• Soğuk, çürümüş, her türlü illetle adeta irin döken bir katmanın sardığı ruhların yarattığı cehenneme hoş geldiniz. Eğer Cehennemin sadece öldükten sonra yaşanacağını sananlardansanız gerçekten çok masum insanlarsınız ve ben size gıpta ediyorum. Çünkü benim ruhum ne o kadar saf ne de lekesiz. Hayatım boyunca güZellikleri görmek için çırpındım. Bana dediler ki eğer göremiyorsan senin camların kirli. Belki de derdim kendi kendime.. en sevdiğim masalda ki gibi... Karlar Kraliçesinin kin ve nefret ile parlattığı sırçanın, milyonlarca kıymığından biri benim gözlerime denk gelmiştir. Umman mavileri ıssız grilere çevirmiştir. Ama masalları suçlamak ne kadar doğruydu ki? Hem kim severdi kırmızı başlıklı kız masalında hain kurdu. Yok yok masalların suçu yoktu. Bende vardı bir sorun. Pembeyi sevmedim, herkesin sevdiğini sevmedim.. çünkü bir şey ne kadar sevilirse o kadar uzaktı bize...benim gibi olanlara.. farklı olduğu için yaftalananlara. O yüzden ''Boyalı Kuş'' çok güzel geldi bana. Çünkü ben ve benim gibi farklılaştırılıp yabancılaştırılan herkes boyalı bir kuştu aslında. Ne zaman kuytu yuvalarımızdan yakalanıp tıkıştırılsak kafeslere(binbir aldatıcı sözle) bitmek bilmeyen bir öfke sarardı minnacık bedenimizi. Sıra bize geldiğinde boyanırdık alacalı renklere. Sonra salınırdık ait olmadığımız ışıltılı bir gökyüzüne. Işık körüdür boyalı kuşlar. O yüzden kontrolsüZce arasına katılır birbirinin kopyası yüzlerin. Hoyratça gagalanır, sarsılır, nefret ile parçalanır bu kuşlar. Mavi gökyüzü kızıl toprağa karışır. İnsanoğlunun ruhu o kızıllıkta boğulmuştur sayısız gibi anlarda. ... Jerzy Kosinski... Boyalı kuşlardan biri. Çocukluğunda yaşadığı savaş kabusunu birazda kurgulayarak bizlere sunmuş. Adı bile olmayan(aslında buna ihtiyacı da olmayan) siyah saçlı, esmer, kara gözlü bir çocuğun penceresinden bizi o yıllara götürmüş. Lakin bu yolculuk öyle acılarla dolu ki. 6 yaşında bir çocuk 11 yaşına gelene kadar yaşadıkları ile 60 belki de 80 yaşına geliyor. Masumiyetini kaybediyor. Duygularının büyük kısmı hasar alıyor. O köyden bu köye kaçarken yüreğinizi de peşine takıyor. Bak diyor usulca.. bunların hepsini insanlar yapıyor. Kocaman erkekler, yaşlı kadınlar ve acımasız çocuklar. Kimsenin nerdeyse kimseye merhametinin kalmadığı bir zamanda yaşamak zorunda kalan bir çocuğun hayatına konuk oluyoruz. Onunla dayak yiyor, üşüyor, aç kalıyoruz. Deneyimlediği şeylere hayret edip, merak ettiği herşeyi birlikte keşfediyoruz. Kaybettiğimiz çocukluğumuz, iyi niyetimiz ve ya masumiyetimiz onunla birleşiyor ve bir bütün oluşturuyoruz. Bu küçücük bedenin yaşadıkları insanları tanıdığım için bana garip gelmedi. Lakin ruhuna yaptıkları beni çok derinden etkiledi. Çünkü bu onu tarifsiz bir şekilde değiştirdi. Yaşayamadığı çocukluğu gömdü. Ve o bedene sıkışan bir kaybedene dönüştü. Yüreğinizde bir ölü varsa siz yaşıyor sayılır mısınız?? O ceset karanlık toprağından sıyrılmaz mı? Sizi o leş kokan çürümüşlüğün içine çekmez mi sanıyorsunuz? Vıcık