Hadis-i Şerif
Misvak kullanmak
Misvakta on haslet vardır:
1- Ağız kokusunu giderir,
2- Diş etlerini kuvvetlendirir, çürümeyi de önler
3- Balgamı keser, safrayı temizler
4- Mideye sıhhat verir,
5- Göze cila verir,
6- Allahü teâlâyı razı eder,
7- Şeytanı gazaba getirir,
8- Hafaza meleklerini sevindirir,
9- Sevabı artırır,
10- Sünnete uymuş olur. (Ebu Nuaym)

Sercan KUŞCU, bir alıntı ekledi.
Dün 17:51 · Kitabı okuyor · Beğendi

Yaz tatili misali
Öncelikle, okunacak yığınla şey ve insana nefes aldıran temiz havadan çekmem gereken sağlık sıhhat vardı.

Muhteşem Gatsby, F. Scott Fitzgerald (Sayfa 4 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Muhteşem Gatsby, F. Scott Fitzgerald (Sayfa 4 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Razaman'da en sevdiğim ama en uymadığım söz =))

"Oruç tut Sıhhat bul."

Homeless, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'yu inceledi.
 Dün 01:25 · Kitabı okudu · 4 günde

Hayat size tembellik hakkı vermez. BÜNYE! BÜNYE! BÜNYE!

Alabildiğine spoiler / sürprizkaçıran içermektedir !

Zavallı Yorik! Horatio! Bana bir şey söyle! Ne söyleyeyim efendimiz?
---Shakespeare'nin Hamlet'inden---

Dünyanın hiçbir Nüzhet'i yalan söylememelidir.
---Her bireyin yalan söyleme özgürlüğü vardır, sevdiklerimiz buna dahil değildir---

Ümit, aşk ve tembellik.
---Ümit etmek hayatı temsil eder, aşk gönlü, tembellik şeytanı---

-Berlin'e ne vakit gideceksin, Nüzhet?
-Bu gece sabaha karşı. Çünkü bu gece gitmezsem, altı sene tren yok.
---Bir şehir ardından koşar, sen kaçarsın---

Yıl 2003 ya da 2004 15 yaşındayım. Yer ise Afşin Devlet Hastanesi. Çocuk doktorunun önünde bir sıra ki evlere şenlik! Kimisi anne kucağında kimisi babalarının ellerinden tutmuş çocukların arasında ergenlikte arşa yükselmiş, boyu posu 1.80'e dayanmış bekliyorum. Sıra gelecekte ben de göreceğim! Sonra güç bela
kalabalığı yara yara girip doktor beye kavuşuyoruz. Önce yüzüme bakıyor sonra da dışarıda ki kalabalığa. Sonra oturmam yönünde bir komut veriyor ve oturuyorum. İki dakikalık muayene sonrası canından bezmiş sevgili çocuk doktorumuz ben de Hepatit buluyor. (A, B ya da C) hangisi olduğunu şuan hatırlamıyorum. Babam error! veriyor tabii! Ardından soruyor, yani? Yani okula gidiyor ise diğerlerinden uzak dursun diyor bıkkınlığın verdiği cesaretle! Hızlı bir şekilde alelade yazılmış ilaçlarımızı koltuk altımıza kıstırıp uzaklaşıyoruz saatleri çürüttüğümüz polikliniğin önünden. Babam ilaçları alıyor, gidiyoruz. Adam da artık dokunmuyor bana, korkuyor. Sonra 1 ay boyunca okula gidemedim. Hatta balkonda beni gören akranlarım bir pisliğe bakıyormuşçasına gözlerini hızla uzaklaştırıyor benden. 1 ay sonra babam işkilleniyor bu durumdan. Yav doktor böyle söyledi amma çocuk turp gibi! Turp gibi çocuk yani ben! 1 ay boyunca hepatit olduğumu düşünerek çoğu kez nece buhranlara girdim, sürüklendiğim psikolojik travmaları hiç saymıyorum! Okulumdan, derslerimden uzak kalışım da cabası! Sonuç olarak iki dakikalık muayenenin faturası ben de ağır olmuştu. Doktora hiç gitmesem 1 hafta sonra iyileşir yoluma bakardım.

