• 391 syf.
    ·Beğendi·8/10
    #okudumbitti️ #kitapyorum
    #elkekitabı ️ 391 Sayfa

    "Ölümün kıyısında ondan başkası kurtaramazdı onları. Ailesinden geriye kalanları ve bu zavallı insanları kurtarmak için kendi felaketini çağırmak son çare ise bunu yapması gerektiğini düşünmüştü. İğneyi suya sokup Elké'ye seslenmiş, O da gelmişti. Onu suda görünce sanki ezeli düşmanı değil de bir dostunu görmüş kadar sevinmişti felaketi olacağını bile bile."
    .
    Herkese Merhaba
    Bugün sizlere efsane bir fantastik-gerilim kitabı ile geldim. Farklı kültürlerin harmanlandığı, kötücül bir konu varlığın Elké'nin hikâyesini korku, gerilim ve dehşetle okuyacaksınız.
    Cennetten kovulan Elké (albasan) lanetlenerek yeryüzüne mahkûm olur ve olaylar başlar. Lohusa kadınlara musallat olan Elké dağ köyünde yaşayan bir ailenin doğacak bebeğinin peşine düşer. Ailenin reisi Bedir eski bilgilerden yola çıkarak ailesini kurtarmaya çalışır lakin hesapta olmayan bir sürü olayla karşılaşır. Ama Elké ant içmişti Bedir ve ailesinin sonunu getirecekti. Birde Halime ninemiz vardı ki onun azmine hayran olmamak ne mümkün.
    Yolların, sürgünlerin, yoksulluğun, ayrılıkların ve ölümlerin araya girdiği bu ölümcül kovalamacaya, Elké’nin binlerce yıl öncesinden hasımları da katılacaktır.
    Türk, Kürt ve Ermeni halklarının iç içe geçmiş, dil ve din farklarının da ayıramadığı ortak kültür ve tarihlerini ben korkmadan okudum desem yalan olur, biraz korktum ama büyük bir keyifle okudum. İlk başlarda bazı yerlerde kullanılan şive biraz beni zorladı, onun dışında kitap gerçekten muhteşemdi. Hikâye içinde hikâyeler okumak çok zevkliydi. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen gayet başarılı bir kurgusu vardı. Okurken acaba mı, gerçek midir diyerek okudum ve hissettim. Etkisinde uzun süre kalacağınız bu kitabı, türü sevenlere şiddetle tavsiye ederim. OKUYUN efendim...
    Sevgilerrr...
    #kitaptanalıntılar
    ️"İğneyi iki elinin parmakları arasında tuttu. Karanlıktaki siluetinde dalgalanan alevlerin yansıması ile bir ucubeyi andırıyordu şimdi. Ve mutfağın gölgesine yansıyan gölgesine ilişti gözleri. Otlardan yükselen alevlerin yansıttığı gölgesi kâh büyüyerek kâh küçülerek dalgalanıyordu...O an bedeninden çıkıp kendisini izleme olanağı olsaydı şu an Elké'ye ne kadar benzediğini görecekti."

    .
    Sevgi, sağlık ve kitapla kalın canlar. Unutmayalım ki her kitap bir yaşamdır.
  • ”Asla unutmayın ki önemli olan tek an 'şimdi' dir. En önemli an şu andır. Çünkü geçmişe ve geleceğe sözümüz geçmez. İnsana en gerekli olan kişi ise o an yanında olan kişidir."
  • Asla unutmayın ki önemli olan tek an 'şimdi'dir. En önemli an şu andır. Çünkü geçmişe ve geleceğe sözümüz geçmez. İnsana en gerekli olan kişi ise o an yanında olan kişidir. Çünkü kimin kime ihtiyacı olacağı hiçbir zaman bilinmez.
  • Dilde gam var şimdilik lûtfeyle gelme ey sürûr
    Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne

    (Ey sevinç şimdi lütfedip gelme gönülde şu an gam var, bir hanede misafir üstüne misafir olmaz)

    ~ Rasîh
  • 304 syf.
    ·5 günde·Beğendi
    Hem çocuklara hem de çocuk kalmaya çalışan büyüklere..

    Michael Ende’nin “Momo” adlı bu eseri okuyacaklarım listesinin en başındaydı birkaç yıldır. Nihayet başladım ve bir çırpıda bitti.
    Lütfen bu kitabı okuyun.
    Bu kitabın bana kazandırdıklarından biri; kurduğun her hayal gerçekleştiğinde dilediğin gibi hissettirmeyebilir. Belki onlar sadece hayalde güzeldir. Bu hayallerin altında ezilme ihtimallerini de göz önünde bulundurmakta fayda var. Bir diğeri ise zamanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz ancak zaman geçiyor diye geleceğe robotlaşarak hazırlanan bir nesil istemiyoruz. Biz verimli bir zaman kullanıp, yaratıcılığımızı kaybetmeden, belli kalıplara sokulmadan hala bizi sevindiren , heyecanlandıran zamanlar istiyoruz.

