• _Dünya’yı Değiştiren Kitaplar Listesi_

    1. odysseia (homeros, mö 8. yy)
    2. tom amca'nın kulübesi (harriet beecher stowe, 1852)
    3. frankenstein (mary shelley, 1818)
    4. 1984 (george orwell, 1949)
    5. things fall apart (chinua achebe, 1958)
    6. binbir gece masalları (çeşitli yazarlar, 8-18. yy)
    7. don kişot (miguel de cervantes, 1605-1615)
    8. hamlet (william shakespeare, 1603)
    9. yüzyıllık yalnızlık (gabriel garcía márquez, 1967)
    10. ilyada (homeros, mö 8. yüzyıl)
    11. sevgili (toni morrison, 1987)
    12. ilahi komedya (dante alighieri, 1308-1320)
    13. romeo ve juliet (william shakespeare, 1597)
    14. gılgamış destanı (yazarı bilinmiyor, mö 22.-10'uncu yüzyıllar)
    15. harry potter serisi (jk rowling, 1997-2007)
    16. elçinin masalı (margaret atwood, 1985)
    17. ulysses (james joyce, 1922)
    18. hayvan çiftliği (george orwell, 1945)
    19. jane eyre (charlotte brontë, 1847)
    20. madam bovary (gustave flaubert, 1856)
    21. üç krallığın hikayesi (luo guanzhong, 1321-1323)
    22. batıya yolculuk (wu cheng'en,1592)
    23. suç ve ceza (fyodor dostoyevksy, 1866)
    24. gurur ve önyargı (jane austen, 1813)
    25. su kenarı (shi nai'an, 1589)
    26. savaş ve barış (leo tolstoy, 1865-1867)
    27. bülbülü öldürmek (harper lee, 1960)
    28. geniş, geniş bir deniz (jean rhys, 1966)
    29. ezop masalları (aesop, mö 620-560)
    30. candide (voltaire, 1759)
    31. medea (euripides, mö 431)
    32. mahabharata (vyasa, mö 4. yy)
    33. kral lear (william shakespeare, 1608)
    34. genji'nin hikayesi (murasaki shikibu, 1021'den önce )
    35. genç werther'in acıları (johann wolfgang von goethe, 1774)
    36. dava (franz kafka, 1925)
    37. kayıp zamanın izinde (marcel proust, 1913-1927)
    38. uğultulu tepeler (emily brontë, 1847)
    39. görülmeyen adam (ralph ellison, 1952)
    40. moby-dick (herman melville, 1851)
    41. their eyes were watching god (zora neale hurston, 1937)
    42. deniz feneri (virginia woolf, 1927)
    43. ah q'nun gerçek hikayesi (lu xun, 1921-1922)
    44. alice harikalar diyarında (lewis carroll, 1865)
    45. anna karenina (leo tolstoy, 1873-1877)
    46. karanlığın yüreği (joseph conrad, 1899)
    47. monkey grip (helen garner, 1977)
    48. mrs. dalloway (virginia woolf, 1925)
    49. kral oidipus (sophocles, mö 429)
    50. dönüşüm (franz kafka, 1915)
    51. the oresteia (aeschylus, mö 5. yy )
    52. cinderella (yazarı ve tarihi bilinmiyor)
    53. howl (allen ginsberg, 1956)
    54. sefiller (victor hugo, 1862)
    55. middlemarch (george eliot, 1871-1872)
    56. pedro páramo (juan rulfo, 1955)
    57. the butterfly lovers (halk hikayesi, çeşitli versiyonlar)
    58. canterbury masalları (geoffrey chaucer, 1387)
    59. the panchatantra (mö 300 dolaylarında vişnu sharma'ya atfedildi. )
    60. the posthumous memoirs of bras cubas (joaquim maria machado de assis, 1881)
    61. the prime of miss jean brodie (muriel spark, 1961)
    62. the ragged-trousered philanthropists (robert tressell, 1914)
    63. song of lawino (okot p'bitek, 1966)
    64. altın defter (doris lessing, 1962)
    65. geceyarısı çocukları (salman rushdie, 1981)
    66. nervous conditions (tsitsi dangarembga, 1988)
    67. küçük prens (antoine de saint-exupéry, 1943)
    68. usta ile margarita (mikhail bulgakov, 1967)
    69. ramayana (mö 11. yy, valmiki'ye atfedilir)
    70. antigone (sophocles, mö 441)
    71. dracula (bram stoker, 1897)
    72. karanlığın sol eli (ursula k le guin, 1969)
    73. yeni yıl şarkısı (charles dickens, 1843)
    74. américa (raúl otero reiche, 1980)
    75. kanun önünde (franz kafka, 1915)
    76. cebelavi sokağı'nın çocukları (naguib mahfouz, 1967)
    77. ıl canzoniere (petrarch, 1374)
    78. kebra nagast (çeşitli yazarlar, 1322)
    79. küçük kadınlar (louisa may alcott, 1868-1869)
    80. dönüşümler (ovid, ms 8)
    81. omeros (derek walcott, 1990)
    82. ivan denisoviç'in yaşamında bir gün (aleksandr solzhenitsyn,
    83. orlando (virginia woolf, 1928)
    84. rainbow serpent (aborjin hikaye döngüsü, tarihi bilinmiyor)
    85. hayallerin peşinde (richard yates, 1961)
    86. robinson crusoe (daniel defoe, 1719)
    87. kendi şarkım (walt whitman, 1855)
    88. huckleberry finn'in maceraları (mark twain, 1884)
    89. tom sawyer'in maceraları (mark twain, 1876)
    90. the aleph (jorge luis borges, 1945)
    91. çiftçinin ağıtları (m.ö. 2000 dolaylarında eski mısır halk hikayesi)
    92. kral çıplak (hans christian andersen, 1837)
    93. the jungle (upton sinclair, 1906)
    94. the khamriyyat (ebu nuwas, 8. yüzyılın sonu- 9. yüzyıl)
    95. the radetzky march (joseph roth, 1932)
    96. kuzgun (edgar allan poe, 1845)
    97. şeytan ayetleri (salman rushdie, 1988)
    98. gizli tarih (donna tartt, 1992)
    99. the snowy day (ezra jack keats, 1962)
    100. toba tek singh (saadat hasan manto, 1955)
  • *Gılgamış Destanı
    *Ardavirafname-Ardaviraf
    *Kayıp Cennet-John Milton
    *HOMEROS
    İlyada Destanı
    Odysseia Destanı
    *HERODOTOS -Tarih
    *DANTE ALİGHİERİ
    Yeni Dünya
    İlahi Komedya
    *Dönüşümler-Ovidius
    *Aenas Destanı-Vergilius
    *Ütopya -Thomas More
    *Binbir Gece Masalları
    *WİLLİAM SHAKESPEARE
    Hamlet
    Macbeth
    Romeo ve Juliet
    Othello
    Bir Yaz Gecesi Rüyası
    On İkinci Gece
    Kral Lear
    Venedik Taciri
    Kış Masalı
    *FRANCİS BACON
    Denemeler
    Yeni Atlantis
    * Robinson Crusoe -Daniel Defoe
    *Gulliver'in Gezileri -Jonathan Swift
    *Clarissa-Samuel Richardson
    *Tom Jones - Henry Fielding
    *JANE AUSTEN
    Akıl ve Turku
    Aşk ve Gurur
    Mansfield Parkı
    İkna
    Emma
    *MARY Shelley
    Frankenstein
    Son İnsan
    *GururDünyası-William Makepeace Thackeray
    *CHARLES DİCKENS
    İki Şehrin Hikayesi
    Oliver Twist
    Kasvetli Ev
    Büyük Umutlar
    *Jane Eyre - Charlotte Bonte
    *Uğultulu Tepeler-Emily Bonte
    *GEORGE ELİOT (Mary Anne Evans)
    Kıyıdaki Değirmen
    Silas Marner
    Middlemarch
    *THOMAS HARDY
    Kaybolan Masumiyet (Tess ismiyle de çevirisi bulunuyor)
    Çılgın Kalabalıktan Uzak
    Adsız Sansız Bir Jude
    *HENRY JAMES
    Daisy Miller
    Bir Kadının Portresi
    Yürek Burgusu
    *Karanlığın Yüreği -Joseph Conrad
    *HERBERT GEORGE WELLS
    Zaman Makinesi
    Ay’da İlk İnsanlar
    *İyi Asker-Ford Madox Ford
    *Howards End-Edward Morgan Forster
    *VİRGİNİA WOOLF
    Deniz Feneri
    Mrs. Dalloway
    Kendine Ait Bir Oda
    *AGATHA CHRİSTİE
    Doğu Ekspresinde Cinayet
    On Küçük Zenci
    *ALDOUS HUXLEY
    Cesur Yeni Dünya
    Krom Sarısı
    Ses Sese Karşı
    * GEORGE ORWELL (Eric Arthur Blair)
    Hayvan Çiftliği
    Bin Dokuz Yüz Seksen Dört -1984
    *Sineklerin Tanrısı -William Golding
    *Otomatik Portakal - John Burgess Wilson- Anthony Burgess
    *Bir Son Duygusu- Julian Barnes
    *Kefaret-IAN MCEWAN
    *Denemeler –Montaigne
    *Le Cid- Pierre Corneille
    *Fablla- Jean de La Fontaine
    *MOLİERE
    Cimri
    Kibarlık Budalası
    Hastalık Hastası
    *İskender-Jean Racine
    *JEAN-JACGUES ROUSSEAU
    Toplum Sözleşmesi
    İtiraflar
    *Memoirs of a nun (Bir Rahibenin Anıları)-Denis Diderot
    *Devrimler Üzerne Denemeler-François-Rene de Chateaubrıand
    *LAMARTİNE
    Şairane Duyuşlar
    Graziella
    *STENDHAL – (Marie-Henri Beyle )
    Kırmızı ve Siyah
    Parma Manastırı
    **HONORE DE BALZAC
    Vadideki Zambak
    Goriot Baba
    Eugénie Grandet
    **ALEXANDRE DUMAS (baba DUMAS)
    Monte Kristo Kontu
    Üç Silahşörler
    *ALEXANDRE DUMAS (Oğul DUMAS)
    Kamelyalı Kadın
    **VİCTOR HUGO
    Notre Dame'ın Kamburu
    Sefiller
    İdam Mahkumunun Son Günü
    *Bir Zamane Çocuğunun İtirafları-Alfred de Musset
    *GUSTAVE FLAUBERT
    Madam Bovary
    Bilirbilmezler - Bouvard ile Peuchet
    *CHARLES BAUDELAİRE
    Kötülük (Elem) Çiçekleri
    Yapay Cennetler
    *CONCOURT KARDEŞLER
    Germinie Lacar-teux
    Charles Demailly
    *JULES VERNE
    80 Günde Devri Alem
    Dünya Merkezine Yolculuk
    Denizin Altında 20bin Fersah
    *EMİLE ZOLA
    Meyhane
    Germinal
    *ALPHONSE DAUDET
    Değirmenimden Mektuplar
    Pazartesi Hikayeleri
    *Hirodias-Stephane Mallarme
    *Zühal Şiirleri-Paul verlaine
    *GUY DE MAUPASSANT
    Ay Işığı
    Tombalak
    *ARTHUR RİMBAUD
    Cehennemde bir mevsim
    Tanrısal Esinler
    *ADRE GİDE
    Ayrı Yol
    Pastoral Senfoni
    Kalpazanlar
    **MARCEL PROUST
    *Kayıp Zamanın İzinde
    1) Swann'ların Tarafı
    2) Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
    3) Guermantes Tarafı
    4) Sodom ve Gomorra
    5) Mahpus
    6) Albertine Kayıp
    7) Yakalanan Zaman
    *LOUİS ARAGON
    Paris Köylüsü
    Elsa’nın Gözleri
    *RENE DESCARTES
    Yöntem Üzerine Konuşma
    Felsefenin İlkeleri
    Ruhun Tutkuları
    *ALEKSANDR PUŞKİN
    Maça Kızı
    Yüzbaşının Kızı
    *NİKOLAY VASİLYEVİC GOGOL
    Ölü Canlar
    Palto
    Bir Delinin Hatıra Defteri
    *Zamanımızın Bir Kahramanı-Mihail Lermontov
    *İVAN TURGENYEV
    Rudin-İlk Aşk
    Babalar ve Oğullar
    *FYODOR MİHAYLOVİÇ DOSTOYEVSKİ
    İnsancıklar
    Ölüler Evinden Anılar
    Yeraltından Notlar
    Suç ve Ceza
    Budala
    Karamazov Kardeşler
    *LEV NİKOLAYEVİC TOLSTOY
    Savaş ve Barış
    İnsan Ne ile Yaşar
    İvan İlyiç'in Ölümü
    Anna Karenina
    Kreutzer Sonat
    Diriliş
    *ANTON ÇEHOV
    Martı
    Vişne Bahçesi
    *Oblomov-İvan Gonçarov
    *MAKSİM GORKİ
    Ana
    Artamonov Ailesi
    *İVAN ALEKSİYEVİÇ BUNİN
    Teneke kaplı İvan
    Mitya’nın Aşkı
    *ANDREY BELY
    Petersburg
    *BORİS PASTERNAK
    Doktor jivago
    İnsanlar ve Haller
    *MİCHAEL BULGAKOV
    Usta ile Margarita
    Kol Manşetinde Notlar
    *Sönüyor Al Kanları Günbatımının- Sergey Yesenin
    * Ve Durgun Akardı Don-Mihail Şolohov
    *İvan Denisoviç’in Bir Günü-Aleksandr Soljenitsin
    *JOHANN WOLFGANG VON GOETHE
    Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları
    Genç Werther'in Acıları
    Faust
    Gönül Yakınlıkları
    Pandora
    *SİCHİLLER
    Haydutlar
    Wilhelm Tell
    Don Carlos
    Mutluluk Şarkısı
    *Romantizm Okulu-Heinrich Heine
    *Danton’un Ölümü-Karl Georg Büchner
    *THOMAS MANN
    Buddenbrook Ailesi
    Venedik’te Ölüm
    Büyülü Dağ
    *Orpheus’a Soneler-Rilke
    *HERMANN BROCH
    Kader Ağıtları
    Vergilius'un Ölümü
    *HERMANN HESSE
    Siddhartha
    Bozkırkurdu
    Boncuk Oyunu
    *Niteliksiz Adam – Robert Musil
    *STEFAN ZWEİG
    Satranç
    Amok Koşucusu
    Bir Kadının Hayatından 24 Saat
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    Geçmişe Yolculuk
    *FRANZ KAFKA
    Dönüşüm
    Dava
    Şato
    Milena’ya Mektuplar
    *ELİAS CANETTİ
    Marakeş'te Sesler
    Körleşme
    *Teneke Trampet-Günter Grass
    *EDGAR ALLAN POE
    Öyküler
    Kuyu ve sarkaç
    *Tom Amca'nın Kulübesi-Harriet Beecher Stowe
    *Moby Dick -Herman Melville
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer’in Maceraları
    Huckleberyry Finn’in Maceraları
    Mississippi’de Hayat
    JACK LONDON
    Martin Eden
    Beyaz Diş
    Demir Ökçe (Distopya-ütopya)
    *THOMAS STEARNS ELİOT
    Çorak ülke
    Boş Adamlar
    Edebiyat Üzerine Düşünceler
    *JOHN STEİNBECK
    Kenar Mahalle,Bitmeyen Kavga
    Fareler ve İnsanlar
    Gazap Üzümleri
    *SAUL BELLOW
    Boşlukta Sallanan Adam
    *DAN BROWN
    Da Vinci Şifresi
    Dijital Kale
    Melekler ve Şeytanlar
    *JORGE LUİS BORGES
    Kum Kitabı
    *MİLAN KUNDERA
    Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği
    *ROBERT LOUİS STEVENSON
    Define Adası
    Dr jekyll ve bay Hyde
    Kara Ok
    *URSULA K. LE GUİN
    Mülksüzler
    Yerdeniz Üçlemesi
    Lavinia
    *JRR TOLKİEN
    Yüzüklerin Efendisi
    Silmarillion
    *JOSEPH CONRAD
    Nostromo
    Karanlığın Yüreği
    *HENRY FİELDİNG
    Tom Jones (İlk basımı 1749 - Dünyada yazılmış ilk romanlardan biri)
    Joseph Andrews
    *WİLKİE COLLİNS
    Beyazlı Kadın
    Aytaşı
    *MARCEL ALLAİN-PİERRE SOUVESTRE
    Fantoma 1 : Suç Dehası
    Fantoma 2: Boş Tabut
    *EDUARDO GALEANO
    Yaratılış /Ateş Anıları 1
    Yüzler ve Maskeler / Ateş Anıları: 2
    Rüzgarın Yüzyılı / Ateş Anıları: 3
    *GEORGES PEREC
    Kayboluş
    ŞEYLER
    w ya da bir çocukluk hatırası
    Yaşam Kullanma Kılavuzu
    *PAUL AUSTER
    New York Üçlemesi
    Ay Sarayı
    Şans Müziği
    *MARK TWAİN
    Tom Sawyer'ın Maceraları
    Huckleberry Finn ‘in Maceraları
    *JAMES JOYCE
    Ulysses
    *ITALO CALVİNO
    Bir kış gecesi eğer bir yolcu
    *ITALO SVEVO
    Senilita Yaşlılık i
    *PATRİCK SÜSKİND
    Güvercin
    Koku