vıcık kaynaşan kurtlar ruhunuzdan arta kalanları sindirmeZ mi sanıyorsunuz?? Eğer hala yediveren gülleri seviyor bahçenize dadanan sarmaşıkları kökünden yolabiliyorsanız şanslısınız. Ama er ya da geç herkesin içinde ki ile yüzleşmesi gerekiyor. Belki de cennete giden yol cehennemden geçiyor. Yoksa bu kadar kötülük nasıl olurda insanın hamurunda var olur... ufaklığın bize savaş ile ilgili sıkı bir dersi var...Savaşın kazananı olmaz...Bir katilden korunmak için bir diğerine sığınmak ise sadece hayatta kalma saatinizi uzatır. Onu da Aşk denen yalanın peşinde koşarak geçirir insanoğlu. Pembe panjurlu evinin beyaz çitleriyle sınırladığı yemyeşil bahçesinin ilerisinde neler olduğunu bilmez. Bilmek istemez. Yüzleşmeye cesaret edemez. Çocuklara tecavüz edilir, hayvanlara işkence edilir, kadınlara şiddet uygulanır, erkekler kılıç darbeleri ile ortadan ikiye ayrılır. Gerçek dünya ne yazık ki bunlarla doludur. Ve bunların içinde büyüyen bir çocukta onun bir parçası olur. Onu kim suçlayabilir ki yaptıklarından, öfkesinden, Tanrıyı sorgulamasından, intikam isteğinden? Bayanlar baylar kemerlerinizi takın. Çünkü ''Boyalı Kuş'' okunurken sizi tüm şiddeti ile gerçeklere çarpıyor. Kalan parçanızı acımasızca bölerken gözünüzün yaşına bakmıyor. Dünyada ki en yıkıcı türün vahşetini çıkartırken gözleriniZden ruhunuzdaki tüm huzuru toplayıp yok ediyor... hep derim bazı kitaplar okunmaz sizi okur. Kosinski tam olarak bunu yapıyor işte. İnsanoğlunun ne olduğunu yüzümüze haykırıyor. Keyifli okumalar olsun...not:(özgürlüğüne aşıkken tutsak edilip evcilleştirilen ve kafes kapağı açık unutulduğunda ona geri dönen tavşanın uykusundan uyanmanız dileği ile.)
  • kuş sevinçle şakıdı: "nasıl da mis kokular, nasıl da tatlı güneş! bahar gelmiş, eşimi bulmaya gitmeliyim" ve balkonun ucundan uçtu bir haberci gibi, kayboldu gitti. küçücüktü kuş, düşünemiyordu gazete okumuyordu kuş, borcu yoktu insanları da tanımıyordu göklerde, kırmızı uyarı ışıkları üstünde her şeyden habersiz yükseklerde uçuyordu ve deniyordu masmavi anları delicesine kuş, ah! sadece bir kuştu.
  • Bir zamanlar bir ülkede iki arkadaş varmış. Bunlar pek haylazmış, üstelik sürekli gevezelik ederlermiş. Çevrelerindeki büyükler bunlara o kadar çok "Evladım az ve öz konuşun" demişler ki, sonunda adlan Az ve Öz kalmış. Az, çok haylazmış; Öz de haylazmış ama iyi-kötü ucundan kenarından okurmuş. Eski Yunan'dan, Eski Roma’dan, Eski Türk'ten kitaplar okurmuş Öz. Aisopos'u bile tanırmış. (Yüz yüze görüşmemişler ama kalpten tanışmış, o kısa, kambur, kekeme, ama tatlı dilli Aisopos ustayla.) Neyse lafı uzatmayalım, Az ile Öz günlerden bir gün kötü işlere bulaşmışlar, kötü adamlarla dalaşmışlar. Ve bir gün olanlar olmuş. Haydutlar Az'ın ve Öz'ün gözlerini bağlayıp kaçırmışlar. Öyle az öteye değil; bir araca bindirip günlerce uzaktaki bir yere götürmüşler. Taştan bir odaya kapatmışlar. Odanın duvarında ufak bir pencere varmış. Demirli. Bu pencereden bakınca yalnızca gökyüzü gözüküyormuş. Günlerdir