    İçerisindeki masallar beni öyle etkiledi ki! Momo’nun sakince objektif bir dinleyici olması ile benzeşen bu karakterimiz de beni kendine daha da çekti. Şu zamanda sizi dinleyen o kadar az insan var ki. Bir dinleyici bulmak ne zor şey. Eski işimden dolayı bu özelliğimi de yitirdim diyebilirim. Çünkü baktım ki dinledikçe sen doluyorsun, sen anlattıkça da dinleyen biri olmadığını fark ediyorsun. Nereye kadar böyle olacak dedikçe bırakıyorsun dinlemeyi artık. Her neyse bu biraz iç dökme oldu. Gelelim kitaba.
    Momo müthiş bir karakter.
    Kitabın ilk bölümünde Momo’nun bir anda ortaya çıkması söz konusu. Bir anda Momo’nun yerleştiği yerde halkın ona destek çıkıp , el uzatmasıyla başladı hikâye. Momo küçük bir kız çocuğuydu, bakımsız ve çıplaktı. Herkes onu gördüğü an evine almak istedi yardım amaçlı ancak o bunu istemedi. Halk ise kendi aralarında karar alarak ona bulunduğu yerde bakmaya başladı. Her gün yanına muhakkkak biri gidiyordu ve böylelikle çok güzel dostluklar edinilmişti. Onu bu kadar sevmelerinin en büyük nedeni Momo’ nun insanları onlara ilham verici şekilde sadece dinlemesiydi.

    Momo, insanlar için en değerli olan “zaman” kavramını Duman Adamlar denilen bir çeteden kurtarmıştı. Zamanı onların eline bırakmayıp, insanların özgür kalması için tüm gücünü kullandı ve başardı. Şimdi o güzel arkadaşlıklar ebediyen devam ediyordu.
    Michael Ende Momo
  • "Ben uzaklara gidebilirim," dedi Lennie. "Şu dağların oraya gidip bir mağara bulurum kendime eğer sen beni yanında istemiyorsan."
    George silkindi yeniden. "Hayır," dedi. "Benim yanımda burada kalmanı istiyorum."
    Lennie açıkgöz bir tavırla şöyle dedi: "Anlatsana yine... Eskiden anlattığın gibi."
    "Neyi anlatayım?"
    "Öteki çocuklarla bizi."
    George anlatmaya başladı: "Bizim gibilerin ailesi yoktur. Biraz paraları olduğunda hemen harcayıp bitirirler. Onları düşünen tek bir kişi bile yoktur bu dünyada..."
    "Ama biz öyle değiliz," diye sevinçle bağırdı Lennie. "Şimdi bizi anlatsana."
    George bir an sustu. "Ama biz öyle değiliz," dedi sonra.
    "Çünkü..."
    "Çünkü sen varsın benim yanımda ve..."
    "Ben varım senin yanında. Biz ikimiz hep birbirimizin yanındayız, işte böylece bizi düşünen biri var bu dünyada," diye bağırdı Lennie zafer kazanmış gibi, sevinçten yerinde duramayarak.
    John Steinbeck
    Sayfa 122 - Sel Yayıncılık
  • Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

    1,2. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

    3. O, nefis arzusu ile konuşmaz.

    4. (Size okuduğu) Kur´an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

    5,6,7. (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

    8. Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

    9. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

    10. Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

    11. Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

    12. (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

    13. Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.

    14. Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında.

    15. Me'vâ cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

    16. O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

    17. Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

    18. Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

    19,20. Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

    21. Erkek size de, dişi O'na mı?

    22. Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.

    23. Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.

    24. Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?

    25. Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.

    26. Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.

    27. Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

    28. Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

    29. Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.

    30. İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.

    31. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir.

    32. Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.

    33,34. Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

    35. Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?

    36,37. Yoksa, Mûsâ'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

    38. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.

    39. İnsan için ancak çalıştığı vardır.

    40. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

    41. Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.

    42. Şüphesiz en son varış Rabbinedir.

    43. Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.

    44. Şüphesiz O, öldürür ve diriltir.

    45,46. Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.

    47. Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

    48. Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.

    49. Şüphesiz O, Şi'râ'nın Rabbidir.

    50,51. Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helâk etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

    52. Daha önce de Nûh'un kavmini helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

    53,54. O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

    55. O hâlde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).

    56. Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

    57. Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

    58. Onu Allah'tan başka açacak kimse yoktur.

    59,60,61. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

    62. Haydi Allah'a secde edin ve O'na kulluk edin.