    ****************************************
    *Don Kişot -Miguel de Cervantes
    *Zorba-Nikos Kazancakis
    *Tiffany’de Kahvaltı- Truman Capote
    *Uyanış - Kate Chopin
    *Şeker Portakalı -José Mauro de Vasconcelos
    *Çavdar Tarlasında Çocuklar -Jerome David Salinger
    *Pal Sokağı Çocukları -Ferenc Molnár
    *Genc Bir Köy Hekimi -Mihail Bulgakov
    *Küçük Prens -Antoine de Saint-Exupéry
    *Fahrenheit 451 -Ray Bradbury
    *Gora -Rabindranath Tagore
    *Rüzgâr Gibi Geçti -Margaret Mitchell
    *Kuzey ve Güney -Elizabeth Gaskell
    *Bülbülü Öldürmek -Harper Lee
    *Küçük Kadınlar -Louisa May Alcott
    *Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı -Robert M. Pirsig
    *İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog -Galileo Galilei
    *Muhteşem Gatsby -F. Scott Fitzgerald
    *Özgür İnsanlar -Halldor Laxness
    *İnsanlık Durumu -Andre Molraux
    *Sofi’nin Dünyası - Jestein Gaarde
    *Tatar Çölü -Dino buzzati
    *Oyunun kuralı-Leonardo Sciascia
    *Yetenekli Bay Ripley- Patricia Highsmith
    *Şemsiye -Will Self
    *Mezhaba Beş -Kurt Vonnegut
    *Devlet -Platon
    *Prens -Niccola Machiavelli
    *Martı Jonathan Livingston -Richard Bach
    *Küçük Kara Balık -Samed Behrengi
    *Yüreğinin Götürdüğü Yere Git-Susanna Tamaro
    *Nietzsche Ağladığında- Irvin D. Yalom
    *Böyle Buyurdu Zerdüşt -Friedrich Nietzsche
    *Nehirler Kızıl Akar - Jean Christophe Grange
    *Düşlerin Yorumu-Sigmund Freud
    *Sevgili- Marguerite Duran
    *Gülün Adı-Umberto Eco
    *Beydeba -Kelile ve Dimne
    *Yüzüklerin Efendisi- John Ronald Reuel Tolkien
    *Huzursuzluğun Kitabı -Fernando Pessoa
    *Otostopçunun Galaksi Rehberi (Edebiyat serisi) -Douglas Adams, Eoin Colfer
    *Dorian Gray'in Portresi -Oscar Wilde
    *Carmen -Prosper Merimee
    *Ekmekçi Kadın -Xavier de Montepin
    *Sol Ayağım - Christy Brown
    *Kızıl Ölümün Maskesi - Edgar Allan Poe
    *Gecenin Sonuna Yolculuk -Louis-Ferdinand Celine
    *Beyaz Zambaklar Ülkesi -Grigory Petrov
    *Michael Kohlhaas -Heinrich von Kleist
    *Operadaki Hayalet -Gaston Leroux
    *Guguk Kuşu -Ken Kesey
    *En Mavi Göz – Toni Morrison
    *Effi Briest – Theodor Fontane
    *Sherlock Holmes-Arthur Conan Doyle
    *Maldoror’un Şarkıları - Comte de Lautréamont
    *Hindistan’da Bir Geçit-Edward Morgan Forster
    *Candide ya da İyimserlik - Voltaire
    *Sırça Fanus - Sylvia Plath
    *Wittgenstein'ın Yeğeni: Bir Dostluk - Thomas Bernhard
    *Tehlikeli İlişkiler - Choderlos de Laclos
    *Kent ve Köpekler - Mario Vargas Llosa
    *Kör Baykuş - Sadık Hidayet
    *Atları da Vururlar - Horace Mccoy
    *Derviş ve Ölüm - Mehmet Selimoviç
    *Piyanist - Elfriede Jelinek
    *Schindler'in Listesi - Thomas Keneally
    *Gün Doğarken Bülbül Susar- Elsa Triolet

    *********************************

    *CENGİZ AYTMATOV
    Gün Olur Asra Bedel
    Selvi Boylum Al Yazmalım
    Cemile
    *OĞUZ ATAY
    Tutunamayanlar (1972)
    Tehlikeli Oyunlar (1973)
    Bir Bilim Adamının Romanı (1975)
    Korkuyu Beklerken (1975)
    Oyunlarla Yaşayanlar (1975)
    Günlük (1987)
    Eylem bilim (1998)
    *YUSUF ATILGAN
    Aylak Adam
    Anayurt Oteli
    *AHMET HAMDİ TANPINAR
    Saatleri Kurma Enstütüsü
    Mahur Beste
    Huzur
    *HALİD ZİYA UŞAKLIGİL
    Aşk-ı Memnu
    Mai ve Siyah
    *SABAHADDİN ALİ
    Kuyucaklı Yusuf
    Kürk Mantolu Madonna
    İçimizdeki Şeytan
    *LATİFE TEKİN
    Sevgili Arsız Ölüm
    Berci Kristin Çöp Masaları
    *ATİLLA İLHAN
    Kurtlar Sofrası
    Ben sana Mecburum
    *AZİZ NESİN
    Zübük
    Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
    *PEYAMİ SAFA
    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    Fatih Harbiye
    *HALİDE EDİP ADIVAR
    Sinekli Bakkal
    *REŞAT NURİ GÜNTEKİN
    Çalıkuşu
    Yaprak Dökümü
    Dudaktan Kalbe
    Acımak
    *ORHAN KEMAL
    Bereketli Topraklar Üzerinde
    Gurbet Kuşları
    Hanımın Çiftliği
    *YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
    Yaban
    Kiralık Konak
    *KEMAL TAHİR
    Devlet Ana
    Esir Şehrin İnsanları
    *YAŞAR KEMAL
    İnce Memed
    Yer Demir Gök Bakır
    Orta Direk
    Binboğalar Efsanesi
    *SAİT FAİK ABASIYANIK
    Medarı Maişet Motoru
    Alemdağ'da Var Bir Yılan

    **************************************

    *MEVLANA -Mesnevi
    *YUNUS EMRE-Divan
    *EVLİYA ÇELEBİ-Seyahatname
    *Dede Korkut Kitabı
    *Üç İstanbul - Mithat Cemal Kuntay
    *Eylül - Mehmet Rauf
    *Yılanların Öcü - Fakir Baykurt
    *Puslu Kıtalar Atlası -İhsan Oktay Anar
    *Şu Çılgın Türkler – Turgut Özakman
    *Kendi Gök Kubbemiz -Yahya Kemal Beyatlı
    *Ben Ol da Gör -Seyit Göktepe
    *47’liler, Füruzan
    *Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş
    *Sultan Hamid Düşerken – Nahid Sırrı Örik
    *Ağır Roman, Metin Kaçan
    *İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit
    *Mel’un – Selim İleri
    *Araba Sevdası Recaizade Mahmud Ekrem
    *Küçük Ağa-Tarık Buğra
    *Fikrimin İnce Gülü-Adalet Ağaoğlu
    *Safahat -Mehmet Akif Ersoy
    *Çile-Necip Fazıl Kısakürek
    *Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet
    *Otuzbeş Yaş (Bütün Şiirleri)-Cahit Sıtkı Tarancı
    *Drina’da son gün-Faik Baysal
    *Gazoz Ağacı- Sabahattin Kudret Aksal
    *Gülistan -Sadi-i Şirazi
    *Kutadgu Bilig- Yusuf Has Hacib
    *Sergüzeşt- Samipaşazade Sezai
    *Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç-Hüseyin Rahmi Gürpınar
    *Ömer Seyfettin (Kaşağı-Falaka-Ferman-Külah-Perili Köşk-Yalnız Efe-Yüksek Ökçeler)
    *Kültürden İrfana - Cemil Meriç
    *Şah ve Sultan - İskender Pala
    *Yalnız Seni Arıyorum - Orhan Veli
    *Zeytindağı - Falih Rıfkı Atay
    *Sevda Sözleri - Cemal Süreya
    *Aganta Burına Burınata –( Halikarnas Balıkçısı- Cevat Şakir Kabaağaçlı

    *************************************
    NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ ALAN TÜM YAZARLAR VE YAZARLARIN ÖNEMLİ ESERLERİ :