gözleri bağlı yolculuk eden Az ile Öz çok yorgun düşmüşler ve nerede bulundukları konusunda en küçük bir bilgileri yokmuş. Haydutlar iki arkadaşı taş odaya koyduklarında gözlerini açmışlar. Öz hemen uyumuş. Az ne olur ne olmaz diye uyumadan beklemiş. Bir süre sonra Öz uyanmış ve Az'a "Ben uyurken ne oldu?" diye sormuş. Az, hiçbir şey olmadığını söylemiş. Öz "Hiçbir şey duymadın mı, görmedin mi?" demiş. Az, "Hayır, sadece pencereye bir kuş kondu" demiş. Öz heyecanla "Nasıl bir kuştu?" demiş. Az "Bilmiyorum dikkat etmedim, basbayağı bir kuştu, tam göremedim, sadece gagası gözüktü" demiş. Öz "Gagası nasıldı?" diye devam etmiş. Az, "Ne bileyim dikkat Etmedim" demiş. Öz bu duruma çok üzülmüş. "Hay ben sana ne diyeyim; eğer o kuşun gagasına dikkatli baksaydın, şimdi nerede olduğumuzu bilebilirdik" demiş. Az "Saçma, bir gaga çok küçük bir şey. Ona bakıp nerede bulunduğumuzu nasıl anlayabiliriz ki?" demiş. Öz "Bu dünyada küçük şeyler yoktur. Bakmasını bilen göz için her şeyin bir anlamı vardır" demiş ve devam etmiş: Bu dünyada küçük şeyler yoktur. Bakmasını bilen göz için her şeyin bir anlamı vardır. "Bak eğer kuşun gagası uzun ise bizi Alma'nın (Alma yola çıktıkları kasaba imiş) kuzeydoğusundaki bataklık bölgeye getirmişler demektir. Uzun gagalı kuşlar suyun dibindeki solucanları, küçük kabuklan toplar çünkü Eğer kuşun gagası, kısa, ince ve sivri ise ağaç kabuklarındaki böcekleri yiyordur; Söğüt Bülbülü'dür örneğin. Bu durumda bizi güneydeki ormanlık bölgeye getirmişlerdir. Eğer gagası eğri, çapraz uçlu ise, çam kozalaklarının pullarını ayıran bir çapraz gagadır. Bu durumda batıdaki çamlık bölgeye getirmişlerdir bizi. Eğer gagası kısa, kalın, güçlü ise tohumların, yemişlerin sert kabuklarını kırıyordur. Bu durumda Alma'nın kuzey batısındayız demektir. Nerede bulunduğumuzu bilmek ise kurtulma yolunda ilk adım olabilir." Az duydukları karşısında hayretler içinde kalmış, Öz'e "Küçük bir şeyden böyle büyük sonuçlar çıkarabileceğini hiç düşünmemiştim. İyi de bütün bunları şimdiye kadar niçin bana öğretmedin?" Öz, "Şimdiye kadar böylesine zor durumda hiç kalmadık da o yüzden. Bu dünyada her durumda işe yarayacak küçük bilgiler vardır. Uygun durumda uygun bilgiyi kullanırsan büyük sonuçlar çıkar ortaya. Küçük, büyüğün anasıdır. Azlık çokluğun özüdür" demiş.
    Kıssadan Hisse: Büyük şeylere küçük adımlarla ulaşılır. Ve insan, bedenine ve dünyaya hapsedilmiştir; taştan bir hücrede gibidir. Çevresindeki pek çok küçük şeyi fark ettikten sonra özgürlüğüne kavuşabilir. Bir gün yıldızlara ulaşabilmek için, bugün yeryüzündeki her şeyi değerlendirmeniz gerekir. Azlık çokluğun özüdür. Ve bir de şu: Evren, bir bütündür, tektir. Belki bu yüzden evrende birbiriyle tamamen ilişkisiz iki şey yoktur. İlişkileri görebildiğinizde, evren kalbini açar size.
  • Her yaz tatili sonu babamın o yıl okuyacağım sınıfın kitaplarını alıp getirdiğinde anlardım yakında okulların açılacağını. Malum o yıllarda ders kitaplarımızı kendimiz alırdık.

