Thomas S. Kuhn

Thomas S. Kuhn

Yazar
8.3/10
45 Kişi
·
110
Okunma
·
21
Beğeni
·
1.546
Gösterim
Adı:
Thomas S. Kuhn
Tam adı:
Thomas Samuel Kuhn
Unvan:
Amerikalı, fizikçi, tarihçi ve bilim felsefecisi
Doğum:
Cincinnati, Ohio, ABD, 18 Temmuz 1922
Ölüm:
Cambridge, Massachusetts, ABD, 17 Haziran 1996
Amerikalı, fizikçi, tarihçi ve bilim felsefecisi. Kuhn'un en önemli yapıtı 1962 yılında yayımlanan Bilimsel Devrimlerin Yapısı(The Structure of Scientific Revolutions) adlı kitabıdır. Bu kitap hem akademik camiada hem de popüler bilim çevrelerinde büyük etki oluşturmuş ve "paradigma değişimi" (paradigm shift) kavramsallaştırmasını tanıtmıştır ki o günden bu yana sıkça kullanılan bir deyim haline gelmiştir.

Thomas Kuhn, bilimsel bilginin gelişimi hakkında önemli katkılarda bulunmuştur. Kuhn'a göre bilimsel alanlar doğrusal ve devamlı bir şekilde gelişmekten ziyade periyodik olarak paradigma kaymalarından etkilenirler ve bu paradigma kaymaları bilim adamlarının daha önce geçerli kabul etmedikleri savlara karşı yeni bir anlayışın ortaya çıkmasına sebep olur. Bu sebeple bilimsel doğru kavramı herhangi bir zamanda sadece tarafsızlık ölçütüyle belirlenemez; bilim camiasının fikir birliği de bilimsel doğrunun oluşturulmasında aynı ölçüde değerlidir.
Paradigmalar bilim adamına kılavuz bir harita sağlamakla kalmayıp, bu haritanın yapımı için gereken yönlendirişi de üstlenmektedir. Bilim adamı bir paradigmayı öğrenirken, edindiği becerinin içinde kuram, yöntem ve ölçüt birbirinden ayrılmaz bir bütün halindedir.
"Tarih, yalnızca bir zamandizimi ve anlatı deposu olarak görülmediği takdirde, şu anda bize egemen olan bilim imgesinde esaslı bir dönüşüme yol açabilir."
324 syf.
Kitabı bütünüyle bir deneme gibi varsayabiliriz. Varolan bilimsel bilgilerin, paradigmaların yerini alacak olan yeni bilgilerin kendini bilim çevreleri tarafından kabul ettirme konusunda yaşanılan ve buna karşı verilen tepkileri konu alıyor. Bunu yaparkende Newtondan tutunda Makswele kadar bir çok insanin çalışmalarından örnekler veriyor. Tıpkı siyasi devrimler gibi toplumların yada bilim topluluklarının yaşadığı çatışmaları felsefi boyutuyla tartışmaya dökmüş yazar. Bölümler halinde ele alınmış. Her bölümde aynı örnekler üzerinden devam ediyor. Biraz üst düzey yani konu alanı bilim tarihi yada bilimin doğası yada felsefesi olan kişilerin okuyabileceği bir kitap. Alanında baş yapıt sayılıyor.
324 syf.
·11 günde·8/10
Bir dile ya da kavramsal sisteme tarafsız bir gözlem açısından bakılamayacağını söylemek, aslında o dilde öne sürülen bütün önermelerin, hipotezlerin veya varsayımların kendi doğrulanma koşullarını da beraberlerinde getirdiklerini söylemekle özdeştir. Kullanılan gözlem verilerinin nesnel olamayacağı, gözlemin daha baştan kullandığımız kuram tarafından koşullandırıldığı önermelerinin anlamı budur. Dolayısıyla bir kuramdan diğerine, eski paradigmadan yenisine geçiş, verilerin farklı yorumlanmasıyla mümkün değildir, değişen verilerin kendileridir. Kuhn bu geçişin nasıl olduğunu betimleyebilmek için Gestalt psikolojisinden yararlanmıştır. Bu görüşe göre, insanlar çevrelerini parça parça değil, bütün olarak algılamayı öğrenirler. Bu benzetmeyi ilk ortaya atan ve Kuhn'un da görüşlerinden yararlandığı N. R. Hanson, insanın çevresini gözleme tarzında, algılama açısından temel birimlere varılamayacağını iddia etmiştir. Kuhn da bu görüşten yola çıkarak, kuram değiştirmenin parça parça gözlem ve yanlışlamayla mümkün olmadığı, tersine topyekün bir görüş dönüşümüyle meydana geldiği tezini geliştirmiştir...
324 syf.
Hafif beyin yakanlardan bir eser. Bilim tarihi veya bilimin kuramsal cercevesi hakkinda bir fikriniz yoksa asla okumamaniz gerekir.
