Nahid Sırrı Örik

Nahid Sırrı Örik

YazarÇevirmen
8.2/10
152 Kişi
·
379
Okunma
·
32
Beğeni
·
2219
Gösterim
Adı:
Nahid Sırrı Örik
Unvan:
Türk Roman, Hikâye ve Oyun Yazarı
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 22 Mayıs 1895
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 18 Ocak 1960
Hayatı

Divan sahibi Oltili Ahmet Nafiz Paşa'nın torunu ve Hukuk Mektebi hocası, rüsûmât müdir-i mütercimi, Şûrâ-yı Devlet Âzâsı, Shakespeare'den iki oyun çevirmiş Hasan Sırrı Bey'in oğlu olan Nahid Sırrı Örik, 22 Mayıs 1895 tarihinde İstanbul'da doğdu. Özel dersler aldıktan sonra Beşiktaş'taki Âfitab-ı Maarif Rüşdiyesi'nde okudu ve mezun oldu. Sırayla bir İngiliz, bir Fransız Mektebine devam etti. Galatasaray Mekteb-i Sultani'sine girdi. Ancak hiçbirini tamamlamadı. Bir müddet Mekteb-i Hukuk'un derslerine katıldı ve burayı da yarım bıraktı (1913).

I. Dünya Savaşı'nın ikinci yılında yurt dışına çıkarak Tiflis, Berlin, Paris, Viyana, Roma ve Kopenhag vd. Batı kentlerinde yaşayan Nahid Sırrı (1915), Cumhuriyet'in ilânından sonra 1928 yılında Türkiye'ye geri döndü. Yurduna dönüşünden hemen sonra Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı. Ardından Ankara'ya yerleşti ve Milli Eğitim Bakanlığı'nda çevirmen olarak işe girdi. Bu şehirde 1933 yılında Yaşar Nabi ile birlikte Varlık Dergisi'ni çıkardı. Babasının 1933'teki ölümünün ardından İstanbul'a döndü. Ölümüne kadar çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yapmayı sürdüren Nahid Sırrı'nın Anadolu gezileri sırasında yazdığı makaleler de farklı dergi ve gazetelerde yayınlandı.

18 Ocak 1960 tarihinde İstanbul'da öldü.

Tarzı

Nahid Sırrı Örik eserlerinde bazı konulara özel olarak değinmiştir. Bunlardan biri siyasi güçler ve bunları elde etme çalışmaları, hırslardır.

Örik özellikle tarihe çok düşkündür. Tarihi anlatırken yalı, konak betimlemelerini ve kadın karakterini çok başarılı yansıtmıştır. Tarihe bu kadar bağlı kalması ve zaman zaman övercesine betimlemesi, Örik'in Osmanlı geçmişini geride bırakmaya çalışan bir toplum tarafından ve bu toplumun edebiyatçıları tarafından geri planda kalmasına neden olur. Bunda kendisinin eşcinselliği de etkilidir. Yusuf Ziya Ortaç kendisi hakkında "Kırıtarak gelirken uzaktan Nahid Sırrı / Sanırım pantolonlu ceketli bir kız gelir" diye yazmıştır.

Etkileri

Nahid Sırrı Örik, Selim İleri'yi çok etkilemiştir. Yazar, "Cemil Şevket Bey, Aynalı Dolaba İki El Revolver" romanındaki erkek karakteri Örik'ten esinlenerek yaratmıştı. Bahriye Çeri ise kendisi hakkında "Bir Cihan Kaynanası: Nahid Sırrı Örik" adlı bir kitap yayınlamıştır. "Eve Düşen Yıldırım" adlı eseri Show Tv ekranlarında diziye uyarlanmıştır.