    Henüz zaman kavramını pek önemli görmediğim yaşlarda olduğumdan dolayı kitap alınma zamanı diye tabir ettiğim zamanlar gelince sevinirdim. Çok sevinirdim ama okulların açılmasına değil hem fazla dolu olmayan kitaplığıma yeni kitapların eklenmesine hem de kitaplarımın yepyeni olmasına sevinirdim. Çünkü sınıfta herkes abisinin, ablasının kitabını kullanır, kendini ezik hissederdi. Benimse bir abim veya ablam olmadığı için bana hep yeni kitaplar alınırdı. Yeni kitaplarla okula başlamanın çocuk dilindeki adı zenginlik ve ayrıcalıktı.

    Ayrıca öğretmenimiz bir sürü hikaye kitabı isteyecek ailem mecburen alacak ve çeşit çeşit kitaplarım olacaktı. Kitap kurdu bir çocuk için başka bir mutluluk var mıdır şu yeryüzünde? Okulu, arkadaşları, öğretmeni özlemek kimin umurundaydı. Benim tek özlediğim duygu yeni alınacak kitaplarımın yaşatacağı mutluluktu.

    O sene ilkokul 3. sınıfın kitaplarını getirdi babam ve ben hemen Türkçe kitabımı aldım. Sevinçle sarıldım kitaplarıma. Öyle ya arkadaşlarım ne kadar hevesliydi yepyeni çizilmemis ders kitaplarının. Sonra içindeki şiirleri okumak istedim. Koca kitapta sadece bir şiir bulabilmistim. Hevesim kırılmıştı. Keşke dedim keşke tüm ünite başlarında birer şiir olsaydı ama yoktu işte. Tek bir şiir düşmüştü şansıma ve o tek şiiri Fazıl Hüsnü Dağlarca yazmıştı. Fazlaca okuduğumdan hala ezberimdedir o şiir.

    Bir kuştu, 
    Allı allı bir kuş.
    Her tüyüne bir çiçek bağladılar 
    Uçmadı o.
    Bir kuştu, 
    Mavili mavili bir kuş. 
    Her tüyüne bir boncuk bağladılar
    Uçmadı o.
    Bir kuştu,
    Yeşilli yeşilli bir kuş.
    Her tüyüne bir çocuk kurdelası bağladılar
    Uçtu o.


    İncelemeye geçersek kitaptaki şiirler tabi ki çocuk şiirleri değil. Genel olarak doğa, insan ve gökyüzü şiirleri denilince Fazıl Hüsnü Dağlarca iyi bir seçenek. Şiirler aşırı güzel hayal gücüyle zengin kişileştirme ile yazılmış. Doğan kardeş seçme şiirler serisinde okuduklarım arasında en farklı olanıydı ve kesinlikle okunmalı.
  • KUŞ

    kuş dedi: oooh! nasıl da mis koku, nasıl da güneş! 
    bahar gelmiştir 
    ve ben kendi çiftimi bulmaya çıkacağım 

    kuş taraçanın kıyısından uçtu 
    bir ileti gibi uçtu 
    kuş küçüktü 
    kuş düşünmüyordu 
    kuş gazete okumuyordu 
    kuşun borcu yoktu 
    insanları tanımıyordu kuş 
    kuş havada 
    ve kırmızı tehlike ışıkları üstünde 
    ve habersizlik yükseklerde uçuşuyordu 
    ve mavi anları 
    delice deniyordu 

    kuş, ah sadece bir kuştu. 
  • Şimdi ben buraya neden çıktım? Niçin çıktım? Nasıl çıktım? Bunu izaha gerek yok. Gördünüz, yürüdüm çıktım. Ama, çıkmamış da olabilirim. Çıkmışsam çıkmışımdır, çıkmamışsam çıkmamışımdır. Görünen köy... uzakta değildir. Buraya çıktık da sonradan çıkmadık mı dedik? Bunlar bir takım uydurma laflardır. Sahi yahu ben buraya neden çıktım? Kim çıkardı lan beni buraya?
    Şundan dolayı çıktım.

    Bugün miskin miskin yerlerde yuvarlanırken, Semih arkadaşımızın yapmış olduğu güzel ve samimi Yaşar Kemal incelemesi( #26155548 ) altında
    Roquentin tarafından adım zikredilmiş. Öncesinde de, Esra arkadaşımızın haklı isyanını da atlamak olmaz elbet. Demiş ki:

    "Tekrar burdan duyurmuş olayım bir arkadaşımız kalksın ve bize Yaşar Kemal okuma etkinliği yapsın, şöyle güzel incelemeler, alıntılar okuyalım bu güzel mevsimde..."