Kuhn anlatimlarini Newton vb bircok bilim insaninin calismalarindan ornekler sunarak acikliyor. Bu onu anlamamizi kolaylastiriyor ama tabi bahsettigi durumu biliyorsak. Biraz fizik bilgilerimizi tazeleyip okumakta fayda var.
Klasik bilim anlayisinin disina cikmis ve paradigma kavramini bilim dunyasina kazandirmistir Kuhn. Kitabin onsozunde soyle tanimlar Kuhn; “Paradigmaları, bir bilim çerçevesine belli bir süre için bir model sağlayan, yani örnek sorular ve çözümler temin eden, evrensel olarak kabul edilmiş bilimsel başarılar." Eee yani?? Bunu ogrenmek icin kitabi oku
Yillardir bilim nedir sorusuna karsilik yaptigimiz tanimlarin en buyuk ortak ozellikleri " bilimin birikimli ilerledigi ve sonuclarin evrensel degistirilemez oldugu" idi.
Ama Kuhn bunu reddediyor ve " bilimin duz ilerleyen bilgilerin birikimlerinden olusmadigini aksine paradigmal degisimlerin ( yani belli donemlerde daha dgrusu durumlarda yasadigi ani sicramalar ) sonucunda devrimlerle ilerledigini " soyluyor. Bu durumu anlatirkende paradigma, olaganbilim ve bunalim uclemesinden yararlaniyor.
"Nasıl olur ya bilim hani evrenseldi, degismezdi, devrimde nerden cikti ? " Dedik mi !! Einstein fizigi ve Newton fizigi nedir? Ikisini kiyaslayinca Kuhn ' un anlatimlari somutlasiyor ve evet adam hakli diyorsunuz.
324 syf.
·27 günde·Beğendi·9/10
T. Kuhn 1922-1996 yılları arasında yaşamış, ABD’li filozof ve bilim insanıdır. Uzun yıllar Harvard başta olmak üzere, Berkeley, Princeton, MIT, Cambridge gibi üniversite ve enstitülerde ders verdi ve çalışmalar yaptı. Fizik bölümü mezunudur ve bilim tarihi, bilim felsefesi gibi alanlarda çalışma yapmıştır.
Okuduğumuz bu denemesinde Kuhn, bilimin uç uca eklenerek ve birikimci bir süreç yoluyla ilerlediği fikrine karşı çıkıyor. Tez olarak bilimin kırılmalar, sıçramalar da diyebileceğimiz devrimsel süreçlerle günümüze geldiğini öne sürüyor. Paradigma, olağan bilim, bunalım ve olağanüstü bilim gibi kavramları da tartışmaya dahil ediyor.
Kuhn’a göre bilimin işleyişi gözlem, deney vb. yollarla elde edilmiş bilgilerden yola çıkarak bir paradigma kurulmasıyla başlar. Paradigma kelimesini Kuhn’a göre tanımlamak istersek: “Paradigmaları, bir bilim çerçevesine belli bir süre için bir model sağlayan, yani örnek sorular ve çözümler temin eden, evrensel olarak kabul edilmiş bilimsel başarılar olarak tanımlıyorum. (Önsöz, 65. s)” Elbette birden fazla paradigma aynı anda ortaya çıkabilir ve bu durumda paradigmalar arasında bir mücadele süreci başlar. Sonunda bir tanesi galip gelir ve diğer paradigmalar belli bir süreliğine kaybolur.
Hangi paradigma ile yola devam edileceği belli olduktan sonra ise Kuhn’un “olağan bilim” dediği süreç başlar. Bu süreçte amaç kuram ile olgu arasındaki boşluğu doldurmak için çalışmalar yapmaktır. Kuhn birçok bilim insanının hayatını bu süreç içerisinde devam ettirdiğini ifade ediyor. Kimi zaman sonucu ve aşamaları tamamen bilinse bile yine de deneyler düzenlenir. Olağan bilimin amacı yenilikler bulmak, keşifler yapmak değildir. Hatta tam tersi şekilde yeniliklere sıcak bakılmaz, beklenmeyen gözlem ve sonuçlara hata olarak bakılır. Kusur paradigmada değil bilim insanının kendisinde aranır. Kuhn bu faaliyeti bulmaca çözme olarak nitelendirir. Sonucu veya cevabı önceden belli bir bulmacayı ilk çözen kişi olabilmek için bilim insanları yarışırlar.
Şimdi bunalım konusuna gelmek istiyoruz. Bunalım nedir ve nasıl ortaya çıkar? Kuhn’a göre bunun çeşitli yolları vardır. Beklenmeyen gözlem ve olgularla karşılaşılması, mevcut paradigmanın karşılaşılan sorunlara çözüm üretmekte yetersiz kalması gibi şeyler bunalıma yol açar. Ancak bilim insanları ilk başta paradigmaya sadık kalırlar. Bunalımdan çıkmanın üç farklı yolu vardır. Bunlardan ilki paradigmada ufak tefek değişikler yaparak problemi çözmektir. İkinci yol, bazen karşılaşılan sorun paradigmada yapılacak esnetmelere ve revizyonlara direnmeye devam eder. Bu durumda bilim adamları sorunu gelecekte çözülebilme ihtimali ile rafa kaldırırlar. Üçüncü ve Kuhn’un da en çok üzerinde durduğu yol ise yeni bir paradigma adayının ortaya çıkmasıdır.