Bu romanı okuyunca bu anı gözümde, fikrimde belirdi. Ben de sizinle paylaşmak istedim. Peyami Safa'yı ilk defa okuyorum. O yüzden fazla fikir beyan etmek yerine bu roman üzerinden yürümek istiyorum. Duygu geçişlerinin yoğun olduğu ve hangi duygunun içinde ise yazar onu arşa değin yaşıyor / yaşatıyor. Istırabın ilacının yine ıstırap olduğunu düşünecek kadar da realist.

Romanın hepsini alıntılasan kimse sebebini sormaz. Gerçekten tahlil, tasvir açısından eşsiz bir roman. Peyami Safa'nın buhranı, umutsuzluğu, dağılmışlığı, bıkkınlığı, vazgeçmişliği dibine kadar damarlarımıza kadar nüfuz ettirebildiğini şahsım adına söyleyebilirim. Özellikle Hamlet'ten alıntı ile karışık ruh halini yansıtırken büyülendim.

Romandaki ana karakterin kopmaya yüz tutmuş ayağını bir aşk yüzünden kurban edişine de tanıklık ediyoruz. Bana göre stres ölümün yama sürümüdür. Bizi ölüme olabildiğince yaklaştırır. Karakterimiz de stresten uzak, aktif bir dinlenmeye ihtiyaç duyuyorken kendini afilli cehennemimiz saygıdeğer aşka kaptırıyor ve film kopuyor. Aşk pişmanlıktır, stres öldürür, sıhhat en önemli mevcudiyetimizdir, Peyami Safa psikolojik olarak okuyucuyu süründürür. :)

#29235825 nolu ve ¤ Cerrah Asya ¤ sponsorluğunda gelişen etkinlik kapsamında bu romanı okudum. Teşekkürler! Böyle etkinlikleri hep yapalım. Romanın içeriğini size kısaca özetleyecek bir alıntı ile incelemeye son noktayı koyayım:

Odadan gündüz ışığıyla beraber bana ait her şey çekiliyor: Evime ait hatıralar, kalabalıklar, sevdiklerimin sesleri, bir çok şekiller, hayatımın parçaları, Erenköy, köşk, tren, vapur, fakülte, doktorlar, hastabakıcılar, hayatın gürültüleri, şehir, gündüzün sesleri her şey uzaklaşıyor. İçimde bir boşluk. Garip ve büyük bir his, derinliklerime doğru kaçıyor, gizleniyor. Ruhum karartılarla, sessiz ve şekilsiz gölgelerle, eşya arkasına saklanan hayaletler gibi kendilerini göstermeden korkutan meçhul varlıklarla dolu. Kapım kapalı. Açmak istemiyorum. Açarsam hastahanenin benim için hazırladığı felâketlerin hepsi birden içeri girecek sanıyorum.

Hakan YILDIRIM, bir alıntı ekledi.
 21 May 01:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Ya Rabbi! Bana sıhhat ver, beni ayağa kaldır, biraz daha çalışayım... Kendim için istemediğimi biliyorsun, şu sahipsiz ve kimsesiz memleket için biraz daha çalışayım... Yeter diyorsan sen bilirsin ya Rabbi... Daha ne yaptım ki! Süheyl Ünver'lere göre, Ekrem Hakkı Ayverdi'lere göre yaptıklarım ne ki?!"

Saz u Söz Arasında, Cinuçen Tanrıkorur (Sayfa 16 - Dergâh Yayınları)Saz u Söz Arasında, Cinuçen Tanrıkorur (Sayfa 16 - Dergâh Yayınları)
sueda reyyan, bir alıntı ekledi.
 21 May 01:11 · Kitabı okuyor

Ramazan...
Prof. Dr. Esad Coşan

Bu bir ruh eğitimi, nefs islahı, ahlak tebdil ve tehzibi mevsimi; sıhhat ve rahat, ibadet ve taat ayı; her sene uzun bir süre süren, ciddi bir talim ve terbiye devresi; geceli gündüzlü bir idman çalışması... Ne güzel, ne mükemmel, ne faydalı, ne gerekli, ne haşmetli, ne hikmetli, ne kutlu, ne mutlu bir inanç ve ibadet nizamı!

