Gonçalo M. Tavares

Gonçalo M. Tavares

Yazar
8.8/10
16 Kişi
·
27
Okunma
·
2
Beğeni
·
939
Gösterim
Adı:
Gonçalo M. Tavares
Unvan:
Portekizli Edebiyatçı
Doğum:
Portekiz, 1970
1970 doğumlu Portekizli edebiyatçı
Cepten yere düşüp de unutulan bir nesne gibi kaybolmazdı öğrenilenler. Kimse mutsuzlar arasındaki farkı anlasın diye devamlı mutluluğun sergilendiği bu ilksel etiği unutmazdı. Bir mektup Georg Rosenberg'in genel düzenini ve temizliğini bozmak için ideal bir araçtı. Dışarıdan selam veren biriymiş gibi, her mektup delinin hayatında geriye dönüş anlamına gelirdi. Mektupta gelecekten söz edilse bile, söz konusu olan zihinsel bir süreçti: bir zamanlar burada, dışarıda olduğunu hatırla ya da daha iyisi, onu unutma. İşte mektubun anlamı buydu: Unutma!
Bir toplama kampında bulunduktan sonra hayatta kalan biri şöyle demişti: "Normal insanlar her şeyin mümkün olduğunu bilmiyorlar. "
Kitapları ayırıyordu ve onların nasıl da birbirinden farklı ve birbirine zıt olduklarını görüyordu; hastalıkla sağlık, silahla zırh, uyanmış adamla uyuyan adam gibi.
İyileşmek sadece belli alışkanlıkları bir yana bırakmak değil, onları yeniden kazanacak yolu da unutmak anlamına geliyordu.
Bazı düşünceler vardır ki insan bir tür ahlaki yasadan ötürü kendisini ne kadar bunları düşünmemesi gerektiğine ikna etmeye çalışsa da onları düşünmekten vazgeçemez.
Gerçekte doğanın tarihi sıfır noktasındaydı, henüz başlamamıştı bile, ikinci gün daha doğmamıştı, hep ilk sabahtı; doğa henüz ateşi bulmamıştı.
Portekizin kafkası diyorlar yazara. Gerçekten de hangi övgüyü söyleseler hakediyor. Öyle sert bir şekilde başladı ki kitap. Anladım bazı kabul ettiklerim sarsıntıya uğrayabilir, bazı bildiklerim farklı bir biçime bürünebilir.