    1901
    Sully Prudhomme (16 Mart 1839, Paris, Fransa – 6 Eylül 1907)
    1902
    Theodor Mommsen (30 Kasım 1817, Garding, Almanya – 1 Kasım 1903)
    1903
    Bjørnstjerne Bjørnson (8 Aralık 1832, Kvikne, Norveç – 26 Nisan 1910)
    1904
    Frédéric Mistral (8 Eylül 1830, Provence, Fransa – 25 Mart 1914)
    José Echegaray y Eizaguirre (19 Nisan 1832, Madrid, İspanya – 14 Eylül 1916)
    1905
    Henryk Sienkiewicz (5 Mayıs 1846, Polonya – 15 Kasım 1916) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Ateş ve Kılıç”
    1906
    Giosuè Carducci (27 Temmuz 1835, Pietrasanta, İtalya – 16 Şubat 1907)
    1907
    Rudyard Kipling (30 Aralık 1865, Mumbai, Hindistan – 18 Ocak 1936) – “Dilek Evi”
    1908
    Rudolf Christoph Eucken (5 Ocak 1846, Almanya – 15 Eylül 1926) – Alman felsefeci. “Hayatın Anlamı’’
    1909
    Selma Lagerlöf (20 Kasım 1858, Mårbacka, İsveç – 16 Mart 1940) – İsveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Küçük Nils Holgersson’un Yaban Kazlarıyla Maceraları”, “Nils Holgersson’un Serüvenleri”
    1910
    Paul Heyse (15 Mart 1830, Berlin, Almanya – 2 Nisan 1914) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Andrea Delfin”
    1911
    Count Maurice Maeterlinck (29 Ağustos 1862, Gent, Belçika – 6 Mayıs 1949,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mavi Kuş”
    1912
    Gerhart Hauptmann (15 Kasım 1862, Polonya – 6 Haziran 1946) – “Atlantis”
    1913
    Rabindranath Tagore (7 Mayıs 1861, Kalküta, Hindistan – 7 Ağustos 1941) – “Gora”,
    1914
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1915
    Romain Rolland (29 Ocak 1866, Fransa – 30 Aralık 1944) – “Yaşama Sevgisi”
    1916
    Verner von Heidenstam (6 Temmuz 1859, Olshammar, İsveç – 20 Mayıs 1940)
    Henrik Pontoppidan (24 Temmuz 1857, Danimarka – 21 Ağustos 1943)
    1917
    Karl Adolph Gjellerup (2 Haziran 1857, Danimarka – 13 Ekim 1919)
    1918
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1919
    Carl Spitteler (24 Nisan 1845, İsviçre – 29 Aralık 1924)
    1920
    Knut Hamsun ( 4 Ağustos 1859, Lom, Norveç – 19 Şubat 1952) –: “Açlık”
    1921
    Anatole France (16 Nisan 1844, Paris, Fransa – 12 Ekim 1924) – Kırmızı Zambak”
    1922
    Jacinto Benavente (12 Ağustos 1866, Madrid, İspanya – 14 Temmuz 1954)
    1923
    William Butler Yeats (13 Haziran 1865, İrlanda – 28 Ocak 1939) – “Dibbuk”
    1924
    Wladyslaw Reymont (7 Mayıs 1867, Polonya – 5 Aralık 1925)
    1925
    George Bernard Shaw (26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950) “Ölümsüzlüğün Sırrı”
    1926
    Grazia Deledda (28 Eylül 1871, İtalya – 15 Ağustos 1936)
    – İtalyan kadınyazar. “Sardinya Efsaneleri”
    1927
    Henri Bergson (18 Ekim 1859, Paris, Fransa 4 Ocak 1941) – “Madde ve Bellek”
    1928
    Sigrid Undset (20 Mayıs 1882, Danimarka – 10 Haziran 1949) – Norveçli kadın yazar. Türkçeye çevrilen kitabı: “Her Kadın Gibi”
    1929
    Thomas Mann (6 Haziran 1875, Lübeck – 12 Ağustos 1955) – Alman yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Venedik’te Ölüm”, “Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü”, “Büyülü Dağ”, “Yusuf ve Kardeşleri”
    1930
    Sinclair Lewis (7 Şubat 1885, Minnesota, ABD – 10 Ocak 1951) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Vahşi Aşk”
    1931
    Erik Axel Karlfeldt (20 Temmuz 1864, Karlbo, İsveç – 8 Nisan 1931,)
    1932
    John Galsworthy (14 Ağustos 1867, Kingston, Birleşik Krallık – 31 Ocak 1933)
    1933
    Ivan Alekseyevich Bunin (22 Ekim 1870, Voronej, Rusya – 8 Kasım 1953) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Mitya’nın Aşkı”
    1934
    Luigi Pirandello (28 Haziran 1867, Agrigento, İtalya – 10 Aralık 1936) – “Gölge Adam
    1935
    Bu sene kimseye ödül verilmemiştir.
    1936
    Eugene O’Neill (16 Ekim 1888, Longacre Square – 27 Kasım 1953) – ABD’li oyun yazarı. Türkçeye çevrilen kitabı: “Allahın Ayısı”
    1937
    Roger Martin du Gard (23 Mart 1881, Fransa – 22 Ağustos 1958) – “Thibault’lar
    1938
    Pearl Sydenstricker Buck (26 Haziran 1892, Batı Virginia, ABD – 6 Mart 1973) – Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Amerikalı kadın. “Sürgün
    1939
    Frans Eemil Sillanpää (16 Eylül 1888, Finlandiya – 3 Haziran 1964) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Taşra Kızı”
    1940 –1941-1942- 1943
    Bu yıllar arasında kimseye ödül verilmemiştir.
    1944
    Johannes Vilhelm Jensen (20 Ocak 1873, Danimarka – 25 Kasım 1950,) – Türkçeye çevrilen kitabı: “Kralın Düşüşü”
    1945
    Gabriela Mistral (7 Nisan 1889, Vicuña, Şili – 10 Ocak 1957) – Asıl adı Lucila de María del Perpetuo Socorro Godoy Alcayaga. Kadın şair, eğitimci, diplomat. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Gabriela Mistral Şiirlerinden Seçmeler”
    1946
    Hermann Hesse (2 Temmuz 1877, Calw, Almanya – 9 Ağustos 1962) – “Bozkırkurdu”, Siddhartha”,“Boncuk Oyunu”
    1947
    André Gide (22 Kasım 1869, Paris, Fransa – 19 Şubat 1951) – “Pastoral Senfoni”, “Kalpazanlar”, “Ayrı Yol
    1948
    Thomas Stearns Eliot (26 Eylül 1888, St. Louis, Missouri, ABD – 4 Ocak 1965) – ”, “İhtiyar Farenin Kediler Kılavuzu”
    1949
    William Faulkner (25 Eylül 1897, New Albany, Mississippi, ABD – 6 Temmuz 1962) – “Ses ve Öke”, “Köy’’
    1950
    Bertrand Russell (18 Mayıs 1872, Birleşik Krallık – 2 Şubat 1970) – “Eğitim Üzerine”, “İnsanlığın Yarını
    1951
    Pär Lagerkvist (23 Mayıs 1891, İsveç – 11 Temmuz 1974) – “Yeryüzü Sürgünü”
    1952
    François Mauriac (11 Ekim 1885, Bordeaux, Fransa -1 Eylül 1970) –”, “Yılan Düğümü”
    1953
    Winston Churchill (30 Kasım 1874, Birleşik Krallık – 24 Ocak 1965) – Politikacı.
    1954
    Ernest Hemingway (21 Temmuz 1899, Illinois, ABD – 2 Temmuz 1961) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Çanlar Kimin İçin Çalıyor”, “Yaşlı Adam ve Deniz”
    1955
    Halldór Laxness (23 Nisan 1902, Reykjavík, İzlanda – 8 Şubat 1998) – “Özgür İnsanlar”
    1956
    Juan Ramón Jiménez (24 Aralık 1881, Moguer, İspanya – 29 Mayıs 1958) –”, “Ruhsal Sone”
    1957
    Albert Camus (7 Kasım 1913, Fransız Cezayiri – 4 Ocak 1960) – “Yabancı”, “Veba”, “Düşüş, “Yaz”
    1958
    Boris Pasternak (10 Şubat 1890, Moskova, Rusya – 30 Mayıs 1960) – Boris Pasternak, Sovyetler Birliği Hükümeti’nin baskısı üzerine bu ödülü reddetmek zorunda kalmıştır. “İnsanlar ve Haller
    1959
    Salvatore Quasimodo (20 Ağustos 1901, İtalya – 14 Haziran 1968) Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Güngünüstüne”
    1960
    Saint-John Perse (31 Mayıs 1887, Guadeloupe – 20 Eylül 1975) – Fransız şair ve diplomat. Türkçeye çevrilen eserleri: “Sözcükler Denizi”
    1961
    Ivo Andric (9 Ekim 1892, Travnik, Bosna-Hersek – 13 Mart 1975) – Türkçeye çevrilen kitapları: “Drina Köprüsü”, “Travnik Günlüğü”
    1962
    John Steinbeck (27 Şubat 1902, Kaliforniya, ABD – 20 Aralık 1968) -“Fareler ve İnsanlar”, “Gazap Üzümleri
    1963
    Giorgos Seferis - (13 Mart 1900 – 20 Eylül 1971) – Urla doğumlu Yunan şair. Daha çok Yorgos Seferis olarak bilinir. “Üç Kırmızı Güvercin”
    1964
    Jean-Paul Sartre (Reddetti) (21 Haziran 1905, Paris, Fransa – 15 Nisan 1980) – Kendisine verilen diğer tüm resmi ödülleri reddettiği gibi Nobel Edebiyat Ödülünü de reddetmiştir. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Bulantı”, “Varoluşçuluk”, “Varlık ve Hiçlik”, “Akıl Çağı
    1965
    Mihail Şolohov (24 Mayıs 1905, Vyoshenskaya, Rusya – 21 Şubat 1984) – “Durgun Don
    1966
    Shmuel Yosef Agnon (17 Temmuz 1888, Buchach, Ukrayna – 17 Şubat 1970) –
    “Tılsım”
    Nelly Sachs (10 Aralık 1891, Schöneberg, Almanya – 12 Mayıs 1970) – Alman asıllı İsveçli kadın yazar ve şair. “Akkor Bilmeceler
    1967
    Miguel Ángel Asturias (19 Ekim 1899, Guatemala – 9 Haziran 1974) – “Kasırga”
    1968
    Yasunari Kawabata (11 Haziran 1899, Osaka, Japonya – 16 Nisan 1972) –Karlar Ülkesi
    1969
    Samuel Beckett (13 Nisan 1906, Foxrock, İrlanda – 22 Aralık 1989) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Üçleme”, Üçleme 2″,Üçleme 3” Godot’ yu Beklerken
    1970
    Aleksandr Soljenitsin (11 Aralık 1918, Kislovodsk, Rusya – 3 Ağustos 2008) –”, “İvan Denisoviç’in Bir Günü’’
    1971
    Pablo Neruda (12 Temmuz 1904, Parral, Şili – 23 Eylül 1973) – “Sevdiğime Seslenir Gibi”
    1972
    Heinrich Böll – (21 Aralık 1917, Köln, Almanya – 16 Temmuz 1985) – “Fotoğrafta Kadın da Vardı”, “İlk Yılların Ekmeği”, “Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru”, “Dokuz Buçukta Bilardo”, “
    1973
    Patrick White – (28 Mayıs 1912, Londra, Birleşik Krallık – 30 Eylül 1990) – “Çöl”
    1974
    Eyvind Johnson (29 Temmuz 1900, İsveç – 25 Ağustos 1976) – “Yaşamak Dediğin”
    Harry Martinson (6 Mayıs 1904, İsveç – 11 Şubat 1978)
    1975
    Eugenio Montale (12 Ekim 1896, Cenova, İtalya – 12 Eylül 1981) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Xenia”
    1976
    Saul Bellow (10 Haziran 1915, Lachine, Kanada – 5 Nisan 2005) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: ‘’ Boşlukta Sallanan Adam’’
    1977
    Vicente Aleixandre (26 Nisan 1898, Sevilla, İspanya – 14 Aralık 1984) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kılıçtan Keskin Dudaklar”
    1978
    Isaac Bashevis Singer (21 Kasım 1902, Leoncin, Polonya – 24 Temmuz 1991) – Polonya kökenli Amerikalı yazar. “Toplu Öyküler”
    1979
    Odysseas Elytis (2 Kasım 1911, Kandiye, Yunanistan – 18 Mart 1996) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Övgüler Olsun Sana”
    1980
    Czeslaw Milosz (30 Haziran 1911, Litvanya – 14 Ağustos 2004) – Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Tutsak edilmiş Akıl”
    1981
    Elias Canetti (25 Temmuz 1905, Rusçuk, Bulgaristan – 14 Ağustos 1994) – Eserlerini Almanca yazmıştır. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Körleşme’’, İnsanın Taşrası,
    1982
    Gabriel García Márquez (6 Mart 1927, Kolombiya – 17 Nisan 2014) – Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”,
    1983
    William Golding (19 Eylül 1911, Newquay, Birleşik Krallık – 19 Haziran 1993) – “Sineklerin Tanrısı”
    1984
    Jaroslav Seifert (23 Eylül 1901, Žižkov, Çek Cumhuriyeti – 10 Ocak 1986)
    1985
    Claude Simon (10 Ekim 1913 – 6 Temmuz 2005) – Fransız yazar. Türkçeye çevrilen önemli kitapları: “Tramvay”
    1986
    Wole Soyinka – 13 Temmuz 1934, Abeokuta, Nijerya doğumlu.
    1987
    Joseph Brodsky (24 Mayıs 1940, St. Petersburg, Rusya – 28 Ocak 1996) – Rus asıllı Amerikalı şair.
    1988
    Necip Mahfuz (11 Aralık 1911, Kahire, Mısır – 30 Ağustos 2006) “Ezilenler
    1989
    Camilo José Cela (11 Mayıs 1916, İspanya – 17 Ocak 2002)– Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Arı Kovanı
    1990
    Octavio Paz (31 Mart 1914, Meksika – 19 Nisan 1998) – “Öteki Ses
    1991
    Nadine Gordimer (20 Kasım 1923 – 13 Temmuz 2014) – Güney Afrikalı kadın yazar. “Başka Dünyalar"
    1992
    Derek Walcott - (23 Ocak 1930, Saint Lucia – 17 Mart 2017) – Saint Lucialı şair, yazar ve ressam.
    1993
    Toni Morrison – 18 Şubat 1931, Ohio doğumlu ABD’li kadın yazar. “En Mavi Göz”
    1994
    Kenzaburo Oe – 31 Ocak 1935, Japonya doğumlu yazar. “Kişisel Bir Sorun”
    1995
    Seamus Heaney – (13 Nisan 1939, Castledawson – 30 Ağustos 2013), İrlandalı yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Kuzey”
    1996
    Wislawa Szymborska (2 Temmuz 1923, Kórnik – 1 Şubat 2012) Polonyalı kadın yazar. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Başlıksız Olabilir”.
    1997
    Dario Fo -(24 Mart 1926, Sangiano, İtalya – 13 Ekim 2016), İtalyan yazar. “Sıradan Bir Gün ve Diğer Oniki Komedi”
    1998
    José Saramago (16 Kasım 1922 – 18 Haziran 2010) – Portekizli yazar. “Görmek”, “Körlük
    1999
    Günter Grass – 16 Ekim 1927, Gdansk, Polonya doğumlu Alman yazar. Teneke Trampet
    2000
    Gao Xingjian – 4 Ocak 1940, Ganzhou, Çin doğumlu yazar, çevirmen, eleştirmen ve ressam. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Ruh Dağı”, “Yalnız Bir Adamın Kitabı”
    2001
    Vidiadhar Surajprasad Naipaul – 17 Ağustos 1932, Trinidad doğumlu Britanyalı yazar. “Büyülü Tohumlar”
    2002
    Imre Kertész – 9 Kasım 1929, Budapeşte, Macaristan doğumlu. “Kadersizlik
    2003
    John Maxwell Coetzee – 9 Şubat 1940, Güney Afrika doğumlu yazar ve akademisyen. “Utanç
    2004
    Elfriede Jelinek – 20 Ekim 1946, Avusturya doğumlu, kadın feminist oyun yazarı ve romancı. “Piyanist
    2005
    Harold Pinter – 10 Ekim 1930, Londra doğumlu İngiliz oyun yazarı, senarist, şair, tiyatro yönetmeni ve aktör. “Ay Işığı”
    2006
    Orhan Pamuk – 7 Haziran 1952, İstanbul doğumlu. Nobel Edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazar. Kitapları: “Kara Kitap”, “Kar”, “Cevdet Bey ve Oğulları”, “Yeni Hayat”, “Beyaz Kale”
    2007
    Doris Lessing – 22 Ekim 1919, Kirmanşah, İran doğumlu Britanyalı kadın yazar (İngiltere/Britanya). “Son Aydınlık Yaz”
    2008
    Jean-Marie Gustave Le Clézio – 13 Nisan 1940, Nice, Fransa doğumlu. “Çöl”
    2009
    Herta Müller – 17 Ağustos 1953, Romanya doğumlu Alman kadın yazar.“Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım’’
    2010
    Mario Vargas Llosa – 28 Mart 1936, Peru doğumlu. “Yeşil Ev”
    2011
    Tomas Gösta Tranströmer – 15 Nisan 1931, Stockholm, İsveç doğumlu şair, psikolog ve çevirmendir. “Hüzün Gondolu”, “İzmir Saat Üç”
    2012
    MoYan (Guan Moye) – 17 Şubat 1955, Gaomi, Çin doğumlu. Gerçek adı Guan Moye’dir, ancak Çince “sakın konuşma!” anlamına gelen Mo Yan mahlasını kullanır. Sürekli sansürlenen ve eserleri korsan yollarla çoğaltılan Çinli yazarlar arasında en meşhurudur. “Kızıl Darı Tarlaları”
    2013
    Alice Munro – 10 Temmuz 1931, Kanada doğumlu kadın yazar. “Sevgili Hayat”
    2014
    Patrick Modiano – 30 Temmuz 1945, Boulogne-Billancourt, Fransa doğumlu. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “En Uzağından Unutuşun”
    2015
    Svetlana Aleksiyeviç – 31 Mayıs 1948, İvano-Frankivsk, Ukrayna doğumlu kadın yazar. Kızıl İnsanın Sonu”
    2016
    Bob Dylan – 24 Mayıs 1941, ABD doğumlu. Asıl adı: Robert Allen Zimmerman.
    2017
    Kazuo Ishiguro – 8 Kasım 1954, Japonya doğumlu İngiliz romancı. Türkçeye çevrilen önemli eserleri: “Beni Asla Bırakma”, “Günden Kalanlar”
    2018
    Olga Tokarczuk- 29 Ocak 1962 Polonya – ‘’Koşucular
    2019
    Peter Handke - 6 Aralık 1942- Avusturya - ‘’Hiçkimse Koyu'nda Bir Yıl’’