Kemal Bekir, Örik'in Sultan Hamid Düşerken isimli romanını 1976 yılında Düşüş ismiyle oyunlaştırdı. Eser, 2002 yılında ise Ziya Öztan tarafından Abdülhamit Düşerken adıyla filme çekildi. 2009'da Zeki Demirkubuz tarafından Kıskanmak isimli romanı aynı isimle çekildi. Nergis Öztürk, Seniha rolündeki performansıyla 46. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı.
Ve tekrar o uzun, yüksek, mütecaviz kahkaha. (...) Fakat bu sefer bu kahkaha bir kırbaç oldu ve onun sanki sırtında, sanki yüzünde şakladı.
Nahid Sırrı Örik
Sayfa 149 - Oğlak Yayınları, 9. baskı, 2018.
"Ne kadar benzememişim bana ben" isimli mısrasını çok beğendiğim Menemenlizade Tahir Bey...
Nahid Sırrı Örik
Sayfa 365 - İlk yayın Tanin "Düne Ait Çehreler Hakkında" 30 Ağustos 1945
... Abdülmecid 'in son kızı Mediha Sultan [...] ilk kocası Samipaşazade Necip Paşa' nın cenazesinin kalktığı gün Ferid Paşa'yı kafes ardından görüp beğenmiştir. [...] Bunun üzerine Ferid Bey apar topar Şura-yı Devlet azası bir damat, az sonra da vezir olur...
Nahid Sırrı Örik
Sayfa 275 - Türk Tarih Kurumu
“Şayet sizin dizlerinize de bu kusursuz başımı koyarak ipek saçlarımı yayarsam, bu ipek saçları saatlerce bir cariye gibi okşar ve kendinizi bununla bahtiyar sayarsınız!”
248 syf.
·Puan vermedi
Nahid Sırrı Örik, 1928 yılından sonra dergi ve gazetelerde yazı yazmaya başlamış, anı, öykü, gezi, roman türlerinde yapıtlar vermiştir. Ancak yaşadığı dönemde yapıtları yeterince ilgi görmemiştir. 1994 yılından itibaren yapıtlarının yeniden yayımlanmasıyla birlikte Nahid Sırrı Örik ve yapıtları yeniden gündeme gelmiştir. Nahid Sırrı’nın 1937 yılında kaleme aldığı Kıskanmak romanınında, romanın dramatik yapısının güçlü, karakterlerinin başarıyla çizilmiştir. Romanda olay örgüsünün iki çizgi üzerinde geliştiği, Seniha ve Mükerrem’in öykülerinin anlatılmaktadır, romanın baş karakteri Seniha 40 yaşında çirkin olarak nitelenen ve hiç evlenmemiş bir kızdır. Seniha’nın hasetli duygularının, kendisini çirkin algılamasının nedenleri Seniha’nın annesiyle erken dönemde yaşadığı sorunlu ilişkinin, onun haset duygusu güçlü, kendisini çirkin olarak algılayan, sınır kişilik örgütlenmesi gösteren bir kişiliğe sahip olmasında önemli rol oynamaktadır. Yazarın kadın karakterleri şeytanî niteliklerde yaratmasının nedeninin yazarın kendi yaşamında aranabilir. Bu bağlamda, annesinin onu küçük yaşlarda babasına bırakmasıyla yazarın annesinden nefret etmiş ve romanlarında kadın karakterleri kötü çizerek annesine duyduğu nefreti dile getirmiş olabileceği mümkündür. Ayrıca yazarın romanda yarattığı erkek karakterlerde. birtakım kadınsı özellikler sergilemektedir. Erkek karakterlerin kadınların eylemlerinden etkilenen, kadınsı güzellikte kişilikler olduğu vurgulanmaktadır. Kıskanmak’ta erkeklerin yeterince temsil edilememesinin nedeni "erkek ve baba" figürü özelliklerinin Nahid Sırrı’da şekillenmediği, dolayısıyla da yazarın romanında erkeklerin kadınsı özellikler taşıdığı iddia edilebilir. Ayrıca romandaki kadın-erkek ilişkilerinde üstün tarafın kadın karakterler olduğu, kadınla erkek arasında sömüren-sömürülen ilişkisinin yaşandığı gözlemlenebilir.
Nahid Sırrı Örik, Kıskanmak’ta kötülükle dolu bir roman dünyası yaratır. Yazarın romanlarında yaratılan dünyanın merkezinde kötücül kadınlar vardır. Bu roman dünyasında, karakterlerin kişilik gelişiminde özellikle anneleriyle yaşadıkları sorunlu ilişkiler etkili olur. Örik’in romanlarıyla yarattığı kadın merkezli dünyada, ilişkiler aşk ve sevgi yerine “et zaafı” ve çıkara dayalıdır. Yazarın kötücül karakterler yaratması, aşkı zaaf olarak göstermesi, güzellikleri çirkinliğe dönüştürmesi kurmaya çalıştığı kötücül roman dünyasının birer parçasıdır. Romanda kullanılan doğa, mekân ve dil kötücül atmosferin oluşturulmasına hizmet eder. Kıskanmak’ın başarısı, yazarın insan ruhunun derinliklerine inerek orada kötücüllük tohumlarını bulup yüzeye çıkarmasında yatar.