Öncelikle yazar çoğu şeye farklı bir göz ile bakıyor. Kendine ait bir dünya inşa etmiş. Sınır gözetmeden kendi kurallarını koyarak ele alıyor her satırı. Alışılmışın dışında. Yazmanın belirli bir sınırını yok ve başka boyutlarda da nasıl kaleme alınır eserler bunu gösteriyor. Ayrıca kitabın karakterinin o kadar net ve belirgin bir çizgisi var ki. Diğer insanlardan kendini sıyırıyor. İnsanlığa aykırı, özüne aykırı hatta kimi zaman eşyaya, maddeye bile serkeş bir tavır sergiliyor.
Kitap bir roman fakat deneme tarzında yazılar oldukça fazla ve akış bu denemelerin içinde gizli. Oldukça sert bir okuma oldu benim için. Korkusuz, bakış açınızdan farklı ve iyi tespitlerin yapıldığı bir okuma istiyosanız kesinlikle ama kesinlikle öneririm.
İhtirasların Ve Hırsların Altında Bir Yaşam
1
Gonçalo M. Tavares, Portekizli genç bir yazar. Bizde pek bilinmese de başka ülkelerde ve edebiyatla haşır neşir olan okuyucular tarafından oldukça iyi tanınmakta. Yazar yakında detaylı bilgi vermeyeceğim. Merak edenler, kaliteli edebiyatı takip edenler er ya da geç kendisiyle tanışacaklardır. Kitaptan bahsetmeden önce usta eleştirmen, KitapEki’nin de yazarı Ömer Türkeş’in hem yazar hakkında hem de eserleri hakkında yazılarına da bakabilirler.
2
Kitap, Dr.Lenz Buchman’ın hikayesini anlatıyor bizlere. Her şey Dr. Lenz’in babasının Dr. Lenz’i kendi hizmetçilerine tecavüz etmeye zorlamasıyla başlar. Bu çirkin olay kitabın gidişatı ve kahramanların ruh halleri bakımından aslında bize ipucu da veriyor. Sanki bu olaydan sonra Dr. Lenz lanetlenir. Hiçbir işi rast gitmez. Ruhsal bunalımlarla ve içindeki kötülüklerle savaşmayı pek denemese de içten içe kaygılandığını duyar gibiyiz. Peki kimdir bu Dr. Lenz? isterseniz gelin yazarın ağzından öğrenelim; “Doktor Lenz bu şehrin en önemli cerrahı, kendi özel zevkinin tek hakimi, fahişeleri uzaktan aşağılamayı seven, son zamanlarda evinde bir serseriyi ağırlayıp ona dolgun sadakalar, ekmek ve yemek verme ve en önemlisi de serseriyi aşağılama, güçlü taraf olmanın, dünyanın açık seçik gösterdiğini görebilen iki keskin ve sağlıklı göze sahip olmanın tadını çıkarma alışkanlığı kazanmış Doktor Lenz (S.51)”.Yukarıdaki cümlelerden anlaşılacağı gibi Dr. Lenz çokta sağlıklı düşünen bir karakter değil. Kendi içindeki kötülüklere yenilebilen, varlıklı, insanları hiç önemsemeye bir karakter. Sadece kendisiyle problemi yok, aynı zamanda hem abisi hem de babasıyla problemi olan bir karakter. Her şeyin kusursuz olmasını ister ve bu minvalde hareket etmeye çalışır. Olaylar pek ilgilenmez, olaylar onu pek etkilemez tıpkı insanların onu etkilemediği gibi. Abisi Albert’in ölmesini hayra yorar ve yükten kurtulduğunu düşünüp içten içe sevinecek kadar kötü bir karaktere sahip Dr. Lenz.
3
Tavares, Dr. Lenz’in üzerinden sanki birazda modern çağın insanlarına-özelikle psikolojik durumlarına- ışık tutmaya çalışmış. Modern çağın insanlarında bitmek bilmez ego, kötücül ihtiras, olaylara bireysel yaklaşım ve narsizim, zamana ve insanlara bakış açısında büyük rol belirleyicidir. Her gün Dr. Lenz’lerle yaşadığımızın farkında mıyız bilmem. İhtiras ve egodan bahsettik. Peki Dr. Lenz’e musallat olan bu ego ve ihtiras nedir: Dr. Lenz zamanla doktorluktan sıkılır ve yoğun bir siyaset ihtirası içerisinde bulur kendini. Önemli bir yere gelip, insanlar üzerinde söz sahibi olmaya çalışır. Yetenekleri ve kendine güveniyle bunu başarır. Yolu yine kendisine ruhen ve karakter olarak yakın olan Hamm Kestner ile kesişir. Ve ikisi yeni emelleri için kolları sıvarlar. “İnsanlar gerçek korkuyu hissetmeden asla kayda değer bir şekilde harekete geçmezler ve harekette geçtikten sonra durmaksızın onları kovalayan bir şeyin varlığına ihtiyaç duyulur. “Zor olan,” diyordu Lenz, “her insana, bir hücrede hapisken bile dünyanın hakimiyetini elinde tuttuğu duygusunu vermektir (S.151)” bu sözlerle iki ortağın emellerini ve hareketlerini anlayabiliyoruz.
4
Bu emeller için kolları sıvayan Dr. Lenz bir şeyi unuttur; Doğanın İntikamını. Kendi cümleleriyle doğaya bir güç istinaf eder. Ve kendi inançları doğrultusunda daha emellerine ulaşmadan, insanlara hükmedecek ikinci önemli insan olmadan ölümcül bir hastalığa yakalanır. Siyaset hayatı da bu şekilde sonlanır. Hastalık sürecinde yakın arkadaşı olmasa da Hamm Kestner onu yalnız bırakır ve tek adam ve birinci önemli kişi olarak insanlar üzerinde hakimiyet kurar. Bu hastalık sürecinde Dr. Lenz ara ara babasını ve abisini ansa da son demlere kadar içinde en ufak bir merhamet belirtisini göremiyoruz. Acizliğini anlar anlamasına ama yine de gurundan ödün vermez.
5
Tavares’in ustalığı; Kafka’ya benzetilmesi, eminim karakterlerinin ruhsal bunalımları ve kişisel özellikleriyle bir bireye bir topluluğa ve topluma ayna tutmasıdır. Bu bizi bir yerden sonra rahatsız ediyor, her ne kadar kurmaca bir metin olsa da. Bence etmeli de. Sadece bireyi, topluluğu ve toplumu anlatmakla kalmıyor, yazar birazda kendi kişiliğini de yansıtıyor kitabına ama bu kötülüğü onaylayan değil içten içe rahatsız olan yanını yansıtıyor. Bu kötülüklerden rahatsız olan karakterleri de görüyoruz kitapta. Bu konu da usta eleştirmen Ömer Türkeş’e başvuralım. Ömer Türkeş, Arka Kapak dergisine 5. sayısında verdiği bir röportajında şöyle der: “Her roman kendi çağının gerçeklerini içinde barındırır”. Tam da usta eleştirmenin dediği gibi; bu roman kendi çağımızı, psikolojik durumumuzu, kişisel ihtiraslarımı, egomuzu ve içimizdeki kötücül ruhu anlatıyor. Yazıya bir alıntıyla son vermeden önce, yazarın son derece sağlam bir dilli ve üslubu olduğunu belirtmeliyim. Dil ve üslup konusunda son zamanlarda okuduğum en sağlam romanlardan biri.
“Deli dünyayla ilişkisindeki onca kontrolsüzlüğüne rağmen saygıyı diğer tüm insanlarda daha fazla hakkediyordu. Çünkü iki adan onda hiç olmazsa kişisel bir gurur görebiliyordu, diğer insanları yönetmeye yetmese bile en azından onlara itaat etmemeye yeten bir gurur (S.101)”
Gonçalo M. TAVARES – Kudüs