    ***************************************************************************
  • 976 syf.
    Dante Alighieri: İlahi Komedya (Divina Commedia)

    Dante Alighieri (1265-1321), bu ismi tanımayanımız yok. Büyük İtalyan Şair; Felsefe, Edebiyat adamı ve de teolog Dante. Ömrü boyunca Latince ve İtalyanca dilinde eserler vermiş, eşsiz bir kişilik. Floransa aşığı ama oradan sürgün edilip kalan tüm ömrü boyunca Floransa’yı bir daha görememiş. Bu nedenle de, Roma’dan Floransa’yı manipüle edip yöneten din bezirgânlarını eleştirmek asli görevi olmuştur. Hayatını ve tüm eserlerini, özellikle de incelediğim bu kitabını, çocukluk ve gençlik aşkı olan kadına, Beatrice’e adamış bir Katolik din adamı.

    Dante, öteki dünyaya yaptığı fantastik geziyi bir efsane haline getiren İlahi Komedya adlı bu uzun şiirinde, Latince yerine Toscana lehçesi kullanmış. “Cehennem, Araf ve Cennet” başlıklarında üç ana bölümden (cantica) ve üçlüklerden (terzina) oluşan şiir tam 14.233 dize. Dante’ye ait bir sitille “Terza Rima” (aba, bcb, cdc,) kafiyesiyle yazılmış. Her bir dize on bir hece. Her üç ana bölümde de 33 Kanto (Canto = Destan bölümü) var. 99 Kanto’ya, Cehennem’deki giriş Kanto’su da eklenince toplam 100 ediyor.

    Bu düşsel gezinin ilk iki etabı Cehennem ve Araf’ta, Dante’ye büyük Latin Şair Vergilius rehberlik etmektedir. Son ana bölüm olan Cennet de ise rehber; Dante’nin dokuz yaşından beri âşık olduğu, evlenemediği, yirmili yaşlarda hastalıktan kaybettiği kadını, yeryüzü cenneti Beatrice’dir. Bu fantastik gezi, 1300 yılı 7 Nisan Perşembeyi 8 Nisan Cumaya bağlayan o mübarek gece başlar ve 14 Nisan Perşembe günü de sona erer. Dante, eserin içinde mütemadiyen okuyucusuyla konuşmaktadır (ilk defa Cehennem 20.Kanto sf. 200; son defa da Cennet 22. Kanto sf. 846).

    Kitabın Basımı ve Çevirisi

    Çevirmen Rekin Teksoy (1928-2012) beyefendiyi rahmetle anıyorum. Usta işi bir çeviri yapan Teksoy, Saint Michael Lisesi, İstanbul ve Roma Hukuk Fakülteleri mezunu büyük bir akademisyen, edebiyatçı, sinemacı ve gönül adamıydı. Teksoy, iki yıla yakın süren bu çeviri çalışmasında, orijinal hece yapısıyla İtalyancadan çevirinin mümkün ötesi olacağını bildiğinden eseri serbest koşukla çevirmiş. Düzyazı yerine ilk defa şiir düzeninde yapılan bu çeviri, çok ama çok zengin bir dipnot çevirisiyle de okuruyla buluşmuş. Sizlere önemli bir tavsiyem var: Eseri okurken, sayfada önce dipnotları okuyup sonra şiire geçiniz. Bu şekilde şiiri anlaması daha kolay oluyor. Son olarak; ben bu eserin, üç kitaplık ve 976 sayfalık, 2013 yılı ve on beşinci baskısını okudum. Yedi-sekiz dizgi hatasını saymazsak usta işi bir basım olmuş. Çevirmen ve yayınevinin ellerine sağlık.

    Cehennem

    7 Nisan 1300 Perşembe gecesi, Dante, karanlık bir ormanda yolunu şaşırır ve üç hayvanla karşılaşır. Rehberi, Aeneis Destanı’ nın yazarı Publius Vergilius Maro (MÖ 70 – MÖ 19) ilk defa ortaya çıkar ve ikisinin öteki tarafa fantastik yolculukları başlar.

    Belirtmem lazımki, Dante’nin Cehennem 28. Kanto’da, Hz. Muhammed ve Hz. Ali ile Selahaddin Eyyubi’yi bölücülerin olduğu hendekte görmesi ve onları eleştirip şiirine almasını kınıyorum. Dante’nin bu üç İslam büyüğüne Cehennemi (!) reva görmesi her ne kadar Hristiyanlık dini propagandası yapan bir din adamı için ters değil aksine olumlu olsa da, bir filozof ve edebiyat üstadı için hiç şık olmamış…

    Dante’ye göre; dünyanın merkezi olarak kabul ettiği Cehennemde toplam 10 hendek vardır. Bu Cehennemde; günahkârlar kaynar ziftlerle, başlarına yağan ateşlerle, ürkütücü ormanlarla, başları üstünde diri diri yakılmakla, ayaklarının tersine yürümekle, kenef çukurları içinde boğularak, zıpkınlı zebanilerin kontrolünde, sistematik olarak cezalarını çekmektedir. Sandro Botticelli’nin La mappa dell’Inferno’ sunu (Cehennem Haritası) bilenler, hendeklerin aslında derin bir çukurun parçaları olduğunu anlamıştır. Çukurun dibine indikçe cezanın derecesi de artmaktadır.

    Dante ikizler burcudur, yani sanatçılığı doğuştandır. Ama ne hikmettir ki, Ortaçağlı Dante, tam bir coğrafya ve astronomi cahilidir! Neden derseniz; dünyanın boşlukta sabit durduğunu ve evrenin merkezi olduğunu, ayrıca dönmediğini (Ptolemaios’un görüşü), Ay dâhil Güneş-Merkür-Jüpiter ve diğer tüm gezegenlerin tamamının birer yıldız olduğunu; dünyanın kuzey yarımküresinin karalarla, güneyinin ise okyanuslarla kaplı olduğunu ve Araf diyarının güneyde yüksek bir dağ olduğunu sanmaktadır. Tamam, Kopernik (1473-1543) henüz doğmamıştı. Ama bir Pagan olan İskenderiyeli Hypatia’yı da mı (370-415) hiç mi duymamıştı? Ki o kadın dünyanın kendi etrafında döndüğünü, Güneş Sisteminin elips yapısını ve dünyanın evrenin merkezi olmadığını sağken ispatlamıştı. Ayrıca Dante bir İbn-i Sina (980-1037) hayranıdır. İbn-i Sina’nın kendisinin ve tüm öğrencilerinin Hypatia’nın savlarını ispatlayan buluşları vardı. Hatta Lokman Hekim kadar ünlü olan Horasanlı Doktor Er Razi (865-925) Mıknatısın Demiri Çekme Nedeni? ya da Dünyanın Biçimine Dair adlı eserlerinde, dünyanın iki eksen etrafında döndüğünü ispat etmişti. Ayrıca Dante’ye göre; kuzeyde Kudüs, Batıda Ebro yani İspanya, doğuda Ganj yani Hindistan ve güneyde de sadece Araf vardı. Saydığım tüm olumsuzluklara rağmen Dante, tanıdığım en akıllı ve yetenekli yazar ve şairlerden biri. Sanırım binlerce kitap okumuş. İtalya ve antik Yunan tarihi ve özellikle Roma ve Yunan Mitolojileri hakkında tam bir uzman. Zaten eserin üçte biri tarih kitabı gibi. Avrupa’da yapılan tüm savaşlar, hatta Mezopotamya’da yapılanlar bile bu eserde var. Kalan metnin yarısı da Kiliseye yaptığı ağır eleştirilerdir ki bunun nedeni; Dante’nin Monarşi ’den yana olmasıdır. Her ne kadar İngiliz Cromwel gibi güçler ayrılığına inanıyorum demese de devlet-din işleri ayrı olsun istemekte ve de bunu da eserinde devamlı surette ima etmektedir.

    Dante koyu bir Katolik din adamı olmasına rağmen, devamlı olarak Mitolojiye göndermeler yapmakta, Yunan ve Roma Pagan Tanrılarının adlarının anmakta ve aslında yaratıcısına (Katolik inancına göre Kutsal Üçlüye: Baba, Oğul ve Kutsal Ruha) şirk yani eş koşarak çok büyük bir günaha iştirak etmektedir. Bununla beraber, eseri boyunca Kitabı Mukaddes’e, Eski ve Yeni Ahit’e, Matta-Luka ve Yuhanna İncillerine sıkça göndermeler yapmakta. Beğenmediği papalara büyük çoban hatta papalık makamına “Arsız bir orospu” diyecek kadar ileri gitmektedir. Papa Bonifazio’nun 1300 jübile yılında tüm günahları bağışlama lütfunu da çok ağır eleştirmiştir. Buna göre; papanın aracılığıyla, sıfır ile biten yıllarda dünyada ve ahrette tüm günahlar bir yıl boyunca bağışlanmaktadır.

    Sonuç olarak Cehennem epeyce renkli bir yer, tüm vahşetine ve ürkütücü karanlığına rağmen…

    Araf

    Vergilius’un rehberliği devam etmektedir. Vergilius bir Pagan olarak yaşadığından ve Tanrıya iman etmediğinden Cennet’te değil Araf’ta yaşamaktadır. Yani yaptıklarından değil, yapmadıklarından dolayı bu tampon bölgededir. Zamanın zamanla hesaplaştığı yerdir burası. Bu kısımda, Dante, Vergilius’un ağzından Katolik Kilisesinden başka bir kurtuluş yolu olmadığının propagandasını yapmaktadır.

    Eserin, bu devasa şiirin tamamında göze çarpan teknik “Sembolizm” dir. O kadar çok gönderme var ki eserde, çeviri metnin neredeyse yarısı dipnottan oluşuyor. Bu dipnotlar Dante uzmanlarınca yazılmış metinlerdir. İlahi Komedya aslında gösterge bilim (semiotics) için başucu kitabı gibidir adeta. Örneğin: Beatrice zafer arabasından inip (bir tekeri Eski Ahit diğeri ise Yeni Ahit, araba ise Kilise) büyük bir ağaca doğru yürür (Kuran’daki Tuba ağacı gibi bir ağaç). Beatrice’in, Kiliseyi simgeleyen arabadan inip yaya olarak Kutsal Roma İmparatorluğu’nu simgeleyen ağaca yürümesi, Kilisenin adalet karşısındaki alçak gönüllü davranışını simgelemektedir.

    Araf’ın en önemli özelliklerinden birisi de dünyadaki gibi gece-gündüzün yaşanmasıdır. Ama doğa olayları burada görülmemektedir (yağmur, şimşek, deprem gibi) .

    Araf 6. Kanto (sf. 389)

    76 Ey köle İtalya, acılar ülkesi,

    Fırtınada kaptansız gemi,

    Taşranın değil, kerhanenin ecesi!

