• Ne zaman gidişinin hüznü düşünce içime
    Fırtınalarla girdiğin hayatımdan
    Sessiz sedasız çekilişin yaş olur düşer gözümden…Gülefşan…

    Ben sensizde yaşarım,
    Sensizde yaşatırım hüzünbaz cümlelerimi.
    Sen düşünme, ben sensizde büyütürüm sevdamı,
    İçimde küçük bir çocuk gibi.
    Yalanda olsa, masallar fısıldarım gecelerce Gülefşan.
    Karışma sen, unut gitsin, umuttun ya,
    Bırak oda bitsin !
    Yar olsun yaram, büyütürüm her nefeste
    Avuturum koynumda al kırmızı ağlayışlarla
    Sararım her kanayışta kalelerde kalmış mutluluklarla,
    Ayak seslerinde yanlızlığımın.
    Dağlara vururum başımı,
    Bir eşkiya sevdası tuttururum
    Bilirsin yüreğim, yanlızlığın en karanlık mekanı,
    Sana tutkunluğumun, vakitsizliğidir.

    Sağır bir zamandan sana sesleniyorum Gülefşan !
    Dilim yabancı bir kente tutsak
    Bin haykırış bırakırım pusu kurmuş gecelere
    Haydi aç yüreğini,
    Duy! çığlığı düşmüş düşlerime, gölge yanını
    Kapatma yüzüne, içimi acıtan yapraklarını
    Hicrana gebe saatlerle dondurma kanımı,
    Ben kaleme her dokunuşumda,
    Harf harf sen dökülürsün kalemden süretine kağıdın,
    Her harfte ömrümü adarım adına,
    Adınla soluğuma son veririm Gülefşan.

    Yeni bir şiir değil bu,
    Yeni bir seslenişte,
    Şehirlerin, sen kokusuna hasretini fısıldıyorum güneşe,
    Avuç içimin yanlızlığında özümsüyorum adını
    Tükendik.e, kendimde umutlar türetiyorum.
    Sana hasret soğuk cümlelerimi;
    “Kişi sevdiğiyle beraberdir!”
    Hadisiyle ümitten meşaleler yakıyorum yokluğunda,
    Bu hadisle ısıtıyorum zemheri yanlızlığımı…
    Bir kelama bin dua ekliyorum,
    Seni aminleyip, süretime sürüyorum.
    Ve ölmüyorum, yokluğunda,
    Özlemler ekliyorum karanlık gecelerin koynuna.

    Ah kırlangıç bakışlı yarim,Gülefşan !
    Mevlana hüznümde Şems’i kıskandıran yar,
    Prangalı gülüşlerime, sen yanlızlıkları sürüyorum,
    Üşümüyorum, üzülmüyorum
    Sensizliğinde ölüyrum sadece...
    Yarınım yaşayamadığım,
    Yazdıkça yangınlara sürüklendiğim
    Satırbaşı yanlızlığımsın,
    Kafiyesi bozulmuş cümlemsin Gülefşan

    Senli bir türkü tutturuyorum her heceye
    Maral türküleri vuruyor sazıma,
    Sızlıyorum, her notada,
    Ç/ağlıyorum uçurumlarca,
    Dalgalar misali çıldırıp
    Taşlara vuruyorum sızlayan başımı
    Bir fırtıdan sonra kalan yanımla sesleniyorum
    Sen özlemiyle ölümler beğeniyorum yokluğuna Gülefşan
    Sessiz bir çığlık kopuyor,
    Hasretinle yaktığım geceleri süslüyor sayılı nefeslerim
    Son defa içime çekiyorum sensizliği,
    Kulaklarımda bir ninni gibi geliyor iniltiler,
    Üzerime üşüsen bu karanlıktan anlıyorum,
    Sensiz son ses yankılanıyor göklerimde
    Ve gömüyorlar beni yüreğinden uzaklara
    Aminleniyor diller, dualarla,
    Er kişi niyetine…
    Ve ben sensiz böylece anılıyorum...
    Yüreğimdeki yokluğun kadar yaşıyorum
    Gittiğin kadar ölüyorum...

