Jostein Gaarder

Jostein Gaarder

8.4/10
1.797 Kişi
·
6.033
Okunma
·
212
Beğeni
·
7.388
Gösterim
Adı:
Jostein Gaarder
Unvan:
Yazar
Doğum:
Oslo, 8 Ağustos 1952
Jostein Gaarder (d. 8 Ağustos 1952; Oslo), Norveçli yazar.rnrnAnnesi, Inger Margrethe Gaarder öğretmendi ve çocuk kitapları yazarıydı. Babası, Knut Gaarder Osloda kolej müdürlüğü yapıyordu. 1971te Oslo Katedral Okulunu bitirdi. 1974te evlendi. 1976 ve 1983 yıllarında iki oğlu oldu. 1976da Oslo Üniversitesinde İskandinav dilleri (Norveççe), düşünce tarihi ve dinler tarihinden lisans eğitimini tamamladı.rnrn1981de Ailece Bergene yerleştiler. Jostein Gaarder Fana Kolejinde on yıl boyunca felsefe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. 1991de Jostein Gaarder tam zamanlı yazar oldu. Sofienin Dünyasını yazdı.rnrn1994 yılından beri doğduğu yer olan Osloda yaşıyor.
"...Çünkü yalnızca erkek değildi kadını ezen. Kadın kendi hayatından sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyordu..."
"Her zaman en korkulan kişiler soru soran kişilerdir. Sorulara cevap vermek o kadar sakıncalı değildir. Tek bir soru bin cevaptan daha güçlü olabilir..."
Rus bir beyin cerrahıyla yine Rus bir astronot din konusunda tartışıyorlardı. Beyin cerrahı dindar, astronotsa dindar bir kişi değildi. “Uzayda çok dolaştım” diye övünerek konuştu astronot, “ama ne Tanrı’yı gördüm ne de meleklerini!” Cerrah cevap verdi: “Ben de çok zeki beyinler ameliyat ettim, ama tek bir düşünce görmedim!”
"...İnsan düşünen bir varlıktır. Eğer düşünmüyorsan, demek ki insan değilsin."
Evet, sevgili insan, sen kimsin ki Tanrı'yla çekişmeye kalkışıyorsun. Hiç eser kendisini yapan ustayla beni niçin yapıyorsun diye konuşur mu? Aynı topraktan bir çanağı güzel, bir diğerini değersiz yapmak çömlekçinin elinde değil midir?
Dünyada satış rekorları kıran bir kitabın Türkiye de değerinin yeterince bilinmemiş olması ne kadar üzücü. Hele ki felsefe yapmaya bayılan bir milletken... Felsefeye ilgi duyan fakat nereden başlayacağını bilemeyenler için harika bir seçim.
Sofie gibi her sabah uyandığımızda posta kutusunda bulduğumuz notlarla kendimizi aramaya, gerçeği bulmaya çıktığımızda varacağımız nokta neresi olurdu ki acaba?
