Japonya, dinini, imparator kültünü, ruh yapısını ve toplum duygusunu yitirmeden bir hamlede teknik ve ekonomik yönden Batıya erişmiştir.
Japon olayı üzerinde İslâm uygarlığının diriliş savaşçıları durup düşünmek zorundadırlar.
Bir tarih ve kader ironisidir ki, Avrupa'nın, kendi düşüncelerinin, hayat tarzının ve devrimlerinin köklü bunalımına ve çıkmazına düştüğü bir dönemde, bütün dünya ülkeleri bu ruhî trajediden habersiz, mutlu bir batı prototipi gerçekleştirebileceğini umuyor. Hepsini de bu aldanışa sürükleyen, sosyalizm-liberalizm, kapitalizm-komünizm ikilemidir.
Şu dünyadaki bütün olayları dikkatle izlersen huzurun kaçar. Olup bitenleri derinlemesine düşündüğünde, bu dünyadaki her şeyin geçici olduğu, değişmez tek hakikatin sadece âhirete yönelik çabada bulunduğu sonucuna varırsın.