144 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Eski Zaman Kadınları Arasında, Nahid Sırrı Örik'in 1958 yılında yazmış olduğu anı kitabıdır. Örik bu anı kitabında kendi ailesi ve ailesi ile bağlantılı yedi kadının yaşamlarından kesitler sunmuştur okuyucuya. Bir anı kitabı olduğu kadar, tarihi bir belge niteliği de taşıyan bu eser, Osmanlı İmparatorluğunun özellikle son dönemlerini aydınlatacak bilgiler de taşımaktadır. Yeniçerilerin ortadan kaldırılmasından II. Abdülhamid dönemine kadar olan olaylar hakkında kısa kısa bilgiler veren bu eser, ayrıca bu dönemdeki İstanbul, Bursa, İzmir, Muş ve Erzurum gibi memleketlerin sosyal, siyasi ve iktisadi durumlarını da okuyucuya aktarmaktadır. II. Mahmud, Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve Sultan II. Abdülhamid gibi padişahların yaşantıları hakkında bazı ipuçlarını paylaşmayı da ihmal etmemektedir.
Eski Zaman Kadınları Arasında, anlatımı biraz zorlayıcı olmasının yanısıra, eski zaman kadınlarının evliliklerini, bağımlı oldukları toplumsal şartları, aile içindeki konumlarını, bireysel farklılıklarını ve yazarın yaşadığı dönemdeki kadınlarla farklılıklarını gerçekçi bir bakışla ortaya koyduğundan kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak görülmelidir...
248 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kıskanmak, 1937 yılında Nahid Sırrı Örik tarafından tefrika edilerek yayımlanan eserdir. Nahid Sırrı bu eserinde kıskançlık duygusunun, insanı nasıl trajik bir duruma düşürdüğünü okuyucuya aktarmaktadır. Kıskançlık duygusunun hem fiziksel hem de ruhsal açıdan ele alan yazar, toplumsal yönünü de aktarmayı ihmal etmemektedir. Seniha karakterinin çirkin doğması ve abisinin ondan daha güzel olması, ebeveynlerinin Seniha'ya gösterdikleri umursamazlığın kıskançlığı nasıl ortaya çıkarıp büyüttüğünü ve ömür boyu içinde taşıdığını anlatmaktadır Nahid Sırrı.
Kıskançlığı toplumsal bir açıdan ele alan yazar, bunun ilk olarak aile yoluyla daha sonra ise çevredeki diğer bireyler aracılığıyla kişide derinlerde yer ettiğini açıklıkla aktarmaktadır.
Kıskanmak, insan karakterinin derinliğini hem fiziksel hem de ruhsal açıdan ele aldığından okunmaya değer bir eser olarak görülmelidir...
262 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Sultan Hamid Düşerken, Nahid Sırrı Örik'in 1957 yılında yazmış olduğu tarihi romanıdır. Roman II. Meşrutiyet'in ilanı ile II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi arasında geçen süredeki toplumsal ve siyasi olayları ele almaktadır. Örik, her ne kadar Abdülhamid taraftarı bir yazar olsa da, bu dönemde geçen olayları gerçekçi bir bakışla ele almayı başarmıştır bu romanında. Roman, İttihat ve Terakki cemiyetinin II. Abdülhamid'in padişahlığının son günlerinde oynamış oldukları siyasi rollere odaklanmaktadır. İktidarın sürekli değişmesi ve muhalefetle olan ilişkileri romanın ana temasıdır. Paşa soyundan gelen kimseler ile kendini yetiştirmiş askerlerin bir mücadelesi olarak da ele alınmaktadır.
Sultan Hamid Düşerken, siyasi hayatta yer alan insanların gerçek yüzlerini büyük bir açıklıkla gözler önüne seren tarihsel bilgiler sunduğundan okunmaya değer bir eser olarak görülmelidir...
248 syf.
·Beğendi·8/10
Eserde tüm hayatı boyunca kıskançlığın pençesinde kıvranan, ailesi tarafından yaşamı ve varlığı hiçe sayılan bir kadının ,küçük yaşlarda kıskançlık duygusunun oluşması, daha sonra giderek artan kıskanma duygusunun bir intikam duygusuna dönüşmesini anlatan güzel bir eser. Negatif bir ana kahramanın eserde olması, romanı sıra dışı kılmış. Küçük yaşta kardeşler arasındaki sevgi ayrımının sonucunun neler olabileceğini ifade etmiş. Kurgu tamamen kıskançlık psikolojisi üzerine kurulmuş. Kitabı bir solukta okudum. Dili akıcı ve sade. okuyucuyu sıkmıyor. Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar.
149 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Türk dostu Pierre Loti'nin kendi hayatından kurguladığı güzel bir eser. 1876-77 arası, İstanbul'da bir İngiliz deniz subayının, bir haremde olan Aziyade ile gizli aşklarının işlendiği kitapta, eski İstanbul tasvirlerine bayıldım. Zaten sık sık İstanbul'a gidip o tarihi yerleri görmekten hiç bıkmam.

