Fosforlu Cevriye
Suat Derviş ile bu kadar geç tanışmanın pişmanlığını yaşadım kitabı bitirdiğim an. Farklı lisanlardaki kelimeleri, sokak jargonunu bu kadar ustalıkla kullanıp, müthiş bir armoni oluşturmak hiç kolay olmasa gerek. Bu kelimeleri bir arada kullanırken konu daha da güzel bir hale geliyor. İsmail Güzelsoy’un mükemmel sunuş yazısı da kitabı daha da güzel bir hale getirmiş. Sunuşu okumadan kitaba başlayan çok şey kaybedecektir diye düşünüyorum, sunuşu yaparken spoiler vermemek için de büyük bir özen göstermiş.
Gelelim Fosforlu Cevriye’ye; İstanbul’da feleğin çemberinden gelen ve hayatını seks işçiliği yaparak kazanan Cevriye’nin hikayesini aktarıyor bize Suat Derviş. Toplumun farklı kesimlerindeki insanların hayatlarına da yer veriyor. Erkekler için sadece bir meta olarak görülen Cevriyenin meşhur biriyle karşılaştıktan sonra hayatındaki değişimi de görüyoruz. Cevriye’nin“Hayatımda ilk defa biri bana siz diye hitap etti, ilk defa bayan olduğumu anladım” cümlesi o meçhul kişiyle karşılaştığı ana kadar nasıl bir hayat sürdüğünün en büyük göstergesidir.
Yine aynı kitapta geçen, “Allah’a inanmayan bir insan nasıl olur da bu kadar iyi olabilir” cümlesi de, o dönemde insanların inancı olmayan insanlara toplumun bir kısmının bakış açısını da göstermektedir. Sözün özü, Suat Derviş bir seks işçisinin gözleriyle toplumdaki bir çok kesimini de mercek altına alıyor. Şiddetle tavsiye ediyorum.