    L.D
  • "Kimse bir ayin gibi yaşamıyor günün batışını" diyor şair..
    Niye gökyüzüne bak(a)mıyoruz biz,
    Acı'yı da sevinci'de gözlerimizle konuşturuyoruz..
    Niye baharı nefesimizi çekerek yaşayamıyoruz..
    Hem yağmurdan kaçıyor, hem de yağmuru seviyoruz..
    Yok
    Hayır
    Biz yaşamayı bilmiyoruz...
    Niye uzaklara bak(a)mıyoruz
    "Niye hiçbir türkü keder vermiyor"
    Nerede alın kırışıklığımız?
    Ne sabahla arınıyor ne de geceyle hüzünleniyoruz...

    Lâle MIZRAK
  • Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
    Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
    Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
    Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
    Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
    Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
    Bebekler hayta hayta yürümeden
    Geleceğim diyorum, geleceğim sana
    Ne olur kesin bir takvim sorma bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Beklesen de olur, beklemesen de
    Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
    Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
    Hangi ses yürekten çağırır beni sana
    Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
    -Ihlamur çiçek açtığı zaman.

    Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
    Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
    Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
    Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
    Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
    Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
    Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
    Gemileri yaksalar da geleceğim sana
    On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
    -Ihlamur çiçek açtığı zaman.

    Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
    Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
    Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
    Ne güzellik, ne de tat var baharsız
    Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
    Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
    Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
    Kimseye uğramam ben sana uğramadan
    Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
    Takvim sorup hudut çizdirme bana
    Ben sana çiçeklerle geleceğim
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    (Uzaklara Türkü)

    Bahattin Karakoç
  • Mualla...
    Adına sonsuz notalar biriktireceğim türkü gibi kadın...
    Yokluğunun gölgelendiği şu ince yol kenarı pek ala bilir bizi.
    Bilmem adına yaraşan şu endam hangi çiçeğin gizi.
    Mualla...
    Uyurgezer değilim düşleruyurum sadece. Saçların misk ü amber kokusunu üfler ciğerlerime. Gözlerinse... Ah o gözler Mualla dilimi damağımı kurutur.
    Uzaklara dalışın hele arkada çalan inceden bir türkü. Sen,türkü gibi kadın ben ise ezgi bilmem Mualla...
    Benzemiyordun bir şairin gönlündeki sevgiliye !
    Bezenmiş karanfil bahçesini andırıyordu suretin. Endamın yetiyordu tüm çiçeklerden ürkmeye.
    Bakışın ölümdür Özdemir Asaf değilim ben Mualla
    Bağıra çağira GİTME DİYORUM!

    Mualla...
    Kitaplar bile sen kadar güzel değildi Mualla.
    Alfabe bilmem ben
    Öfkeni gözlerinden okumayı bilirim
    Bakışının esaretiyle karışan sözcükler bilirim ama alfabe bilmem ben Mualla.
    Sen... Kitap gibi kadın... Ben ise okuma bilmem Mualla!

    Tarifin de eşin de benzerin de yok Mualla. Dünya dünya olalı böylesi bir afet-i can görmedi Mualla yıldız bakamaz gül cemaline güneş imrenir ışıyan yanaklarına... Ah Mualla sen,sen bir mücevher kutusu ben ise oyma bilmem Mualla...
    Özdemir Asaf değilim ben Mualla
    Bağıra çağira GİTME DİYORUM!
    Mualla...
    Gözlerinin en karasına tutkun olduğum güzel kadın...
    Mualla,adın ruhuma üflenmiş kadar uhrevi geliyor bana.
    Kimin sana ne dediğini önemi yok bir bakıma,
    seni sayıklar dururum karanlığıma
    Gözlerin bahtımdan da kara Mualla...
    Ellerin bir ömür dizlerimde
    Saçların her gece göğsümde
    O kaçamak bakışların yüzümde,
    Ah be Mualla,ne de güzel uyursun düşlerimde...
    Hadi sen uyu yıldızlar seyre dursun kirpiklerinin gölgesini
    Uyu da düşlerim  arasın gece boyu seni
    Usulca yum gözlerini Mualla...
    Sessizce kıvrılır diz kapakların elin yana düşer,
    Uykuya dalmanla ince küçük kımıldamalar olur parmak uçlarında...
    Sen uyuyunca tüm alem uyumaya özenir.
    Öyle güzel uyursun ki sevgilim.
    Özenip yanına mı kıvrılsam,yoksa yılları uykunu izleyerek mi bitirsem karar veremiyorum... Mualla...
    Sen,
    Ölüm kadar yakın uyku kadar eşsiz kadın..."