    Araf, Cennet’e çıkabilme umudu taşıyanların yeridir. Burası, mahşere kadar, günahlar için çekilen cezaların beldesidir. Araf, Cehennem kadar olmasa da en az onun kadar renkli bir dağdır. Dante’nin Araf’a girişinde alnına çizilen yedi adet “P” harfi, yukarı doğru çıktıkça tek tek silinmektedir. “P” Latince “Peccatum” yani günahı simgelemektedir. Yedi ana günah: Böbürlenmek, Kıskançlık, Cimrilik, Öfke, Oburluk, Şehvet ve Tembellik (Araf sf. 419).

    Dante’ye göre; insanın eylemlerini “Sevgi” yönetir. İyi sevgi, iyi eylemlere; kötü sevgi kötü eylemlere yol açar. Kilisenin kurucusu Petrus’a (aslında Kilisenin uydurucusu demek lazım!) göre: “Kapıyı kapayıp da yanılmaktansa, açıp da yanılmayı yeğle!” düstur edinilmelidir.

    Dante, Qvidius’un Metamorphoseis adlı eserinden, mitolojik bağlamda, epeyce alıntı yapmıştır bu uzun şiir için.

    Dante bu eseri 1300 yılında, 35 yaşında yazar. Henüz çok meşhur biri değildir ve sürgünündedir. Eserini yazma nedeni her ne kadar ölmüş sevgilisi Beatrice gibi gözükse de aslında o İtalya’nın tek bir imparatorluk etrafında birleşmesini ve kilisenin elini yönetimden çekmesini arzulamaktadır. Hıristiyanlığın Papa eliyle yozlaştığına inanmakta; Floransa halkının kurda dönüşmüş köpekler olduğunu açıklamakta; yer yer de ağır şekilde, bazen de göndermelerle din ulemasını yerden yere vurmaktadır.

    Dante, 30. Kantoda (Araf sf. 604) 1290 yılında ölen sevdiği kadın Beatrice ile ilk defa karşılaşır. Rehberlik vasfı Vergilius’tan sevdiği kadına geçmek üzeredir…

    Cennet

    Dante’nin bu bölümde iki rehberi vardır: Sevdiği kadın Beatrice ve eserin hemen sonunda karşılaştığı Ermiş Bernard (1090-1153). İlginçtir Dante, 20. Kantoda (Cennet sf. 831): “Paganlığın pis kokusuna artık dayanamadı…” dese de, eserin tamamında Pagan kültürünün Tanrılarından medet ummaktadır (bu bir çelişkidir):

    Cennet 1. Kanto (sf. 649)

    13 Ey güzel Apollon, bu çaba için bana

    Kendi yeteneğini aşıla ki, ozanlara

    Verdiğin defne yaprağına değer göresin beni de.

    Dante, Araf’ta üzerindeki tüm günahlardan kurtulduktan sonra Cennet’te, 10. gök katına kadar çıkacaktır.

    Aristotales’in felsefesini batı düşüncesine yeniden uyarlayan Albertus Magnus’un (1200-1280) öğrencisi olan Aquinolu Thomas’ın (1227-1274) Sumna Theologica isimli kitabı, Dante’nin bu “Kutsal Şiir” boyunca başucu kitabı olmuştur.

    Cennet bölümü, kanımca, önceki iki bölümden daha renksiz olmasına rağmen, Dante’nin Katolik inancına göre; Babanın yani Tanrının Oğlu diye adlandırdığı İsa Peygambere yazdığı bir methiyedir aslında. Kanımca burada en önemli ikirciklik de; Meryem’in İsa Peygamberin hem annesi hem de kızı olması durumudur (Cennet 33. Kanto sf. 942). Nedeniyse; İsa’nın ete kemiğe bürünmüş Tanrının ta kendisi olmasıdır (elbette Hıristiyanlık inancına göre)…

    Bu uzun soluklu eserdeki tüm resimleri, sonradan, Fransız ressam ve gravürcü Gustave Doré (1832-1883) ve büyük Rönesans ressamı Sandro Botticelli (1445-1520) çizmişler ve hepsi de harikuladeler…

    Son Not

    Benim için çok keyifli bir okuma oldu. Hem Dante ile tanışma şansı yakaladım hem de yoğun bir tarih ve mitoloji deneyimi yaşadım. Sizlerin de bu muazzam şiiri okumanız dileğiyle.

    Süha Demirel, İstanbul, 4 Nisan 2014

    Not: Bu incelemem, 23 Mayıs 2014 Cuma günü, Aydınlık Gazetesi Kitap Ekinde yayımlanmıştır.
    ***

    Kitabın Künyesi:

    İlahi Komedya – Cehennem, Araf, Cennet (3 Cilt Takım)
    (Cehennem – Araf – Cennet)
    Orijinal isim: La Divina Commedia
    Dante Alighieri
    Oğlak Yayıncılık / Şiir Dizisi
    Çeviren: Rekin Teksoy
    Yayın Yılı: 2010
    976 sayfa
    ISBN:9753296816
    Dili: Türkçe
  • Önsözden bir alıntının iyi bir inceleme olabileceğini düşünerek kitabı bitirmeden eklemek istedim.


    Böyle bir kitabı okuma hayali, küçüklükten beri aklımda vardı. Henüz yazılmadığını görünce ileride yazılacağını düşünürdüm, "İleride” de yazılmadığını görünce biriktirdiğim malzeme ile bir "Türk askerî kültürü” kitabı yazma fikri doğdu. Fakat daha sonra işin büyüklüğünü görünce zaman zaman kendimi geri çektiğim oldu. Kendimi yeterli görmediğim, Türk askerî tarihi ve kültürüne hâkim olmadığım için böyle bir kitaba başlamamam gerektiğini düşündüm. Kitaba başlama sebebim ise artık kendimi yeterli görmem, alana hâkim olmam değil, hiçbir zaman hâkim olamayacağımı kabul etmemdir. Yazma aşamasına geçmeden hemen önce tekrar hata yaptığımı fark ettim ve bu kitabı tek başıma yazmamın doğru olmayacağına, alanın uzmanlarıyla birlikte bir çalışma yapmam gerektiğine kâni oldum. Kendim de biriktirebildiklerimi ve önerilerimi genel bir giriş yazısı ile kitabın başına eklemeye karar verdim. Ardından bu kitap çalışması fikrini kitabın diğer yazarlarına açtım. Bundan çök sene evvel bu fikri ilk açtığım kişi Prof. Dr. İlber Ortaylı Hoca oldu. Önemli bir eksiklik olduğunu söyleyerek teşvik etti ve beni kırmayarak bir de "kitap bölümü” lütfetti. Ardından Prof. Dr. Feridun Emecen ve diğer hocalarımızla görüştüm. Her biri memnuniyet ve desteklerini belirtince, birbirinden kıymetli 30 adet kitap bölümü lütfetmiş oldular. Zamansızlıktan, vefattan veya başka sebeplerden dolayı yazamayan kıymetli isimler de oldu. Bunlardan birisi de, bu satırların yazarı üzerinde en büyük emeği olan kişilerden biri olan Merhum Hocam Prof. 'Dr. Semavi Eyice'dir. Kendisi sağlığı el vermediği ve ömrünün son zamanlarında yaşadığı bazı başka sorunlarından dolayı Diş Cebehane üzerine yazmayı düşündüğü makaleyi yazamadan Fatih Camii'nin haziresine sırlandı. Kendisini saygı ve rahmetle anıyorum.
    A. Sefa Özkaya

    Makaleler;
    1 KÜLTÜR TASNİFİ VE TÜRK ASKERÎ KÜLTÜRÜNE GİRİŞ
    ; A. Sefil Özkaya
    2 TÜRK ASKERÎ TARİHİNİN BAŞLANGICI: HUN ORDUSU
    ; Ahmet Taşağll
    3 KÖK TÜRKLER VE UYGURLAR ÇAĞINDA TÜRK ORDU TEŞKİLATINA UMUMÎ BİR BAKIŞ
    Saadettin Y. Gömeç
    4 TÜRK HAKANLIĞI (KARAHANLILAR) ORDUSU
    Ömer Soner Hunkan
    5 GAZNELİLERDE DEVLET VE ORDU
    M. Hanefi Palabıyık
    6 MEMLÛK DEVLETİ'NDE ORDU TEŞKİLATI
    Cüneyt Kanat
    7 BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ'NDE ORDU
    Salim Koca
    8 GELENEK VE DEĞİŞİM ARASINDA TÜRKİYE SELÇUKLU ORDUSU
    Erkan Göksu
    9 OSMANLI ÖNCESİ TÜRK DENİZCİLİK FAALİYETLERİ
    Burak Gani Erol
    10 OSMANLI ORDUSUNA GENEL BIR BAKIŞ
    İlber Ortaylı
    11 KLASİK DÖNEM OSMANLI ASKERÎ TARİHİ ÜZERİNE YENİ BAKIŞLAR
    Feridun Emecen
    12 OSMANLI DEVLETİ'NİN ASKERÎ TEŞKİLATI
    Abdülkadir Özcan
    13 AKDENİZ DÜNYASINDA KLASİK DÖNEM OSMANLI DONANMASI
    İdris Bostan
    14 YAKINÇAĞDA OSMANLI BAHRİYESİ
    Ali Fuat Örenç
    15 ONALTINCI YÜZYILDA OSMANLI İSTİHBARATININ
    KURUMSAL YAPISI
    Emrah Safa Gürkan

    16 TÜRK ASKERÎ GELENEKLERİ Salim Koca
    17 ŞEHİR KUŞATMAIARINDA COĞRAFYANIN ROLÜ

    Metin Timcel
    18 OSMANLI'NIN BÜYÜK KALESİ VIDIN'DE ASKERÎ LOJİSTİK
    UNSURU OLARAK "OT” Mahir Aydın
    19 OSMANLI ORDUSUNUN SAVAŞ HAZIRLIKLARI VE SEFER ORGANİZASYONU
    M. Yaşar Ertaş
    20 YENİÇERİ OCAĞI'NIN KISA BİR TARİHÇESİ
    Mert Sunar
    21 TÜRK ASKERİ DÜŞÜNCE GELENEĞİ Cevat Şayin
    22 TÜRK KÜLTÜRÜNDE ATIN ÖZELLİKLERİ VE EĞİTİMİ
    Mesut Şen
    23 TÜRK ASKERÎ MİMARLIĞI
    Sevgi Parlak

    24 TUĞDAN MEHTERE: TÜRKLERDE GELENEKSEL ASKERÎ MÜZİK Erhan Tekin
    25 OSMANLI DEVLETİ'NDE ASKER HEKİMLİĞİ Nil Sarı
    26 TÜRKİYE'DE DENEYSEL VE DİJİTAL TARİHÇİLİĞİN GELİŞİMİ içiN BİR STRATEJİ ÇERÇEVESİ
    Kahraman Şakul, Yunus Uğur, Abdülhamid Kırmızı
    27 ORDULAŞAN MİLLET: TÜRKLER-BİRİNCİ DÜNYA HARBİ'NDEN TÜRK İSTİKLÂL MÜCADELESİNE UZANAN SÜREÇTE ORDU-MİLLET DAYANIŞMASI
    Zekeriya Türkmen
    28 TÜRK ORDUSUNUN "ÖRGÜT KÜLTÜRÜ-GRUP YAPISI VE UYMA DAVRANIŞI" KAVRAMLARI ÜZERİNDEN İNCELENMESİ
    Yasin Şehitoğlu
    29 SAVAŞIN EVRİMİ VE GELECEKTE TÜRK ORDUSU
    Metin Gürcan
    30 BALİSTİK FÜZELER, BALİSTİK FÜZE TEHDİDİ VE BALİSTİK FÜZE SAVUNMA SİSTEMLERİ
    Hakan Kılıç
    OSMANLICA YAYIMLANAN ASKERÎ SÜRELİ YAYINLAR BİBLİYOGRAFYASI
    (1828-1928) Selahattin Öztürk
  • 232 syf.
    ·1 günde·Beğendi·8/10
    Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kitabı gerçekten ilginç buldum. Çokta sevdim. Zaten sevdiğim için kitabı birkaç saat içinde bitirdim. İncelememe başlamadan önce okuyacaklar için bir uyarıda bulunmak istiyorum. İncelemeyi okurken dininizi, dilinizi, ırkınızı bir tarafa bırakıp okuyun. Sadece ilginç bir parça, bir hikâye okuduğunuzu varsayın. Üzerine düşünüp, düşünmemeniz size kalmış.