Nereden başlamalı yorumlamaya bilmiyorum. Aslında doğrusu şu ki, hangi doğru cümleleri kurmalı, bıçak sırtı. Toplumsal delilik ve bireysel delilik arası ince bir çizgi. Birbirinden farklı olan karakterler ve bir şekilde bu karakterlerin birbirleri ile olan bağlantıları. Harika bir kitap okudum ve etkisi çok derin oldu.

Esere gelecek olursak; ‘’Sen kimsin?’’ sorusuna yanıt arayan bir doktor ve ‘’Sen Kimsin’’ sorusuna yanıt verecek olan bir kadın… Dingin bir zekâ örneği bu eser. Ve biraz da melankolik ve de her şeye hazırlıklı…

Gonçalo kesinlikle ona verilen unvanı yaşatıyor; ‘’Portekizli Kafka’’ …

Eser 32 ana bölümden oluşan ve her bölümün de farklı bölümlere ayrıldığı, farklı karakterlerin hikayelerin anlatılması şeklinde düzenlenmiştir. Eser de aynı cümlelerin farklı sayfalarda tekrarı da okuyucuya bilinçaltı bir durum oluşturuyor.

Eğer psikolojiniz sağlam değilse ya da sert bir esere hazır değilseniz bu eserden uzak durun. Fakat şunu da hatırlatmak isterim ki eserin baskısı yok, bulduğunuz yerde alın çünkü bir gün mutlaka okumak için elinize alacaksınız ve kendinizi Gonçalo’ya teslim edeceksiniz. Kitabı okurken çoğu yerde durup düşündüğüm, derin derin nefes aldığım çok oldu. Nefesinizi kesen nefes veren bir eser.

Savaş ve vahşet var eserin merkezinde. Savaş sonrası psikolojisi var. Savaşın insanları nasıl etkilediği ve ruhlarına nasıl dokunduğu yer almaktadır.
Bu eseri okumanızı çok isterim çünkü insanlığa birçok hissiyat kazandıracağını hissediyorum. Ayrıca ‘’Kudüs’’ eseri ‘’Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap’’ listesinde de yer almaktadır.

Tek sıkıntı şu ki kitabın adı neden ‘’Kudüs’’? Bu soruya yanıt alamadım, sadece kitapta şu cümlede geçiyor Kudüs sözü; ‘’Seni unutursam, Kudüs, sağ elim kurusun.’’ Merak ettiğim bir durum bu. Gerçi 149.sayfada bir ipucu var fakat yine de bende tam netleşmedi eserin adı.

Ve kitapta en sevdiğim cümle şu oldu; ‘’Kötü günlerimi telafi etmek dünyanın görevidir.’’

