Demian ile tanıştım Hesse diliyle. Sanırım en başta birebir Demian akışında gitmesini diliyordum, ortalarda bu dileğimi bi kenara bırakıp kitabın kendisine dalınca daha zevkli bir okumaya dönüştü. Herman Hesse dilini seviyorum diyebilirim artık, çevirmenin de titiz işine hayran kaldığımı ekleyerek. Siddharta’nın yolculuğu bana #doğuyukeşfet maratonunda okuduğumuz Hay Bin Yakzan’ı çok hatırlattı, biraz da Robinson Crusoe’u. Bu sene elime nadir güçlü içerik ve güçlü üslup birleşimi kitaplar aldığımı hissettim bir yandan da. Siddharta’yı Demian’dan önce okumuş olsaydım düşüncelerim ne olurdu, merak ediyorum.
Hay bin YakzanSiddharthaDemianRobinson CrusoeKitap DünyamHermann Hesse
Deniz Poyraz’ı tam zamanında okuduğumu, kitapların kendi zamanları olduğunu düşünüyorum. Biter bitmez ne hissettiğimi ve bana ne çağrıştırdığını bilmediğim birkaç öyküsünün yanında, daha ilk sayfadan iç sesime ‘işte bu, aynen böyle, evet evet’ dedirten öyküleri de vardı. En sevdiğimi henüz seçemedim, ama muhtemelen tespihin önemli rol oynadığı bana buhranlı bir iz bırakacak.
Emine'nin Yanında Konuşulmayacak ŞeylerDeniz Poyraz