    Yazarın kitapta anlatmak istediği tam olarak şudur: Eski uygarlıkların, toplumların yaptığı bir takım tapınakların, inandıkları dinlerin, efsane olarak günümüze gelen destanların bir hayal gücü eserinden çok dayandırdığı benzer faktörler var. Nedir bunlar? Uzaylılar. Garip değil mi? Yazarın düşüncesine göre örneğin Mısır Piramitlerinin mükemmele yakın olan dizaynının, tonlarca ağırlıkta olan taş blokların yerleştirilmesinin, ölümden sonra yaşam fikrine inanıp eşyalarıyla ve hizmetkarlarıyla gömülen firavunların çıkış noktası, inanç fikri tamamen uzaydan gelmiş olan canlıların onlara öğretmiş olmasıdır. Peki yazar bu düşüncesini destekleyecek kanıtlar sunmuş mudur? Kitapta araştırılması gereken 82 tane kanıt tespit ettim. Kanıtların bir kısmını anlatmaya çalışacağım. Gerisini size araştırmanız için bırakacağım.
    1) Piri Reis ve onun çizdiği harita:
    Piri Reis’in bu haritası 1929 yılında Topkapı Sarayı’nda tesadüfen bulundu. Harita tam değildi. 1 parçası bulunmuştu. Piri Reis’in 1513 yılında çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu’nu gösteren haritanın o dönemde çizilmiş olması yazara imkânsız gelmektedir. Bunun sebeplerinden bir tanesi Güney Kutbu’nun 1912 yılında Robert Falcon Scott tarafından ya da Scott’un başka bir rakibi olan Norveçli kâşif Roald Amundsen tarafından 14 Aralık 1911 yılında keşfedilmiş olmasından önce çizilebilir? Piri Reis’in haritası kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordur. Ancak kıta üzerindeki buzullar haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimiştir. Bilim adamlarının bu konu için 2 tane açıklaması var. Piri Reis ya bu haritayı gemi ile gezerek çizmiş ya da o dönem var olan haritalardan yararlanmıştır. Gezerek çizmiş mantıklı görünse o dönemde gemi ile tüm dünyayı gezmek var olan gemi teknolojisi ile imkansızdır. Piri Reis’in öteki haritalardan yararlanmış olması da zordur. Çünkü o haritaların çoğu yanlış çizilmiştir. Piri Reis’in o dönem çizdiği harita günümüz teknolojisi ile uydudan bakılıp gözlenmiş ve bire bir aynısı olduğu görülmüştür. Hatasız olarak bu haritanın çizilmiş olması ancak uzay çalışmalarıyla sağlanabilir. Hala Piri Reis’in bu haritayı nasıl çizdiği çözülememiştir.
    Yararlandığım kaynakları:
    https://www.sabah.com.tr/...eisin-harita-sirri/6
    https://www.dunyabulteni.net/...en-adam-h238850.html
    http://www.acikbilim.com/...rktika-macerasi.html
    https://www.youtube.com/watch?v=tUry2aMFUWw
    Piri Reis haritası:
    https://evrimagaci.org/...eis-ve-haritasi-1928
    2)Peru’nun Nazca şehrinde bulunan garip çizgiler
    Nazca’nın Ica Çölü‘nde 800 düz çizgi, 300 geometrik şekil, 70 hayvan ve bitki motifi var. Bazı düz çizgilerin uzunluğu neredeyse 50 km’ye yaklaşıyor. Hayvan ve bitki motiflerinin büyüklüğüyse 15 ve 365 metre arasında değişiyor. Peki bu çizgiler, motifler ne işe yarıyor? Yazara göre bu çizgiler hava alanı pistidir. O dönemde yaşayan insanların uzaydan gelen canlı varlıkların uzay araçlarının dünyaya inmesini sağlaması için yapılmıştır. Yazar haklı mıdır? Bilemeyiz. Bazı Amerikalı bilim adamları yöre halkının çölde su ve tarım için yaptığı ayinlerle ilgili olduğunu düşünüyor.

    Nazca’da bulunan bazı çizgilerin ve şekillerin resimleri:
    https://i.hizliresim.com/M15Qva.jpg
    https://i.hizliresim.com/QPE57V.jpg
    https://i.hizliresim.com/Xb7GX6.jpg
    https://i.hizliresim.com/bvA1GV.jpg
    Yararlandığım kaynaklar:
    http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/...emli-nazca-cizgileri
    https://www.bizevdeyokuz.com/nazca-cizgileri-peru
    3) H.S Bellamy ve P.Allan ‘The Great Idol of Tiahuanaco’ (Thiahuanaco’nun Büyük Putu)
    Yazarın bu büyük put hakkındaki kitaptaki bazı ifadeleri aynen şöyledir:
    “Bir baska akıl almaz kalıntı da, Eski Tapınakta bulunan yedi buçuk metre boyundaki Büyük Put’tur. Tek parça kırmızı kum taşından yapılan put, yaklaşık olarak yirmi ton ağırlığındadır. Ancak asıl büyük şaşkınlık, putun üzerindeki yüzü aşkın sembolün kazılmasındaki ustalık ve düzgünlükle, saklandığı tapınağın ilkelliği arasındaki çelişkiden doğmaktadır. Aslında tapınağa ‘eski’ denmesinin nedeni, yapımında kullanılan ilkel tekniktir. H.S. Bellamy ve P. Allan, ‘The Great Idol of Tiahuanaco’ (Thiahuanaco’nun Büyük Putu) adlı kitaplarında putun üzerindeki sembollerin anlamlarını deliller göstererek açıklamışlardır. Varılan sonuçlar, temeli küre biçimli bir dünya olan çok büyük bir astronomi bilgisinin puta aktarıldığını göstermektedir. Sembollerin belirttiği olaylar, Hoerbiger’in 1927′de, yani putun bulunmasından beş yıl önce, yayınlandığı ‘Gezegenler Teorisi’nde sözü edilen olayların aynısıdır. Gezegenler Teorisi’nde, bir gezegenin dünyamızın çekim alanına girdiği ve aradaki uzaklık azaldıkça, dünyanın dönüş hızının da azaldığı ileri sürülür. Teoriye göre, gezegen sonunda parçalanmış ve ay oluşmuştur. Putun üzerindeki semboller, bir gezegenin 288 günlük bir yılda dünya çevresinde 425 tur yaptığını belirtir. Bu olağanüstü olay, Hoerbiger’in görüşünü doğrular görünmektedir. Beilamy ve Allan putta, uzayın 27.000 yıl önceki durumunun anlatıldığını belirtmekte ve «Puttaki yazılar ileriki kuşaklara olanları anlatacak bir kayıt izlenimini veriyor.» demektedirler. Yüksek değeri olan bu antik esere ‘eski bir tanrı heykeli’ deyip geçemeyiz…… “
    Thiahuanaco’nun Büyük Putu resmi:
    https://i.hizliresim.com/lQ2Xpr.jpg
    Yararlandığım kaynaklar:
    http://aasmaestefan.blogspot.com/...nler-teorisi-ve.html
    http://ilmarsivi.blogspot.com/...indeki-kalntlar.html
    https://www.aysetolga.com/...in-kapisi-tiahuanaco
    4) Thiahuanaco’nun Güneş Kapısı:
    Yazarın ifadeleri: “Güney Amerika’nın arkeolojik harikalarından biri de yine Tiahuanaco’daki Güneş Kapısıdır. Tek parça taştan yaratılan bu dev eser, yaklaşık olarak üç metre yükseklikte ve beş metre genişliktedir. Ağırlığı 10 ton kadar tahmin edilmektedir. Kapının üzerinde üç sıra olarak dizilmiş 48 kare biçimi şekil vardır. Şekillerde, uçan tanrıyı temsil eden bir varlık gösterilmektedir.”
    Güneş Kapısının resmi:
    https://i.hizliresim.com/bvA1am.jpg
    Yararlandığım bazı kaynaklar:
    https://www.aysetolga.com/...in-kapisi-tiahuanaco
    http://kosmosmacerasi.com/...6/tanrilarin-kapisi/



    5) Thiahuanaco’ya bir gemiden gelen Dünyanın büyük anası olmak isteyen Oryana adlı kadın:
    Yazarın ifadeleri: “Esrarengiz Tiahuanaco şehrinden söz eden efsaneler, buraya yıldızlardan altın bir geminin geldiğini söylerler. Gemiden, dünyanın Büyük Anası olmak isteyen Oryana adlı bir kadın inmiştir. Oryana’nın yalnız dört perdeli parmağı vardır. Büyük Ana Oryana, 70 çocuk doğurduktan sonra yıldızlara dönmüştür. Gerçekten de Tiahuanaco dolaylarında dört parmaklı varlıkları gösteren çok çok eski resimler bulunmuştur. Kesin yanı bilinmeyen bu resimlerin ne olduğunu ya da efsanenin nereden doğduğunu bildirecek hiçbir kayıt yoktur.”
    Bu kadının yer aldığı İngilizce veya Türkçe kaynak bulamadım. Ancak İspanyolca olan birkaç kaynak bulabildim. O ifadeleri Türkçeye çevirip anlatmaya çalışacağım.
    O ifadeler:
    “İnsandan başka, yaratılan her şeyin en büyük düşmanı zamandır. Daha da kötüsü düşman, eğer uygunsa, bu şeylerin yaratıcıları, gerçeklerini ve bulgularını bir araç veya destek yoluyla kaydetmeyi başaramadıklarında, diğer zamanların bilge adamlarının, elbette insanlığa bir miras olarak bırakmak isteyecekleriydi. Bu kötülük tarih boyunca pek çok eski uygarlığın bilgisini tartıştı, örneğin İndus'un gizemli kültürüyle, Nazca'yla veya Tassili'yle olduğu gibi. Tiahuanaco da bu talihsiz listede sadece bir örnek. Oryana garip fiziksel bir görünüşü olan "yıldızlardan geliyor" diye düşünülen bir kadındı. Çünkü uzun bir kafaya, büyük sivri kulaklara, ellerinin sonunda dört parmağına sahipti. Oryana başka bir efsanedir ve hikayesi, herhangi bir dini inancın sahip olması gereken tüm malzemeleri yerine getirir: Kötülüğünün bir sonucu olarak korkunç bir "ilahi ceza" tarafından bozulan ve yok edilen sona eren yaratıcı bir tohum. Buna benzer örnekler, şu anki İncil geleneklerinden Sümer Ziusudra'ya ve Kolomb öncesi kültürler söz konusu olduğunda, Quiche Maya Popol Vuh'unda binlerce insanı buluruz.”
    Bulabildiğim Oryana’ya ait olduğu söylenen siyah beyaz örnek bir resim:
    https://i.hizliresim.com/OrnbG5.jpg
    Yararlandığım kaynak:
    http://arquehistoria.com/...a-detiahuanaco-15993

    İncelemeyi de çok uzatmak istemiyorum. Yazara katılıyor muyum? Uygarlıkların yaptığı tapınakların, bıraktığı eserlerin anlamlarını, neden yapıldıklarını anlamadığımızda genelde onların dinlere uygun olarak inşa ettiklerini düşünüyoruz. Kitapta bir çok yerde uçan gemilerin yer aldığı eski destanlardan, Tevrat ayetlerinden bahsedilmektedir. O ayetlerin geçtiği numaraları da sizinle paylaşacağım. Ben yazarın düşüncelerini cidden ilginç buldum. Sizinle paylaşacağım 82 kanıtın bulunduğu listeyi tek tek araştıracağım. Yazarın diğer kitaplarını da okumaya çalışacağım. Ben zaten uzaylıların olduğuna inanan biriyim. Koca evrenin sadece bizim için yaratılmış olamaz diye düşünüyorum. Sizinle Cansu Canan Özgen’in Öteki Gündem programında yaptığı Uzaylıların kaçırdığı insanların yer aldığı bir video paylaşacağım. Okumayanlar için kesinlikle bu kitabı okumasını tavsiye ediyorum. Yanlış, eksik bildiğim bir şey varsa lütfen benimle paylaşın.

    Bahsettiğim video:
    https://www.youtube.com/watch?v=AXkWkM1PJMc

    82 maddelik listem:

    1. Piri Reis ve Dünya haritası +
    2.Peru- Nazca kültürü ve çizgileri
    3.H.S Bellamy ve P.Allan ‘The Great Idol of Tiahuanaco’ (Thiahuanaco’nun Büyük Putu)
    4.Thiahuanaco’nun Güneş Kapısı
    5.Thiahuanaco’ya bir gemiden gelen Dünyanın büyük anası olmak isteyen Oryana adlı kadın
    6.Cuzco şehrindeki görekemli savunma surları
    7.İnka kale ilerisindeki Sacsayhuaman
    8.Sodom ve Gobi çölü tarihi
    9.Gılgamış Destanı
    10.Sümerler ve kralların tahtta kalma süreleri ( 10 sümer kralı 456 bin yıl)
    11.Akad tabletleri
    12.Helwan’da dokunmuş kumaş
    13.Galvanik ilkelere göre çalışan kuru elektrik pilleri Bağdat Müzesinde
    14.Kohistan’ın dağlık asya bölümündeki bir mağarada takım yıldızların 10 bin yıl önceki resimleri
    15.Sodom ve Gomora’da patlamış olan atom bombası
    16.Kohistan, Fransa, Kuzey Amerika, Sahra, Güney Rodezya, Peru, Şili’de bulunan mğara resimleri (Gökten gelen tanrılar)
    17.Henri Lhote’un isim babalığıyla Büyük Merih tanrısı adını alan ve dalgıç elbisesine benzeyen elbiseler giyen bir yaratığın resmi bulunmuştu.
    18.Tassilli mağarasındaki ve Kaliforniya’nın Tulara Bölgesi Büyük Merih tanrısı benzer resimler (Madde 17 Kal)
    19.İran’da Siyalk bölgesinde bulunan bir çömleğin üstünde kocaman dik boynuzları olan bilinmeyen türden bir hayvan resmi vardır
    20.Güney Afrika’daki Brandbergli beyaz kadın resmi
    21.İsveç ve Norveç mağara resimlerinde görülen tanrıların hepsinin tek tip, tufak kafaları vardır.
    22.Kafası boynuzlu, güzel elbiseli insan resimleri Val Camonica’da da (Brescia İtalya) mağara duvarlarını süslemektedir.
    23.Tevrat (Yaratılış bölümü İ), 26 (Yaradılış bölümü İ,1-2), (Yaradılış bölümü vi,4), (Yaratılış bölümü xix,1-28),
    24.Tiahuanaco efsanelerinde, eskimo destanlarındaki devler
    25.Tevrat (Hezekeiel I-iv)
    26.(Exodus (Çıkış) xxv.10), (Exodus,xxv,40)
    27. (2.Samuel vi,2) Davukd, sandığı Uzza ile birlikte bir öküz arabasına bindirir. Ancak yolda tökezlenir ve sandık düşecek gibi olur ve Uzza atılarak sandığı tutar ve yıldırım çarpmış gibi birdenbire ölür. Sandık kuşkusuz elektrik yüklüydü. (Tanrı Musa’ya kendisiyle, sandığın üzerindeki kefaret örtüsü aracılığıyla konuşabileceğini söyler mevzusu )
    28. (Exodus xxxiii,20-23)
    29. Davud’un altı parmaklı ve altı tırnaklı bir delve savaştığı, (2 Samuel xxi, 18-22)’de uzun uzun anlatılır.
    30. Lut Gölü yakınında bulunan Kumran yazıları, Tevrattaki yaradılış bölümüne benzer
    31. Musa Apokalips’inde (33.bölüm) Havva’nın göğe baktığı ve dört parlak kartalın çektiği şıktan bir savaş arabası gördüğü anlatılır.
    32. Lamek Yazıtları
    33. Ezeon Geber’deki sikkeler
    34. Eskimo Mitoloji (pirinç kanatlı kabileler )
    35. Kızılderili efsaneleri ( ateş ve meyve getiren ateş kuşu)
    36. Maya Efsanesi Popul Vuh:tanrıların her şeyi, evreni, pusuladki dört yönü ve dünyanın küre biçiminde olduğunuu bildiklerini anlatıyor.
    37. Pleaiadas takım yılızından gelen tanrılar
    38. Mahabharata’nın yazarı, bir ülkeyi on iki yıllık kuraklıkla cezalandıracak silahın bilgisini nasıl biliyordu
    39. Ramayana’da Vimanalar’ın yani uçan makinelerin, cıva ve püsküren rüzga yardımıyla çok yükseklere uçtuğu yazar. Bhima, Vimanasıyla güneş kadar parlak bir ışının üzerinde uçuyor ve fırtınaların gök gürültüsü sesi çıkıyor
    40. Samsaptakabadha
    41. Tibet kitapları Tantyua ve Kantyua da, gökteki inciler adı verilen, tarih öncesi uçan makinelerden söz eder. Samarangana, Sutradhara’da, kuyruklarından ateş ve cıva püskürten hava gemilerine ayrılmış bir çok sayfa vardır
    42. Eski Sanskrit kitaplarını basit birer mit olarak reddetmek de imkansızdır
    43. Tutmosis yazı parçası
    44. (Hezekiel xii,2.)
    45. Ninurta, yani Sirus, evrenin yargıcıydı ve ölümle cezalandırırdı. Sümer tabletlerine bak.
    46. Meksika’daki Maya Tapınağındaki ele geçen mezar kapağı
    47. Perudaki 20 bin tonluk tek parça olan ters kayaya bak
    48. Meksika’da Chicken Itza’da El Kastillo
    49. Bolivya’da Santa Kruz yakınlarındaki beton yollar
    50. Rodezya’daki ortaya çıkan duvar resimleri
    51. Kuzey italya’daki uzaylı fikgürler
    52. Rusların yaptığı araştırmada orataya çıkan astronot duvar resimleri
    53. Mısır Tanrısı Ra ve gemisi
    54. Memfis’te Tanrı Ptah bak.
    55. Edfu’daki kapı ve tapınakların üzerinde kanatlı güneş ve sonsuzluk işareti taşıyan şahin resimleri hala vardır.
    56. Mısır’daki çok kanatlı tanrı resimleri
    57. Im-Hotep Sonsuzluk evi
    58. Şam’ın biraz kuzeyinde Baalbek Terası uzanır
    59. Charles Piazzzi smith 1884’te yayınladığı 600 sayfalık our inheritance in the great pyramid ( büyük piramit’teki mirasımız ) adlı kitabında, piramitle dünyamız arasında tüyler ürperten bağlantıları açıklamış
    60. Heredot’a 11.340 yıllık geçmişleri olduğunu söyleyen mısırlı rahipler. 341 heykelin 341 kuşağı temsil ettiğini söyleyen rahipler
    61. Jericho’daki 8 bin yıllık büstler
    62. Lussac’taki ( Poitou, Fransa) tarih öncesi taşlar da özellikle dikkat çeken kalıntılar arasındadır. Üstlerinde, şapkaları, ceketleri ve kısa pantolonlarıyla gösterilmiş modern insan resimleri çizilidir.
    63. Lascaux Mağaralarındaki taş çağı resimleri
    64. Şili kıyılarının 3050 kilometre açığındaki küçük kara parçasıın her yanına yüzlerce dev heykel saçılmış. Çelik kadar dayanıklı volkanik kayalar, terayağı keser gibi kesilmiş; 10 bin tonluk kaylar dağlardan koparılmış. Yükseklikleri 10 ila 20 metre arasında değişen 50 tonluk heykeller, hareket ettirilmeyi bekleyen robotlar gibi durmaktadır.
    65. Mitolojnini yaratıcı tanrısı, eski ve ilkel bir ilah olan Viracocha’dır.
    66. Kukulkan ( Tüylü Yılan ) maya dini
    67. 1935 yılında Palanque’de büyük bir ihtimalle Tanrı Kukumatz’I ( yucatan’da kukulkan ) gsöteren bir taş kabartma bulundu
    68. Tikal’deki 193.150 metre küp kapasiteli 13 su deposu
    69. Mayaların Chichken’deki gözlem evi
    70. Chicken Itza kutsal kuyusu
    71. Tanrı quetzlcoatl
    72. Antrikitera makinesi
    73. Marcahuasi çöl platosundaki kayalarda, 10 bin yıl önce güney amerika’da kesinlikle yaşamamaış olan aslan ve deve gibi hayvanların kaba çizgileri verilmiş resimleri bulunmuştu.
    74. Lübnan’daki Hacer el kıble
    75. Ur’daki bulunan altın plakalar
    76. Rusya’da arkeologlar, 2 yandan kalın kolonlarla desteklenen dik açılı bir çerçeve üzerine yan yana dizilmiş on toplan oluşan bir hava gemisi kabartmasına rastladılar.
    77. Birtish Museum’daki Babil tableti üzernde ay tutulmaları yazar
    78. Kumming’de göğe doğru tırmanan silindir biçimi, roket benzeri makinelerin oyma resimleri bulundu.
    79. Laputa astronomları
    80. Kentuckyli basit bir çiftçinin oğlu olan Edgar Cayce, beyinler arası iletişim
    81. Exobiyoloji nedir
    82. Huntsville roket yapılma alanı
  • 100 syf.
    Yüz sayfalık bir kitabı okumak tam üç ayımı almışken üzerine bir şeyler karalamak ve elimden geldiğince anlatmaya çalışmak istiyorum, naçizane. Zira oldukça önemli bir eser benim için. Uzatmadan başlayayım..

    **Spoiler içerir!**

    Romanı anlatmaya başlığından başlamalı elbette. Pedro Paramo belli ki bir adamın adı. Peki niye o ad, diye düşünüp araştırmaya koyuluyorum. Pedro, Katolik dünyada çok yaygın bir isim, İsa’nın en önemli havarilerinden biri. Ancak Pedro taş ya da kaya gibi katı anlamına da geliyor. Bu iki anlamı unutmayalım şimdilik. Ya Paramo? Kurak toprak, çorak arazi, ot bitmeyen toprak gibi anlamları var. Dahası, bir ülkede kültürel bakımdan hiçbir verimin görülmediği dönemlere de paramo deniyormuş. Adamın adı, yani kitabın başlığının, kitabın içeriğine ilişkin belirgin anlamlar yüklediğini görüyoruz okurken.

    Yanlış saymadıysam roman 69 bölümden oluşuyor. Bölümler boşluklarla birbirlerinden ayrılmış, rakam yok. Her bölüm kendi içinde bir bütün ve çoğu da bir sahne. Başka bir deyişle bu roman tiyatro oyunu olarak düşünüldüğünde en aşağı 69 ayrı sahne kurmak gerekir, derim naçizane.

    İlkin, ‘Neden 69 bölüm?’ sorusu takıldı aklıma. Anlatının akışının bölüm sayısını belirlediği teknik açıdan verilebilecek en kolay yanıt. Ancak öyle bir kitap ki, hiçbir bulgu raslantısal değil, ve her satırda bir anlam yüklü kitapta. Bir araştırmacı, orijinal dilindeki romanda Pedro Paramo isminin 69 kez geçtiğini saptamış. Bu da yazarın gizli bir oyun oynadığını düşündürüyor yeniden. Rakamın katolik açılımlarını araştırdığımda 69. Mezmur ile karşılaştım. Özetlemek gerekirse bu bölümde, Hz. Davut düşmanlarıyla çevrili ve güç durumdadır. Tanrı’ya kendisini bataklıktan kurtarması için yakarır. Kendi günahlarını da bilir. Hem bağışlanmak hem de düşmanlarının yenilgiye uğraması için dua eder. Halkının geleceğinin parlak olmasını diler.

    Romanı okuyanların bu bağlantıyı hemencecik kurduğunu düşünüyorum. Pedro Paramo, Hz. Davut’un tam tersidir. Kötüdür, halka zulüm eden de bizzat kendisidir. Tanrı’nın onu bağışlamayacağı kesindir(!). Soyunun geleceği olamaz. Onun için bir taşın parçalanması gibi ölümü kesindir, serttir. Pedro Paramo, Hz. Davut gibi değil, Eski Ahit’te anılan Reis Abilemech gibidir. Erk için yetmiş kardeşinden altmış dokuzunu öldürür. Bir kardeşi canını kurtarabilmiştir. Birazdan açıklayacağım, romandaki üst anlatıcının o olmadığı ne malum(?).. Bir diğer yandan, bu cümlelerle birlikte akıllara, Pedro Paramo’nun babasının öcünü aldığı sahne gelmesin mi?

    Romanın içeriğine giriş yapacak olursam, ilk söylenmesi gereken anlatının türü ve teması olmalı. Çizgisel bir anlatı değil Pedro Paramo. Başka bir deyişle olaylar zamandizinsel bir düzen içinde anlatılmıyor. Bir şimdiki zaman görülüyor elbette ama sonra geçmişin değişik tabakalarına dönüşler yapılıyor. Soruların hepsine yanıt aramak pek doğru gelmiyor. Çünkü fantastik bir anlatı. Büyülü gerçekliğin başlangıcı sayılması da bu yüzden. Masalsı bir dünya. Okurken, gerçek, düşlem, gerçekdışı birbirine karışıyor bölümler arasında. Bununla birlikte gerçekdışı temaların bile oldukça gerçekçi aktarıldığını ifade etmekte bir beis duymuyorum.

    Roman geçmişte son buluyor. Sonuçlanıyor, diyemem. Şimdiki zamanın ucu açık kalıyor(?). Ya da ben yakalayacak yetkinlikte bir okur değilim. Bilmiyorum. Gerçekten zor kitap. Romandaki zaman dillimlerini açıklamadan geçmek istemiyorum. Şimdiki zamanla birlikte geçmişin farklı tabakalarına dönüşlerin olduğunu söylemiştim. Biraz daha açayım, müsaadenizle.

    Şimdiki zamanlı bölüm sayısı 25 kadar; 1, 2, 3, 4, 5, 9, 11, 17, 24, 25, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 38, 41, 42, 52, 55 ve 63.

    36. bölüme kadar anlatıcı ‘ben’, yani romanın başkişilerinden Juan Preciado, başından geçenleri di’li geçmiş zaman olarak anlatıyor. Kime anlattığı belli değil. Daha sonraki bölümler Juan’ın özellikle Dorotea ile konuşmaları halinde. Juan, Comola’ya geldikten iki gece sonra ölür ve ‘ben’ anlatısı biter. Anlatının ilk zamanı Juan ile Dorotea’nın birlikte gömüldükleri mezardaki konuşmalarıyla sürer. Komşu mezarda ise Susana yatmaktadır. Juan Comola’ya vardığı andan başlayarak, köyde geçmişte olanları öğrenmeye koyulur. Juan, Susana’nın kendi kendine konuşmalarından Susana ölünceye dek neler olmuş, onları da öğrenir. Gömüt paydaşı Dorotea kendisinin de ait olduğu geçmişi zaten bilmektedir. Susana’nın ölümünü görmüştür. Ancak daha sonra ne kadar yaşamış, neler görmüş, öğrenemeyiz (ya da ben kaçırdım)..Juan’ın da Dorotea’dan sonrasına ilişkin neler dinlediğini roman bize söylemez. Neden, diye soracak olursanız, ‘’Susana’dan sonra şimdiki zaman olabilir mi?’’ sorusu gelir akla, yanıt olarak. Susana ile birlikte gerçek hayat sönmüştür. Geriye kalan Juan’ı da kapan ölümdür.

    Genel olarak bakıldığında, romanda iki anlatıcı var(?). Birincisi Juan, ikincisi de Juan’ın anlatmadığı bölümleri aktaran üçüncü tekil ya da anonim bir anlatıcı. Bölümlerin çoğu anlatılmaktan çok okurun konuşmalara tanıklık edilmesi yönünde. Anonim anlatıcının bunları not ederek bize aktardığını da düşünebiliriz. Bu anlatıcı henüz ikinci bölümde de şöyle bir görünmüştü. Buna dayanarak da, ikinci, yani anonim anlatıcının üst anlatıcı olduğunu, Juan’ın başından geçenleri de onun dinleyip bize aktardığını da düşünebiliriz. Aynı anlatıcı Pedro Paramo’nın Susana’nın iç dünyasına hiçbir zaman ulaşamayacağını söyleyerek de her şeyi bilenin o olduğunu belli eder. Böylelikle ikinci anlatıcıyı, asıl, üst anlatıcı olarak görüyorum.

    Geçmişe dönüşler ise zaman dilimleri biraz daha karışık. Kısaca sıralamak gerekirse; ilk geçmiş zaman dilimi olarak, Pedro Paramo’nun ilk gençliğinden Dolores ile evlenmesi ve reisleşmesine değin uzanan dönemi kapsayan, 6, 7, 8, 10, 12, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 36 ve (‘ben’ anlatısı olmaması nedeni ile buraya ait sayarsak) 27. bölümlerden oluşur.