En başta söylemek istiyorum felsefeye ilgi duyan ve felsefeyi merak eden herkes mutlaka okusun, başkalarına okuttursun!! Felsefe hakkındaki tüm bilgilere bu kitap sayesinde ulaşabilirsiniz. Helenistik dönem, ilk çağ doğa filozofları, varoluşçuluk, materyalizm, Freud, Darwin, Karl Marx, Kierkegaard, Hegel, romantik çağ, Hume, Kant, Locke, Descartes ve daha niceleri... Bu saydığım kişiler ve terimler hakkında detaylı bilgiler bulunmakta kitapta. Kitabın kurgusuna yorum yapmıyorum bile. Kelimenin tam anlamıyla: MÜKEMMEL. Kısacası herkesin okumasını istediğim nadir kitaplardan. Bu arada kitabın sonunda çok şaşıracaksınız benden söylemesi.
Okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi diyebilirim.
Kitabın iki güzel tarafı var. Birincisi Felsefe gibi zor bir alanı insanlara yalin ve anlaşılır bir dil ile anlatması...
Yani kitapta felsefenin doğduğu yillardan gunumuze kadarki tarihsel gelişimi anlatılıyor ama hiç de sıkıcı ve yorucu değil.
İkincisi de kitap felsefeyi anlatırken Sofie adlı genç bir kizin hikayesini de anlatıyor. Felsefeyi anlatırken bu kadar güzel bir de olay örgüsü oluşturmak yazarın kalitesini ortaya koymuş.
Çok güzel bir kitapti
Kitap için söylemek istediğim son şey de
Kesinlikle HERKES OKUMALI!
Herkese iyi okumalar dilerim :)
"Felsefe hayatın ta kendisidir."
Nasıl ki hayatımız ilk dönemlerinden bu yana giderek karmaşık hale geldiyse felsefe tarihi de aynı süreci yaşadı fikri sabitlenir. Her yeni gelen zaat fikir üstüne fikir üretir, fikirleri değiştirir, düşünceler üzerinde toplama çıkarma yapar... Neticede düşünme eylemi durmaksızın devam ettirilir ki bu akıl sahibi canlılar için bir zorunluluktur.
Kitabı bitirebilecek miyim acaba? düşüncesiyle zaman zaman karamsarlığa kapılsam da bir şekilde kitap bitiverdi. Bittiğinde ise fark ettiğim şey odanın zeminini inceliyor olduğum. Pek çok bilgi aklınızda gelip gider, düşünecek çok şeyiniz olduğunu anlayıp yeniden ve yeniden sorgulama işine girersiniz
küçük Sofie' miz gibi.
Kılıktan kılığa bürünen Sayın Filozof' tan gelmiş birçok felsefe dersi mektubuyla yolunu bulmaya çalışır Sofie. Olaylar olayları, düşünceler düşünceleri izler. Öğrencimizin hayatı da giderek gerçek anlamını bulmaya başlar.
# Biz de yıldız tozuyuz. Tekrar boşluğa karışmadan yaşamımızın amacını ve ne kadar anlamlı olduğunu bilme umuduyla...
Kitabımız, felsefenin başlangıcından günümüze kadar olan tüm tarihçesini konu alan bir romandır. Uzun, ağır, karmaşık felsefi konuları roman türüne uyarlamayı ustaca başarmış olan yazar, bu uzun ve çetrefilli konuları okurun merakını had safhaya çıkaran kurgusal olaylarla, daha kolay anlaşılmasını sağlayacak ikili diyaloglarla ve betimlemelerle satırlara dökmüştür.

