!.. Farklı isteklerle karşılaştım, sustum, yasalarınız hep erkekten yanaydı!.. BEN KADINIM; TANRI’DAN SONRAKİ EN ADİL YARATIKIM!..



    BEN KADINIM;
    Çocuklar doğurdum size, yardım ettim kariyerinize… Çoğu kez, yemeğinizi yetiştirmek uğruna, dört döndüm evinizde!.. Yorgunluğuma bile aldırmadınız, anlamadınız, yatakta iyi olmamı istediniz… Tanrı’ya kulluk yapar gibi, size uymamı istediniz!.. BEN KADINIM; TAPILMASI GEREKEN KUL OLACAKSA EĞER, İLK TAPILAN OLMALIYIM!..



    BEN KADINIM;
    Dışladınız… Yıprattınız…. Yaşlandırdınız…. Anlamadınız…. İlk fırsatta, elinize geçen ilk fırsatta, ya kuma getirdiniz üstüme, ya da aldattınız!… BEN KADINIM; TANRI’DAN SONRAKİ EN SEZGİLİ VARLIĞIM… ALDATILDIĞIMI DA, YERİMİ DE, İSTEKLERİMİ DE BİLİYORDUM; ALDIRMADINIZ!..



    BEN KADINIM;
    YOK MU SANMIŞTINIZ?
    BEN VARIM!..
    BEN HEP VARDIM!…
    BEN YARATANDIM!..

    BİLİYOR MUSUNUZ?
    BEN SİZDEN FAZLAYIM…
    BEN SİZDEN FAZLAYIM…
    BEN SİZDEN FAZLAYIM…


    ESENLİKLER DİLERİM…

    RAHMİ ÇELİK


    NOT: Bu yazıdaki eleştirilen erkek yaklaşımı ve erkek profilinden, Çağdaş, İlerici, Aydınlık tüm DOSTLARIM, tenzih edilmiştir!… Zira ben biliyorum ki; BENİM DOSTLARIM, BENİM CANLARIM, YAŞAMDA DA, SOFRA DA, YATAKTA DA, KADINLARIMIZI her şeyin üzerinde tutan, önemseyen ve onlara hak ettikleri değeri veren kişilerdir…

    Yazının muhatapları bellidir ve onlar kendilerini bilirler…
    RAHMİ ÇELİK