Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu ülke, insanı her gece çaresizlik hissiyle uyutup sabah da sana ait olmayan bir utanç duygusuyla uyandırıyor. Gece sen bilmeden kim bilir ne rezaletler, felaketler yaşanıyor. Sabah da kendi kendimizi, bulunmadığımız yerlerdeki ölümler için suçlayarak, utanarak uyanıp… His kuşatması bu. Felç oluyoruz, felç!
Bak Kuğulu’da üç ağaç var, üzerine yazmışlar Deniz, Yusuf, Hüseyin diye. Düşünmüyorlar; ağaç büyüyünce yukarı çıkacak o yazıyı kimse görmeyecek. “Unutmadık, unutmayacağız,” diye iç serinletiyor insanlar. Bu çocuklar başka şeyler hatırlayacak, unutturmamaya çalıştıklarımızı değil. Ölümü hatırlamaz insan, hayatı hatırlar Aydın. Durmadan ölümü hatırlarsan sen de ölürsün, anladın mı Dedektif?
Artık gönül kendini müdafaa mı ediyor nedir, biri gidince, biri ölünce, ev bile yansa sanki hiçbir şey olmamış gibi geliyor. Kalbim sıkışmıyor, dert çökmüyor üstüme. Bomboş oluyorum. Bak yine öyle şimdi. Sanki bu ev hiç olmadı. Şimdi sorsan: Mutfak neredeydi? Baban sana tek tel tokayı ne zaman getirdiydi şehirden? Erimiş horoz şekerini ben güleyim diye nasıl horoz taklidi yaparak verdiydi? Kardeşinin sesi nasıldı, eli nasıldı? Hiç bilmiyorum sanki. Hatırlamayıveriyorum. Gönlüm böyle delik delik. Boş boş. Bir delik daha açılmış, açılmamış, artık bilmiyorum bile. Sorasım bile gelmiyor: Uçup gidenler hiç oldu mu?
+Yaşlandım herhalde ben de. Biz seninle aynı yaştaydık değil mi Sevgi?
-Hala aynı yaştayız Önder.
+Pek sayılmaz Sevgi’m.
Bir harfle öldürebilir bir insan bir insanı. Tek bir “m” harfiyle demek. Omurgasını üzerinde hiç et kalmadan çıkarabilir!
+Kendini koruyanlarla kendini ateşin içine atanlar aynı hızda yaşlanmıyor bana sorarsan. Sence nasıl Sevgi?