Sofie Amundsen bir gün posta kutusunda kendi adına gönderilmiş gizemli bir zarf bulur. Zarfın içerisinde yalnızca tek bir soru yazılıdır: "Kimsin sen?" Ve bundan sonra, tüm varlığı, görünen yüzünden daha farklı algılamasını sağlayacak olan mektuplarla uzun bir "felsefe kursu"na başlayacaktır. Sofie artık evreni kendi dünyasından, bilinciyle ve düşüncesiyle seyredecektir.


Alman şair Goethe: "Üç bin yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan, günü birlik yaşayan insandır." der

Evet, bin yıllardır süre gelen, sistematik bir şekilde işleyip günümüze değin uzanan, insanoğlunun düşünsel çabasını konu alan böyle değerli ve eşine az rastlanır türde, ve aslında Sofie aracılığıyla "bilgiyi seven" herkes  için yazılan bu "mektup" posta kutunuzda sizi bekliyor. Vakit kaybetmeden size kendinizi, varlığınızı ve en önemlisi "var olan"ın ne olduğunu sorgulatacak mektuplarınızı size en yakın posta kutunuzdan (kitapçınızdan) hemencecik temin etmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

kesinlikle çok seveceksiniz...
Seneler önce okuduğum bir kitap...İnsan bu kitabı okuduktan sonra daha derin düşünüyor ve kim olduğunu sorguluyor... Belki de sandığımız kişi değiliz...:)
Bu kitap benim hemen hemen 6 ayım..
Şimdi nasıl ve neden diye soruyorsunuz. Bu kitabı ben daha lise 3. Sınıfta iken felsefe öğretmenimiz tarafından öğrencilere zorunlu olarak okutulmuştu. Ancak bilirsiniz sorularla, sorgularla dolu bir kitap. İnsan meraklı bir yapıya sahiptir evet ancak konu bu kitap olunca çoğu kişi ön yargılıydı. Ateizim kitabı falan diyorlardı :) tabi o zaman anlamıyoruz kitabı okumak bile istemiyoruz. Kitabı okumaya başladıktan sonra kitaptaki soruları aileme sordum. Cevap veremeyince ise.. Okuma dediler. Hatta gelip hocanla konuşalım bu nasıl kitap okutmayın diyen ailelerde varmış. Okuma zorunluluğumuz ise şu kitaptaki en ince ayrıntıya kadar bilmekti.. Ahh o ayrıntılar.

Sofie'nin kedisinin ismi, Albertonun şapkasının rengi, kilisede üstüne giydiği hırkaya verilen isim, Sofiye gelen ilk postanın kartının ne renk olduğu ve posta kutusunun ne renk olduğu, gelen kartların 3.sünde hangi sorunun yazdığı, felsefecilerin düşünce yapıları ve daha bunlara dair birçok soru okumak istemiyordum..

Ancak bitirdikten sonra iyi ki dedim iyi ki okumuşum, evet okumak istemiyordum. Ve bitirmem 6 ayımı almış. Ancak ben sorgulamayı öğrendim. Araştırdım iyi ki araştırmışım dinimi savunmak için pek bilgiye sahip değilmişim bunu gördüm. Sorulan sorulara cevap vermeyi öğrendim. Bu kitabı çok inceledim. Ancak en kötü kısım ise öğretmenimiz söylediği gibi hiç bir soru sormamıştı. Ne kitapta sorgulanması gereken soruları nede ayrıntıları ve özeti bazen olmadık anda aklıma albertonun şapkasının rengi gelmiyor değil...

Buda böyle bir anımdır.Okumaya değer gördüyseniz ne âlâ zamanınız için teşekkürlerimi sunarım.
Bazı yazarlar, bazı kitaplarıyla bir anılır. Bu durum, yazarın diğer kitaplarının daha geç keşfedilmesine, belki de hiç keşfedilememesine neden olabilmektedir. Sofie'nin Dünyası ile büyük bir üne kavuşan Jostein Gaarder'in durumu, anlatmaya çalıştığım şeye en iyi örneklerden biridir.

İskambil Kağıtlarının Esrarı, fantastik, sorgulayıcı, sürükleyici, ağızda ve dimağda muazzam bir tat bırakan sıra dışı bir roman... Daha doğrusu felsefi bir masal olarak da tanımlayabiliriz.

Hangi yaşta, hangi yılda, hangi konumda olursanız olun bu kitabı açıp okuyabilirsiniz. Çünkü Gaarder'in sorguladığı konular zamanın çok ötesinde, varoluşla ilgili konular... Bu kitabın baş karakteri de Sofie'nin Dünyası'nda olduğu gibi yine bir çocuk... Zaten iki kitabı da okuyanlar, kitaplar arasında pek çok benzerlik bulacaktır. Ancak Sofie'nin Dünyası daha çok Felsefeye giriş niteliğinde, öğretici bir kitaptı. İskambil Kağıtlarının Esrarı'nda ise felsefe, gerçekten de sıra dışı bir kurgu ile paketlenip sunulmuş adeta... Kitap boyunca, sayfaları birbiri ardına çevirip bir sonraki bölüm için sabırsızlanıyorsunuz...

Kimi zaman semboller çıkıyor karşınıza, kimi zaman masal kahramanları, kimi zamansa gerçek insanlar ve gerçek ilişkiler... Fonda ise kimi zaman masal dünyasının renkli coğrafyası, kimi zamansa Norveç'ten Yunanistan'a uzanan Avrupa'nın renkli coğrafyası eşlik ediyor size...