Ramazanı Nasıl İhya Ederim?, Ahmet Bulut (Sayfa 132)Ramazanı Nasıl İhya Ederim?, Ahmet Bulut (Sayfa 132)
Murat Ç, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'yu inceledi.
 20 May 21:01 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikle kitabı Peyami Safa Etkinliğine istinaden okudum. Daha sonra mutlaka okuyacaktım fakat etkinlik bu durumu hızlandırdı ve de çok iyi oldu. Daha önce okumama sebep olan ve etkinliği düzenleyen ¤ Cerrah Asya ¤ ‘ya ve etkinlik için yardımlarını esirgemeyen Ebru Ince ve Haruni ‘ye teşekkürlerimi iletirim.

Şimdi İncelememize geçelim…

İlk satırdan itibaren hemen bir şey hayal etmem gerekiyordu. Aklıma ise Heybeliada'da ki hastane geldi. Çünkü hem eski bir hastane hem de ziyarette bulunduğum bir yerdi. Lanetli Tepe filminde ki hastaneyi hayal etmediğime bir nebze olsun sevindim. Çünkü o da aklıma gelmişti..

Başlangıcından sonuna kadar beni sıkmayan harika bir devamlılık arz ediyor bu eser. Kitapların uzun ya da kısalığı değil, içeriğinde ne kattığı önemlidir. Bu kısa eser bana bir şeyleri yeniden hatırlattı. İnsan canı yanıncaya kadar etrafta olan bitene pek kulak asmıyor, sahip olduklarına hiç şükretmiyor.

Olay örgüsü ile birlikte her şeyi zihnimde canlandırdım. Tabi ki 1900’lerin istanbulunu birebir gözümde canlandıramazdım ama zihnim daha önce izlemiş olduğum görüntüleri ve fotoğrafları anında önüme getirdi. Her detayı usta bir yönetmen gibi yönetip, harika oyunculuklarla kurguya uygun bir performans göstermeme yardımcı oldu. Her detay kesinlikle aklımda kalıcı oldu. Anlatımın sadeliği kesinlikle okumaya ayrı bir tat katmış. Peyami Safa’nın dili fazlasıyla keyifli bir okuma sunuyor.

Duyguları okurken hissediyor ve yaşıyorsunuz. İmkanları günümüz ile mukayese ediyor, halbuki şuan olsa daha basit çözümler ile müdahale edilebileceğini düşlüyorsunuz. Hastane’nin kokusundan tutun, odalar, koridorlar her şey zihninizde canlanıyor ve olay örgüsü bu şekilde genişleyerek zihninizde bir tiyatro oyununa dönüşüyor.

Edebiyatımızın ilklerinden olan bu eser, kesinlikle yüksek bit çıta belirliyor. Stefan Zweig’ın kısa öykülerini okurken, kendimi bir koşuşturmada hissederken, bu kısa eserde hiç öyle bir şey hissetmedim. Kıyas sebebi sadece az safa sayısına sahip olmasıdır. Konular ve yazış tarzı tabi ki farklı olduğu için bunu hissediyor da olmuş olabilirim. Bu da küçük bir fikirdi sadece.

Toplamam gerekirse; kesinlikle okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir eser. Sağlık bir insanın en temel ve en önemli ihtiyacıdır. Sağlığınız yerinde olmadığın da dünyanın sahibi olmuşsunuz nafiledir. Tüm uzuvlarınız yerinde ve sıhhatiniz yerinde ise, dünyevi basit şeyleri büyütmeden sadece çözülürse çözülür, çözülmese de sorun değil şekli ile bakınız. Dün izlediğim Veda filminde Salih Bozok ile Mustafa Kemal'in aklımda kalan bir repliğini size iletmek istedim. Çünkü aynı zaman diliminde geçiyor bu eser. İlk etapta birbirlerine nasıl olduklarını soruyorlar, ardından şu konuşmalar geçiyor;

S.B.: “Cephedesin diye duymuştum.”
M.K.: “Öyle. Ama hayattayım çok şükür. Bugünlerde bundan daha fazlasını aramamak lazım zaten.” der ve devam ederler konuşmalarına.

Son olarak diyeceğim o ki sıhhat önemlidir. Diğer küçük şeyleri kafanıza daha az takın ve olmayınca hayatınızı kaybetmişcesine muamele yapmayın. Kitap içeriğinde bolca eski Türkçe kelimeler var. Anlamları tabi ki verilmiş ve bizlerinde alışkanlık kazanmasına yardımcı olacağını düşündüğüm bir husus olmuş.