    Altına da bu işi yapsa yapsa https://1000kitap.com/lebowski yapar demiş Roquentin
    Sağ ol varol :)

    Daha önce hiç etkinlik yapmadığım için siteden rastgele bir etkinlik seçip kopya çektim. Ahan da kopya çektiğim güzel etkinlik : #29235825 :))
    Siz de sağ olun var olun.
    Dedik ki; Yaşar Kemal bu ülkenin ve dünyanın büyük bir değeridir. Ama bunun farkında olanlarımızın sayısı ne yazık ki az. Onu yazar kimliği ile tanıyoruz. Aslında o, bugün röportaj kavramını ülkemize kazandıran kişi.
    Bkz: Bu Diyar Baştan Başa . Hangi yazar/gazeteci, görevi uğruna kılıktan kılığa girer, üstelik canı pahasına? Onun Antep'te kaçakçı kılığına girip sınırdan mal kaçırdığını ve bu esnada askerler ile çatışmaya girdiğini biliyor muydunuz? Amacı ise oradaki yoksulluğun ve sorunların sesi olup bunları çözüme kavuşturmak.
    (Ayrıca kaçakçılık yaparken de Antep yöresinde namı alıp gidiyor. Herkes onla iş yapmak istiyor vs vs :D )
    Ya da Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor adlı kitapta neler yaşadığını okuyanlar bilir.
    Demem o ki, O sadece bir yazar değil. Ülkesinin, halkının sorunlarını kendi sorunu edinip bunlara çözüm arayan, idealist ve devrimci birisi. Bundandır "İnce Memed canımız" dememiz. Neyse konuya döneyim.

    Bu bağlamda biz de bir etkinlik yapsak dedik. Herkesin katılımlarını bekliyoruz. Sağlıcakla esen kalınız.

    ******* SÜRPRİZ - NOT ********
    BUGÜNLERDE BAHAR İNDİ KAMP ETKİNLİĞİ

    Daha öncesinde Mazlum Kaplan , Roquentin ve benim yaşar kemal etkinliği adına gezi veya kamp fikrimiz vardı. Bu okuma etkinliği ile birleştirip farklı bir hale dönüşmesini konuştuk. Neticesinde aşağıdaki çıkarımlara vardık:
    Olay şu: Yukarıdaki ana etkinlik yine devam edecek. İncelemeler, alıntılar havada çarpışacak LAKİN, yeterli talep olursa, neden bir yaz kampı olmasın ki? İncelemelerimizi kamp ateşi etrafında konuşsak? Yaşar Kemal'i doğada tartışsak? Türküler çalsak, söylesek te selam çaksak gökyüzüne? Şiirlerini okusak... Şahane olmaz mı? Eğer böyle bir etkinlik olursa, katılmak isteyenlerin iletişime geçmesini isteriz.

    Kamp için maksimum 10 kişi olmasını istedik. Çünkü daha fazla kişiyi koordine etmek zor olacaktır.

    Tahmini tarih olarak Temmuz başını düşündük. Tabi bu tarih katılımcıların fikirleri doğrultusunda değişebilir.

    Katılım durumuna göre gerekli incelemeler araştırmalar yapılıp, katılımcılar ile iletişime geçilecek ve KAMP etkinliği netlik kazanacaktır. (süre, yer, ulaşım, tahmini masraf, gider, yemek, konaklama, su, elektrik vs vs... kampa dair her ayrıntı )

    KAMP etkinliği hakkında soru, öneri, görüş için bize yazabilirsiniz.
    Ayrıca katılım talebinizi de bildirseniz seviniriz.
    Mazlum Kaplan
    Roquentin
    Li-3

    *****************************************************************************

    Yaşar Kemal okuma etkinliğine katılmak isteyen candaşlarımız, bu ileti altına VARIM yazarsa, katılımcı listesine isimlerini ekleyeceğiz.

    ****TARİH***
    Kitap okuma etkinliği tarihleri olarak ise 15 Mayıs - 20 temmuz olsun dedik.

    Etkinlik kapsamında okunanabilecek kitaplar listesini şöyle ekledim. Hemen hemen bütün eserleri mevcut.

    Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor (Okumayanlar için şiddetle önerilir :) )
    Bugünlerde Bahar İndi (kampta özel olarak okuyacağız :) )


    İnce Memed
    İnce Memed 1
    İnce Memed 2
    İnce Memed 3
    İnce Memed 4


    Ağrıdağı Efsanesi
    Yılanı Öldürseler
    Üç Anadolu Efsanesi
    Teneke
    Kuşlar da Gitti
    Tek Kanatlı Bir Kuş


    Bir Ada Hikayesi
    Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
    Karıncanın Su İçtiği
    Tanyeri Horozları
    Çıplak Deniz Çıplak Ada