İskambil Kağıtlarının Esrarı'nı dinlenmek için okuyun, öğrenmek için okuyun, mutlu olmak için okuyun ya da merak ettiğiniz soruların cevabını bulmak için okuyun... Kısacası, kendinize bir sebep yaratın ve bu kitapla mutlaka tanışın... Keyifli okumalar...
Amacımın sadece yorum ve görüşlerimi bildirmek olduğunu belirterek başlamak istiyorum yazacaklarıma. Yani bu (veya bunun gibi birçok) değerli eseri "incelemek" gibi bir haddim olamaz. Kitabı okudum, beğendim ve bende yarattığı duygu ila düşünceleri aktarmak istedim.
Eğer bu kitabı incelemek gibi bir yeteneğim olsa diyelim; kitabın türünü belirterek incelememe başlamam gerekir. Ama kitabın türü felsefe mi, tarih mi, coğrafya mı, çocuk edebiyatı mı, felsefe tarihi mi, felsefe edebiyatı mı, çağdaş edebiyat mı, psikoloji mi, sosyoloji mi, yoksa sadece basit bir çocuk romanı mı? Ya da bu türlerin hepsini barındıran ayrıca bir kitap türü var da benim bilgim mi yok, bilemem. Dolayısıyla ben inceleme yapmaya çalışmak yerine sadece görüşlerimi dile getireyim.
Sofie'nin Dünyası başka bir kitap gerçekten. Bitmemesi için özellikle yavaş okudum kitabı. Alberto ile Sofie'nin ve diğer kahramanların hikayesini okumak ayrı bir keyif verirken; kitabın türüyle ilgili bahsettiğim alanlarla alakalı gerçek bilgileri öğrenmek ayrı bir haz verdi. Belki de çoğu bilgi lise müfredatıydı; ama bu tarzda bu bilgileri okumak ve tekrar etmek, keyifliydi gerçekten. Felsefe öğrenen birisi, bütün dersleri başarabilme yetisini kazanır, düşüncesini hem kitabın içindeki öyküde, hem de kendimizde görüyoruz.
Yalnızca felsefe üzerine düşünemeyeceğimiz bir roman. Sadece edebiyatla ilgili bile kendinizi başka başka dünyalarda buluyorsunuz. “Kibritçi Kız”dan Genç “Werther’in Acıları”na, “Disney Kahramanları”ndan “Suç Ve Ceza”ya, “Kırmızı Başlıklı Kız”dan “Hamlet”e, “Alice”den de tabi son olarak “Sofie’nin Dünyası”na uzanan bir edebiyat yolculuğu da bekliyor bizi bu eserde.
Ağır ve sıkıcı bir kitap okuma endişesiyle uzun yıllar okumayı ertelediğim, ama elime geçince keyifle okuduğum ve elimden bırakamadığım bir kitap oldu. Kitabı temin etmemde vesile olan "Kitap Kardeşliği" etkinliğine ve kitap kardeşlerimden Hanife Hanım'a da teşekkür ederek tüm kitapseverlere keyifli okumalar diliyorum...

Yazarın biyografisi

Adı:
Jostein Gaarder
Unvan:
Yazar
Doğum:
Oslo, 8 Ağustos 1952
Jostein Gaarder (d. 8 Ağustos 1952; Oslo), Norveçli yazar.rnrnAnnesi, Inger Margrethe Gaarder öğretmendi ve çocuk kitapları yazarıydı. Babası, Knut Gaarder Osloda kolej müdürlüğü yapıyordu. 1971te Oslo Katedral Okulunu bitirdi. 1974te evlendi. 1976 ve 1983 yıllarında iki oğlu oldu. 1976da Oslo Üniversitesinde İskandinav dilleri (Norveççe), düşünce tarihi ve dinler tarihinden lisans eğitimini tamamladı.rnrn1981de Ailece Bergene yerleştiler. Jostein Gaarder Fana Kolejinde on yıl boyunca felsefe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. 1991de Jostein Gaarder tam zamanlı yazar oldu. Sofienin Dünyasını yazdı.rnrn1994 yılından beri doğduğu yer olan Osloda yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 212 okur beğendi.
  • 6.033 okur okudu.
  • 339 okur okuyor.
  • 4.462 okur okuyacak.
  • 647 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları