"Bilgi için ruhumu sattım. Sizin tuhaf aşkınız yüzünden bedenimi feda etmiş olmaya katlanacağım; fakat ruhumu sattığımı düşününce, dayanılmaz bir pişmanlık hissediyorum."
İnsanların kendilerine ilişkin anlatabilecekleri bir şeyleri yoktu; dahası, paskalya yortusunda, insanın yılda bir kez olsun söz alabileceği kilisede günah çıkarırken bile, kateşizmin ilkeleri fısıldanıyordu usulca, ve insana kendi benliği gökteki ayın bir parçası kadar yabancı geliyordu o ilkelerin arasında. İnsan kendinden söz eder, hele eğlenceli bir şeyler anlatmadan söz ederse, 'tuhaf' diye nitelendirilirdi. Kişisel yazgı gerçekten tuhaf bir biçimde gelişmiş olsa bile, düş kırıntılarına dek kişiliksizleştirilip, gelenekler, görenekler ve dinin törelerince öyle bir kemiriliyordu ki, sonunda bireylerden insanca hiçbir şey arta kalamıyordu; kaldı ki yalnızca sövgü olarak tanınıyordu 'birey' sözcüğü.