Jose SARAMAGO’nun dediğine sonuna kadar katılıyorum; "Kudüs, Batı edebiyatının büyük eserleri arasında yer almayı hak eden önemli bir kitap... Gonçalo M. Tavares'in henüz 35 yaşında bu kadar iyi yazmaya hakkı yok: İnsanın onu dövesi geliyor."

Herkese keyifli okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.
Dr. Gomprez (felsefe)ve Dr. Theoor'un (tarih)psikolojik sorunları olan kişiler üzerindeki çalışmalarını anlatan kusursuz bir tarih, felsefi bir kitap. Dönemsel bir iyileştirme olacağı gibi sonsuz iyilestirelemez durum söz konusu "delilik" kendi varoluşunun sorusturması: kabullenme, kusursuz bir disiplin ve düzen içgörüsü. Insanlar rutin ilaclanmis. Bunun için analitik mantık yürütme yok. Topluma ıstırap veren ve ıstırap çektiren faktörün varoluşu tarihin bitmediğini gösteriyor. Ikıncı varoluş yenilik ile sorunlarınçözümlenebileceğini de gösteriyor bu kitap. Her karakterin sıra dışı bir yaşamı var. Iki kurban kaas'in ve hennrick'in katilinin kim olduğunu da çözmeye çalışıyorsunuz. Olay örüntüleri kendini kurban et, odullendirileceksin, 'değiştirebileceğiz' inancı mı karakterleri bu hale gelmiş. Cevaplanacak bir sürü soru?
Portekizli yazar olan. Gonçalo M. Tavares' in " Beyefendiler " kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu " Teknik Çağında Dua Etmek " ilk okuduğum kitap nedense beni yazarın ilginç ve sıradışı üslubunun dışında pek beğenimi almayan bir kitabı olmustu. Uzun süre okumama kararı almıştım. Bu kitabı da tavsiye üzerine okudum. İyi ki de okumuşum. Bura da kitabın baştan sona yazar tarafından oluşturulan ilginç kurgusu ve yarattığı sıradışı karakteri ile olaylar örgüsü oluşturup yazdığı kitabı büyük bir beğeni ile okumama neden oldu.

Kitap Lenz Buchmann adında sıra dışı kitabin kahramani olan karakter üzerinde
çocukluğundan itibaren eski bir asker olan Babasının ona vermiş olduğu insani olmayan değerler üzerinden kendisini sadist bir şekilde yetistirerek, insanların üzerinde kurmuş olduğu hakimiyetini güç odaklı dünyanın üzerinde yaşamayı , uzun süre bunu davranışlarına yansıtacak insanları aşağılama tutkusu , kaynağını aklı ve mantığı yuceltererek insanlığı öldurmesinin sonucunda iç hesaplaşmanın, bocalamanın ya da tökezlemenin içinde olan bir insanı resmediyor, Eksiğini , olumsuzunu, kötüsü nü görmeye aşina gözlerin tam zıddıyla karşılaşma ihtimallerini nüktedanlıkla sezdiriyor.

Lenz Buchmann ' ın kurulu düzene karşı ayaklanışı, kahramanca olan her şeye kendini feda etmeye ve bu durumda suç işlemeye hazır oluşu , ateşli ciddiyeti ve tutarsızlığı kitabı okuyan beni fazlası ile memnun etti.
Gonçalo M.TavaresTeknik Çağında Dua Etmeyi Öğrenmek

2010 yılının en iyi yabancı kitap ödülünü almış bu kitap.Yazar bir çok dalda ödüller almış.Kafka’ya benzetiliyor ve benim de en sevdiğim yazarlardan olan Saramago’nun sevdiği bir yazarmış Portekizli Gonçalo M.Tavares.Dörtleme olarak çıkmış ilk ikisi tek kitap olarak basılmış,fakat her bir kitap birbirinden bağımsızmış önce sondan başladım dedim ama bu bilgiyi bulunca rahatladım.
Kitap bölümlerden oluşuyor ayrıca başlıklar altında numaralandırılmış ve bu numaraların altında da başlıklar var.Deneme gibi ama değil bir roman.Sert bir kurgu,Kahraman’ın iç dünyasını algılamak ve özümsemek için okuyucuya sanki kısa bir mola vermiş gibi yazar.