Yeni çıkan paradigma adaylarının kendilerini kabul ettirebilmeleri çok kolay değildir. Bilim insanları doğru kabul ettikleri mevcut paradigmada direnirler. Yeni paradigma adayı ile mevcut paradigma arasında çekişme yaşanan bu sürece olağanüstü bilim denir. Yeni paradigma adayını ortaya atanlar genelde ya çok genç olurlar ya da ilgili alanda yenidirler. bu bilim insanları sorunları daha uzaktan gözlemleme avantajına sahip oldukları için yeni bir görüşle ortaya çıkarlar. Ancak ortaya çıkan paradigma adayının kabul görülmesi yine de zordur ve epey zaman alır.
Kuhn böylesine kırılmaların ve ayrışmaların yaşandığı bu süreci devrim olarak isimlendirir. Yeni paradigmanın kabul görülmesiyle ilgili alanda kökten bir değişim olmuştur. Bilim insanları dünyayı artık farklı bir gözle görmektedir, deneylerde daha farklı materyaller kullanılır, aynı terimler ile konuşulmaya devam edilse bile kastedilen anlam başkadır. Bu da hatalı olarak bilimin kümülatif bir şekilde ilerlediği sonucuna varılmasına neden olabilir.
Yine de bu devrimler bilinçli ya da bilinçsiz olarak gizlenir. Mevcut paradigma ve onun uygulamalarını bilim öğrencilerine anlatmak için hazırlanan ders kitapları eski bilimsel paradigmalar ve bilim insanlarından kısaca söz ederler. Hatta onların da mevcut paradigma ile ortak olan yaklaşımlarını örnek gösterirler. Böylece bilimin en başından beri uç uça eklenerek ilerleme sağladığı yanılgısı ortaya çıkar.
Sonuç olarak bilim insanları faaliyetlerine bir paradigmayı doğru kabul ederek başlarlar. Olağan bilim sürecinde istemsiz de olsa bunalımlarla karşılaşılır. Eğer mevcut paradigma bunalımı çözecek esnekliği gösteremezse yeni bir paradigma adayı çıkar ve onun kabul edilmesiyle bilimsel bir devrim yaşanmış olur. Bu devrim sonucunda artık olgular daha farklı değerlendirilir, deneyler yeniden yapılır ve kavramlar başka anlamlarda kullanılmaya başlanır. Bu kesintisiz bir süreç değildir. Zaman zaman kopmaların ve kırılmaların yaşandığı, sıçramaların olduğu devrimsel bir süreçtir.
324 syf.
·5/10
'Herhangi bir paradigmayı reddetme kararı aynı zamanda daima bir başkasını da kabul etme kararıdır.'
Thomas Kuhn'un bilimin kümülatif ve düz ilerleyen bir bilgiler toplami degil, paradigma degisimlerine (örnegin newton fiziginden einstein fizigine) denk gelen bilimsel devrimlerin sonucu oldugunu ortaya atarak bilim felsefesine yepyeni bir yol açtigi kitabıdır.
324 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
Kitap tümden pozitivizm eleştirisine dayalı bir deneme. Öncelikle Kuhn aslen bir fizikçi, fakat bilim tarihi rastlantı sonucu çok ilgisini çekiyor. Hatta kitabın 61'inci sayfasında şu sözleri sarf ediyor: "Güzel bir rastlantı sonucu, bilim adamı olmayanlara fizik biliminin tanıtıldığı bir üniversite dersiyle ilgili çalışmalara katılmam, bilim tarihi ile ilk kez karşılaşmamı sağladı. Geçmiş bilimsel kuram ve uygulama ile bu ilk tanışma, gerek bilimin doğası gerek kazanmış olduğu özel başarının nedenleri hakkında o zaman sahip olduğum temel kavrayışları, kesinlikle beklemediğim bir şekilde, kökünden sarstı." 71'inci sayfada da "tarih, yalnızca bir zamandizimi ve anlatı deposu olarak görülmediği takdirde, şu anda bize egemen olan bilim imgesinde esaslı bir dönüşüme yol açabilir" diyor. Yine aynı sayfada amacı olarak da şunu belirtiyor: "Amaçlanan, tarihin doğrudan doğruya araştırma faaliyetini kaydetmesinden doğabilecek oldukça farklı bilim kavramını ana hatlarıyla çizmektir." Yani Kuhn, bilime tarihsel bir bakışla var olandan farklı bir bilim imgesi ortaya çıkacağını düşünüyor.