    Dağın Öte Yüzü
    Ortadirek
    Yer Demir Gök Bakır
    Ölmez Otu


    Akçasazın Ağaları
    Demirciler Çarşısı Cinayeti
    Yusufçuk Yusuf


    Bu diyar baştan başa
    Nuhun Gemisi
    Yanan Ormanlarda Elli Gün
    Peri Bacaları
    Bir Bulut Kaynıyor


    Kimsecik
    Yağmurcuk Kuşu
    Kale Kapısı
    Kanın Sesi


    Binboğalar Efsanesi
    Çakırcalı Efe
    Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
    Sarı Sıcak
    Hüyükteki Nar Ağacı
    Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne
    Deniz Küstü
    Yolda
    Allah'ın Askerleri
    Al Gözüm Seyreyle Salih
    Binbir Çiçekli Bahçe
    Beyaz Pantolon
    Ağacın Çürüğü
    Ağıtlar
    Baldaki Tuz
    Zulmün Artsın
    Gökyüzü Mavi Kaldı
    Neredesin Arkadaşım
    Ustadır Arı
    Sarı Defterdekiler
    Denizler Kurudu
    Çocuklar İnsandır
    Röportaj Yazarlığında 60 Yıl
    Bu Bir Çağrıdır


    Katılımcılara hediye olarak şu hoş ezgiyi/yorumu iliştiriyorum :))

    https://youtu.be/L2qyIpiw3tQ

    KAMP KATILIMCILARI VE DÜŞÜNENLER

    -2) - Mazlum Kaplan
    -1) - Roquentin
    0) - Li-3
    1) - Meltek
    2) - https://1000kitap.com/neslihaaann (Duruma göre)
    3) - Neslihan Tabarlı
    4) - https://1000kitap.com/YagmurSonrasi
    5) - KitapKediKahvePapatya
    6) - Melike
    7) - Mahir
    8) - ozlmnr
    9) - Ayşe*
    ------------------------------------------------------------------------------------

    KATILIMCILAR

    1 - Mazlum Kaplan
    2 - Roquentin
    3 - Li-3
    4 - Sezen B.
    5 - «Feyza»
    6 - Meltek
    7 - Berdan Tabar
    8 - Liliyar
    9 - gökçe c.
    10 - İbrahim... (duruma bağlı)
    11 - Nephren Ka
    12 - Melek yeter
    13 - Nazlı
    14 - Esra
    15 - Esra D.
    16 - Cem Єren
    17 - Matelda
    18 - Tugay Toğrul
    19 - Gülsümm
    20 - Çiçek
    21 - İbrahim (Sisifos)
    22 - https://1000kitap.com/Siraaa
    23 - Aysss
    24 - Zeitgeist
    25 - ozge
    26 - Hera
    27 - Medine T.
    28 - Yaren
    29 - https://1000kitap.com/forrestgump
    30 - Sui Generis
    31 - Murat Ç
    32 - #Bibliyofil Muallime#
    33 - https://1000kitap.com/azamm
    34 - https://1000kitap.com/0161umay
    35 - Hakan Arık
    36 - Murat Sezgin
    37 - Cerrah Asya
    38 - https://1000kitap.com/adaletfisildayanbalikci
    39 - Nesibe Yiğit
    40 - Hakan Arık
    41 - Murat Sezgin
    42 - Harun Inan
    43 - Ebru
    44 - Hayriye Ç.
    45 - Naz-ı Murat
    46 - Hatice doğan
    47 - https://1000kitap.com/daydreameray
    48 - https://1000kitap.com/YagmurSonrasi
    49 - ismihan
    50 - Murat YAĞLI
    51 - KitapKediKahvePapatya
    52 - sukran dmr
    53 - Oğuzhan Yücel
    54 - Melike
    55 - Büşra A.
    56 - Kasım
    57 - Derya (Bahir) Deniz
    58 - Hayriye Ç.
    59 - İbrahim Aydoğan
    60 - Mahir
    61 - https://1000kitap.com/Elifkurnazyucel
    62 - zeyneb
    63 - ozlmnr
    64 - https://1000kitap.com/neslihaaann
    65 - Fırat İnan SARIÇİÇEK
    66 - Bkrltn
    67 - Buzullar Eriyor
    68 - Azra ÇELİK
    69 - Duygu
    70- Hilal mazlum
    71- Osman Y.
    72- https://1000kitap.com/sbeynel
    73- Ahzen
    74- Nephren Ka
    75- Ebru Ince
    76- Medine T.
    77- https://1000kitap.com/bhasgoren
    78- Samet Ö.
    79- Fırat Mişe (Cyrano)