Şimdi nüfusumuz arttıkça yok ediyoruz birer birer eski güzellikleri. Kıymet bilmiyoruz maalesef. Halbuki güzel değerleri korudukça var olabiliyoruz bu dünyada.
222 syf.
Nahid Sırrı Örik Kıskanmak isimli romanında Seniha karakteriyle fiziksel çirkinliği işler görünür. Oysa Seniha çirkin midir gerçekten. Önemsiz, çünkü aileniz tarafından ne olduğunuza inandırılırsanız ona dönüşürsünüz genellikle ve artık olduğunuzdan kurtulmak en zorudur. Romanda aslolan çirkin olduğuna inandırılmış Senihadır, bu nedenle daha ziyade değersiz olduğuna ikna edilen Seniha. Bu bir tür öğrenilmiş çaresizliktir onun için. Bu kabullenmişlikle ona biçilen role ve kadere razı olmuş görünür. Yine de yaşama açlığı gitgide büyümektedir. Haksızlığa uğradığını düşünen kişi bunu kolay kolay unutamıyor elbette. O “eski kin” ve kaybedilenin telafisi için aynı kötülüğe bulaşmak kaçınılmaz mıdır her zaman.
Genç ve güzel erkek Nüzhet"e gelirsek, onun bu özellikleri için sevilmiş olması yanında ahlaki bozulmuşluğunu güzel suratını kaybederek ödemesi, "tanınmayacak bir hal alıp korkunç, iğrenç bir şeye dönüşmesi" bana genç ve güzel Dorian Gray"in işlediği günahları takip ederek her geçen gün çirkinleşerek başkalaşan portresini hatırlattı.
Ve nihayet bir yazar kurguladığı eseri, tutku suçu işleyen kadın kahramanını –Mükerrem-trenin altına atmadan, ona arsenik içirtmeden ya da onu cehennem ateşlerinde yakıp öldürmeden sonlandırmayı başarabilmiş. Sırf bu sebeple bile büyük bir yazar NSÖ benim için. Peki ne söyler NSÖ Kıskanmak romanında bize, ne salık verir. Affetmemek hep felaket mi doğurur.
262 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
2. Meşrutiyet'in ilanından 31 Mart Ayaklanması'na kadar geçen süredeki bazı ricalin fırtınada yön bulma çabaları. Seksenlik paşaların iktidar hırsı. Aşkı, sevgiyi umursamayan, menfaatçi, muhteris bir kadın. Şahsî konumlarını memleketin istikbalinin önünde görenler. Her devrin adamlarının riyakar hayatı.
172 syf.
·3 günde·6/10
Eski İstanbullu düşünüp şekillendirmek lazım gelirse eğer okuyun şu an bile savaşı verilen şeylerin savaş adımları ve ilk kurtarma çabaları var. Saraylar konaklar yalılar modernleşmeye çalışan bir İstanbul karmaşasını ilk elden deneyimlemek için okunabilir.
262 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Nahid Sırrı Örik ın bu okuduğum ikinci kitabı, daha önce "Kıskanmak" kitabını okumuş çok beğenmiştim. Her iki kitabı da Yüz yılın en iyi 100 Türk romanı içerisinde ilk 50'de yer alıyor ve bence de hakkediyor. Bu kitabın dili çok ağır , sözlük olmadan okumak çok zor. Bu değerli eseri az daha dilinden dolayı okumayacaktım. Neden yayıncılar kitabın ilk yazım hali ile eseri basmakta diretirler anlam veremiyorum . Elime alıp bıraktım fakat sonradan kitap konusu ve kurgusu ile kendini okutturdu. 2.Abdülhamid dönemi çok güzel bir kurgu ile anlatılmış. Çok beğendim. Herkese tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nahid Sırrı Örik
Unvan:
Türk Roman, Hikâye ve Oyun Yazarı
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 22 Mayıs 1895
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 18 Ocak 1960
Hayatı

