• Berhava bir ses yükseliyordu göklere
    Anne ölme çığlıklarının olduğu bi dünyada
    Biz ne için vardık fail olana faniligi son bulmayana .
    Bulutlara bıraktık seni orda kal sonsuzluğunla .
    فرقان بكطاش
  • Lütfen siz büyüdügünüzde bu olaylara seyirci kalmayın!...
    Kızı-Anne ölme!....anne...!!
    Emine Bulut-Ölmek istemiyorum!!...
    "Arkadaslar lütfen kadına şiddet'e dur diyelim"
  • #Anne lütfen ölme
    #Ölmek istemiyorum
    #EMİNE BULUT ve onun gibi şiddetle öldürülen kadınlara ses olalım...
    #emine bulut'a ses ver....🙏
  • "Çantasını çaldırmamak için trenle peron arasında sıkışıp parçalanan kadın,Akşam yemeğini iştahla yememize mani olamıyor.Ormanlara atılan masum cesetler bir futbol maçının keyfine gölge düşürmüyor.üzüntü kalbe inemiyor,kalp buğzedemiyor" Bir kızın Anne ölme feryadı kalbimizin neresine indi iştahımız nekadar azaldı ey dost...
  • 464 syf.
    ·17 günde
    Bir kaç gündür bir düşün içinde kaybolmuş gibiyim. Jose Arcadio lar, Aurelianolar tepemde cirit atıyor, büyüyüp küçülüyor ölüp ölüp diriliyorlar farklı benzerliklerle başka zaman dilimlerinde. Gabriel Garcia Marquez in büyülü gerçekliği dedikleri bu olsa gerek,okurken düşsel bir gerçekliğin içinde kayboldum. Ölüm anında gökten yağan sarı çiçekler, yanlarından ayrılmayan kanatlanmış kelebekleriyle sevgiyi arşınlayanlar, ölme zamanı gelmedi diye bir türlü ölemeyenler, lanetli güzellikler, gökyüzüne uçanlar, hayaletlerle yaşayan onlarla avunanlar, kehanetler, büyüler, uçan halılarla bezenmiş yüzyıllık bir kuşağın yüz yıllık hikayesi Yüzyıllık Yalnızlık. Gabriel Garcia Marquez söyle bir ifade kullanır kitapları ile ilgili "kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek satır bulamazsınız.büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. yüzyıllık yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım..." Romanı okurken gerçeklik o kadar çarpıyor ki göze bir hayalperestin gözünden gerçekliği büyüterek okuyorsunuz sadece biraz süsleyerek belki. Roman aureliano buendia nin idam mangasının karşısında babasının çocukluğunda onu buz görmeye götürmesini anımsamasi ile başlar. Babası jose Arcadio buendia romanın atasıdır, insanlığın, dünyanın ve bir Ademle Havva hikayesinin baş kahramanı. Karısı Ursula ile, önceki soydan gelme akraba evliliği sonucu dünyaya domuz kuyruklu çocuk getirme korkusundan birlikte olamazlar, bu durum milletin diline düşünce Prudencio Aguilar horoz dövüşü esnasında Jose Arcadio Buendia yi alaya alır ve bu hayatına mal olur fakat hayaleti karı kocayı rahat bırakmaz. Bunun üzerine buendia yollara düşer ailesi ve bir kaç arkadaşı ile epeyce uzakta kimsenin olmadığı bir nehir kıyısında bir yere yerleşir. Macondo ismini verdiği bu kasabada başlar her şey. Macondo teknolojinin ve yabancıların henuz ayak basmadığı daha hiç kimsenin ölmediği herkesin kendi yağında kavrulduğu sakın bir yer iken zamanla papazın sulh yargıcının trenin gelmesi teknoloji gelişiminden ve muz şirketinin gelmesi ile değişime uğrar. Latince de biz söz var Mali principii malus finis (kötü başlayan kötü biter) Her şey ne kadar yolunda görünse de ailenin peşini bırakmayan ensest ve çocuklardaki tutarsız davranışlar ile Ursula ne kadar çekip çevirmeye toparlamaya çalışsa da yine de aksilikler Buendia ailesinin peşini bırakmaz. Kitap bu olaylar ve Jose Arcadio Buendia nin soyunun başına gelenler ile devam eder.
    Kitapta en sevdiğim karakter ayakları yere sapasağlam basan aile için ölmeyen bütün mücadelesi ile evi ayakta tutmaya çalışan Ursula oldu.
    Kitapla ilişkisi olduğundan Gabriel Garcia Marquez in kısaca hayatının bir kısmına değinmek istiyorum. Marquez 1927 yılında Kolombiya nin küçük bir kasabası olan Aracataca da doğar. Babası değişik yöntemlerle ilaç yapan biridir. Aile göç etmeye karar verince Marquez i büyük anne ve babasına bırakırlar. Vaktinin bir kısmını geçirdiği büyük babası anılarını anlatmaktan keyif alan emekli bir albaydır. Büyük annesi ise ona sürekli çocukluk anılarından beslenen hikayeler anlatır. Yüzyıllık yalnızlığı yazarken kalabalik bir evde masallar ve hikayelerle büyümüş olmasının büyük etkisi olduğu söylenir. Zaten doğduğu kasaba Aracataca bir nevi Macondo dur. Kitapta gecen ve tarihin kör sağır dilsiz oluşunun ispatı muz şirketi işçilerinin grevi ve katledilmesi de 1928 yılında yaşanan gerçek bir olaya dayanır. İşçilerin haklarını araması üzerine Amerikanin tavrından çekinen Kolombiya, askerlerini Aracataca 'ya gönderir ve grevi kanlı bir şekilde bastırırlar, ölen kişi sayısınin saklandığı ve gerçekten de yaklasik 3000 kişinin öldüğü ve denize döküldüğü söylenir. Olay tarih sayfalarında "Banana Massacre" olarak geçer.
    Marquezin yaşamını, surgunlerini eşi Mercedesi uzun uzun anlatmiycam. Ama 2014 yılında hayata gözlerini yumduğunda bahsedilen şu cümleyi de es geçmek olmaz.
     ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ta anlattığı gibi “Sonra odasına girdiler, var güçleriyle sarstılar, kulağına avaz avaz seslendiler, burun deliklerine ayna tuttular, ama onu bir türlü uyandıramadılar. Çok geçmeden marangoz tabut için ölçü alırken, pencereden baktıklarında, minicik sarı çiçeklerin yağmur gibi indiğini gördüler.”
    Kitabi çok beğendim bu zamana kadar okumadığım için hayıflandığım kitaplardan biri oldu. Aile soy ağacını okurken arada karıştırıp dönüşler yapmış olsam da sanırım ara vermeden bir an evvel okunup bitirilmesi gereken bir kitap. Yoksa kişiler ve karakterler arası karmaşa yaşanması olası. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar.

    Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık Gabriel Garcia Marquez
  • ..ve acının çoğu kez tek başına yaşandığı bir dünya.

    Albert Camus

    'Eminebulut'
    İnsanlık "Anne lütfen ölme" ile can çekişti "Ben ölmek istemiyorum" ile öldü.:(:(:(
  • İnsanlık;
    Anne lütfen ölme..! diyen çocuğun,
    Ben ölmek istemiyorum..! diyen annenin feryadında öldü.😢
    Başımız sağ olsun:(
    #EmineBulut affet bizi.😔💛