    BETÜL BOZKURT
  • Yüreğinin Hirasina sığınırken;
    iç sesin dokunur diğer yüreklere. Bir
    Türkü dinlersin; alır götürür seni uzaklara,
    hüzün girdaplarına. Ve bir anda Güneş
    dokunur semada, bulutlar arkasından tüm
    Sicaklığıyla.. Yazarsın, kalemin dokunur
    bam teline, Kalem, öbek öbek damitir
    mürekkebi, buluşur kağıtla. Ve sonrasında
    yazmak, yaşamak kadar çetin bir sevda
    olur. Böylece kalem, hece hece dokunur
    satırlara. Harf bir sonraki harfe, kelime
    kelimeye, söz söze dokunarak ilerler
    hayatın tedirgin alacakaranlığında... (Reşha-i Kalem)
  • Bir gece kanatlanıp gelirse yüreğim senin evine içeriye almamazlik etme. Zorlu yollardan aşılmaz denen duvarlardan geldi. Kendini yenerek geldi. Neden niçin nasıl olur ya da sen mi diye sorma yorgun kalp zoraki atarken senin sevgin ona güç verdi. Tüm bu telaşlı soruları bir kenarıya bırak bırak ve sana tüm arinmisligi tüm yanilgilari yenilgileri hüzünleri ardında bırakarak gelen o kalbi kabul et. Artık misafir etme içeriye buyur et gel burası senin de evin de. Oturacak koltuğu gösterecek içecek suyu. Gözünden ter akan bu can kırık yolların harami bakışların eskiyalarin yurdundan yalınayak yürüyerek sana geldi hava soğuk mevsim kış dışarıda kar bu can sana koşar. Camina konan güvercinlerde payım var. Yüreğime düşen alev de sen.. Durup durup harlanan alevde beraber isinmalisiniz bu bir lütuf değil farket ki seni ondan başka bu kadar sevip bağrına başlamaz eğer hala boşluklar denizinde yuzuyorsan o seni oradan çıkarmaya karaya oturtmaya hazır eğer hala yüreğinde kırıntıları kaldıysa sevdadan yana oturan üşüyen düşünen mecali kalmayan yerlerde sürünen senin için kalkmaya hazır. Sen onun gizli yarası hep dilediği bir türkü gerçekleşmeyen beklediği beklediği beklediği. Cevapsız soruların bastaci. Yorgun kartalların yuvası..sen onun herseyi. Vazgeç ki başkasından bir ömür yetmiyor onun seni sevmesine vazgeç ve gel ki korkularından içindeki yaralı kuş senin merhemin muhtaç ah iki gözümün çiçeği otur da anlat seni dinlemeye geldim bunca zaman nerelerdeydin? Hangi sevdanın kanadında kuş oldun hangi düzenin içinde kayboldun? Sana geldim anlatmaya dinlemeye sevmeye çok sevmeye bir ömrü seninle geçirmeye kalbimde dikenler beni öldüren uzaklara gidelim kimsenin bizi bulamayacağı hersey den arınmış arındırılmış seni orada seveceğim çok seveceğim.. Bilmedigim kelimeler öğreteceğim . Sana sevda şarabından icirecgim ki bu zehir değil haram değil günah değil sana helal olacak san gün doğacak sen de mutluluklar ben de karanlık kapalı kapı çıkmaz yol dur düşünme sana gelirsem hseryi bitirip öyle geleceğim ardımda olmadığın hiçbir anı kalmayacak sana söz sana söz ki bu hikaye bir nehrin kenarında elinde kircicek bir erkek bir kız civildayan kuşlar huzura kavuşan kalp ile bu hikayeyi bitireceğim seni çok seveceğim..