Giriş Yap

Felix Guattari

Yazar
8.3
137 Kişi
474
Okunma
62
Beğeni
3.765
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

Pierre-Félix Guattari; (d. 30 Nisan 1930 - ö. 29 Ağustos 1992), Fransız politik aktivist, psikanalist ve filozof. Gilles Deleuze ile beraber kapitalizm ve şizofreni altbaşlığı ile yazdıkları L'Anti-Œdipe (1972) ve Mille Plateaux (1980) çalışmalarında arzuyu üretken bir faaliyet olarak görmeleri ve oluş, olay, fark gibi felsefe tarihinin süregiden sorunlarına ilişkin çarpıcı açılımlar getirmeleri itibariyle, özellikle çağdaş siyaset felsefesi ile Freudcu ve Lacancı psikanaliz açısından önemli eleştiriler sunmuşlardır. Tek başına koyulduğu çalışmalarında şizoanaliz, özneleşme süreçleri ve ekolojiye ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Tam adı:
Pierre-Félix Guattari
Unvan:
Fransız politik aktivist, psikanalist ve filozof
Doğum:
Oise, Fransa, 30 Nisan 1930
Ölüm:
Paris, Fransa, 29 Ağustos 1992
Reklam
·
Reklamlar hakkında

İncelemeler

Tümünü Gör
542 syf.
Zencefil olmak istemez misiniz?
Bir mağazaya girdiniz, reklamlarını gördüğünüz o ayakkabı size bakıyor, nasıl güzel ama koşarak hemen 12 taksitle aldınız, mağazadan çıkıp o herkesin övdüğü kahveyi de aldınız içerken bir yandan da çok okunanlara giren kitabı kaptınız kitapçıdan, güzel bir selfie ile paylaştınız. Mutlu musunuz? Bunlar basit toplumsal sürüklenmeler, bunlar cidden sizi mutlu etti mi? Peki daha ciddi şeylerden bahsedeyim. Doğdunuz, doğmaktan daha ciddi bir şey varsa o da ölmektir; ama daha ona sıra var sabırlı olun :) ne diyorduk doğdunuz, açtınız gözleri hop düştünüz ahlakın kucağına, anında takıldı nazar boncuğunuz altınınız, neyi okuyacağınız nasıl davranacağınız hemen hemen belli, tarzınız bile belli be. Fakat siz büyüdükçe size sunulanları beğenmemeye başladınız, örneğin klasik müziğe arabesk ile karşılık verdiniz, hanım hanımcık ya da beyefendi gibi giyimlere karşı yırtık pırtık giyinmeyi tercih ettiniz, düzenli bir işiniz olsun diye bir tarafını yırtan ebeveynlerinize diss atarak sokakta günlük satıcılık işleri ile uğraştınız, evlilik ve torun beklentisine girenlere güzel bir nah çektiniz. Toplumun kural dediği ne varsa yıktınız fakat herkes sizin kadar cesur mu? Herkes şu her yerimizi sarmış olan kordon bağını koparıp atacak ve köklerinden kendini fırlatabilecek kadar güçlü mü? Mesela siz toplumun hayır dediği şeyleri yaparken kendinizi baskılamıyorsunuz diyelim peki ya bir başkası? Peki bizler kendimizi baskılayalım diye sizce nasıl bir süreç işliyor bu yaşam alanında? İzninizle özetleyeyim, bizler doğuyoruz, evet evet o lanet an, doğduğumuz andan itibaren kodlamalarla kodlanıyoruz, örneğin kadın olmanın erkek olmanın kodları var, kadın anne olmak için yetiştirir kendini gibi, erkek eve ve ailesine bakmak zorundadır gibi, bu kodlar o kadar fazladır ki tabiri caizse tuvalette bile çiş sesimiz dışarıya çıkmasın diye sifona basarız bir süre sonra :) anımsadınız değil mi? :D Bu kodlamalar yavaş yavaş sizin karakterlerinizi çoklaştırır; nerede anne, nerede kadın, nerede çalışan, nerede evlat, nerede sevgili, nerede arkadaş, nerede nefret edilen, nerede tapılan olacağınızı karıştırma ve çoklaşmaya başlarsınız. Ruhunuz şizoidleşir ve hastalanmaya başlarsınız. Hastalıkların en temelinde uyumsuzluk vardır, yaşama uyum sağlayamama vardır. Kocaman bir tüketim fabrikası bu dünya, her birimizi birbirimize benzeterek hasta ediyor. Bunu devlet eliyle, toplum eliyle, aile eliyle, medya ile, kapitalizm ile yapıyor. Bize kim olacağımızı, hangi kimlikle yaşayacağımızı gösteriyor ve biz