    İkinci dilim; Pedro’nun sevgili oğlu Miguel’ın ölüm dönemidir. 13, 14, 15, 16, 37, 39 ve 40. bölümler.

    Üçüncü dilim; Susana’nın Pedro’ya gelmesinden sonraki dönemi kapsar. 43, 44, 45, 46, 47, 48, 50, 51, 53, 54, 57 ve 58. bölümler. Burada 49. bölüm Susana’nın geçmişinden bir sahneye götürdüğü için buraya ekliyorum.

    Dördüncü dilim; Susana’nın ve Pedro’nun ölümleri arasındaki dönem olarak 66, 67, 68 ve 69. Bölümler.Yani benim çıkarımlarım bu yönde.

    Böylece anlatıda beş farklı zaman dilimi saptamış oldum ve anlatı bu zamanlar arasında geçilen zikzaklarla ayrıntıları buluşturuyor. Sorular ortaya atıp yanıtını bulduruyor. Romanın içinde her ayrıntının bir karşılığı var. (Örnek vermek gerekirse; henüz ikinci bölümde, katırcı, Juan’a Pedro Paramo’nun öldüğünü söylemeden hemen önce ‘’Cehenneme kadar yolun var.’’ Gibi bir cümle kullanıyor ve daha sonra bu söylediğini herhangi bir şekilde açıklamıyor. Yorumu okura bırakılmış. Tahminince, o sıra yanlarından geçen koridor kuşu için etmiş bu lafı. Anlatıcımız dünyanın yerde en hızlı koşan kuşunu görememiştir burada. Romanda, bana kalırsa hiçbir ayrıntı vazgeçilebilir ya da rastgele olmayacak. Koridor kuşunu bir çizgi filimden biliriz. Hani tilki, çakal gibi bir hayvan sürekli küçük bir devekuşuna benzeyen kanatlıyı yakalamaya çalışır ya! Kovalayanı çakal kaçanı da bip bip diye hatırlarız. O film işte. Biz kahkahadan kırılırdık belki izlerken ama bu hayvanların Meksika mitologyasında anlamları olduğunu bulguladım. Kovalayan hayvan Meksika’ya özgüdür, kurt köpek familyasından koyote’dir. Kaçan kuş ise correcaminos, Türkçesiyle koridor kuşudur, koşan kuş. Koyote bir yakalasa kuşu, oracıkta alıverecek canını. Romanda ise, ölümün, yazgının insanı kovalamasının alegorisi gibi görülür bu kovalamaca. Anlatıcıyı kovalayan, henüz ayrımına varamadığı bir yazgı mı vardır, diye düşünmedim değil daha buralarda iken. Ne ilgisi var, diye düşünebilirsiniz. Şahsi çıkarımım. Saçmalık da olabilir, her neyse..) Yeterince anlayamadığım 27. bölüm dışında romanın altı boş olan hiçbir bölümü yok, diyebilirim.

    Neden böyle bir yol seçtiği yönünde bir fikrim yok ama eğer roman zamandizinsel ya da çizgisel bir anlatıda olsaydı, Pedro Paramo bence aynı güzel tadı vermez, gereksiz tatsız olabilirdi. Yukarıda belirttiğim sıralamaya göre okuduğum zaman gerçekten de romanın bir nebze sıradanlaştığını söylemeliyim. Üstelik anlatımın değişik zamanlardan ve açılardan yapılması konunun daha iyi irdelenmesini, didik didik edilmesini sağladı benim için. Bunu yaparken de yazar ayrıntılı betimlemelerde, anlatmalarda yitip gitmiyor. Anlattığı olayları, yaratıığı kişilikleri sürekli açıklama gereksinimi duyan romancılardan değil. Juan Rulfo’nun çok tutumlu bir dili, yalın bir biçemi var. Diri bir anlatım. Okurda yaratmak istediği etkiye göre bazen düzden, bazen de dolaylı veriyor olayları. Okuma eyleminin canlı olmasını istiyor. Bunun için de okurun merakını hep canlı tutuyor. Zikzaklı anlatım da okuru bu kitaba daha çok bağlıyor, bence. Gabriel Marquez’in bu kitaptan ve Rulfo’dan nasıl etkilendiğini biliyoruz. Nitekim kendisi de Pedro Paramo’nun parçalarının zamanlarını saptırıp onları sıkı bir zamandizinsel sıraya dizdiğini ve ortaya çıkanın farklı bir kitap olduğunu, anlatının gevşek ve yavan kaldığını söylüyor, Juan Rulfo’ya ithafen yazdığı mektupta.

    Elbette romanın konusunu zamandizinsel, çizgisel olarak da düşünebiliriz. Kitaptaki bulgulardan yola çıkarak giderek belirli tarihlere oturtabiliriz.

    Kırk üçüncü bölümde Dorotea, Pedro Paramo’nun ölümünden kısa bir süre önce Los Cristeros savaşlarının başladığını söylüyor. Söz konusu savaşlar 1926-1929 yılları arasında yaşamıştır. Demek ki Pedro, 1926 ile 1928 arasında bir günde ölmüştür. Susana’nın ölümü içinse 1917’de sonuçlanan yedi yıllık Meksika Devrimi savaşlarının son yıllarından birisinin 8 Aralık tarihinden söz edebiliriz. Fausta ve Angeles’in mır mır sohbetlerinden Susana’nın ömrünün son üç yılını Pedro’nun yanında geçirmiş olduğunu çıkarabiliriz. Pedro, anımsayalım, Susana’ya otuz yıl sonra kavuştuğunu söylüyordu. Dolayısıyla Pedro’nun Susana’dan ayrıldığı dönem 1915-1917’den otuz yıl öncesine, yani 1885’lere denk düşüyor. O dönemde Pedro Susana’ya aşık bir genç, yani on beş ile yirmi yaş arasındaydı. Demek ki Pedro Paramo 1865 – 1870 yılları arasında doğmuş olmalı. Bunca hesabı, Pedro Paramo karakterini daha iyi yorumlayabilmek adına dönemin siyasi şartlarını ve yönetim politikasını öğrenmek için yaptım tabii. Çok uzatmadan kısaca değinmek gerekir..

    Bu yıllarda Meksika, kısa süreli Fransa işgalinden ve Fransa’nın getirdiği İmparator Maksimilyen’den kurtulur. İşgal öncesi ve sonrasının Cumhurbaşkanı, büyük reformcu Benito Suarez, Meksika’nın modernleşmesine büyük katkı yapmıştır. Ancak Meksika 1877’den başlayarak Porfuria Diaz’ın yönetimine girmiştir. Bu dönemlerde Diaz art arda seçilmeyi beceren bir aydınlanmış despot görüntüsü çizer. Ülkenin sanayileşmesinde, güzel sanatların gelişmesinde, eğitim kurumlarının açılmasında önemli hizmetleri olur. Bizi ilgilendiren yanı ise, Diaz, bunlarla birlikte sosyal adalet ilkesini göz ardı eder. Onun döneminde gelir dağılımındaki eşitsizlik artar. Özellikle köylülerin koşulları gittikçe kötüleşir. 1894 yılında kamuya ait toprakların ucuza satılması yönünde bir yasa çıkarır. Satın almaya sınır koymamıştır bu yasa ve zengini daha zengin yapar. Pedro Paramo’nun da bu dönemlerde palazlandığını görüyoruz. O da yerel bir reis konumunda olur. Yönettiği topraklarda mutlak egemendir. Her türlü hile ve şere başvurarak, insansal değerleri hiçe sayarak,karşısındakini sindirmek için cana kıymaktan bile çekinmeyerek reislik konumuna gelir. Ancak burada sorulması gereken soru, o topraklardaki insanların buna nasıl izin verdikleridir. Romanda, bu insanların pek azının Pedro’ya karşı çıktığını gördüm. Çoğunluk ise Pedro’nun reisliğini kolayca içselleştirir. İnsan doğasında bazı karanlık yönler bulunur. Bazı koşullarda belirli bir şef, diktatör ya da reisin peşine kolayca takılabilirler. Onsuz yaşayamaz olurlar. Sempati, empati kavramlarını sıkça kullanırız ancak burada iyi bellememiz gereken bir kavram daha mevcut; apati. İnsanın çevreye patolojik ilgisizliği demek. Reisçilik ortamında insanın ruhunu apati sarar. Sorunları görmez, geleceği düşünemez, eleştirilere kulak vermezler. (Pis pis sırıtıyorsunuz değil mi, günümüzü düşünerek? Hayır, o konuya girmeyeceğim.)

    Romanda, bir reisin yönetiminde, toplumun, insanların, insanlığın ne hale gelebileceği anlatılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında romanın güçlü bir siyasi boyutu olduğu çıkarımına ulaşmak işten bile değil. Latin Amerika tarihinde çok görülen, ancak yalnızca Latin Amerika ile sınırlı olmayan tek adam yönetiminin yergisidir Pedro Paramo. Tek adamın egosu uçsuz bucaksız olduğu, kendini dünyaya özdeş gördüğü, dünyanın onsuz yapamayacağını düşündüğü için, tutkuları sınır tanımaz. Herkes, her şey onun güdümüne girsin, her beden, her ruh onun bir parçası olsun ister. Ancak reis de bir insandır. Ne kadar bastırsa, geriye itse de bir insan doğası taşımaktadır. O da sevmek ve sevilmek ister. Yaşadığı hayatın gerçek hayat olmadığını için için bilir ve gerçek hayata karşı konulmaz bir özlem duyar.

    Pedro Paramo’nun Susana’da özlediği tam da budur, zannımca. Ancak reis ya, özlemini gidermesi, Susana’yı her ne pahasına olursa olsun yanına getirmek biçiminde olacaktır. Böylece Susana’yı ele geçirdiğini sanır. Ancak, kısa sürede Susana’nın ruhuna, iç dünyasına hiç ulaşamadığını anlar. Susana’ya ulaşamadığı sürece özlemini duyduğu mutluluğa da ulaşamayacağını bilir. Susana’sız hayat gerçek hayat olmayacağına göre, reis insanca yaşamaya hasret gidecektir. Bunu bilmek korkunç bir bilinçtir. Bu şekilde yaşamak, Pedro için yalnızca Susana’ya da değil genel olarak insanca yaşamaya ve Meksika’nın ruhuna dauzak kalmak anlamına gelir. Bir reisin Meksika’nın ruhunda yeri olmamalıdır. Toplumun reisleşmesi yalnızca insanca değerlere, insanca yaşamaya değil, kendi özüne, kimliğine de yabancılaşmasının sonucudur. Reisleşen toplumların sonu hüsrandır. Yerel ve ulusal düzeyde çeşitli reis deneyimlerini yaşamış Meksika’dan yükselen son derece evrensel bir iletidir Pedro Paramo.

    İyi okumalar olsun..
  • 1-Ankara Fişek Fabrikası (1924)
    2-Gölcük Tersanesi (1924)
    3- Şakir Zümre Fabrikası (1925)
    4-Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)
    5-Alpullu Şeker Fabrikası (1926)
    6-Uşak Şeker Fabrikası(1926)
    7-Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)
    8-Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)
    9-Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)
    10-Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1928)
    11- Ankara Çimento Fabrikası (1928)
    12-Ankara Havagazı Fabrikası (1929)
    13-İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)
    14-Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)
    15-Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Fabrikası (1930)
    16-Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası (1931- Genişletildi)
    17-Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)
    18-Turhal Şeker Fabrikaları (1934)
    19-Konya Ereğli Bez Fabrikası(1934)
    20-Bakırköy Bez Fabrikası (1934)
    21-Bursa Süt Fabrikası (1934)
    22-İzmit Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1934 Temel atma)
    23-Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934 Temel Atma)
    24-Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)
    25-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)
    26-Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)
    27-Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas Buğday Filoları (1934)
    28-Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası (1935 - Tamamlandı)
    29-Kayseri Bez Fabrikası (1934 Temel atma)
    30-Nazilli Basma Fabrikası (1935- Temel atma)
    31-Bursa Merinos Fabrikası (1935 Temel Atma)
    32-Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935 Temel Atma)
    33-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)
    34- Ankara Çubuk Barajı (1936)
    35-Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935)
    36-Barut, Tüfek ve Top Fabrikası (1936)
    37-Nuri Demirağ Uçak Fabrikası (1936- İlk Türk Uçağı NUD-36 üretildi)
    38-Malatya Sigara Fabrikası (1936)
    39-Bitlis Sigara Fabrikası (1936)
    40-Malatya Bez Fabrikası (1937 temel atma- Bu fabrika hariç bütün bez ve dokuma fabrikaları Atatürk'ün sağlığında açılmıştır.)
    41-İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1934- Temel Atma)
    42-Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937- Temel Atma)
    43-Divriği Demir Ocakları (1938)
    44-İzmir Klor Fabrikası (1938- Temel Atma)
    45-Sivas Çimento Fabrikası (1938-Temel Atma)

    NOT: Bu fabrikalar sayesinde 1929-1938 yılları arasında ağır sanayi üretimi %152 artarken toplam sanayi üretimi %80 artmıştır.
    Kömürde %100, Kromda %600, diğer madenlerde %200 artış olurken demir üretimi 0'dan 180.000 tona çıkmış, şeker üretimi 200 misli artmıştır.

    1926'da başlayan şeker üretimi 1927-1930 arasında 5162 tondan 95.192 tona çıkmıştır.
    Tekstil sanayi ülkenin tekstil ihtiyacının %80'ini karşılar duruma gelmiştir.
    Tekstil ürünleri ithalatı 1927'de 51.000.000 Türk Lirası iken bu rakam 1939'da 11.900.000 Türk Lirasına düşmüştür.

    1924-1929 arasında pamuk ürünleri üretimi 70 tondan 3773 tona, yün 400 tondan 763 tona, ipek 2 tondan 31 tona çıkmıştır.
    Yazımızı bir Atatürk sözüyle bitirelim!
    “Türk ulusu, Türk malı alın, Türk parası Türk ülkesinde kalsın!