Divan sahibi Oltili Ahmet Nafiz Paşa'nın torunu ve Hukuk Mektebi hocası, rüsûmât müdir-i mütercimi, Şûrâ-yı Devlet Âzâsı, Shakespeare'den iki oyun çevirmiş Hasan Sırrı Bey'in oğlu olan Nahid Sırrı Örik, 22 Mayıs 1895 tarihinde İstanbul'da doğdu. Özel dersler aldıktan sonra Beşiktaş'taki Âfitab-ı Maarif Rüşdiyesi'nde okudu ve mezun oldu. Sırayla bir İngiliz, bir Fransız Mektebine devam etti. Galatasaray Mekteb-i Sultani'sine girdi. Ancak hiçbirini tamamlamadı. Bir müddet Mekteb-i Hukuk'un derslerine katıldı ve burayı da yarım bıraktı (1913).

I. Dünya Savaşı'nın ikinci yılında yurt dışına çıkarak Tiflis, Berlin, Paris, Viyana, Roma ve Kopenhag vd. Batı kentlerinde yaşayan Nahid Sırrı (1915), Cumhuriyet'in ilânından sonra 1928 yılında Türkiye'ye geri döndü. Yurduna dönüşünden hemen sonra Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı. Ardından Ankara'ya yerleşti ve Milli Eğitim Bakanlığı'nda çevirmen olarak işe girdi. Bu şehirde 1933 yılında Yaşar Nabi ile birlikte Varlık Dergisi'ni çıkardı. Babasının 1933'teki ölümünün ardından İstanbul'a döndü. Ölümüne kadar çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yapmayı sürdüren Nahid Sırrı'nın Anadolu gezileri sırasında yazdığı makaleler de farklı dergi ve gazetelerde yayınlandı.

18 Ocak 1960 tarihinde İstanbul'da öldü.

Tarzı

Nahid Sırrı Örik eserlerinde bazı konulara özel olarak değinmiştir. Bunlardan biri siyasi güçler ve bunları elde etme çalışmaları, hırslardır.

Örik özellikle tarihe çok düşkündür. Tarihi anlatırken yalı, konak betimlemelerini ve kadın karakterini çok başarılı yansıtmıştır. Tarihe bu kadar bağlı kalması ve zaman zaman övercesine betimlemesi, Örik'in Osmanlı geçmişini geride bırakmaya çalışan bir toplum tarafından ve bu toplumun edebiyatçıları tarafından geri planda kalmasına neden olur. Bunda kendisinin eşcinselliği de etkilidir. Yusuf Ziya Ortaç kendisi hakkında "Kırıtarak gelirken uzaktan Nahid Sırrı / Sanırım pantolonlu ceketli bir kız gelir" diye yazmıştır.

Etkileri

Nahid Sırrı Örik, Selim İleri'yi çok etkilemiştir. Yazar, "Cemil Şevket Bey, Aynalı Dolaba İki El Revolver" romanındaki erkek karakteri Örik'ten esinlenerek yaratmıştı. Bahriye Çeri ise kendisi hakkında "Bir Cihan Kaynanası: Nahid Sırrı Örik" adlı bir kitap yayınlamıştır. "Eve Düşen Yıldırım" adlı eseri Show Tv ekranlarında diziye uyarlanmıştır.

Kemal Bekir, Örik'in Sultan Hamid Düşerken isimli romanını 1976 yılında Düşüş ismiyle oyunlaştırdı. Eser, 2002 yılında ise Ziya Öztan tarafından Abdülhamit Düşerken adıyla filme çekildi. 2009'da Zeki Demirkubuz tarafından Kıskanmak isimli romanı aynı isimle çekildi. Nergis Öztürk, Seniha rolündeki performansıyla 46. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı.

Yazar istatistikleri

  • 32 okur beğendi.
  • 379 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 310 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.