aslında özümüze dönemiyoruz. Biz biz olamıyoruz, sürüleşip itiraz edemeyen moronlara dönüyoruz. İtiraz ettiğimiz, bu kodları kırmaya çalıştığımız an işaretleniyoruz, dışlanıyoruz. Onlardan olmadığımızda hep kötüleşiyoruz. Ne diyordu Nietzsche, ''Yargılamayın derler, yollarında duran her şeyi cehenneme gönderirler.'' Cehenneme gönderiyorlar tüm farklıları, öğütemedikleri tüm özleri çürüterek yok etmeye çalışıyorlar. İnsan bir makinedir diyor Deleuze, Guattari de ekliyor insan kendine yüklenen bu kodları kırarsa özgürleşir. Kodlarınızın farkında mısınız? Size bir ipucu, neyi yapacağınız sırada çok düşünüyorsanız ve olacaklardan çekiniyorsanız kodlarınız orada gizlidir. Sorun bakalım kendinize kodlarınız neler ve sizin siz olmanıza ne kadar engel oluyor. Cevap sizi eminim şaşırtacaktır. İki değerli yazarımız da insanın ağaç biçimli bu toplumsal güç ile bireyi çökertme planının, ancak köksap olarak ve kodları kırarak aşılacağı konusunda hemfikir. Nedir köksap sizin köklerinizin olmaması ve dolayısıyla kodlanmamanız demektir. Peki bu nedir? Televizyonda gördüğünüz Trendyol indirimlerinde, alışveriş çılgınlığında, aman bir şey demesinler diye evlenmenizde, çocuk yapmayı bile sırf devletiniz üç çocuk dedi diye yapmanızda bulabilirsiniz bu kodlamaları. Örneğin sırf çok beğeniliyor diye okuduğunuz kitabı ya da dinlediğiniz müziği düşünün. Linç yemekten korktuğunuz düşüncelerinizi tahayyül edin. Dışlanmamak için kıramadığınız kodları bir düşünün. Kırın o kodları, inanın aynı olmakta bir halt yok. Farklı olan bizi geliştirir. Arzu duymaktan da çekinmeyin, bir şeyleri istemek kötü değildir, bizler en temelde arzu makineleriyiz. Daha memeden sütü talep ederken bile bir arzumuz vardır. Bu otomatikleşen aygıtsal eylemler arzuların bir makineyi harekete geçirdiğine güzel örnektir Deleuze için. Meme ve ağız ona göre birer aygıttır ve bu aygıtlar arzulama ile bir kodu gerçekleştirir. Öte yandan kitabı okurken Deleuze'ün ve Guattari'nin tanışmış olmasına sevinirsiniz. İşte disiplinler arası ayrımın olmamasının ortaya çıkardığı şenlik diyerek büyük bir keyifle okumuştum. Felsefenin, sosyolojinin, psikolojinin, biyolojinin, ekonominin, politikanın, sanatın ve daha nice bölümün bir araya getirilerek bu alanların var olan kavramlarının farklı anlamlarda kullanılışına şahit gelebilirsiniz. Artaud ile bu kitapta tanıştım, onun yazılarının ne kadar kod kırıcı olduğundan bahsediliyordu örneğin. Ki gerçekten de öyle.. Kavramların yaratımı havada uçuşuyor, bambaşka kelimelerin anlamları değişmiş olarak karşınıza çıkacak kitapta, tabii ilerledikçe felsefenin kavram yaratma sanatı olduğunu iliklerinize kadar hissettirecektir kitap. Birden fazla kez okunması ve okutulması gereken bir eserdir. Bu kitabın üzerine pek çok anlaşılması adına kitap yazılmış olsa da Deleuze ve Guattari'nin ana mesajı açıktır. İnsan bir makinedir ve bu makine kodlarını kırabilirse özgür olur. Şizoid özne yaratımı mevcut kapitalist sistemi ancak farklılaşarak ve geleneklerinden koparak kırabilir. Mevcut sistem bizi paronayaklaştırmıştır. Oysa farklı olmak kötü değildir. Arzu duymak kötü değildir. Bunlar yıllarca geleneksel tutum tarafından yadsınmıştır. Dolayısıyla bir çınar ağacı olmak yerine zencefil olursanız uçmanız daha kolay olur. :) Kodları kırdığınız yerden filizlenirsiniz. Hadi kendiniz için bir kodu kırın bu incelemeyi okuduktan sonra, ve hangi kodu kırdığınızı kendinizle paylaşın, dilerseniz benimle de :) Herkese kodlarını kırmış bir biçimde keyifli okumalar dilerim :)
·
8 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17