Daha ilk sayfada babası asker bir baba,hizmetçi ve Lenz Buchman arasında geçen ve içinde yapmak fiiliyle karşılaşınca,çok sert bir okuma beni bekliyor galiba dedim ve öyle de oldu.Dr Lenz usta bir cerrah,mesleğinin en iyilerinden.Fakat yeryüzünde gövdesi ve faşist düşünceleri ve eylemleri dışında(hepsini uygulamış ve hiç tereddütsüz) yer kaplamayan,İnsanlar üzerinde hakimiyet kurmak(eve gelen dilencilere tavrı),güçsüz olmaktan ölesiye korkan(daha güçlü olmak adına mesleğini bırakıp siyasete atılması),hastalarına en ufak bir açıma hissi taşımayan ve empatiden yoksun hayata teknik bakan bir şahıs.Hatta daha da korkuncu kardeşini güçsüz gördüğü için ondan utandığı için öldüğü halde babasının aldığı plaketten sildirecek kadar ruhsuz bir insan.Hayattaki tek amacı güçlü olmak,hükmetmek ve yetkili olmak tüm bunlar için şeytanın bile aklına gelmeyecek fikirler üretip sonu ölümle dahi bitecek planlar üretmek.Benim nazarımda dr Lenz kocaman bir boşluk bir HİÇ.
Yazar bu yüzyılın insanına ayna tutmuş.Çevremizde bunlardan var çoğalmaması ümidiyle.İnsanı var eden duygularımız hep olsun çoğalsın ve biz bunları işaretlerle(emoloji)değil sözlerle ifade edelim...
Altı çizilecek bir sürü cümleler vardı kitapta.Bunlardan bir kaç alıntı.
Düşmanını arkadan yakala,sadece eğer daha güçlü tarafsan ve daha yukarıdaysan düşmanla yüz yüze gel-kim yukarıdaysa o avantajlıdır,herkesin bildiği gibi yüksek kuleler bu yüzden inşa edilmiştir.
Gizemli bir silah deposu olmanın ötesinde toprağın altı,büyük Emirler’in ve büyük yasaların çıktığı ya da herhangi bir anda çıkabileceği ters çevrilmiş bir kuleydi.Aslında gerçek düşmanın emir veren sesine henüz darbe indirilmemişti.
İnsani kötülük bu uygarlaşmış kötülük,ancak kendisine saldıran insani. Kötülüğün malzemesinden oluşan bir kalkan yapardı.İki düşmanın kılıç çekip Kalkan’larının aynı atölyeden gelmekle kalmayıp bir de aynı metal parçasından,aynı çelikten yapılmış olması,diğer bir deyişle aynı gücü taşıması Lenz’i hiç şaşırtmazdı.İkiye bölünmüş güç;parçalardan biri bizi savunurken diğeri bize saldırmakta.
Dr Lenz’in iç dünyasının sizi eline geçirmesini istemiyorsanız hemen şiire,türküye,şarkıya sarılın diyorum zira bulaşıcı olabilir.
Kitap, zaman net olmamakla beraber iki dünya savaşının arasında geçen bir kurguya sahip. Kitabın kahramanı Lenz başarılı bir cerrah. Ancak babasının yetiştirme tarzı nedeniyle duygulardan yoksun biri. Empati falanhak getire! İhtiraslı bir kişiliğe sahip olan, babasını örnek alan ve "psikopat" diyebileceğimiz bir beyin yapısına sahip Lenz'e, insanları ameliyat edip yalnızca ameliyathane içinde ün ve başarı kazanmak yeterli gelmiyor. Lenz; bu başarısını ve dehasını görünür kılmak, hırslarını doyurmak için siyasete giriyor. Buradan sonraysa Lenz'in kendi zihnindekiler doğrultusunda toplumu nasıl ameliyat ettiğini görüyoruz. Oldukça sert başlayıp bunca hırs, ihtiras, kötülüğü yüzümüze çarpan kitapta olaylar nasıl gelişiyor? Onu da söylemeyelim. :) Kitapla ilgili tek olumsuz eleştirim ara sözlerin çok kullanılması olabilir. Bu durum okumayı bölebiliyor bazen. Artık Portekizcenin yapısından mıdır nedendir bilmem. Tavsiye edilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gonçalo M. Tavares
Unvan:
Portekizli Edebiyatçı
Doğum:
Portekiz, 1970
1970 doğumlu Portekizli edebiyatçı

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 27 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 56 okur okuyacak.