Kitabı kesinlikle tavsiye ediyor ve herkese iyi okumalar diliyorum.

Filiz, bir alıntı ekledi.
20 May 16:18 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Sevap ve gazap
Sevab ve azâb nedendir, sualine karşı deriz ki: Azâb, kötü iş yaptığından dolayı, biri sana kızıp intikam almak için, canını yak­ması değildir. Sevab da, işini beğendiği için mükâfat değildir. O gün Allahü Teâlâ’dan başka, intikam alacak kimse yoktur, insanın kant, safrası bozulduğu veya başka zararlı şeyler vücutta çoğaldığı za­man, bedendeki değişikliğe hastalık; ilâç te’sir ettiği zaman hâsıl olan hâle sıhhat dediğimiz gibi; insanda şehvet ve gazab artınca, cana bir ateş düşer. İnsanın felâketinin sebebi, bu ateştir. Bunun için hadîs-i şerifte, «Gazâb, yâni asabiyet, Cehennem ateşinden bir parçadır», buyuruldu. Akıl ışığı kuvvetlenip şehvet ve gazab ateşi­ni söndürdüğü gibi, iman nuru, Cehennem ateşini söndürür.
Nitekim, Cehennem m ü’minlere, «Ey mü’min, çabuk geç ki, nû-run ateşimi söndürüyor», diyecektir. Bu söz, ses ile olmayacak, su
yangını söndürdüğü gibi, Cehennem mü’minin nuruna dayanama­yıp sönecektir. Şehvet ateşi de, akıl nûru ile söner. Kıyamette, sana
azâb için başka yerden bir şey getirmeyecekler.
Nitekim, «Cehennem dünyada yaptığınız kötü işlerden başka bir şey değildir. Bunların size geri çevrilmesidir», buyuruldu.O hâlde Cehennem ateşinin tohumu, insanın şehveti ve gazabı­dır. Bunlar insanın içindedir. îlm-i yakın ile bilen, bunları görebilir. Nitekim Sûre-i Tekâsür’de, «îlm-i yakın ile bilseydiniz, Cehennemi elbette görürdünüz» t1), buyuruldu.

Kimyâ-i Saâdet, İmam Gazali (Sayfa 744)Kimyâ-i Saâdet, İmam Gazali (Sayfa 744)
Sercan Akbayrak, bir alıntı ekledi.
20 May 04:38 · Kitabı okuyor

Ravi: Ebu Hüreyre (ra)
Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki: "Mü'min, mütemadiyen rüzgarın eğici tesirine maruz bir bitkiye benzer. Mü'min, devamlı belalarla başbaşadır. Münafığın misali de çam ağacıdır. Kesilip kaldırılıncaya kadar hiç ırgalanmaz."

Bu hadisin yer aldığı kitaplar: Buhari, Marda 1, Tirmizi, Emsal 4, (2870), Müslim, Sıfatu'l-Münafıkün 86, (2809)

Hadisin Açıklaması:
Burada mü'min, mütemadiyen esen rüzgarın önünde, sağa sola eğilerek kırılmadan dik kalan canlı bir bitkiye benzetiliyor. Aynî'nin kaydına göre mâna şudur: Mü'min Allah'a inanmıştır, hastalık, sağlık, lütuf, musibet gibi hayatın çok çeşitli esintileri onun ana istikametini bozmaz, kulluk vasfını, imanını sarsmaz. Lütuflara mazhar olsa şükreder, müsibetlere mazhar olsa sabreder ve hatta müsibetlerin kazandıracağı ecri düşünerek Rabbine şükür de eder. Kâfir veya münâfık ise böyle değildir. Allah, onu müsîbetlerle denemek istemez. Ona sıhhat ve dünya işlerinde kolaylık, başarı verir, tâ ki âhireti iyice zorlaşsın. Allah, helâk olmasını dilediği zaman ağır bir ağacın devrilmesi gibi devirir. Şiddetce, elemce çok daha fazla bir azabı tadarak ölür

Kütüb-i Sitte 1. Cilt, İbrahim CananKütüb-i Sitte 1. Cilt, İbrahim Canan