Bu kitapta karşınıza en çok çıkan kavramlar "paradigma", "olağan bilim", "bunalım" ve "olağanüstü bilim" kavramları olacak. Bunların tanımlarını vermeyeceğim zira kitapta detaylıca anlatılıyor. Paradigma ve olağan bilim arasındaki ayrım oldukça önemli, bu ayrımı dikkatli bir şekilde anlamalısınız. Aynı zamanda kitap, Kuhn'un kendi de söylediği gibi pozitivizm/mantıksal pozitivizm'in eleştirisine dayalı.

Bu kitap benim bilim felsefesine ilk girişimi temsil ediyor, o yüzden biraz zor oldu okumak fakat bilim felsefesi inanılmaz derecede ilgimi çekti. Tabii ki üniversite sınavı hazırlıkları başladığı için daha fazla okuyamayacağım, kafamı başka bir şeyle meşgul etmemem gerekiyor. Ah ne güzel olurdu şimdi biraz daha Kuhn, Popper, Feyerabend okumak...

Kitaba kesinlikle her bir sayfayı anlamadan devam etmeyin. Kanıtlamasını tarihten örnekler vererek devam ettirdiği için bu örnekler ister istemez çokça bilimsel kavramların kullanılmasına yol açıyor. Bu örneklerden çıkarmanız gereken tek şey zaten önünde sonunda bunların bunalıma yol açtığı/açacağı. Bazı kavramları da (flojiston) araştırmanız iyi olacaktır.
Etem UÇMAK
Etem UÇMAK Bilimsel Devrimlerin Yapısı'ı inceledi.
@eucmak·20 Ara 2017·Kitabı okumadı
İlk kez 1962’de yayınlanan kitap, bilim yazısı tarihinde önemli bir yapıttır. Bu, araştırma alanındaki atılımlar hakkında yeni bir düşünme biçimi önermekte olup, ilerlemelerin günlük işlerin ayrıntılarından ayrı olarak yapıldığını savunmaktadır.
“Bilim ve teknolojinin ilerlemesinin toplumsal güçlerle ilgisini bizlere sunuyor.”
Ayrıca bazı açılardan felsefi bir özelliği de bulunuyor.
324 syf.
·32 günde
İlk okuduğumda hiçbir şey anlamadım. Sonra birkez daha okudum. Kafa yorman gereken bir eser. Sahi bilim neydi sorusunun cevabını bulabileceğiniz güzel bir eser

Yazarın biyografisi

Adı:
Thomas S. Kuhn
Tam adı:
Thomas Samuel Kuhn
Unvan:
Amerikalı, fizikçi, tarihçi ve bilim felsefecisi
Doğum:
Cincinnati, Ohio, ABD, 18 Temmuz 1922
Ölüm:
Cambridge, Massachusetts, ABD, 17 Haziran 1996
Amerikalı, fizikçi, tarihçi ve bilim felsefecisi. Kuhn'un en önemli yapıtı 1962 yılında yayımlanan Bilimsel Devrimlerin Yapısı(The Structure of Scientific Revolutions) adlı kitabıdır. Bu kitap hem akademik camiada hem de popüler bilim çevrelerinde büyük etki oluşturmuş ve "paradigma değişimi" (paradigm shift) kavramsallaştırmasını tanıtmıştır ki o günden bu yana sıkça kullanılan bir deyim haline gelmiştir.

Thomas Kuhn, bilimsel bilginin gelişimi hakkında önemli katkılarda bulunmuştur. Kuhn'a göre bilimsel alanlar doğrusal ve devamlı bir şekilde gelişmekten ziyade periyodik olarak paradigma kaymalarından etkilenirler ve bu paradigma kaymaları bilim adamlarının daha önce geçerli kabul etmedikleri savlara karşı yeni bir anlayışın ortaya çıkmasına sebep olur. Bu sebeple bilimsel doğru kavramı herhangi bir zamanda sadece tarafsızlık ölçütüyle belirlenemez; bilim camiasının fikir birliği de bilimsel doğrunun oluşturulmasında aynı ölçüde değerlidir.

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 110 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 209 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.