Özgür Gülsoy

15-16 Haziran
- İşsizlik ve Pahalılıkla Mücadele Derneğinden Latife Fegan TCK'nun 171. maddesine aykırı davranıştan yargılandı. İşçi Adil Öztürk ise Haymak'ın tahribinden sanıktı. Sıkıyönetim mahkemelerinde haklarında dava açılıp yargılanan diğer bazı işçiler ise şunlardı: Cengiz Turhan, İsmail Yakar, Mehmet Yalancı, Mehmet Güneş. Bu arada TİP Kadıköy ilçesi üyelerinden Yalkın Özerdem (lakabı: proleter şoför) de yargılananlar arasındaydı. Ayrıca Hasan Özgür, Nurullah Ankut adlı kişiler hakkında odun taşımak bahanesiyle asker elbisesi giyerek Selimiye Kışlasında tutuklu bulunan sanıklardan Orhan Müstecaplıoğlu'yu kaçırmak(!) iddiası ile soruşturma açıldı. Bunlar, 15/16 Haziran 'da sıkıyönetim mahkemelerinde yargılananlardan bazıları... Bu olaylar nedeniyle daha yüzlercesi gözaltına alındı, tutuklandı, yargılandı, mahkum edildiler ...
Sayfa 239 - Sorun Yayınları
Hatıra
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Selimiye'den...
Bulunduğumuz koğuşun altındaki kapıdan Selimiye'ye levazım ikmali yapılıyordu. Pencereden bakıyorduk. Karşıda, öldürülen ilk devrimci kurbanlardan Taylan Özgür'ün babası, Hasan Özgür vardı. Karşılıklı selamlaşıyorduk. Tanımayan yoktu onu. Hasan Özgür, odun müteahhitliği yapıyor, ve askeri birliğe olan odun taahhüdünü yerine getiriyordu. Kendisi, o sıralarda Selimiye önünden geçmekte olan gençlerden Nurullah Ankut ile Cemal'i tanıyordu. Aynı zamanda içerde bulunan Orhan Müstecaplıoğlu 'nu da. Gençler, Müstecaphoğlu ile ilişki kurmak istediklerini Hasan Özgür'e açıyorlar. O da: "bu odunları taşır gibi yapın, yardım edin, o zaman haber almanız kolaylaşır; ayrıca, ben de haber ulaştırmanıza yardımcı olurum diyor." Ve gençler Selimiye Kışlası'na odun taşımaya başlıyor... Bizler ise, pencerelerden gençleri ve olup biten olayların gelişmesini merak ve heyecanla izliyorduk. Gençler, büyük bir çabayla odunları içeri taşıyorlardı; birkaç sefer yaptılar, sonunda işler değişti. Aradan günler geçtikten sonra cezaevine getirilen gençlerle birlikte tutuklanan Hasan Özgür 'den durumu ayrıntılı olarak öğrenmiştik. Gençler odunları taşıyadursun, oracıkta, depoda bulunan asker elbiselerini giymişler. Yörede bulunan nöbetçinin de bu işten haberi vardı. Bu elbiseleri giyerken de karşı çıkmıyor. Gençler: "Üstümüz kirlenmesin" gerekçesiyle bu eski asker elbiselerini giydiklerini belirtince, nöbetçi ses çıkarmıyor. Selimiye dışında bulunan nöbetçiler de durumu fark etmiyorlar. Fakat Kışlanın dışında, biraz uzakça bir yerde, ağaçların altında bulunan bir kısım askerler, iki kişinin asker elbiseleriyle Selimiye'ye girip çıktığını görünce hemen komutanlığa bilgi veriyor; böylece cipler geliyor, gençleri yakalıyorlar. Gençlerin alınan ifadelerinde: "Selimiye'den Orhan Müstecaplıoğlu 'nu
Sayfa 354 - Sorun Yayınları
Hatıra
Övünme zamanı değil, çalışmamızın sonucunu analiz etme zamanı
İnsanlarda cesareti, mücadele ruhunu ve yaratıcılığı teşvik etmek gerekir. Bu devrimi karakterize eden ve onun en ciddi tehlikelerden ustaca kurtulmasına ve bu tehlikeleri bozguna uğratmasına olanak veren bir şey varsa, bu da devrimin doğuşundan itibaren, 40 yıldan fazla zamandır, Fidel'in cesaretin, yaratıcılığın, düşüncelerin gücüne ve insanın sonsuz zenginliklerine güvenin üzerinde ısrarla durmasıdır. Ne sorunların bizi ezmesine, ne de emperyalistlerin ve uşakları karşı-devrimci radyo istasyonlarının düşmanca propagandalarının bizi yanıltmasına izin verelim. Hatadan korkmayalım, -yeter ki bu hatalar çalışma yolunda yapılsın, doğruları söyleme konusunda değil- çünkü deneyler hatalardan kazanılır. Daha önce söylediğim gibi, bir an gelir düşersin, sonra kalkar ve yeniden ilerlemeye devam edersin. Buna karşılık, hareketsizlikten, seyircilikle yetinmekten, pasiflikten, bananecilikten, baştan savma iş karşısında boyun eğmekten, yeniden tekrarlanmamaları için hataları derinlemesine analiz etmekten kaçınmaktan korkmak gerekir.
Sayfa 58 - Çözüm Yayıncılık
Tarih ve Siyaset
...kendi kendinden hoşnut olmayı kafalarımızda söküp atmalıyız.
En fazla bir asrın üçte biri kadar bir süre önce, kuzey imparatorluğunun basit bir uzantısı olan azgelişmiş bir ulusun özünde bulunan, çok zor objektif ekonomik koşullarla karşı karşıya olduğumuz doğrudur. Yine, kıtamızın bütün tarihinin en zalimi olan emperyalizmin kaba ve kudurmuş ablukası olmasaydı, zorluklarımızın daha az olacağı da doğrudur. Ama sübjektif sorunların; ne özel dönemle, ne de emperyalist ablukayla hiçbir ilgisi olmayan, aksine kendimizden kaynaklanan sorunların olduğu da en az o kadar doğrudur. Söz edilen üç toplantının analizi böyleydi. Şimdilerde, her türden parti toplantısında ve her tipten devrimcide bu analizin ağır basması gerektiğini sanıyorum. Övgüyü ve kendi kendinden hoşnut olmayı kafalarımızdan söküp atmalıyız. Söz konusu olan yaptığımız her şeyi anlatmak değildir. Tersine, yaptıklarımız arasında gerçekten başarılı sonuçlar vermiş olanları ve işimizin daha iyi olması için ne yapmamız gerektiğini samimi olarak analiz etmeliyiz.
Sayfa 54 - Çözüm Yayıncılık
Tarih ve Siyaset
Şavşat Lisesi'nden
1975’te Şavşat Lisesi’ne sürgün gelen bir felsefe öğretmeni kısa zamanda gençliği ve beni etkiledi. İdeolojisinde çok tutarlı, ahbap-çavuş ilişkilerine prim vermeyen devrimci bir ajitatördü. Birlikte gittiğimiz bir toplantıdaki konuşmasından dolayı sürülmeseydi kasabada farklı bir siyasi potansiyel yaratabilirdi. Hikmet Kıvılcımlı geleneğinden olan bu öğretmen, şu anda Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Nurullah Ankut’tur.
Sayfa 239 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyacak
Hatıra